{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2026/809 <br>KARAR NO: 2026/945 <br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 23/10/2024<br>ESAS NO: 2022/372 <br>KARAR NO: 2024/914<br>DAVANIN KONUSU: Ticari Bankacılık İşlemlerinden Kaynaklanan Davalar (Alacak)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 30/04/2026<br>İSTİNAF KARAR <br>YAZIM TARİHİ: 04/05/2026<br>KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 23/10/2024 tarih ve 2022/372 E - 2024/914  K kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine yapılan incelemede;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davacı bankaca, davalının konkordato komiserliğine alacak kaydı yaptırılmış olduğunu, davacı banka tarafından davalı ...A.Ş. lehine Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerine istinaden kredi hesapları açılmış ve krediler kullandırılmış olduğunu, yine davalı şirket, dava dışı ...Anonim Şirketi ve ...A.Ş.’nin davacı banka ile imzalamış olduğu genel kredi sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatı ile imzalamış olması nedeni ile bu şirketlere kullandırılan kredilere  müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğu da bulunmakta olduğunu, davalı borçlu şirket tarafından Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2020/609 Esas sayılı dosyasında konkordato başvurusu yapılmış, mahkemece 28/02/2022 tarihinde konkordato  projesinin tasdikine karar verilmiş ve bu karar 03/03/2022 tarihinde ilan edilmiş olduğunu, Konkordato Komiserliğine süresinde ibraz edilen 09/07/2021 tarihli alacak bildirim dilekçelerine göre;  konkordato kesin mühleti verilen borçlu şirketten; ... Anonim Şirketi'nden 24/09/2020 TARİHİ İTİBARİYLE; Asaleten olan alacakları 287.691,81-TL nakit kredi alacağı ve borçlu şirket lehine kullandırılan teminat mektubu kredisi nedeni ile davacı bankanın 592.447,25-TL gayrinakit teminat mektubu kredisi alacakları ile ... A.Ş’nin   kefaletinden kaynaklanan  450.983,71-TL. nakit kredi alacağı ve teminat mektubu kredisi nedeni ile davacı Bankanın 465.471,17-TL. Gayrinakit Teminat Mektubu alacaklarının kaydının yapılması  talep edilmiş olduğunu, davacı bankaca, davalının konkordato komiserliğine yaptırılan  alacak kaydı  davalı tarafından kabul edilmemiş olduğunu, ... A.Ş’nin  24.09.2020 tarihi itibari ile asalaten ve kefaleten alacakları yukarıda detaylarını bildirdikleri üzere 738.675,52-TL nakit ve 1.057.918,42-TL gayrinakit olmak üzere toplam 1.796.593,94-TL alacakları konkordato komiserliğine bildirilmiş olduğunu, davalı/borçlu ... A.Ş tarafından, alacakları hiçbir şekilde kabul edilmemesi nedeni ile İİK 302.maddesi uyarınca çekişmeli alacakların tespiti için bilirkişi tarafından düzenlenen raporda nakit alacak toplamı 162.350,25-TL, 1.475.588,25-TL gayrinakit olmak üzere toplam 1.637.937,89-TL olarak proje oylamasında dikkate alınmasına karar verilmiş olduğunu, bunun  üzerine Konkordato Komiser Heyeti tarafından; davalı şirket ... A.Ş’nin asalaten ve  kefilliğinden kaynaklanan nakit alacakları  162.350,25-TL , gayrinakit alacak 1.475.588,25-TL olarak  konkordato projesinin oylamasında  dikkate alınmış olduğunu, davalı borçlu şirket ... Anonim Şirketi tarafından alacakları hiçbir şekilde kabul edilmemiş ise de Mahkeme tarafından asaleten ve kefaleten nakit ve gayrinakit alacaklarımızın birkısmı kabul edilerek bir kısmı ret edilmiş olduğunu, söz konusu konkordato davasında Bankalarınca bildirilen alacakları borçlu tarafından kabul edilmeyerek çekişmeli hale gelmiş ise de işbu yargılamaya konu alacaklarının varlığı, yukarıda açıklanan alacaklarının tahsili için  Kayseri Genel İcra Dairesi'nin ... E. ... E. , ... E. sayılı  dosyaları ile dava dışı müteselsil kefil şirket yetkilisi ve diğer kefiller  için başlatılan ilamsız takiplere yapılan itirazlar neticesinde Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1463 Esas 2017/702 Karar, Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2016/1463 E-2017/702K ,Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2016/369 Esas 2017/399 Karar sayılı dosyaları ile Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2016/499 E, 2017/486 K dosyaları ile görülen itirazın iptali davalarının kabul edilmiş bulunması karşısında tartışmasız olduğunu, dava konusu iddialarındaki haklılığın davacı bankanın defter ve kayıtları üzerinde yapılacak olan keşif ve bilirkişi incelemesi ile ortaya çıkacak olduğunu, davalı/borçlu tarafından imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmeleri gereğince davacı Banka defter ve kayıtları, kesin ve münhasır delil olduğundan, davacı Banka kayıtları üzerinde yaptırılacak keşif ve bilirkişi incelemesi neticesinde de alacağın varlığı tespit olunacak olduğunu, Davalı/borçlu şirket ile davacı banka arasında imzalanan genel kredi ve teminat sözleşmeleri uyarınca davacı bankanın ticari defter ve kayıtlarının kesin delil niteliğinde olacağı düzenlenmiş olduğunu, davalı/borçlu; davacı banka arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerinin ilgili maddeleri uyarınca davacı banka defter ve kayıtlarının Hmk. 193.maddesi Uyarınca Münhasır Delil Olacağını kabul ve beyan etmiş olduklarını, yerleşik Yargıtay kararları da; \"Kredi sözleşmesinde, banka defter ve kayıtlarının delil olarak kabul edileceğine dair hüküm, delil sözleşmesi niteliğinde olup, tarafları bağlayıcı olup uyuşmazlığın çözümünde banka kayıt ve belgelerinden yararlanılması gerekir.\" (Yargıtay 19.HD.93/1121 E. 94/1593 K. sayılı 23.02.1994 T. kararı) \"Delil sözleşmesi kesin delil sayıldığından gerek tarafları ve gerekse mahkemeyi bağlayacağından hakimin görevinden ötürü (re'sen) bu hususu gözönünde bulundurması mecburidir.\" (HGK.1978/15-291 E. 1980/1959 K. sayılı 07.05.1980 T. Kararı) denilmekle, davacı Banka’nın “konkordatoya kaydedip de kabul edilmeyen alacaklarından” şimdilik yargılama konu edilen alacak kısmının varlığına ilişkin, başkaca delil toplanması beklenmeksizin, kesin delil niteliğinde olan davacı banka defter ve kayıtları üzerinde bilirkişi incelemesi yaptırılmasını talep etmekte olduklarını, Kayseri 1.asliye Ticaret Mahkemesi, Davalı-borçluların Tasdik Edilen Projesi Kapsamındaki Adi Alacaklılara Proje Kapsamında Ödeme Yapılmasına Karar Vermiş Olup, Taksit Tarihlerinde İşbu Davaya Konu Alacaklarının Da Bankada Bloke Edilmesi Yönünde Tedbir Kararı Verilmesini (konkordato Kararını Veren Mahkemece İik.m.308-b/2 Gereğince Depo Kararı Vermediğinden) Talep Etmekte olduklarını, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/609 E. sayılı dosyasının gerekçeli kararında davalı borçlu şirket tarafından proje gereği ödemelerin yapılmasına karar verilmiş olduğunu, Mahkemece İİK Md. 308-B/2 gereğince depo kararı vermemiş olduğunu, davacı bankanın hak kaybına uğramaması için Mahkeme tarafından tasdik edilen konkordatoda yer almayan ve iş bu davaya konu edilen alacakların mahkemece belirlenecek bir banka hesabında bloke edilmesi hususunda tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, arabuluculuğa başvurulmasına rağmen sonuç alınamadığını, fazlaya, konkordatoya alacak kaydı yapılmayan alacaklarına ilişkin hak ve alacakları ile faize ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla; duruşma günü beklenilmeksizin, işbu davaya konu alacaklarının tasdik edilen konkordato projesi kapsamında Mahkemece belirlenecek bir banka hesabında bloke edilmesi yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesine, davanın kabulü ile, Davalı/borçlunun ikame etmiş olduğu Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/609 E. Sayılı konkordato davası neticesinde, çekişmeli hale gelen davacı bankanın davalı ...Anonim Şirketi’nden mevcut nakit ve gayrinakit alacağının,  fazlaya ve faize  ilişkin tüm hakları ile her türlü talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla  şimdilik 158.656,05 TL'lık kısmının masraf ve vekalet ücreti ile birlikte tasdik edilen konkordato ödeme planı çerçevesinde yargılama giderleri ve vekalet ücreti ile  birlikte  davalı/borçludan tahsiline (davalıdan alınarak davacı bankaya verilmesine), (nakit alacaklarının davalıdan alınarak davacı bankaya ödenmesine, gayrinakit alacaklarının da, davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesine)  karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacının taleplerinin haksız ve hukuki mesnetten yoksun olması nedeni ile davanın reddi gerekmekte olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte; davacının alacakları zamanaşımına uğramış olduğunu, alacaklar için zamanaşımı süresi, Borçlar Kanunu 146. – 161. maddelerde düzenlenmiş olduğunu, Kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, her alacak on yıllık zamanaşımına tabi olduğunu, alacak zamanaşımı sürelerinin, sözleşmeyle değiştirilemeyeceğini, davalı şirket, davacı banka ile en son 2000-2001 yıllarında çalışmış olup davayı kabul anlamına gelmemekle davacının alacakları zamanaşımına uğramış olduğunu, bu sebeple davanın reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu, davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, asıl borçlu hariç tutularak yalnızca kefile dava açılması mümkün olmadığını, bu sebeple davanın reddi gerekmekte olduğunu, davacı, kefaletten kaynaklı alacağının da olduğunu beyan etmiş ve bu alacağını da işbu davada talep etmiş olduğunu, davacının asıl borçlu olduğunu iddia ettiği ... Anonim Şirketi ve ...Anonim Şirketi halihazırda konkordato aşamasında olduğunu, davayı kabul etmemekle birlikte asıl borçlu şirkete karşı dava açılmadan davalıya dava açılmasının kabul edilemez olduğunu, davalı kefalatten sorumlu tutulmak isteniyorsa alınan kefalet geçersiz olup davanın husumetten reddi gerekli olduğunu, alınan kefaletin usul ve yasaya aykırı olduğunu, davacının iddialarını destekler nitelikte herhangi bir belge dosyaya sunmadığını, davacının davalı şirketten asaleten herhangi bir alacağı bulunmadığını, Davacı konkordato neticesinde çekişmeli hale gelen alacaklarının asaleten ve kefaleten mevcut nakit ve gayrinakit alacaklarının 158.656,05TL'lik kısmının tahsilini talep ederek taraflarına işbu mesnetsiz davayı açtığını, ayrıca davacı iddiaları destekler nitelikte somut deliller dosyaya sunmadığını, davalı şirket davacı banka ile 20 yıldan uzun süredir çalışmamakta olduğunu, bu sebeple davacının hangi kredi sözleşmesine ilişkin talepte bulunduğu taraflarınca anlaşılamadığını, HMK'nın 121’in dikkate alınması gerektiğini, T.C. Yargıtay 11.Hukuk Dairesi Esas: 2020/ 4199 Karar: 2021 / 5855 Karar Tarihi:30.09.2021 kararının dikkate alınması gerektiğini, davacı tarafından verildiği beyan edilen teminat mektupları sebebiyle davacının tahakkuk etmiş zararı olmadığını, Davacı dava dilekçesinde belirtmiş olduğu teminat mektupları sebebiyle davacı bankadan herhangi bir talepte bulunulmamış olduğunu, Mektuplar sebebiyle davacı bankanın zararı tamamen farazi olduğunu, davacı banka, henüz gerçekleşmemiş olan olası bir riski nakte çevirmek amacıyla bu davayı açtığından hukuki yararı olmadığını,  söz konusu alacak muaccel hale gelmemiş olduğunu, zira, teminat mektubu bedelleri davacı bankadan talep edilmemiş ve davacı banka da teminat mektubu bedellerini kimseye ödememiş olduğunu, söz konusu teminat mektubu bedelleri için doğmuş bir risk de bulunmamakta olduğunu, davacı bankanın bu bedelleri talep etmesi kendisi açısından sebepsiz zenginleşme teşkil edecek olduğunu, Yerleşik Yargıtay kararlarına göre mektubun paraya çevrilme riski kalmadığından hiçbir şekilde komisyon talep edilemeyeceğini belirtmek istediklerini, Yargıtay 19. Hukuk Dairesi 2017/2534 E. , 2019/3490 K. Kararının dikkate alınması gerektiğini, davalı şirketin kefil sıfatıyla herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını, davacının davalı şirketten kefaletten kaynaklı alacak taleplerini hiçbir şekilde kabul etmediklerini, davacı taraf, davalı şirketin, ... ve ... ile davacı banka arasında imzalanan Genel Kredi ve Teminat Sözleşmelerini müteselsil kefil sıfatıyla imzaladığını ve bu sebeple bu şirketlere kullandırılan krediler için müteselsil kefil sıfatıyla sorumlu olduğunu iddia etmekte olduğunu, davacının iddiaları hiçbir şekilde kabul edilmez olduğunu, Kefalet sözleşmesinin şeklini düzenleyen 6098 sayılı TBK'nın 583. Maddesi gereğince; yazılı kefalet sözleşmesindeki Kefilin sorumlu olacağı azami miktarın, Kefalet tarihinin, Müteselsil kefalet taahhüdünün ve Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu arttıran değişikliklerin Kefilin ''kendi el yazısıyla'' yazılması kefaletin geçerlilik şartı olduğunu, Davayı kabul etmemekle birlikte; kefalet sözleşmesi gerekli şartları sağlamamakta olup geçersiz olduğunu, Mahkeme bu şartları resen gözetmesi gerektiğini, ayrıca asıl borçlunun kefili olarak henüz bir kredi riskine/borcuna dönüşmemiş olan teminat mektuplarının depo edilmesinden kefilin sorumluluğu bulunmamakta olduğunu, ticari defter kayıtlarının delil olarak kullanılması için dayanak belgelerle desteklenmesi gerekmekte olduğunu, davacının lehine olan davacının lehine olan ticari defter kayıtları taraflarınca kabul edilemez olduğunu, davalı tarafça teminat mektupları sunulmadığını, teminat mektuplarının davalı şirkete teslim edildiği hususunu kabul etmediklerini, teslim belgelerinin sunulması halinde ayrıca beyanda bulunma haklarımızı saklı tuttuklarını, Defterler delil olarak kullanılırken, bunların dayanağı olan belgelerin ibrazı da gerekmekte olduğunu, Yargıtay’a göre, defter kayıtlarının dayanağı olan belgelerin mevcut olmaması halinde defterler delil olarak kullanılamayacağını, Yargıtay 11. HD.’nin, 11.05.1993 tarih ve E. 92/3112, K.93/3405 sayılı Kararının dikkate alınması gerektiğini, bu sebeplerle davacının ticari defterlerinde bulunan kayıtlarda aleyhlerine olan kısımları kabul etmediklerini belirterek davanın REDDİNE karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>Tekmil dosya mündericatı birlikte değerlendirildiğinde; \"...her ne kadar davacı tarafça Kayseri 1.Asliye Ticaret Mahkemesi 2020/609 E-2022/177 K.sayılı konkordato davasında projeye alınmadığı için İİK madde 308/b kapsamında karşılanmayan alacağı olduğu belirtilerek dava açılmış ise de, delillerin toplanmasından sonra bilirkişi heyetinden 24/05/2023 ve 08/03/2024 tarihli raporlar alınmış olup, söz konusu raporlarda davacının davalıdan 24/09/2020 konkordato geçici mühlet tarihi itibariyle toplam 98.151,19 TL nakit alacağı ile 629.571,03 TL gayri nakdi alacağı bulunduğu, 28/02/2022 konkordato tasdik tarihinde ise davacının 123.133,69 TL nakdi alacağı ile 629.571,03 TL gayri nakdi alacağının bulunduğunun bildirildiği görülmüştür. Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/609 E sayılı dosyasında ise davacının 162.350,25-TL nakit ve 1.475.588,25-TL gayrinakit olmak üzere toplam 1.637.937,89-TL alacağının Konkordato Komiser Heyeti tarafından onaylanmasına karar verilmiş olması nedeni ile Mahkememizce alınan rapor gereğince de davacının alacaklı olduğu hesaplanan miktarlar itibari ile proje kapsamında kabul edilmeyen alacağı kalmadığı anlaşılmış, bilirkişi raporunun denetime elverişli ve hükme esas alınacak nitelikte olduğu ve bu hali ile davacının karşılanmayan alacağının olmaması nedeni ile davanın reddine...\" şeklinde karar verilmiştir.<br>Bu karara karşı davacı vekilince yasal süresinde istinafa başvurulmuştur.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davacı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Mahkemece verilen ret kararı usul ve yasaya açıkça aykırı olduğunu, eldeki dava, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/609 Esas, 2022/177 Karar sayılı konkordato dosyası neticesinde davalı tarafından kabul edilmeyerek çekişmeli hale gelen müvekkil banka alacağının, İİK’nın 308/b maddesi kapsamında tespiti, nakit alacağın tahsili ve gayrinakdi alacağın müvekkil banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi istemine ilişkin olduğunu, mahkeme gerekçesinde, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/609 Esas sayılı konkordato dosyasında müvekkil bankanın 162.350,25 TL nakit ve 1.475.588,25 TL gayrinakdi alacağının komiser heyetince proje kapsamında dikkate alındığı, eldeki dosyada alınan bilirkişi raporlarında ise daha düşük tutarlar hesaplandığı, bu nedenle proje kapsamında kabul edilmeyen bir alacak kalmadığı kabul edilerek davanın reddine karar verildiğini, oysa konkordato komiser heyetince proje oylamasında dikkate alınan tutar, çekişmeli alacağın kesin ve bağlayıcı yargısal tespiti anlamına gelmeyeceğini,  İİK’nın 308/b maddesi kapsamında açılan işbu davada esas olan, borçlu tarafından kabul edilmeyen ve çekişmeli hale gelen alacağın gerçek tutarının yargılama sonucunda belirlenmesi olduğunu, mahkemenin komiser heyeti değerlendirmesini ret gerekçesi haline getirmesi dava türünün niteliğine açıkça aykırı olduğunu, mahkemece hükme esas alınan 24.05.2023 tarihli bilirkişi raporu ile 08.03.2024 tarihli ek rapor da denetime elverişli nitelikte olmadığını, her şeyden önce bu raporlarda müvekkil bankanın dava konusu ettiği alacak kalemlerinin tamamı incelenmediğini, davalı şirketin yalnızca bazı asaleten borçları yönünden sınırlı değerlendirme yapılmış, davalının dava dışı ... A.Ş. ile ... A.Ş.’ne kefaletinden doğan alacak kalemleri gereği gibi değerlendirilmediğini, oysa dava dilekçesinde açıkça belirtildiği üzere davalı şirket yalnızca asaleten değil aynı zamanda söz konusu şirketlerin kredi sözleşmelerine müteselsil kefil olması sebebiyle kefaleten de sorumlu olduğunu, dosyada mevcut genel kredi sözleşmeleri, kat ihtarnameleri ve itirazın iptali kararları bu hususu açıkça ortaya koyduğunu, buna rağmen bilirkişi raporlarında kefaletten doğan alacak kalemleri tam olarak incelenmediğini, diğer yandan alacak hesabında esas alınması gereken tarih konkordato mühlet tarihi olduğunu, müvekkil banka tarafından konkordato komiserliğine yapılan alacak bildiriminde 24.09.2020 tarihi esas alınmış olup dava da bu tarih itibariyle çekişmeli hale gelen alacağın tespiti amacıyla açıldığını, buna rağmen bilirkişi raporlarında icra takip tarihi esas alınarak hesaplama yapıldığını, bu nedenle alacağın kapsamı eksik ve hatalı belirlendiğini, konkordato hukukunda çekişmeli alacağın tespitinde esas alınması gereken tarih mühlet tarihi olduğunu, bu husus göz ardı edilerek yapılan hesaplamaların hükme esas alınması mümkün olmadığını, dosya kapsamında ayrıca müvekkil bankanın alacağının önemli bir kısmını oluşturan teminat mektuplarına ilişkin komisyon tahakkukları da gereği gibi değerlendirilmediğini, dosyada mevcut teminat mektuplarının yürürlükte kaldığı süre boyunca banka lehine komisyon tahakkuku gerçekleştiğini, bu komisyonlar, sözleşmesel oranlar üzerinden,dönemsel tahakkuk esasına göre,BSMV ve ödeme yapılmadığında temerrüt faizi ile birlikte nakit alacak doğurduğunu, ancak mahkeme, teminat mektuplarının varlığını kabul ettiği halde, bu mektupların doğurduğu komisyon alacaklarını dönem bazında ayrıntılı hesaplatmadan gerekçesiz biçimde reddettiğini, mahkeme bir yandan teminat mektuplarının varlığını ve gayrinakdi riskin sürdüğünü kabul ettiğini, diğer yandan bu mektuplardan doğan komisyon tahakkuklarını nakit alacak hesabına  yansıtmadığını, bu tahakkuklar banka kayıtlarında mevcut olduğunu, bilirkişiye banka sistemi üzerinde inceleme yetkisi verilmiş olmasına rağmen komisyon tahakkuklarının görmezden gelinerek alacağın gerçek tutarının belirlenmesini engellediğini, teminat mektubuna dayalı bankacılık alacağının en temel nakit kalemlerinden biri hesap dışı bırakıldığını, bu hususların tamamı göz ardı edilerek, alacağın eksik ve dar kapsamlı tespiti ile davanın reddi yoluna gidilmesi eksik incelemeye dayalı ve hukuka aykırı olduğunu, mahkemelerin, teknik ve uzmanlık gerektiren bankacılık uyuşmazlıklarında, özellikle teminat mektuplarından kaynaklanan komisyon, BSMV ve fer’i alacak kalemleri bakımından uyuşmazlığın gerçek kapsamını kendiliğinden irdelemeksizin, bilirkişi raporunda yer alan sınırlı ve yüzeysel tespitlerle yetinmeleri, maddi gerçeğe ulaşma amacına ve yargılamanın sağlıklı yürütülmesi ilkesine aykırılık teşkil ettiğini, somut olayda da yerel mahkeme, dosya kapsamında mevcut teminat mektuplarının hangi tarihler arasında yürürlükte kaldığını, bu mektuplar bakımından hangi dönemlerde komisyon tahakkuku doğduğunu, komisyonlara bağlı BSMV ve temerrüt faizi kalemlerinin bulunup bulunmadığını resen irdelemediğini, bu hususları açıklığa kavuşturacak ek inceleme yaptırmaksızın, bilirkişi raporunda yer alan eksik ve sınırlı tespitleri aynen benimseyerek hüküm kurduğunu, oysa hakim, teknik konularda bilirkişiden yararlanmakla birlikte, raporu denetlemek, eksik ve çelişkili yönlerini gidermek ve uyuşmazlığın çözümü için gerekli tüm araştırmayı yaptırmakla yükümlü olduğunu, bilirkişi raporunun adeta değişmez ve sorgulanamaz bir veri gibi kabul edilerek hükme esas alınması, yargılamanın hakime ait değerlendirme ve denetim fonksiyonunun fiilen bilirkişiye devri sonucunu doğurmakta, bu durum da usul hukuku ilkeleriyle bağdaşmadığını, dosyada yer alan hesap kat ihtarnameleri borçlulara usulüne uygun şekilde tebliğ edilmiş olup bu ihtarlara yasal süresi içerisinde herhangi bir itirazda bulunulmadığını, bu durumda İİK’nın 68/b maddesi gereğince kat ihtarındaki hesap özeti belge niteliği kazanmış ve ihtarnamede yer alan alacak tutarı ile faiz oranı kesinleştiğini, buna rağmen bilirkişi incelemesinde bu husus gereği gibi dikkate alınmamış, kesinleşmiş hesap özeti niteliğindeki belgelerin ispat gücü göz ardı edildiğini, kaldı ki, bilirkişi raporuna yönelik itirazlarımız dikkate alınmasa dahi, nakit alacağın belirlenebilmesi için dosyada bulunan Kayseri Genel İcra Dairesi’nin ... E., ... E. ve ... E. sayılı takip dosyaları üzerinden dahi konkordato mühlet tarihine kadar dosya hesabı yapılması mümkün olduğunu, söz konusu icra dosyalarında yer alan hesap kat ihtarnamelerinde yalnızca nakit kredi alacakları değil, aynı zamanda ihtarname eklerinde listelenen teminat mektuplarından kaynaklanan komisyon tahakkukları da yer aldığını, Bankacılık uygulaması gereği teminat mektupları yürürlükte kaldıkları süre boyunca sözleşmesel oranlar üzerinden dönemsel komisyon tahakkukuna konu olmakta; bu komisyonlar BSMV ve temerrüt faizi ile birlikte nakit alacak niteliği kazandığını, dolayısıyla icra dosyaları ve hesap kat ihtarnameleri esas alınarak, hem nakit kredi alacaklarının hem de ihtarname eklerinde belirtilen teminat mektuplarına ilişkin komisyon tahakkuklarının mühlet tarihine kadar hesaplanması mümkün iken, mahkemece bu hususlar araştırılmamış ve bu imkan değerlendirilmeden eksik inceleme ile hüküm kurulduğunu, taraflar arasındaki genel kredi ve teminat sözleşmeleri uyarınca banka defter ve kayıtlarının kesin ve münhasır delil olduğu da açık olup bu düzenleme HMK’nın 193. maddesi kapsamında delil sözleşmesi niteliğinde olduğunu, buna rağmen mahkeme, banka kayıtlarını ve bunların dayandığı belgeleri gereği gibi değerlendirmeden eksik bilirkişi incelemesine dayanarak ret hükmü kurduğunu, dosyada mevcut genel kredi sözleşmeleri, kat ihtarnameleri, icra dosyaları, itirazın iptali kararları, teminat mektupları ve banka kayıtları birlikte değerlendirildiğinde müvekkil bankanın davalıdan asaleten ve kefaleten alacaklı olduğunu, bu nedenle mahkemece davanın reddi yerine konkordato mühlet tarihi esas alınarak tüm alacak kalemlerini kapsayacak şekilde uzman bankacı bilirkişiden yeniden rapor alınması gerekirken eksik inceleme ile ret kararı verilmesi hukuka aykırı olduğunu, 2.Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2022/372 E 2024/914 K sayılı 23.10.2024 tarihli davanın reddine ilişkin kararının kaldırılmasına, davalının hem asaleten hem de dava dışı ... A.Ş. ile ...A.Ş.’ne kefaletinden doğan sorumluluğu birlikte değerlendirilmek suretiyle konkordato mühlet tarihi esas alınarak nakit alacak, işlemiş faiz, BSMV, masraf ve teminat mektuplarından doğan komisyon tahakkukları dikkate alınmak suretiyle davamızın kabulüne karar verilmesine, Sayın Bölge Adliye Mahkemesi’nce doğrudan hüküm kurulmasının mümkün görülmemesi halinde ise eksik incelemenin giderilmesi amacıyla uzman bankacı bilirkişiden yeniden rapor alınmak üzere kararın kaldırılmasına, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalı vekili tarafından ilk derece mahkemesine sunulan istinafa cevap dilekçesinde özetle; Yerel mahkeme kararı ve bilirkişi incelemesi usul ve yasaya uygun olup davacının yersiz istinaf taleplerinin reddi gerektiğini, müvekkil şirketin kefalet sorumluluğu şekil eksikliği nedeniyle geçersiz olduğunu, kefalet sözleşmeleri hak düşürücü süre ve zamanaşımı nedeniyle sona erdiğini, kefilin gayrinakdi alacakların (teminat mektuplarının) depo edilmesinden sorumluluğu bulunmadığını, dava konusu teminat mektuplarının riski sona erdiğini ve zamanaşımına uğradığını, konkordato tasdik tarihinin 14/02/2022, ilan tarihinin ise 18/03/2022 olduğu dikkate alındığında eldeki davanın iik.m.308b f.1 hükmünde düzenlenen 1 aylık hak düşürücü sürede açılmadığını, tüm bu nedenlerle, eksik inceleme yapıldığına dair davacı iddiaları gerçeği yansıtmamakta olup, yerel mahkemenin davanın reddine ilişkin kararı her yönüyle hukuka uygun olduğunu, davacı yanın haksız, mesnetsiz ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine, usul ve yasaya uygun olan Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 23.10.2024 tarihli, 2022/372 Esas ve 2024/914 Karar sayılı kararının onanmasına, istinaf yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davacı yana yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>HMK'nın 355. maddesine göre \"İnceleme, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. Ancak Bölge Adliye Mahkemesi kamu düzenine aykırılık gördüğü takdirde bunu resen gözetir\" şeklinde düzenleme bulunmaktadır.<br>Dava, konkordato davası kapsamında çekişmeli hale geldiği iddia edilen davacı banka alacağının olup olmadığı, nakit alacakların İİK'nın 308/b.maddesi gereğince tahsili ile davacı bankaya ödenmesi ve gayrinakdi alacakların davacı banka nezdinde açılacak faiz getirmeyen bir hesapta depo edilmesi taleplerine ilişkindir.<br>Dosya kapsamında toplanan deliller, somut olayın özelliklerine uygun bilirkişi raporu, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, davacının alacağını yeterli ve kesin delillerle ispat edememesi nedeniyle davanın reddine ilişkin verilen kararda yazılı açıklamalara, yasal sebep ve gerekçelere binaen istinaf edilen kararda usul, yasa ve dosya kapsamı yönlerinden bir aykırılık bulunmadığı, bu nedenlerle davacının yukarıda yazılı istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacının istinaf başvurusunun HMK nun 353/1-b.1 maddesi uyarınca esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1- KAYSERİ 2.ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ'nin istinafa konu edilen 23/10/2024 tarih ve 2022/372 E - 2024/914  K sayılı nihai kararının  usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-Alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar ve ilam harcı istinaf eden davacı tarafça peşin yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına, <br>3-İstinaf başvurusunda bulunan davacı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ve istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına, <br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından karşı taraf yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme ile HMK 361/1 md uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 30/04/2026<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f53115720aa20622","SID":"0981843759bae395"}}