{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   11. HUKUK DAİRESİ                       Esas-Karar No   2024/1089 - 2026/419<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/1089 <br>KARAR NO\t: 2026/419<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:  DİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t:  İpoteğin Kaldırılması<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ                  :  02/04/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ   :  02/04/2026<br><br><br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın reddine dair verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili ve davalı Tapu ve Kadastro Müdürlüğü vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br> Davacı vekili; ... İlçesi, ... Mahallesi,.....ada, ..... parsel sayılı yerde mukim, .......sayılı mesken nitelikli taşınmazın müvekkiline ait olduğunu, bu evde yeğeni ve yeğeninin çocuklarının ikamet ettiğini, müvekkilinin 1945 doğumlu olduğunu ve okuma yazmasının olmadığını, müvekkilinin davalı şirket yetkilisi olan ... tarafından ........ Tapu Müdürlüğüne götürülerek burada adına kayıtlı taşınmaz üzerinde davalı banka lehine 1.500.000,00 TL bedelli 1. sıra ipotek şerhi işlendiğini, müvekkilinin yapılan işlemin niteliğinden habersiz olduğunu, ipotek senedinde imzası bulunan 2 şahit şahsı da hiç bir şekilde tanımadığını, ipotek tesisinin davacının yeğenlerinin davacının e-devlet kayıtlarını incelemesi üzerine öğrenildiğini, adı geçen davalı ......'nın borcu kapatarak ipoteği fek ettireceğini beyan etmesine rağmen herhangi bir çabasının söz konusu olmadığını, davalı bankadan çektiği kredilerini de ödeme niyetlerinin olmadığını, davalı......nın aile dostu olduğunu ve müvekkilinin yaşlılığı ve eğitimsizliğinden yararlandığını, işlem esnasında Türkçe bilmeyen müvekkiline işlemin niteliği tapu memurları tarafından da izah edilmediğinden iradesinin fesada uğratılmasında katkılarının bulunduğunu, davalı şirketin diğer davalı bankaya olan borcunu ödemede temerrüte düştüğünü, banka tarafından iş bu taşınmazın ipotek senedine dayanılarak ipoteğin paraya çevrilmesi yolu ile satışından endişelerinin olduğunu belirterek, ... İlçesi, ... Mahallesi,....ada, ..... parsel sayılı yerde mukim, ........'de kayıtlı taşınmaz üzerindeki ipoteğin kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.  <br>Davalı ....... Bankası A.Ş. vekili; dava konusu ipoteğin müvekkili ....... Şubesi ile davalı ........şahıs firması arasındaki kredi ilişkilerine teminat olmak üzere müvekkili banka lehine tesis edildiğini, ilgili taşınmaz üzerine 13.10.2021 tarihli ipotek belgesi ile müvekkili banka lehine 1. dereceden 1.500.000,00 TL bedelle ipotek şerhi işlendiğini, ... Tapu Müdürlüğünce yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu, malikin okuma yazma bilmemesi nedeniyle işlemin iki şahit huzurunda yapıldığını, bu şahitlerden birisinin de takip borçlusu ve müvekkili banka müşterisi olan ... olduğunu, dava dilekçesinde davacının iki şahidi de tanımadığı iddiasının asılsız olduğunu, zira yine aynı dava dilekçesinde ......'nın davacının aile dostu olduğunun belirtildiğini, davanın açılış amacının müvekkili bankanın kullandırdığı kredinin teminatı için alınmış olan taşınmaz ipoteğini kaldırarak taşınmazı satıştan kurtarmak olduğunu, Tapu Müdürlüğünde yapılan işleme güven esası bulunduğunu, dava dilekçesinde davacının tapu dairesinde yapılacak işlemden haberinin olmadığı belirtilmiş ise de tapu dairesine asıl gitme amacının belirtilmediğini, tapu dairesine başvurup işlem yapmamanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, yapılacak işlemin ne olduğundan haberinin olmamasının mümkün görünmediğini, tapu memurlarının yapılacak işlemler hakkında, özellikle de okuma yazma bilmeyen taraflara bilgi verdiğini ve işlemin ne olduğunu anlattıklarını, resmi senet okunarak ve okutularak davacının imzası (parmak izinin)  alındığını ve yapılan işleme onay verildiğini, bu durumun ipotek resmi senedinde açıkça görüldüğünü, aksini iddia eden davacının ispat etmesi gerektiğini, iyi niyetli olan müvekkili banka hakkının korunması gerektiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini istemiştir. <br>Davalı Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü vekili; davanın süresinde açılmadığını, bu nedenle zaman aşımı def’inde bulunduklarını, dava değerinin düşük gösterildiğini, gerçek dava değeri üzerinden harcın ikmal edilmesi gerektiğini, ... Tapu Müdürlüğü'ne husumet yöneltilemeyeceğini, ... Tapu Müdürlüğü'nün tüzel kişiliği bulunmadığını, davalı tapu müdürlüğünün kusuru ya da ihmalinin bulunmadığını, dava konusu taşınmaz üzerine, 13.10.2021 tarihli ipotek belgesi ile banka lehine 1. dereceden 1.500.000 TL bedelle ipotek şerhi işlendiğini, ... Tapu Müdürlüğünce yapılan işlemin mevzuata uygun olduğunu, malikin okuma yazma bilmemesi nedeniyle işlemin iki şahit huzurunda yapıldığını, davacının tapu dairesinde yapılacak işlemden haberinin olmadığı belirtilmiş ise de tapu dairesine asıl gitme amacının belirtilmediğini, tapu dairesine başvurup işlem yapmamanın hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, tapu memurlarının yapılacak işlemler hakkında özellikle de okuma yazma bilmeyen taraflara bilgi verdiğini ve işlemin ne olduğunu anlattıklarını, özetle davacının yapılan işlemden haberdar olduğunu, bu durumun ipotek resmi senedinde açıkça görüldüğünü, davacının parmak izinin kendisine ait olmadığı yönünde iddiasının bulunmadığını, davacı e-devlet kayıtlarının incelenmesi ile işlemden haberdar olduğunu beyan etmişse de davacının tapu senedi/ipotek belgesini aldığına dair kendi parmak iziyle onay verdiğini, dolayısıyla ipotek belgesini de işlemden hemen sonra aldığını ve yapılan işlemden haberdar olduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; davacı adına tapuda kayıtlı taşınmaz üzerine davacının rızası ile üst sınır ipoteği konulduğu, ipotek sözleşmesinin düzenlenmesi sırasında okuma yazma bilmeyen davacının eğitimsizlik ve yaşlılığından faydalanıldığı, sözleşmenin geçersiz olduğu iddiası ile ipoteğin fekki istemli davanın açıldığı, davacıya ait taşınmazın satılarak paraya çevrilmesi için Diyarbakır İcra Dairesi'nin 2022/59308 Esas sayılı dosyasından ipoteğin paraya çevrilmesi yoluyla icra takibine geçildiği ve ödeme emrinin davacıya 20.06.2022 tarihinde tebliğ edildiği, davacının hileye düşürüldüğünü bu tarihte öğrendiği varsayıldığında, davacı tarafından 1 yıllık hak düşürücü içerisinde 24.06.2022 tarihinde davanın açılmış olduğu, davacı vekilinin dava dilekçesinde davacı asilin okuma yazma bilmemesi dolayısı ile eğitimsizliği ve yaşlılığı nedeni ile irade fesadına uğradığını belirttiği, TMK'nın 6. maddesi gereğince, ileri sürdürdüğü bir vakıadan lehine haklar çıkaran kimsenin iddia ettiği olayları ispat etmesi gerektiği, davacı vekilinin ipoteğin fekki talebinde dayandığı vakıalara ilişkin usule uygun bir delile dosya kapsamında rastlanmadığı, her ne kadar tapu memurlarınca izah edilmediğinden ve davacı asilin okuma yazma bilmediğinden bahsedilmiş ise de hukuken okuma yazma bilmeyen kimselerin işlemleri nasıl yapacağının hükme bağlandığı, buna göre ipotek işlemi tapu dairelerinde yapılan bir işlem olmakla; tapu sicil tüzüğüne göre duruma bakıldığında tapu işlemlerinde, istem sahiplerinden biri veya birkaçının imza atamaması, okuma ve yazma bilmemesi, kimliklerinde şüpheye düşülmesi, ölünceye kadar bakma sözleşmesi ile mevzuatın öngördüğü diğer hâllerde iki tanık bulundurulacağı, tanıklar, bilirkişi ve tercümanın da resmî senedi veya istem belgesini imzalayacakları, resmî senede veya istem belgesine, tanık, bilirkişi ve tercümanın yerleşim yeri ve kimlik bilgilerinin yazılacağı, tanık, bilirkişi ve tercümanın okuma yazma bilmesi ve fiil ehliyetine sahip olması gerektiği, istem sahiplerinden biri veya birkaçı imza bilmiyorsa, sol elin başparmağı, yoksa sağ elin başparmağı, o da yoksa diğer parmaklardan birinin ilgili belgeye bastırılacağı, sol el başparmağı dışında bir parmak kullanılmışsa, hangi parmağın bastırıldığının yazılacağı, somut dosyadaki ipotek belgesinden de anlaşılacağı üzere işlemlerin tapu sicil tüzüğüne uygun yapıldığı, davacının davasını ispatlayamadığı gerekçesiyle davalılar ....... Bankası A.Ş. ve ... aleyhine açılan davanın esastan reddine, davalı ... Tapu Müdürlüğü'ne dava yöneltilmiş ise de ... Tapu Müdürlüğü'nün tüzel kişiliğinin bulunmadığı, dolayısı ile de bu davalıya husumetin yöneltilemeyeceği, davacı yanın 24.11.2022 tarihli duruşmada davalı ... Tapu Müdürlüğü'ne davanın yöneltildiğini, tüzel kişiliğinin olduğunu tekraren belirttiği, HMK'nın 124. maddesinin davada uygulanamayacağı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın husumetten reddine karar verilmiştir. <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; dosyaya kazandırılan ipotek belgelerinde görüldüğü üzere, tanıklardan biri olan ...'nın bizatihi müvekkilini aldatan şahıs olduğunu, bu şahsın aynı zamanda lehine ipotek tesisi kurulan firmanın tek yetkilisi ve sahibi olduğunu, bu hususun işlem esnasında hazır bulunan davalı banka temsilcisi tarafından da bilindiğini, oldukça yaşlı, ağır derecede hasta ve okuma yazma bilgisinden yoksun olan müvekkilinin aldatıldığına yönelik en önemli hususlardan birine işaret ettiğini, Mahkemece müvekkilinin okur yazar olup olmadığı ile ilgili bir araştırma yapılmadığını ve müvekkilinin dinlenmediğini, işlemin şeklen sıhhatli görünmesinin butlan nedenlerinin ileri sürülmesine engel olamayacağını, hata, hile, ikrah ve diğer butlan nedenlerinin tanık ve sair delillerle de ispatlanabileceğini, ancak bu hususun göz ardı edildiğini, müvekkilinin ipotek tesis tarihinde dahi birileri koluna girip onu yürütmediği takdirde tek başına yürüyemeyecek kadar hasta ve yaşlı olduğunu, hali hazırda da yarı yatalak durumda olan müvekkilinin Mahkemece sağlık kuruluna sevk edilerek temyiz kudretinin araştırılması gerekirken bu hususa iltifat etmeksizin verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, Mahkemece tanıkların dinlenmediğini, esasen davalılardan ... şirketi duruşmalarda hazır bulunmadığı, cevapları elde edilmediği halde taraf teşkili sağlanmadan karar tesis edildiğini, ipotek tesis işlemi esnasında salonu gösterir kameraların kayıtlarının istenerek dosyaya kazandırılması halinde tapu memurlarının müvekkilini bilgilendirip bilgilendirmedikleri de anlaşılabilecekken bu yönde bir araştırma yapılmadığını beyan ederek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı Tapu ve Kadastro Müdürlüğü vekili; Yerel Mahkemece ... Tapu Müdürlüğü yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verildiğini, dosyada Tapu Müdürlüğünü temsil ettikleri halde lehe vekalet ücreti takdir edilmediğini beyan ederek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir. <br>Mahkemece 13.01.2023 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin kararda; ... Tapu Müdürlüğü yönünden açılan davanın pasif husumet yokluğundan usulden reddine, Türkiye Halk Bankası A.Ş ve ... yönünden davanın esastan reddine  karar verildiği, dosyada  Tapu Kadastro Genel Müdürlüğünün taraf olmaması nedeniyle Av. ...'ın istinaf talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Davalı Tapu Müdürlüğü vekilince 13.01.2023 tarihli istinaf başvurusunun değerlendirilmesine ilişkin karara yönelik istinaf dilekçesinde; ... Tapu Müdürlüğü'nün Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü'ne bağlı bir birim olduğunu, Diyarbakır il ve ilçelerindeki tüm tapu müdürlükleri dava takip işlemlerinin hazine avukatı olarak taraflarınca yapıldığını, bu nedenle açılan davada pasif husumet yokluğundan usulden reddine karar verildiğine göre lehe vekalet ücreti takdir edilmesi gerektiğini belirterek kararın kaldırılmasına ve lehlerine vekalet ücreti takdir edilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun (HMK) 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, ipotek tesisinde irade fesadı bulunduğu iddiasına dayalı olarak ipoteğin kaldırılması istemine ilişkindir. <br>Dosyanın incelenmesinde; davalı ... Tapu Müdürlüğü tarafından 13.10.2021 tarih, 34479 yevmiye sayılı resmi senet ile davacı adına kayıtlı ... İlçesi, ... Mahallesi, 765 ada, 3 parsel sayılı yerde mukim, B Blok Kat:1 bağımsız Bölüm No:1 sayılı mesken nitelikli taşınmaz üzerine davalı Türkiye Halk Bankası A.Ş. lehine 1.500.000,00 TL bedelli ipotek kaydı tesis edildiği, anılan senette davacının parmak izi kullanıldığı ve işlemde davalı ... ile dava dışı Orhan Başçı'nın tanık olarak imzalarının bulunduğu, davacı tarafından eldeki davada ipotek belgesinin irade sakatlığına bağlı olarak düzenlenmesi nedeniyle kaldırılmasının talep edildiği anlaşılmaktadır.<br>Kamu düzeni yönünden yapılan değerlendirmede;<br>Taraf ehliyeti 6100 Sayılı HMK'nın 114/1-d maddesinde dava şartları arasında sayılmış olup, davanın her aşamasında ileri sürülebilir. Taraflarca ileri sürülmese dahi, mahkemece tarafların bu yönde bir savunmasının olup olmadığına bakılmaksızın re'sen gözönünde tutulması gerekir. Taraf ehliyeti, davada taraf olabilme yeteneğidir. Taraf ehliyeti Medeni Hukuktaki medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin medeni usul hukukunda büründüğü şekildir. 6100 Sayılı HMK 'nın 50. maddesi ile 4721 sayılı TMK'nın 8. ve 48. maddelerinde kimlerin taraf ehliyetine sahip bulunduğu belirlenmiştir. Buna göre, medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyeti bulunan her gerçek ve tüzel kişi davada taraf olabilme ehliyetine de sahiptir. <br>Somut olayda, ... Tapu Müdürlüğü davalı olarak gösterilmiştir. Ancak davalı ... Tapu Müdürlüğü'nün ayrı bir tüzel kişiliği bulunmamaktadır. Mahkemece davacı yanın 24.11.2022 tarihli duruşmada davalı ... Tapu Müdürlüğü'ne davanın yöneltildiğini, tüzel kişiliğinin olduğunu tekraren belirttiği, HMK'nın 124. maddesinin davada uygulanamayacağı gerekçesiyle bu davalı yönünden davanın husumet yokluğu nedeniyle reddine karar verilmiştir. Ancak dosyaya Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü tarafından cevap verilmiş, bununla birlikte Tapu Müdürlüğü adına istinaf dilekçesi ve ... Tapu Müdürlüğü adına istinafa cevap dilekçesi sunulmuş olup, dosyada vekaletname sureti bulunmadığından ve aşamalardaki dilekçelerde davalı olarak farklı müdürlükler gösterilmiş olduğundan, dilekçeleri sunan vekilin Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'nü temsil yetkisi bulunup bulunmadığı araştırılmaksızın ... Tapu Müdürlüğü aleyhine açılan davanın reddine karar verildiği, ancak davanın Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne yöneltilmesi gerektiği, davacının Tapu Kadastro Genel Müdürlüğü yerine ... Tapu Müdürlüğünü hasım olarak göstermesinin temsilcide hata niteliğinde olduğu, temsilcide hata halinde davanın husumet nedeniyle reddedilmeyip doğru hasma  tebliğ yapılarak taraf teşkilinin sağlanabileceği açıktır. (Bkz; Yargıtay 1. HD'nin 05/06/2023 tarihli 2021/8472 E., 2023/3194 K., Yargıtay 16. HD'nin 24/02/2021 tarihli 2020/9678 E., 2021/1563 K. sayılı ilamları)   <br>Açıklanan yasal düzenlemeler çerçevesinde, Mahkemece 6100 sayılı HMK'nın 124. maddesi gereğince, husumetin doğru tarafa yöneltilmesi için davacıya mehil verilerek, Tapu ve Kadastro Genel Müdürlüğü'ne dava dilekçesi ve duruşma günü tebliğ edilerek ve davaya iştiraki sağlanarak, göstereceği delillerin de gözetilmesi suretiyle, sonucuna göre iddia ve savunma çerçevesinde toplanacak tüm deliller birlikte tartışılıp değerlendirilerek, dava konusu talep hakkında olumlu veya olumsuz karar verilmesi, ayrıca taraf teşkili yönünden koşullarının bulunması halinde HMK'nın 124/4. maddesi de değerlendirilmek suretiyle karar verilmesi gerekirken, usuli eksiklik giderilmeden yazılı gerekçeler ile işin esasına girilerek karar verilmesi yerinde görülmemiştir.  <br>Esasa ilişkin istinaf istemleri yönünden yapılan değerlendirmede;<br> Bir sözleşme yapılırken taraflardan birinin işlem iradesinin oluşum veya beyanı aşamasında ortaya çıkan sakatlıklara irade bozukluğu denir (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 24. Baskı, Ankara 2019, s. 422). İrade bozukluğu hâlleri, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanununun (TBK) 30. ila 39. maddeleri arasında bu defa \"yanılma\", \"aldatma\" ve \"korkutma\" başlıkları altında düzenlenmiştir. <br>Hilenin (aldatmanın) varlığının kabulü için bazı şartların gerçekleşmesine ihtiyaç vardır: Birinci şart \"aldatma fiili\"dir. Aldatan şahıs diğerini yanıltmış (hataya düşürmüş) olmalıdır. Fakat karşı tarafın düştüğü bu yanılmanın esaslı olması gerekmez (TBK 36/1). Çünkü aldatan hiçbir surette korunmaya layık değildir. Aldatan, sözleşmenin yapılması ve özellikle görüşmeler sırasında, belirli konu ve hususlarda doğru olmayan bilgiler vermekte veya bazı hususları dürüstlük kuralına göre açıklaması gerekirken kasten gizlemektedir. İkinci şart; \"aldatma kastı\"dır. Aldatan, karşı tarafı sözleşme yapmaya ikna etmek için ona bilerek ve isteyerek (kasten) gerçek dışı beyanda bulunmuş olmalıdır. Başka bir deyişle, yalan söyleyende karşı tarafı aldatmak ve onun gerçeği bilmesi hâlinde yapmayacak olduğu bir sözleşmeyi yapmağa sevk etmek niyeti bulunmalıdır. Eğer bir kimse, bilmemesi ağır bir kusur teşkil etmesine rağmen, durumu bilmeden bir beyanda bulunmuş ise aldatma kastı yoktur. Üçüncü şart ise \"illiyet bağı\"dır. Sözleşme aldatma sonucu, onun etkisi ile yapılmalıdır. Aldatılan yapmış olduğu sözleşmeyi, aldatma olmasıydı ya hiç yapmayacak ya da daha iyi şartlarda yapacak idiyse, illiyet bağı gerçekleşmiş olur. Aldatma fiili, sözleşmenin kurulmasının asli şartı olmalı, aldatma ile sözleşmenin kurulması arasında tabi bir illiyet bağı bulunmalıdır (Fikret Eren, Borçlar Hukuku Genel Hükümler, 24. Baskı, Ankara 2019, s. 447 vd.; Yargıtay HGK'nın 08/07/2020, E. 2017/1-1831, K. 2020/549 K.; 20/10/2010, E. 2010/1-502, K. 2010/536 tarih ve sayılı kararları).<br>Aldatmayı (hileyi) ispat yükü, aldatılan tarafa aittir. Hata, hile ve ikrah iddialarının senede bağlanması mümkün olmadığından senetle ispat edilmesinde maddi imkânsızlık vardır. Bu nedenle hukuki işlemlerdeki irade bozukluğu iddiaları, 6100 sayılı HMK'nın 203/1-ç maddesinde senede karşı senetle ispat zorunluluğunun istisnaları arasında sayılmıştır. Sözleşme resmî senetle yapılmış olsa dahi 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) \"Resmî belgelerle ispat\" kenar başlıklı 7. maddesi \"Resmî sicil ve senetler, belgeledikleri olguların doğruluğuna kanıt oluşturur. Bunların içeriğinin doğru olmadığının ispatı, kanunlarda başka bir hüküm bulunmadıkça, her hangi bir şekle bağlı değildir\" hükmünü taşıdığından, hile (aldatma) olgusunun tanık dâhil her türlü delille ispatı mümkündür (Yargıtay HGK'nın 11/02/2021, E.  2017/1-1216, K. 2021/60 tarih ve sayılı kararı).<br>Yukarıda anılan yasal hükümler ve yargısal içtihatlar ışığında dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; ipoteğe ilişkin resmî senedin düzenlendiği tarihte ve halen yürürlükte bulunan Tapu Sicili Tüzüğü'nün 21/1. maddesinde sözleşme düzenlenmesi gereken işlemlerde resmi senet düzenleneceğinin, yine aynı Tüzüğün 85/1. maddesinde de tapu işlemleri ile ilgili olarak düzenlenen istem belgesi, resmi senet, tapu senedi ve ipotek belgelerinin birer örneğinin, müdürlük tarafından hak sahiplerine verileceğinin düzenlendiği, resmi senet içeriğinin tanıklar huzurunda tapu görevlisi tarafından ipotek borçlusuna okunacağı ve tapu senedinin bir örneğinin verileceği belirtilmiştir. <br>6100 sayılı HMK’nın “Ön İnceleme Duruşması” başlıklı 140/5. maddesine göre; ön inceleme duruşmasında, 139. madde uyarınca yapılan ihtara rağmen taraflara dilekçelerinde gösterdikleri, ancak henüz sunmadıkları belgeleri mahkemeye sunmaları veya başka yerden getirtilecek belgelerin getirtilebilmesi amacıyla gereken açıklamayı yapmaları için iki haftalık kesin süre verilir. Bu hususların verilen kesin süre içinde tam olarak yerine getirilmemesi hâlinde, o delile dayanmaktan vazgeçilmiş sayılmasına karar verilir. <br>Yukarıdaki düzenlemeler doğrultusunda somut olaya bakıldığında; davacı tarafından davacının yaşlılığı ve bilgisizliğinden faydalanılarak hile ile iradesi sakatlanmak suretiyle ipotek işleminin tesis edildiği iddia edilmiştir. Mahkemece 03.11.2022 tarihli ön inceleme celsesinde taraf beyanları alınarak bir sonraki celse tahkikat aşamasına geçilmesine karar verilmiş, taraf delillerinin toplanması, varsa tanıkların bildirilmesi yönünde bir ara karar kurulmamış, 24.11.2022 tarihli ikinci celsede tahkikata yönelik taraf beyanları alındıktan sonra tahkikata son verilmiş, aynı celsede sözlü yargılamaya geçilerek taraf beyanları alındıktan sonra davanın esası hakkında karar verilmiştir.<br>Bu şekilde Mahkemece davaya dayanak iddiaların ispatı yönünden davacı tarafça bildirilen tüm delillerin toplanmamış olması,  6100 sayılı HMK'nın 140/5. maddesi uyarınca ön inceleme duruşmasında taraflara sunulmamış olan tüm delillerinin sunulması ve bu arada tanıkların isim ve adreslerinin bildirilmesi hususunda iki haftalık kesin süre verilmesi ve verilen kesin süreye rağmen tanıkların bildirilmemesi halinde bu delillere dayanmaktan vazgeçmiş sayılacaklarının ihtar edilmesi gerekli iken bu hususa riayet edilmeksizin davacı tarafından bildirilen tüm deliller toplanmadan, özellikle irade fesatlığı iddiasına dair tanıklarını bildirmesine imkan tanınmadan davanın esası hakkında karar verilmesi isabetsiz görülmüştür.<br>Bunun yanı sıra;  Dairemizce dosya kapsamında yapılan Uyap Sistemi sorgulamasında davacı Halide Mersin'in 01.12.2024 tarihinde vefat ettiği görülmüş olup, Mahkemece vefat eden davacı Halide Mersin’in mirasçıları belirlenerek ve mirasçılarına tebligat yapılarak usulünce taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam olunup karar verilmesi gerektiği dikkate alınmalıdır.<br>Yukarıda anılan gerekçelerle, 7251 sayılı Kanunun 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353. maddesi gereğince, İlk Derece Mahkemesince uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış ve değerlendirilmemiş olması, ayrıca Dairemizce kamu düzeni yönünden yapılan değerlendirmede taraf teşkilinin sağlanmamış olması nedenleriyle, davacı vekili ile davalı tapu müdürlüğü istinaf başvurusunun kabulü ile; İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 ve 355. maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılarak sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın Mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>    1-)\tDavacı vekili ile davalı Tapu Müdürlüğü vekilinin istinaf istemlerinin ayrı ayrı KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a-6 ve 355. maddeleri uyarınca  KALDIRILMASINA,<br>2-)\tGerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-)\t492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden taraflara ayrı ayrı İADESİNE,<br>4-)\tİstinaf kanun yoluna başvuran davacı ve davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,<br>5-)\tİstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-)\t6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik 359/4. maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE, <br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a ve 362/1-g maddeleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.<br>02/04/2026<br>\t<br>\t\t\t<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a0be0bc00d9a7e49","SID":"e86ea2dbf7758a95"}}