{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ: 27/04/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....    (...)<br>ÜYE\t\t: .....    (...)<br>ÜYE\t\t: .....    (...)<br>KATİP\t\t: .....    (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 23/12/2025<br>NUMARASI\t: ... Esas ... Karar<br>DAVACI \t: ........  <br>VEKİLLERİ\t: Av.....  Av.....<br>DAVALI \t: 1- ........ <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI \t: 2- ........  <br>DAVA\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 27/04/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/04/2026<br>\tYukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı dava dilekçesinde özetle; 20.11.2024 tarihinde ........ plakalı araç sürücüsü ........ sevk ve idaresindeki aracı ile ........ Caddesini Takiben ........ Sokak İstikametine seyrederken ........ Caddesi ........ Kliniğin Önünden aracı ile geri geri gittiği esnada aracının sol araka far kısımları ile yaya ........ ........ Caddesi No: ... önünden yolun karşısına geçmek istediği esnada sol şerit üzerinde bulunduğu sırada çarpma neticesinde yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiğini, bu kazanın oluşumunda sürücü ........ 2918 sayılı K.T.K. NIN 67/1-B (yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek izin verilen hallerde  bu manevraları yaparken karayolunu kullananalar için tehlike veya engel yaratmak maddesini ihlal ettiği) yaya ........‘ın herhangi bir kural ihlali olmadığı görüş ve kanaatine varıldığını,  söz konusu kazada başvuran müvekkili ........ ’ın herhangi bir kusuru olmadığını, müvekkilinin kusursuz olduğunu, müvekkili bu kazada yaya konumunda olduğunu, müvekkili bu kaza sonucu ağır yaralandığını, söz konusu  kazanın meydana gelmesine neden olan ........   plakalı aracın sürücü ve maliki ........ olduğunu, dava konusu kaza ile ilgili Konya Cumhuriyet Başsavcılığı ... Soruşturma sayılı dosyası açıldığını, mevzu bahis kazada ........ plaka sayılı  araca Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigorta Poliçesi tanzim eden  ........ A.Ş. Olduğunu beyanla; Müvekkili  için   daimi tüm vücut fonksiyon kaybı nedeni ile şimdilik; geçici iş göremezlik tazminatı  (100TL ) sürekli iş göremezlik tazminatı (100 TL ), ve bakıcı gideri ( 100 TL ) belgelendirilemeyen S.G.K. tarafından ödenmeyen zorunlu tedavi giderlerinin ( 100 TL )  (şimdilik 400 TL)   olay  tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalılardan ( ........  A.Ş. Den poliçe limiti dahilinde )müştereken ve müteselsilen tahsiline, maddi tazminat talebimizin H.M.K.107.m.belirsiz alacak davası  olarak değerlendirilmesine, müvekkili için 100.000 TL manevi tazminatın  olay tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalı ........'dan tahsiline, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yüklenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davacı dava değeri artırım dilekçesinde özetle; müvekkilinin maddi tazminat alacağı için fark olarak hesap edilen 515.049,02 TL'nin harcını tamamlamalarının kabulü ile  müvekkilinin maddi tazminat alacağı olan 515.049,02 TL'nin davalılar ........ ve Sigorta şirketinden müştereken ve müteselsilen (davalı ........ A.Ş.'den  poliçe limiti  dahilinde)  kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte  tahsiline,  100.000 TL manevi tazminatın davalı ........'dan kaza tarihinden itibaren mevduata uygulanan en yüksek avans faizi ile birlikte  tahsiline, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara  yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ........ vekili cevap dilekçesinde özetle; Davacı ........ tarafından sağlık kurulu raporu ve herhangi bir tedavi evrakı iletilmeden K.T.K madde 97 uyarınca usulune uygun başvuru yapılmadan huzurdaki dava açılmış olup davanın usulden reddi gerektiğini, davacı taraf hasar aşamasında eksik evrakla başvuru yaptığını, işbu sebeple başvurunun reddine karar verilmesi gerektiğini, .Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik Ve Çocuklar İçin Özel Gereksinim Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik doğrultusunda kaza sonrasında en az 1 yıllık stabilizasyon süresi beklenmesi gerekirken henüz bu süre geçmeksizin ikame edilmiş işbu davanın reddi gerektiğini, müvekkilli şirket, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve Zorunlu Mali Mesuliyet Sigortası (ZMSS) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı, poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, Kusur oranlarının tespiti zaruri niteliktedir.  hem Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden hem de Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınması zorunluluk arz ettiğini, 4.04.12.2021 Tarihinde resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Yeni Genel Şartlar Gereği Hesaplamada %1,65 iskonto oranının esas alınması gerektiğini, müvekkili şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrüde düşmediğini, faiz hatalı talep edildiğini, müvekkili şirket poliçe dahilinde bavuranın geçici iş göremezlik, geçici bakıcı ve tedavi giderlerinden sorumlu olmadığını, müterafik kusur durumu araştırılmalı, tespiti halinde tazminat tutarından en az %20 oranında tenzilat uygulanması gerektiğini beyanla; davanın reddi ile  mahkeme masrafları ve vekalet ücretine ilişkin masrafların davacı taraf üzerinde bırakılmasını talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Maddi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada;<br>Meydana gelen haksız fiil sebebiyle Sürekli iş göremezlik oranının % 12.01 olduğu, iyileşme sürecinin 6 ayı bulabileceği, bakıcıya ihtiyaç duyduğu sürenin 2 ay olduğu, fatura edilemeyen tedavi giderinin 3.000,00 TL olacağı, davacının meydana gelen trafik kazasında kusurunun bulunmadığı, davalı ........'nın ise yüzde yüz (%100) oranında kusurunun bulunduğu, davacının bu geçici maluliyet dönemi sebebiyle  515.049,02 TL bedensel bağlamda maddi zarara uğradığı, ilgili maddi zarardan davalı gerçek kişinin sürücü sıfatıyla davalı sigorta şirketinin ise poliçe limitleri dahilinde sorumlu olduğu değerlendirilmiş aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Manevi Tazminat Yönünden Yapılan Yargılamada;<br>Davacının meydana gelen haksız fiile tali bağlamda kusurunun bulunduğu ve geçici iş göremezlik halinin bulunduğu, meydana gelen olay sebebiyle davacının çekmiş olduğu elem ve ıstırabın oranı, davacının yaşı, paranın alım gücü, tarafların gelir durumu, hakkaniyet ilkesi ve beraber değerlendirildiğinde davanın  kabulüne karar vermek gerekmiş zaşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br><br>Arabuluculuk Ücreti Yönünden Yapılan Değerlendirmede;<br>6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) madde 5/A; \"Bu Kanunun 4 üncü maddesinde ve diğer kanunlarda belirtilen ticari davalardan, konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır.\"  düzenlemesi ile konusu bir miktar paranın ödenmesine ilişkin olan alacak ve tazminat taleplerine ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava şartı olarak getirilmiştir. <br>Ancak TTK'nın 5/A maddesi ile konusu para alacağına ilişkin ticari davalarda arabulucuya başvurulması dava ön şartı olarak düzenlenmişken 26.04.2016 tarihinde Resmi Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanun'un 5 inci maddesi ile Karayolları Trafik Kanunu madde  97'de yapılan değişiklik ile;\" zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta Kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurulabilir.\"  ifadesi ile zorunlu mali sorumluluk sigortasına karşı açılacak davalarda dava açmadan önce sigortacıya yazılı başvuru yapılması ve bu süre içinde hiç cevap verilmemesi veya verilen cevabın zarar görenin talebini karşılamaması halinde yani zarar gören ile sigortacı arasında uyuşmazlık çıkmasından sonra dava açılabileceği düzenlenmiştir. <br>Bu düzenleme ile sigortacıya başvuru bir dava şartı olarak getirilmiştir. Bir başka deyişle KTK madde 97 ile trafik kazası sonucu zarar gören kişilerin sigortacıya karşı dava açabilmesi için aralarında bir uyuşmazlık çıkması gerektiği şartı düzenlenmiştir. Buna göre zarar gören öncelikle tazminat taleplerini sigortacıya iletecek ve böylece uyuşmazlığı kendi aralarında çözmeye çalışacaklardır. Bu haliyle zarar görenin dava açmadan önce sigortacıya başvuru dava şartı alternatif uyuşmazlık çözüm yolu olarak önümüze çıkmaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu  madde 18/A-18; \"Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmaz.\"  ifadesi ile dava şartı olarak arabuluculuğun sınırları özel kanunlarda tahkim ve başka alternatif uyuşmazlık çözüm yollarına  başvurunun zorunlu olması ile çizilmiştir.<br>Bir başka deyişle tahkimin veya başka  alternatif uyuşmazlık çözüm yollarının zorunlu kılındığı durumlarda arabuluculuğa başvuru dava şartı olarak uygulanmayacaktır.<br>Yukarıda belirtildiği üzere davacının dava şartı olarak ilgili KTK gereğince sigorta şirketine yazılı olarak başvurmasının yeterli olduğu, ayrıca arabuluculuk sürecine gitmesinin gerek olmadığı değerlendirmekle arabuluculuk yönünden yapılan yargılama giderinin davacının üzerine bırakılmasına karar verilmiştir. <br>\" şeklinde davanın kabulü ile; davacının bedensel zararı sebebiyle belirlenen 515.049,02 TL'nin davalı sigorta şirketinden 31/12/2024 temerrüt tarihinden itibaren (poliçe limiti dahilinde ve tahsilde tekerrür olmamak kaydıyla), diğer davalıdan kaza tarihi olan 20/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek avans faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, manevi tazminat talebinin kabulü ile; 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ........'dan kaza tarihi olan 20/11/2024 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte tahsili ile davacıya verilmesine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; davacı tarafından zorunlu başvuru ve sağlık kurulu raporu olmaksızın dava açıldığını, bu nedenle KTK m.97 ve ZMMS Genel Şartları gereğince davanın usulden reddi gerekirken kabulüne karar verildiğini, geçici iş göremezlik tazminatının ise emekli ve çalışmayan davacı bakımından kazanç kaybı bulunmadığı halde hükmedildiğini, 04.12.2021 tarihli Genel Şartlar ve sonraki mevzuat değişiklikleri dikkate alınmadan faiz ve iskonto oranı hesaplandığını, kusur incelemesinin eksik yapıldığı ve yol kusuru ile teknik arıza ihtimalinin değerlendirilmediğini, maluliyet raporunun yetkisiz kurumdan alındığını ve Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Dairesinden rapor alınması gerektiğini, ayrıca müvekkil şirkete usulüne uygun başvuru yapılmadığından temerrüdün oluşmadığını ve avans faizi yerine ancak kanuni faiz uygulanabileceği ileri sürülerek Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi kararının kaldırılmasına, yeniden incelenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin ... E., ... K. sayılı kararında aleyhe olan kısımların kabul edilmediğini, maddi tazminat hesabına esas aktüer raporun eksik ve hatalı olduğunu, bu nedenle hesaplamaya itiraz edildiğini, ayrıca zorunlu arabuluculuk dava şartı nedeniyle arabuluculuk giderlerinin davalılara yükletilmesi gerektiği ileri sürülerek istinaf başvurusunun kabulüne, kararın aleyhe kısımlar yönünden kaldırılmasına, yeniden yargılama yapılarak davanın kabulüne, lehlerine olan kısımların onanmasına ve yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalılara yükletilmesine karar verilmesi talep edilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Maluliyete ve hesaplama yöntemine yönelik istinafların değerlendirilmesinde; <br>Her ne kadar dairemizin önceki kararlarında ve uygulamasında<br>  ANAYASA MAHKEMESİNİN 09/10/2010 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN 17/07/2020 TARİHLİ VE 2019/40 ESAS,2019/40 SAYILI KARARINA GÖRE VE YİNE ANAYASA MAHKEMESİNİN 14/02/2023 TARİHLİ RESMİ GAZETEDE YAYIMLANAN  2021/82 ESAS ,2022/167 KARAR SAYILI  İLAMLARI GEREĞİNCE,<br>\tYİNE DANIŞTAY 8.DAİRESİNİN 2022/786 ESAS 2025/6004 KARARI İLE YİNE DANIŞTAY 8. DAİRESİNİN 2022/772 ESAS 2025/4513 KARAR SAYILI İLAMLARI GEREĞİNCE, <br>\t  DAİREMİZCE HER İKİ ANAYASA MAHKEMESİ İPTAL KARARLARI VE SONRASI DANIŞTAY DAİRESİNİN İPTAL KARARLARI GEREĞİNCE ZARAR GÖREN MAĞDURLARIN MALULİYETLERİNİN ÖZÜRLÜLÜK ÖLÇÜTÜ YÖNETMELİĞİ İLE ERİŞKİNLER İÇİN ENGELLİLİK YÖNETMELİĞİNİN UYGULAMA YÖNETMELİĞİNİN UYGULANMA İMKANI OLMAYACAĞINDAN BAHİSLE ÇALIŞMA GÜCÜ VE MESLEKTE KAZANMA GÜCÜ KAYBI ORANI TESPİT İŞLEMLERİYÖNETMELİĞİNE GÖRE BELİRLENMESİNE YÖNELİK ,<br>Dairemizin 2024/1471 ve 2024/1331 esas sayılı dosyalarında buna yönelik verilen direnme kararlarımızın  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 08/04/2016 tarihli  2025/488 esas 2026/223 karar ve 2025/489 esas ve 2026/224 sayılı dosyalarıyla  bozulmakla  verilen  ,bu bozma kararları esas alınarak, Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmek suretiyle ,<br>\tBU ÇERÇEVEDE;\t\t\t<br>\tHaksız fiil sonucu çalışma gücünde kayıp olduğu iddiası ve buna yönelik bir talebin bulunması halinde, zararın kapsamının tespiti açısından maluliyetin varlığı ve oranının doğru bir şekilde belirlenmesi gerekmektedir. Söz konusu belirlemenin ise Adli Tıp Kurumu İhtisas Dairesi veya Üniversite Hastanelerinin Adli Tıp Anabilim Dalı bölümleri gibi kuruluşlarının çalışma gücü kaybı olduğu iddia edilen kişide bulunan şikâyetler dikkate alınarak oluşturulacak uzman doktor heyetinden, kaza tarihi itibariyle geçerli yönetmelik hükümleri dikkate alınarak yapılması gerekmektedir.<br>\tBu yönetmelikler ve geçerli olduğu tarihler; <br>\t- 11.10.2008 tarihine kadar “Sosyal Sigorta Sağlık İşlemleri Tüzüğü”, <br>\t- 11.10.2008-01.09.2013 tarihleri arasında “Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği”,<br>\t- 01.09.2013-01.06.2015 tarihleri arası “Maluliyet Tespiti İşlemleri Yönetmeliği” (Bu yönetmeliğin eki %60 maluliyeti belirlemek için düzenlenmiştir. %60‘ın altı ve üstü yoktur. Bu nedenle bir önceki yönetmelik çizelgesi uygulanacaktır.) (Maluliyet Bilirkişi Kongresi) <br>\t- 01.06.2015-20.02.2019 tarihleri arası Genel Şartlar Ek 6. Maddesine göre 30/3/2013 tarihli “Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik”,<br>\t- 20 Şubat 2019 tarihinden sonra “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik”  şeklindedir.<br>\tSomut olayda <br>\tİDM ce kaza tarihinde geçerli OLMAYAN Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği hükümlerinin uygulandığı görülmektedir.  \t<br>\tBu kapsamda hükme esas  alınan maluliyet raporunun HAKSIZ FİİL TARİHİNDE GEÇERLİ YÖNETMELİK HÜKÜMLERİNE GÖRE  usul ve yasaya AYKIRI  düzenlendiği anlaşıldığından idm ce  Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre daha önce rapor tanzim eden heyetten ALTERNATİF RAPORA GÖRE KARAR VERİLMESİ  GEREKMEKTEDİR<br>\tKEZA <br>\tİtiraz edenin TRH 2010 1.8 Teknik Faiz Uygulamasına  yönelik itirazı ile ilgili olarak;<br>\t09.10.2020 tarihli resmi gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren Anayasa Mahkemesi’nin  17.07.2020 tarihli ve 2019/40 E., 2020/40 K. Sayılı iptal kararı ile KTK 90.maddesi; “Maddi ve manevi tazminat: (2) Madde 90 – (Değişik:14/4/2016-6704/3 md.) Zorunlu mali sorumluluk sigortası kapsamındaki tazminatlar bu Kanun (…)(2) öngörülen usul ve esaslara tabidir. Söz konusu tazminatlar ve manevi tazminata ilişkin olarak bu Kanun (…)(2) düzenlenmeyen hususlar hakkında 11/1/2011 tarihli ve 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun haksız fiillere ilişkin hükümleri uygulanır.” Şeklindedir. Türk Borçlar Kanunu 55.maddesi ise; “Destekten yoksun kalma zararları ile bedensel zararlar, bu kanun hükümlerine ve sorumluluk ilkelerine göre hesaplanır…” şeklinde düzenlenmiş olup, tazminat hesabına ilişkin Karayolları Trafik Kanunu ve Türk Borçlar Kanunu’nda açık bir hüküm bulunmamaktadır. <br>\tAnayasa Mahkemesi kararlarının geriye yürümezliği ilkesi yargılaması tamamlanmış davalarla ilgili olup, mevcut davalar bakımından Anayasa Mahkemesi kararının uygulanması geriye yürümezlik ilkesinin ihlal niteliğinde değildir.<br>\tTRH 2010 Tablosu ve %1,8 teknik faiz indirimi suretiyle hesaplama usulü ZMSS genel şartları ile getirilmiş olduğundan, Anayasa Mahkemesinin iptal kararı gereği hesaplamada bu usulün uygulanması söz konusu olmayacaktır. <br>\tDiğer taraftan Genel Şartların halen yürürlükte olduğu, iptal kararı ile sadece bazı maddelerinin iptal edildiği dikkate alınarak buna göre ZMSS genel şartlarında getirilen % 1,8 teknik faiz indirimi kısmının gerçek zarar ilkesine aykırı oluşu sebebiyle uygulanmaması gerekmektedir.<br>\t Yargıtay 17.HD. nin konuya ilişkin 2019/3292 E. 2021/1848 K. Sayılı 24.02.2021 tarihli güncel kararı uyarınca  “Bu durumda mahkemece, ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellere göre (devre başı ödemeli belirli rant yöntemi, % 1,8 teknik faizle) tazminat hesabının yapılmasına ilişkin olarak KTK'nun 90. maddesinde yapılan değişikliğin Anayasa Mahkemesince iptal edildiği, Dairemiz Yargıtayda uygulama birliğinin sağlanması yönünde tazminat hesaplarında bakiye ömrün belirlenmesinde TRH 2010 tablosunun esas alınması için içtihat geliştirdiği ancak hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle tazminatın hesaplanması için bilirkişiden ek rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi için yerel mahkeme kararının bozulması gerekmiştir.” kararı ile<br>Yine Yargıtay 4. Hukuk Dairesi  2021/15277 esas, 2022/4707 karar sayılı ilamında belirtildiği üzere;<br>Destek alacağı hesaplanır iken desteğin bakiye ömür süresinin TRH 2010 Yaşam Tablosu'na göre belirlenmesi ve işleyecek (bilinmeyen) devre hesaplamasında her yıl için gelirin %10 artırılıp %10 iskonto edilmesi esasına dayanan progresif rant yönteminin kullanılmasıyla hesaplamanın yapılması gerekir.<br>Bu kapsamda İDM ce yapılan hesaplama Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre VE TRH 2010 tablosunun esas alınması, hesaplamalarda progresif rant yönteminin kullanılması ile bilinmeyen (işleyecek) devredeki gelirlerin her yıl için % 10 artırılıp % 10 iskonto edilmesi suretiyle OLMASI GEREKİRKEN PMF 1931 VE Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliği UYGULANMIŞ İSE DE DAVACININ AÇIKÇA PMF 1931E GÖRE DAVASINI ARTIRDIĞI VE Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik hükümlerine göre maluliyetinin daha fazla olduğu anlaşılmakta ise de TRH 2010 UYGULANMASI HALİNDE BAKİYE YAŞAM SÜRESİ DAHA FAZLA HESAPLANACAĞINDAN VE Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik gereği daha fazla maluliyet saptandığından, bu halde YAPILAN BU HESAPLAMANIN  DAVALI ALEYHİNE OLACAĞI, DAVALININ BU KAPSAMDA KAZANILMIŞ HAKKI GEREĞİNCE DAHA DÜŞÜK HESAPLAMA YAPILAN PMF 1931 İN VE Meslekte Kazanma Gücü Kaybı Oranı Tespit İşlemleri Yönetmeliğinin  DAVALI  LEHİNE  OLMASI DİKKATE ALINDIĞINDA YAPILAN HESAPLAMA SONUÇ İTİBARİYLE DOĞRUDUR.<br>Kusura itiraz<br>Bilirkişi Osman Akbulut 26.05.2025 tarihli raporunda özetle şu hususları belirtmiştir; ........ plakalı kamyonet sürücüsü ........'nın 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanununun 67. maddesinin b bendinde belirtilen “Yönetmelikte belirtilen şartlar dışında geriye dönmek veya geriye gitmek yasaktır. İzin verilen hallerde bu manevraları yapacak sürücüler, karayolunu kullananlar için tehlike veya engel yaratmamak zorundadır.” kuralı ihlal ettiğinden %100 (yüzde yüz) oranında asli kusurlu olduğunu, yaya ........'ın ise meydana gelen kazada  kural ihlalinin olmadığı (kusurunun bulunmadığı kanaatine varıldığı,raporun kaza tespit ve ceza dosyası ile de uyumlu olduğu anlaşılmakla itiraz yersizdir.<br>Sigorta şirketine davadan önce usulüne uygun başvuru yapılmadığı ve temerrüde düşürülmediği, yasal faize hükmedilmesi gerektiği  istinafı;<br>2918 sayılı KTK'nın 97.maddesinde, 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile  yapılan değişiklik neticesinde, 97.maddenin eski metninde, zarar görenin zorunlu mali sorumluluk sigortasında ön görülen sınırlar içinde doğrudan doğruya sigortacıya karşı talepte bulunabileceği gibi, dava açabilme hakkı mevcut iken 6704 Sayılı Kanunun 5.maddesi ile yapılan değişiklik sonucunda madde hükmü \"Zarar görenin Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 Sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir\" denilmiştir. <br>Yukarıda maddede yapılan değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMMS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacaklardır. Öncelikle sigortacıya tazminatın ödenmesi için genel şartlarda belirtilen belgeler ile yazılı olarak başvuracaklar ve yazılı başvurudan itibaren 15 gün içinde kendilerine cevap verilmez ya da verilen cevap hak sahibinin talebini karşılamaz ise, hak sahibi tazminat için dava açabileceği gibi tahkime de başvurabileceklerdir. Bu hali ile trafik kazaları nedeniyle zarara uğrayanlar sigortaya davadan açmadan önce mutlaka sigortacıya yazılı başvuruda bulunmak zorundadırlar. Dava açabilmeleri için yazılı başvurudan itibaren 15 günlük sürenin dolmuş olması gerekmektedir. Bu sebeplerle davadan önce yazılı başvuruda bulunmak ve başvurudan itibaren 15 günlük sürenin geçmesi ZMMS sigortacısına tazminat davası açılmasının ön şartıdır. Bu husus anılan maddenin değişiklik gerekçesinde vurgulanmıştır.<br> 6100 sayılı HMK'nın dava şartlarının düzenlendiği 114.maddesinin 2.fıkrasındaki düzenlemeye göre \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\".<br>HMK 115. maddenin 1.fıkrasında ise, \"Mahkeme, dava şartlarının mevcut olup olmadığını, davanın her aşamasında kendiliğinden araştırır. Taraflar da dava şartı noksanlığını her zaman ileri sürebilirler.\" denilmiş,<br> 2.fıkrada ise, \"Mahkeme, dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir.\" düzenlemesi mevcut olup<br>Somut olayda 6407 sayılı Kanunla değişik 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği, sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabileceği düzenlenmiştir. <br>Somut uyuşmazlıkta, davalı nezdinde zorunlu mali sorumluluk poliçesiyle sigortalı araç nedeniyle meydana gelen trafik kazasında dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine belgeler ile birlikte başvurdukları, sigorta şirketin tazminat talebini değerlendireceğini bildirilerek yasal süre içerisinde talebin karşılanmayarak sonuçsuz bırakıldığının sabit bulunduğu, bilahare eldeki davanın açıldığı anlaşılmıştır.<br> Davalı sigortanın istediği belgeler maluliyet tazminat talebi için Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları ekinde belirtilen belgelerden ise de  dava açmadan önce sigorta şirketine başvuru yapılmasına dair adı geçen yasanın 97. maddesinde bu belgelere yer verilmediği gibi davacının başvuru dilekçesinde eklenmesi gereken diğer tüm belgeleri ekleyerek başvuru yaptığı,davalı sigortanın cevabi ile dava tarihi arasında geçen süre de gözetildiğinde davalı sigortanın davacıya verdiği cevabın talebi karşılamadığı dolayısıyla davacının dava açmadan önce yasada öngörülen sigortaya başvuru koşulunu yerine getirdiği sonucuna ulaşıldığı,bu halde  yasada belirtilen başvuruya ilişkin ön koşulun yerine getirildiği de açıktır. İstinaf itirazları yerinde değildir.<br>Keza  Somut olayda uyuşmazlık, haksız eylemden kaynaklanmaktadır. Haksız eylem faili, ihtar ve ihbara  gerek  olmaksızın, zararın  doğduğu  anda, başka  bir anlatımla haksız eylem tarihinden itibaren zararın tamamı için temerrüde düşmüş sayılır. Dolayısıyla, zarar gören, gerek kısmi davaya, gerekse sonradan açtığı ek davaya veya ıslaha konu ettiği kısma ilişkin olarak haksız eylem tarihinden itibaren temerrüt faizi isteme hakkına sahiptir. <br>  Sigorta şirketinin poliçe kapsamında sorumlu olduğu tazminatı 2918 sayılı KTK 99. maddesi gereğince başvuru tarihinden itibaren 8 iş günü içerisinde ödemesi gerekmektedir. Bu süre içinde ödeme yapılmaz ise bu süre sonra erdikten sonra 9.gün sigorta şirketinin temerrüde düştüğü kabul edilir.<br> Davacı tarafın davadan önce sigorta şirketine bir başvuruda bulunmaması halinde yada başvuru ispatlanmadığı hallerde davalı sigorta şirketinin dava tarihi itibari ile temerrüte düştüğü kabul edilerek bu tarihten itibaren faize hükmolunması gerekmektedir. <br>Davacının dava açmadan önce davalı sigortacıya başvuruda bulunduğu anlaşılmakla davalı sigortacı için temerrüt faizinin temerrüt tarihinden işletilmesini talep edebilir.<br>Kazaya karışan aracın yük naklinde kullanılan ticari olmasına göre avans faizine karar verilmesi doğrudur.<br>Davacı vekilinin arabuluculuk ücretinin kendilerine yüklenemeyeceği istinafı<br>Kaza tarihinde ve poliçenin düzenleme tarihinde yürürlükte bulunan 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun ‘Doğrudan Doğruya Talep ve Dava Hakkı’ başlıklı 97. maddesinde (Değişik:14/04/2016-6704/5 md.) “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması halinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” düzenlemesi yer almaktadır.   <br>6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin birinci fıkrasında; \"İlgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olması dava şartı olarak kabul edilmiş ise arabuluculuk sürecine ilişkin aşağıdaki hükümler uygulanır.\" hükmü yer almaktadır. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 18. fıkrasında ise özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvurma zorunluluğunun olduğu veya tahkim sözleşmesinin bulunduğu hâllerde, dava şartı olarak arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanmayacağı düzenlemesi yer almaktadır. Kanunun bu özel düzenlemesi karşısında dava şartı olarak zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümler uygulanma yeri bulamaz.<br> Özel kanunlarda tahkim veya başka bir alternatif uyuşmazlık çözüm yoluna başvuru bulunduğu hallerde dava şartı olarak arabuluculuğa başvurulamayacağının düzenlemesine göre<br>Sigorta şirketine karşı açılan tazminat davası yönünden, özel kanun niteliğindeki 2918 s. KTK'nin 97. maddesi gereğince davadan önce sigorta şirketine başvurunun zorunlu olması ve bu durumda 6325 s. Kanunu'nun 18/A-18. maddesi gereğince, 18/A maddesindeki zorunlu arabuluculuğa ilişkin hükümlerin sigorta şirketi yönünden uygulanamayacak olması, davalı sürücünün ise zorunlu arabuluculuk uygulamasına tabi olmaması nedeniyle, arabuluculuk tutanağının zorunlu arabuluculuk tutanağı olarak hazırlanmasına rağmen gerçekte ihtiyari arabuluculuk tutanağı niteliğinde olduğu kabul edilmiştir. <br>  6100 s. HMK'nin 323. maddesine ve 6325 s. Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu hükümlerine göre de, ihtiyari arabuluculuk giderleri yargılama giderleri içerisinde gösterilmediğinden, bu davadaki yargılama giderlerine dahil edilemeyeceği, bu giderlerin sadece davacı sorumluluğunda olduğu anlaşılmakla itiraz yersizdir.<br>Nitekim Yargıtay 4 HD'nin 2021/23273 esas 2022/901 karar, 2021/21911 esas 2023/14297 karar 2021/14429 esas 2021/5729 karar sayılı ilam.<br>Bu halde, Dosya içeriğine, toplanan delillere, kararın dayandığı delillerle yasaya uygun gerektirici nedenle, özellikle delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmamasına, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, vakıa mahkemesi hakiminin objektif, dosyadaki verilerle çelişmeyen tespitlerine ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına ve  hükmün Dairemizce de benimsenmiş bulunan yasal ve hukuksal gerekçeleriyle dayanağı maddî delillere göre, HMK’nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleriyle sınırlı olarak ve resen kamu düzeni yönünden yapılan inceleme sonucu, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı kanaatine varılarak, <br>Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-1 maddesi gereği  esas yönünden reddine dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekili ile davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği ESASTAN REDDİNE,<br>1-Davacı tarafından alınan harçlar yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>2-Davalı ........ tarafından alınması gereken 35.182,99 TL harçtan peşin alınan 8.795,75 TL harcın mahsubu ile bakiye 26.387,24 TL harcın bu davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına,<br>3-Taraflarca tarafından yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br>Dair, 7550 sayılı Kanun'un 20. maddesinde yapılan değişiklik ile, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 362. maddesi gereğince; dava tarihi olan 2025 yılı itibari ile (544.000,00) Türk Lirasını geçmeyen davalara ilişkin kararlar hakkında temyiz yoluna başvurulamayacağından miktar itibari ile KESİN olmak üzere dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda oy birliği ile karar verildi. 28/04/2026<br><br>\t\t\t\t<br>    \t   .....\t\t\t      .....\t\t\t   .....\t\t   \t       .....\t\t <br>            Başkan\t\t\t     Üye\t \t\t  Üye\t\t   \t      Katip<br>               ...\t\t  \t       ...\t          \t\t    ...\t \t\t        ...<br>            E imza                            E imza                      E imza                            E imza<br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5e5aa0778f90bbaf","SID":"49d5f8bcabc9b0b1"}}