{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  31. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/620 - 2026/318<br>                    T.C.<br>               ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>       31.HUKUK DAİRESİ\t\t\t<br><br>DOSYA NO\t: 2025/620  Esas<br>KARAR NO\t: 2026/318                    <br>\t\t                                                     (İnceleme aşamasında / Duruşmasız)<br>\t\t   \t                       (Kararın Kaldırılarak Gönderilmesi <br>\t\t\t                       HMK 353/1-a-4)<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 29/04/2025<br>NUMARASI\t\t: 2023/778 Esas-2025/301 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ\t: 07/04/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t: 04/05/2026<br><br>Davacı vekili tarafından davalı aleyhine açılan Alacak (Eser Sözleşmesinden Kaynaklanan) davasında mahkemece davanın kabulüne dair verilen karara karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine, dairemize gönderilen dosyanın yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br> İSTEM;<br>Davacı vekili tarafından verilen dava dilekçesinde özetle; Müvekkili ile davalı arasında \"Bakım ve Tadilat Sözleşmesi\" imzalandığını, sözleşme kapsamında yapılacak olan bakım, tamir, onarım, değişim ve tadilat işlerinin belirlendiğini ve fatura karşılığı ödemelerin önden yapıldığını, davalının bir kısım işlerini tamamlamadığını, müvekkilinin restoranının bu eksiklikler ve ayıplı imalatlar nedeni ile beklemek zorunda kaldığını belirterek, mahkemece keşif yapılması suretiyle davacı tarafından yapılan imalatlardaki eksikliklerin tespitine, yoksun kalınan kar için şimdilik 50,00 TL maddi tazminat ile müvekkilinin uğradığı menfi ve müspet zararların karşılığı olarak şimdilik 1.000,00 TL maddi tazminatın 16/01/2023 tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>YANIT:<br>Davalı vekili tarafından verilen davaya cevap dilekçesinde özetle;  Davalıya usulüne uygun olarak dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilmek suretiyle taraf teşkili sağlanmış, davalı tarafından davaya karşı herhangi bir beyanda bulunulmadığı anlaşılmıştır.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ : <br>Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2025 tarihli ve 2023/778 Esas ve 2025/301 Karar sayılı kararında özetle; Davadaki talep, eser sözleşmesi kapsamında bedeli ödendiği halde işin tamamlanmaması nedeni ile oluştuğu ileri sürülen menfi ve müspet davacı zararlarının davalıdan tahsili istemine ilişkindir. <br>Mahkemenin  13/02/2024 tarihli ön inceleme duruşmasında inşaat mühendisi ve mali müşavir bilirkişi ile keşif yapılmasına karar verilmiş, 27/02/2024 tarihinde mahkeme heyeti ile inşaat mühendisi bilirkişi ile keşif yapılıp, rapor alınmıştır.<br>Davacı vekili tarafından davacının ticari defterlerinin incelenmesi hususunda defterlerin bulunduğu yer ile ilgilisi bildirilmiş, davalı tarafından uyarılı davetiye tebliğine rağmen defterler incelemeye sunulmamıştır. <br>Davacı tarafın ticari defter ve kayıtları üzerinde yapılan inceleme ve keşif sonucu davacıya ait iş yerinde inceleme yapmak suretiyle hazırlanan, denetime açık ve gerekçeli olup, hüküm kurmaya elverişli bilirkişi raporu ve 2 adet ek rapor ile, taraflar arasında davacının işletmeciliğini yaptığı iş yerini konu alan eser sözleşmesi imzalanmıştır. Davacı defter ve kayıtları üzerinde yapılan incelemeye  göre iş götürü ve 175.000,00 TL bedelli olup, tüm iş bedeli davalıya ödendiği için davacının davalıya herhangi bir borcu ve alacağı olmadığı anlaşılmıştır.<br>İş bedeli götürü olmakla birlikte tüm iş bedeli davacı tarafından ödendiği için, davacının yapılan iş ile ilgili ayıp ve eksikliklerin giderilmesi bedeli ile birlikte işin teslimi giderilmesi gerektiği kabul edilmiştir.<br> Keşif sırasındaki gözlemlere göre, sözleşme konusu imalatların eksik ve ayıplı olduğu, sözleşmede belirlenen imalatların bir kısmının onarılması, kalan kısımların yenilenmesinin dava tarihindeki bedelinin serbest piyasa fiyatları ile malzeme, işçilik, KDV, müteahhit kârı olarak hesaplandığında 270.841,45 TL olduğu, işin sözleşmeye göre teslimi gereken21/03/2023 tarihi ile 24/07/2023 dava tarihi arasındaki elde etmekten yoksun kalınan alacağın  ise 548.183,43 TL olduğu belirlenmiştir.<br>Davacı vekili tarafından 12/03/2025 tarihli ıslah dilekçesi ile taleplerini, yoksun kalınan kar zararı olarak 548.183,43 TL maddi tazminat ve  menfi ve müspet zararların karşılığı olarak 270.841,45 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 819.024,88 TL olarak arttırmış, gerekli harcını yatırmıştır.<br>Toplanan delillere göre, davacının usulüne uygun şekilde tutulduğu için sahibi lehine delil olma niteliğine sahip ticari defter ve kayıtları ile bilirkişiler tarafından belirlenen imalatlardaki sorunların giderilmesi için yapılması gereken harcama ile, işin sözleşmeye göre teslimi gereken tarih ile dava tarihi aralığındaki süre için çalıştırılamamasından kaynaklanan toplam davacı alacağının 819.024,88 TL olduğunu, talep kısmi dava niteliğinde olduğu için davacı alacağının 1.050,00 TL'sine 27/11/2023 dava tarihinden itibaren, kalan 817.974,18 TL'sine 11/03/2025 ıslah tarihinden itibaren  faiz talep edilmesinin mümkün olduğu, taraflar tacir olduğu için faizin türünün de avans faizi olması gerektiği belirtilerek davanın kabulüne, 819.024,88 TL'nin, 1.050,00 TL'sinin 27/11/2023 dava tarihinden itibaren, 817.974,18 TL'sinin ise, 11/03/2025 ıslah tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak, davacıya verilmesine dair karar verildiği görülmüştür.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ :<br>Davalı vekili tarafından verilen 26/05/2025 tarihli istinaf kanun yolu başvuru dilekçesinde özetle; Anılan kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu, karara karşı süresi içerisinde istinaf kanun yoluna başvurduklarını, kararın kaldırılarak haksız davanın reddine karar verilmesini talep ettiklerini, müvekkiline yapılan tebligatların usulsüz olduğunu, usule uygun olmayan tebligatlar karşısında müvekkili şirketin davadan haberdar olmadığını, 7201 sayılı Tebligat Kanunu uyarınca usule aykırı yapılan tebligatların hüküm ifade etmediğini, Tebligat Kanunu'nun 12 ve 13. maddeleri ile yönetmeliğe aykırı şekilde yapılan tebligatların söz konusu olduğunu, tebligatları kimin aldığının dahi belli olmadığını, Yargıtay emsal kararında, tüzel kişilere yapılacak tebligatın usulünün açıkça izah edildiğini, ancak somut olayda, dava dilekçesinin tebliğinden itibaren tüm tebligatların usulsüz olduğunun açık ve net şekilde görüldüğünü, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin E. 2024/6626 ve K. 2024/9717 ve  T. 21.11.2024 güncel kararında da bu hususa açıkça işaret edildiğini, \"7201 Sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanun'un 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde ise, tüzel kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı düzenlenmektedir.\" denildiğini, anılan tebligatların buna göre usulsüz olduğunun açıkça görüldüğünü, bu durumda, davaya cevap verebilme imkanlarının ellerinden alındığını, delillerini sunabilmeleri için imkan tanınmadığını, dosya kapsamında, delillerinin dahi toplanmadan tanzim edilen bilirkişi raporlarının eksik ve hatalı olduğunu,  eksik ve hatalı bilirkişi raporlarına dayanarak hüküm tesisinin, usul ve yasaya aykırı olduğunu, diğer yandan bilirkişi raporlarının da usulsüz şekilde tebliğ edildiğini,  müvekkili şirketin ticari defterlerinin incelenmediğini, eksik araştırma ve inceleme ile hüküm kurulmasının kabul edilemez olduğunu, usulüne uygun şekilde yapılmayan tebligat neticesinde müvekkili tarafından ticari defterlere ilişkin bilgi ve belge de sunulamadığını, müvekkili şirket tarafından verilen bilgiler uyarınca müvekkilinin davacı şirketten alacağının bulunduğunu, davacı tarafından, müvekkiline gönderilen herhangi bir ihtar olmadığı gibi, sözleşmeden de dönüldüğüne dair herhangi bir fesih ihbarının  söz konusu  olmadığını,  bu hususların bilirkişi tarafından da tespit edildiğini, davacının ise böyle bir yükümlülüğünün olmadığını beyan ettiğini, yapılan işlerin gereği gibi yapılmadığı yönündeki kabullerin ve bu kapsamda tanzim edilen raporların hatalı olduğunu, kaldı ki sözleşmede ucu açık tanımlar ve işler ile yapım esnasında yaşananlara ve taraflarca alınan kararlara yönelik hiçbir değerlendirmenin de  dosya kapsamında olmadığını,  işin yapılması için yalnızca 10 günlük süre verilmişken aylarca beklendiği iddiasının da hayatın olağan akışına  aykırı olduğunu,  tüm bu hususların, müvekkili tarafından, savunma ve delillerini sunma fırsatı verilmemesi nedeniyle aydınlanmadığını, sorumluluğu kesinlikle kabul etmemek kaydıyla, davacı tarafından yoksun kalınan kar zararı olarak 548.183,43 TL maddi tazminat ve  menfi ve müspet zararların karşılığı olarak 270.841,45 TL maddi tazminat olmak üzere toplam 819.024,88 TL olarak ileri sürülen talebin de hatalı olduğunu, zararların hesabının hatalı olduğunu, zira davacı işletmenin kar ve zararının yalnızca ihtilaflı olan bu kısım üzerinden de açıklanamayacağını, buna ilişkin daha kapsamlı ve hükme esas alınabilecek nitelikle denetime elverişli rapor alınması  gerektiğini, yerel mahkemece, müvekkili şirketin kendisini savunabilmesi için imkan verilmemiş olmasının, müvekkili şirketin delillerinin toplanmamasının, usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, istinaf başvurularının kabulü ile, yerel mahkeme kararın kaldırılmasına ve yeniden yapılacak yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili tarafından dosyaya sunulan istinaf başvurusuna cevap dilekçesinde özetle; davalı yanın istinaf başvuru dilekçesinde yazılı hususları kabul etmediklerini, davalıya yapılan tüm tebligatların usulüne uygun bir şeklide tebliğ edildiğini, tebligatlardan da görüleceği üzere usulüne uygun bir şekilde iş yerinde daimi çalışana teslim şeklinde tüm tebligatların yapılmış olduğunu, davalı tarafın tek amacının, davaya cevap sürelerini ve dosyaya sunulan bilirkişi raporlarına karşı itiraz sürelerini kaçırmış olmaları nedeni ile ilk derece mahkemesince hukuka uygun şekilde ancak davalı aleyhinde bir karar verilmiş olması nedeniyle gerçeğe aykırı beyanlar ile mahkemeyi yanıltmaya çalışmak olduğunu, HMK'nın 127, 140 ve 145. maddelerine göre davalının süresi içerisinde davaya cevaplarını sunmadığından ve delil bildirmediğinden, bu aşamadan sonra davaya karşı cevap ve delillerini bildirmesinin mümkün olamayacağını, yine davalının ticari defterlerini de süresi içerisinde dosyaya sunmadığını, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında edimlerini süresinde ve sözleşmeye uygun şekilde yerine getirmediğini, bu sebeple müvekkilinin menfi ve müspet zararlara uğradığını belirterek, haksız ve hukuki dayanaktan yoksun istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE :<br>İstinaf kanun yolu başvurusuna konu edilen karar hakkında; HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen nedenler ve kamu düzenine ilişkin aykırılık bulunup bulunmadığı yönü gözetilerek yapılan inceleme sonucunda;<br>Dava, taraflar arasında düzenlenen ve konusu, davacının işlettiği restoranın bir kısım bakım ve tadilatını konu alan eser sözleşmesinden kaynaklanan ayıplı ve eksik iş bedellerinin tahsili ile, davacının uğramış olduğu menfi ve müspet zararların davalıdan tahsili istemine ilişkindir.<br>Mahkemece yapılan yargılama sonucunda davanın kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davalı vekili yukarıda belirtilen gerekçeler ile istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Mahkemece verilen gerekçeli kararda davalıya usulüne uygun şekilde yapılan tebligata rağmen, davaya cevap sunmadığı ve delil bildirmediği, duruşmalara da katılmadığı belirtilerek, yokluğunda yargılama yapılarak hüküm verildiği belirtilmiş ise de, dosya içerisinde bulunan tebligat zarflarının incelenmesinden davalı yana yargılama aşamasında çıkarılan tebligatların tamamının Tebligat Kanunu ile, Tebligat yönetmeliği hükümlerine uygun şekilde tebliğ edilmediği anlaşılmaktadır. <br>\tŞöyle ki; davalıya çıkarılan dava dilekçesi ile, duruşma gün ve saatini bildiren davetiye ve bilirkişi raporlarının çıkarıldığı tebligat zarflarında bu tebligatların tüzel kişiliğin temsilcisinin tebliğ sırasında adreste bulunmadığından, daimi işçisi / memuru olduğu belirtilmek suretiyle ismi belirtilen gerçek kişilere teslim edildiği belirtilerek, tebligatların yapıldığı anlaşılmaktadır. <br>\tYargıtay 12. Hukuk Dairesinin 2021/10819 Esas - 2021/10655 Karar sayılı 25/11/2021 tarihli ilamında da belirtildiği üzere; \"7201 sayılı Tebligat Kanunu'nun 12. maddesine göre, hükmi şahıslara tebligat selahiyetli mümessillerine, bunlar birden fazla ise yalnız birine yapılır. Aynı Kanunun 13. maddesine göre de, tebliğ yapılacak bu kişiler, herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde işyerinde bulunmadıkları veya o sırada evrakı bizzat alamayacak bir halde oldukları takdirde, tebliğ orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılır. Tebliğ tarihi itibariyle yürürlükte olan Tebligat Yönetmeliğinin 21. maddesinde ise, tüzel kişi adına tebligatı kabul edecek kişi herhangi bir sebeple mutad iş saatlerinde bulunmadığı veya o sırada evrakı bizzat alamayacak durumda olduğu takdirde tebliğin, orada hazır bulunan memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı, kendisine tebliğ yapılacak memur veya müstahdemin tüzel kişinin o yerdeki teşkilatı veya personeli içinde vazife itibariyle tüzel kişinin yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak müdürü gibi esasen bu kabil işlerle vazifelendirilmiş biri olması lazım geldiği, bunların da bulunmadığı tebliğ mazbatasında tespit edilmek şartıyla, o yerdeki diğer memur veya müstahdemlerinden birine yapılacağı hüküm altına alınmıştır.<br>\tSomut olayda, borçlu davalı şirkete yapılan dava dilekçesi ekli duruşma gününü bildirir davetiye ile sonraki aşamalarda çıkarılan davetiyelerin \"iş yeri yetkilisinin tebliğ anında hazır bulunmaması sebebiyle daimi çalışan olduğu belirtilen farklı gerçek kişiler adına \" imzasına tebliğ edilmiştir\" şerhi ile tebliğ edilmişse de, tebliğ işlemi sırasında, tebligatı alan şahsın şirket yetkilisinden sonra gelen kimse veya evrak almaya yetkilendirilmiş, evrak müdürü gibi bir çalışan olup olmadığı tespit ve şerh edilmeden ve yine bu işlerle görevlendirilmiş başka bir çalışan olup olmadığı  araştırılmadan  doğrudan tebligat yapıldığı, buna göre Tebligat Kanunu'nun 12. maddesi ve Tebligat Kanunu’nun Uygulanmasına Dair Yönetmeliğin 21. maddesinde belirtilen sıra nazara alındığında anılan tebligatlar usulsüz olup söz konusu tebligatlara dayanılarak taraf teşkili sağlandığından söz edilemez. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 27. maddesi hükmüne göre hakim davanın taraflarını dinlemeden, onları iddia ve savunmalarını bildirmeleri için usulüne uygun olarak davet etmeden hüküm veremez.\"<br>Mahkemece bu nedenle dava dilekçesi ve duruşma gününün davalı şirkete usulüne uygun şekilde tebliğ edilerek taraf teşkili sağlandıktan sonra işin esası hakkında karar verilmesi gerekirken bu husus göz ardı edilerek karar verilmesi doğru olmamıştır.<br>\tYine davacı vekilinin dosyaya sunmuş olduğu dava dilekçesi ile bu dilekçenin açıklanması mahiyetindeki 18/12/2023 tarihli dilekçede talepler açıklanmış ise de, davacı tarafın müspet ve menfi zararlarına karşılık olarak talep ettiği alacakları hangi gerekçeler ile talep ettiği, yani müspet ve menfi zararlarına temel oluşturduğu iddia olunan vakıaların neler olduğunun belirtilmesi suretiyle davacı yana taleplerinin mahkemece HMK'nın 31. maddesi kapsamında usulüne uygun şekilde açıklattırılmasından sonra ve usulüne uygun taraf teşkili sağlandıktan sonra varsa davalı yanın gösterdiği delillerin de toplanmasından sonra tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi suretiyle davanın esastan sonuçlandırılması gerekmektedir. <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin  kabulüne, mahkeme kararının, 6100 sayılı  HMK'nın 353/1-a.4 maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde sonuçlandırılması için kararı veren mahkemeye gönderilmesine karar verilmesi gerekmiş ve aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle;<br>           1-Davalı vekilinin istinaf başvurusunun, esasa ilişkin hususlar incelenmeksizin KABULÜNE,<br>2-Ankara 14. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 29/04/2025 tarihli ve 2023/778 Esas 2025/301 Karar sayılı kararının, 6100 sayılı  HMK’nun 353/1-a-4 maddesi gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın dairemiz kararına uygun şekilde yeniden inceleme ve araştırma yapılarak esasa ilişkin yeniden bir karar verilmek üzere ilk derece mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-Kararın mahiyeti gereği istinaf karar harcı alınmasına yer olmadığına, davalı tarafından yatırılan 13.986,90 TL istinaf karar harcının talep halinde davalıya iadesine, <br>5-Davalı tarafça  yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı ve yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-Talep halinde inceleme konusu kararın icrasının geri bırakılması için İİK'nın 36/1 maddesi gereğince varsa taraflarca yatırılan nakit teminatların veya sunulan banka teminat mektuplarının dosya kapsamı ve kararın niteliğine göre aynı maddenin 5. fıkrası gereğince yatıran/sunan tarafa  İADESİNE, <br>7-Kararın ilk derece mahkemesince  taraflara tebliğine,<br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK'nın 353/1.a maddesi gereğince KESİN olmak üzere 07/04/2026 tarihinde oybirliği ile karar verildi.\t<br><br>         Başkan                 Üye                   Üye              Katip <br>        e-imzalıdır                    e-imzalıdır                  e-imzalıdır                 e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f95f34b6178ac04f","SID":"ce23747bdcd6ab1e"}}