{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. DİYARBAKIR BAM   6. HUKUK DAİRESİ                                             Esas-Karar No: 2023/63 - 2026/634<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2023/63 <br>KARAR NO\t: 2026/634<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN\t:<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>\t\t<br>DAVANIN KONUSU\t:\tGenel Kurul Kararının İptali <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:\t07/05/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:\t07/05/2026<br><br>Taraflar arasında görülen asıl ve birleşen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>(i) Asıl Dava Yönünden:<br>Davacı vekili; müvekkili şirketin kapalı bir aile şirketi olarak kurulduğunu ve  halen Diyarbakır Ticaret Siciline kayıtlı olarak faaliyet göstermekte olup; her biri 2.000,00 TL'den 500 hisseye bölünmüş toplamda 1.000.000,00 TL kayıtlı sermayeye sahip olduğunu, müvekkili şirketin  mevcut ortaklık yapısında;...... Şti.'nin 488.000,00 TL sermaye karşılığı 244 adet hissesi,.... Ltd. Şti.'nin 436.000,00 TL sermaye karşılığı 218 adet hissesi, ...... Ltd. Şti.'nin 60.000,00 TL sermaye karşılığı 30 adet hissesi, .....'nın 8.000,00 TL sermaye karşılığı 4 adet hissesi.......'ın 2.000,00 TL sermaye karşılığı 1 adet hissesi, ......'ın 2.000,00 TL sermaye karşılığı 1 adet hissesi, ......'nın 2.000,00 TL sermaye karşılığı 1 adet hissesi, .......'nın 1.000,00 TL sermaye karşılığı 0,5 adet hissesi,...'nın 1.000,00 TL sermaye karşılığı 0,5 adet hissesinin bulunduğunu, müvekkili şirkette 218 adet hisse ile ortak olarak kayıtlı bulunan davalı ... Ltd. Şti'nin hisselerinin tümünün (ortakları olan ...'ın 75.000,00 TL sermaye karşılığı 3.000 adet payının, ......'in 5.000,00 TL sermaye karşığı 200 adet payının, ...'nın 20.000,00 TL sermaye karşılığı 800 adet payının) muvazaalı bir biçimde... ... Ltd. Şti.'nin ortaklarından ...'e devredildiğini, böylece... ... Ltd. Şti.'nin, .... Ltd. Şti.'de tek ortağı haline gelen ... üzerinden  dolaylı yoldan müvekkili şirketin ortağı haline geldiğini, bu hususun Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2021/89570 E. sayılı icra takip dosyasına gönderilen müzekkere cevabından öğrenildiğini, .... Ltd. Şti.'nin, bir yandan müşterek mülkte ortaklığın giderilmesi ya da müvekkili şirketin ortaklıktan çıkarılmasını dava konusu ederken diğer yandan müvekkili şirketin ortak mülkteki payını bedelinin çok altında ele geçirmek ve ortak taşınmazdaki payına haksız bir şekilde el atarak hiçbir bedel ödemeksizin kullanmak maksadıyla muhtelif hukuka aykırı yollara tevessül ettiğini, bu nedenle müvekkili şirket ile... ... Ltd. Şti. arasında çok sayıda derdest dava dosyası bulunduğunu, müvekkili şirkette %1 şahsi hissedarlığı bulunan ...'ın, müvekkili şirkete ait taşınmazın bir kısım hisselerini yetkisi olmadığı halde, yetkiliymiş gibi muvazaalı ve hukuka aykırı bir biçimde... ...  Ltd. Şti.'ne sattığını, satış bedelini önce yine yetkisiz olduğu halde müvekkili şirket adına açmış olduğu banka hesabına aktarttığını ve akabinde de buradan kendi şahsi hesabına transfer ederek zimmetine geçirdiğini, Diyarbakır 10. Asliye Hukuk Mahkemesinin 05/10/2020 tarih ve 2018/266 E., 2020/237 K. sayılı kararıyla, ..... Ltd. Şti. ile ... arasında yapılmış olan muvazaalı satışını iptal ederek bu hisselerin tekrar müvekkili şirket adına tesciline karar vermesi sonrasında da... ... Ltd. Şti ile ...'ın işbu davaya konu edilen hukuka aykırı ve muvazaalı tutumlarını ve işbirliklerini devam ettirdiğini, ...'ın bu kez kapalı aile şirketi konumunda olan ve müvekkili şirkete ortaklığı dışında herhangi bir ticari faaliyeti bulunmayan tasfiye sürecindeki .... Ltd. Şti'nin diğer ortakları olan kardeşleri ile birlikte şirketin tasfiyeden dönülmesi kararının alınmasını sağladığını ve sonrasında .... Ltd. Şti.'nin tüm şirket hisselerinin müvekkili şirket ile arasında menfaat çatışması olan, karşılıklı çok sayıda derdest dava bulunan... ... Ltd. Şti.'nin %50 ortağı olan ...'e devretmek suretiyle... ... Ltd. Şti.'nin dolaylı yollardan müvekkili şirket hissedarı olmasını sağladığını, böylece daha önce muvazaalı olduğu Diyarbakır 10. Asliye Hukuk Mahkemesi kararı ile de tespit edilerek iptal edilmiş olan tapu devir işleminin hukuki ve mali sonuçlarını bertaraf ederek... ... Ltd. Şti.'nin .... Ltd. Şti. üzerinden bu taşınmazlar üzerinde hak sahibi olmasını sağlayarak tapu iptaline yönelik yargı kararının yaratmış olduğu sonuçları telafi etmeyi amaçladığını, davalı .... Ltd. Şti.'nin dava konusunu oluşturan tüm hisselerinin ...'e satışına ilişkin işlemin gerçek bir satış işlemi olmadığını, davalı .... Ltd. Şti.'nin müvekkili şirkete ortaklığı dışında gelir getirici hiçbir ticari faaliyeti olmadığını, ...'ın diğer aile bireyleri ile birlikte, kapalı aile şirketi hüviyetinde olup tasfiye halinde olan müvekkili şirketin hissedarlarından .... Şti.'nin hisselerini önce ...e ve sonrasında ise yine kapalı bir aile şirketi hüviyetinde olan davalı .... Ltd. Şti.'ne devrini sağlayarak .... Ltd. Şti.'nin müvekkili şirketteki hisse sayısını arttırmayı amaçladığını, bilahare .... Ltd. Şti.'nin tüm hisselerinin kapalı bir aile şirketi olan... ... Ltd. Şti.'nin ortağı olan ...'e devrini gerçekleştirerek zincirleme halinde iç içe geçmiş muvazaalı işlemler gerçekleştirdiğini, böylece... ... Ltd. Şti.'ne haksız ve muvazaalı bir biçimde yapıldığı yargı kararı ile ortaya çıkmış olan tapu devir işleminin iptaline yönelik olumsuz sonuçlar ile taraflar arasında yaşanan hukuki ihtilafların muhtemel diğer sonuçlarını bertaraf etmek, .. ... Ltd. Şti.'yi ... üzerinden dolaylı yoldan da olsa müvekkili şirkete hissedar haline getirerek yönetim ve karar alma mekanizmaları üzerinde hukuki hak sahibi olmasını sağlamanın amaçlandığını beyanla davalı şirketin ........ Noterliğinin ... tarih ve .....yevmiye sayılı işlemiyle onaylanmış olan  22/04/2021 tarihli 2021-02 sayılı genel kurul kararıyla gerçekleştirmiş olduğu kötü niyetli ve muvazaalı hisse devri işleminin geçersiz/hükümsüz olduğunun tespiti ile iptaline, davalı şirket hisselerinin davanın muhtemel hukuki sonuçlarını bertaraf etmek amacıyla kötüniyetli bir şekilde 3. kişilere devrinin önlenmesi için bu hisseler üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ....... Ltd. Şti vekili; davacı şirket tarafından açılan davada müvekkili şirket ve şirket ortağı aleyhindeki asılsız ve dürüstlükle bağdaşmayan tüm beyan ve iddiaları reddettiklerini, davacının talep sonucunu isteme hak ve yetkisinin olup, olmadığının belirlenmesi gerektiğini, davacı .... A.Ş.'nin müvekkili şirkette bir ortaklığı veya paydaşlığı olmadığını, davacı şirketin hangi sıfat ve hukuki sebebe dayalı olarak müvekkili şirketin genel kurul kararını istediğinin belirsiz olduğunu, 6102 sayılı TTK m. 446 hükmüne göre dava açabilecek kişilerin pay sahipleri, yönetim kurulu veya yönetim kurulu üyesi olacağının açıkça düzenlendiğini, 6102 sayılı TTK hükümlerine göre davacı şirketin, müvekkili şirkete ait genel kurul kararı hakkında dava açabilecek kişiler arasında olmadığı dikkate alındığında davacının dava açma/aktif dava ehliyeti olmadığının aşikar olduğunu, bu nedenle davanın doğrudan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı şirketin kapalı bir aile şirketi olduğu ifade edilmiş ise de, bu iddia ve ifadenin doğru olmadığını, aynı dava dilekçesi içeriğinde davacı şirketin ortaklık yapısı açıklanırken, davacı şirketin hakim ortaklarının .. Ltd. Şti., müvekkili ... Ltd. Şti. ve ... Ltd. Şti. olduğunun ifade edildiğini, davacı şirketin kurucuları ve ortakları arasında başka tüzel kişilerin bulunduğunun açıkça kabul ve beyan edildiğinin görüldüğünü, hakim ortakları başka tüzel kişilerden oluşan davacı şirketin bir aile şirketi olduğunu ifade etmenin hukuka ve hayatın tabii akışına aykırı bir beyan olduğunu, davacı şirket ana sözleşmesinde, davacı şirkete ortak olan şirket tüzel kişilerde meydana gelecek ortaklık değişikliklerini veya davacı şirket paylarının başkalarına devrini yasaklayan bir sözleşmesel veya kanuni bir engel olmadığını, davacı şirketin ana sözleşmesinde de, şirketin aile şirketi olduğuna ve aile bireyleri dışında başkasına pay devir ve temlikinin yasaklanmasına dair bir hüküm olmadığını, aksine davacı şirketin ortaklarının tüzel kişilerden oluşması, davacı şirket paylarının aile bağı ilişkilerinden bağımsız ve ortaklardan bağımsız bir şekilde davacı şirket paylarının kolayca tedavül edilmesinin amaçlandığını, davacının bu konudaki beyanlarının doğru olmadığını, dava dilekçesi içeriğinden anlaşılacağı üzere davacı şirketin müvekkili şirket üzerinde hiçbir hak veya yetkisinin söz konusu olmadığını, müvekkili şirketin, davacı şirketin paydaşı/sermaye sahiplerinden biri olduğunu, bu yönü ile davacı şirketin, müvekkili şirketin aktifine ve malvarlığına dahil olan bir malvarlığı olduğunu, müvekkili şirketin, davacı şirketin paydaşı olduğu ve davacı şirketin ortaklık paylarının yarısının müvekkili şirket mal varlığına dahil olduğu gözetildiğinde, davacının hukuki olarak müvekkili şirket tüzel kişiliği ve şirket payı üzerinde hiçbir hak ve yetkisinin olmayacağını, aksine davacı şirketin müvekkili şirket mal varlığına dahil olan bir sermaye şirketi olduğunu, bu yönü ile de davacı şirketin müvekkili şirket aleyhinde dava açma ve kendi paydaşı olan şirket aleyhinde tedbir kararı isteme hakkı veya sıfatının bulunmadığını, davacı şirketin ticaret sicil kayıtları incelendiğinde müvekkili şirketin evvelden beri davacı şirketin paydaşı olduğunu ve halen bu paydaşlığını muhafaza ettiğini, müvekkili şirketin, hukuki olarak bir tüzel kişi sıfatıyla ortaklarından bağımsız hukuki bir varlığa ve mal edinme hakkına sahip olduğunu, müvekkili şirketin ortaklık yapısının değişmesinin davacı şirketin ortağının değişmesi sonucunu doğurmadığını, müvekkili şirketin, davacı şirkette 436.000,00 TL kayıtlı sermayeye karşılık gelen 218 adet kayıtlı anonim şirket payı mevcut iken, 09/04/2021 tarihli “Anonim Şirket Pay Devir ve Temliki Sözleşmesi” ile .....’a ait 2.000,00 TL sermayeye karşılık gelen 1 adet şirket payını, .....’ya ait 1.000,00 TL sermayeye karşılık gelen 0,5 adet şirket payını, .......’ya ait 1.000,00 TL sermayeye karşılık gelen 0,5 adet şirket payını, daha evvel.... ... Ltd. Şti. adına kayıtlı iken, bu şirketin tasfiyesi ve şirket ortaklar kurulu kararı ile nedeniyle şirket ortağı olarak...’e devredilmiş olan 60.000,00 TL sermayeye karşılık gelen 30 adet şirket ortaklık paylarının tamamını devir ve temlik alarak davacı şirkette 250 paya karşılık gelen 500.000,00 TL kayıtlı sermayenin sahibi olduğunu, müvekkili şirketin bu pay devir alımlarının tamamı noter huzurunda yapılan \"Anonim Şirket Pay Devir ve Temlik Sözleşmeleri\" ile yapıldığını, bu devirler sonucu müvekkili şirketin ortaklık payının 250 pay olduğu hususunun davacı şirkete noter aracılığı Nisan-2021 tarihinde bildirildiğini, davacı şirketin, müvekkilinin davacı şirketteki pay miktarı hakkındaki beyanın da gerçeği yansıtmadığını, pay devirleri ile birlikte müvekkilinin davacı şirketteki 250 payın sahibi olduğunu ve pay devri yapan kişilerin paydaşlık sıfatlarının sona erdiğini, davacı şirketin paydaşları arasında isimleri beyan edilen ...... ve .... isimli şahısların daha önceden şirkette paydaş olan kişiler arasında yer almadığını, bu kişilerin nasıl paydaş hale geldiğinin belirsiz olduğunu, davacının ihtiyati tedbir talebinin hukuki temelden yoksun olduğunu, iptali istenen genel kurul kararının, müvekkili şirketin eski ortaklarının noter yolu ile limited şirket paylarını müvekkile devretmeleri işlemine bağlı olarak gelişen şirket ortaklığından ayrılma ve yeni ortaklık yapısına göre şirketi temsile yetkili kişinin belirlenmesine ait açıklayıcı bir karar olduğunu, kurucu etki doğuran bir karar olmadığını, davacının açtığı davada, görevsiz mahkemece verilen ihtiyati tedbir kararının hukuki olmadığını, davacı şirketin, anonim şirket türünde bir tüzel kişilik olarak ortakları olan tüzel kişilerin yapıları ve ortak olan şahıslara karşı hiç bir halde dava açma hak ve yetkisinin olmadığını, bu amaçla açılan davalar için bir tedbir kararı verilemeyeceğini, müvekkili şirketin aktifinde olan davacı şirketteki 250 adet anonim şirket paylarının sadece kaydi değeri 500.000,00 TL olduğunu, bu ortaklık paylarının gerçekte temsil ettiği değer ve davacı adına kayıtlı taşınmaz hisseleri dikkate alındığında dava tarihi itibari ile 5.000.000,00 TL'nin dahi çok üzerinde iken, 100.000,00 TL olarak gösterilen dava değeri üzerinden %20 teminat karşılığında tedbir kararı vermesinin de hukuka aykırı olduğu gibi, verilen karar ile müvekkili şirketin kısıtlanan tasarruf hakkı arasında açık orantısızlık doğurduğunu açıklayarak davacı tarafından müvekkili aleyhinde açılan davanın aktif dava ehliyeti yokluğu ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>(ii) Birleşen Dava Yönünden:<br>Davacı vekili; davacı şirkette hissedarlığı bulunan .... Ltd. Şti'nin hisselerinin, davacı şirketle çok sayıda ihtilafın ve davanın tarafı olan... ... Ltd. Şti.'nin %50 oranında ortağı olan davalılardan ...'e ..... Noterliğinin ..... tarih ve...... yevmiye numaralı işlemiyle onaylanmış olan 22/04/2021 tarihli 2021-02 sayılı genel kurul kararıyla diğer davalılarca gerçekleştirilen kötüniyetli ve muvazaalı hisse devir işleminin geçersiz/hükümsüz olduğunun tespitine ve iptaline karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı ... vekili; davacı .... A.Ş.'nin müvekkilinin ortağı olduğu .... Ltd. Şti.'de bir ortaklığı veya paydaşlığı olmadığını, davacı şirketin hangi sıfat ve hukuki menfaat ihlali sebebine dayalı olarak müvekkilinin aldığı limited pay devrini ve şirketin genel kurul kararının geçersizliğini istediğinin belirsiz olduğunu, 6102 sayılı TTK m. 446 hükmüne göre dava açabilecek kişilerin pay sahipleri, yönetim kurulu veya yönetim kurulu üyesi olacağının açıkça düzenlendiğini, davacı şirketin, müvekkilinin aldığı pay devirlerini ve bunların onaylanmasına ilişkin genel kurul kararının iptalini dava edebilecek hak ve sıfata sahip olmadığını, davacının dava açma/aktif dava ehliyeti olmadığını, davacının aktif dava ve dava takip yetkisi olmadığı gibi, bu davayı açmakta hukuki menfaati de bulunmadığını, bu nedenle davanın doğrudan usulden reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın nisbi harca tabi olduğu halde eksik harçla dava açıldığını, bu nedenle davanın işlemden kaldırılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkili ile diğer davalılar arasında gerçekleşen limited şirket pay devri sözleşmelerinin tamamen ticari ve gerçek bir satış olduğunu, bu sözleşme gereğince limited şirket paylarını satan ve alan tarafların üzerine düşen edimleri yerine getirdiğini ve pay devir sözleşmelerinin resmi şekle uyulmak ve şirket genel kurulunda onaylanmak suretiyle sözleşme taraflarının iradelerine uygun olarak hayata geçirildiğini, bu nedenle 3. şahıs konumunda olan davacı tarafından bu işlemlerin muvazaalı olduğunu ileri sürülmesinin hukuka ve hayatın tabii akışına aykırı olduğunu, davalı taraflar arasında muvazaalı işlem yapılmasını gerektirecek bir neden bulunmadığını, davalılar arasındaki limited şirket pay devrinin davacı şirketin hukuki menfaatini etkileyecek nitelikte de olmadığını, davacı şirketin ... Ltd. Şti.'de bir ortaklığı olmadığını, ... Ltd. Şti.'nin eski ve yeni ortakları arasında gerçekleşen limited şirket pay devir sözleşmesinin de tarafı olmadığını, sözleşmelerin nisbiliği ilkesi gereğinde davacının tarafı olmadığı bir sözleşmenin iptalini talep ve dava etmesi hukuken mümkün olmadığını, taraflar arasındaki limited şirket pay satışı işleminde davacı şirketin tarafı veya hukuki menfaati etkilenen bir kişi olmadığını, bu nedenle de davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, davacı tarafın huzurdaki davadaki taleplerinin esas itibari ile davalıların mülkiyet ve tasarruf hakları kapsamında yaptıkları şirket pay devri ve temliklini iptalini isteyerek davalıların sözleşme özgürlüğüne ve mülkiyet hakları üzerindeki tasarruf yetkilerinin hukuka aykırı olarak engelleme amacını taşıdığını, limited şirket payının, hukuki olarak menkul niteliğinde bir malvarlığı değeri olduğunu beyan ederek; davanın aktif dava ehliyeti yokluğu ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalılar ..., .... ve ... vekili; müvekkili .....'ın, davacı şirketin Diyarbakır Ticaret Sicil Müdürlüğünde kayıtlı olup 17/01/2018 tarihinde ticaret sicilinde tescil edilen ve 05/02/2018 tarihli sicil gazetesinde ilan edilmiş olan kararında, . .... ile birlikte davacı şirketin münferit imzaları ile temsil ve ilzam edeceğinin belirlendiğini, ilgili kararın alındığı tarihe dek sadece davacı şirketin ortağı .......'nın davacı şirketle ilgilendiğini, müvekkili davalının, davacı şirketle olan irtibatını kesmek istediğini, İstanbul'da ikamet ediyor olması nedeniyle, davacı şirketle ilgilenemediğini babasının kuzeni olan ....'ya defalarca dile getirdiğini, bunun üzerine şirket ortağı ......'nın, müvekkili davalıya da yetki verilmesini önerdiğini, bu yetki ile birlikte müvekkilinin şirketteki haklarını, kendi payına düşen gayrımenkul hissesini 3. kişilere satarak tahsil edebileceğini açıkça söylediğini, ilgili tarihe dek müvekkilinin şirkette fiilen yönetsel bir görevinin olmadığını, salt davalı şirkete ait gayrımenkulün kendi hissesine düşen kısmın satılabilmesi için müvekkiline bu yetkinin verildiğinin aşikar olduğunu, kaldı ki müvekkilinin gayrımenkülü sattıktan sonra davacı şirketteki hisselerinin varlığına rağmen, şirketten huzur hakkı, kar payı, maaş vb. her hangi bir ad altında ödeme almamasının da gayrimenkulün satışı ile müvekkilinin haklarını aldığı konusunda her iki tarafın örtülü anlaşması ile mutabık olduğunun açık olduğunu, 17/01/2018 tarihli yönetim kurulu kararına konu evrakların, diğer ortak ..... ve onun kontrolündeki kişiler tarafından hazırlandığını ve o tarihte vefat etmiş olan müvekkilinin abisi .......'nın da toplantıya katılmış gibi yazıldığını, bu evrakı hazırlayanın şirkette fiilen asıl yetkili olan ....olduğunu, müvekkili davalı ......'nın aslında .......tarafından kasıtlı olarak yapılan bu hatayı fark etmediğini ve yönetim kurulu kararının bu şekilde tescil edilmesiyle müvekkilinin davacı şirketi münferit imza ile temsil ve ilzam etmeye başladığını, müvekkilinin bu yetki mucibince ...... parselde tapuya kayıtlı 136 adet bağımsız bölümdeki hissenin yarısını (kendi hakkı olan kısmı) satıp 3. kişiye devrettiğini, bu satış üzerine davacı şirketin ilk olarak 17/01/2018 tarihli yönetim kurulu kararının batıl olduğu gerekçesiyle Diyarbakır 7. Asliye Hukuk Mahkemesi'nde dava açtığını, adı geçen mahkemenin 2018/256 E., 2019/94 K. sayılı kararı ile yönetim kurulu kararının batıl olduğunun tespitine karar verildiğini, karar tarihi devir tarihinden sonra ise de ...'ın iştirak ettiği toplantıda ölü olan .......a'nın yer almaması nedeniyle alınan kararların usulsüz olduğunu bilebilecek durumda olmasının gerekçe gösterildiğini, ancak mahkemece hakkaniyetsiz ve isabetsiz bir karar verildiğini, zira toplantıya katılan ve bizzat evrakları hazırlayan ......'nın da vefat etmiş olan ......'nın amcası olup ölüm olayını kendisinin de bilebilecek durumda olduğunu ve kötüniyetli şekilde evrakları hatalı olarak hazırlayan ve müvekkilinin dikkatsizliğinden faydalanan .......'nın kötüniyetinin mahkeme tarafından korunduğunu, hukukun asla korumadığı muvazaadan faydalanamamak prensibinin yerle bir edildiğini, ilgili mahkeme kararının kesinleşmesi ile davalı şirketin Diyarbakır 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde müvekkilinin davalı yanca satılmış olan gayrımenkulün yolsuz şekilde tescil edilmesi gerekçesiyle açtıkları davada adı geçen mahkemenin 05/10/2020 tarihli, 2018/266 E., 2020/237 K. sayılı kararının davacı şirket lehine sonuçlandığını, müvekkili .......'nın, gayrimenkul satışına karşı verdiği sözü tutmak adına, dava dilekçesine konu hisse devrini yaptığını, gayrimenkul satışı karşılığı bedel aldığı için hisse devrine karşılık herhangi bir bedel almadığını, dava dilekçesine konu hisse devrinin müvekkillerinin özgür iradesi ile gerçekleştirildiğini ve karşılığında bedel alınmadığını, müvekkillerinin ortağı ve paydaşı oldukları ..... Ltd. Şti.'deki paylarını gerçek iradelerine ve yasal prosedüre uygun olarak diğer davalı ...'e devrettiğini ve bu şirket ortaklığından çıktıklarını, limited şirket pay devir sözleşmelerinin gereği ve icrası kapsamında da yapılan bu pay devirlerinin şirket genel kurulunca usulünce uygun olarak onaylandığını ve ticaret sicil gazetesinde ilan edildiğini, müvekkillerinin sahibi ve maliki oldukları limited şirket ortaklık payları üzerinde mülkiyet hakları bulunduğunu,  bu mülkiyet hakları kanuna uygun olarak dilediği gibi tasarrufta bulunma ve sözleşme haklarına sahip olduğunu, müvekkillerinin kanuna ve iradelerine uygun olarak yaptıkları tasarrufi işlemlerin davacı tarafından iptalinin talep edilmesinin hukuken korunamayacağını, yapılan satış işleminin davacı şirketin hukuki durumunu etkileyen bir satış olmadığını, davacının ortaklık yapısında bir değişiklik olmadığını, yapılan işlemin tamamen müvekkillerinin paydaşı oldukları şirketi gerçek iradelerine uygun olarak diğer davalıya satıp devretmek, bu suretle hem ..... Ltd. Şti.'deki paydaşlıktan hem de bu şirket tüzel kişiliği nedeniyle davacı şirketteki anonim şirketle bağlantılarını sonlandırdıklarını, davacı şirketin hiç bir ticari faaliyeti bulunmadığını, bu şirketteki ortak olan...'nın müvekkillerine karşı husumeti ve davacı şirket faaliyeti hakkında bilgi vermemesinin ve şirket tüzel kişiliğini kendi kişisel menfaatleri doğrultusunda kullanmaya çalışması, evrakta sahtecilik yapması ve bu kişi ile ortaklığın devam edilemez hale gelmesi nedeniyle müvekkillerinin gerçek iradelerine uygun olarak ...... ile olan ortaklık ilişkilerini sonlandırdığını ve davacı şirkette ortak olan....... Ltd. Şti.'ne ait paylarının tamamını ...'e satıp ve şirketi devrettiklerini, bu satışın gerçek iradeye uygun olduğunu, hiç bir muvazaalı durumun söz konusu olmadığını, gerçek irade ile yapılan işlemlerin birbirine tamamen uygun olduğunu, davacı taraf iddialarının hukuki ve fiili temelden yoksun olduğunu beyan ederek; davanın aktif dava ehliyeti yokluğu ve esas yönünden reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde; davacı tarafından asıl ve birleşen dosyada davalıların muvazaalı işlem ile kendi ortaklık yapısı değiştirilmeye çalışıldığı iddia edilmiş ise de, davacı bir sermaye şirketi olup kendisinin ortakların kişiliğinden bağımsız ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu, gerçek ve tüzel kişilerin Anayasa’nın 35. maddesi uyarınca mülkiyet hakkı kapsamında meşru bir şekilde mülkiyet edinmesinin engellenemeyeceği, davacının ortağı olan . ... Ltd. Şti. içerisinde yapılan bir hisse devrinin davacının ortaklık yapısını değiştirmediği, davacı kendi ayrı bir kişi olduğundan bu devir sebebiyle hak ve menfaatlerinin etkilendiğinden bahsedilemeyeceği, davacı şirketin davalılardan herhangi bir alacağı bulunmadığından ilerde gerçekleşmesi muhtemel bir zarardan da söz edilmediğinden, davacının yapmış olduğu veya yapacağı işlemler sebebiyle ortakların hak ve menfaatlerinin zarar görmesi halinde yönetim kurulunun sorumluluğuna başvurulabileceğinden, davacının işbu esas ve birleşen dava yönünden dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığı gerekçesiyle; esas ve birleşen dava yönünden davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığından esas ve birleşen davanın ayrı ayrı usulden reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı, asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran asıl ve birleşen davada davacı vekili; İlk Derece Mahkemesinin kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin ihtiyati tedbir kararı vererek davayı açmada hukuki menfaatin bulunduğu kabul etmesine rağmen bu kararıyla çelişir biçimde davayı usulden reddetmesinin haksız ve hukuka aykırı olduğunu, İlk Derece Mahkemesinin davalıların cevap dilekçesinde, iptalini istedikleri genel kurul kararına konu devir işlemlerinin bedelsiz ve muvazaalı bir biçimde yapıldığını kabul ve ikrar etmelerini hukuki değerlendirme yaparken hiçbir şekilde dikkate almadığını, aynı şekilde, karar duruşmasında veya karardan bir gün önce dosya arasına alındığı görülen Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının 2021/54290 esaslı (2022/47790 soruşturma no) sayılı soruşturma dosyasına davalı ... ile ağabeyi Hasan İpek'in polis tarafından alınmış olan davalı şirket hisselerinin devirlerine ilişkin ifadelerinin dikkate alınmamış olmasının da  dava dosyasında eksik incelemeye dayalı hüküm kurulduğunu gösterir nitelikte olduğunu, soruşturma kapsamında 20/05/2022 tarihinde Diyarbakır KOM Şube Müdürlüğü/Mali Suçlar Büro Amirliğinde şüpheli sıfatıyla ifade veren... ... Ltd. Şti.'nin ortaklarından Hasan İpek'in ifadesinde hukuka aykırı, kötüniyetli ve muvazaalı tutum ve işlemlerini tereddüte yer vermeyecek bir açıklıkla anlattığını, ........'in bu ifadesinde müvekkili şirkete ait gayrimenkule ait bir kısım hisseleri davalı ......'dan satın aldıklarını, davacı şirketin Diyarbakır 10. Asliye Hukuk Mahkemesinde dava açması üzerine davalı şirketin tüm hisselerini davalı ......'dan bu davada aleyhlerine çıkacak olumsuz bir sonuca karşılık teminat olarak bedelsiz aldıklarını beyan ve ikrar ettiğini, İlk Derece Mahkemesinin, \"hisse devir işlemlerinin usule uygun gerçekleştiğini, bu konuda bir uyuşmazlık bulunmadığı\" tespitinin de yerinde olmadığını, kapalı bir aile şirketi hüviyetinde olan ve halen... ... Ltd. Şti. ile çok sayıda hukuki ihtilafı bulunan davacı müvekkili şirketin ekonomik bağımsızlığını ve kendi ortaklık yapısını korumakta ve çıkar çatışması olan tüzel veya özel kişilerin kendi ortaklık yapısında yer almasını engellemekte güncel ve somut hukuki yararının bulunduğunun tartışmasız olduğunu, davacı müvekkili şirketin 6102 sayılı TTK'nın 493. maddesindeki hakka dayalı olarak açıklamış olduğu pay devrinin reddi ve bedeli mukabili satın almaya yönelik irade beyanının yaratmış olduğu hukuki sonuçları bertaraf etmek ve dolanmak amacını taşıyan dava konusu işlemin iptalini talep etmede hukuki yararı bulunduğunu, huzurdaki davanın ikamesinden sonra, davalılardan ...... Ltd. Şti. tarafından müvekkili davacı şirket aleyhine Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/686 E. sayılı davasının açıldığını, huzurdaki dava ile 2022/686 E. sayılı davalar arasında doğrudan irtibat bulunduğunu, davaların birleştirilmesi gerektiğini beyan ederek istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Asıl ve birleşen dava, davacı şirketin tüzel kişi ortağı olan asıl dosya davalısı..... Ltd. Şti.'nin hisselerinin tamamının birleşen dosya davalıları ..., ... ve ... tarafından birleşen dosyada diğer davalı ...'e şirket genel kurul kararı ile muvazaalı olarak devredildiği iddiasıyla 6098 sayılı TBK'nın 19. maddesi kapsamında hisse devri işleminin hükümsüz olduğunun tespiti ile iptali istemine ilişkindir. <br>Dosya kapsamındaki ticaret sicil kayıtları ile diğer bilgi ve belgelerin incelenmesinden;<br>►Davacı .... .A.Ş.'nin 250.000,00 TL sermaye ile 24/12/1998 tarihinde kurulduğu, esas sermayeyi temsilen toplam 500 adet paydan ... Ltd. Şti.'nin 492.000,00 TL sermaye karşılığı 246 adet pay, . ... Ltd. Şti.’nin 436.000,00 TL sermaye karşılığı 218 adet pay, ..... Ltd. Şti.’nin 60.000,00 TL sermaye karşılığı 30 adet pay, ...’nın 8.000,00 TL sermaye karşılığı 4 adet pay, ...’ın 2.000,00 TL sermaye karşılığı 1 adet pay, .....’nın 1.000,00 TL sermaye karşılığı 0,5 adet pay, ...’nın 1.000,00 TL sermaye karşılığı 0,5 adet pay sahibi olduğu,<br>►Davalı ... Ltd. Şti.’nin 100.000,00 TL sermaye ile 20/11/2006 tarihinde kurulduğu, şirket ortaklarından ...’ın 75.000,00 TL sermaye karşılığı 3.000 adet payını .... Noterliğinin .... tarih ve ..... yevmiye sayılı pay devir sözleşmesiyle, ...’in 5.000,00 TL sermaye karşılığı 200 adet payını ...... Noterliğinin .....tarih ve ......yevmiye sayılı pay devir sözleşmesiyle, ...’nın 20.000,00 TL sermaye karşılığı 800 adet payını ..... Noterliğinin ..... tarih ve ..... yevmiye sayılı pay devir sözleşmesiyle ...’e devrettiği,<br>►Pay devirleri sonucunda ....... Ltd. Şti.'nin .....tarih ve ....... sayılı genel kurul kararı ile devrin kabulüne ve devir hususunun şirket pay defterine işlenmesine karar verildiği, işbu devirlere dair keyfiyetin Türkiye Ticaret Sicili Gazetesi’nin .....tarih ve ...sayısında yayınlandığı, ticaret sicil kayıtlarında esas sermayeyi temsilen toplam 4000 adet pay sahibinin ve münferiden temsile yetkilinin ... olduğu,<br>anlaşılmaktadır.<br>6100 sayılı HMK m. 114(1)-h hükmünde davacının dava açmakta hukukî yararının bulunmasının bir dava şartı olduğu hususu açıkça vurgulanmıştır. Burada sözü edilen hukukî yarardan maksat, davacının sübjektif hakkına hukukî korunma sağlanması hususunda mahkemeye başvurmasında hâlihazırda hukuken korunmaya değer bir yararının bulunmasıdır. Bir başka ifadeyle, davacı hakkına kavuşmak için, hâlihazırda mahkeme kararına muhtaç bir konumda değilse onun hukukî yararının bulunduğundan söz etmek mümkün değildir. <br>Tespit davası bir hukukî ilişkinin saptanmasına yönelik olmakla birlikte, diğer davalarda olduğu gibi, tespit davasında da hukuki yarar bulunması zorunludur. Bir tespit davasının kabule şayan olabilmesi için, bu davanın konusunu oluşturan hukuki ilişkinin var olup olmadığının mahkemece hemen tespit edilmesinde davacının menfaatinin (hukuki yararının) bulunması gerekir.<br>Tespit davasında; eda davasından ve inşai davadan farklı olarak, davacının böyle bir menfaatinin bulunduğu varsayılmaz. Tespit davasında davacı, kendisi için söz konusu olan tehlikeli veya tereddütlü durumun ortaya çıkaracağı zararın, ancak tespit davası ile giderilebileceğini kanıtlamalıdır. Çünkü tespit davası, hukuki bir durum ya da hak henüz inkar ya da ihlal edilmeden, yani herhangi bir zarar doğmadan açılabildiğinden, menfaatin doğmuş ve güncel olması gereğinin bir istisnası olarak ortaya çıkmıştır. <br>Davacının hukuki ilişkinin derhal tespitinde menfaatinin (hukuki yararının) varlığı için öncelikle davacının bir hakkı veya hukuki durumu güncel (halihazır) ve ciddi bir tehditle karşı karşıya olması gerekir. Bu tehdit çoğunlukla davalının davranışları ile ortaya çıkar. Bu tehdidin davacı için bir tehlike oluşturabilmesi, bu tehdit nedeniyle, davacının hukuki durumunun tereddüt içinde olmasına ve bu hususun, davacıya zarar verebilecek nitelikte bulunmasına bağlıdır (Yargıtay HGK'nun 22/05/2013 gün ve 2013/22-561 E., 2013/733 K. sayılı; 01/02/2012 gün ve 2011/10-642 E., 2012/38 K. sayılı ilamları).<br>Yukarıda anılan ilke ve esaslar çerçevesinde somut olayda, asıl dosyada davalı .... Ltd. Şti.'nin asıl ve birleşen dosyada davacı .... A.Ş.'de pay sahibi olduğu, limited şirketlerde genel kurul kararlarının hükümsüzlüğü davalarında 6102 sayılı TTK m. 622 hükmü atfıyla uygulanan anonim ortaklıkların genel kurul kararlarının iptalini ve butlanını düzenleyen aynı Kanun’un 445 vd. uyarınca davacı taraf genel kurul kararlarına karşı iptal davası açabilecek kişiler arasında sayılmamış ise de 6098 sayılı TBK'nun 19. maddesine dayalı olarak talepte bulunulduğu, asıl dosyada davalı ...... Ltd. Şti.'deki payın devirlerinin 6102 sayılı TTK m. 595 hükmündeki düzenlenme uyarınca usul ve yasaya uygun olduğu, bu konuda herhangi bir ihtilaf bulunmadığı, hisse devrinin muvazaa nedeniyle geçersizliğinin tespitine karar verilmesi ve/veya hisselerin tekrar birleşen dosyada davalılar ..., ... ve ... adına tescil edilmesi halinde davacının elde edebileceği menfaat hususunda herhangi somut bir ispat bulunmadığı ve bu yönde karar verilmesi halinde bunda davacının herhangi bir hukuki menfaatinin bulunmadığı, davacı tarafından davalıların muvazaalı işlem ile kendi ortaklık yapısı değiştirilmeye çalışıldığı iddia edilmiş ise de davacı bir sermaye şirketi olup kendisinin ortakların kişiliğinden bağımsız ayrı bir tüzel kişiliği bulunduğu, asıl ve birleşen dosyada davacı ....... A.Ş.'de pay sahibi olan asıl dosyada davalı ... ... Ltd. Şti. bünyesinde yapılan pay devirlerinin davacının ortaklık yapısını değiştirmediği, pay devirleri sebebiyle asıl ve birleşen dosyada davacı ...... A.Ş.'nin hak ve menfaatlerinin etkilendiğinden bahsedilemeyeceği, asıl ve birleşen dosyada davacı şirketin asıl ve birleşen dosyada davalılardan herhangi bir alacağı bulunduğunun da iddia edilmediği, asıl dosyada davalı ....... Ltd. Şti.'nin ana sözleşmesinde bağlam, önalım gibi pay devirlerini kısıtlayan herhangi bir hüküm de bulunmadığı, bu durumda İlk Derece mahkemesince asıl ve birleşen dava yönünden davacının dava açmakta hukuki menfaati bulunmadığından davaların usulden reddine karar verilmesinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı, davacı tarafın bu yöne ilişkin istinaf itirazlarının yerinde olmadığı, her ne kadar davacı tarafça Diyarbakır Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/686 E. sayılı dosyası ile işbu dava dosyası arasında doğrudan irtibat bulunduğunu davaların birleştirilmesi gerektiği iddia edilmiş ise de, söz konusu 2022/686 E. sayılı davanın, ...... A.Ş.'deki .......Ltd. Şti.’nin 30 adet payı, ...’ın 1 adet payı,........’nın 0,5 adet payı, ......’nın 0,5 adet payı olmak üzere toplam (32) adet payın ...... Ltd. Şti.'ye<br> devrine ilişkin keyfiyetin ..... A.Ş.'nin pay defterine kaydına ilişkin olduğu, bu dava ile doğrudan bir hukuki ya da fiili bağlantısı olmadığından davacı vekilinin bu yöne değinen istinaf itirazının da yerinde olmadığı anlaşıldığından, davacı tarafın asıl ve birleşen davaya yönelik tüm istinaf itirazlarının esastan reddine karar verilmiştir.<br>Yukarıda belirtilen sebeplerle Dairemizce yapılan değerlendirmede; İlk Derece Mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı, incelemenin istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmadığı, asıl ve birleşen dosyada davacı vekilinin istinaf başvurusunun yerinde olmadığı anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b-1 maddesi uyarınca asıl ve birleşen dosyada davacı tarafın istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir.<br><br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)  Asıl ve birleşen dosyada davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-1 hükmü gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>2-) 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilâm harcından davacı tarafça yatırılan 80,70 TL peşin harcın MAHSUBUNA, bakiye 651,30 TL istinaf karar harcının davacıdan tahsili ile Hazineye GELİR KAYDINA,<br>4-) İstinaf yargılama giderlerinin istinaf eden davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davalı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) hükmü uyarınca kararın kesin olmaması nedeniyle Dairemizce taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361. ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. fıkrası hükümleri gereğince, Dairemizin kararının tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, Yargıtay nezdinde TEMYİZ KANUN YOLU AÇIK olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.<br>07/05/2026<br><br>\t\t\t\t<br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince güvenli elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4865bd6fb5a4bb7f","SID":"e3f1bccae7192f75"}}