{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>8. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br> <br>ESAS NO\t: 2026/343<br>KARAR NO\t: 2026/323<br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç))<br>DAVA TARİHİ\t: 09/12/2025<br>KARAR TARİHİ\t: 24/04/2026<br><br>Davacı tarafından davalı aleyhine açılan İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Haksız Fiilden Kaynaklanan (2918 S.K.Hariç)) davasının mahkememizde yapılan açık yargılaması sonunda dosya incelendi.   <br>D A V A  /<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Müvekkili şirketin ... Müdürlüğü hizmet sahasında, \"...\"  adresinde, 15.02.2024 tarihinde, davalılar tarafından yapılan/yaptırılan çalışmalar esnasında Şirketimize ait fiberoptik kablolar ile alt yapı tesislerine hasarlar verildiğini, hasarın ardından, müvekkili şirket teknik elemanlarınca hasar durumu tutanakla tespit edildiğini, akabinde kamu hizmeti niteliğinde olan iletişim hizmetinin aksamaması için ivedilikle hasarın giderilmesi adına gerekli çalışmalar yapıldığını, davalı tarafından, dava konusu  ... 28.İcra Müdürlüğü'nün ....   numaralı icra takip dosyasına yapılan haksız itirazın iptali ile takibin devamına, haksız itiraz nedeniyle davalı aleyhine % 20 icra inkar tazminatına hükmedilmesine, yargılama giderleri ve ücreti vekaletin de, karşı tarafa tahmiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>S A V U N M A /<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Müvekkilinin, ... görev alanı içinde su ve kanalizasyon hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere 2560 sayılı Kanun ile kurulduğunu, tüzel kişiliği haiz bir kamu kuruluşu olduğunu, müvekkili İdare su ve kanalizasyon hizmetleri noktasında ise tekel manada yetkili ve görevli olduğunu, sonuç olarak, yargı yolu ve görev itirazlarının kabulü ile açıklanan nedenlere göre; öncelikle yargı yolu yönünden inceleme yapılmasını, yargı yolunun İdari yargı yolu olduğunun tespitini, yargı yolunun hatalı olduğunun tespiti halinde görevsizlik kararı verilmesini ve davacının davasının yargı yolu usulüne uygun olmaması nedeniyle dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesini talep ettiğini, öncelikle yargı yolu ve görev itirazımızın kabulü ile görevsizlik kararı verilmesine, dava şartı yokluğundan davanın reddine, davacının davasının esastan ve tümüyle reddine, davacının faiz isteminin tümüyle reddine, yargılama masraflarının davacı tarafa yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>G E R E K Ç E /<br>Dava konusu uyuşmazlık, davalının ... 28. İcra Müdürlüğü'nün ... esas sayılı takip dosyasına vaki itirazın iptali koşullarının oluşup oluşmadığına ilişkindir.<br>Dava dosyası, mahkememizin 2025/890 Esas sayılı dosyasından tefrik edilmiştir.<br>Dava şartları, 6100 sayılı HMK'nın  114. Maddesinde düzenlenmiş, 114/1-b maddesinde de \"Yargı Yolunun Caiz Olması\" dava şartları arasında sayılmıştır. Dava şartlarının davanın her aşamasında mahkemece resen dikkate alınması gerekmektedir. Dava şartı eksikliği bulunduğu takdirde davanın aynı kanunun 115/2 maddesi uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine karar verilmesi gerekmektedir<br>Uyuşmazlık Mahkemesinin 22/09/2025 tarih, ... Esas,... Karar sayılı kararında da vurgulandığı üzere;<br>Anayasa'nın \"Yargı yolu\" başlıklı 125. maddesinin yedinci fıkrasında; İdarenin, kendi eylem ve işlemlerinden doğan zararı ödemekle yükümlü olduğu düzenlenmiştir.<br>... sayılı İdari Yargılama Usulü Kanunu’nun 2. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde; İdari eylem ve işlemlerden dolayı hakları ihlal edilenler tarafından açılan tam yargı davaları, idari dava türleri arasında sayılmıştır.<br>... sayılı ... Kuruluş ve Görevleri Hakkında Kanun'un \"Kuruluş\" başlıklı 1. maddesi;<br>\"(Değişik: 7/2/1983-KHK 56/1 md.; Aynen kabul: 23/5/1984 - 3009/1 md.)<br>... hizmetlerini yürütmek ve bu amaçla gereken her türlü tesisi kurmak, kurulu olanları devralmak ve bir elden işletmek üzere ... kurulmuştur.<br>.. bu Kanunda ... olarak anılır.<br>Genel Müdürlüğün hizmeti, ... görev alanı ile sınırlıdır. Ancak, şehrin yararlandığı su kaynaklarının korunmasına ilişkin hizmetler, büyük şehir belediye sınırları dışında da olsa bu kuruluş tarafından yürütülür. Ayrıca Cumhurbaşkanı anasistem ile ilgili başka belediye ve köylerin su ve kanalizasyon işlerini de bu Genel Müdürlüğe verebilir.[1]<br>...,... bağlı müstakil bütçeli ve kamu tüzel kişiliğini haiz bir kuruluştur. ... personeli 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu hükümlerine tabidir.\" şeklindedir.<br>2560 sayılı Kanun'un \"Görev ve yetkiler\" başlıklı 2. maddesi;<br>\"...'nin görev ve yetkileri şunlardır:<br>a) İçme, kullanma ve endüstri suyu ihtiyaçlarının her türlü yeraltı ve yer üstü kaynaklarından sağlanması ve ihtiyaç sahiplerine dağıtılması için; kaynaklardan abonelere ulaşıncaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak, bu projelere göre tesisleri kurmak veya kurdurmak, kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,<br>b) Kullanılmış sular ile yağış sularının toplanması, yerleşim yerlerinden uzaklaştırılması ve zararsız bir biçimde boşaltma yerine ulaştırılması veya bu sulardan yeniden yararlanılmasıiçin abonelerden başlanarak bu suların toplanacakları veya bırakılacakları noktaya kadar her türlü tesisin etüt ve projesini yapmak veya yaptırmak; gerektiğinde bu projelere göre tesisleri kurmak ya da kurdurmak; kurulu olanları devralıp işletmek ve bunların bakım ve onarımını yapmak, yaptırmak ve gerekli yenilemelere girişmek,<br>c) Bölge içindeki su kaynaklarının, deniz, göl, akarsu kıyılarının ve yeraltı sularının kullanılmış sularlave endüstri artıkları ile kirletilmesini, bu kaynaklarda suların kaybına veya azalmasına yol açacak tesis kurulmasını ve bu tür faaliyetlerde bulunulmasını önlemek, bu konuda her türlü teknik, idari ve hukuki tedbiri almak,<br>d) Su ve kanalizasyon hizmetleri konusunda hizmet alanı içindeki belediyelere verilen görevleri yürütmek ve bu konulardaki yetkileri kullanmak,<br>e) Her türlü taşınır ve taşınmaz malı satın almak, kiralamak, ekonomik değeri kalmamış araç ve gereçleri satmak, ...'nin hizmetleriyle ilgili tesisleri doğrudan doğruya yahut diğer kamu veya özel kuruluşlarla ortak olarak kurmak ve işletmek, bu maksatla kurulmuş veya kurulmakta olan tesislere iştirak etmek,<br>f) Kuruluş amacına dönük çalışmaların gerekli kılması halinde her türlü taşınmaz malı kamulaştırmak veya üzerinde kullanmahakları tesis etmek.\" şeklindedir.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu'nun \"Para borcu ve teminat için takip\"  başlıklı 42. maddesinin üçüncü fıkrası;\"(Ek fıkra: 15/8/2017-KHK-694/8 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/8 md.) İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.\"  şeklindedir.<br>2004 sayılı Kanun'un geçici 13. maddesi;\"(Ek: 15/8/2017-KHK-694/9 md.; Aynen kabul: 1/2/2018-7078/9 md.) İdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez.<br>Birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fıkra uyarınca işlem yapılır.<br>\" şeklindedir.<br>Anayasa Mahkemesinin itiraz başvurusu sonucu vermiş olduğu 22/10/2020 tarihli ve E...., K...sayılı kararının gerekçesinin ilgili kısmı;\"...2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 42. maddesinin üçüncü fıkrasında 'İdari yargının görev alanına giren konularda ilamsız takip yoluna başvurulamaz.', geçici 13. maddesinde ise 'îdari yargının görev alanına giren konularda, bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce başlatılmış ilamsız icra takipleri hakkında, talep üzerine icra müdürünce 42 nci maddenin üçüncü fıkrası uyarınca dosya üzerinden düşme kararı verilir ve karar alacaklıya resen tebliğ edilir. Alacaklı, düşme kararının tebliğinden itibaren yedi gün içinde şikayet yoluna başvurabilir. Düşme kararının kesinleşmesinden itibaren otuz gün içinde idari yargı merciinde dava açılabilir. Düşme talebinin reddine veya düşme kararı hakkındaki şikayetin kabulüne ilişkin karar kesinleşmeden takibe devam edilemez./ Birinci fıkra kapsamındaki ilamsız icra takipleri hakkında açılmış itirazın iptali veya itirazın kaldırılması davalarında talep üzerine, karar verilmesine yer olmadığına karar verilir. Tarafların yaptığı takip ve yargılama giderleri ile vekalet ücreti üzerlerinde bırakılır. Bu kararın kesinleşmesi üzerine takip dosyası icra müdürlüğüne iade edilir ve takip hakkında birinci fıkra uyarınca işlem yapılır. ' hükümlerine yer verilmiştir. Yargıtay Hukuk Genel Kurulu da 16/10/2018 tarihli ve ..., ... sayılı kararında idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların itirazın iptali davası yoluyla görülmesinin mümkün olmadığına ve bu uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine karar vermiştir. <br>Açıklanan nedenlerle bakılmakta olan uyuşmazlık idari yargı mercileri tarafından çözülmesi gereken bir uyuşmazlık olup itiraz başvurusunda bulunan Mahkemenin bu uyuşmazlığa bakma görevi bulunmamaktadır...\"<br>Uyuşmazlık Mahkemesinin 05/04/2021 tarihli ve ..., ...sayılı kararında, özetle; \"2004 sayılı Kanun'un 42. maddesinin 3. fıkrasında yapılan değişiklik  ve Anayasa Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve ..., ... sayılı kararı doğrultusunda; idari yargının görev alanına giren konulara ilişkin uyuşmazlıkların, itirazın iptali davası yoluyla görülmesi mümkün olmadığından Mahkemece içtihat değişikliğine gidildiği ve davalı idarenin (...) hizmet kusuru nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiğine\" karar verilmiştir.  <br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 16/10/2018 tarihli ve ..., K.... sayılı kararında, özetle; \"İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığı tarafından yapılan yol ve kaldırım çalışmaları sırasında davacı özel hukuk tüzel kişisinin kablo tesislerine zarar verildiğinden bahisle açılan ilamsız icra takibine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davasının 2004 sayılı Kanun'un  42. ve geçici 13. maddeleri uyarınca yargı yolunun caiz olmadığına ve bu uyuşmazlıkların idari yargı yerlerince görülmesi gerektiğine\" hükmetmiştir. <br>Tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;<br>Kamu hizmeti yürüten idarenin bu hizmeti yürüttüğü sırada verdiği zararın tazmini istemiyle açılan dava, kamu hizmetinin yöntemine ve hukuka uygun olarak yürütülüp yürütülmediğinin, bu hizmetin yürütülmesinde hizmet kusuru veya başka nedenle idarenin sorumluluğu bulunup bulunmadığının saptanmasını gerektirmektedir. Bu hususların saptanması ise idare hukuku ilkelerine göre yapılabileceğinden, 2577 sayılı Kanun'un ilgili maddesi kapsamında bulunan tam yargı davasının görüm ve çözümünde idari yargı yeri görevli bulunmaktadır.<br>Öte yandan, yukarıda anılan mevzuat hükümleri ve yerleşik içtihatlar uyarınca, kamu tüzel kişiliğini haiz ... (...) hizmet kusurundan kaynaklanan zararın rücuen tazminat davasına konu edilmesi Anayasa Mahkemesinin 22/10/2020 tarihli ve ...,... sayılı kararı gözetildiğinde hukuken mümkün bulunmamakta olduğundan davalı idarenin hizmet kusuru nedeniyle verdiği ileri sürülen zararın tazmini istemi niteliğindeki davanın, idari yargı yerinde çözümlenmesi gerektiği sonuç ve kanaatine ulaşılarak; davacı tarafça açılan davanın, Yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle,  6100 sayılı HMK'nın 114/1-b ve 115/2 maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan usulden reddine usulden reddine  dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>Kısa kararda, her ne kadar istinaf yasa yolu açık denilmiş ise de, davanın miktar olarak kesin olması nedeniyle bu husus işbu gerekçeli kararda düzeltilmiştir.<br>H Ü K Ü M / Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı tarafça, davalıya karşı açılan davanın 6100 sayılı HMK'nın 114-1/b ve HMK'nın 115/2. Maddeleri uyarınca dava şartı yokluğundan DAVANIN USULDEN REDDİNE,<br>2-Alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının davacıdan tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>3-Davalı kendisini vekille temsil ettirdiğinden, karar tarihi Avukatlık Asgari Ücret Tarifesi gereğince hesaplanan 7.682,33-TL ücreti vekaletin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE,<br>4-Taraflarca yatırılan gider ve delil avansından sarfedilmeyen kısmın karar kesinleştiğinde ilgilisine İADESİNE,<br>5-Yazı İşleri Hizmetlerinin Yürütülmesine Dair Yönetmeliğin 67/1. maddesi gereğince taraflardan birinin talebi üzerine kararın tebliğe ÇIKARTILMASINA,<br>Dair, tarafların yokluğunda, miktar yönünden kesin olmak üzere karar verildi. 24/04/2026<br><br><br><br>Katip <br>   ¸<br> <br> <br>Hakim <br>  ¸ <br><br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"736ff389456da367","SID":"fa29e444c501b072"}}