{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS  NO: 2026/696 <br>KARAR NO: 2026/847<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 30/01/2026<br>ESAS NO: 2024/749<br>KARAR NO: 2026/105<br>DAVANIN KONUSU: Alacak (Taşıma Sözleşmesi Kaynaklı)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:16/04/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ:30/04/2026<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2026 tarih ve 2024/749 Esas 2026/105 Karar sayılı ilamına karşı ,taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinden özetle; Davacının, dava dışı ... isimli arkadaşına göndermek için aldığı iki adet ... marka, ... model cep telefonu davalı şirkete teslim ettiğini, davalı şirkete, ilgili kargonun ... tarihinde teslim edildiğini, gönderi kodunun ''...'' olduğunu, kargonun teslim-tesellüm fişinde de ''...'' yazıldığını, ancak davalı şirketin ilgili kargoyu bir türlü alıcı ... isimli şahsa teslim etmediğini, şirkete ulaşılmadığını, şirketin, kargonun kaybolduğunu, bulunacağını, teslim edileceğini beyan ettiğini, fakat hiçbir şekilde davacının, arkadaşına göndermek üzere davalı şirkete teslim ettiği iki adet telefonu dava dışı şahsa teslim edilmediğini, davaya konu olaya ilişkin benzer yüksek mahkeme kararlarının mevcut olduğunu, davalı şirketinin davacının zararını karşılamadığını, yapılan arabuluculuk görüşmelerinden de olumlu sonuç alınamadığını, bu nedenle davacının zararının karşılanması için iş bu davayı açtıklarını, iş bu davaya taraflar arasındaki sözleşme ilişkisinin temelinin Türk Ticaret Kanununda yer alan ''Taşıma Sözleşmesi'' olması nedeniyle, görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olduğunu, emsal yargıtay kararında da ticaret mahkemesinin kararının incelendiğini,  öncelikle iki adet ... ... cep telefonu bedelinin, davalı şirkete teslim edildiği tarih olan ... tarihi itibariyle değerinin hesaplanmasını, bu değerin ... tarihinden itibaren işlemiş ticari avans faizi ile davacıya ödenmesini, açıklanan nedenlerle; davanın kabulü ile, zararın bilirkişi tarafından tam olarak belirlendiğinde artırılmak üzere şimdilik 75.000,00 TL'nin ... tarihinden itibaren işlemiş ve işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalı şirketten tahsili ile davacıya ödenmesini, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı şirket üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>DAVALI VEKİLİNİN İLK DERECE MAHKEMESİNE SUNMUŞ OLDUĞU CEVAP DİLEKÇESİNDEN ÖZETLE: <br>Öncelikle usule itirazlarının olduğunu, davacının dava değerini belirleyecek konumda olduğunu, ürün faturasının olduğu iddia edilen belgenin sunulmadığını, davanın belirsiz olarak açılmasında hukuki yararın bulunmadığını, dava değerini düşük kısmi bedel üzerinden fazlaca tazminat kalemi oluşturularak açılan davanın haksız olduğunu, Davacının dava dilekçesindeki iddiaları kapsamında; davaya konu ürünlerin ödediği bedeli bilebilecek durumda olduğunu, davacının dava konusu talebi kendisi açısından HMK uyarınca “Belirli Alacak” statüsünde olduğunu, Yargıtay 11. HD., E. 2017/2870 K. 2018/6490 T. 18.10.2018 tarihli kararın emsal gösterildiini, somut olayda davacının tüm beyanlarında da miktarı net bir şekilde belirtilen ürünlerin hasarlandığı iddiası ile alacak miktarının belirlenebilir olduğunu ikrar ettiğini, hukuki yararı bulunmayan davanın, esasa girilmeksizin dava şartı eksikliğinden usulen reddi gerektiğini, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun md. 6 hükmüne göre açılan davanın Müvekkilinin yerleşim yeri Mahkemesinin yetkili olduğunu, Müvekkilinin ticaret sicil gazetesinde kayıtlı adresinin  \"... Mahallesi ... caddesi No: ... ... Blok .../İstanbul\" olduğunu, bu nedenle uyuşmazlıkta HMK’nın yetki kuralları çerçevesinde Kayseri Mahkemelerinin yetkisiz olduğunu, İstanbul Mahkemelerinin yetkili olduğunu, Müvekkilinin taşımaya verilen, göndericisi davacı olan, alıcısı ... olan kargonun ... numaralı taşıma faturasına kaydedilerek (Ek-Taşıma kaydı) Müvekkili Şirket tarafından teslim alındığını, ancak alıcısına teslim edilemeden çalınarak kayıp duruma düştüğünün tespit edildiğini, ancak kargoyla ilgili yaşanan bu süreçten sonra davacı ile yaşanan gelişmelerin davacı tarafça aktarılmadığını, kargonun ilgili dönemdeki Müvekkilinin çalışanı tarafından çalınarak kayıp duruma düştüğünün tespit edildiğini, şahsın iş akdinin sona erdirildiğini ve hakkında Savcılığa suç duyurusunda bulunulduğunu, 1 adet cep telefonunun geri alındığını ve Müvekkili tarafından muhafaza edildiğini, durumun davacıya ihtarname ile bildirildiğini, ancak davacı tarafça ürün iade alınmadığını ve işbu davayı açtıklarını, söz konusu cep telefonunun davacıya teslim edilebilir şekilde muhafaza altına alındığını, bu nedenle davacının iki adet telefon kaybına yönelik iddialarının, bir adet cep telefonu için geçersiz ve hükümsüz olduğunu, davacının iddialarının ancak kayıp durumda olan diğer bir adet telefon için olabileceğini, kargo içeriği ürünün aidiyeti ve bedelinin ispat edilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının taleplerinin 2 adet ürün üzerinden değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kalan 1 adet ürün için ise taşıyıcının kanunen belirlenen limitle sınırlı olarak sorumlu olduğunu, davacı ürünün aidiyetini ispat etme yükümlülüğünün bunun ispatı varsayımında ise ürünün taşıma tarihinde arz ettiği ikinci el değeri üzerinden değerlendirme yapılması gerektiğini, bu nedenle ürünün taşıma tarihinde arz ettiği ikinci el cihaz piyasa fiyatının uzman bilirkişiler tarafından tespiti gerektiğini, Yargıtay 11. Hukuk Dairesi 02.06.2015 tarih ve 2015/2501 E. 2015/7524 Karar, Gaziantep Bölge Adliye Mahkemesi 11.Hukuk Dairesi’nin 2021/958 E. 2022/1957 karar sayılı kararların emsal gösterildiğini, taşıma hukukunda, TTK gereği sınırlı sorumluluk ilkesi geçerli olduğunu, bunun sebebinin ise, taşıyıcıların ticari hayatta aşırı tazminat ödemeleri ile karşı karşıya kalmakta kaldıklarını,  taşıma işinin, yapısı itibariyle sorumluluk rizikosunun yüksek olduğu bir alan olduğunu, bu yüksek riziko dolayısıyla, taşıyıcılarının tam sorumluluk hükümlerine tabi tutmak taşıma ücretlerinin yüksek olmasına, bu da taşınan eşyaların maliyetine yansımasına neden olduğunu, bu durumun serbest piyasa ekonomisine ters bir durum olduğu gibi bu işin de yapılamaz hale gelmesine neden olacağını, açıklanan nedenlerle davanın usule ilişkin beyanları doğrultusunda esasa girilmeden reddini, aksi kanaatte davanın reddini, müvekkili hakkında, 1 adet ürün bedeli üzerinden sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasını, yargılama giderlerinin ve vekalet ücretinin davacıya yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda \"...\tDava, kargo taşıması için davalıya teslim edilen emtianın alıcısına teslim edilmemesi nedenine dayalı maddi tazminat davasıdır. TTK'nın 875. Maddesine göre, taşıyıcı, eşyanın taşınmak üzere teslim alınmasından teslim edilmesine kadar geçecek süre içinde, eşyanın zıyaından, hasarından veya teslimindeki gecikmeden doğan zararlardan sorumludur. Eşya taşıma sebebiyle eşyanın zıyaı, hasarı veya teslimindeki gecikme sebebiyle taşıyanın sorumluluğuna dayalı davalarda, taşıyanın sorumlu olup olmadığı, sorumluluğu kaldıran sebep bulunup bulunmadığı tespit edilip, sorumlu olduğu kabul edildikten sonra meydana gelen zararın miktarı belirlenerek tazmini yoluna gidilmelidir. Davacının davalı kargo şirketine taşıması için iki adet ... ... cep telefonunu teslim ettiği ancak cep telefonlarının alıcısına teslim edilmediği sabittir. Davalı vekili tarafından 07/10/2024 tarihli beyan dilekçesinde, kargonun çalınarak kayıp durumuna düştüğünü beyan ettiği görülmüştür.Gönderinin tamamının zıyaı halinde malı teslim etmeyen taşıyıcının sorumluluğu kural olarak TTK nun 882. maddesi uyarınca sınırlı sorumluluk ise de bu eyleminin pervasızca davranış olarak kabulü gerektiğinden, TTK'nın 886. maddesi uyarınca taşıyıcının sınırlı sorumluluktan yararlanma hakkını kaybettiğinin kabulü gerekir. Bu nedenle davalı taşıyıcı, taşıma konusu emtianın  gerçek değerini ödemekle yükümlüdür. (Bkz.Yargıtay 11 HD'nin  2017/3486 esas  2019/552 karar sayılı ilamı,İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi   43. Hukuk Dairesi'nin 2020/106 esas 2020/79 karar sayılı ilamı bu yöndedir.) Malın gerçek değerinin TTK'nın 880/3. maddesine göre belirlenmesi gerekmekte olup hüküm kurmaya elverişli bulunan 23/10/2025 tarihli bilirkişi raporunda cep telefonlarının kargoya teslim tarihi itibariyle değerinin 117.998,00 TL olduğu tespit edildiğinden davanın ıslah dilekçesi doğrultusunda kabulüne karar verilmiştir.1-Davanın kabulü ile, 117.998,00 TL'nin 11/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine...\" dair karar verilmiştir. <br>İş bu kararı taraf vekilleri süresinde istinaf etmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; huzurdaki dava değerinin belirlenmesinin davacıdan beklenebilecek nitelikte olduğunu, ürün faturası olduğu iddia edilen belgenin dahi sunulduğunu, davanın belirsiz olarak açılmasında hukuki yarar olmadığını, yetki itirazlarının reddinin usule aykırı olduğunu, daha önceki dilekçelerinde belirttikleri üzere davacı iddialarının somut olayın tamamını yansıttığını, izah olunacak nedenlerle iddiaların ancak 1 adet telefon için dinlenebilir nitelikte olduğunu, kargo içeriği ürünün aidiyeti ve bedelinin ispat edilmeyen davacının afaki beyanları ile kurulan hükmün kaldırılması gerektiğini, bilirkişi raporunda eksikler ve yetersizlikler olduğunu açık bir şekilde ortada olmamakla birlikte taşımadan kaynaklı bir alacağın söz konusuyken taşıma alanında uzman bilirkişiler tarafından değilde iş güvenliği ve elektrik elektronik yüksek mühendisi olan bilirkişiler tarafından inceleme yapılmış olmasının da hükmün dayanağının hukuka aykırılığını bir kez daha ortaya koyduğunu, müvekkili şirketin pervasızca davrandığı yönünde kuralın yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini, daha önceki dilekçelerinde izah ettikleri üzere kabul anlamına gelmemek kaydıyla müvekkili şirketin sorumlu olduğu yönünde kanaat oluştuğu varsayımında dahi davacı taleplerinin 2 adet ürün üzerinden değerlendirilmesinin mümkün olmadığını, kalan 1 adet ürün için taşıyıcının kanunen belirlenen limitle sınırlı olarak sorumlu olmadığını, tüm bu nedenlerle davacının istinaf başvurusunun reddini, tehiri icra talepli istinaf başvurularının kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının istinaf incelemesi neticesinde kaldırılmasını, yeniden yargılama yapılarak talepleri doğrultusunda davanın esastan reddini, mahkemenin aksi kanaatte olması halinde müvekkili şirket hakkında sınırlı sorumluluk hükümlerinin uygulanmasını, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>Davacı vekilinin istinaf başvuru dilekçesinden özetle; mahkeme tarafından verilen hükümde söz konusu telefonların bedelinin bilirkişi marifetiyle belirlendiğini, teslim tarihinden itibaren işleyecek yasal faiz ile ödenmesine karar verildiğini, hükmün faiz yönünden hukuka aykırı olduğunu, faiz türü yönünden istinaf kanun yoluna başvurduklarını, dava dilekçelerinde ve ıslah dilekçelerinde açıkça avans faizi talep edilmiş olmasına rağmen mahkemece yanılgılı değerlendirme ili yasal faize hükmedildiğini, davalının tacir ve taşıma işinin ticari bir iş olması nedeniyle avans faizi uygulanacağını, mahkemenin gerekçeli kararında avans faiz talebinin reddedilmesi, yasal faize hükmedilmemiş olması nedeniyle bir gerekçe arandığını ancak bulunmadığını, mahkemenin neden, hangi gerekçe ile yasal faize hükmettiği konusunda gerekçesi bulunmadığını, tüm bu nedenlerle faiz türü yönünden yapmış olduğu istinaf talebinin kabulünü, hükümde yer alan yasal faiziyle ibaresinin kaldırılarak yerine ticari avans faiziyle ibaresinin eklenmesini, hükmün bu yönden düzeltilerek onanmasını, istinaf harcının taraflarınca iadesini, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davalı tarafa yükletilmesini talep etmiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ:<br>Dava, taşıma hizmetinin ayıplı yapıldığı iddiasından kaynaklı maddi tazminat istemine ilişkindir. <br>HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf itirazları ve kamu düzenine ilişkin hususlarla sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda;<br>Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, davcının dava dilekçesinde ileri sürdüğü iddialarına, davalının cevap dilekçesindeki savunmalarına ve ilk derece mahkemesince konusunda uzman bilirkişilerden aldırıla raporlardaki tespit ve değerlendirmelere, göre somut olayda ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, kanıtları takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılmış olmasına göre ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı değerlendirilmiştir.<br>Bu itibarla; yerel mahkemece verilen kararda yazılı açıklamalara,yasal sebep ve gerekçelere binaen  davalı taraf vekilince yapılan ve yukarıda yazılı istinaf itirazlarının yerinde görülmemesi nedeniyle  reddi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>Davacı vekilinin hükmedilen alacağa avans faizi işletilmesi gerektiğine yönelik istinaf itirazlarına gelince;<br>Somut olayda davalı taraf tacir olup, 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 3 ve 19/2 maddeleri hükmü uyarınca, taraflardan biri için ticari iş niteliğinde olan sözleşmeler kanunda aksine hüküm bulunmadıkça diğeri için de ticari iş sayılacaktır.Hal böyle olunca, mahkemece hükmedilen alacağın avans faiziyle birlikte davalıdan tahsiline hükmedilmesi yerine yanılgılı olarak yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesi usul ve yasaya aykırı görülmüştür. <br>Bu itibarla, davalı tarafça yapılan istinaf itirazları yerinde görülmediğinden istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince esastan reddine, davacı vekilinin istinaf başvurusunun ise HMK'nın 353/1-b,2. Maddesi uyarınca kabulü ile düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır. <br>HÜKÜM: Yukarıda açıklandığı üzere;<br>A.)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile HMK'nın 353/1-b,2. maddesi gereğince düzelterek esas hakkında yeniden karar verilmek üzere Kayseri 2.Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 30/01/2026 tarih ve 2024/749E.ve 2026/105K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>Düzeltilerek yeniden esas hakkında bir karar verilmesine,buna göre;<br>\"1-Davanın kabulü ile, 117.998,00 TL'nin 11/05/2023 tarihinden itibaren işleyecek  avans faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, <br>2-Alınması gereken 8.060,44-TL nispi karar ve ilâm harcından, davacıdan  alınan 1.280,82-TL peşin harç ile 734,30 TL ıslah harcından  mahsubu ile bakiye 6.045,32-TL karar ve ilâm harcının davalıdan alınarak Hazine' ye gelir kaydına, <br>3-Davacı tarafından yatırılan 1.280,82-TL peşin harç, 734,30 TL ıslah harcı ve 427,60-TL başvurma harcının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>4-Davacı tarafça yargılama boyunca yapılan; 212,00-TL tebligat masrafı, posta ve müzekkere masrafı, 7.000,00-TL bilirkişi ücreti olmak üzere toplam 7.212,00-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>5-Davacı taraf kendisini bir vekille  temsil ettirdiğinden A.A.Ü.T. 13/1. maddesi  uyarınca taktir olunan 45.000,00-TL maktu vekâlet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>6-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına, <br>7-6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/A-11-13. maddesi uyarınca ve Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği Tarife hükümleri uyarınca Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 3.600,00-TL arabuluculuk ücretinin (yargılama gideri) davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>8-Davacı tarafından yatırılan gider avansından yargılama sırasında yapılan masraflar ile karar tebliğ giderlerinden geriye kalan avansın kullanılmayan kısmının karar kesinleştiğinde  davacıya iadesine,\"<br>2-Davacı tarafın istinaf aşamasında yatırmış olduğu istinaf başvuru harcı 2.002,00- TL, tebligat gideri 90,00 TL olmak üzere toplam 2.092,00- TL'nin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>3-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine,<br>B.)1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b,1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>2-İstinaf eden Davalıdan alınması gereken 8.060,44-TL istinaf karar harcından peşin alınan 2.016-TL nin mahsubu ile eksik kalan 6.044,44-TL'nin davalıdan alınarak hazineye gelir kaydına,<br>3-İstinaf eden davalının yaptığı istinaf posta/yargılama gideri ile istinaf kanun yoluna başvurma harcının kendi üzerinde bırakılmasına,<br>C.)1-İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>2-HMK'nın 302/5.maddesi gereğince kesinleşme kaydı ve kesinleşme kaydı yapılan kararların yerine getirilmesi için gerekli bildirimlerin; harç tahsil işlemlerinin, HMK'nın 359/4 maddesi gereğince işbu kararın taraflara tebliği işlemlerinin yapılması ve varsa artan gider avansının ilgili tarafa iadesi işlemlerinin İlk Derece Mahkemesi tarafından yapılmasına, <br>Dair, dosya üzerinden yapılan incelemeyle H.M.K'nın 362/1-a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  16/04/2026<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f9b497efce646567","SID":"4d725721e091a98f"}}