{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/232 <br>KARAR NO: 2026/734<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 16/10/2024<br>NUMARASI: 2023/53 Esas,  2024/893 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 13.01.2023<br>İSTİNAF KARARININ<br>VERİLDİĞİ TARİH: 29.04.2026<br>YAZILDIĞI TARİH: 29.04.2026<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/53 Esas, 2024/893 Karar sayılı kararı davalı vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>Davacılar vekili dava dilekçesinde özetle; davalı tarafça Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı icra dosyasıyla davacılar aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmış olduğunu, davacıların, yasal süresi içerisinde Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/433 Esas numaralı dosyasıyla takibe ve borca itiraz ettiklerini ve Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ödeme emrinin takip talebine uygun düzenlenmediği gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verilmiş olduğunu, bu kararın kesinleşmesi üzerine davalı tarafın talebi üzerine taraflarına yeni bir ödeme emri gönderilmiş, bunun üzerine Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/27 Esas numaralı dosyasıyla takibe ve borca karşı yapmış oldukları itirazlarına ilişkin davanın derdest olduğunu, takibe konu senet üzerinde geçerli bir bedel yazmadığını, bu sebeple takibe konu senedin, kambiyo senedi vasfında olmadığını, senet metninde senet bedelinin yazıyla ve rakamla yazılı kısımlarında çelişki olduğunu, zira senet bedelinin rakam ile yazılı kısmında # 8660 # Avro yazmakta olduğunu, senet bedelinin yazı ile yazılı kısmında ise sekizbinaltıyüzaltmış avrupa para birimi yazılmış olduğunu, yazı ile yazılı kısımdaki değerin hangi ülke para birimine göre ödenmesi gerektiği anlaşılamamakta olduğunu, zira \"Avrupa Para Birimi\" şeklinde bir para birimi bulunmadığını, Avrupa kıtasında geçerli pek çok para birimi bulunmakta olduğunu, Kron, frank, euro, pound gibi olduğunu, senette rakam ve yazıyla farklı değerlerin gösterilmesi durumunda tahrifat olmaması kaydıyla yazı ile yazılan kısma itibar edilmesi gerekeceğini, yazı ile yazılan kısımda yazılı değer, geçerli bir değer olmadığından alacağın ne miktar üzerinden tahsil edileceği belirsiz olduğunu, senet, belirli ve geçerli bir bedeli içermediğinden kambiyo senedi vasfında olmadığını, dolayısıyla davacıların herhangi bir borcu bulunmadığını, Yargıtay 12. Hukuk Dairesi'nin 1998/6116 esas ve 1998/6647 karar sayılı 08.06.1998 içtihadının dikkate alınması gerektiğini, yanlış faiz oranıyla yüksek işlemiş faiz talep edilmiş olduğunu, ödeme emrinde 19.07.2021-25.07.2022 tarihleri arası için 528,14-TL işlemiş faiz talep edildiğini, lakin işlemiş faizin türü belirtilmemiş olduğunu, bu durumun usul ve yasaya aykırı olduğunu, yabancı para alacaklarında talep edilebilecek faiz, kamu bankalarınca o yabancı para için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen azami faiz oranı olacağını, sunulan TCBM'nin internet sitesinden alınan faiz tablosu dikkate alındığında 19.07.2021-25.07.2022 tarihleri arasında kamu bankalarınca euro para birimi için açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödenen azami faiz oranının en yüksek olduğu dönemde bile %4 seviyesinde olduğu açıkça anlaşılacağını, oysa ki davalı taraf, %6 faiz oranı üzerinden işlemiş ve işleyecek faiz talep ettiğini, bu şekilde takibe kadar işlemiş ve takipten sonra işleyen faiz miktarı yanlış ve yüksek hesaplanmış olduğunu, ayrıca takip talebiyle taraflarından komisyon bedeli talep edilmesinin de hiçbir hukuki dayanağı olmadığını, komisyon olarak istenen tutara da itiraz ettiklerini, davalı,  alacaklı olmayıp takibe konu senet, davalı tarafından veriliş amacına aykırı olarak doldurulmuş ve icraya konulmuş olduğunu, davalının, davacıların babası ...'nun kız kardeşi olduğunu, ...’nun 26.03.2022 tarihinde vefat ettiğini, davacıların murisi ..., 1998-2005 yılları arasında başlangıçta babası ... adına kayıtlı ... Mahallesi, .../Kayseri'de bulunan evde oturmakta iken ..., bu evi daha sonra kızı davalı ...'ya veya damadı ...'ya tapuda devretmiş, devirden sonra ..., eniştesi ...'ya kira ödemeye başlamış olduğunu, 2005 yılının dördüncü ayına kadar bu dairede kalan ..., 2005 yılına ait dört aylık kira bedelini ödeyemediği, davalının eşi ... da bu hususta kendisine çok baskı yaptığı için takibe konu senet altına isim, soy isim, adresini yazıp ve imzalayarak bedel, vade, düzenlenme tarihi ve sair kısımları boş bırakarak davalının eşi ...'ya 2005 yılında vermiş olduğunu, yani kısacası davacıların murisi 2005 yılına ait 4 aylık kira bedeli için davalının eşine, salt isim, soy isim, adres ve imzasını havi senedi verdiğini, zira bu hususu davalının kendisi de ... tarihli davacı ... ile aralarındaki whatsapp yazışmalarında ikrar etmiş olduğunu, ekte sunulu ...'nın kullandığı ... numaralı hattan davacı ...'e gönderilen mesaj kayıtları incelendiğinde davacının ...'in 12:12 ve 12:13 saatlerinde \"merhaba hala ...ya bir senetten bahsetmişsin bana resim atarmısın ne olduğu hakkında bilgim yok. şu an çok müsait değilim. konuşamıyorum.\" şeklinde mesaj attığı, buna karşılık davalının \"ben şu ana kadar acınız taze iken gündeme getirmedim, ama şimdi artık bilmeniz lazım diye düşündüm, babanızın bize olan borçlarından bahsettim. Bunların neler olduğunu aramızda geçen anlaşmaları söyledim ...ya. O da bana hala yazılı olarak bana bunları yolla ben ödemeye çalışacağım dedi. Ben de bunları ablanla beraber üstlenmeniz doğru olur dedim. Liste olarak çıkarttım. Sana da yollarım inşaallah\" diyerek 12:57'de kendi el yazısıyla kareli bir sayfaya yazmış olduğu listeyi göndermiş olduğunu, bu listenin başında \"Ev kirasından olan borç 7 yıllık 1998-2005 yılları 7.000 Euro\" yazmakta olduğunu, listede yer alan diğer tutarlar ise kira alacağına ilişkin olmadığını, Davalı ...'nın 13:02 ve 13:03 saatlerinde \"Evet ev kirasını ödemeyince ... amcanın, tabi üzerine imzalayıp verdiği açık bir senet var. Ne zaman param olursa ödeyeceğim demişti. Birkaç sefer mevzu edildi param gelsin vereceğim dedi ama şu meşhur parası hiç gelmedi\" demiş olduğunu, yani davalı ... açıkça senedin açık senet olduğunu, ... tarafından ödenmeyen kira bedellerine ilişkin olarak ...'ya verildiğini ifade ettiğini, senet ...'ya verildiği ve alacaklı ... olduğu halde(bu durum davalının whatsapp mesajlarındaki ikrarıyla da sabittir) senet de lehtar kısmına ... yazılmış ve senet bu şahıs tarafından icraya konulmuş olduğunu, bu bakımdan davalının, alacaklı sıfatına sahip olmadığını, başlatmış olduğu icra takibi ve senet de geçersiz olup iptaline karar verilmesi gerekmekte olduğunu,  gene whatsapp mesaj kayıtları incelendiğinde davalının, davacı ...'in \"ben elinizdeki senedinde resmini görebilir miyim\" şeklindeki 13:27 saatindeki mesajına 14:07 de \"...cığım senet açık senet yani üzerinde meblağ yok, abim bunu kira borcu için çift imza atıp verdi, ama bu arada başka borçlarını da ödedim dolayısıyla ben bunların toplamını senet üzerine yazacağım\" şeklinde cevap vermiş olduğunu, yani davalı açıkça senedi veriliş amacına aykırı olarak doldurup icraya koymuş olduğunu, zira davalı, whatsapptan davacıya göndermiş olduğu listede kira bedelinin 7.000 Euro olduğunu ifade ettiğini, buna karşılık senette bedel kısmına 8.660 Euro yazılmış olduğunu, zaten davalı, 14:07 saatindeki mesajında senedin davacıların murisi ... tarafından kira borcu için verildiğini, fakat başka borçları da ödediğinden bunların toplamını senet üzerine yazacağını ifade etmiş olduğunu, bu şekilde davalı, senedi veriliş amacına aykırı olarak düzenlediğini ikrar ettiğini,  bu durumun açıkça suç teşkil etmekte olup davalı hakkında bu eyleminden dolayı Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunduklarını, soruşturma dosya numarası 2022/47866 olup soruşturma dosyası derdest olduğunu, 5237 sayılı türk ceza kanunu madde 209/1'in dikkate alınması gerektiğini, davacıların,  davalıya borcu bulunmadığını, davalının, whatsapp mesajlarından anlaşılacağı üzere 1998-2005 tarihleri arasında 7.000 euro kira alacağının olduğunu, senedin de bu sebeple davacılar murisi ... tarafından verildiğini iddia ettiğini, oysaki davacıların murisi ...'nun ailesiyle birlikte ... Mahallesi .../KAYSERİ adresinde 1998-2005 arasında kaldığı ev, başlangıçta babası ...'ya ait olduğunu, davacıların murisi ..., ailesiyle birlikte bir kaç sene kaldıktan sonra bu ev ... tarafından ya damadı ...'ya ya da kızı ...'ya devrolduğunu, davalı, bu şekilde evin ... adına kayıtlı olduğu döneme ilişkin kira bedellerini de, alacaklı olmadığı halde talep etmekte olduğunu, mahkemece ... Tapu Sicil Müdürlüğüne yazı yazılarak davalının babası ...'ya ait taşınmazların aktif-pasif takyidatlı tapu kayıtlarının gönderilmesinin istenmesini talep ettiklerini, zira tapu kayıtları geldiğinde ...'nun bahse konu evi ne zaman devrettiği ve dolayısıyla davacıların murisi ...'nun bahse konu evde davalı veya eşi ... adına kayıtlı iken ne kadar süre kaldığı açıkça anlaşılacağını, ayrıca kira alacağının döviz cinsinden veya dövize endeksli olarak kararlaştırılması hukukumuzda mümkün olmadığını, senedin her iki tarafı da yurt içinde yerleşik şahıslar iken neden kira bedelini ve senede yazılacak tutarı euro olarak belirlemiş olsunlar 1998,1999, 2000 ve 2021 yıllarına ilişkin kira bedellerinin 01.01.2002 yılında dolaşıma giren euro para birimi üzerinden kararlaştırılmış olduğunun kabulü zaten hayatın olağan akışına, akla ve mantığa mugayir olduğunu, mahkemece tapu kayıtları geldikten sonra dosyanın bilirkişiye tevdi edilerek devir tarihinden taşınmazın tahliye edildiği 2005 yılının dördüncü ayına kadar olan dönemdeki kira bedellerinin hesaplanmasını talep ettiklerini, davacıların murisi ..., devir tarihinden taşınmazı tahliye ettiği tarihe kadarki kira borcunu da tamamen davalının eşine ödemiş olduğunu, bu sebeple davacıların, davalıya ödemesi gereken herhangi bir borç bulunmadığını, takibe konu alacağın zamanaşımına uğradığını, davacıların murisi yukarıda da izah edildiği üzere takibe konu senedi, 2005 yılının 1. ayından 4. ayına kadarki kira bedelleri için vermiş olduğunu, Kira ilişkisinin 2005 yılında sona erdiği ve senedin kira bedeli için verildiği ve açığa senet olduğu davalının da ikrarında olduğunu, davacıların murisi, söz konusu döneme ilişkin kira bedelini daha sonra ödediği halde takibe konu senedi almayı ihmal ettiğini,  senede konu alacağın zamanaşımına uğradığı açıkça ortada olduğunu, zira senedin temelindeki borç ilişkisi, davalının da ikrar ettiği üzere kira ilişkisine ilişkin olup gene davalının ikrar ettiği üzere kira ilişkisi 2005 yılında sona erdiğini, 2005 yılında muaccel olan kira alacağının 2022 yılında talep edilmesi karşısında zamanaşımı itirazında bulunduklarını, senette yer alan kayıtların gerçeğe aykırı olduğunu, davacıların murisi ..., 26.03.2022 tarihinde vefat ettiğini, davalı ise takibe konu senedi davacıların murisi ... vefat ettikten sonra doldurmuş olduğunu, zira davalının, davacı ...'e atmış olduğu ekte sunulu whatsap mesaj kayıtları incelendiğinde ... tarihinde saat 14:07 de \"...cığım senet açık senet yani üzerinde meblağ yok, abim bunu kira borcu için çift imza atıp verdi, ama bu arada başka borçlarını da ödedim dolayısıyla ben bunların toplamını senet üzerine yazacağım\" şeklinde cevap vermiş olduğunu, mesaj kayıtlarından da açıkça anlaşılacağı üzere senet bedelinin davacıların murisi ... öldükten sonra davalı tarafından doldurulduğu, düzenlenme tarihinde (senet metninde 27.06.2021) yazmaktadır) ve vade tarihinde (senet metninde 19.07.2021 yazmaktadır) senedin bedelinin senette yazılı olmadığı, 02.06.2022 tarihinden sonra yazıldığı ve dolayısıyla düzenlenme tarihi ve vade tarihine ilişkin senetteki kayıtların gerçeğe aykırı olduğu açıkça ortada olduğunu, üstelik davalı, 22.06.2022 tarihinden sonra bedelini yazdığı senet için, takip talebinden anlaşılacağı üzere senette yazılı vade tarihinden (19.07.2021) itibaren işlemiş faiz istemiş olduğunu, bu durumun hukuka aykırı olup işlemiş faize de itiraz ettiklerini, senedin düzenlenme tarihi, vade tarihi, bedeli tamamen gerçek dışı olup bu kayıtlar arasında çelişkiler bulunmakta olduğunu belirterek, öncelikle ve ivedilikle Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı icra takibinin yargılama neticeleninceye kadar teminatsız olarak durdurulmasına, akabinde davanın kabulü ile davacıların davaya ve takibe konu senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, kayseri genel icra müdürlüğünün ... esas numaralı icra takibinin ve takibe konu senedin iptaline, davalı aleyhine takip konusu tutarın %20 sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... Esas numaralı icra dosyasıyla davacılar aleyhine kambiyo senetlerine özgü haciz yoluyla icra takibi başlatılmış olduğunu, davacıların, Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2022/433 Esas numaralı dosyasıyla takibe ve borca itiraz ettiklerini, Kayseri 3. İcra Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama neticesinde ödeme emrinin takip talebine uygun düzenlenmediği gerekçesiyle ödeme emrinin iptaline karar verildiğini, bunun üzerine söz konusu karar, Kayseri Genel İcra Müdürlüğüne sunularak 04/01/2023 tarihinde takip talepleri doğrultusunda Kayseri 3.İcra Hukuk Mahkemesi ilamına uygun ödeme emri düzenlenip, borçlu vekiline tebliğe çıkarılması talep edilmiş olduğunu, söz konusu ödeme emri, icra dosya içeriğinde bulunan takip talebine uygun şekilde düzenlenerek borçlular vekiline usulüne uygun şekilde tebliğ edildiğini, söz konusu işlemde herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, zira İcra Müdürlüğü tarafından Kayseri 3.İcra Hukuk Mahkemesi ilamına uygun olarak hareket edilmiş ve takip talebine uygun ödeme emri düzenlenerek tebliğ edilmiş olduğunu, bunun üzerine, davacılar tarafından davalı aleyhine Kayseri 2. İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/27 Esas numaralı dosyasıyla takibe ve borca karşı yapmış olduğu itiraza ilişkin dava açılmış olduğunu, söz konusu davanın derdest olduğunu, iddia edilenin aksine, takibe konu senet, kambiyo senedinde bulunması gereken tüm zorunlu unsurları taşımakta olduğunu, takibe konu alacak, yabancı para alacağı olduğunu, \"Avrupa Para Birimi\" AVRO olarak kısaltılarak kullanılmakta olduğunu, bu bakımdan dava dilekçesindeki yazı ile yazılı kısımdaki değerin hangi ülke para birimine göre ödenmesi gerektiğinin anlaşılamadığına ilişkin iddialar yerinde olmadığını, Senedin, kambiyo senedi vasfında olduğunu, faiz oranın yanlış hesaplandığına, komisyona ilişkin iddialar ve zamanaşımı yönünden ileri sürülen iddiaların da kabulü mümkün olmadığını, söz konusu iddiaların tamamı, ödemeyi geciktirmeye yönelik olduğunu, ödeme emrinin düzenlenmesi ise icra müdürlüğünün görevi olup; 28/07/2022 tarihinde icra müdürlüğü tarafından ödeme emrinin gönderilmesini teminen taraflarınca talep yazılmış, müteakiben takip talebine uygun ödeme emri borçlulara tebliğe çıkarılmış olduğunu, iddiaların yazılı delil ile ispatı gerektiğini, tanık deliline dayanılmasına muvafakatleri olmadığını, zaten hukuken de buna imkan verilmediğini, mevcut davanın niteliği gözetildiğinde tanık ile ispatın mümkün olmadığı açık olmakla, tanık dinlenmesine muvafakatleri olmadığını, Yargıtay’ın, açığa atılı imza iddiasında ispat mükellefiyeti konusunda iddiasını ispat yükünün davacıya ait olduğuna yönelik birçok yerleşik kararı mevcut olduğunu, davacılar, taraflarınca kabulü mümkün olmayan WhatsApp görüşmeleri dışında herhangi bir delil ibraz etmediklerini, bundan sonra bu delilinden başka bir delil sunması da mümkün olmadığını, davacıların yalnızca ödemeyi geciktirmek maksatlı davalar açması açıkça kötü niyetli olup mahkemece işbu davanın reddi gerekmekte olduğunu, kanunda belirlenen parasal sınır, 6.640,00 TL olup dava konusu uyuşmalığın çözümü için tanık dinlenmesi mümkün olmadığını, davayı ispat külfetinin davacıda olduğunu, hmk'nun 190. maddesinin dikkate alınması gerektiğini, senede karşı tanıkla ispat yasağı gereği hmk madde 201’in dikkate alınması gerektiğini, kayseri 6. asliye hukuk mahkemesi 2022/432 esas sayılı dosyasında muris muvazaası nedeniyle tapu iptali ve tescil bunun mümkün olmaması halinde tenkis dosyasında, ... ve ... aleyhine dava açılmış olduğunu, davalıların murisi ..., babası ... ve annesi ...'ye ait aşağıda ayrıntılı olarak izah etmeye çalışacakları bazı taşınmazları, gerek murislerin sağlığında, gerekse murislerin ölümünden sonra, çeşitli şekillerde devredip, kendi mülkiyetine geçirip parasını diğer mirasçılara ödemekten kaçınmış olduklarını, yine mirasçılar arasında şahitler huzurunda yapılan çeşitli protokoller uyarınca, belirlenen anlaşmalara riayet etmeyerek gerek taşınmazları kendi üzerine alarak, gerekse taşınmazları 3. şahıslara vekaletle devir ve temlik ederek diğer mirasçıların haklarını üzerine geçirmiş olduklarını, davalıların murisi ..., sağlığında yaptığı bu haksız tasarruflar sonucunda uhdesine geçirdiği satış bedelleri haricinde, aşağıda tapu bilgilerini ayrıntılı olarak vermeye çalışacakları ve her iki dip muris ... ve ...'ye isabet etmesi gereken, terekesinde bulunan taşınmazlarını çeşitli şekillerde satarak ya da annesi ...'nin kardeşleri olan dayılarından devir alarak bütün mirasçılara payları oranında dağıtması gerekirken kendi üzerine geçirmiş olduklarını, Davalıların murisi ...'nun vefatını müteakiben söz konusu bu taşınır ve taşınmaz malvarlıklarının devrine ve miras hissesi üzerinden davacılara verilmesine yanaşmadıklarından söz konusu tapu iptali tescil ve mümkün olmayanlar bakımından tenkis ve alacak davası açılmış olduğunu, bir an için senedin açık senet olduğunu düşünürsek, elinde açık senet olduğu iddia edilen davalının elinde açık ve sonsuz şekilde imkan bulunmaktayken #8660 AVRO# şeklinde alacağını icra takibine konu etmesi dahi davalının haklılığını ispat etmekte olduğunu zira, Kayseri 6. Asliye Hukuk Mahkemesi 2022/432 Esas sayılı dosyasında Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, 3.296,39 m2, ev ve arsa vasfındaki taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, 2.441,58 m2, ev ve arsa vasfındaki taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, 1.378,46 m2, arsa vasfındaki taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, 1.468,79 m2, ev ve arsa vasfındaki taşınmaz, Kayseri İli, ... İlçesi, ... Mahallesi, ... Ada, ... Parsel, 1.229,71 m2, arsa vasfındaki taşınmazın tapu iptali tescili ve mümkün olmayanlar bakımından tenkis ve alacak davası açılmış olduğunu, böylesine karışık, tespiti güç, uzun yıllar sürebilecek olan bir davanın açılmış olması dahi davalının haklılığını ispatlar nitelikte olduğunu, zira, yukarıdaki söz konusu taşınmazlarda ve öncesinde satılan taşınmazlarda hakkı ve alacağı olan davalının haklarından ve alacaklarından mahrum edildiğini, davalı ..., tüm mirasçılar ile birlikte dava açma yoluna başvurmak yoluna gittiğini, davalının 8.660,00 AVRO'dan çok daha fazla alacağı mevcut olduğunu, böylesine zor bir durumda bırakılan, hakları elinden alınan davalının, senedi niçin 86.660,00 AVRO şeklinde ya da daha yüksek bir bedelle doldurmadı? Takibe konu senedin, veriliş amacına aykırı olarak doldurulmuş olduğu iddiası hayatın olağan akışına açıkça aykırı olduğunu, Yargıtay Hukuk Genel Kurulu 22/05/1987 tarih, 1986/11-455 E. ve 1987/413 K. sayılı ilamınnın dikkate alınması gerektiğini, İİK madde 72’nin dikkate alınması gerektiğini, İİK 72/3 maddesi hükmüne göre takipten sonra açılan menfi tespit davalarında icra takibinin durdurulması yönünde ihtiyati tedbir kararı verilmesi mümkün olmadığını ancak teminat karşılığında, icra veznesindeki paranın alacaklıya ödenmesinin durdurulmasına karar verilebileceğini, davacının da bu yönde bir talebi bulunmadığını, davacının tedbir talebinin de reddine karar verilmesi gerekmekte olduğunu belirterek, Açılmış olan davanın reddine, davacılar aleyhine takip konusu tutarın %20'sinden aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; mahkememizce yapılan yargılama sonucunda, her ne kadar davalı tarafça davanın reddine karar verilmesi talep edilmiş ise de, davacı tarafça Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan 27/06/2021 düzenleme, 19/07/2021 vade tarihli, 8.660 Euro bedelli bononun davacıların murisi ...’dan, davalının 19/08/1996 yılında devraldığı taşınmazda kiracı olarak oturduğu dönem için alındığı ( murisin 1998-2005 yılları arası oturduğu iddiası ile) ve kira parası borcu nedeni ile davalıya borcu olunmadığı belirtilmiş olmakla, davacılar ile davalı arasında yapıldığı anlaşılan yazışmalar içeriğine göre dava konusu senedin düzenlenme sebebinin kira ilişkisi olduğu ve kiradan kaynaklı alacakların BK madde 147 gereğince 5 yıllık ( borç tarihi itibari ile geçerli olan 818 sayılı Borçlar Kanunun 126. maddesi ile de aynı şekilde kira alacaklarında 5 yıllık zamanaşımı düzenlenmiştir. ) zamanaşımına tabi olduğu ve temel ilişki dikkate alındığında davacıların murisinin en son 2005 yılının 4. Ayında taşınmazda oturmuş olması ile ( davalının taşınmazı 21/06/2005 yılında ... isimli kişiye devrettiği görülmüştür.) son kira bedeli dikkate alındığında dahi senedin düzenlenme tarihi itibari ile alacağın zamanaşımına uğradığı değerlendirilmiş ve zamanaşımına uğramış borç nedeni ile sonradan düzenlenen senetten dolayı davacıların murisinin borçlu olmayacağı kabul edilmiştir.<br>Mahkememizce senedin kira ilişkisi nedeni ile düzenlendiği ve alacağın kira alacağı olduğu kabul edilmekle birlikte davalı tarafça yazışmalarda davacıların murisinin başka borçları olduğu da belirtilmekle bu hususta dikkate alınmış ve Sulh Hukuk Mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi yoluna gidilmemiştir.<br>Davalı tarafça yukarda açıklandığı üzere yazışmalarda davacıların murisinin kira borcu dışında başka borçları olduğunda belirtilerek senet bedeline bu miktarlarında eklendiği söylenmiş ise de davalı tarafın söz konusu alacakları dosya kapsamında ispat edemediği görülmüş ve bu kısım yönünden de kira borcu ile birlikte davacı tarafın herhangi bir borcu olmadığı değerlendirilmiş;<br>1-DAVANIN KABULÜ İLE; Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında takibe konulan 27/06/2021 düzenleme, 19/07/2021 vade tarihli, 8.660 Euro bedelli bono nedeni ile davacıların davalıya borçlu olmadığının tespitine,<br>2-Kayseri Genel İcra Müdürlüğü ... Esas sayılı dosyasında davacılar yönünden takibin durdurulduğunun bildirilmesi için icra müdürlüğüne müzekkere yazılmasına,<br>3-Davacı tarafça takibin kötüniyetle yapıldığı ispatlanamadığından İİK madde 72/5 gereğince davacı tarafın tazminat talebinin reddine, dair karar verildiği anlaşılmıştır. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka, hakkaniyete ve kanuna aykırı olduğunu, kıymetli evrakta mücerretlik ilkesinin geçerli olduğunu, senette yerleşmiş olan hak ile bu hakkın ihdasına sebep olan işlem arasında bağlantı ve illiyet olmadığını, TTK 749. maddesi gereği poliçeyi kabul edene karşı ileri sürülecek poliçeden doğan istemlerin vadenin geldiği tarihten itibaren üç yıl geçmekle zamanaşımına uğrayacağını, beyaza imza atan kişinin senedin anlaşmaya aykırı olarak kendi zararına doldurulabileceğini genel hayat tecrübesiyle bilmesi gerektiğini, buna rağmen açığa imza atmış olmakla kendisinden beklenen dikkat ve ihtimamı sarf etmediğinden hukukun hikayesinden yararlanamayacağını, ispat yükünün davacı tarafta olduğunu, yazılı delille ispatlaması gerektiğini, mevcut davanın niteliği ve miktar sınırı gözetildiğinde tanık ile ıspatın mümkün olmadığı açık olmasına rağmen mahkeme tarafından tanıkların dinlendiğini, bir an için senedin açık senet olduğu düşünülürse, elinde açık senet olduğu iddia edilen müvekkilinin elinde açık ve sonsuz şekilde imkan bulunmaktayken #8660 AVRO# şeklinde alacağını icra takibine konu etmesi dahi müvekkilinin haklılığını ispat ettiğini, takibe konu senedin verilmiş amacına aykırı olarak doldurulmuş olduğu iddiasının hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE <br>Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede;<br>Dava, davacıların Kayseri Genel İcra Müdürlüğünün ... esas sayılı dosyası nedeni ile davalıya borçlu olup olmadığı ve borçlu ise miktarı hususlarına ilişkindir. <br>Dava dilekçesi içeriğinden takibe konu bononun kira borcundan dolayı davalı tarafa verildiğinin iddia edildiği anlaşılmaktadır. <br>01.10.2011 tarihinde yürürlüğe giren 6100 Sayılı HMK'nun 4/1-a maddesine göre “Kiralanan taşınmazların, 09.06.1932 tarihli ve 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununa göre ilamsız icra yoluyla tahliyesine ilişkin hükümler ayrık olmak üzere, kira ilişkisinden doğan alacak davaları da dâhil olmak üzere tüm uyuşmazlıkları konu alan davalar ile bu davalara karşı açılan davalarda” Sulh Hukuk Mahkemesi görevlidir.<br>Somut olayda, davacılar, kira borcundan dolayı murisleri tarafından keşide edilen senet nedeniyle borçlu olmadığının tespiti isteminde bulunmuş olup, uyuşmazlık kira ilişkisinden kaynaklanmaktadır. Dava, 13.01.2023 tarihinde 6100 sayılı HMK'nın yürürlüğe girmesinden sonra açıldığına göre görevli mahkeme Sulh Hukuk Mahkemesidir.<br>Görevle ilgili düzenlemeler kamu düzenine ilişkin olup, taraflar ileri sürmese dahi yargılamanın her aşamasında re'sen gözetilir. Taraflar da yargılama bitinceye kadar görev itirazında bulunabilirler. Görev itirazı yapılmamış olsa bile re'sen mahkeme, ilk önce görevli olup olmadığını inceleyip karara bağlamalıdır.<br>Hal böyle olunca, mahkemece; uyuşmazlığın çözümünde Sulh Hukuk Mahkemesinin görevli olduğu gözetilerek, görevsizlik nedeniyle HMK'nın 114/1-c ve 115/2. maddeleri uyarınca davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken, bu yön gözardı edilerek davanın esası hakkında hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olup bozmayı gerektirmiştir.\" ibaresi yer almıştır.<br>Bu itibarla, istinaf başvurusunda bulunan davalı vekilinin istinaf talepleri  nazara alınarak ilk derece mahkemesi kararının HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince kaldırılarak, dosyanın mahkemesine iadesine dair aşağıdaki şekilde karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-) Davalı vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a/3. maddesi gereğince Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2023/53 Esas, 2024/893 Karar sayılı KARARININ KALDIRILMASINA,<br>2-) Davanın yukarıda gerekçe bölümünde belirtilen hususlar değerlendirilerek yeniden görülmesi için dosyanın MAHKEMESİNE İADESİNE,<br>3-) Peşin alınan istinaf karar harcının istek halinde istinaf kanun yoluna başvurana iadesine,<br>4-) İstinaf yargılaması sırasında duruşma açılmadığından istinaf kanun yoluna başvuran yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yeniden verilecek kararda dikkate alınmasına,<br>6-) İstinaf yargılaması bakımından istinaf kanun yoluna başvuran tarafından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>7-) Kararın kesin olması nedeniyle taraflara tebliği, harç ve avans iadesi işlemlerinin HMK'nın md. 302/5 ve 359/3 uyarınca ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dair; tarafların yokluğunda, 6100 sayılı HMK md. 353/1-a/3. maddesi gereğince dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK md. 353/1 - a, 362/1 - g maddeleri uyarınca KESİN olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 29/04/2026<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a46a2f6f9ec66972","SID":"6fb85565f4fa1c39"}}