{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">   T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    20. HUKUK DAİRESİ     <br>Esas-Karar No: 2026/516 - 2026/711<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO         : 2026/516 <br>KARAR NO\t: 2026/711<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                                   K A R A R <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: ANKARA 1. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 05/10/2021<br>NUMARASI\t\t: 2018/260 E.  -  2021/307 K.<br><br><br>\t  <br>DAVANIN KONUSU\t: YİDK Marka Kararının İptali, Marka Hükümsüzlüğü<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 05/10/2021 tarih ve 2018/260 Esas - 2021/307 Karar sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davalılar vekilleri tarafından istenmiş ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: Davacı vekili, müvekkilinin \"...\" ibareli markasının özellikle 41. sınıftaki eğitim hizmetleri alanında tanınmış olduğunu, \"...\" ibareli markalarını mesnet göstererek, davalı şirketin 2017/26523 sayılı ve \"...\" ibareli marka başvurusuna yaptıkları itirazın diğer davalı ... YİDK'nın 2018-M-4147 sayılı kararıyla nihai olarak reddedildiğini, oysa, başvurunun orta seviyede tüketici nezdinde iltibas yaratacak derecede benzer olduğunu, tüketicinin başvuru markasını gördüğünde müvekkilinin \"...\" ibareli markaları arasında çağrışım kuracağını, müvekkili markasının bir serisi olduğu zannına kapılacağını ve aralarında idari veya ekonomik bir bağlantı olduğunun düşünüleceğini, emtia benzerliğinin de gerçekleştiğini, davalının \"...\" ibaresine eklediği \"...\" ve \"...\" ibarelerinin ayırt edici nitelik taşımadığını, müvekkilinin eğitim/öğretim sektöründe tanınmış olduğu hususunun göz önüne alındığında başvuru sahibinin müvekkilinin tanınmışlığından yararlanmak istediğinin anlaşılacağını, başvurunun kötüniyetli olarak yapıldığını ileri sürerek, 2018-M-4147 sayılı YİDK kararının iptalini ve dava konusu markanın tescil edilmişse hükümsüzlüğüne karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... vekili, müvekkili kurum kararının usul ve yasaya uygun olduğunu savunarak, davanın reddine karar verilmesini istemiştir.<br>Diğer davalı Şirket vekili, müvekkilinin ... Büyükşehir Belediyesi iştiraki bir şirket olduğunu, belediye sınırları dahilinde ihtiyaç duyulan hizmetlerin sağlanmasına yönelik çalışmalar yaptığını, bu kapsamda toplu ulaşım hizmeti ve kent estetiği adına kentte yaşayan insanların daha güzel bir çevrede yaşamalarını sağlamak amacıyla imar faaliyetleri sürdürdüğünü, müvekkili markasının ilk kelimesinin kendi ticaret unvanı olan  (... İMAR SANAYİ VE \"... ...\" ibaresinin müvekkilinin şehre yapmayı planladığı büyük bir ... projesini simgelediğini, markalar arasında görsel veya işitsel bir benzerliğin ve iltibas ihtimalinin olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir. <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece iddia, savunma, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamından, 28, 41 ve 43. sınıfların tamamı bakımından emtia benzerliğinin gerçekleştiği; karşılaştırılan taraf işaretlerinin tümünde \"...\" kelimesinin ortak olarak bulunduğu, bu ibarenin davalının \"...\" ibareli marka başvurusunun bir parçası olduğu gibi, davacının itiraza mesnet gösterilen markalarının da asıl ve esaslı unsuru olduğu, davacıya ait markaların asli esaslı unsurunu oluşturan \"...\" ibaresinin, telaffuz ve anlam farkına uğramaksızın kül halinde davalı markasının içinde bulunmasının, taraf markaları arasında benzerlik yarattığı, zira davalı markasında, \"...\" ve \"...\" kelimelerinin markanın bütünsel algısında farklılık oluşturarak, bu ibarenin davacının \"...\" esas unsurlu markalarından uzaklaşmasını sağlayamadığı, bu sebeple de markalar arasında ... ibaresinden kaynaklı benzerlik oluştuğu, \"...\" ibaresi yargı kararları ile 05. sınıftaki mallar yönünden dahi ayırt edici bir marka işareti olarak kabul edilmişken, çekişme konusu 28, 41 ve 43. sınıflardaki mal ve hizmetler için evleviyetle ayırt ediciliği olan bir marka sözcüğü olduğu; tüketicide ilişkili markalar markalar veya seri marka algısı oluşabileceği, markalar arasında SMK’nun 6/1 maddesi anlamında karıştırılma ihtimalinin bulunduğu; somut olayda markaların hizmet listelerinin davalı markasının kapsadığı tüm hizmetler bakımından aynı/aynı tür ve benzer hizmetlerden oluştuğu, bu sebeple de SMK'nın 6/5 maddesinin somut olaya tatbikine lüzum bulunmadığı; kötüniyet iddiasının ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın kabulü ile, YİDK'nın 2018-M-4147 sayılı kararının iptaline, davalı adına tescilli 2017/26523 sayılı \"...\" ibareli markanın hükümsüzlüğüne ve sicilden terkinine karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davalı ... vekili istinaf başvuru dilekçesinde, tarafların markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında benzerlik bulunmadığını, \"...\" ibaresini ayırt ediciliğinin zayıf olduğunu ve davacının tekeline verilemeyeceğini, markaların unsurlarına bölünmeksizin incelenmesi gerektiğini,  ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>\tDiğer davalı şirket vekili istinaf başvuru dilekçesinde, müvekkilinin markasının davacı markalarını çağrıştırmadığını, taraf markalarının benzer olmadığını, müvekkilini ... halkına yeni bir sosyal yaşam imkanı sunmayı amaçladığını, davacı markasından yararlanmayı amaçlamadığını ileri sürerek, yerel mahkemenin kararının istinaf incelemesi yapılarak kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.  <br><br>GEREKÇE\t: Dava, YİDK marka kararının iptali ile marka hükümsüzlüğü istemine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\tİşlem dosyasının incelenmesinden, davalı şirketin \"...\" ibaresinin 28, 41 ve 43. sınıf mal ve hizmetlerde tescili için başvurduğu, davacının \"...\" ibareli markalarına dayalı olarak, iltibas, tanınmışlık ve kötüniyet iddiasıyla başvuruya itiraz ettiği, davacının itirazının Markalar Dairesi Başkanlığı tarafından reddedildiği, davacının bu karara  yaptığı itirazın ise, YİDK'nın 2018-M-4147 sayılı kararıyla reddine karar verildiği, anılan kararın davacıya 28.05.2018 tarihinde tebliğ edildiği ve işbu davanın iki aylık hak düşürücü süre içerisinde 27.07.2018 tarihinde  açıldığı anlaşılmıştır.  <br>\tİlk derece mahkemesinin kabulü ve kararı istinaf edenlerin sıfatı  gözetildiğinde, taraflar arasındaki uyuşmazlık dava konusu \"...\" ibareli başvuru ile davacı adına tescilli bulunan ve  itirazına mesnet \"...\" ibareli markalar arasında 6769 sayılı SMK'nın 6/1 maddesi uyarınca iltibas bulunup bulunmadığı noktasındadır.<br>\t6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu'nun 6/1. maddesi uyarınca, tescil başvurusu yapılan bir markanın, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile aynılığı ya da benzerliği ve kapsadığı mal veya hizmetlerin aynılığı ya da benzerliği nedeniyle, tescil edilmiş veya önceki tarihte başvurusu yapılmış marka ile halk tarafından ilişkilendirilme ihtimali de dâhil karıştırılma ihtimali varsa itiraz üzerine başvuru reddedilir. Açıklanan hüküm çerçevesinde markalar arasında iltibasa yol açacak derecede bir benzerlik olup olmadığının tespitinde her iki markaya konu işaretin, ayırt edici ve baskın unsurları dikkate alınarak bütünü itibariyle görsel, işitsel ve anlamsal olarak bıraktıkları izlenimin esas alınması gerekmektedir. Burada öncelikle iltibas (karıştırılma) kavramının da açıklanması gerekmektedir. İltibas, iki ayrı marka karşısında bulunan kişilerin, bu markaların benzerliği sebebiyle sunulan mal veya hizmetlerin aynı işletmeye veya ekonomik olarak bağlantı içerisinde bulunan işletmelere ait olduğunu düşünmeleri veya düşünme ihtimalleridir (Savaş Bozbel, Fikri Mülkiyet Hukuku, İstanbul 2015, s. 408-409). İltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde ölçü, bu işin ilgilisi veya uzmanı değil, ortalama tüketicilerdir. Öte yandan, markaların ayırt edicilik güçlerinin de iltibas ihtimalinin değerlendirilmesinde dikkate alınması gerekmektedir. Zira, ayırt edici niteliği zayıf olan markalar yönünden iltibas ihtimali daha düşük olacaktır. Diğer bir deyişle, tescili istenilen mal ve hizmetleri, diğer işletmelerin mal ve hizmetlerinden ayırt etme gücü düşük kalan, zayıf marka olarak nitelendirilebilecek markaların koruma alanı daha dar bulunmaktadır. Böyle durumlarda, küçük farklılıklar dahi tescil olunmak istenen markaya ayırt edicilik kazandırabilecektir.<br>\tBu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde; dava konusu başvuru \"...\" ibarelidir. Davacının itirazına mesnet markası ise \"...\" asıl unsurundan oluşmaktadır. Tarafların markalarında ortak unsur olarak yer alan \"...\" ibaresi \"tabiat, karakter\" anlamlarına gelmektedir. Çekişmeli ibare, başvuru konusu mal ve hizmetler yönünden vasıf bildirici olmasa da tüm mal ve hizmetler yönünden zayıf bir ibaredir. Zayıf bir ibareyi marka olarak tercih etmiş olanların da aynı ibarenin değiştirilmiş halinin sonraki başvurularda kullanılmasına katlanması gerekir. Her ne kadar, \"...\" ibaresi eğitim-öğretim sektöründe yaygın kullanım sonucu belli bir bilinirlik kazanmış ise de, \"...\" şeklinde bir bütün olarak algılanan ve \"...\" ibaresinin öne çıkartılmadığı davalı markası, davacının itiraza mesnet markalarından yeterince farklılaşmıştır. Dava konusu markanın tescilinin talep edildiği 41. sınıf hizmetlerin ortalama tüketicilerinin dikkat seviyesi de yüksektir. Bu hale göre, davalı markasını gören tüketicilerin bunun davacının itiraza mesnet markalarından farklı bir marka olduğunu derhal ve ilk bakışta algılayabilmesi mümkün olup, Dairemizce, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında ilişkilendirilme ihtimali de dahil karıştırılma ihtimalinin bulunmadığı sonucuna ulaşılmış, ilk derece mahkemesinin aksi yöndeki kabulü doğru bulunmamıştır. Nitekim, Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 21.01.2020 tarih ve 2019/2468 E. - 2020/605 K. sayılı kararında \"...\" ibaresinin ayırt ediciliğinin düşük olduğu belirtilerek, \"... TARIM\" ibareli başvuru davacı markalarıyla benzer bulunmamıştır. Yine Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 27.05.2021 tarih ve 2020/6157 E. - 2021/4523 K. sayılı ilamında  \"...\" ibaresi; 24.02.2021 tarih ve 2020/1809 E. - 2021/1666 K. sayılı kararında \"...\" ibaresi ve 03.04.2019 tarih ve 2018/744 E. - 2019/2544 sayılı kararında ise \"...\" ibaresi davacının itiraza mesnet markalarıyla benzer görülmemiştir.<br>\tTarafların marka işaretleri benzer bulunmadığından, Dairemizce emtia benzerliği şartı yönünden değerlendirme yapılmasına gerek görülmemiştir. <br>\tYargıtay Hukuk Genel Kurulunun 08.06.2016 tarih ve 2014/11-696 E.- 2016/778 K. sayılı kararı uyarınca iltibas değerlendirmesinin hakimlik mesleğinin gerektirdiği genel hukuki bilgi ile çözümlenmesi mümkün olduğundan Dairemizce bu yönden dosyada mevcut bilirkişi raporundaki tespitlere itibar edilmemiş, ayrıca bir bilirkişi incelemesine de gerek görülmemiştir.<br>\tBu itibarla, taraf markaları arasında SMK'nın 6/1. maddesi anlamında iltibas bulunmaması nedeniyle, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde davanın kabulüne karar verilmesi doğru olmamış, HMK'nın 353/1-b-2. maddesinde, yargılamada eksiklik bulunmamakla beraber, kanunun olaya uygulanmasında hata edilip de yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde veya kararın gerekçesinde hata edilmişse \"düzelterek yeniden esas hakkında\" duruşma yapılmadan karar verilmesi gerektiği düzenlendiğinden, Dairemizce davalılar vekillerinin istinaf başvurularının kabulü ile HMK'nın 353/1-b-2. maddesi uyarınca davanın reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir.   <br><br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davalılar vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b-2 maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 1. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 05/10/2021 gün ve 2018/260 Esas - 2021/307 Karar sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Davanın REDDİNE,<br>\t3-Harçlar Kanunu uyarınca alınması gereken 732,00-TL maktu karar ve ilam harcından, peşin harç olarak alınan 35,90-TL harçtan mahsubu ile bakiye 696,10-TL karar ve ilam harcının davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>\t4-Davalılar kendisini vekille temsil ettirmiş olduğundan, karar tarihinde yürürlükte bulunan AAÜT hükümlerine göre hesaplanan 55.000,00-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalılara verilmesine,<br>\t5-Davacı tarafından yapılan yargılama giderlerinin uhdesinde bırakılmasına,<br>\t6-Davalı ... tarafından istinaf aşamasında yapılan 15,00-TL posta giderleri, 1.169,40-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 1.184,40-TL yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı Kuruma verilmesine,<br>\t7-Davalı Şirket tarafından istinaf aşamasında yapılan 2.002,00-TL istinaf kanun yoluna başvurma harcından oluşan yargılama giderinin davacıdan alınarak davalı şirkette verilmesine, <br>\t8-Yatırılan ve kullanılmayan gider avansının, hükmün kesinleşmesini müteakip re'sen taraflara iadesine (HMK m.333),<br>\t9-Davalı ... tarafından istinaf başvurusunda yatırılan 427,60-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı Kuruma iadesine,<br>\t10-Davalı şirket tarafından istinaf başvurusunda yatırılan  1.248,65-TL istinaf karar ve ilam harcının, karar kesinleştiğinde ve talep halinde davalı şirkete iadesine, <br>\t11-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\tDair, Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile 03/04/2026 tarihinde HMK 361. maddesi uyarınca kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde TEMYİZ yolu açık olmak üzere karar verildi. <br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH: 02/05/2026\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"5b3b32ad226145e1","SID":"9f1fcb104f4e1f07"}}