{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. KONYA BAM   3. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: ... - ...<br>T.C.<br>KONYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO\t: ... <br>KARAR NO\t: ...<br>KARAR TARİHİ: 27/04/2026<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>BAŞKAN\t: .....\t(...)<br>ÜYE\t\t: .....\t(...)<br>ÜYE\t\t: .....\t(...)<br>KATİP\t\t: .....\t(...)<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: Konya .... ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>ARA KARAR TARİHİ\t: 18/02/2026<br>NUMARASI\t: ... Esas <br>DAVACI \t: ........ <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI\t: ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI \t: ........  <br>VEKİLİ\t\t: Av.....<br>DAVALI\t: ........<br>DAVA TÜRÜ\t: Tapu İptali Ve Tescil<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ\t: 27/04/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM TARİHİ\t: 28/04/2026<br>Yukarıda bilgileri yazılı mahkemece verilen karara ilişkin istinaf talebi üzerine mahkemece dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderildiğinden yapılan ön inceleme ve incelemeyle heyete tevdi olunan dosyanın gereği görüşülüp aşağıdaki karar verilmiştir.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ :<br>Davacı vekili, dava dilekçesindeki taleplerine ilave olarak, davalılarca muvazaa ve mal kaçırma saikiyle hareket edildiğini ileri sürerek Konya İli, Karatay İlçesi, Mezbaha  (...) Mh. , ... ada, ... parsel sayılı taşınmazın üçüncü kişilere  devrinin önlenmesi için tapu kayıtlarına ihtiyati tedbir şerhi konulmasına kararı verilmesini talep etmiştir. <br>İhtiyati tedbire itiraz eden davalı ........ vekili 07/02/2026 tarihli itiraz dilekçesinde özetle; müvekkilinin diğer davalı ........ şirketinin kurucu ortağı olduğunu, davaya konu edilen taşınmazın müvekkili tarafından şirkete ayni sermaye olarak konulduğunu, müvekkili ile oğlu ........ arasında ticari anlaşmazlıklar yaşandığını, 08/01/2024 tarihi itibariyle müvekkilinin şirkette bir bağının kalmadığını, şirketin ........ tarafından idare edildiğini, taraflar arasında yapılan anlaşma gereği taşınmazın 31/12/2025 yılına kadar şirkette kalmasına, bu döneme kadar müvekkile kira ödemesi yapılmasına, bu tarihten sonra taşınmazın müvekkiline devredilmesine karar verildiğini, buna ilişkin taraflar arasında arabuluculuk sözleşmesi düzenlendiğini ancak sözleşme gereği taşınmaz devrinin yapılmadığını, kira ödemelerininde son dönemde ödenmediğini, taşınmazın davacı şirketin kullanımında olduğunu, davacı şirket hakkında haksız işgal nedeniyle Konya C. Başsavcılığının ... soruşturma sayılı dosyası ile suç duyusunda bulunduklarını, Konya .... Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esas sayılı dosyası ile de müdahalenin meni ve  ecrimisil davası açtıklarını, davacı tarafın taşınmazın muvazaalı olarak müvekkile devredildiği iddiasının somut verilerle desteklenmediğini, müvekkili ile diğer davalı arasında düzenlenen sözleşme tarihi itibariyle davacı şirketin kurulmamış olduğunu, muvazaadan bahsedilmesinin genel mantık kurallarına aykırı olduğunu, mahkememizce verilen tedbir kararının hukuka ve hakkaniyete aykırı olduğunu, taşınmazın müvekkile devrinin davacının alacağının doğumundan yıllar önce gerçekleştiğini, HMK 389 maddesi uyarınca tedbir şartlarının oluşmadığını, tedbir kararının ölçüsüz ve mülkiyet hakkını sınırlayıcı olduğunu beyanla mahkememizce verilen tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ :<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; \"Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde;<br>İhtiyati tedbire itiraz eden vekilleri tarafından tasarrufun iptali talebine dayanak teşkil eden davacı alacağının tapu devrinden çok daha sonra doğduğu ve dahası taşınmazın devri tarihinde davacı şirketin mevcut olmadığı, davacı şirketin tapu devrinden daha sonra kurulduğu ileri sürülerek tasarrufun iptali davası için yasada öngörülen dava ön şartının gerçekleşmediği ileri sürülmüştür.<br> Davacının, dava konusu taşınmaza ilişkin satış izni verilmesini talep ettiği Konya ... İcra Dairesinin ... Esas ve ... Esas sayılı dosyalarının incelenmesinde davacı şirket tarafından aralarında davalı şirketin de bulunduğu borçlular hakkında muhtelif bedel ve keşide tarihli birden fazla çeke istinaden kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibine girişildiği, takip dosyalarının derdest olduğu anlaşılmıştır. <br> İhtiyati tedbire itiraz eden vekillerinin dilekçelerinde belirttiği gibi dava konusu taşınmaz devri takibe dayanak çeklerin keşide tarihinden daha önce yapılmıştır. Ne var ki yerleşik yargıtay uygulaması gereği ileri vadeli çek düzenlenmesi ülkemizdeki ticari hayatın bir gerçeği olup, tasarrufun iptali davalarında dava önşartı değerlendirilirken çeklerin düzenlenmesine dayanak asıl borç ilişkisinin hangi tarihte doğduğunun tespiti gerekmektedir. Zira somut olayda davacı vekili, asıl borç ilişkisinin taşınmaz devrinden önce gerçekleştiğini, taraflar arasında davacı şirketin kuruluşu öncesinde şirket yetkilisinin şahsi işletmesinin olduğu döneme kadar giden bir ticari ilişkinin olduğu ve  buna ilişkin delillerin sırası geldiğinde dosyaya ibraz edileceği belirtilmiştir. Bu itibarla borç doğum tarihinin tespiti ve dolayısıyla dava önşartlarının somut olayda vuku bulup bulmadığı delillerin toplanıp incelenmesi neticesinde daha sağlıklı değerlendirilebilecektir.<br>Öte yandan davacının arabuluculuk sürecinin muvazaalı olduğuna yönelik iddiaları kapsamında yapılan değerlendirmede devrin şirket ve yetkilisi arasında gerçekleşmesi, arabuluculuk sürecinin kısa sürede neticelenmesi karşısında bu anlamda yaklaşık ispatın sağlandığı, aksinin ispatı ve kabulü mümkün ise de bunun ancak delillerin toplanması ve bilirkişi incelemeleri neticesinde sağlanabileceği, bu aşamada yaklaşık ispatı bertaraf eden bir delilin dosya kapsamında bulunmadığı, değişen durum ve koşullar üzerine ve talep halinde ihtiyati tedbirin kaldırılmasının dosya kapsamında mümkün olduğu neticesine varılmıştır.  <br>Hal böyle olmakla, davanın, taşınmazın aynına yönelik olması ve bu bakımdan ihtiyati tedbirin kaldırılması ve taşınmazın el değiştirmesi halinde talep sahibinin telafisi zor zararlara uğramasının muhtemel olması, mevcut haliyle ihtiyati tedbir talebine dayanak belgelerin yaklaşık ispata elverişli olması, buna karşılık itiraz edenler vekillerinin sunduğu beyan ve delillerin Mahkememizde oluşan kanaati değiştirecek ve ihtiyati tedbirin kaldırılmasını gerektirecek nitelikte olmaması vicdani kanısına varılarak itirazın reddi yönünde hüküm tesisi gerekli olmuştur.\" şeklinde  aleyhine ihtiyati tedbir kararı verilen davalı ........ vekilinin 07/02/2026 tarihli itirazının reddine dair hükmün kurulduğu anlaşılmıştır.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı ........ vekili sunduğu istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Somut olayda ihtiyati tedbirin devamına ilişkin kararın, tasarrufun iptali davasının temel şartları ve dosyadaki kronolojik gerçeklikler gözetilmeksizin verildiğini, tasarruf tarihi 25.05.2022 iken davacı şirketin 09.01.2024 tarihinde kurulduğunu, davacı alacağına dayanak yapılan çeklerin keşide ve banka basım tarihlerinin 2025 yılına ait olduğu, dolayısıyla borcun tasarruftan sonra doğduğunun açık olduğunu, davacı şirketin başka kişi veya şirketlerin külli halefi olmadığını, tasarruf tarihinde mevcut bir alacağı gösteren sözleşme, fatura, cari hesap ya da ticari defter kaydı sunulmadığını, arabuluculuk anlaşmasının taşınmaz devrine değil şirket hisselerinin devrine ilişkin olduğunu ve taşınmazın ........’e ait olduğunun tutanakta açıkça teyit edildiğini, arabuluculuk süresinin de muvazaa göstergesi sayılamayacağını, bu nedenlerle davacının hukuki yarar ve yaklaşık ispat koşulunu sağlayamadığını, buna rağmen taşınmaz üzerine ihtiyati tedbir konulmasının mülkiyet hakkına ölçüsüz müdahale teşkil ettiği ileri sürülerek Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 18.02.2026 tarihli ara kararının kaldırılması ve yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin karşı tarafa yükletilmesi talep edilmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 341 ve devamı maddeleri uyarınca  ve özellikle istinaf incelemesinin kapsamının öngörüldüğü 355. maddeye göre re'sen gözetilecek kamu düzenine aykırılık halleri dışında istinaf incelemesi istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılır. <br>Dava TBK 19. Maddesi yollamasıyla açılan tasarrufun iptali isteğine ilişkin olup, uyuşmazlık ihtiyati tedbir kararına itirazın reddine ilişkin kararın yerinde olup olmadığı noktasındadır.<br> 04.06.1958 gün ve 15/6 sayılı İBK'da da belirlendiği gibi, HMK'nın 24/1, 25, 26, 30 ve 33. (HUMK'nın 74, 75 ve 76.) maddeleri gereğince hakim, tarafların ileri sürdükleri maddi vakıalar, bunlara bağlı netice-i taleplerle bağlı ve fakat hukuki tavsiflerle bağlı olmayıp, kanunları re'sen uygulamakla ve neticeye vardırmakla yükümlüdür. Bu nedenle davanın dava tarihi itibariyle yürürlükte bulunan 6098 sayılı TBK'nın 19.maddesinde düzenlenmiş muvazaa iddiasına dayalı iptal istemine ilişkin olduğu kabul edilerek inceleme ve değerlendirmeler bu çerçevede yapılmıştır.<br>Bu itibarla Bir davada olayları belirtmek ve açıklamak taraflara, hukuki nitelendirme Hakime aittir. Bu nedenle tarafların hukuki nitelendirmeyi doğru yapmak zorunluluğu yoktur. Başka bir ifade ile Hakim, bildirilen hukuki sebeplerle bağlı olmayıp, hukuki sebebi kendiliğinden bulup uygulamakla sorumludur.<br>Yüzeysel bakıldığında tasarrufun iptali davaları ile muvazaa davaları arasında bir benzerlik görülmekte ise de bu benzerlik her iki davanın güttüğü amaçtan öte gitmemektedir. İİK'nın 277. maddesinde sözü edilen iptal davaları borçlu tarafından geçerli olarak yapılmış bazı tasarrufların hükümsüz kılınması için açılır. Oysa muvazaa davası borçlunun yaptığı tasarrufi işlemlerin gerçekte hiç yapılmamış olduğunu tespit ettirmeyi amaçlar. Kural olarak muvazaa nedeniyle hakları ihlal olunan ve zarar gören 3.kişiler tek taraflı veya çok taraflı hukuki işlemlerin geçersizliğini ileri  sürebilirler.          <br>3. kişinin danışıklı işlem ile hakkının zarar gördüğünün benimsenebilmesi için onun danışıklı işlemde bulunandan bir alacağının var olması ve bu alacağın ödenmesinin önlemek amacıyla danışıklı bir işlem yapılması gerekir. Davacının bu davadaki amacı alacağını tahsil edebilmek için muvazaa nedeniyle temelde geçersiz olan işlemin hükümsüzlüğünü sağlamaktır. <br>Muvazaaya dayalı davalarda davacının icra takibine geçmesi ve aciz belgesi almasına gerek yoktur. Çünkü yukarıda açıklandığı gibi İİK'nun 277. ve izleyen maddelerinde iptal davasına konu tasarruflar özünde geçerli olmasına rağmen kanunun icra hukuku yönünden iptaline imkan verdiği tasarruflardır. Muvazaaya dayalı iptal davasında ise davacı muvazaalı işlemle kendisinin zararlandırıldığını ileri sürmektedir.<br>Davacının iddiasını kanıtlaması halinde iddianın alacağın tahsiline yönelik bulunduğu da gözetilerek İİK'nun 283/1,2. maddesi kıyasen uygulanarak yapılan  kesintilerinin davacının alacak ve ferilerini geçmeyecek biçimde öncelikli ödenmesi gerekir.<br>6100 sayılı HMK.nın 389/1 maddesi uyarınca “Mevcut durumda meydana gelebilecek bir değişme nedeniyle hakkın elde edilmesinin önemli ölçüde zorlaşacağından ya da tamamen imkânsız hâle geleceğinden veya gecikme sebebiyle bir sakıncanın yahut ciddi bir zararın doğacağından endişe edilmesi hâllerinde, uyuşmazlık konusu hakkında ihtiyati tedbir kararı verilebilir.”<br>Bu tür davalarda verilmesi gereken hukuki koruma ihtiyati tedbir kararı olmayıp şartların varlığı halinde kıyasen uygulanması gereken İİK'nun 281/2 madde gereğince  ihtiyati hacizdir.<br>Somut olayda davacının eldeki davadaki amacı, alacağını tahsil etmeye yönelik olup şahsi hakka dayalıdır.<br>İİK.nın 281/2 maddesi uyarınca “hakim, iptale tabi tasarrufların konusu olan mallar hakkında alacaklının talebi üzerine ihtiyati haciz kararı verebilir. Teminatın lüzum ve miktarı mahkemece takdir ve tayin olunur. Şu kadar ki, davanın elden çıkarılmış mallar yerine kaim olan kıymete taalluku halinde, teminat göstermeksizin ihtiyati haciz kararı verilemez.” <br>İhtiyati haciz kararları esas hakkında kesin bir kanaat oluşmadan ve tam bir ispat aranmadan verilen geçici nitelikte hukuki korumaya ilişkin kararlardır. Diğer bir anlatımla ihtiyati haciz, devam etmekte olan dava sonunda davacının hükmedilecek alacağının tahsilini garanti altına almak için davalının mallarına geçici olarak el konulmasıdır.<br>Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nisbi nitelikte yasadan doğan bir dava olup tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Dava konusunun aynı ile ilgili olmayan durumda bu malların 3. kişilere devir ve temlikini önleyecek şekilde ihtiyati tedbir kararı verilmesi gerekmediği için Mahkemelerce verilen ihtiyati tedbir kararlarının aslında ihtiyati haciz mahiyetinde sayıldığı ve hüküm kesinleşinceye kadar bir sınırlama yapılmaması gerektiği şeklinde Yargıtay 17.Hukuk Dairesinin tarafından istikrarlı bir uygulaması da mevcuttur. Bu nedenle tasarrufun iptali davalarında ihtiyati tedbir talebinde bulunulsa dahi bu istemin ihtiyati haciz talebi olarak (İİK.md.281) değerlendirilmesi gerektiği açıktır. <br>Bu nedenle tasarrufun iptali davalarında ihtiyati tedbir talebinde bulunulsa dahi bu istemin ihtiyati haciz talebi olarak değerlendirilerek müsbet ya da menfi bir karar verilmesi gerekir.  (Emsal Yargıtay 17 HD.nin  2012/8174 Esas 2012/9903.Sayılı Kararı)<br>İhtiyati haciz kararları esas hakkında kesin bir kanaat oluşmadan ve tam bir ispat aranmadan verilen geçici nitelikte hukuki korumaya ilişkin kararlardır. Diğer bir anlatımla ihtiyati haciz, devam etmekte olan dava sonunda davacının hükmedilecek alacağının tahsilini garanti altına almak için davalının mallarına geçici olarak el konulmasıdır.<br>Geçici hukuki koruma yargılamasını asıl hukuki koruma yargılamasından ayıran özelliklerden biri ispat ölçüsü noktasındadır. Kanunda açıkça öngörülmemişse ya da işin niteliği gerekli kılmıyorsa, bir davada (normal bir yargılamada yaklaşık ispat değil, tam ispat aranır. Çünkü, hakim, mevcut ispat ve delil kuralları çerçevesinde, tarafların iddia ettiği bir vakıa konusunda tam bir kanaate varmadan o vakıayı doğru kabul edemez. Ancak kanun koyucu bazen ya doğrudan kendisi düzenleme yaparak ya da işin niteliği ve olayın özelliği  gereği  hakime, bu durumu belirterek, ispat olgusunu düşürme imkanı vermiştir. Bu düşürülmüş ispat ölçüsü çerçevesinde, tam kanaat değil, kuvvetle muhtemel, yaklaşık bir kanaat yeterli görülmektedir.<br>Davacının isteminin ihtiyati haciz olduğu, ihtiyati haciz kararı verilmesi için tam bir ispat aranmasının, ihtiyati haciz  kararı verilmesi durumunda dahi davacıdan tam bir ispat beklenmesinin Kanun’un amacına ters düşmesine, aksinin kabulünün davacının ileride telafisi mümkün olmayan zararına yol açabileceği düşünülerek ihtiyati hacze karar verilmesi gerekirken talebin ihtiyati tedbir talebi olarak değerlendirilerek ret kararı verilmesi doğru değildir.<br>Nitekim emsal Yargıtay 17 HD nin 2014/250 esas 2014/3349 karar,2014/8255 esas 2014/9214 karar 2015/478 esas 2015/6652 karar,2015/9010 esas 2015/8684 karar sayılı ilamları.<br>Keza Doktrinde de  bu yönde karar verilmesi için tam ispat ölçüsü yerine yaklaşık ispat ölçüsü olarak ifade edilmektedir. Ancak, yaklaşık ispatla yetinilmiş olması, ispatın aranmayacağı ya da ispat kurallarının tamamen dışına çıkılacağı anlamına gelmez. Bir taraf iddiasını mahkeme önüne ne kadar inandırıcı şekilde getirirse getirsin, bu sadece bir iddiadan İbarettir. İddia edilen vakıanın sabit yani doğru kabul edilebilmesi için, ispat yükü üzerine düşen tarafın bunu kanundaki delil sistemi içinde yine kanunun aradığı ispat ölçüsü çerçevesinde ispat etmesi gerekir. Tam ispatın arandığı durumlarda bu ölçü tereddütsüz ortaya konmalıdır. Yaklaşık ispat durumundan ise hakim o iddianın ağırlıklı ihtimal olarak doğru olduğunu kabul etmekle birlikte, zayıf bir ihtimal de olsa, aksinin mümkün olduğunu gözardı etmez.<br>Bu durumda DAVALININ İTİRAZLARININ KABULÜ İLE söz konusu taşınmaz üzerindeki ihtiyati tedbirin kaldırılarak, talebin davacının ihtiyati haciz mahiyetindeki talebinin kabülü olarak değerlendirerek ve dava dilekçesinde belirtilen harçlandırılmış dava değeri olan % 15 teminatla haciz kararı verilmesi ve ileride yapılacak keşif esnasında taşınmazların gerçek değeri belirlendikten sonra eksik teminat tamamlanmak üzere dilekçede yazılı dava değeri üzerinden teminat alınması suretiyle davacının ihtiyati haciz talebinin kabulü ve bu halde davalının istinaf isteminin kabulüne dair aşağıdaki hükmün kurulmasına karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere; <br>1-Davalı ........ vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçeler doğrultusunda kabulü ile incelenen kararın HMK’nin 353/1-b maddesinin (2) numaralı alt bendi uyarınca düzeltilmek üzere KALDIRILMASI VE DÜZELTİLEREK YENİDEN ESAS HAKKINDA HÜKÜM KURULMAK suretiyle;<br>2-Konya .... Asliye Ticaret Mahkemesinin 29/01/2026 tarih ve ... Esas sayılı dosyasında verilen ara kararda belirtilen davaya konu; Konya İli, Karatay İlçesi, Mezbaha  (...) Mh. , ... ada, ... parsel sayılı taşınmaza konulan İHTİYATİ TEDBİR ŞERHİNİN KALDIRILMASI ile;<br>3-Davacıların İİK’nun 257.maddesindeki yasal koşullara uygun İHTİYATİ HACİZ TALEBİNİN KABULÜ İLE;<br>Davacının dava dilekçesinde belirtilen dava değerinin, %15 teminatla  haciz kararı verilmesi ve ileride yapılacak keşif esnasında taşınmazların gerçek değeri belirlendikten sonra eksik teminat tamamlanmak üzere dilekçede yazılı dava değeri üzerinden teminat alınması suretiyle davaya konu; Konya İli, Karatay İlçesi, Mezbaha  (...) Mh. , ... ada, ... parsel sayılı taşınmaz üzerine haczi kabil ve borca yeter miktardaki kesiminin Davacının alcaklı olduğu Konya ... icra müdürlüğünün  ... ve ... esas sayılı  takip dosyalarındaki  alacakla sınırlı olmak üzere İİK nun 257/1. maddesi uyarınca İHTİYATEN HACZİNE,<br>4-İhtiyati haciz kararının talep halinde 2004 Sayılı İİK'nun 261. maddesi gereğince İlk Derece Mahkemesi'nin yargı çevresi içerisinde bulunan icra dairesine ibrazla yerine getirilmesine,<br>5-İstinaf başvurma harcı dışında istinaf peşin harcı olarak alınan karar ilam harcının istek halinde istinaf başvurusunda bulunan davalı ........'e iadesine,<br>6-İstinaf giderlerinin ilk derece mahkemesinde yapılacak yargılama sonucunda dikkate alınmasına,<br>7-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>8-Karar tebliği ve harç iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK'nun 362/1-(f) gereğince KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi.  28/04/2026<br><br>\t\t\t\t<br>    \t    .....           \t\t        .....       \t\t    .....     \t\t      .....<br>            Başkan\t\t\t      Üye\t \t   Üye\t\t \t    Katip<br>                ...\t\t   \t        ...\t          \t\t    ...\t   \t\t       ...<br>            E imza                            E imza                      E imza                            E imza<br><br><br><br><br><br>Bu evrak 5070 sayılı Yasa kapsamında elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br><br><br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a6d019b727797db3","SID":"7daace4b09f52f10"}}