{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1277 Esas   2026/436 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1277 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/436<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: Ankara 4. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ\t\t: 06/01/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/24 Esas 2023/1 Karar<br><br>DAVA\t:Alacak (İİK 308/b maddesine dayalı)<br>DAVA TARİHİ\t: 12/01/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 09/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 11/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki  alacak istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  davacı bankanın alacaklısı olduğu davalı borçlu ... tarafından Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/933 Esas sayılı dosyası ile konkordato talebinde bulunulduğunu ve Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 06/11/2020 tarih ve 2020/626 Karar sayılı kararı ile davalı borçlunun konkordato projesinin tasdikine karar verildiğini, davacı  tarafından, konkordato sürecinde ,  davalı borçlunun  52...28 no.lu kredi kartından kaynaklanan 18.129,12 TL,  524...71 no.lu kredi kartından kaynaklanan 6.238,68 TL, Artı Para borç tutarı 3.075,25 TL  olmak üzere toplam  27.443,05 TL bireysel riskinden kaynaklı alacağı  ile  borçlu ...'in müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduğu 18/07/2012 tarih ve 3.500.000,00 TL  bedelli Genel Kredi Sözleşmesine dayalı olarak ... Çimento İnşaat Malz. Taah. Tic. Ve Ltd. Şti.'ne kefaletinden kaynaklı olarak davacı bankanın  toplam  180.264,17 TL ticari kefaletten kaynaklı alacağının  konkordato komiserlerine bildirildiğini,  Mahkemece,  davacın 180.264,17 TL  olarak bildirdiği  kefaletinden kaynaklı alacağı ile ilgili olarak  109.637,86 TL  miktar üzerinden nisaba katılmasına karar verildiğini,  davalı/borçlunun  konkordato projesinde borçlu tarafından kabul edilmeyen ve çekişmeli hale gelen ticari kefaletten kaynaklı asıl alacak tutarı 29.018,18 TL.  (138.656,04 TL- 109.637,86 TL) olup, 29.018,18 TL asıl alacağın ve projede faiz alacağına da yer verilmemesi nedeniyle kesin mühlet tarihi olan 17/05/2019 tarihine kadar %51.60 işlemiş 15.726,49 TL faiz alacağının, 786,32 TL faizin gider vergisi alacağının ve projede hiç yer verilmeyen 27.649,95 TL bireysel riske ilişkin alacağın ve projede faiz alacağına da yer verilmemesi nedeniyle kesin mühlet tarihi olan 17/05/2019 tarihine kadar %31,80 işlemiş 2.843,56 TL işlemiş faiz alacağının, 142,17 TL faizin gider vergisi alacağı olan toplam 76.166,67 TL'nin  fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla davalı borçludan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  İİK. m.294/3 gereğince geçici mühletin kesin mühletin sonuçlarını doğuracağını, bu kapsamda geçici mühlet tarihinden itibaren faiz işlemesinin duracağı, davacı bankanın talep ettiği kesin mühlet tarihe göre hesaplanmış %51.90 işlemiş faiz tutarı 15.726,49 TL alacağını talep edilemeyeceğini, davacının davalıya bireysel riskinden kaynaklı bir borcu bulunmadığını  belirterek, davanın reddine  karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  davalının,  bahsi geçen genel kredi sözleşmesi kapsamında davacı bankaya verdiği kefaletin TBK'nun 584.maddede yazılı  şekil şartlarını taşımadığı kanaatine varılarak , davalının müteselsil kefaleti anlamında davacıya borçlu olmadığına , davalının bireysel kredilerine yönelik davacının geçici mühlet tarihi 20/12/2018 tarihine göre bakiye alacak miktarının 27.246,55 TL olduğuna dair rapordaki tespit hükme esas alınarak, davanın kısmen kabulü ile 27.246,55 TL’nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, fazlaya ilişkin istemin reddine   karar karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Mahkemece her ne kadar geçici mühlet tarihine kadar faiz işleyebileceği hüküm altına alınmışsa da işbu hükmün  usul ve yasalara aykırı olduğunu , davacının  alacağının çekişmeli hale gelen 76.166,67 TL  kısmı için İİK. md. 308/b gereğince davanın tümden kabulüne  karar verilmesi gerekirken davanın kısmen kabulüne karar verilmesinin doğru olmadığını, <br>Yerel mahkemece yapılan kefalete ilişkin değerlendirmeyi  kabul etmediğini,  davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde davalının şirkete olan kefaletinin kabul edilerek,  kefil tarafından kefaletin geçersizliği ileri sürülmemesine karşın mahkemece kefaletin geçersizliğine karar verilmesinin doğru olmadığını, bu yöndeki Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3253 E.  2019/5052 K. Sayılı kararının dikkate alınması gerektiğini,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava; konkordato davası neticesinde çekişmeli hale gelen nakdi  alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;<br>Davalı tarafından açılan Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/933 Esas 2020/626 Karar sayılı dosyasında 20/12/2018 tarihinde ...'e 3 ay süreyle geçici mühlet verildiği, 13/03/2019 tarihinde geçici mühlet süresinin 2 ay uzatıldığı, 17/05/2019 tarihinde 1 yıl kesin mühlet verildiği, kesin mühletin 11/08/2020 tarihine uzatıldığı, 04/08/2020 tarihinde kesin mühletin 2 ay, 08/10/2020 tarihinde kesin mühletin 2 ay daha uzatıldığı, yapılan yargılama sonunda davanın kabulü ile konkordato tasdik talebinin kabulüne karar verilmiştir.<br>Uyap sistemi üzerinden yapılan inceleme neticesinde Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/933 E- 2020/626 K sayılı kararına davacı ve bir kısım alacaklılar vekili tarafından yapılan istinaf başvurusunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23 .Hukuk Dairesi'nin 2020/2032 E-2021/189 K sayılı ilamı ile esastan reddine karar verildiği, ilgili Daire kararının Yargıtay 6 Hukuk Dairesi'nin 01/12/2021 tarih, 2021/2901 E, 2021/1925 K sayılı ilamı ile bozulması üzerine,  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23 .Hukuk Dairesi'nin 2022/152 E-2022/316 K sayılı ilamı ile Daire kararında direnilmesi üzerine, ilgili direnme kararının Yargıtay 6 Hukuk Dairesi'nin 07/02/2023 tarih, 2023/20 E, 2023/447 K sayılı ilamı ile onanmasına karar verildiği görülmüştür. Davacı yan davalıdan bireysel ve davalının kefaleti nedeniyle  alacaklı olduğunu , davalının konkordato tasdik kararında alacağının eksik olarak yer aldığını iddia etmiş, davalı yan ise konkordato tasdik kararında yer alan borç dışında davacıya başka bir borcun bulunmadığını savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne  karar verilmiştir.<br>Davacı banka ile dava dışı ... Ltd Şti arasında 18/07/2012 tarih, 3.500.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, davalı ...'in bu müteselsil kefil sıfatıyla imzasının yer aldığı, yine söz konusu GKS dışında davacı banka ile davalı ... arasında 18/10/2016 tarihli kredi kartı sözleşmesi imzalandığı,  davacı bankanın  kredi ve kredi kartı borçlarının  ödenmediği iddiasıyla hesabı  kat ettiği, davacının konkordato komiserler kuruluna fazlaya ilişkin haklarını saklı tutarak davalıdan 27.649,95 TL bireysel, 180.264,17 TL ticari kefaleti nedeniyle toplam 207.914,12 TL alacaklı olduğunu bildirdiği, davalının konkordato tasdik kararında 109.637,86 TL nakit alacağının yer aldığı hususlarında herhangi bir ihtilaf bulunmamaktadır. <br>Uyuşmazlık, davacının genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalıdan komiserler kurulunca kabul edilmeyen nakit bir alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>Açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde nakit  alacaklarının komiserler kurulu tarafından kabul edilmediğini  ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır.<br>Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi raporu ile, geçici  mühlet karar tarihi (20/12/2018) itibarıyla davacının davalıdan   genel kredi sözleşmesine olan kefaletinden 28.510,10 TL , bireysel kredilerinden kaynaklı olarak 27.246,55  TL nakit alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.<br>Bu bağlamda davacı vekilinin  istinaf itirazları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;<br>Davacı vekilince,   kesin mühlet tarihine kadar alacağının hüküm altına alınması gerekirken  alacakların eksik hesaplandığı iddia edilmiş ise de,  İİK'nun 294/(3)  maddesi uyarınca; tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü  alacağa faiz işlemesinin duracağı, İİK'nun 288/1 maddesi uyarınca geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, bu bağlamda tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği ve alacağın da rehin ile temin edilmediği dikkate alınarak geçici mühlet tarihinden itibaren davacının  adi alacaklarına  faiz işletilmesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda bilirkişilerce bu yönü ile nakit  alacağın geçici mühlet tarihi itibariyle hesaplanmasının usul ve yasaya uygun olduğu  anlaşılmakla,  davacı vekilinin bu yöndeki istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Davacı Banka ile dava dışı ... İnşaat Malz. Ltd.Şti. arasında 18/07/2012 tarihinde 3.500.000,00 TL tutarında genel kredi sözleşmesi akdedilmiş olup davalı ...'in bu sözleşmede 3.500.000,00 TL limitle müteselsil kefaleti mevcut olup,  kefalet akdi, kefalet limiti ve kefaletin müteselsil olduğu hususu davalı kefilin el yazısı ile yazılı olmasına karşın kefalet tarihinin kefilin el yazısı ile belirtilmemiş olduğu dosya içeriğiyle sabittir.<br>Mahkemece ilgili kefaletin TBK 584 maddede yazılı şartları taşımadığı sonucuna varılarak, bu alacak yönünden davanın reddine karar verilmiş, davacı yanca davalının bu yönde bir iddiasını olmamasına rağmen mahkemece bu yönde karar verilemeyeceği ileri sürülerek istinafa gelinmiştir.<br> Kefalet sözleşmesi, somut olaya uygulanması gereken TBK’nın 581 ilâ 603. maddeleri (Mülga 818 Sayılı Borçlar Kanunu'nun (BK) 483 ilâ 503. maddeleri) arasında düzenlenmiştir.<br> Kefalet  sözleşmesiyle kefil, asıl borçlunun borcunu ödememesi durumda, söz konusu borçtan şahsen sorumlu olacağını taahhüt etmektedir. Daha yalın bir anlatımla bu sözleşme ile kefil, borçlunun asıl borcu ifa edememesi riskini üzerine alır (Özen, Burak: Kefalet Sözleşmesi, İstanbul 2008, s. 6.; atıf yapan; Karakılıçarslan, Seda: Kefilin Sorumluluğunun Kapsamı, Gazi Üniversitesi Hukuk Fakültesi Dergisi, C. XIII, 2009, S. 1-2, s. 43).<br>Kefalet sözleşmesiyle kefil, borcun ifa edilmemesi hâlinde, alacaklının ifaya menfaatini sağlamayı kişisel olarak üstlendiğine göre, bir kişinin zaten kişisel olarak sorumlu olduğu borç için kefil olması anlamsızdır. Zira bu hâllerde kefalet sözleşmesinin teminat sağlama amacı gerçekleşmez (Tandoğan, Haluk: Borçlar Hukuku Özel Borç İlişkileri, C.2 İstisna (Eser) ve Vekâlet Sözleşmeleri, Vekâletsiz İş Görme, Kefalet ve Garanti Sözleşmesi, B.3, Ankara 1987 s. 699; Ayan, Serkan: Kefalet Sözleşmesi, Ankara 2018, s. 17).<br>  Kefalet TBK'nın 581. maddesinde; “Kefalet sözleşmesi, kefilin alacaklıya karşı, borçlunun borcunu ifa etmemesinin sonuçlarından kişisel olarak sorumlu olmayı üstlendiği sözleşmedir” şeklinde tanımlanmıştır.<br> Kefaletin türleri ise TBK’nın 585 vd. (BK’nın 486 vd. maddeleri) maddelerinde düzenlenmiş ve uyuşmazlık konusu müteselsil kefaletle ilgili olarak da 586. maddesi; “Kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir” hükmünü içermektedir.<br> Önemle vurgulamak gerekir ki;  TBK’nın 583. maddesi; “Kefalet sözleşmesi, yazılı şekilde yapılmadıkça ve kefilin sorumlu olacağı azamî miktar ile kefalet tarihi belirtilmedikçe geçerli olmaz. Kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi şarttır. <br>Kendi adına kefil olma konusunda özel yetki verilmesi ve diğer tarafa veya bir üçüncü kişiye kefil olma vaadinde bulunulması da aynı şekil koşullarına bağlıdır. Taraflar, yazılı şekle uyarak kefilin sorumluluğunu borcun belirli bir miktarıyla sınırlandırmayı kararlaştırabilirler. <br>Kefalet sözleşmesinde sonradan yapılan ve kefilin sorumluluğunu artıran değişiklikler, kefalet için öngörülen şekle uyulmadıkça hüküm doğurmaz” hükmünü içermektedir.  <br>Buna göre; TBK'nın 583/1. maddesi gereğince kefilin, sorumlu olduğu azamî miktarı, kefalet tarihini ve müteselsil kefil olması durumunda, bu sıfatla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girdiğini kefalet sözleşmesinde kendi el yazısıyla belirtmesi kefalet sözleşmesinin geçerliliği için şartken, BK’nın 484. maddesi gereğince kefalet sözleşmesinin geçerliliği yazılı şekilde yapılmasına ve kefilin bu sözleşmede sorumlu olacağı miktarın gösterilmesine bağlıdır.<br>Başka bir şekilde ifade etmek gerekirse; kefalet sözleşmesi için Kanun’da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşır. Bu nedenle, kefalet sözleşmesi Kanun’da öngörülen bu şekle uygun yapılmazsa, sözleşme TBK’nın 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacaktır (Ayan, s.182).<br> Zira; 12.4.1944 tarihli ve 1943/14 E., 1944/13 K. sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Genel Kurulu Kararında; sözleşmede kefilin ödeyeceği muayyen bir miktarın gösterilmiş olup olmadığının ve sözleşme içeriğinden böyle muayyen bir miktarın anlaşılmasına olanak bulunup bulunmadığının hâkim tarafından re’sen gözetilmesi gerektiği belirtilmiştir.<br>  Kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünü hâkimin re’sen göz önünde tutması gerekir (Tandoğan, s. 741). Alacaklı kesin hükümsüz bir kefalet sözleşmesine dayanarak kefilden ifa talebinde bulunamayacağı gibi, kefilin yapacağı ifanın hükümsüzlüğü düzeltici etkisi de olmaz. Alacaklı ifa talebini dava yolu ile ileri sürerse, hâkim kefil tarafından ileri sürülmese bile şekle aykırılığı görevi gereği göz önünde tutar. Hatta kefil, kefalet sözleşmesinin şekle aykırılığına dayanmak istemediğini açıkça söylese ve savunmasını esas borcun geçerli olmadığı olgusu üzerine kursa bile, hâkim kefalet sözleşmesinin şekle aykırılığını yine de dikkate alabilecektir.<br>Zira, kefalet sözleşmesi için Kanun’da öngörülen bu şekil kuralı, bir ispat şekli olmayıp, geçerlilik şekli niteliği taşımaktadır. (Emsal Yargıtay Hukuk Genel Kurulu  02.11.2022 tarih, 2020/(19)11-457 E,  2022/1431   K sayılı ilamı) <br>İlgili Yargıtay HGK kararı davalı vekilinin istinaf ilamında dayandığı Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 2017/3253 E.  2019/5052 K. sayılı kararına Dairemizin direnmesi üzerine , Dairemiz direnme kararının onanmasına ilişkin karar olup, Mahkemece bu yönü ile ilgili Yargıtay  kararının  hükme esas alınmaması yerindedir.<br>Hal böyle olunca , ihtilafa konu kefalet sözleşmesinde kefalet tarihi  davalı tarafça kendi el yazısıyla belirtmemesi nedeniyle TBK’nun 583. maddesi uyarınca  kefalet sözleşmesinin geçerli olmadığı ve  TBK’nun 12/2. maddesi gereğince hükümsüz olacağı,  kefalet sözleşmesinin şekle aykırılık nedeniyle hükümsüzlüğünü hâkimin re’sen göz önünde tutması gerekeceği  dikkate alındığında , mahkemece davacının  davalıdan kefaletten kaynaklı alacak talebi yönünden yukarıda yazılı şekilde hüküm tesisi usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabulü yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, \t<br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda uyuşmazlık konusu miktar dikkate alındığında HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere, tarafların yokluğunda oy birliği ile karar verildi.  09/04/2026<br><br>Başkan-             Üye -                   Üye -               Zabıt Katibi <br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c13e1d2f3fc5fb8b","SID":"e9f91b2c64960af9"}}