{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. Ankara Batı 1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ       Esas-Karar No: 2026/382 Esas - 2026/305<br>T.C.<br>Ankara Batı<br>1 ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t\t\t\t\t\t\t\tKARAR<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br><br>ESAS NO\t: 2026/382 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/305 Karar <br><br>HAKİM\t: <br>KATİP\t: <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t: <br>\t  <br>MEMURLARI:<br>VEKİLİ\t: <br><br>DAVA\t: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>DAVA TARİHİ\t: 07/11/2021<br>KARAR TARİHİ\t: 04/05/2026<br>K.YAZIM TARİHİ  : 05/05/2026<br>Yukarıda tarafları yazılı davanın mahkememizce yapılan açık yargılaması sonunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>DAVA                     :<br>Davacı vekili; müvekkili şirketin Ankara Batı İcra dairesi'nin .... İflas dosyasından muflis şirkete ait taşınmazı icra dairesinden ihale ile satın aldığını,  satışın kesinleştiğini  ve müvekkilinin tapu tescil işlemini yaptırdığını,  taşınmazın malikinin müvekkili olduğunu,  taşınmazın maliki olan müvekkilinin taşınmazın kendisine teslimini istediğini, iflas masasının görevi olan bu teslim yasal süreler içerisinde yerine getirmediğini,  taşınmazda bazı menkul mallar da olduğundan ve bunların bir kısmının naklinin zor ve masraflı olacağı düşüncesiyle müvekkili iyiniyetli olarak masadan iki ay sürede tahliye ve teslimini bu süre zarfında da aylık 40.000,00TL.'den toplam 80.000,00TL kira talebinde bulunduğunu, bu iki aylık süre de dolmasına rağmen tahliye ve teslim işlemi gerçekleşmediği gibi müvekkilinin iki aylık 80.000,00TL alacağının da ödenmediğini,  ardından da 26/06/2021 başvuru tarihli, 75 başvuru nolu, başvurunun  24/09/2021 karar tarihli ve 75 karar nolu alacağın, talebin yargılamayı gerektirmesi gerekçesi ile reddine karar verildiğini,  bu kararın usul, yasa ve hakkaniyete uygun olmadığını, müvekkilinin talep ettiği kira bedellerinin borçlusunun müflis şirket olmadığını, taşınmazın ihale edildiği anda mülkiyetinin de müvekkiline geçtiğini,  taşınmazı tahliye ve teslim borcu müflis şirkete ait olmayıp, işlemleri yürüten iflas masası olduğunu,  yani müvekkilinin kira alacaklarının borçlusunun iflas masası olduğunu, müvekkilinin de kira alacaklarını iflas masasından talep ettiğini, dolayısıyla masanın müvekkilinin kira alacaklarını reddetmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, müvekkilinin kira alacaklarının bilirkişi mağrifeti ile tespitinin ve bu bedelin masa borcu olarak öncelikle müvekkiline ödenmesi gerektiğinden; müvekkilinin bütün kira alacakları bakımından ikinci alacaklılar toplantısına katılması yönünde karar verilmesini      talep ve dava etmiştir. <br>CEVAP                   :<br>Davalı müflis şirketi temsilen iflas idaresi tarafından dosyaya herhangi bir cevap dilekçesi sunulmamıştır. <br>DELİLLER\t   :<br>Ankara Batı  İcra Müdürlüğünün .... iflas sayılı dosyası, Kahramankazan İcra Dairesinin .... talimat ve .... talimat sayılı dosyası, Mahkememizin .... esas sayılı dava dosyası, tarafların ticaret sicil kayıtları, tapu kayıtları ile tüm dosya kapsamı.<br>GEREKÇE                :<br>Mahkememizce davanın, davacının müflis şirketten olan kira alacağının iflas masasına  kayıt ve kabulü istemine ilişkin olduğu değerlendirilmişse de, davacı vekilinin 05/12/2021 ve 05/04/2022 tarihli dilekçe içeriklerinden davacının kira alacağı talebinin müflis şirketten değil,  taşınmazı zamanında teslim etmediği iddia edilen iflas masasından olduğu, bu itibarla davanın kira alacağı talebine ilişkin alacak davası olduğu anlaşılmıştır.<br>Mahkememizce 02/06/2022 tarih, .... esas, ..... karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiş, kararın istinaf edilmesi üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 16. Hukuk Dairesi'nin 18/03/2026 tarih 2024/1603 esas, 2026/918 karar sayılı  ilamı ile özetle; \"Bilindiği üzere 01.07.2012 tarihinde yürürlüğe giren 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun (TTK) 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davalar tanımlanmıştır. Buna göre her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili hususlardan doğan hukuk davaları ile maddenin devamı fıkralarında belirtilen davalar \"ticari dava\" olarak nitelendirilmiştir. Yine aynı Kanu'nun 5/3. maddesinde “Asliye ticaret mahkemesi ile asliye hukuk mahkemesi ve diğer hukuk mahkemeleri arasındaki ilişki görev ilişkisi olup bu durumda göreve ilişkin usul hükümleri uygulanır” hükmüne yer verilmiştir. <br>\tAnılan yasal düzenlemeler karşısında asliye ticaret mahkemelerinin özel mahkeme niteliğinde bulunduğu, bu niteliği gereği görev alanının 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu (TTK) hükümlerine göre belirleneceği ve genel mahkemeler ile arasındaki ilişkinin önceki kanunun aksine görev ilişkisi olduğu açıktır. Asliye Ticaret Mahkemelerinin çekişmeli yargıdaki görev alanının TTK’nda ve diğer özel kanunlarda ticari dava olduğu belirtilen davalarla sınırlı olduğu kuşkusuzdur.<br>\tÖte yandan 6102 sayılı Türk Ticaret Kanunu'nun 6335 sayılı Kanun ile değişik 4. maddesinde ticari davaların, \"mutlak ticari davalar\" ve \"nispi ticari davalar\" olarak iki gruba ayrıldığı anlaşılmaktadır. Mutlak ticari davalar, tarafların sıfatına veya bir ticari işletme ile ilgili olup olmamasına bakılmaksızın kanun gereği ticari sayılan davalar olup TTK’nin 4/1. maddesinin b, c, d, e, f fıkralarında ve özel kanunlarda düzenlenmiştir. Nispi ticari davalar ise tarafların tacir sıfatına haiz olduğu ve her iki tarafın da ticari işletmesiyle ilgili uyuşmazlıklardan doğan davalardır. Bir başka ifade ile bu davalar ya bir ticari işletmeyi ilgilendirmeli ya da iki taraf için de ticari sayılan hususlardan doğmaları halinde ticari dava olarak nitelendirilebilirler. <br>\tO halde gerek mutlak ve gerekse nispi ticari davaların asliye ticaret mahkemelerinde görüleceği açıktır. <br>\tAyrıca görev, kamu düzeniyle ilgili olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen gözetilmesi gereken bir usul kuralıdır.<br>\tÖte yandan, 6100 sayılı HMK’nin “Taşınmazın aynından doğan davalarda yetki” başlıklı 12. Maddesinde “Taşınmaz üzerindeki ayni hakka ilişkin veya ayni hak sahipliğinde değişikliğe yol açabilecek davalar ile taşınmazın zilyetliğine yahut alıkoyma hakkına ilişkin davalarda, taşınmazın bulunduğu yer Mahkemesi kesin yetkilidir.” hükmüne yer verilmiştir. <br>\tYukarıda açıklanan ilkeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında, davacının 4721 sayılı TMK.nin 683. maddesinden kaynaklanan mülkiyet hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteğinde bulunduğu, her ne kadar davacı ve davalı tacir olsa dahi uyuşmazlığın tarafların ticari işletmesiyle ilgisinin bulunmadığı, esasen dava dilekçesinde de bu yönde bir iddiaya yer verilmediği, davanın bu özelliği itibariyle mutlak ve nispi ticari dava olarak nitelendirilemeyeceği ve TTK hükümlerinin veya özel kanun hükümlerinin uygulanmasını gerektirir ticari bir uyuşmazlıktan söz edilemeyeceği, uyuşmazlığın çözümünün genel mahkemelerin görev kapsamında kaldığı sonucuna ulaşılmaktadır. Aksi uygulamanın, asliye ticaret mahkemelerinin kuruluş amacına ve niteliğine aykırı düşeceği açıktır. <br>\tO halde davacı, mülkiyet hakkına dayalı olarak elatmanın önlenmesi ve ecrimisil isteği ile eldeki davayı açtığına göre taraflar arasındaki uyuşmazlığın çözüm yerinin 6100 sayılı HMK’nin 2. maddesi uyarınca asliye hukuk mahkemesi olduğu dikkate alınarak Mahkemece görevsizlik kararı verilmesi gerekirken yanılgılı değerlendirme ile işin esasının incelenmesi doğru değildir.<br>\tHal böyle olunca, açıklanan nedenlerle davacının istinaf başvurusunun kabulüne, ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına,\" denmekle mahkememiz kararı kaldırılmış dosya yeni esasa kaydedilmiştir. Bu nedenlerle görevli mahkeme Asliye Hukuk Mahkemeleri olduğundan  görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM                  : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Göreve ilişkin dava şartı noksanlığı bulunduğundan HMK'nun 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca DAVANIN USULDEN REDDİNE,<br>2-Yasal sürede başvurulması halinde dosyanın görevli Ankara Batı Nöbetçi Asliye Hukuk Mahkemesine gönderilmesine, <br>3-HMK'nun 331/2 madde gereğince süresi içerisinde müracaat yapıldığı takdirde yargılama giderlerine gönderilen mahkemece dikkate alınmasına, <br>4-Kararın kesinleşmesinden itibaren HMK'nun 20/1-son cümle gereği dosyanın iki haftalık süre içerisinde görevli ve yetkili mahkemeye gönderilmesinin istenilmemesi halinde DAVANIN AÇILMAMIŞ SAYILMASINA karar verilmesi için dosyanın yeniden ele alınmasına, <br>5-Kararın taraflara tebliğine, <br>Dair, dosya üzerinde yapılan inceleme neticesinde istinaf kanun yolu açık olmak üzere  (kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde mahkememize sunulacak, yahut mahkememize gönderilmek üzere bir başka mahkemeye ibraz edilecek bir dilekçeyle istinaf kanun yoluna başvurulabileceği, istinaf incelemesinin Bölge Adliye Mahkemeleri ilgili Hukuk Dairesi tarafından yapılacağı) karar verildi.04/05/2026<br><br>Katip ....¸e-imzalıdır                                              Hakim ....¸e-imzalıdır<br>  <br><br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"57a864844f3e94f4","SID":"98098bfd429b0351"}}