{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/1815 Esas 2026/428  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1815 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/428<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/06/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/598 Esas 2023/410 Karar<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t: 02/09/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 09/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 13/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki menfi tespit istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davalı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacılar vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davalı bankadan çekmiş olduğu kredilere istinaden şirket ortağı olan müvekkili ... adına kayıtlı taşınmaz üzerinde ipotek tesis edildiğini, davalı tarafından 10 adet çekin güvence bedeli olarak 26.375,00 TL'nin banka hesabına depo edilmesi, aksi taktirde ipoteğin satışının gerçekleştirileceğinin bildirildiğini, davalının kötüniyetli icra takibiyle ipotekli taşınmazın satış işlemlerine giriştiğini, davalının çek güvence bedellerini ödemediğini, takibe konu çek güvence bedeli yerine ipotekli taşınmaz bulunmasına rağmen müvekkilini borçlu duruma düşürdüğünü, müvekkilinin çek yaprağı sorumluluğu adı altında bir borcu bulunmadığını belirterek müvekkilinin davalı bankaya borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\tCEVAP<br>\tDavalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı ...'ın taşınmazı üzerinde diğer davacının borçlarının teminatını teşkil etmek üzere müvekkili lehine ipotek tesis edildiğini, müvekkilinin çek yaprağından kaynaklanan gayri nakdi alacağı bulunduğunu, bu alacağın depo edilmesini talep etmekte hukuka aykırılık olmadığını, ipotek veren davacıyla kredi borçlusu şirket arasında icra takibinde mecburi takip arkadaşlığı olduğunu bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; 19/04/2022 tarihinde dava konusu Gayrimenkul Satış İcra Dairesi 2022/1040 sayılı dosyası ile davacı asıl borçlu şirket ve ipotek veren kefili aleyhine ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip başlattığı, talep gerekçesi olarak 26.375,00 TL asıl alacak,  Çek Kanunu gereğince iade edilemeyen 10 adet çek yaprağı sorumluluğundan kaynaklanan asıl  alacak şeklinde açıklama yapıldığı, alınan bilirkişi raporu ile icra takip tarihi itibariyle 10 adet çek karşılığı banka yükümlülük tutarı kadar gayri nakdi risk tutarı toplamının 26.375,00 TL olarak hesaplandığı, dava konusu icra takibinin davalı bankanın sorumluluğunda olan çek yaprak bedellerinin depo edilmesine ilişkin başlatıldığı, icra takibinin başlatıldığı 19/04/2022 tarihinde  icra takibine konu olan çek yaprak bedellerine konu riskin gerçekleşmemiş olduğu, buna göre alacağın mevcut olmadığı, davalı banka tarafından çeklerle ilgili olarak sorumluluk kapsamında henüz bir ödemenin yapılmamış olduğu, depo edilmesi talep edilen tutar ile ipotek tutarı karşılaştırıldığında ise ipotek tutarının fazlasıyla depo edilmesi istenen tutarı karşılar nitelikte olduğu, ipotek resmi senedinde de depo ile ilgili bir düzenlemenin bulunmadığı, ipotek verilen taşınmazın maliki ve davacı şirketin genel kredi sözleşmesinin müteselsil kefili olan ... ile ilgili henüz karşılığının bulunup bulunmadığı belli olmayan, icra takibine konu olan çek yaprak bedellerinin depo edilmesine yönelik açık bir düzenlemenin taraflar arasındaki sözleşmelerde yer almadığı, dosya içerisine sunulan genel kredi sözleşmesinin 5. Maddesinde sözleşmede gayri nakdi kredilerin tazminine ilişkin hükmün davalı asıl borçlu (müşteriye) yönelik olarak düzenlendiği, genel kredi sözleşmesinde çekten kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesinden kefilin sorumlu olduğuna ilişkin açık bir hüküm bulunmadığı gerekçesiyle davanın kabulüne, Ankara Gayrimenkul Satış İcra Dairesi 2022/1040 sayılı takip dosyasında, gayri nakti risk nedeniyle 26.375,00 TL tutarında depo talebi yönünden davacıların davalıya borçlu olmadıklarının tespitine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; keşide edilen ihtarnameye rağmen, borcun yine ödenmemesi üzerine, gayri nakdi alacak için davalı ...’ın maliki olduğu taşınmaz üzerindeki ipotek ile ilgili olarak Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 2022/1040 sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile ilamlı icra takibine geçildiğini, icra emri ve kıymet takdirinin kesinleşmesi üzerine taşınmazın cebri icra yolu ile satışının talep edildiğini, Malatya İcra Müdürlüğünün 2022/291 talimat sayılı dosyasından 13/09/2022 ve 11/10/2022 tarihleri taşınmazın satış günü olarak verildiğini, ancak gelinen aşamada huzurdaki dava nedeniyle, kesinlikle tahsilat anlamına gelmemek ve ileride yeniden satış talep etme hakları saklı kalmak kaydı ile ipotekli taşınmazın satışının düşürülmesinin talep edildiğini, satışların düşürüldüğünü, huzurdaki dava ile Ankara Gayrimenkul Satış İcra Müdürlüğünün 2022/1040 sayılı dosyasından takibe konu edilen çek sorumluluk bedelinden sorumlu olmadığının tespitinin talep edildiğini, mahkeme tarafından yapılan yargılama sonrasında davacıların borçlu olmadıklarının tespitine karar verildiğini, usul ve yasaya aykırı mahkeme kararının, istinaf nedenleri doğrultusunda kaldırılmasına karar verilmesinin arz ve talep edildiğini, genel kredi sözleşmesinin ilgili hükümleri uyarınca müvekkilinin çek sorumluluk bedelinin vadesiz hesapta depo edilmesini istemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, ipotek resmi senedi şartları birinci maddesi uyarınca davacılar gayri nakdi kredilerden doğmuş ve doğacak borçlardan sorumlu olup, müvekkilinin de alacağını tahsil için işbu borcu teminen verilen ipoteğin paraya çevrilmesini istemesinde hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, davalı ...’ın hem müteselsil kefil hem de ipotek veren 3. kişi olması nedeniyle çek sorumluluk bedelinin kendisinden talep edilmesinde  hukuka aykırı bir yön bulunmadığını, ipotek veren davalı ... ile asıl kredi borçlusu davalı nurkap şirketi arasında mecburi takip arkadaşlığı bulunduğundan ... dava konusu icra takibinde taraf olarak gösterildiğini belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan gayri nakit alacağın depo edilmesi talebiyle başlatılan ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi nedeniyle borçlu olunmadığının tespiti istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tGenel kredi sözleşmesi sureti, hesap kat ihtarnamesi, dava konusu Ankara Gayri Menkul Satış İcra Müdürlüğünün 2022/1040 sayılı takip dosyası sureti, yargılama aşamasında bankacı ve hesap uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 01/02/2023 tarihli kök, 12/04/2023 tarihli ek bilirkişi raporu, ipotek resmi senedi dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tDava konusu Ankara Gayri Menkul Satış İcra Müdürlüğünün 2022/1040 sayılı icra takip dosyası incelendiğinde, davalı alacaklı banka tarafından davacı borçlular aleyhine 10 adet çekten kaynaklanan 26.375,00 TL TL gayri nakit alacağın depo edilmesi talebi ile ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatıldığı anlaşılmıştır. <br>\tAnılan icra takip dayanağı ipoteğin davacı ...'ın taşınmazı üzerinde davacı şirketin doğmuş ve doğacak borçlarının teminatını teşkil etmek üzere davalı banka lehine 31/10/2016 tarihinde 520.000,00 TL limitli üst sınır ipoteği olarak tesis edildiği ipotek resmi senedinden anlaşılmıştır. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi heyeti kök raporunda, davalı banka tarafından depo edilmesi talep edilebilecek çek yaprağı sorumluluğundan kaynaklanan risk tutarının 24.150,00 TL olduğu yönünde kanaat bildirilmiş, alınan ek raporda ise, takip tarihi itibarıyla 10 adet çek karşılığı banka yükümlülük tutarı kadar gayri nakdi risk tutarının 26.375,00 TL olarak hesaplandığı, ipotek malikinin henüz karşılığı bulunup bulunmadığı belli olmayan, icra takibine konu çek yaprak bedellerinin depo edilmesine yönelik açık bir düzenlemenin taraflar arasındaki sözleşmelerde görülmediği, genel kredi sözleşmesinde gayri nakdi kredi tazmin hükmünün davalı asıl borçluya yönelik olarak düzenlendiği, kefile ilişkin hüküm bulunmadığı tespit edilmiştir.<br>\tDavacı yan davalı bankanın çekten kaynaklanan gayri nakdi alacağın depo edilmesi talebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatmasının hukuka aykırı olduğunu, ipoteğin de teminat sıfatı bulunduğunu, davalının gayri nakit alacağın depo edilmesini talep edemeyeceğini, davalının başlattığı icra takibi nedeniyle borcunun bulunmadığını iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmiştir. <br>\tTaraflar arasında davalı bankanın genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan gayri nakit alacağının depo edilmesi için davacı asıl borçlu şirket ve ipotek maliki diğer davacı hakkında dava konusu icra takibini başlattığı hususunda herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır.<br>\tUyuşmazlık, dava konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibiyle gayri nakit alacağın depo edilmesinin talep edilip edilemeyeceği, dava tarihi itibarıyla davacıların davalıya icra takibi nedeniyle borçlu olup olmadığı, borçlu ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavalı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davalı banka tarafından gayri nakit alacağın depo edilmesi talebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi başlatılmış olup, dava konusu icra takibi ile tahsili talep edilen herhangi bir nakit alacak bulunmamaktadır.<br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporu ile davacının takip tarihi itibarıyla 26.375,00 TL çekten kaynaklanan gayri nakdi alacağı bulunduğu tespit edilmiştir. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02.05.2007 tarih ve 2007/12-24 Esas 239 sayılı kararı ve yerleşik Yargıtay İçtihatları ile kabul edildiği üzere; alacaklı bankanın nakdi kredi alacağının tahsiline ilişkin olarak usulüne uygun olarak başlattığı ipotekli takipte, ipotekle teminat altına alınmış kontragaranti sözleşmesi kapsamında verilen meri teminat mektubu bedellerinin (teminatsız kalmaması için) depo edilmesinin de istenebileceği, ancak nakdi kredi borcunun tahsiline ilişkin olarak İİK’nun 149 ve 150/I. maddesi  çerçevesinde bir  ipotekli takip yapılmadan bir başka anlatımla nakde çevrilmemiş teminat mektuplarının teminatsız kalma riski  olmayacağından yalnızca, meri teminat mektubu bedellerinin depo edilmesi talep edilerek,  ipoteğin paraya çevrilmesi istenemeyecektir. İşbu dava konusu icra takibinde nakit alacak için takip yapılmadığından sadece gayri nakit alacağın deposu için takip yapılamayacaktır. <br>\tHal böyle olunca, nakit bir alacağın tahsili talebi bulunmaksızın sadece gayri nakit alacağın depo edilmesi talebiyle ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibi yapılamayacağı, dava konusu ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibinde nakit bir alacağın tahsili talebi bulunmadığı gözetilerek mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde netice itibarıyla bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kabulü yönündeki kararında netice itibarıyla herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>\t1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Alınması gerekli olan 1.801,68 TL istinaf karar harcından peşin alınan  450,42 TL harcın mahsubu ile bakiye 1.351,26 TL harcın davalıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>\t3-Davalı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davacı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026<br><br>Başkan -               Üye -                      Üye -             Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e2e720f33f848db6","SID":"3cf97a5439c37c36"}}