{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/1508 Esas 2026/491 Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1508 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/491<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 13/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/734 Esas 2023/581 Karar<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Genel Kredi Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 17/11/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davalı ... hakkındaki davanın reddine, davalı şirket hakkında davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağının tahsili için başlatılan icra takibine davalıların haksız olarak itiraz ettiğini belirterek itirazın iptaline, %20 oranında icra inkar tazminatına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; kredi sözleşmesinde müvekkili ... açısından kefaletin zorunlu unsurlarının oluşmadığını, sözleşmeden kaynaklı anılan müvekkilinin sorumluluğunun bulunmadığını, takip talebi ile müvekkiline yöneltilen alacak miktarının kefalet üst sınırından fazla olduğunu, fahiş faiz talep edildiğini bildirerek davanın reddini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece, alacaklı banka tarafından genel kredi sözleşmesi ile kullandırılan kredi hesabının kat edilmesi ile alacak asıl borçlu yönünden muaccel hale gelmiş olmakla birlikte asıl borçluya TBK'nun 586. madde hükmü uyarınca kat ihtarnamesinin tebliğ edilmemiş olduğu, kat ihtarnamesinin bila tebliğ iade edildiği, tebliğ edilen adresin kredi borçlusu şirketin sözleşme adresi olmadığı gibi ticaret sicil adresi de olmadığı, kefil yönünden TBK'nun 586. madde hükmü uyarınca aranan koşulun gerçekleştiğinden söz edilemeyeceği, müteselsil kefil hakkında hesap kat ihtarının tebliğ edilmemesi nedeniyle alacağın muaccel hale gelmediği, bilirkişi raporunda yapılan hesaplamanın dosya kapsamına, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerine ve yargısal uygulamalara uygun olduğu gerekçesiyle davalı ... yönünden davanın reddine, davalı ... Sig. Ara. Hiz. A.Ş. yönünden davanın kısmen kabulüne, icra takip dosyasına davalının vaki itirazının iptaline, takibin 657.143,74 TL asıl alacak üzerinden devamına, asıl alacağa takip tarihinden itibaren % 19,18 oranında temerrüt faizi işletilmesi ve faizin %5 BSMV'si ile tahsili suretiyle takibin yürütülmesine, fazlaya yönelik taleplerinin reddine, hüküm altına alınan alacak tutarları toplamı 657.143,74 TL %20 oranında hesaplanan 131.428,75 TL icra inkar tazminatının davalıdan tahsil edilerek davacıya ödenmesine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; müteselsil kefil müşterek borçlu açısından asıl borçlu şirketin adresine gönderilen ihtarname tebligatının iade olması nedeniyle dava kefil açısından reddedildiğini, ancak bahse konu adres bizzat borçlu tarafından müvekkili bankaya sözleşme imzalanırken bildirilen adres olup, adres değişikliğinin sözleşmeye aykırı olarak müvekkiline bildirilmediğini, kefil olan ... diğer davalı asıl borçlu konumundaki şirketin sahibi olup bu kişiye ihtarname tebliğ edildiğini, müvekkili ile davalı arasında akdedilen sözleşmeye göre adres değişikliğinin 15 gün içinde bildirilmesi, aksi takdirde bu adrese yapılacak tebligatların geçerli olacağı konusunda anlaşma sağlanmış olup şirket adresinin yer aldığı kaşede adres ihtarnamenin gönderildiği \"...\" adresi olup, davalı tarafından müvekkiline adres değişikliğine dair bir bildirimde bulunulmadığını, davalı ..., 28.02.2018 tarih 1343. sayfasında asıl borçlu ... Sigorta Aracılık Hizmetleri A.Ş.'nin şirket ortağı ve şirketi münferiden temsile yetkili yönetim kurulu başkanı olduğunu, tebligat usulsüz olsa dahi, ilgili kişi tebliği öğrenmiş yani muttali olmuş ise tebligatın geçerli sayılacağını, bu doğrultuda usulsüz tebligat halinde ilgilisinin usulsüz tebliği öğrenme tarihi, öğrendiğini beyan ettiği tarih tebliğ tarihi olarak esas alınması gerektiğini, bu yalnızca temerrüt faizinin başlayacağı tarihi etkilemekte olup, borcun doğuşu ya da muacceliyetini etkilemediğini, nitekim Tebligat Kanunu’nun 32. maddesine göre de usulsüz tebligat öğrenme tarihi tebliğ tarihi olarak esas alındığını, düzenlemeye göre tebliğ usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliğe muttali olmuş ise muteber sayılacağını, muhatabın beyan ettiği tarihin, tebliğ tarihi addolduğunu, Tebligat Kanunu Yönetmeliği’nin 53. maddesinde usulsüz tebligat ile ilgili kanuna paralel bir düzenleme yapıldığını, düzenlemeye göre tebliğ, usulüne aykırı yapılmış olsa bile, muhatabı tebliği öğrenmiş ise geçerli olduğunu, aksi takdirde tebligatın yapılmamış sayılacağını, borçlu şirkete gönderilen hesap kat ihtarnamesi şirket yetkilisi ve kefil ... tarafından öğrenildiğini, şirketin sahibi ve yetkilisi olan kefilin ihtarnamenin içeriği ve taraflarını öğrendiği durumda, aynı tebligatı şirketi açısından öğrenmediğinden mütevellit alacağın muaccel olmamasından bahsedilemeyeceğini, davalı şirketin sahibi nasıl ki sözleşmeyi yaparken hem kendi adına hem de şirket adına imzaladıysa gelen ihtarnameden de hem şirket hemde kendi adına haberdar olmuş durumda olduğunu, devamında ise icra takibinde bildirilen borcun tamamına hem kefil olarak hemde şirket adına itiraz ettiğini, dolayısı ile asıl borçlunun bu borçtan haberinin olmadığını iddia edemeyeceğini, buna rağmen itirazın iptali davasının asıl borçlu açısından değil ihtarnamenin tebliğ edildiği şirket sahibi (kefil) açısından reddedildiğini, bu şekli ile yapılan tebligatların yasa ve emsal Yargıtay kararları doğrultusunda usulüne uygun yapılmış olup, mahkemenin verdiği kararın hatalı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tAnkara 3. İcra Müdürlüğünün 2022/9131 sayılı icra takip dosyası sureti, genel kredi sözleşmesi sureti, hesap kat ihtarı, yargılama aşamasında bankacı bilirkişiden alınan 30/05/2023 tarihli rapor, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi sureti dosya içerisinde yer almaktadır.<br>\tDava konusu Ankara 3. İcra Müdürlüğünün 2022/9131 sayılı icra takip dosyası ile, davacı alacaklı tarafından davalı borçlular aleyhine toplam 720.380,30 TL nakit alacağın tahsili istemi ile ilamsız icra takibi başlatıldığı, ödeme emrinin davalı borçlulara tebliğ edildiği, 7 günlük hak düşürücü süre içerisinde davalıların borca itiraz ettiği, işbu itirazın iptali davasının itiraz dilekçesinin alacaklı yana tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriği ile sabittir.<br>\tDavacı banka ile davalı şirket arasında 12/06/2018 tarihli 2.700.000,00 TL limitli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, diğer davalının anılan sözleşmede 2.970.000,00 TL limit ile müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, kefaletin sözleşme tarihlerinde yürürlükte bulunan TBK'nun 583 vd. maddelerindeki şekil koşullarına uygun bulunduğu dosya içeriğiyle sabittir. <br>\tDavacı tarafından davalılara gönderilen ve toplam 1.239.954,45 TL nakdi borcun 3 gün içinde ödenmesi ihtarını içerir  08/04/2022 tarihli hesap kat ihtarnamesinin davalı şirkete bila tebliğ olduğu, diğer davalıya 11/04/2022 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür. <br>\tYargılama aşamasında alınan bilirkişi raporunda, davalı kefilin 15/04/2022 tarihinde temerrüte düştüğü, davacının takip tarihi itibarıyla davalı şirketten 657.143,74 TL asıl alacağı bulunduğu, davalı kefilden ise toplam 664.229,70 TL alacağı bulunduğu, temerrüt faiz oranının %19,18 olacağı, genel kredi sözleşmesinde davalı şirketin adresinin bulunmadığı,  hesap kat ihtarnamesinin davalı şirkete bila tebliğ olduğu, adresin davalı şirketin ticaret sicilindeki kayıtlı bulunan adresi de olmadığı tespit edilmiştir.<br>\tDavacı yan genel kredi sözleşmesinden kaynaklı alacağı bulunduğunu, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olduğunu iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda bankacı bilirkişiden alınan rapor hükme esas alınarak davalı şirket yönünden yukarıda özetlenen kararda belirtildiği şekilde davanın kısmen kabulüne, davalı kefil yönünden ise TBK'nun 586. madde koşulunun oluşmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.\t<br>\tTaraflar arasında davacıyla davalı şirket arasında imzalanan genel kredi sözleşmesinde diğer davalının müteselsil kefil sıfatıyla imzasının bulunduğu, kredi borcunun ödenmemesi üzerine davacı bankanın kredi hesabını kat ederek alacağın tahsili için icra takibi başlattığı, davalıların icra takibine itiraz ettikleri hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>\tUyuşmazlık, takip tarihi itibarıyla davacının davalılardan alacağı bulunup bulunmadığı, var ise miktarı, davalıların icra takibine itirazlarının haksız olup olmadığı, kefile başvuru koşulunun gerçekleşip gerçekleşmediği hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazları incelendiğinde, davalı kefil yönünden dava tarihi dikkate alındığında TBK'nun 586. maddesinin uygulanması gerekir. Anılan maddenin 1. fıkrası; \"Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.\" hükmünü içermektedir. <br>\tYargıtay 11. Hukuk Dairesi'nin 01/11/2016 tarih ve 2016/12120 Esas 2016/8556 Karar sayılı emsal içtihadında da \"... borçlunun  ifada gecikmesi tek başına yeterli olmayıp ifada gecikmiş olan borçluya ihtar gönderilmesi ve bunun da sonuçsuz kalması gerekmektedir. Ayrıca kanunda müteselsil kefile ihtar çekilmesi şartı aranmamaktadır. Müteselsil kefile ihtar çekilmesi, sadece onun takipten önce temerrüde düşürülmesi ile ilgili bir sorundur. Başka bir anlatımla, müteselsil kefil hakkında icra takibine girişilebilmesi için diğer koşulların yanında ayrıca müteselsil kefile de ihtar gönderilmesi gibi bir koşul yasada yer almamaktadır. Bu itibarla, hem asıl borçluya hem de müteselsil kefile aynı anda ihtar gönderilip borçluya gönderilen ihtarın tebliğine rağmen verilen süre içinde borcun ödenmemesi üzerine yasada belirtilen koşullar gerçekleşmiş olacağından bu durumda müteselsil kefil aleyhine takibe girişilebilecektir...\" denilmiştir. Tüm bu hal, kuşkusuz ki kefil yönünden de alacağın muaccel olması durumunda geçerlidir. TBK'nun 590/3. maddesi \"Asıl borcun muaccel olması, alacaklı veya borçlunun önceden süre içeren bildirimde bulunmasına bağlıysa, kefalet borcu için bu süre, bildirimin kefile yapıldığı tarihte işlemeye başlar\" düzenlenmesini içermektedir. <br>\tDavacı tarafından davalı asıl borçlu şirket ve diğer davalı kefile gönderilen ihtarname ile 3 gün atıfet süresi tanınmış olup, anılan ihtarnamenin davalı şirkete bila tebliğ edilmiş, davalı kefile ise 11/04/2022 tarihinde tebliğ edildiği görülmüştür.<br>\tDavalı asıl borçlu şirkete gönderilen hesap kat ihtarnamesinin tebliğ  adresi davalı şirketin genel kredi sözleşmesindeki adresi olmadığı gibi, hesap kat ihtarnamesinin bila tebliğ olduğu tarihte davalı şirketin ticaret sicil kayıtlarında yer alan adresi de değildir. Bir başka anlatımla davalı asıl borçluya gönderilen hesap kat ihtarnamesi sözleşme ve ticaret sicil kayıtlarında yer almayan başka bir adrese bila tebliğ olmuş olup, hesap kat ihtarnamesinin bila tebliğ tarihi davalı asıl borçluya tebliğ tarihi olarak kabul edilemeyecektir.<br>\tBu durumda mahkemece, asıl borçluya hesap kat ihtarnamesinin tebliğ edilemediği, TBK'nun 586/1 maddesi uyarınca asıl borçlunun ifade gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması şartının gerçekleşmediği, davacının davalı kefile başvuru koşullarının oluşmadığı gözetilerek davalı kefil ... hakkındaki davanın reddine karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. <br>\tDavalı kefilin davalı asıl borçlu şirketin yetkilisi olması, kefil sıfatıyla çıkarılan hesap kat ihtarnamesinin davalı kefile tebliğ edilmesi hesap kat ihtarının davalı asıl borçluya da tebliğ edildiğinin kabulü gerektiği sonucunu doğurmayacağı gibi, TBK'nun 586. maddesindeki koşulun oluşmadığının davalı kefil tarafından ileri sürülmüş olması da hakkın kötüye kullanılması niteliğinde kabul edilemeyecektir. <br>\tÖte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla davacının takip tarihi itibarıyla davalı şirketten alacaklı olduğu miktar tespit edilmiştir. Yukarıda açıklandığı üzere davalı şirkete çıkarılan hesap kat ihtarnamesi, davalı şirketin genel kredi sözleşmesinde yer almayan, ticaret sicilinde kayıtlı olmayan başka bir adrese bila tebliğ edildiğinden bila tebliğ tarihi davalı şirket yönünden hesap kat ihtarının tebliğ edilmiş sayılması sonucunu doğurmayacağından davalı asıl borçlu şirket takip tarihi itibarıyla temerrüte düşmüştür. Alınan bilirkişi raporu ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli olup, mahkemece anılan rapor hükme esas alınarak davalı şirket hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davalı ... hakkındaki davanın reddine, davalı şirket hakkında davanın kısmen kabulüne yönelik kararında bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 269,85 TL'nin mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına,  \t\t<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2026<br><br>Başkan -          Üye -                     Üye -            Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ded3313ebb643d3e","SID":"edc1f0f290e4aa8b"}}