{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    <br>T.C.<br>İZMİR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  17. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2022/1671 <br>KARAR NO\t\t: 2026/340<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KARŞIYAKA ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 14/06/2022<br>NUMARASI\t\t: 2021/239 Esas 2022/412 Karar<br>DAVANIN KONUSU\t: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>BAM KARAR TARİHİ\t: 10/02/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 10/02/2026<br><br>Davacı vekili tarafından yukarıda belirtilen karara karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla; inceleme aşamasına geçildi. İncelemenin dosya üzerinde yapılmasına karar verildikten sonra dosya incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Taraflar arasında ticari ilişkinin  bulunduğunu, 14.07.2020 tarihli fatura ile davalı şirkete diz protezi uygulama seti gönderildiğini,  ilgili faturaya konu set davalı şirkete teslim edilmiş ve teslim edildiğine ilişkin imza fatura altına alındığını, fatura bedeline ilişkin davalı borçlu tarafça kısmi ödemenin yapıldığını ancak fatura bedelinin 158.708,10-TL si müvekkile  ödenmemesi üzerine davalıya ihtarname gönderildiğini, ancak davalı tarafça fatura bedellerinin ödenmemesi üzerine alacağın tahsili istemiyle Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğünün 2020/2494  esas sayılı takip dosyası ile  takip  başlatıldığını,  davalının takibe itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptaline   vaki itirazın iptali ile %20'den az olmamak kaydıyla icra inkar tazminatına mahkum edilmesine, yargılama giderlerinin, vekalet ücretinin davalıya yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili cevap dilekçesinde; Davanın yetkili asliye ticaret mahkemesinde açılmadığını, davanın konya asliye ticaret mahkemesinde yürütülmesi gerektiğini,  davayı kabul etmediklerini, GIB20200000000037 numaralı fatura ile 6 takım diz protezi uygulama seti alındığını,  alınan diz protezlerinin kullanılması sonrasında, davalı firma tarafından müvekkili firmaya satışı yapılmış olan setin ameliyatta bu seti kullanan hekim tarafından;  kesi blok açılarının orijinal protez ile uyumsuzluk gösterdiği , ürünlerde Sertlik (şekil değiştirme, deformasyon, eğilip, bükülme meydana geldiği) ve renk değişiminde  problem olduğunun görüldüğünü,  müvekkili firma tarafından aynı gün yapılan ameliyattan hemen sonra davacı firma yetkilisi aranarak ürünlerle ilgili ayıbın  bildirildiğini,  muhatap firma yetkilisi tarafından bahse konu ürünlerle ilgili ayıpların giderileceği söylenmesine rağmen ayıp giderilmeyince müvekkili firmanın insan sağlına doğrudan etki eden bu ürünleri kullanmadığını, muhatap firmadan sonuç alınamayınca tüm setlerle ilgili bilimsel bir rapor  alındığını,  alınan bilimsel rapor ile bu ürünlerin müvekkili firma tarafından istenilen ürünler olmadığı, gizli ayıplı olduğu, hasta sağlığına ciddi zarar verecek problemlere yol açacağı ortaya  çıktığını, müvekkili firmaya satışı yapılmış olan ürünlerin gizli ayıplı olduğunun davacı firma yetkilisine bildirildiğini, davacı şirket yetkilisince \"Varsa bir sorun gideririz\" şeklinde cevap verildiğini,  ürünlerdeki ayıbı gidermediği  gibi ayıpsız ürünlerinde müvekkiline teslim edilmediğini,  müvekkili şirket tarafından Kayseri 7. Noterliği'nin 27.10.2020 tarih 26243 yevmiye numaralı ihtar keşide edildiğini,   ihtarnameye karşı davacı tarafça, Karşıyaka 1. Noterliği'nin 09.11.2020 tarih 14844 yevmiye numaralı cevabi ihtarında dava konusu ürünlerde kullanılan hammaddenin 420 sualan malzeme denilen ve el aletleri imalatında kullanılan metal olduğu iddia edilmiş ise de  bilimsel raporlar ile de  dava konusu ürünlerin iddia edildiği gibi 420 sualan denilen hammaddeden yapılmadığı da belirlendiğini, müvekkili firmaya 14.07.2020 tarihli ve GIB20200000000037 numaralı fatura ile satışı yapılmış olan 6 takım cerrahi diz protezi setinin İade alınarak, müvekkili firmaya kesilmiş olan 14.07.2020 tarih, GIB20200000000037 numaralı faturanın iptal edilmesi ve dava konusu ürünlerin ödemesi için davacı tarafa teslim edilmiş olan 16.03.2020 tarih, KGG20200000000020 numaralı fatura kapsamı ile de anlaşılacağı üzere 89.091,88 TL değerinde ürün teslim edilmiş olmakla, takas, mahsup taleplerinin bulunduğunu,  davanın reddine karar verilmesini, talep etmiştir. <br>MAHKEMECE: \"...Dava, İİK.nun 67.maddesi uyarınca açılmış icra takibine vaki itirazın iptali istemine yöneliktir.<br>\tDavacı vekili delil olarak, Karşıyaka 4. İcra Müdürlüğü'nün 2020/2494 E. sayılı dosyası, fatura, yemin ve bilirkişi incelemesi delilen dayanmış dayanak belgeleri dosya sunmuştur. <br>\tDavalı vekili delil olarak,  İcra dosyası, faturalar, Kayseri 7. Noterliği'nin 27.10.2020 tarih 26243 yevmiye numaralı ihtarı,  dava konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılması, müvekkil şirket tarafından ..... Şti. isimli şirkete yaptırılmış olan inceleme sonucunda düzenlenen bilimsel rapor, Ticaret sicil kayıtları, tanık, yemin ve sair her türlü yasal delile dayanmıştır. <br>\tTarafların anlaşamadıkları ve çözülmesi gerekin hususların, taraflar arasında, satım ilişkisinin gerçekleştiği konusunda uyuşmazlık bulunmadığı, uyuşmazlığın davacı tarafın teslim ettiği ürünlerin  ne kadarının  ayıplı olup olmadığı, ayıp ihbarının süresinde yapılıp yapılmadığı, davacı tarafın bu ilişki kapsamında bakiye alacağının  bulunup bulunmadığı, davalının icra takibine yapmış olduğu itirazın yerinde olup olmadığı,   davacı tarafın ticari defterlerinin incelenip incelenemeyeceği  yönünde bulunduğu tespit edildi. olduğu noktalarında olduğu tespit edilmiştir. <br>\tMahkememizin  23.11.2021 tarihli duruşmasında, Ankara bilirkişi listesinde bulunan medikal konusunda uzman  bilirkişi ile  ortopedi uzmanı bilirkişisinden rapor alınmış, bilirkişi heyeti tarafından hazırlanan raporda;  tarafların beyanları ve sundukları belgelerden dava konusu olan cerrahi setlerin taşıması gereken asgari şartlar, imal edilmesi gereken metal ya da alaşım, sertlik özellikleri, ısıda ve yıkamada bozulma, cerrahi setlerin protez implantlarına uyumu konusunda önceden yazılı bir akit oluşturulmadığı anlaşıldığını,  setlerin belirtilen özellikleri taşımadığı için ayıplı olduğu iddia edilemeyeceğini, davacı tarafın noter tasdikli beyanında imal ettiği cerrahi setlerin hammaddesinin kendi ifadesiyle “420 sualan malzeme denilen metal” olduğunu belirtmekte, davalı tarafsa kendilerine teslim edilen cerrahi setlerin “420 sualan denilen hammaddeden yapılmadığını” bu nedenle ürünlerin gizli ayıplı olduğunu iddia ettiğini, eğer cerrahi setler 420 sualan çelikten imal edilmemişse gizli ayıplı kabul edilebilir. Setlerin hammaddesi ise ancak bağımsız ve yetkili bir laboratuvarca belirlenebileceğini, mahkemece “bahsi geçen ürünleri inceleyip belirtildiği gibi 420 sualan çelikten imal edilip edilmediğini belirleyecek bir kuruluş-laboratuvar belirlemesi” gerektiğini, ancak bu şekilde ürünlerin ayıplı, gizli ayıplı olup olmadığının anlaşılabileceği bildirilmiştir.<br>\tMahkememizce, bilirkişi raporunda belirtilen \"bahsi geçen ürünleri inceleyip belirtildiği gibi 420 sualan çelikten imal edilip edilmediğini belirleyecek bir kuruluş-laboratuvar belirlemesi ...\"  konusundaki eksikliğin giderilmesi için mahkememizce  ara kakar kurularak \"...davaya konu  malzemelerden rastgele 6 adeti üzerinde inceleme yaparak 420 sualan paslanmaz çelik olup olmadığı, başka bir malzemeden yapılmış ise hangi malzemeden yapıldığı, cerrahi diz protezi seti imalatında kullanılmasında sakınca bulunup bulunmadığı, kesi blok açılarının orijinal protez ile uyumsuzluk gösterdiği, ürünlerde Sertlik (şekil değiştirme, deformasyon, eğilip, bükülme meydana geldiği) konusunda rapor düzenlenilmesinin istenilmesi...\" konusunda ara karar kurulduğu, davacı  vekilince ek delil avansı yatırılmadığından mahkememizce ürünler üzerinde laborutuarda inceleme yapılamamıştır.  edilememiştir. <br>\t4721 sayılı Türk Medeni Kanunu’nun (TMK) “ispat yükü” başlıklı 6. maddesinde; kanunda aksine bir hüküm bulunmadıkça, taraflardan her biri, hakkını dayandırdığı olguların varlığını ispatla yükümlü tutulmuştur. İspat yükünü düzenleyen 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (HMK) 190. maddesi “(1) İspat yükü, kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa aittir. (2) Kanuni bir karineye dayanan taraf, sadece karinenin temelini oluşturan vakıaya ilişkin ispat yükü altındadır. Kanunda öngörülen istisnalar dışında, karşı taraf, kanuni karinenin aksini ispat edebilir” şeklindedir. Her somut olaydaki maddi vakıaya göre lehine hak çıkaran taraf ve ispat yükü şekilleneceğinden, maddî hukuk kuralına ilişkin bu vakıaların doğru ve net bir şekilde belirlenerek ortaya konulması gerekmektedir. Maddede aksine düzenleme olmadıkça ibaresi eklendiğinden, kanunda ispat yükü ile ilgili özel bir düzenlemeye yer verildiğinde, ispat yükü genel kurala göre değil de kanunda belirtilen özel düzenlemeye göre belirlenecektir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (TMK m. 6). İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir. (Hukuk Genel Kurulu 2017/969 E. , 2021/866 K.)<br>\tTüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde, taraflar arasında alım-satım ilişkisine dayalı ticari ilişkinin bulunduğu sabittir. Taraflar arasındaki uyuşmazlık, davalı tarafından davacıya satımı yapılan ürünlerin ayıplı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Mahkememizce söz konusu ürünler üzerinde yapılan bilirkişi incelemesinde, bilirkişiler tarafından düzenlenen raporda, ürünlerin ayıplı olup olmadığı, belirlenen kriterleri sağlayıp sağlamadığı ve insan sağlığına zararlı olup olmadığı noktasında tespitin ancak laboratuvar incelemesi sonucunda anlaşılabileceği yönünde rapor tanzim etmişler, mahkememizce bu konuda taraf vekillerine süre verilmiş ve bildirilen laboratuvarlara müzekkere yazılarak talep edilen hususlarda inceleme yapıp yapamayacakları ile talep edilen ücretin ne kadar olduğu sorulmuştur. Verilen cevaplar kapsamında ürünlerin ayıplı olup olmadığı hususunda inceleme yapılması için ara karar oluşturulmuş, oluşturulan ara kararda da ispat yükü kendisinde olan davacı vekiline ilgili delil avansını yatırması, aksi takdirde dosyanın mevcut delil durumu ile değerlendirileceği ve bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağı ihtar edilmiştir. Ancak verilen süreye rağmen davacı vekilince talep edilen delil avansı ikmal edilmemiştir. Hal böyle olunca ispat yükü kendisinde olan davacı taraf mevcut delil durumu itibarı ile ürünlerin ayıplı olduğu iddiasını ispat edememiştir. Zira dosya içerisinde bulunan mevcut bilirkişi raporları da hüküm kurmaya ve hükme esas almaya ve davacının iddialarını ispata elverişli olmadığından ispat yükü kendisinde olan davacı tarafça ispat külfetinin yerine getirilemediği düşüncesi ile davacının davasının reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.' gerekçesi ile; <br>HÜKÜM: Yukarda  Açıklanan Sebeplerle;<br>Davanın REDDİNE\" şeklinde karar verilmiştir. <br>İSTİNAF BAŞVURU SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Davalı yanın, müvekkili tarafından davalıya satılan ürünlerin satış bedellerinin talep edildiği icra takibine haksız olarak itiraz ettiğini, taraflarınca açılan itirazın iptali davasında, \"ürünlerin ayıplı\" olduğunu iddia ettiğini, dava konusu ürünlerin ayıplı olduğuna dair iddia, davalı tarafın iddiası olup bu iddiayı davalı firmanın ispatla mükellef olduğu malum olmasına rağmen, yerel mahkeme tarafından, hukuka aykırı olarak,  bu hususu davacı müvekkilin ispat etmesi gerektiğine kanaat getirip yapılacak bilirkişi incelemesi masrafını davacı yanın karşılamasına yönelik ara kararı verildiğini, ara kararı gereğince masrafın tamamlanmaması üzerine davanın reddine karar verdiğini, yerleşik Yargıtay uygulamalarına göre ayıplı mal iddiasında bulunan taraf bu iddiasını kanıtlamakla yükümlü olduğunu, davaya konu malın isbat yükü davalıda iken, bu hususun tesbitine ilişkin masrafların taraflarınca karşılanmasına ilişkin ara kararı ve bu ara kararının yerine getirilmemesi nedeniyle davanın reddinin hukuka aykırı ve haksız olduğunu, hukuka aykırı yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın kabulüne, tüm yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalıya tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE: <br>Dava:   itirazın iptali   istemine ilişkindir.<br>HMK'nun 355. Maddesi gereğince istinaf incelemesi istinafa başvuran vekilinin dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlarda res'en gözetilerek yapılmıştır. <br>Davacı taraf; davalıya diz protezi sattığını ancak davalının fatura bedelinin bir kısmını ödediğini bakiye kısmı ödemediğini belirterek itirazın iptalini talep etmiştir .<br>Davalı taraf ise; Davacıdan satın alınan diz protezlerinin ameliyat sırasında uygun olmadığının doktor tarafından tespit edildiğini bu durumun hemen telefonla davacı tarafa bildirildiğini kendilerinin bilimsel rapor aldıklarını diz protezlerinin ayıplı olduğunu ve insan sağlığına uygun olmadığının tespit edildiğini bu nedenle davanın reddini talep etmiştir.<br>Mahkemece; davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davacı taraf iş bu kararı istinaf ederek; davalının ayıp iddiasında bulunması nedeniyle davalının bunu ispatla yükümlü olduğunu mahkemece bilirkişi ücreti yatırılmadığından davanın reddine karar verilmesinin yerinde olmadığını bilirkişi masrafının davalı tarafça yatırılması gerektiğini kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>Davaya konu fatura konusu malların 15/07/2020 tarihinde davalı tarafa teslim edildiği,  fatura bedelinin  247.800 TL olduğu anlaşılmaktadır. <br>Davacı tarafça davaya konu faturanın  158.708,10 TL si takip ve dava konusu yapılmıştır. <br> Davalı taraf vekili, davacıya çektiği 27 12.2020 tarihli ihtarnamede satın aldıkları protezlerle ilgili bilimsel rapor aldıklarını protezlerin gizli ayıplı olduğunu hasta sağlığına ciddi zarar verecek problemlere yol açacağını ortaya çıktığını belirterek 6 takım cerrahi diz protezi setinin iade alınarak müvekkil firmaya kesilmiş olan faturanın İptal edilmesini aksi halde yasal yollara başvurulacağını bildirmiştir.<br>Davacı tarafça davalıya 09.11.2020 tarihinde cevabı ihtarname gönderilerek ürünlerin ayıplı olmadığını daha önce de kendilerine aynı kalitede ürün ve set gönderildiğini bunların İade edilmediğini kullanılan ham maddenin 420 su alan malzeme denilen ve el aletleri imalatında kullanılan metal olduğunu gönderilen bu setlerin iş ve metalden imalatının yapıldığını bu metalin sertifikaları ve faturalarının müvekkil şirkette mevcut olduğunu bu nedenle belirtilen hususların kabulünün mümkün olmadığını belirtmiştir .<br>Mahkemece talimat yoluyla bilirkişi raporu alınmış, bilirkişi heyeti raporunda;   tarafların beyanları ve sundukları belgelerden dava konusu olan cerrahi setlerin taşıması gereken asgari şartlar, imal edilmesi gereken metal ya da alaşım, sertlik özellikleri, ısıda ve yıkamada bozulma, cerrahi setlerin protez implantlarına uyumu konusunda önceden yazılı bir akit oluşturulmadığı anlaşıldığını,  setlerin belirtilen özellikleri taşımadığı için ayıplı olduğu iddia edilemeyeceğini, davacı tarafın noter tasdikli beyanında imal ettiği cerrahi setlerin hammaddesinin kendi ifadesiyle “420 sualan malzeme denilen metal” olduğunu belirtmekte, davalı tarafsa kendilerine teslim edilen cerrahi setlerin “420 sualan denilen hammaddeden yapılmadığını” bu nedenle ürünlerin gizli ayıplı olduğunu iddia ettiğini, eğer cerrahi setler 420 sualan çelikten imal edilmemişse gizli ayıplı kabul edilebilir. Setlerin hammaddesi ise ancak bağımsız ve yetkili bir laboratuvarca belirlenebileceğini, mahkemece “bahsi geçen ürünleri inceleyip belirtildiği gibi 420 sualan çelikten imal edilip edilmediğini belirleyecek bir kuruluş-laboratuvar belirlemesi” gerektiğini, ancak bu şekilde ürünlerin ayıplı, gizli ayıplı olup olmadığının anlaşılabileceği  belirtilmiştir. <br>Mahkemece bu rapor üzerine protezler üzerinde laboratuvar incelemesi yapılması için 12/05/2022 tarihli ara karar ile davacıya masraf yatırması hususunun tebligatla ihtar edildiği anlaşılmaktadır. <br>Davacı vekili 13/06/2022 tarihli mazeret dilekçesinde Ara karara konu bilirkişi incelemesinin davalının beyanlarının incelenmesi hususunda olduğunu davacı olarak böyle bir bilirkişi incelemesi taleplerinin bulunmadığını davalı tarafça da ek bilirkişi masrafının yatırılmadığını bu nedenle davalının bilirkişi delilinden vazgeçmiş sayılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep ettiği anlaşılmaktadır .<br>Mahkemece de bu delil avansı yatırılmadığından davacı tarafça ispatlanmayan davanın reddine karar verilmiştir. <br>Burada tespit edilmesi gereken husus ispat yükünün hangi tarafta  olduğu ve  bilirkişi masrafını hangi tarafın yatırması gerektiği hususudur. <br>Davacı delillerinde bilirkişi deliline dayanılmış, ayrıca davalı da delilleri arasında dava konusu ürünlerin ayıplı olup olmadığına dair bilirkişi incelemesi yaptırılmasını göstermiştir. <br>Somut olayda fatura konusu malların davalıya teslim edildiği hususunda taraflar arasında bir uyuşmazlık bulunmamaktadır. Davacı taraf satış bedelini talep etmiş, davalı ise ayıp savunmasında bulunmuştur. Dolayısıyla davalı ayıp savunmasında bulunduğuna göre burada ispat yükü davalı taraftadır. Mahkemece davacının delil avansını yatırmaması üzerine ispat yükü üzerine düşen davalı tarafa delil avansı yatırması için süre verip sonucuna göre karar vermesi gerekirken ispat yükünün davacıda olduğu değerlendirilerek delil avansı yatırılmadığından davanın ispatlanamadığından bahisle reddine karar verilmesi doğru olmamıştır.  <br>Sonuç olarak yapılan yargılamaya, toplanan delillere ve dosya içeriğine göre, mahkeme kararı ve dayandığı gerekçeler uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek derecede önemli delillerin toplanmamış veya değerlendirilmemiş olması nedeniyle HMK'nın 353/1-a-6 maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve dava dosyasının kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine  karar vermek gerekmiştir.<br> HÜKÜM      : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun esasa ilişkin sebepler incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-Karşıyaka Asliye Ticaret Mahkemesinin 14/06/2022 tarih,  2021/239 Esas ve 2022/412 Karar sayılı  hükmünün 6100 sayılı HMK’nın 353/(1)-a-6. maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3- Dosyanın HMK 353/(1)-a maddesi gereğince Dairemiz kararına uygun şekilde yeniden bir karar verilmek üzere MAHKEMESİNE GÖNDERİLMESİNE,<br>4- İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından, davacı yararına istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>5- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 80,70 TL istinaf maktu karar harcının istek halinde İADESİNE,<br>6- İstinaf yoluna başvuran davacıdan alınan 220,70 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>7- İstinaf yargılama giderlerinin esas kararla birlikte ilk derece mahkemesince değerlendirilmesine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde HMK 353/1-a maddesi gereğince oybirliğiyle kesin olarak karar verildi. 10/02/2026<br><br>\t<br> <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f0e03c3384de40c5","SID":"06a91180c38574fe"}}