{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/710 <br>KARAR NO\t: 2026/716<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 4. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/09/2021<br>NUMARASI\t: 2019/344 Esas - 2021/590 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 18/06/2019<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; taraflar arasında meyve alım satımına ilişkin ticari ilişki bulunduğunu, 2013-2014 yıllarında davalı tarafından gönderilen malların davacı tarafından konsinye satışının yapıldığını, davalı tarafa karşılığında meyve gönderilmesi amacıyla avans olarak 03/06/2015 tarihli ... İçerenköy Şubesine ait 13.000-TL bedelli, 11.08.2015 tarihli 7.600-TL bedelli, 20.08.2015 tarihli 8.000-TL bedelli ve 04.09.2015 tarihli 8.000-TL bedelli çeklerin verildiğini, çeklerin vadesinde davacı şirket tarafından ödenmesine rağmen davalı tarafın avans olarak verilen bu çeklerin karşılığında ticari ilişkiye konu malları davacı şirkete teslim etmediğini, bunun üzerine davalı aleyhine İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyasında takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>CEVAP: Davacı vekili; takip ve davada yetkili mahkeme ve icra dairesi Akhisar Mahkemeleri olup, mahkeme ve icra dairesinin yetkisiz olduğunu, davanın zamanaşımına uğradığını, çek kayıtsız şartsız bir ödeme aracı olup davacının çeklerin avans olarak verildiğini ilişkin iddiası bakımından bir delil sunulmadığını, taraflar arasındaki ticari ilişkinin önce ödeme sonra mal şeklinde değil, önce mal sonra ödeme şeklinde başladığını ve ilerlediğini, bu noktada davalı bağlayıcı nitelikte olmayan ve davacı yanca tek taraflı tutulan ticari defter kayıtlarını kabul etmediklerini, davacının 2015 yılında ödediği çekler karşılığında mal alamamasından kaynaklı girişimlerini 2019 yılına kadar bekletmesinin hayatın olağan akışına aykırı olduğu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davalının ticari defter ve kayıtlarının incelenmesinde, davacının avans olarak verildiğini iddia ettiği çeklerin davalı tarafın defterlerinde kayıtlı olmadığı, davacının davalıdan herhangi bir alacağının bulunmadığının tespit edildiği, davacının ticari defterlerine göre ise davacı şirketin davalıdan 39.418,33-TL alacaklı olduğu ve çeklerin kayıtlı olduğunun tespit edildiği, dava dışı keşideci ... Ltd. Şti. tarafından keşide edilen çeklerde davacının lehtar ve davalının ise davacıdan sonra ilk ciranta olduğu, bu durumda davacının söz konusu çekleri davalıya verdiğinin anlaşıldığı, ancak söz konusu çeklerin avans çeki olduğunun yazılı delil ile ispat edilmesi gerektiği, ancak davacı tarafça yazılı bir delil sunulamadığı, HMKnın 222/3. fıkrasında da belirtildiği üzere diğer tarafın ikinci fıkrada yazılan şartlara uygun olarak tutulan ticari defterlerinin, ilgili hususta hiçbir kayıt içermemesi hâlinde ticari defterlerin, sahibi lehine delil olarak kullanılamayacağı, dolayısıyla bu durumda davacının defterlerinin lehine delil olarak kullanılması mümkün olmayıp, davacının davalıdan alacaklı olduğunun ispatlanamadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; davalı borçlunun müvekkili şirketin hesabına 28.11.2019 tarihinde borç kapatma açıklamasıyla 2.000-TL ödeme yaptığını ve son cirantası davalı olan 10.02.2020 vade tarihli 10.000-TL bedelli çekin müvekkili şirkete teslim edildiğini, kısmi ödemelerden de görüldüğü üzere, davalı tarafın borcun varlığını zımnen kabul ettiğini, bilirkişi raporunda, dava konusu çekler toplamı 36.600-TL tutar kadar müvekkilinin davalıya çekler ile avans ödeme yaptığı ispatlandığından, davalının karşılığını mal olarak teslim ettiğini ispat yükü altına girdiğinin tespit edildiğini, dolayısıyla bilirkişi raporunda alacak tespit edilmiş olmasına rağmen davanın reddine karar verilmesinin usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.  <br>GEREKÇE: Dava, davalıya avans olarak verildiği ileri sürülen çekler karşılığında mal verilmediği iddiasına dayalı olarak çeklerin bedelinin tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, satıcının, satılanın zilyetlik ve mülkiyetini alıcıya devretme, alıcının ise buna karşılık bir bedel ödeme borcunu üstlendiği sözleşmedir. Sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.\" hükmünü haizdir. Madde hükmünden de anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifa etmeleri kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde çek ile ödeme yaptığını yazılı delillerle kanıtlaması gerekir. Ayrıca çek, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilen bir ödeme aracı olup, çekin de avans olarak verildiğini ispat yükü davacı üzerindedir.<br>Somut olayda, taraflar arasında yazılı sözleşme bulunmamaktadır. Davacı tarafça, dava konusu çeklerin avans olarak davalıya verildiği, ancak karşılığında mal teslim edilmediği ileri sürülmüştür. Davacı tarafça davalıya avans olarak verildiği iddia edilen çeklerin incelenmesinde, 03.06.2015 tarihli 13.000-TL bedelli, 11.08.2015 tarihli 7.600-TL bedelli, 20.08.2015 tarihli 8.000-TL bedelli ve 04.09.2015 tarihli 8.000-TL bedelli çeklerin davacı tarafından davalıya ciro edildiği, tüm çeklerin ibrazında bedellerinin tahsil edildiği tespit edilmiştir. <br>Tarafların ticari defterlerinin incelenmesi sonucunda; davacının ticari defterlerine göre, 2015 yılı sonu itibariyle davalıdan 39.418,33-TL alacaklı olduğu, takip konusu çeklerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olduğu, çeklerin davalının ticari defterlerinde ise kayıtlı olmadığı, tüm çeklerin bedellerinin tahsil edildiği, davalının ticari defterlerine göre davacıya borcu bulunmadığı, 2014-2015 yıllarındaki 16 aylık dönemde hesabın sürekli borç bakiyesi verdiği, davacının sürekli olarak önden avans ödemesi yapıp malı daha sonra aldığı, davacının 4 adet çek bedeli toplamı 36.600-TL alacak talep edebileceği görüşü bildirilmiştir. <br>Bu tespitlere göre taraflar arasındaki ticari ilişkinin, davacıdan tarafça avans ödemesi yapılması ve sonrasında davalı tarafça mal verilmesi şeklinde devam ettiği, davacı tarafından bu kapsamda verilen takip dayanağı 4 adet çek bedelinin ödendiği, ancak tarafların incelenen ticari defter kayıtlarından anlaşılacağı üzere çeklerin karşılığında davalı tarafından davacıya mal verilmediği anlaşılmaktadır. Nitekim davacı tarafça sunulan kayıtlara göre işbu dava tarihi sonrasında davalı tarafından davacıya 28.11.2019 tarihinde banka yoluyla borç kapatma açıklamasıyla 2.000-TL ödeme yapılmış olup, yine davalı tarafça davacıya ciro edilen 10.02.2020 tarihli çek ile de 10.000-TL ödeme yapılmıştır. Dolayısıyla kendi ticari defterlerinde borç bulunmamasına rağmen davalının \"borç kapatma\" açıklamasıyla davacıya kısmi ödeme ve yapması ve sonrasında da yine çek ile ödeme yapması da dikkate alındığında, davacının iddiasının ispatlandığının kabulü gerekmektedir. Bu nedenle çek bedelleri toplamı olan 36.600-TL alacağa hükmedilmesi gerekirken, mahkemece davanın reddine karar verilmesi doğru değildir. Diğer yandan davacı tarafça keşide edilmiş olan ihtarnamenin tebliğ şerhi sunulmadığından, davacının işlemiş faiz talebi yerinde değildir. Alacak likit nitelikte olduğundan kabul edilen kısım bakımından icra inkar tazminatı koşulları oluşmuş ise de, reddedilen kısım bakımından davacının takipte kötü niyetli olduğu ispat edilemediğinden, kötü niyet tazminatı talebi yerinde görülmemiştir.Yine dava tarihi sonrasında davalı tarafından davacıya 28.11.2019 tarihinde yapılan 2.000-TL ödeme ile 10.02.2020 tarihinde yapılan 10.000-TL ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınması gerekmektedir. <br>Açıklanan nedenlerle; davanın kısmen kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın kaldırılıp yeniden karar verilerek  \"davanın kısmen kabulüne,işlemiş faiz bakımından reddine \" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 4. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 14/09/2021 Tarih 2019/344 Esas 2021/590 Karar sayılı kararın HMK 353(1)b-2<br>gereği KALDIRILMASINA;<br>\"Davanın kısmen kabulüne, davalının İstanbul Anadolu 9. İcra Dairesinin ... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının kısmen iptaline, takibin 36.600-TL asıl alacak üzerinden devamına, kabul edilen alacağa takip tarihinden itibaren değişen oranlarda avans faizi işletilmesine, fazlaya dair istemin reddine, <br>Alacağın %20'si oranında hesaplanan 7.320-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, koşulları olmadığından davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine, <br>Davalı tarafından dava tarihi sonrasında davacıya yapılan 28.11.2019 tarihli 2.000-TL ve 10.02.2020 tarihli 10.000-TL ödemenin icra müdürlüğünce infazda dikkate alınmasına\"<br>İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;<br>\"Alınması gereken 2.500,14-TL nispi karar ve ilam harcından mahkeme veznesine yatırılan 489,74-TL, icra veznesine yatırılan 202,75-TL olmak üzere toplam 692,49-TL peşin harcın mahsubu ile kalan 1.807,65-TL'nin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, \t<br>Davacı tarafından yatırılan 736,89-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>Davacı tarafından yapılan 1.400-TL bilirkişi ücreti ve 685,45-TL posta masrafı olmak üzere toplam 2.085,45-TL yargı giderinin davanın kabulü oranında hesaplanan 1.880-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>Davacı lehine taktir olunan 36.600-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya<br>verilmesine,<br>Davalı lehine taktir olunan 3.949,79-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine,<br>Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenen 1.320-TL arabuluculuk ücretinin 1.188-TL'sinin davalıdan, 132-TL'sinin davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>Yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının istek halinde davacıya iadesine,<br>Davacı tarafça yapılan 118-TL istinaf yargı giderinin davanın kabul oranına göre hesaplanan 106-TL'sinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, kalanın davacı üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 15/04/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"af6b3062caad059d","SID":"baf7d09b8fcc13a2"}}