{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. DİYARBAKIR BAM   6. HUKUK DAİRESİ                                        Esas-Karar No: 2024/757 - 2026/447<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/757 <br>KARAR NO\t: 2026/447<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN\t:<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br><br>DAVANIN KONUSU\t: \tİtirazın İptali<br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ                  \t:  \t02/04/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ   \t:  \t02/05/2026<br><br>Taraflar arasında görülen davada İlk Derece Mahkemesince verilen kararın istinaf incelemesi davacı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; müvekkili şirketin davalı şirketten 7.307,23 Euro alacağı bulunduğunu, bu miktarın takip tarihindeki TCMB döviz kuru karşılığı olan miktar üzerinden Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2019/181092 E. sayılı dosyası üzerinden başlatılan ilamsız icra takibine konu edildiğini, davalı tarafça borca ve yetkiye itirazda bulunulduğunu, ancak davalı tarafın borca itirazının yerinde olmadığını, müvekkili şirketle arasındaki ticari ilişki gereği davalının takip konusu borçtan ferileriyle birlikte sorumlu olduğunu, davalı şirketin müvekkilinin alacağını sürüncemede bırakmak maksadıyla takibe itiraz ettiğini, itirazın hukuki dayanağının bulunmadığını, müvekkilinin takibe konu alacağının ticari kayıtlar ve şirket kayıtlarıyla ispat olunacağını ileri sürerek; davalının Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2019/181092 E. sayılı takip dosyasına yapmış olduğu itirazın iptaline ve takibin devamına, davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili; yetkili icra dairesinin ve yetkili mahkemenin müvekkilinin yerleşim yeri olan Şırnak İcra Daireleri ve Mahkemeleri olduğunu, bu nedenle icra dairesinin ve mahkemenin yetkisine itirazda bulunduklarını, müvekkilinin davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, davacı alacaklı tarafından icra takibi başlatırken herhangi bir belgeye dayanılmadığını, borcun sebebi olarak “Cari Alacak 7.303,71 Euro” şeklinde açıklama yapıldığını, 2004 sayılı İİK'nun 58. maddesine göre; takip talebinde senet, senet yoksa borcun sebebinin gösterileceğini, alacak belgeye dayanmakta ise de belgenin aslının veya alacaklı yahut mümessili tarafından tasdik edilmiş, borçlu sayısından bir fazla örneğinin takip talebi anında icra dairesine tevdiinin mecburi olduğunu, davacı tarafın takipte dayanmadığı veya takibe eklemediği belgelere itirazın iptali davasında dayanmasının mümkün olmadığını, bu kapsamda davacı alacaklının takipte dayanmadığı ticari defter ve kayıtlara itirazın iptali davasına dayanmasının mümkün olmadığını, davacının takip dayanağı cari hesap alacağının dayanağını ve varlığını icra takibinde dayanmış olduğu belgelerle ispat yükü altında olduğunu, herhangi bir belgeye dayanmamış olduğu için davanın esasına girmeden usulden reddi gerektiğini, borcu kabul etmemek kaydıyla böyle bir alacak bulunsa dahi alacağın zamanaşımına uğradığını, icra inkar tazminatının koşullarının oluşmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br> İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; yapılan yargılama, toplanan deliller, aldırılan bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre, davacının delil niteliğine haiz defterlerine göre taraflar arasında akdi ilişki bulunduğu ve davacının ticari ilişki kapsamında davalıdan 21.326,15 TL alacaklı olduğunun kabul edildiği, her ne kadar davacı tarafça alacağının Euro cinsinden olduğu iddia edilmiş ise de, davacının ticari defterlerinde araç satışına ilişkin 7 adet faturanın kayıtlı olduğu ve faturalarda yazılı bedellerin tamanının TL cinsinden yazılı olduğu, öte yandan davacı tarafça satış bedelinin Euro cinsinden olduğuna dair dosyaya yazılı bir delil sunulmadığı anlaşılmakla davacı taraf bu yöne ilişkin iddiasını ispatlayamadığı,  bu nedenle davanın kısmen kabulü ile 21.326,15 TL asıl alacak miktarı üzerinden davalının itirazının iptali ile icra takibinin bu miktar üzerinden devamına, tarafların tacir olması nedeniyle asıl alacağa takip tarihinden itibaren avans faizi işletilmesine, alacağın faturaya dayalı olması sebebiyle bilinebilir olduğu ve bu haliyle likit olduğu kabul edilerek hüküm altına alınan alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatı ödenmesine karar verilmiştir.<br>Karara karşı, davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>İstinaf kanun yoluna başvuran davacı vekili; taraflar arasındaki anlaşmaya göre davalı tarafın müvekkili firmaya ödemeleri Euro olarak yaptığını, hem icra dosyasında hem de ilk derece yargılaması boyunca davalı tarafın müvekkili şirket ile arasındaki sözleşmesel ilişkiyi inkar etmediğini, taraflar arasındaki süregelen ticari ilişkide ödemelerin Euro olarak yapıldığının açık olduğunu, davalının ne icra dosyasına sunduğu borca itiraz dilekçesinde ne de eldeki davaya sunduğu cevap dilekçesinde borcun Euro üzerinden takibe konulmasına bir itirazda bulunmadığını, müvekkili şirketin anılan dönemde sattığı araçları ...Türk A.Ş.'den Euro bazında ücretlendirmeyle aldığını, taraflar arası akdi ilişki ve basiretli tacir niteliğine haiz olması gereken davalının ödemelerinin Euro cinsinden olduğunun ve alacak miktarına ilişkin hesaplamanın da bu şekilde olması gerektiğinin bariz olduğunu, dosyada tanzim edilen bilirkişi raporunda müvekkili şirketin muhasebesel ilkelere uygun kayıt yaptığının tespit edildiğini, dava dosyasında ve bilirkişi raporunda uyuşmazlığa ilişkin bilgi ve belgeler incelenerek yapılan hesaplamada tarihler ile döviz kurlarının uyumlu olduğunun tespit edildiğini, davalının ödemeleri Euro üzerinden yapmasının icra dosyasına sunulan borca itiraz dilekçesinde veya ilk derece mahkemesinde alacağın Euro üzerinden takibe geçilmesine itiraz etmemesinin de ikrar niteliğinde olduğunu ileri sürerek istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebepler ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesinde; <br>Dava, 2004 sayılı İİK'nın 67. maddesi gereğince ilâmsız icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>2004 sayılı İİK m. 67/1 hükmüne göre; takip talebine itiraz edilen alacaklı, itirazın tebliği tarihinden itibaren bir sene içinde mahkemeye başvurarak, genel hükümler dairesinde alacağının varlığını ispat suretiyle itirazın iptalini dava edebilir. <br>Dosya içeriğinde bulunan Diyarbakır İcra Müdürlüğünün 2024/17978 E. (eski Diyarbakır 9. İcra Müdürlüğünün 2019/181092 E.) sayılı icra takip dosyasının incelenmesinden; davacı/takip alacaklısı tarafından davalı/takip borçlusu aleyhine 7.303,71 Euro para alacağı için Örnek No: 7 ilâmsız icra takibi yapıldığı, ödeme emrinin davalı/takip borçlusuna 28/10/2019 tarihinde tebliğ edildiği, davalı/takip borçlusu tarafından da 31/10/2019 tarihli dilekçe ile borca ve icra dairesinin yetkisine itiraz edildiği, itirazın yasal (7) günlük sürede olduğu; borçlunun yasal (7) günlük süresi içerisindeki itirazı üzerine takibin 2004 sayılı İİK m. 66 hükmü uyarınca kendiliğinden durduğu, itirazın iptali davasının 1 yıllık hak düşürücü sürede 23/07/2020 tarihinde açıldığı anlaşılmıştır. <br> Mahkemenin, davanın esası hakkında yargılama yapabilmesi (davayı esastan inceleyebilmesi) için varlığı veya yokluğu gerekli olan hâllere dava şartları denir. Dava şartlarının amacı, bir davanın esası hakkında incelemeye geçilebilmesi için gerekli bütün şartları ve bunların incelenmesi usulünü tespit etmek, böylece davaların daha çabuk, basit ve ekonomik bir şekilde sonuçlanmasına yardımcı olmaktır (Baki Kuru, İstinaf Sistemine Göre Yazılmış Medeni Usul Hukuku, İstanbul 2016, s. 190).<br>Dava şartlarının neler olduğu 6100 sayılı HMK'nun m. 114(1) hükmünde sıralanmış olup anılan Kanun'un ikinci fıkrası \"Diğer kanunlarda yer alan dava şartlarına ilişkin hükümler saklıdır\" hükmünü içermektedir. 6100 sayılı HMK'nun 114. maddesinde sıralananlar dışında başka kanunlarda da dava şartı olarak öngörülmüş hâller söz konusu olabilir.<br> İtirazın iptali davaları (2004 sayılı İİK m. 67); alacaklının takip talebi (2004 sayılı İİK m. 58) sonrasında borçlunun kendisine gönderilen ödeme emrine itirazı (2004 sayılı İİK m. 60, 61, 62) üzerine duran (2004 sayılı İİK m. 66/1)  takibin devamını sağlamaya yönelik bir davadır.<br>Tüm takip yolları bir takip talebiyle başlar.  İlâmsız takibin konusunu değer ölçüsü ve değişim aracı olma özelliğine sahip tüm para alacakları oluşturur. Takip talebi ve muhtevasının ne şekilde olması gerektiği 2004 sayılı İİK'nın 58 inci maddesi ile 11/04/2005 tarih ve 25783 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan İcra ve İflas Kanunu Yönetmeliğinde düzenlenmiştir.<br>Eldeki itirazın iptali davası bakımından da öncelikle, itirazın iptali davasına özgü dava şartları üzerinde durulması gereklidir:<br>(i) 6098 sayılı TBK'nun 99. maddesine nazaran dava konusu olayda yabancı para (Euro) alacağı bulunup bulunmadığı ve yabancı para (Euro) üzerinden takip yapılmasının mümkün olup olmadığının değerlendirilmesi:<br> 6098 sayılı TBK'nun 99. maddesi (818 sayılı BK'nun 83. maddesi); “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” şeklindedir.<br>İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılamada davacıya ait 2012 yılına ait ticari defterler (yevmiye, defteri kebir ve envanter defterleri) ile taraflarca 2012 yılında bağlı oldukları Vergi Dairelerine bildirdikleri 2012 yılına ait BA/BS formları üzerinde inceleme yapılması için dosyanın mali müşavir bilirkişiye tevdi edildiği, mali müşavir bilirkişiden alınan 31/08/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; davacı tarafın yasal ticari defter kayıtlarında yer alan/görülen ve de davacı tarafından Form BS ile davalı tarafından Form BA ile karşılıklı olarak birbirleri ile örtüşmek suretiyle veya birbirleri ile tam olarak tutarlı ve uyumlu olarak taraflarca Gelir İdaresi Başkanlığına bildirimleri yapılan davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen davaya konu takibe dayanak yapılan 30/11/2012 tarihli A serisi 0224418 nolu vergiler (KDV ve ÖTV bağlamında) dâhil 175.357,71 TL tutarlı fatura ve davaya konu takibe dayanak yapılmayan 6 adet faturanın genel toplamı olan 1.125.757,61 TL’lik tutar ile davalı tarafından/hesabından davacı tarafa/hesabına yapılan muhteviyatları tevsik edici belge mahiyetindeki banka dekontlarına dair ödemeler genel toplamı olan 1.104.431,46 TL’lik tutar arasındaki fark olan 21.326,15 TL’lik tutar kadar davacı .....A.Ş.’nin davalı ...... Ltd. Şti.’den davaya konu takibe dayanak yapılan faturadan kaynaklı/iktisaplı olarak alacağının olduğunun tespit edildiği, ancak davacı tarafından davalı tarafa düzenlenen faturalar içeriğinde Türk Lirası dışında \"Euro\" bazlı yabancı para cinsinden herhangi bir parasal verinin/bilginin tespit edilemediği yönünde görüş ve kanaat bildirildiği anlaşılmıştır.<br>Somut olayda; itirazın iptali davasına konu ilamsız takipte davacı alacaklı tarafından  yabancı para (Euro) alacağının tahsili talebinde bulunulduğu, oysa taraflar arasında yabancı para borcu doğuran bir sözleşme ya da akdi ilişki bulunmadığı gibi, davacı tarafından düzenlenen faturaların TL cinsinden düzenlendiği, davaya konu icra takibinin satış sözleşmesi çerçevesinde satılan  araçların  bakiye bedelinin  tahsiline  amacına yönelik olduğu ve sözleşmenin TL üzerinden kurulduğu gözetildiğinde, dava konusu olayda yabacı para borcunun söz konusu olmadığı, bu durumda yabancı para üzerinden takip  yapılmasının mümkün olmadığı ve geçerli bir icra takibinin bulunmadığı anlaşılmaktadır.<br>(ii) Öte yandan takip talebinde yabancı para (Euro) alacağının TL karşılığının (harca esas değerinin) gösterilmemiş olması ile takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı para (Euro) alacağının hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin gösterilmemesinin takibe ve davaya etkisinin değerlendirilmesi:<br>6098 sayılı TBK'nun 99. maddesi (818 sayılı BK'nun 83. maddesi); “Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme ya da bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen veya vade ya da fiilî ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parası ile ödenmesini isteyebilir.” şeklindedir.<br>2004 sayılı İİK'nun 58. maddesinin 3. fıkrasında; alacağın veya istenen teminatın Türk parasıyla tutarının ve faizli alacaklarda faizin miktarı ile işlemeye başladığı günün, alacak veya teminat yabancı para ise alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğinin ve faizinin, takip talebinde belirtilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine aynı Kanun'un 60. maddesinin birinci fıkrasının birinci bendinde; alacaklının veya vekilinin banka hesap numarası hariç olmak üzere, 58. maddeye göre takip talebine yazılması lazım gelen kayıtların ödeme emrinde bulunması gerektiği belirtilmiştir. Alacaklı takip talebinde (vade veya takip talebi günündeki rayice göre ödeme yerine) fiili ödeme günündeki rayice (döviz kuruna) göre alacağının Türk parası ile ödenmesini isteyebilir. Bunun için alacaklı yabancı para alacağının (takip tarihindeki kur üzerinden) Türk parası karşılığını takip talebinde göstermesi ve ayrıca yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki kurdan talep ediyorsa bu hususu da takip talebinde belirtmek zorundadır.<br>Buna göre; alacaklı, yabancı para alacağının TL karşılığını ve alacağın hangi tarihteki kur üzerinden talep edildiğini, takip talebinde göstermek zorunda olup, buna bağlı olarak bu zorunluluğun ödeme emrinde de yerine getirilmesi gerekmektedir. Anılan noksanlık kamu düzeni ile ilgili ve devletin hükümranlık haklarına ilişkin olması nedeniyle takibin her safhasında re'sen göz önünde tutulmalıdır (Yargıtay HGK’nun 12/05/1999 tarih 99/12-271 E., 99/301 K. sayılı kararı).<br>Somut uyuşmazlıkta, takip tarihi 17/10/2019 olup UYAP sisteminde kayıtlı aynı tarihli takip talebinde 7.303,71 Euro alacağın tahsili istenilmekle birlikte yabancı para alacağının TL karşılığının gösterilmediği gibi, harca esas değerinin de Türk Lirası olarak yazılı olmadığı görülmüştür. Her ne kadar, takip tarihinden 5 gün sonra 22/10/2019 tarihinde icra müdürlüğüne sunulan ek takip talebinde harca esas değerin 47.818,12 TL olarak yazıldığı görülmüş ise de; usulsüz olan ilk takip talebi iptal edilmeden ikinci bir takip talebinde bulunulması sureti ile takibe devam edilmesi mümkün değildir. <br>İcra takibi de bir dava gibi düşünüleceğinden ilk sunulan takip talebi iptal edilmeden sonradan sunulan takip taleplerinin bir hüküm ifade etmeyeceği Yargıtay'ın yerleşik uygulamasıdır (Yargıtay HGK’nun 21/05/2025 tarih 2024/12-523 E., 2024/332 K. sayılı kararı). <br>O halde, UYAP sisteminde kayıtlı ilk takip talebinde yabancı para alacağının harca esas değer olarak Türk Lirası karşılığı gösterilmediğinden, ortada geçerli bir takip bulunmamaktadır.<br>Öte yandan, yukarıda ifade edildiği üzere, alacaklı, yabancı para alacağının fiili ödeme tarihindeki TCMB döviz kuru karşılığı TL cinsinden tahsili talep ediyorsa, takip talebinde ve ödeme emrinde açıkça bu hususun da yazılması gerekmektedir. Somut olaydaki icra dosyasında yer alan takip talebi ve ödeme emrinde \"fiili ödeme tarihi\" ibaresi yazılmış ise de, bu tarihteki Türk Lirası karşılığının istendiğinin belirtilmediği, dolayısıyla alacaklının takip talebinde EURO olarak talep edilen alacağın aynen tahsilini istediği anlaşılmaktadır. <br>O halde, 2004 sayılı İİK'nın 58/3 maddesi uyarınca takip talebinde yabancı para alacağının Türk Lirası karşılığının gösterilmediği gibi, takip talebinde ve ödeme emrinde yabancı paranın fiili ödeme tarihindeki kur üzerinden Türk Lirası karşılığının ödenmesi hususunun yer almadığı, yabancı paranın aynen tahsilinin talep edildiği, bu hususların kamu düzenine ilişkin olması nedeniyle Mahkemece re'sen de dikkate alınması gerektiği gözetilerek (Yargıtay 12. HD'nin 14/01/2026 tarih ve 2025/7448 E., 2026/109 K. sayılı kararı); geçerli bir icra takibinin bulunmaması nedeniyle, itirazın iptali davasına özgü dava şartının gerçekleşmediği anlaşılmaktadır.<br>Her ne kadar kararı davacı alacaklı taraf istinaf etmiş ise de, Yargıtay HGK'nun 06/10/2004 tarih ve 2004/1-433 E. sayılı kararında da benimsendiği üzere, kamu düzenine aykırılıkta aleyhe bozma ilkesi nazara alınamayacağından, kararın alacaklı tarafından istinaf edilmiş olması sonuca etkili olmayıp, kamu düzeni ile ilgili olan İİK’nın 58. maddesi gözetilmek suretiyle karar vermek gerekir (Yargıtay 12. HD’nin 20/03/2024 tarih ve 2023/6289 E., 2024/2689 K. sayılı kararı).<br>Sonuç olarak, itirazın iptali davalarında usulüne uygun ve hukuken geçerli bir icra takibinin bulunmasının bu daya özgü bir dava şartı olduğu, somut olayda yukarıdan beri gerekçelendirilen hususlar muvacehesinde usulüne uygun bir icra takibinin bulunmadığı anlaşıldığından, İlk Derece Mahkemesince davanın itirazın iptali davsına özgü dava şartı yokluğundan usûlden reddine karar verilmesi gerekirken, davanın esası hakkında yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, dava şartlarının mevcut olup olmadığının, kanun yolu incelemesi dâhil davanın her aşamasında re'sen araştırılması gerektiğinden, davacı vekilinin istinaf taleplerinin yerinde olmadığı görülmekle birlikte, İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-b-2 hükmü uyarınca usulüne uygun bir icra takibi bulunmaması ve itirazın iptali davasına özgü dava ön koşulunun gerçekleşmemesi nedeniyle Dairemizce kamu düzeni ilkesi gereği re'sen kaldırılmasına, davanın, dava şartı yokluğundan 6100 sayılı HMK'nun m. 114(2) ve 115(2) hükümleri gereğince usulden reddine, davalının ispatlanamayan kötü niyet tazminat talebinin reddine karar verilmiş, aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmiştir. <br>Ayrıca, Dairemizce İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılarak davanın itirazın iptali davasına özgü dava şartı yokluğu nedeniyle usûlden reddine karar verilmiş olup; karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin m. 7(2) hükmünde, davanın dinlenebilmesi için kanunlarda öngörülen ön şartın yerine getirilmemiş olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi halinde Tarifenin ikinci kısmının ikinci bölümünde yazılı (maktu) miktarları geçmemek üzere üçüncü kısımda yazılı (nispi) avukatlık ücretine hükmolunacağı düzenlendiğinden; davacı aleyhine dava değeri olan 57.845,38 TL'nin %16'sına göre hesaplanan (9.255,26 TL) nispi vekalet ücretine hükmedilmiştir (Bkz. Yargıtay 11. HD'nin 04/11/2015 tarih ve 2015/12252 E., 2015/11535 K. sayılı ilâmı).<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>I-)  Davacı vekilinin İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararına yönelik istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden REDDİNE,<br>II-) 6100 sayılı HMK’nın 355. maddesinin birinci fıkrası ikinci cümlesi gereği re'sen görülen kamu düzenine aykırılık nedeniyle İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararın KALDIRILMASINA, HMK m. 353(1)-b-2 hükmü gereğince YENİDEN HÜKÜM KURULMASINA, Buna göre; <br>1-)\tDavacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın itirazın iptali davalarına özgü dava şartı yokluğu nedeniyle USULDEN REDDİNE, <br>2-) 492 sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 732,00 TL karar ve ilam harcının, dava açılırken davacı tarafından yatırılan 861,28 TL peşin harçtan MAHSUBUNA, fazla alınan 129,28 TL harcın karar kesinleştiğinde talebi halinde davacıya İADESİNE,<br>3-)\tDavalı taraf kendisini vekille temsil ettirdiğinden Avukatlık Asgarî Ücret Tarifesi m. 7(2) hükmündeki düzenleme gözetilerek hesaplanan 9.255,26 TL nispi vekâlet ücretinin davacıdan alınarak davalıya VERİLMESİNE, <br>4-)\tİlk derece yargılaması esnasında yapılan yargılama giderlerinin davacı üzerinde BIRAKILMASINA, <br>5-)\tDavalı tarafından ilk derece yargılaması esnasında yapılan herhangi bir yargılama gideri tespit edilemediğinden, bu hususta karar verilmesine YER OLMADIĞINA, <br>6-) .....Arabuluculuk Bürosunun\t...büro, .......arabuluculuk numaralı dosyasında dava şartı olan zorunlu arabuluculuk masrafı olarak yapılan 1.320,00 TL yargılama giderinin davacıdan alınarak Hazineye GELİR KAYDINA, bu hususta 6183 sayılı Kanun hükümleri uyarınca gerekli işlemlerin İlk Derece Mahkemesince İCRASINA,<br>7-)\tTaraflarca yatırılan gider/delil avansından arta kısmın 6100 sayılı HMK'nın m. 333, HMK Yönetmeliğinin m. 207/1  ve HMK Gider Avansı Tarifesinin m. 5 hükümleri uyarınca ilgilisine İADESİNE, <br>III-) İstinaf kanun yoluna başvuran davacı tarafından yatırılan 1.169,40 TL istinaf başvuru harcının Hazineye GELİR KAYDINA, 427,60 TL maktu istinaf karar ve ilâm harcının talep halinde İlk Derece Mahkemesince istinaf eden davacıya İADESİNE,<br>IV-) İstinaf başvurusunun resen gözetilen sebeplerle kabul edildiği dikkate alınarak, istinaf başvurusu nedeniyle yapılan istinaf yargılama giderlerinin takdiren davacı üzerinde BIRAKILMASINA,<br>V-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından davalı yararına vekâlet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br> VI-) Dairemiz kararının kesin olması nedeniyle, 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 362(1)-a ve 7550 sayılı Kanun ile değişik Ek 1. maddesinin 2. Fıkrası hükümleri gereğince, dava değerinin (57.845,38 TL) davanın açıldığı 2020 yılında geçerli olan temyiz kesinlik sınırının (72.070,00 TL) altında olması nedeniyle miktar itibarıyla KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.02/04/2026<br>\t\t\t\t<br><br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0c0778a984f68fb8","SID":"481c3b727a217803"}}