{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>43. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO:2022/713 <br>KARAR NO:2026/513<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İSTANBUL 11. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:18/01/2022<br>NUMARASI:2015/833 Esas -  2022/41 Karar<br>DAVA:Menfi Tespit<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:13/03/2026<br>Taraflar arasındaki Menfi Tespit davasının yapılan yargılaması sonunda ilamda yazılı nedenlerden dolayı davanın kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya içerisindeki tüm belgeler okunup, incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket, müvekkili hakkında elinde hiçbir belge ve dayanağı olmadığı halde müvekkili aleyhine Gebze 2. İcra Müdürlüğü” nün .... sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlattığını, müvekkiline yapılan tebligatlardan müvekkilinin haberdar olmamış ve itiraz hakları kullanılmadığı için de takibin kesinleştiğini, davalı banka kesinleşen icra takibinde müvekkili adına kayıtlı bulunan gayrimenkullerine haciz koyduğunu ve bilumum haciz işlemlerini yaptığını, müvekkilinin icra dosyasında ve haciz işlemlerinden tesadüfen haberdar olduğunu, icra takibinin dayanağı varakanın müvekkili ile hiçbir ilgisinin olmadığını,icra takibine dayanak olarak ticari kredi sözleşmesinden doğan alacağın tahsili belirtildiğini, müvekkilinin hiçbir şekilde takibe dayanak olan ticari kredi sözleşmesini imzalamadığını, hiçbir şekilde ticari kredi sözleşmesine kefil olmadığını, hiçbir şekilde ticari kredi sözleşmesinden haberdar olmadığını, hal bu iken haksız yere müvekkili aleyhine icra takibi başlatılmış olmasının kabul edilemeyeceğini, Gebze 2. İcra Müdürlüğü” nün ... sayılı dosyası incelendiğinde müvekkili aleyhine Gebze ... Noterliğinden 13.03.2014 tarihli ... yevmiye numaralı ihtarnamesi keşide edildiğinin görüldüğünü, müvekkilinin ihtarname ve içeriğini reddetmekte olduğunu, ihtarnamenin müvekkile gönderilmesi bariz bir kötü niyet göstergesi olduğunu, hiçbir şekilde banka ile irtibatı bulunmayan müvekkilinin borç altına sokmaya çalışan ihtarnameye itibar edilemeyeceğini, müvekkilinin gönderilen tebligata ilişkin itiraz haklarını kullanamadığı için başkasına ait borçtan sorumlu tutulmaya çalışılmakta olduğunu,  davalı bankanın elinde hiçbir varaka yok iken müvekkili aleyhine ihtarname keşide etmesi, icra takibi başlatması ve haciz işlemleri yapması suiniyetini açıkça ortaya koymakta olduğunu, bir diğer noktada varolan yanlışlığı fark etmeleri ve bu vahim olaydan dönmeleri takibin her aşamasında mümkün iken bu yapılmamış ve yanlışlık bir yılı aşkın süre devam ettirildiğini, haksız takip fark edildiğinde müvekkili ile banka vekilleri görüştüklerini, bu görüşmede davalı yan hiçbir şekilde yanlışlığı gidermeye yanaşmadığını, davalı yan icra takiplerinde büyük ihmal ve ağır kusurlu olduğunu, bu nedenle kötü niyete ve ihmali olan davalı tarafın % oranında haksız takip tazminatına mahkum edilmesinin elzem olduğunu, ayrıca bu olay ile ilgili olarak maddi ve manevi tazminat taleplerinin de olduğunu, açıklanan nedenlerle  fazlaya hakları saklı kalmak kaydıyla, menfi tespit davaları yönünden öncelikle tedbir taleplerinin kabulü ile müvekkili aleyhinde Gebze 2.İcra Müdürlüğünün ... -...sayılı dosyasi ile başlatılan icra takiplerinin teminatsız olarak durdurulmasına karar verilmesini,  müvekkilinin Gebze 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı icra dosyasından borçlu olmadığının tespitine ve takibin iptaline, müvekkilinin davalı bankaya dava tarihi itibari ile borçlu olmadığının tespitine, davalı tarafın dava değerinin %20 'si oranında haksız takip tazminatına mahkum edilmesini, mahkum edilen bedelin müvekkile ödenmesine karar verilmesini, maddi -manevi tazminat davaları yönünden, haklı davalarının kabulüne, 40,000 TL müsbet - menfi maddi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile verilmesine,60,000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak müvekkile ödenmesine, yargılama giderleriyle vekalet ücretinin davalı tarafa tahmiline, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP:Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;usule karşı itirazlarının bulunduğunu ve davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, borçlu ... ve dosyada ki diğer borçlulara karşı icra takipleri Gebze de yapıldığı için davaların da Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmasının gerektiğini, bu yüzden mahkemenin yetkisine açıkça itiraz ediyor mahkemenizce yetkisizlik kararı verilerek dosyanın yetkili ve görevli olan Gebze Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesini talep ettiklerini, ayrıca zamanaşımı bakımından da itirazlarının bulunduğunu, borçlu ...'a müvekkili banka tarafından Gebze ... Noterliğinde 13 Mart 2014 tarihinde ... yevmiye nolu muacceliyet ihtarnamesi ile ihtarname çekildiğini  ve bu ihtarname eşi ...' a tebliğ edildiğini, bunun akabinde borçlu ... ve diğer borçlulara karşı 02.04.2014 tarihinde Gebze 2. İcra Müdürlüğünde... sayılı dosya ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip ve Gebze 2. İcra Müdürlüğünde ... sayılı dosyası  ile ilamsız takip olarak başlatıldığını, bu takiplerde de usulüne uygun tebligatlar yapıldığını ve takiplerin kesinleştiğini, bu yüzden davanın süresinde açılmamış olup bu yüzden zamanaşımı itirazında bulunduklarını, davacı borçlunun menfi tespit davası açma ve bununla birlikte maddi ve manevi tazminat isteme hakkının hukuken olmadığını, davacı borçlu ... müvekkili bankaya borçlu olmadığını iddia ediyor ise niçin kendisine gönderilen ödeme emrine itiraz etmediğini, niçin kendisine karşı yapılmış olan iki adet icra takibine süresisi içinde itiraz etmediğini, tüm bu hususlar göz önüne alındığında davacı borçlu ...'ın M.K 2. Maddesi gereğince iyi niyetli olmadığının açık olduğunu, bu yüzden mahkemede açılmış olan davanın esastan da reddi gerektiğini, ayrıca davacı borçlu tarafından Gebze İcra Hukuk Mahkemesinde açılmış olan 2015/ 431 Esas ve 2015/461 Karar sayılı davasının reddedildiğini, iş bu nedenlerden dolayı davacı borçlu ...'ın tüm iddialarını reddediyor, gerçeği yansıtmadığını ve hukuki dayanaktan yoksun olduğunu ve bu yüzden davanın reddi gerekmekte olduğunu, açıklanan nedenlerle  fazlaya ilişkin her türlü hakları saklı kalması kaydıyla, haksız ve hukuksuz olan davanın öncelikle yetkisizlik nedeniyle usulden reddine, mahkeme aksi kanaatte ise davanın esastan reddine, davanın açılmasına müvekkili banka sebebiyet vermediğinden müvekkili banka lehine vekalet ücreti ve yargılama giderine mahkum edilmemesine, davacı borçlunun kötü niyetli olduğudan %20 tazminata mahkum edilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI:İstinaf incelemesine konu kararı veren ilk derece Mahkemesince eldeki dava hakkında yapılan yargılama sonunda, \"...Davacı, kredi sözleşmesine  taraf olmayıp borcu taşınmazı ipotek yükü ile birlikte satın almış olması nedeni ile taşınmazın satış bedelinden ipotek bedelinin tahsil edilmesinde ibaret olup, taşınmaz bedeli  ipotek bedelini karşılamaması halinde, sözleşmeye bizzat taraf olmayan ipotekli taşınmaz malikine karşı takip yapılamayacak, ipotek alacaklısı tarafından alınacak bir rehin açığı belgesi ile asıl borçlu ve varsa kefillerine karşı bakiye kısım için ilamsız takip yapılabilecektir. Her ne kadar davalı taraf ipotek senedinde ...'in şahsi olarak da borç yüklendiği, davacının taşınmazı bu hali ile satın alarak şahsi olarak borçlandığının kabulü gerektiği savunulmuş ise de davacının taraf olmadığı bir ipotek senedi nedeni ile şahsi olarak borçlandığından söz edilemeyecektir. Bu durumda, davalı yanın Gebze 2. İcra Müdürlüğü'nün ... takip sayılı dosyasına konu alacak nedeni ile davacıdan talepte bulunma hakkı olmayıp, davanın kabulüne davacı yanın borçlu olmadığının tespitine karar vermek gerekmiştir. Davacı yanın tazminat istemi talebin gelince, menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması durumunda tarafına tazminat ödenmesine karar verilebilmesi için, icra takibinin haksız olması yanında takip alacaklısının takip yapmakta kötü niyetli olması gerekmekte olup, dosya kapsamından davalının kötü niyetli olduğu anlaşılamamaktadır. Bu nedenle davacının tazminat isteminin reddine \" karar verilmiştir. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemenin usul ve yasaya aykırı olarak karar verdiğini, davanın yetkisiz mahkemede açıldığını, icra dosyası incelendiğinde görüleceği üzere takibin Gebze İcra müdürlüğünde açıldığını ve alacaklının da ... Şubesi olduğunu, bu nedenle de yetkili mahkemenin de Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi olduğunu, müvekkili Banka ile ... Şti ve ... arasında 15.06.2012 tarihli ve 1008 sayılı kredi sözleşmesi akdedildiğini, müvekkili banka ile ... Şti arasında imzalanmış olan bu kredi sözleşmesine istinaden ... tarafından ve ... lehine; Kocaeli ili, ... İlçesi, 135 Ada 15 Parsel B blok 5 nolu Bağımsız Bölümü 15.06.2012 tarih ve ... yevmiye no ile müvekkiline ipotek verildiğini ve bu husus tapu kaydına da şerh edildiğini, müvekkili lehine ipotek konulan Kocaeli ili, ... İlçesi, 135 Ada 15 Parsel B blok 5 nolu Bağımsız Bölümü nitelikli taşınmaz;  28.02.2013 tarihinde ... yevmiye numarası ile davacı ve borçlu ... tarafında satın alındığını, davacı tarafından söz konusu gayrimenkul satın alınırken gayrimenkulün müvekkili adına ipotekli olduğunun sabit olduğunu, iş bu davada 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun kefalete ilişkin hükümlerinin uygulanması gerektiğinin sabit olduğunu, mahkemece bu hususun göz ardı edildiğini ve eksik inceleme ile hatalı olarak karar verildiğini, noter marifeti ile çekilmiş olan ihtarnamelerin davacının adresine tebliğ edildiğini, davacının icra takibinden \"tesadüfen\" haberlerinin olduğu şeklindeki beyanlarının kesinlikle doğru olmadığını, mahkemece zamanaşımı itirazlarının değerlendirilmediğini, kararın bu yönüyle de hatalı olduğunu, istinaf kanun yolu başvuru ve taleplerinin kabulü ile İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2015/833 Esas, 2022/41 Karar sayılı ve 18.01.2022 tarihli kararının, yetki itirazlarının kabulü ile yetkisiz mahkemece verilmiş olan kararın öncelikle bu nedenle kaldırılmasına, zamanaşımı itirazlarının kabulü ile mahkeme kararın kaldırılmasını ve davanın zamanaşımı nedeni ile reddine, yetki ve zamanaşımı itirazlarının kabul edilmemesi durumunda esasa ilişkin istinaf gerekçeleri doğrultusunda mahkeme kararının kaldırılması ve yeniden yargılama yapılarak davanın reddine, yargılama giderleri ile avukatlık ücretinin davacıya tahmiline karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; mahkemece müvekkilinin borçlu olmadığına dair menfi tespit yönündeki hükmün hukuka ve yasaya uygun olup onanması gerektiğini, mahkemece, menfi tespit davasının borçlu lehine sonuçlanması durumunda, icra takibinin haksız olması yanında takip alacaklısının takip yapmakta kötü niyetli olması gerektiği ancak dosya kapsamından davalının kötü niyetli olduğu anlaşılamadığı gerekçesiyle davacı lehine hükmedilmesi istenen kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verildiğini, bu yönden kararın hukuka ve usule aykırı olduğunu, zira dosya mündericatında davalının müvekkilinin borçlu sıfatını olmadığını bilmesine rağmen müvekkiline karşı kötü niyetli takip yaptığının açık olduğunu, müvekkilinin ipotek senedini de ayrıca imza etmediğini, müvekkilinin ipotek veren kişi olmayıp davalı bankaya karşı herhangi bir taahhüt altında da girmediğini, açıklanan nedenlerle öncelikle İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2022 tarih ve 2015/833 E. 2022/41 K sayılı hükümle, davanın kabulü ile Gebze 2. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı dosyasından müvekkilinin borçlu olmadığının tespiti ile icra takibinin müvekkili yönünden iptaline karar verilmesi yönündeki kararın onanmasına, İstanbul 11. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 18/01/2022 tarih ve 2015/833 E. 2022/41 K sayılı hükümle, müvekkili lehine talep edilen kötüniyet tazminatının reddine dair kararına karşı istinaf başvurularının kabul edilerek bu kararın ortadan kaldırılmasına, davalı tarafın dava değerinin %20'si oranında haksız takip ve kötü niyet tazminatına mahkum edilmesine, mahkum edilen bedelin müvekkiline ödenmesine, yargılama harç ve masrafları ile ücreti vekaletin davalı taraf üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir. <br>GEREKÇE:Dava, icra takibinden sonra açılan menfi tespit  davasıdır.İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş, karara karşı taraf vekillerince istinaf kanun yoluna başvurulmuştur Dosya kapsamından dava dışı ... Şti ile davalı banka arasında 30.11.2010 tarihli genel kredi sözleşmesi imzalandığı, sözleşmede dava dışı ...'nun müteselsil kefil olduğu, genel kredi sözleşmesi asıl borçlusu ... Şti'nin, davalı banka ile arasında yapılmış ve yapılacak olan tüm sözleşme ve taahhütlere ilişkin olarak doğmuş ve doğacak her türlü borçlarının teminatı olarak Kocaeli ili, ... İlçesi, 135 ada 15 parsel b blok 5 nolu bağımsız bölüm üzerinden taşınmaz maliki olan ... tarafından davalı banka lehine 15.06.2012 tarihli ipotek senedi ile 113.000 TL bedelli ipotek kurulduğu, ipotek akit tablosu içeriğinde yer alan 3. Maddede ...'in \"borçtan müşterek müteselsil borçlu ve müteselsil kefil olarak sorumlu olduğu, temerrüd halinde bu ipotek resmi senedinin temerrüde ilişkin şartlarının uygulanacağını kabul ve taahhüt ettiği\" şeklinde ibare bulunduğu, ipotekli taşınmazın 28.02.2013 tarihinde davacı ... tarafından satın alındığı anlaşılmaktadır.Davalı banka tarafından borçlular ... Şti   ve davacı ... hakkında Gebze İcra Müdürlüğü'nün ... (Kapatılan Gebze 2. İcra Müdürlüğü'nün ...) sayılı dosyasında \"15.06.2012 tarih ve ...yevmiye numaralı ipotek belgesine\" dayalı olarak toplam 118.274,19 TL alacak üzerinden ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile icra takibi başlatılmış ve takip kesinleşmiş; yine davalı banka tarafından borçlular ... Şti , ... ve davacı ... hakkında Gebze İcra Müdürlüğü'nün ... (Kapatılan Gebze 2. İcra Müdürlüğü'nün ...) sayılı dosyasında ticari kredi sözleşmesine dayalı olarak  toplam 118.437,42 TL alacak üzerinden ilamsız icra takibi başlatılmış ve bu takip de  kesinleşmiştir.Davacı tarafça, Gebze İcra Müdürlüğü'nün ... (Kapatılan Gebze 2. İcra Müdürlüğü'nün ...) sayılı dosyası yönünden 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu (İİK)'nun 72. maddesi uyarınca davalı bankaya  borçlu olmadığının tespitine karar verilmesi istemiyle eldeki dava açılmıştır. İİK'nun 72/8 maddesinde \"Menfi tespit ve istirdat davaları, takibi yapan icra dairesinin bulunduğu yer mahkemesinde açılabileceği gibi davalının yerleşim yeri mahkemesinde de açılabilir...\" hükmü bulunmaktadır. Somut olayda, menfi tespit davasının icra takibinden sonra açılmasına göre İİK'nun 72/8 maddesinde yer alan düzenleme kapsamında, davalının yerleşim yeri olan İstanbul Mahkemeleri'nin yetkili olduğu , menfi tespit davasının herhangi bir zamanaşımı süresine tabi olmadığı anlaşılmakla davalı vekilinin yetkiye ve zamanaşımına yönelik istinaf sebebi yerinde görülmemiştir .Eldeki uyuşmazlıkta davacı, genel kredi sözleşmesinin tarafı olmadığını, ipotekli olarak satın aldığı taşınmazdan kaynaklı olarak ancak ipotekli taşınmaz ile sorumlu olduğunu ileri sürerek hakkında başlatılan ilamsız icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespitini talep etmiş ; davalı ise davacının kendisine karşı yapılmış olan iki adet icra takibine süresi  içinde itiraz etmediğini, menfi tespit davası açma hakkının hukuken olmadığını, davacının iyi niyetli olmadığını , davanın reddini savunmuştur.2004 sayılı İİK'nın 45. maddesi hükmüne göre, rehinle temin edilmiş bir alacağın borçlusu iflasa tabi şahıslardan olsa bile alacaklı, yalnız rehinin paraya çevrilmesi yoluyla takip yapabilir.6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 586.maddesinde ise kefil, müteselsil kefil sıfatıyla veya bu anlama gelen herhangi bir ifadeyle yükümlülük altına girmeyi kabul etmişse alacaklı, borçluyu takip etmeden veya taşınmaz rehnini paraya çevirmeden kefili takip edebilir. Ancak, bunun için borçlunun, ifada gecikmesi ve ihtarın sonuçsuz kalması veya açıkça ödeme güçsüzlüğü içinde olması gerekir.(Yargıtay  11. Hukuk Dairesinin  2016/13086 Esas ve 2016/9051 Karar sayılı kararı, Yargıtay 19 Hukuk Dairesinin  2012/4803 Esas ve 2012/10127 Karar sayılı ve 2010/6302 Esas ve 2010/10114 Karar sayılı kararı). Bir  kişi, hem asıl borç için ipotek vermiş, hem de asıl borca müteselsil kefil olmuşsa, alacaklı o kişiye karşı, hem (asıl borçlu ile birlikte) ipotek veren üçüncü kişi sıfatı ile ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile takip yapabilir, hem de ipotek limiti dışında kalan alacak bölümü için müteselsil kefil sıfatı ile genel haciz yolu ile takip yapabilir (Prof Dr. Baki Kuru İcra ve İflas Hukuku El Kitabı İkinci Basım 2013).Türk Medeni Kanunu'nun 885. Maddesi ve devamı maddelerinde ipotekli taşınmazı edinen kimsenin borçtan şahsen sorumlu değilse ipotekten kurtarma koşulları ve usulü düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 888/II maddesinde;“İpotekli taşınmazın devri, aksi kararlaştırılmış olmadıkça, borçlunun sorumluluğunda ve güvencede bir değişiklik yapmaz.” hükmüne yer vererek, aksine bir sözleşme yoksa taşınmazın temlik edilmesi halinde borçlunun da bu temlike bağlı olarak değişmesini kural olarak kabul etmemiştir. Bu nedenle taşınmazı devralan yeni malikin borçtan kişisel sorumluluğu bulunmamaktadır. Ancak taşınmazı ipotekli olarak devir aldığı için taşınmazın değeri ile sınırlı olmak üzere ayni bir sorumluluğu vardır. Anılan bu hüküm gereği, üzerinde ipotek bulunan bir taşınmazın satışı durumunda satın alan kişi, ayrıca ipoteğin sebebi olan borcu üstlenmedikçe, borcun kişisel borçlusu, şahsi borcundan sorumlu olmaya devam eder. Yeni malik için taşınmaz üzerindeki ipotek, kural olarak yalnızca taşınmazla sınırlı sorumluluk doğurur. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 2021/(13)3-427 Esas ve 2022/1610 Karar sayılı kararı)Somut olayda davalı banka ile dava dışı  ... Şti  arasında imzalanan kredi sözleşmesinin teminatı olarak ipotek verildiği ve  davalı banka tarafından söz konusu teminat yanında aynı alacağa yönelik olarak davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatıldığı sabittir. Davacı, söz konusu kredi sözleşmesinde asıl borçlu veya müteselsil kefil olarak yer almadığı gibi dava dışı ...'in borcu ödemeyi müteselsil kefil olarak ödemeyi şahsen üstlendiğine dair yazılı beyanın yer aldığı  ipotek akit tablosunda da davacının imzası bulunmamaktadır. Bu durumda davacı, davalı bankaya karşı kredi borcunu şahsen üstlenmemiş olup, taşınmazın yeni maliki olarak ipotekle temin edilen alacakla sınırlı olarak sorumludur. Eldeki davada davalı bankaya karşı müşterek borçlu müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğuna ilişkin yasal koşulların bulunmadığı ve davalı bankanın  ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla takip dışında aynı alacağa dayalı olarak davacı hakkında ilamsız icra takibi başlatmasının  usul ve yasaya aykırı olduğu gözetildiğinde  mahkemece davanın kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik yoktur. Bu nedenle davalı vekilinin aksi yöndeki istinaf istemi yerinde görülmemiştir.Davacı vekilinin istinafı ise kötü niyet tazminatı istemine ilişkin olup, İİK'nın 72/5. maddesine göre kötüniyet tazminatına hükmedilmesi için alacaklının takipte haksız ve kötüniyetli olması gerekir. Somut olayda davalı, davacı hakkında ilamsız takip başlatmakta haksız ise de kötü niyetli olduğu ispat edilmediğinden mahkemece davacının kötüniyet tazminatı talebinin reddine karar verilmesi isabetli olmuştur.HMK'nın 355. maddesi uyarınca kamu düzenine aykırılık ve istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda; ilk derece mahkemesi kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşıldığından davacı ve davalı vekillerinin yerinde görülmeyen istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar vermek gerekmiştir.<br>KARAR:Yukarıda ayrıntısı ile açıklanan nedenlerle;<br>1-Davacı ve davalı vekillerinin istinaf başvurularının HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ayrı ayrı ESASTAN REDDİNE,<br>2-Davacı tarafından başvuru sırasında istinaf karar harcı peşin olarak yatırıldığından başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>3-Davalı tarafından başvuru sırasında peşin olarak yatırılan 2.022,62 TL harcın, alınması gerekli olan 8.090,46 TL harçtan mahsubu ile bakiye 6.067,84 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına,<br>4-Taraflarca istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerilerinde bırakılmasına,<br>5-Kararın HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca Dairemiz Yazı İşleri Müdürlüğünce taraflara resen tebliğine,Dair, dosya üzerinden yapılan inceleme sonunda, gerekçeli kararın taraflara tebliğinden itibaren 2(iki) hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz yasa yolu açık olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.  13/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0477c1b6a4757f25","SID":"e6374ef438e44ba1"}}