{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ: 17/04/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>ÜYE\t\t: .....  (...)<br>KATİP\t\t: .....  (...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE HUKUK MAHKEMESİ<br>ARA KARAR  TARİHİ\t: 09/01/2026 - 25/02/2026 tarihli ara kararlar<br>NUMARASI\t: ... Esas <br>DAVACI\t: ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI\t: 1- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI\t: 2- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALILAR\t: 3- ........ <br>\t\t  4- ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVA\t\t: Tazminat (Ölüm Ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 17/04/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 17/04/2026<br>\tYukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili dava dilekçesindeki ihtiyati haciz talebinden özetle; Müvekkilinin  işbu dava sonucu elde edeceği kuvvetle muhtemel maddi ve  manevi tazminat haklarının tahsilinin imkansız ya da çok güç olma tehlikesi nedeniyle, davalılara ait mal varlığı sorgusu yapılarak, öncelikle kazaya sebebiyet veren ........ plakalı araç ile davalının üzerine kayıtlı araç, banka, taşınır ve gayrimenkullerin üzerine ihtiyati  haciz konulmasını talep ettiği görülmüştür. <br>Davalı ........ A.Ş vekili cevap dilekçesinde; kusura itiraz ettiklerini, davacının maluliyetinin belirlenmesini, talep edilen tazminat miktarlarının kabul edilebilir olmadığını, kanunda ve genel şartlarda yapılan değişikliklerin dikkate alınması gerektiğini, uzlaşma sağlanıp sağlanmadığının tespitinin gerektiğini, müvekkili şirketin temerrüde düşmediğini, müterafik kusurun araştırılmasını, davanın reddini dilemiştir.<br>Davalılar ........ ve ........ vekili cevap dilekçesinde; kusura itiraz ettiklerini, müterafik kusur ve hatır taşıması indiriminin yapılması gerektiğini, maluliyet ve tazminat hesabına ilişkin itirazlarının bulunduğunu, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı ........ A.Ş vekili cevap dilekçesinde; usule ilişkin itirazlarının olduğunu, meydana gleen kazada müvekkili sigorta şirketinin sorumluluğunun genel şartlara göre belirleneceğini, müvekkili şirketin sorumluluğunun sigortalısının veya aracı işleten kişinin kusuru ve poliçe teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, söz konusu kazada sigortalının kusurunun bulunmadığını, müterafik kusur değerlendirmesi yapılması gerektiğini, hatır taşıması indirimi uygulanması gerektiğini, davanın reddini, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk derece mahkemesi 09/01/2026 tarihli ara kararında özetle;<br>\"Davacı tarafın Geçici Ödeme Talebinin REDDİNE,\" ve<br>\"Davacı tarafın ihtiyati tedbir talebinin REDDİNE,\" karar verdiği,<br>İlk derece mahkemesi 25/02/2026 tarihli ara kararında özetle;<br>\"Davalılar vekilinin 09/01/2026 tarihli İhtiyati haciz kararının kaldırılması yönündeki talebin REDDİNE,\" karar verdiği görülmüştür.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; mahkemece verilen 09/01/2026 tarihli ihtiyati tedbir ve ön ödeme taleplerinin reddedildiğini, kararın kaldırılmasını talep ettiklerini, meydana gelen kazada müvekkilinin kusursuz yolcu olup tedavi ve ameliyat süreçlerinin devam ettiğini, yargılama konusu olayın ön ödeme şartlarını tam olarak sağladığını, müvekkilinin babasını küçük yaşta kaybettiğini, annesi ve kardeşiyle birlikte Seydişehir'de mütevazı imkanlarla yaşam mücadelesi verdiğini, annenin düzenli bir gelirinin bulunmadığını, kaza sonrası başlayan uzun tedavi süreci, sürekli Konya'ya gidip gelme zorunluluğu gibi masrafların ekonomik bir çıkmaza süreklediğini, müvekkilinin kaza nedeniyle tam olarak iyileşemediğini, kararın kaldırılmasını, geçici ödeme ve ihtiyati tedbir taleplerinin reddine ilişkin kararların kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davalı ........ ve ........ vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tazminat talebinin sigorta limitleri dahilinde olması dava konusu kazanın meydana geldiği tarih itibarıyla zorunlu trafik sigortası kişi başı sakatlanma ve ölüm teminat limiti 1.800.000,00 TL olduğunu, davacının talep ettiği tutarın bu yasal limitin çok altında olduğunu, zararın sigorta poliçesi ile fazlasıyla karşılanabileceğini, müvekkillerinin şahsi mal varlıklarına ihtiyati haciz tatbik edilmesinin ölçülülük ilkesine aykırı olduğunu, motosiklet sürücüsünün gidiş yönündeki \"DUR\" levhasına uymayarak kontrolsüzce yola fırladığını, ana yolda seyreden müvekkiline yol vermediğini, müvekkilinin kusursuz olduğunu, davacı yolcunun kendi güvenliğini düşünmeyerek kask takmadığını, davacı ile sürücünün arkadaş olup hatır taşıması indirimi gerektiğini, 25/02/2026 tarihinde tesis edilen ihtiyati hacze itirazın reddi kararının kaldırılmasını, yargılama gideri ve vekalet ücretinin karşı taraf üzerine yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava haksız fiil nedeniyle tazminat istemine ilişkindir.<br>-Davacının ihtiyati tedbirin reddine ilişkin itirazlarının incelenmesinde;<br>İhtiyati tedbir hukukumuzda geçici hukuki koruma olarak düzenlenmiştir. <br>HMK'nın 389.maddesinde; ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkansız hale geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hallerinde uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir. <br>Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır” hükmünü taşımaktadır.<br> Davanın açılması ile hüküm arasında geçen zaman içinde dava konusunun çeşitli şekillerde istenmeyen değişikliklere maruz kalması veya maruz bırakılması mümkündür. Bu değişiklikler sonucu davanın sonunda elde edilecek hükmün icrası, mümkün olmayabilir veya çok güçleşebilir. İşte ortaya çıkan bu tehlikeyi bertaraf etmek amacıyla ihtiyati tedbir müessesesi kabul edilmiştir.(Pekcanıtez H.; Atalay O.; Özekes M., Medeni Usul Hukuku, Yetkin Yayınları, 13. Basım, Ankara 2012, S. 873)<br> HMK’ nun 389. maddesinde ihtiyati tedbirin şartları düzenlenmiş olup, söz konusu maddede; meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağı ya da tamamen imkânsız hâle geleceği veya gecikmesinde sakınca bulunması yahut ciddi bir zararın ortaya çıkacağı endişesi bulunan hâller, genel bir ihtiyatî tedbir sebebi ve şartı olarak kabul edilmiştir. Mahkemece, ihtiyatî tedbir yargılamasının gerektirdiği inceleme ve ispat kuralları dikkate alınarak, yapılan incelemeden sonra, bu sakınca veya zararı ortadan kaldıracak tedbire karar verilmesi mümkün olacaktır. <br> İhtiyatî tedbirde asıl olan ihtiyatî tedbire esas olan bir hakkın bulunması ve bir ihtiyatî tedbir sebebinin ortaya çıkmasıdır. Bunlar ihtiyatî tedbirin temel şartlarını oluştururlar. Maddede bu iki hususa yer verilmiş ihtiyatî tedbire ilişkin hak ve özellikle ihtiyatî tedbir sebebi genel olarak belirtilmiştir. Tedbir talebinin kabulü veya reddi bir kısım genel ilkeler konularak hakime bırakılmış, ancak ihtiyati tedbirin uyuşmazlık konusu hakkında verileceğini düzenlemiştir.<br> Bu bakımdan İhtiyati tedbire esas olan hakkın iyi belirlenmesi gerekir. Taraflar arasında çekişmeli olan şey veya yargılama konusunu oluşturan hak, aynı zamanda tedbirin konusu hakkı da oluşturacaktır. Kanun, \"uyuşmazlık konusu hakkında\" diyerek bu hususa vurgu yapmıştır (m. 389/1). Ancak, özellikle dikkat edilmesi gereken husus, diğer geçici hukuki korumaların alanına giren konularda ihtiyati tedbire karar verilmemesidir.<br>Bu bakımdan ; ihtiyati tedbir, aynı uyuşmazlık konusu olan taşınır veya taşınmaz malların, hak ve uyuşmazlıkların devrinin önlenmesi, dava sonuna kadar aynen muhafaza edilmesi veya bir tehlike yahut zararın önlenmesi amacıyla 6100 sayılı HMK'nun 389 vd. maddelerinde öngörülen durumlarda başvurulan bir yol olup ihtiyati tedbirde, hakkında tedbir kararı alınan şey, esasen asıl davanın konusudur. <br>Somut olayda, davacı vekili  ihtiyati  tedbir talebinde bulunmuştur. Yukarıdaki açıklamalara göre davalıların taşınır ve taşınmazların HMK 389. maddesi kapsamında dava konusu uyuşmazlığı oluşturduğunun kabulü mümkün değildir. <br>Dava konusu uyuşmazlıktan kasıt davalılar adına kayıtlı menkul veya gayrımenkullerin mülkiyetinin taraflar arasında çekişmeli olmasıdır. Davacının amacı trafik kazasından kaynaklanan  tazminat alacağını güvence altına almaktır.<br>      Yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda, ilk derece mahkemesince bu gerekçelerle ihtiyati tedbirin reddi kararına yönelik davacı vekilinin itirazının yerinde olmadığı anlaşılmış, bu karara karşı tarafça istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvurunun esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.<br>-Davacının ön ödeme talebinin reddine ilişkin itirazlarının incelenmesinde;<br>6100 sayılı HMK.nın  ihtiyati tedbirin şartları Madde 389- (1) ''Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.<br>(2) Birinci fıkra hükmü niteliğine uygun düştüğü ölçüde çekişmesiz yargı işlerinde de uygulanır.''<br>6098 Sayılı TBK III. Geçici ödemeler Madde 76: ''Zarar gören, iddiasının haklılığını gösteren inandırıcı kanıtlar sunduğu ve ekonomik durumu da gerektirdiği takdirde hâkim, istem üzerine davalının zarar görene geçici ödeme yapmasına karar verebilir.<br>Davalının yaptığı geçici ödemeler, hükmedilen tazminata mahsup edilir; tazminata hükmedilmezse hâkim, davacının aldığı geçici ödemeleri, yasal faizi ile birlikte geri vermesine karar verir.'' hükmünü içermektedir.<br>6100 Sayılı HMK Madde 341-(1) ''(1) İlk derece mahkemelerinden verilen nihai kararlar ile ihtiyati tedbir, ihtiyati haciz taleplerinin reddi ve bu taleplerin kabulü hâlinde, itiraz üzerine verilecek kararlara karşı istinaf yoluna başvurulabilir.<br>(2) Miktar veya değeri (Değişik ibare: 6763 - 24.11.2016 / m.41) \"üç bin\" Türk Lirasını geçmeyen malvarlığı davalarına ilişkin kararlar kesindir. (Ek cümle: 6763 - 24.11.2016 / m.41) \"Ancak manevi tazminat davalarında verilen kararlara karşı, miktar veya değere bakılmaksızın istinaf yoluna başvurulabilir.\"<br>(3) Alacağın bir kısmının dava edilmiş olması durumunda (Değişik ibare: 6763 - 24.11.2016 / m.41) \"üç bin\" Türk Liralık kesinlik sınırı alacağın tamamına göre belirlenir.<br>(4) Alacağın tamamının dava edilmiş olması durumunda, kararda asıl talebinin kabul edilmeyen bölümü (Değişik ibare: 6763 - 24.11.2016 / m.41) \"üç bin\" Türk Lirasını geçmeyen taraf, istinaf yoluna başvuramaz.<br>(5) İlk derece mahkemelerinin diğer kanunlarda temyiz edilebileceği veya haklarında Yargıtaya başvurulabileceği belirtilmiş olup da bölge adliye mahkemelerinin görev alanına giren dava ve işlere ilişkin nihai kararlarına karşı, bölge adliye mahkemelerine başvurulabilir.<br>Diğer geçici hukuki korumalar 6100 Sayılı HMK Madde 406: (1) ''Mahkemece, gerekli hâllerde, mal veya haklarla ilgili defter tutulmasına ya da mühürleme işleminin yapılmasına karar verilebilir.<br>(2) İhtiyati haciz, muhafaza tedbirleri ve geçici düzenleme niteliğindeki kararlar gibi geçici hukuki korumalara ilişkin diğer kanunlarda yer alan özel hükümler saklıdır.'' hükümlerini içermektedir.<br>Dosya kapsamı ve yukarıdaki yasal düzenlemeler değerlendirildiğinde; TBK 76. maddesinde düzenlenen geçici ödeme ile, HMK 389 ve devamında düzenlenen ihtiyati tedbir arasında, talep şekli ve zamanı, teminat hususu ve itiraz hususlarının farklı şekilde düzenlendiği, HMK 406/2. madde düzenlemesi de dikkate alındığında, TBK 76. maddesinde düzenlenen geçici ödemelerin geçici hukuki koruma niteliğindeki ön ödeme olduğu, zira geçici ödeme için ihtiyati tedbir gibi teminat hususunun düzenlenmediği, ihtiyati tedbirin dava dışı da talep edilebileceği, dava dışı talep edilmiş ise 2 hafta içinde asıl davanın açılması gerektiği, oysa ki geçici ödemenin ancak dava açıldıktan sonra bir yan talep olarak ileri sürülebileceği, ihtiyati tedbirin belirli bir süre içinde uygulanması aksi taktirde kendiliğinden kalkacağı, oysa ki geçici nitelikteki ödemenin asıl dava kesinleşinceye kadar ileri sürülebileceği, geçici ödemeye hükmedilmiş ise bu ödemenin 10 yıllık genel zamanaşımı süresi içinde talep edilebileceği, ihtiyati tedbir kararına karşı kanun yollarına başvurulabilir iken sadece geçici ödemeye ilişkin karar ara karar olduğundan ancak esas hüküm ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği, ayrıca ihtiyati tedbir kararına uymayan kişiye disiplin cezası öngörülmüş iken geçici ödeme kararına uymayan tarafa karşı sadece ilamlı icra takibinde bulunulabileceği, HMK 396. maddeye göre şartların değişmesi halinde ihtiyati tedbir kararı kaldırılırken TBK 76. maddede düzenlenen geçici ödemeler bakımından böyle bir düzenlemeye yer verilmemiş olması gibi farklı yasal düzenlemeler nedeniyle, geçici ödemenin ihtiyati tedbir olarak nitelendirilemeyeceği, HMK 341. maddesinde istinaf kanun yoluna başvurulabilecek kararların sınırlı olarak sayıldığı, yorum ile genişletilemeyeceği, ara karar niteliğindeki geçici ödeme talebine yönelik olarak ancak nihai karar ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği anlaşılmaktadır.<br>Geçici ödeme ara kararı yargılamayı sona erdirmediği için bu karara karşı doğrudan kanun yoluna gidilmesi de mümkün değildir. Ancak asıl karar ile birlikte kanun yoluna gidilebilir.” (Aynı mahiyette görüş için Bkz: Battal Şener, Türk Borçlar Hukukunda Geçici Ödemeler,  Makale,  D.E.Ü. Hukuk Fakültesi Dergisi, Prof. Dr. Şeref ERTAŞ’a Armağan, C. 19, Özel Sayı-2017, s. 1623-1690sf) <br>Nitekim Yargıtay 10. Hukuk Dairesi'nin 15.11.2021 tarih ve 2021/9901 Esas 2021/14123 Karar sayılı Bölge Adliye Mahkemesi Kararları Arasındaki Uyuşmazlığın Giderilmesi İstemine Dair kararında da bu hususa değinilmiştir.<br> Bu açıklamalardan sonra somut olaya bakıldığında; TBK'nın 76. maddesinde düzenlenen tedbiren geçici ödeme talebine ilişkin mahkemece verilen geçici ödeme talebinin reddine dair kararın  ara karar niteliğinde olduğu, bu kararlara karşı ancak esas hüküm ile birlikte kanun yoluna başvurulabileceği anlaşıldığından davacı vekilinin geçici ödeme talebinin kabulü kararına karşı istinaf başvurusunun HMK'nın 341/1. maddesi uyarınca  usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>-Davalı ........ ve ........'ın ihtiyati haczin kaldırılması taleplerinin reddine dair itirazlarının incelenmesinde; <br>Geçici hukuki koruma kurumu olan ihtiyati haciz İİK'nun 257 vd. maddelerinde düzenlenmiştir. <br>   İİK'nun 257. maddesinde; “Rehinle temin edilmemiş ve vadesi gelmiş bir para borcunun alacaklısı, borçlunun yedinde veya üçüncü şahısta olan taşınır ve taşınmaz mallarını ve alacaklarıyla diğer haklarını ihtiyaten haczettirebilir. <br>Vadesi gelmemiş borçtan dolayı yalnız aşağıdaki hallerde ihtiyati haciz istenebilir. <br>1-Borçlunun muayyen yerleşim yeri yoksa;<br>2-Borçlu taahhütlerinden kurtulmak maksadıyla mallarını gizlemeye, kaçırmaya veya kendisi kaçmaya hazırlanır yahut kaçar ya da bu maksatla alacaklının haklarını ihlal eden hileli işlemlerde bulunursa; <br>Bu suretle ihtiyati haciz konulursa borç yalnız borçlu hakkında maucceliyet kesbeder. <br>İİK'nun 259. maddesinde de teminat hususu düzenlenmiştir. Madde de “İhtiyati haciz isteyen alacaklı hacizde haksız çıktığı takdirde borçlunun ve üçüncü şahsın bu yüzden uğrayacakları bütün zararlardan mesul ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 87. maddesinde yazılı teminatı vermeye mecburdur. <br>Ancak alacak bir ilama müstenid ise teminat aranmaz.<br>Alacak ilam mahiyetinde bir vesikaya müstenid ise mahkeme teminata luzum olup olmadığını takdir eder. Bu açıklamalara göre ihtiyati haciz “Alacaklının, bir para alacağının zamanında ödenmesini güvence (garanti) altına almak için, mahkeme kararı ile, borçlunun mallarına önceden geçici olarak el konulması”dır.<br>Geçici hukuki koruma yargılamasında  karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan İbarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumundan ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez. Bu sebepledir ki, genelde geçici hukuki korumalara, özel de ihtiyati tedbire ve ihtiyati hacze karar verilirken haksız olma ihtimalide dikkate alınarak talepte bulunandan teminat alınması yukarıda yazılı kanun hükmünden de anlaşılabileceği üzere kanun emridir. <br>Zarar haksız eylemden kaynaklandığından tazminat haksız eylemin gerçekleştiği tarihte muaccel hale gelmektedir. Buradaki \"muacceliyet\" kavramı, alacaklı tarafından talep ve dava edilebilir hale gelmiş olma anlamındadır.<br>Dosyada bulunan raporlara göre davacının zararlarının olabileceği muhtemeldir. Haksız fiil tarihi itibarıyla davacının tazminat alacakları muaccel hale gelmiştir.<br>(Bu hususlara ilişkin; Yargıtay 17.Hukuk Dairesi 2016/18144 E,2017/11201 K;aynı daire 2016/9800 E,2017/8052 K,2014/22955 esas 2017/3970 karar sayılı ilamları; aynı mahiyette Yargıtay 4. HD nin T.C. 2014/1150 esas 2014/1621 karar sayılı ,2014/9434 esas  2014/13476 karar sayılı ilamları) <br>Somut olayda, maddi hasarlı kaza tespit tutanağı, taraf beyan ve dilekçe içerikleri, mevcut bilgi ve belgeler hep birlikte değerlendirildiğinde mevcut delillere göre yaklaşık ispat ilkesi gözetilerek ihtiyati haciz koşullarının gerçekleşmesi nedeniyle mahkemece, yukarıdaki açıklamalar göz önünde bulundurulduğunda ihtiyati haciz kararının kaldırılması talebinin reddi kararı doğru olup, bu karara karşı tarafça istinaf başvurusu yerinde görülmediğinden başvurunun esastan reddine dair aşağıdaki gibi hüküm kurmak gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davacı vekilinin ilk derece mahkemesinin geçici ödemeye ilişkin 09/01/2026 tarihli ara kararına yönelik istinaf başvurusunun, HMK'nin 352/1-ç maddesi uyarınca reddine,<br>2-İlk Derece Mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığından davacı vekilinin ve davalılar ........ ile ........ vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nun 353/1-b-1 maddesi gereği  ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>3-Davalı tarafça yatırılan harç yeterli olduğundan yeniden harç alınmasına yer olmadığına,<br>4-Davacı adli yardımlı istinaf ettiğinden alınması gereken 1 adet istinaf kanun yoluna başvuru harcı ile bir adet maktu karar harcının nihai kararda ele alınmasına,<br>5-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>6-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>7-HMK'nın 359/3. fıkra gereği kararın tebliği ile 302/5. fıkrası gereği harç tahsil müzekkeresi yazılması ve tebliğ işlemlerinin İLK DERECE MAHKEMESİ tarafından yapılmasına,<br>         Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nun 362/1(f) ve İİK 265/son maddesi gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.17/04/2026<br><br>\t\t\t\t<br>.....<br>Başkan<br>...<br> e-imzalı<br><br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br><br>.....<br>Üye<br>...<br>e-imzalı <br><br>.....<br>Katip<br>...<br> e-imzalı<br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ffd4c3695136108","SID":"1e5df40580fbf8b4"}}