{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1318 Esas   2026/448 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1318 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/448<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: Ankara 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t\t: 23/03/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/154 Esas 2023/196 Karar <br><br>DAVA\t: Tazminat / Şirket Yöneticilerinin Sorumluluğundan Kaynaklanan<br>DAVA TARİHİ\t: 09/03/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 09/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 22/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki tazminat istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin, sermayesinin tamamı kamu kurumlarına ait olan (%99 ... Belediyesi, %1 ... Belediyesi) bir şirket olduğunu, şirketin 2016, 2017, 2018, 2019 dönemlerinde Yönetim Kurulu Başkanlığını  dönemin ... Belediye Başkanı olan davalı ...'ın yürüttüğünü, müvekkil şirket nezdinde, Hazine ve Maliye Bakanlığı Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı’nca denetim yapıldığını, yapılan denetim neticesinde kurum vergi müfettişlerince 2016, 2017, 2018, 2019 dönemlerine ilişkin 18/06/2021 tarihli rapor düzenlendiğini, hazırlanan raporda bir kısım ödemelerin, incelemenin yapıldığı dönemde yönetim kurulu başkanı olan ...’ın şahsi harcalamaları olarak değerlendirildiğini ve şirket gideri olarak kabul edilmediğini, belirtilen giderlerin ödenmesi için davalıya ihtarname gönderildiğini, davalının keşide edilen ihtarnameye olumsuz cevap verdiğini ve talep edilen bedeli ödemediğini, alacağın tahsili amacıyla Ankara 25. İcra Müdürlüğü’nün 2021/16742 sayılı dosyası ile icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun itirazı üzerine takibin durduğunu belirterek, itirazın iptali ile takibin devamına, davalı borçlunun kötü niyetli itirazı sebebiyle %20’den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına mahkumiyetine  karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; itirazın iptaline konu Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2021/16742  sayılı icra dosyasına, davacı tarafın 18/06/2021 tarihli müfettiş raporunu sunmadığını, takibin konusunun kira alacaklarına ilişkin olduğunu, dosyanın görevsiz mahkemede açıldığını, davaya konu ...  de bulunan dairenin kiraya veren ... adlı kişiden davacı şirket tarafından 15/10/2011 tarihinde kiralandığını ve tüm kira ödemelerini kiraya verene ait ... ... Şubesinde bulunan TR... nolu hesaba yatırıldığını, bu taşınmazın kiralandığı tarihten itibaren davacı şirkete ait çalışma ofisi olarak kullanıldığını, icra takibi ve açılan bu davanın dayanağının, 18/06/2021 tarihli vergi raporu ve vergi zararı olduğunu,  kamu zararı üzerinden 5018 sayılı Kanunun 71. maddesine göre talepte bulunabileceğini, davacı tarafından bu usullerin hiçbiri yerine getirilmediğini belirterek , davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  dava konusu konutun  davalının şahsi kullanımına tahsis edildiği hususu   kesin olarak ispatlanamadığından,  ispatlanamayan davanın reddine karar  verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı  vekili istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu,  davalının davaya konu konutu ev olarak ailesi ile birlikte kullandığının  ev sahibi tanık ...'ın  beyanı ile sabit  olduğunu, davalı tanık beyanlarına itibar edilemeyeceğini, ayrıca, davalının 2015-2019 yılları arasında, ikametgahı Nüfus Müdürlüğünden sorulduğunda davalının ikametgahının \" ...\" de bulunan taşınmazda olduğunun  ortaya çıkacağını, mahkemece  yargılama sürecinde Emniyet Araştırması da yapılmayıp  ve Yüksek Seçim Kurulu'ndan davalının ve ailesinin seçmen kayıtlarının  sorulmadığını, böylelikle  davalının dava konusu taşınmazda ikamet edip etmediğine dair hiçbir resmi araştırma yapılmadan Mahkemece eksik inceleme ile hüküm tesis edildiğini, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava;  şirket yöneticisinin şirkete verdiği zararın tazminine yönelik takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>Davacı yan davalının davacı şirketin 2016,2017,2018,2019 dönemlerinde yönetim kurulu başkanı olduğunu, şirket adına çalışma ofisi olarak kiralanan konutta davacının ikamet etmesi ve  davacının şahsı tarafından konutun kullanılması  nedeniyle şirketin uğradığı iddia olunan zararın tahsili amacıyla  davalı aleyhine  Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2021/16742 Esas sayılı dosyasında icra takibine girişmiş davalı yanca ilgili takibe itiraz edilmesi üzere yapılan itirazın iptali talebi ile  eldeki dava açılmıştır. <br> Dava konusu Ankara 25.İcra Müdürlüğü'nün 2021/16742 Esas sayılı takip dosyası incelendiğinde, davacı şirket tarafından davalı aleyhine \" ... adresinden kaynaklı Hazine ve Maliye Bakanlığı Denetim Kurulu Başkanlığınca 16/08/2021 tarihli düzenlenen rapora ilişkin olarak doğan 192.149,60 TL kira alacağı \" na dayalı olarak 192.149,60 TL asıl alacak ve 663,31 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 192.812,91 TL alacağın tahsili  talebi ile icra takibi başlatıldığı, davalının süresi içerisinde  ödeme emrine itirazı üzerine takibin durduğu, işbu itirazın iptali davasının İİK'nun 67. maddesi uyarınca, itiraz dilekçesinin alacaklı/vekiline tebliğ tarihinden itibaren başlayacak olan 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açıldığı dosya içeriğiyle sabittir.\t<br>Dava konusu takibin dayanağı olan ve dosya içerisinde bir örneği yer alan 18/01/2021 tarihli  vergi inceleme raporu incelendiğinde \" ... Konut kira yardımı şeklinde menfaat sağlanan ortağın başkan ve üyelerinin, mükellef kurum ile işveren-işçi ilişkisinde bulunmaması, bu ödemelerin şirketçe huzur hakkı ödemesi yapılacağına dair bir kararın bulunmaması söz konusu kira menfaatinin ücret olarak değerlendirilemeyeceği sonucunu ortaya koyduğundan, mükellef kurum tarafından yapılan bu giderlerin ticari kazancın tespitinde indiriminin kabul edilmesi mümkün bulunmamaktadır...\"  şeklinde tespitlere yer verildiği görülmüştür. <br>Yine yargılama aşamasında mahkemece Vergi Denetim Kurulu Başkanlığı'na davalı tarafından bahsi geçen konutun şahsi konut olarak kiralanması nedeniyle özel usulsüzlük cezası kesilip kesilmediğine ilişkin yazılan müzekkereye verilen 01/11/2022 tarihli cevabi yazıda; T.C. Başkanlığı Devlet Denetleme Kurulu Başkanlığı'nın 10/11/2022 tarih 1243 sayılı yazısı ve eklerinde kiralanan konutun belediye başkanının aile konutu olduğundan bahisle Vergi Kanunları yönünden incelenmesinin istendiği, müfettişliklerince yapılan araştırma ve incelemeler  neticesinde söz konusu taşınmazın kim tarafından kullanıldığı açıkça tespit edilememiş olmakla birlikte şirketin ortak, başkan veya yöneticilerinden herhangi birinin söz konusu taşınmazı konut olarak kullandığının, 17/06/2021 tarihli Vergi Tekniği raporunda ifade edilmesinden dolayı kiralanan konut ile ilgili yapılan giderlerin yalnızca şirketin Kurumlar Vergisi Kanunun'da kanunen kabul edilmeyen gider olarak dikkate alınıp matraha ilave edildiği, söz konusu işlem ile ilgili herhangi bir şahsa veya kişiyle özel usulsüzlük cezası kesilmediğinin bildirildiği görülmüştür.<br>6102 sayılı TTK’nun 644/1-a maddesi uyarınca, limited şirket müdürlerinin sorumluluğu anonim şirketlere ilişkin kurallara tabidir. <br>6102 sayılı TTK'nun  553/1 maddesine göre;  Kurucular, yönetim kurulu üyeleri, yöneticiler ve tasfiye memurları, kanundan ve esas sözleşmeden doğan yükümlülüklerini kusurlarıyla ihlal ettikleri takdirde,  hem şirkete hem pay sahiplerine hem de şirket alacaklılarına karşı verdikleri zarardan sorumludurlar.<br>TTK'nun 555/(1). maddesinde; şirketin uğradığı zararın tazminini, şirket ve her bir pay sahibi isteyebileceği, pay sahiplerinin tazminatın ancak şirkete ödenmesini isteyebilecekleri düzenlenmiştir.<br>\tDavacı tarafça davalının  davacı şirketi zarara uğrattığı ileri sürülerek zararın davalıdan tahsili  istemi ile davalı hakkında dava konusu takip başlatılmıştır.<br>                        Hemen belirtmek gerekirse TTK'nun 553. maddesi kapsamına göre, şirket yöneticisinin, TTK ve şirket esas sözleşmesinden doğan yükümlülüklerini kusuruyla yerine getirmemesi halinde kusurları nedeniyle oluşan zararlardan kişisel bakımdan sorumlu olacaklardır. Bu konuda davalı şirket müdürünün kusurlu olduğunun iddia eden davacı şirketin , davalı yanın kusurunu ve zararın tutarını da kanıtlaması gerekmektedir.<br>Kanunda aksi öngörülmedikçe kural olarak herkes iddiasını ispatla yükümlüdür. HMK'nın 190. maddesi gereği \"ispat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir.<br>Somut olayda , davacı yanca Hazine ve Maliye Bakanlığı Denetim Kurulu Başkanlığınca 16/08/2021 tarihli düzenlenen rapora dayanılarak başlatılan takibe yapılan itirazın iptali davasında davacı  tarafça delil olarak icra dosyası, Hazine ve Maliye Bakanlığı Denetim Kurulu Başkanlığınca 16/08/2021 tarihli düzenlenen rapor, kira sözleşmesi, ticari defter ve kayıtlar, kira sözleşmesinden kaynaklanan ödemelere ilişkin kayıtlar, bilirkişi, tanık, yemin deliline dayandığı, davalının mernis adres araştırmasına, davalının adresinin zabıta marifetiyle araştırılmasına, davalı ve ailesinin Yüksek Seçim Kurulundan seçmen kayıtlarının sorgulanmasına delil olarak dayanmadığı görülmüştür.<br>Taraflarca getirilme ilkesine ilişkin 6100 sayılı HMK'nun 25. maddesi uyarınca hakim, kanunda öngörülen istisnalar dışında, taraflardan birinin söylemediği şeyi veya vakıaları kendiliğinden dikkate alamayacağı gibi onları hatırlatabilecek davranışlarda dahi bulunamaz. O halde, mahkemece tarafların iddia ve savunmaları doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak sonucuna göre hüküm kurulması gerekir.<br>Hal böyle olunca, her ne kadar  davacı tarafça  mahkemece  yargılama sürecinde davalının mernis adres  kaydını celp etmeyip, davalının ikametine ilişkin  emniyet araştırması  yapmadığı, Yüksek Seçim Kurulu'ndan davalının ve ailesinin seçmen kayıtlarının  sorulmadığı ve böylelikle  Mahkemece eksik inceleme ile hüküm tesis edildiği ileri sürülmüş ise de, eldeki davanın taraflarca getirilme ilkesine tabii olup, re'sen araştırma ilkesine tabii davalardan olmadığı ve davacı tarafça da iddiasını ispat amacıyla bahsi geçen kurumlarda araştırma yapılmasına yönelik söz konusu delillere yargılama aşamasında dayanmadığı, yargılama aşamasında ileri sürülmeyen delillerin istinaf aşamasında ileri sürülemeyeceği gibi yargılama aşamasında dayanılmayan delilin mahkemece re'sen araştırılmadığı ve eksik incelemeyle hüküm tesis edildiğinin ileri sürülemeyeceği dikkate alındığında, davacının mahkemece eksik incelemeyle hüküm tesis ettiğine ilişkin istinaf itirazı yerinde görülmemiştir. <br>Yine davacı yan delil listesinde açıkça yemin deliline dayanmış ise de, yemin delilinin hatırlatılmaması yönünde bir istinaf itirazı ileri sürülmediğinden Dairemizce yemin delilinin değerlendirilmesi yoluna da gidilmemiştir. <br>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan alınarak hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 09/04/2026<br><br>Başkan-          Üye -                     Üye -             Zabıt Katibi -<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f821ddf93479cd99","SID":"05de35d8e3cd90fe"}}