{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1900 Esas   2026/401 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1900 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/401<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t    : ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t    : 23/10/2023 (ek karar)<br>NUMARASI\t\t    : 2021/228 Esas 2023/349 Karar<br><br>DAVA\t: GKS'den Kaynaklanan (İtrazın İptali)<br>DAVA TARİHİ\t: 12/04/2021<br>KARAR TARİHİ\t    : 08/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t    :  27/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilinin tavzih talebinin yasal şartlar oluşmadığından reddine dair verilen 23/10/2023 tarihli ek karara karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü.  <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili bankanın Eryaman şubesince müşterisi ... Basın Yayın Eği. Öğr. San. Tic. Ltd.Şti'ne 05.03.2018 tarihli 3.000.000,00 TL bedelli genel kredi sözleşmesi gereğince krediler kullandırıldığını, davalılar  ... ve ...'ın sözü edilen genel kredi sözleşmesini müşterek borçlu-müteselsil kefil sıfatıyla imzalamış olduklarından borcun tamamından müvekkili bankaya karşı hukuken sorumlu olduklarını, sözleşmeden doğan borcun ödenmemesi üzerine müvekkili banka tarafından akit firma ve karşı taraf kefillere Ankara 10. Noterliğinin 11.12.2020 tarih 21573 yevmiye nolu ihtamamesinin keşide edilerek, ilgili hesapların kat edildiğinin bildirildiği , ihtarnamenin tebliğine karşın borcun ödenmemesi üzerine  tahsilini teminen 23.12.2020 tarihinde borçlular aleyhinde Ankara 1. İcra Müdürlüğü'nün 2020/11852 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibine başlandığını, davalıların takibe itirazları üzerine takibin durduğunu, borçluların takibe  itirazlarının haksız ve mesnetsiz olduğunu,dava şartı olarak arabuluculuk müessesesine başvuruda bulunulmasına karşın anlaşma sağlanamadığını iddia ederek davalı borçluların  itirazının iptali ile takibin takip talebindeki şartlarla devamına, alacağın %20'sinden aşağı olmamak üzere icar inkar tazminatının davalılardan tahsiline karar verilmesini dava ve talep etmiştir. <br>\tDavacı vekili 23/01/2023 tarihli dilekçesi ile; ilk derece mahkemesinin 2021/228 esas, 13/06/2023 tarihli 2023/349 kararın hüküm bölümünün 1 numaralı bendinde; \"davalıların asıl alacağı 2.170.239,93 TL'sine yaptıkları itirazın iptaliyle bu miktar alacağa takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, faize %5 BSMV uygulanmasına\" karar verildiğini, oysa ki icra takibinde takip talebi ve ödeme emrinde \"her bir nakit alacağa takip tarihinden tahsiline kadar işleyecek olan arka sayfada her bir kredi için ayrı ayrı belirtilen oranlarda temerrüt faizi, % BMV(...) tahsili, (...) çek bedellerinin takip tarihinden sonra nakde tahvili halinde ise nakde tahvil tarihinden itibaren tamamen tahsiline kadar işleyecek %72 temerrüt faizleri, temerrüt faizlerinin %5 BVM'si(...) tahsili talebidir\" ifadesinin yer aldığı, dosyada mevcut genel kredi sözleşmesinin 2.7.1. Numaralı maddesinde ve 24/08/2023 tarihli bilirkişi raporunun sonuç ve kanaat kısmının V.4 numaralı maddesinde yer almakta olduğunu, temerrüt dolayısıyla sözleşme hükümlerine %45.60 oranında temerrüt faizi talep etme, gayri nakdi alacak olarak icra takibine konu edilen çek bedellerinin nakde tahvili halinde ise %72 temerrüt faizi talep etme hakkı bulunduğunu, yine gerekçeli kararın gerekçe bölümünde davalıların temerrüte düştüklerine değinildiğini ve faiz oranlarının belirtildiğini ancak hüküm kısmında yasal faize hükmedilerek, gerekçe ile hüküm arasında çelişki meydana geldiğini bu sebeple hükmün tavzihini talep etmiştir.<br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; dava konusu kefaletin geçersiz olduğunu, bu nedenle takip tarihi itibariyle icra takibine konu edilebilecek alacak bulunmadığını, icra takibi ve davanın TTK m. 18/2 ve TMK. m.2'ye aykırı olduğunu bildirerek davanın reddini  istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece 13/06/2023 tarihli karar ile,  kefaletin geçerli olduğu, kredi sözleşmesi kapsamında kefillerin çek garanti tutarlarından sorumlu olacaklarına dair hüküm yer almadığı, alacağın likit olduğu,  İİK 45. maddesi hükmünün asıl borçluya ilişkin olduğu, kefillerin bu maddeye dayanarak itirazda bulunamayacakları, davalılar müşterek borçlu ve müteselsil kefil olduklarından  davalılar yönünde takibe geçebilmek için asıl borçlunun aczinin gerekmediği gerekçeleriyle davanın kısmen kabulü ile, Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2020/11852 esas sayılı dosyasında davalıların asıl alacağın 2.170.239,93-TL'sine yaptığı itirazın iptaline, bu miktar alacağı takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ve faize %5 BSMV uygulanmasına, fazla istemin reddine, çek garanti tutarlarının deposuna ilişkin talebin reddine, kabul edilen miktarın %20'si oranında hesaplanan icra inkar tazminatının davalılardan müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.<br>\t23/10/2023 tarihli ek karar ile; talebin hükmün değiştirilmesi sonucunu doğuracağı  gerekçesiyle davacının talebinin yasal şartlar oluşturmadığından davacının tavzih talebinin reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili 23/10/2023 tarihli tavzih  kararına karşı istinaf dilekçesinde özetle; tavzih koşullarının oluştuğunu, mahkemece hükmedilen temerrüt faiz oranının hatalı olduğunu bildirerek tavzih talebinin reddine ilişkin kararın kaldırılmasını istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava;  genel kredi sözleşmesine dayalı ilamsız takipte itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDavacı yan, genel kredi sözleşmesinden kaynaklanan alacağın davalı kefillerden tahsili amacıyla başlatılan icra takibine vaki itirazın iptali istemiyle eldeki davayı açmış, mahkemece yazılı gerekçeyle ve alınan bilirkişi raporu doğrultusunda davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, davacı yanca gerekçeli kararda hükmedilen faiz oranının hatalı olduğu ileri sürülerek 07/10/2023 tarihli dilekçe ile hükümde belirtilen faiz oranının düzeltilmesi talep edilmiş, mahkemece 23/10/2023 tarihli \"tavzih kararı\" ile talebin reddine karar verilmiştir.<br>\tDavacı vekilinin istinafı 23/10/2023 tarihli \"tavzih kararı\" nın hatalı olduğuna, tavzih koşullarının oluştuğuna ilişkindir.<br>\tHMK 304 maddesinde; \"(1) Hükümdeki yazı ve hesap hataları ile diğer benzeri açık hatalar, mahkemece resen veya taraflardan birinin talebi üzerine düzeltilebilir. Hüküm tebliğ edilmişse hâkim, tarafları dinlemeden hatayı düzeltemez. Davet üzerine taraflar gelmezse, dosya üzerinde inceleme yapılarak karar verilebilir.<br>\t(2) Tashih kararı verildiği takdirde, düzeltilen hususlarla ilgili karar, mahkemede bulunan nüshalar ile verilmiş olan suretlerin altına veya bunlara eklenecek ayrı bir kâğıda yazılır, imzalanır ve mühürlenir.\" hükmüne yer verilmiştir.<br>\tHMK 305 maddesinde; \" (1) Hüküm yeterince açık değilse veya icrasında tereddüt uyandırıyor yahut birbirine aykırı fıkralar içeriyorsa, icrası tamamlanıncaya kadar taraflardan her biri hükmün açıklanmasını veya tereddüt ya da aykırılığın giderilmesini isteyebilir.<br>\t(2) Hüküm fıkrasında taraflara tanınan haklar ve yüklenen borçlar, tavzih yolu ile sınırlandırılamaz, genişletilemez ve değiştirilemez.\" düzenlemesine yer verilmiştir. <br>\tHMK 305/A maddesinde; \"(1) Taraflardan her biri, nihaî kararın tebliğinden itibaren bir ay içinde, yargılamada ileri sürülmesine veya kendiliğinden hükme geçirilmesi gerekli olmasına rağmen hakkında tamamen veya kısmen karar verilmeyen hususlarda, ek karar verilmesini isteyebilir. Bu karara karşı kanun yoluna başvurulabilir.\" hükmü düzenlenmiştir.\t<br>\tTavzih ve tamamlama talebi ile usulünü düzenleyen HMK'nın 306.maddesinin  başlığı ise \"Tavzih Talebi ve Usulü\" şeklinde iken 22/07/2020 tarihli ve 7251 sayılı Kanunun 28'nci maddesiyle, 306.maddenin başlığı \" Tavzih ve Tamamlama Talebi İle Usulü\" şeklinde değiştirilmiş, birinci fıkrasına \"Tavzih\" ibaresinden sonra gelmek üzere \"veya tamamlama\" ibaresi ile birinci ve üçüncü fıkralarına \"tavzih\" ibarelerinden sonra gelmek üzere \"veya tamamlama\" ibareleri eklenmiştir.  <br>\tİlk derece mahkemesinin 13/06/2023 tarihli  gerekçeli kararının hüküm bölümünün 1. bendinde;\"Davacının davasının  KISMEN KABULÜ İLE; Ankara 1. İcra Müdürlüğünün 2020/11852 esas sayılı dosyasında davalıların ; asıl alacağın 2.170.239,93-TL'sine yaptığı itirazın iptaline, bu miktar alacağı takip tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına ve faize %5 BSMV uygulanmasına, fazla istemin reddine,\" şeklinde karar verildiği anlaşılmıştır.<br>\tİlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı hüküm bölümü ile davacının talebi nazara alındığında, talebin hükmün değiştirilmesi sonucunu doğuracağı, bu haliyle mahkemece talebin reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşılmakla davacı vekilinin 23/10/2023 tarihli \"tavzih kararı\" na kararına yönelik istinaf itirazlarının reddi gerekmiştir. Davacının esas karara ilişkin bir istinafı  bulunmamaktadır.<br> Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davacı vekilinin tavzih talebinin reddine dair verilen 23/10/2023 tarihli  \"tavzih kararı\"nda herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin  23/10/2023 tarihli\"tavzih kararı\"na yönelik istinaf başvurusunun HMK'nun 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan  peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL'nin davacıdan alınarak Hazineye irat kaydına,<br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 08/04/2026<br><br>Başkan-            Üye -                      Üye               Zabıt Katibi -<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"db1d5f3af889932b","SID":"9367ae5dabd60ab6"}}