{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     <br><br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20. HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2024/583 <br>KARAR NO\t: 2026/846<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                        \t  K A R A R <br><br>BAŞKAN \t\t: ... \t     ... <br>ÜYE\t\t: ...       ...<br>ÜYE\t\t: ...\t     ...<br>KATİP\t\t: ...\t     ...<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 02/11/2023<br>NUMARASI\t\t: 2021/331 E.  -  2023/126 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 tarih ve 2021/331 E. - 2023/126 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin asansör imalatı ve montajı sektöründe hizmet verdiğini, 87/099243 başvuru numaralı “...” markasının sahibi olduğunu, ilgili markanın 2017 yılında süresi içerisinde yenilendiğini, davalının müvekkili ile aynı sektörde faaliyet gösterdiğini, tarafların markalarının kapsamlarının “kaldırma, taşıma ve iletme makineleri; asansörler, yürüyen merdivenler, vinçler, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar” emtiasını içeren 07. Sınıf olduğunu, dava konusu markanın, ortalama tüketici tarafından müvekkilinin markası ile karıştırılma ihtimalinin yüksek olduğunu,  dava konusu ''...'' markasının, müvekkilinin markasının asli unsuru olan “...” ibaresine, asansör kelimesinin kısaltması niteliğindeki “AS” ibaresinin eklenmesi ile oluşturulduğunu, davalının markasını da müvekkilinin kullanımında olduğu gibi kırmızı ve mavi renklerde bir logo ile birlikte kullanıldığını, tarafların internet adreslerinin dahi tek başına markaların karıştıırlma ihtimalini ortaya koyduğunu ileri sürerek 2018/31621 numaralı ''...'' markasının hükümsüzlüğüne ve markanın sicilden terkinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.  <br>Davalı vekili, davaya konu iki markanın hem şekilde hem de kelime unsurlarının görsel, işitsel ve semantik farklılıkları karşılaştırıldığında markalar arasında iltibas teşkil edecek ölçüde bir benzerlik mevcut olmadığını, taraf markalara ait logolar incelendiğinde de birbirinden farklı olduğunu, davanın kötüniyetli açıldığını savunarak davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre, dava konusu marka kapsamında yer alan, 07. Sınıfta yer alan “Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri; asansörler” emtiası bakımından ayniyetin söz konusu olduğu, ayrıca 07. Sınıfta yer alan “Kaldırma, taşıma ve iletme makineleri; yürüyen merdivenler, vinçler, aynı işleve sahip robotik mekanizmalar” bakımından emtianın ilişkili olduğu, dava konusu marka da asli kelime unsurunun AHİAS ibaresi olduğu, davacı markasıda asli unsurun “...” ibaresi olduğu, markaların asli kelime unsularda “...” ibaresinin ortak olması ve “asansör/asansörleri” ibarelerinin markalara ayırt edicilik katmaması, dava konusu markada “İ” ve “A” harfleri arasındaki boşluk sebebiyle markanın “AHİAS” olarak değil “...” “AS” olarak değerlendirilmesi ihtimali markaların bütünsel olarak bıraktıkları izlenimin benzerlik taşımasına sebep olduğu, neticesinde, dava konusu marka ile davacının mesnet markasının benzer olduğu, taraflara ait internet sitelerinde yer alan şekil ve renk unsurlarının benzerlik taşımadığı fakat ahiasansor.com.tr alan adı ile ahiasasansor.com.tr kelime unsurlarının benzerliğinin tüketicinin hangi firmaya ait web sitesini tercih etmesini zorlaştıracak ve karışıklık yaratacak seviyede olduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 2018/31621 başvuru numaralı davalı markasının tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:  Davalı vekili istinaf başvuru dilekçesinde, dava konusu markaların görsel, işitsel ve kavramsal açıdan benzer olmadığını, karşı yanca internet sitelerinde kullanılan logonun 01.06.2004 başvuru tarihli \"... ... şekil\" marka adı ile bulanan ve durumu \"müddet\" konumunda bulunan tescil işlemi gerçekleşmemiş bir marka olup, dava konusu markadan başka ve koruması ortadan kalmış bir marka olduğunu, davacının açıkça kötüniyetle hareket ettiğini, bilirkişi incelemesinin yeterli bulunmadığını, yeni bilirkişi incelemesi yapılması gerektiğini, söz konusu iki markanın iltibas değerlendirmesi yapılırken ortalama tüketiciye göre yani markanın kullanılacağı ürünün hitap ettiği kesimde oluşan izlenime göre bir değerlendirme yapılması gerektiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.       <br><br>GEREKÇE\t: 1-Dava, marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tDosya kapsamı, mevcut delil durumu ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı, davacının \"...\" ibareli markası ile davalının \"şekil+ ...\" ibareli markası arasında, biçim, düzenleme ve tertip tarzı itibariyle görsel, sesçil ve anlamsal olarak ortalama tüketicileri iltibasa düşürecek derecede SMK'nın 6/1. maddesi anlamında bir benzerlik bulunduğu, zira taraf markalarında \"...\" ibaresinin birebir olduğu, diğer yandan tarafların markalarının kapsamlarının da benzer bulunduğu, işin uzmanı yahut dikkatli kişilerden oluşmayan, makûl düzeyde bilgilendirilmiş, mesnet marka ve dava konusu işareti aynı anda görüp detaylarını karşılaştırma olanağı bulunmayan, daha önce görüp yararlandığı markanın aşağı yukarı net anısının tesirinde olan ortalama düzeydeki alıcı kitlesinin, yargılama konusu mallar için ayırdığı satın alma  süresi içinde, davalının markasını gördüğünde derhal ve hiç düşünmeden mesnet markadan farklı bir marka olduğunu algılayamayacağı, her iki marka arasında yanılgı yaşayabileceği, ortalama düzeydeki tüketici kesimi tarafından markalar arasında işletmesel bağlantı olduğu ya da idari ve ekonomik açıdan birbiriyle bağlantılı işletme tarafından piyasaya sunulan markalı hizmetler algısı oluşabileceği yani markaları karıştırabileceği anlaşılmakla, davalı vekilinin aşağıdaki bent kapsamı dışında kalan ve yerinde görülmeyen diğer istinaf itirazlarının esas yönünden reddine dair hüküm kurmak gerekmiştir.<br>\t2-Ancak mahkemece, \"Dava açılırken alınan peşin maktu karar ilam harcı yeterli olduğundan ve yeniden değerleme oranı nedeniyle ortaya çıkan güncel peşin harca denk olduğundan, denk olan harcın güncel olan harca tamamlanması mülkiyet hakkı ihlali olacağından yeniden harç alınmasına yer olmadığına\" karar verilmesi doğru olmamıştır. Zira, harçlar, özel ve tüzel kişilerin, özel çıkarlarına ilişkin olarak kamu kuruluşlarının hizmetlerinden yararlanmaları karşılığında yaptıkları ödemelerdir (07.12.1964 gün ve 3/5 sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı, RG.12.12.1964, sayı:11880, Kuru, Baki, s:5305). <br>\tBir davada alınacak harçlar ve oranları (yargı harçları), 492 sayılı Harçlar Kanunu'nda ve bu Kanun'a bağlı 1 sayılı Tarife'de gösterilmiştir. Her davanın başlangıcında taraflardan, başvurma harcı ve karar ve ilam harcı olmak üzere iki tür harç alınır. <br>\t492 sayılı Harçlar Kanunu'nun \"Maktu harçlarda ödeme zamanı\" başlıklı 27. maddesinde; \"(1) sayılı tarifede yazılı maktu harçlar ilgili bulunduğu işlemin yapılmasından önce peşin olarak ödenir. Mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler, harç alacağının doğması tarihinden itibaren 15 gün içinde ödenir. Harç peşin veya süresinde ödenmemiş ise, mütaakıp muamelelere ancak harç ödendikten sonra devam olunur\". hükmü, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun Mükerrer Madde 138/2. maddesinde de; \"Her takvim yılı başından geçerli olmak üzere önceki yılda uygulanan maktu harçlar (Maktu ve nispi harçların asgari ve azami miktarlarını belirleyen hadler dahil), o yıl için tespit ve ilan olunan yeniden değerleme oranında artırılır\". hükmü bulunmaktadır. \t<br>\t Başvurma harcı, dava açılırken peşin olarak ödenmesi gereken maktu bir harç olup, dava açılırken başlangıçta ödenen bu harcın, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, başvuru işleminin yapılmasına ilişkin bulunması, diğer bir deyişle ilgili bulunduğu işlemin, dava açarken başvuru işleminin yapılması ile tamamlanmış olması nedeniyle sonradan yeniden değerleme oranına göre arttırılamayacağı tabiidir.  <br>\tKarar ve ilam harcı, nispi ve maktu karar ve ilam harcı olmak üzere iki çeşit olup, konusu belli bir değerle ilgili bulunan davalarda esas hakkında karar verilmesi halinde, hüküm altına alınan anlaşmazlık konusu değer üzerinden nispi olarak karar ve ilam harcı alınır. Nispi harçlarda ödeme zamanını düzenleyen Harçlar Kanunu'nun 28/a maddesi uyarınca, karar ve ilam harçlarının dörtte biri peşin, geri kalanı kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde ödenir. Peşin olarak ödenecek bu dörtte bir karar ve ilam harcı, dava dilekçesinde gösterilen değer üzerinden hesaplanır. Yargılama sırasında dava değerinin daha fazla olduğu tespit edilirse eksik karar ve ilam harcı tamamlattırılır (Harçlar Kanunu m.16/4, 30). <br>\tİlk derece mahkemesince mülkiyet hakkının ihlali görülen harç ise, davanın başlangıcında davacıdan alınan maktu karar ve ilam harcıdır. <br>\tNispi karar ve ilam harcına tabi davalar dışındaki hallerde veya davanın reddine karar verilmesi halinde, alınması gereken karar ve ilam harcı, maktudur. Maktu harca tabi davalarda karar ve ilam harcının tamamı, dava açarken peşin olarak ödenir. <br>\tAncak başvuru harcından farklı olarak maktu karar ve ilam harcında, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi uyarınca, \"ilgili bulunduğu işlem\", diğer bir deyişle dış dünyada değişiklik yaratan, taraflarca infaza konulabilecek şey, mahkemece verilen \"karardır\". Dolayısıyla maktu karar ve ilam harcının alınma zamanı da esasen mahkemece verilen karar tarihidir. Zira maktu harcın hangi taraftan alınacağı ya da başlangıçta nispi harca tabi bir davada, sonradan davanın reddine karar verilip verilmeyeceği de ancak karar tarihi itibariyle belli olmaktadır. O halde maktu karar ve ilam harcı, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesinde belirtilen \"mahiyetleri icabı işin sonunda hesap edilip alınması gerekenler\" türünden bir harçtır. <br>\tNitekim 492 sayılı Harçlar Kanunu'na bağlı 1 sayılı Tarife'nin, maktu karar ve ilam harcını düzenleyen A/III-2. maddesinde, her bir karar türüne göre alınması gereken harç miktarı ayrı ayrı belirtilirken, her bir karar türü için maddede yer alan \"kararlar\" ibarelerinden, yukarıda açıklandığı üzere, bir davada verilecek kararın ne olacağının, ancak karar tarihi itibariyle ortaya çıkabileceği, yine tarafların ellerinde ancak mahkemece bir karar verilmesi halinde yararlanabilecekleri, infazı mümkün bir belge bulunabileceği maddi gerçeğinden hareketle, maktu karar ve ilam harçlarının da karar tarihi itibariyle hesap edilip alınması gerektiği anlaşılmaktadır. <br>\tO halde mahkemece, dava açarken başlangıçta ödenen maktu karar ve ilam harcının, sonradan yürürlüğe giren tarife ile artırılması halinde, 492 sayılı Harçlar Kanunu'nun 27/1. maddesi ve Mükerrer Madde 138/2 hükümleri uyarınca, eksik tutarın ilgilisine tamamlattırılması gerekirken, yazılı gerekçeyle hüküm kurulması doğru değildir. <br>\tKaldı ki kamu düzenine ilişkin olan karar ve ilam harcının, karar tarihine göre belirlenmesi gerektiği, aynı mahkeme hakimi tarafından aynı yönde verilen bir kararın, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21/11/2024 tarih ve 2024/3186 Esas, 2024/8189 Karar sayılı kararı ile \"yargılama harçlarının kamu alacağı niteliğinde ve re'sen dikkate alınacak hususlardan olduğu\" gerekçesiyle doğru görülmeyip, düzeltilerek onanması suretiyle de tespit edilmiş olup, Dairemizin uygulaması da bu yöndedir.<br>\tHMK'nın 353/1-b-2. maddesine göre, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.  <br>\t<br>\tHer ne kadar ilk derece mahkemesi kararı, sadece davalı tarafından istinaf edilmiş ise de yargılama harçları kamu düzenine ilişkin bulunduğundan, harçlar konusunda kazanılmış haktan söz edilemeyeceği ise tabiidir (Yargıtay 5. HD.'nin 22/01/1982 tarih ve 12534/240). <br><br><br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince kabulü ile, Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 02/11/2023 Tarih ve 2021/331 Esas - 2023/126 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA;<br>\t3-DAVANIN KABULÜ ile, 2018/31621 başvuru numaralı davalı markasının tescilli olduğu tüm sınıflar bakımından HÜKÜMSÜZLÜĞÜNE VE SİCİLDEN TERKİNİNE,<br>\t4-Harçlar Kanunu'na göre alınması gereken 732,00 maktu karar ve ilam harcından peşin olarak alınan 59,30 TL harcın mahsubu ile bakiye 672,70.TL'nin davalıdan tahsili ile Hazineye irat kaydına,<br>\t5-Davacı kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, ilk derece karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre belirlenen 25.500,00.TL maktu vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>\t6-Davacı tarafından ilk derece yargılaması sırasında yapılan 2.250,00.TL bilirkişi ücreti, 126,00.TL tebligat ve posta masrafı ile istinaf aşamasında yapılan 30,00.TL tebligat ve posta giderleri toplamı 2.406,00.TL yargılama giderine 59,30.TL peşin harç, 59,30.TL başvurma harcı tutarı eklenerek oluşan toplam 2.524,60.TL'nin davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>\t7-Davalı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalıdan peşin olarak alınan 427,60.TL maktu istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davacıya iadesine,<br>\t10-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 24/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde Yargıtay temyiz yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 30/04/2026\t\t\t<br><br>Başkan<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Üye<br>...<br> <br><br>Katip<br>...<br> <br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"26d6844a160a744a","SID":"91e010b8f6cea76d"}}