{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/642 <br>KARAR NO\t: 2026/658<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 10/01/2023<br>NUMARASI\t: 2022/550 Esas - 2023/18 Karar\t<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Nitelikteki Hizmet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 13/06/2022<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 09/04/2026<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;\t<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili tarafından davalı aleyhine Bakırköy 13. İcra Dairesinin... esas sayılı dosyasında ilamsız takip başlatıldığını, davalının takibe haksız olarak itiraz ettiğini, davalının müvekkilinden iplik satın aldığını, ürün fiyatları USD olarak belirlendiği için davalının ödeme günü kur farkını müvekkiline ödediğini, taraflar arasındaki ilişkinin bu şekilde yürütüldüğünü, müvekkilince davaya konu satışa ilişkin 31.07.2022 tarihli 5.522,50-USD bedelli, 06.08.2022 tarihli 293,68-USD bedelli ve 31.08.2022 tarihli 3.632,51-USD bedelli faturaların düzenlendiğini, davalının müvekkiline 20.12.2022 tarihli 85.810-TL bedelli çeki verdiğini ve çek bedelinin müvekkilince tahsil edildiğini, davalının ... yazışmaları ile kur farkını ödeyeceğini beyan ettiğini, ancak ödeme yapmadığını belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.  <br>CEVAP: Davalı vekili; davacının düzenlemiş olduğu 3 adet faturaya karşılık müvekkilince davacıya 20.12.2021 vadeli 85.810-TL bedelli çeki verdiğini ve davacının ödemeyi ihtirazi kayıt ileri sürmeksizin kabul ettiğini, Türk Lirası üzerinden düzenlenen çek ile yapılan ödemeyi kabul eden davacının, bu aşamadan sonra kur farkı isteyemeyeceğini, iddia edilen ... yazışmalarının hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, yazışmaları yapan kişinin müvekkili şirketin yetkilisi olmadığı gibi, şirket adına alım satım yapma yetkisinin bulunmadığını belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI: Mahkemece; taraflar arasındaki mal alım satım ilişkisinin yabancı para cinsinden olduğu, faturaların malın USD değeri gösterilerek düzenlendiği, bu halde kural olarak davacının davalıdan kur farkı alacağı talep etme hakkının bulunduğu, ancak davacı defterlerinde yer alan 31.08.2021 tarihli kayıt ile davalının davacıya 85.810,78-TL borçlu gözüktüğü, davacının ise bu borç bedeline karşılık 20.12.2021 tarihli ve 85.810-TL bedelli çeki teslim aldığı ve ticari defterlerine kaydettiği, bu halde TL bedeli üzerinden düzenlenen çeki teslim alarak defterlerine kaydeden davacının, çek ile ödenen faturalar yönünden kur farkı talep edemeyeceği, zira çekin ödeme vasıtası olduğu ve çekin teslim alınma tarihinde ödemenin gerçekleştiğinin kabulünün gerekeceği,  taraflar arasında TL çek ile tahsilatı yapılması halinde kur farkı talep edilebileceği yönünde bir sözleşmenin de bulunmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; davalının ... kayıtları ile kabul ettiği borcu, kurun artması sonrasında haksız olarak reddettiğini, alınan bilirkişi raporu yüzeysel olup müvekkilinin rapora itirazlarının dikkate alınmadığını, vadeli çekle ödeme halinde ödeme günündeki kurun dikkate alınması gerektiğini, mahkeme kararında davalının ... yazışmalarının dikkate alınmadığını, sözleşme hükmünde olduğu kabul edilen yazışmalar ve faturaların, müvekkilinin davalıdan alacaklı olduğunu kanıtladığını belirterek, kararın kaldırılmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, kur farkı alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir. <br>6098 sayılı TBK'nın 99. maddesi; \"Konusu para olan borç Ülke parasıyla ödenir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle ödeme yapılması kararlaştırılmışsa, sözleşmede aynen ödeme veya bu anlama gelen bir ifade bulunmadıkça borç, ödeme günündeki rayiç üzerinden Ülke parasıyla da ödenebilir. Ülke parası dışında başka bir para birimiyle belirlenmiş ve sözleşmede aynen ödeme yada bu anlama gelen bir ifade de bulunmadıkça, borcun ödeme gününde ödenmemesi üzerine alacaklı, bu alacağının aynen  veya vade ya da fiili ödeme gününde ki rayiç üzerinden ödenmesini isteyebilir.\" hükmünü haizdir.<br>Anılan yasa hükmüne göre taraflar aynen ödeme kararlaştırılmadıkça vadesinde ödenen borçta seçim hakkı borçludadır. Dilerse yabancı para borcunu aynen, dilerse TL karşılığını öder. Vadede ödeme yapılmaması halinde seçim hakkı yine alacaklıya geçmektedir. Öncelikle kur farkının talep edilebilmesi, taraflar arasındaki sözleşmede bu konuda bir hüküm bulunmasına veya akdi ilişkinin yabancı para cinsinden olmasına bağlıdır (Yargıtay 19. HD’nin 10/04/2018 tarihli 2016/17240 E, 2018/1950 K. sayılı, 19/12/2017 tarihli 2016/12505 E, 2017/8069 K. sayılı kararları). Faturaların yabancı para birimi üzerinden düzenlenmesi, taraflar arasında dövize endeksli ticari ilişki bulunduğunu ispata yeterlidir (Yargıtay 19 HD'nin 05/12/2019 tarihli 2018/965 E, 2019/5447 K. sayılı kararı). Kur farkı talep edilebilmesi için, kur farkı uygulamasına dair bir yazılı bir sözleşme veya taraflar arasında bu yönde oluşmuş bir teamül bulunması gerekmektedir. Kur farkı talebi, kur farkı faturası düzenlenmesine de bağlı değildir. Taraflar arasında yabancı para birimine endeksli bir ticari ilişkinin varlığı halinde, kur farkı faturası düzenlenmeden de kur farkı alacağı talep edilebilir. Yine kur farkının dayanağı olan fatura bedellerinin ne şekilde ödendiği hususu da önemlidir. Zira sözleşmede aksine bir hüküm yoksa, ödemenin çekle yapılması halinde kur farkının fiyatlandırılarak çekin miktar hanesine yazıldığı kabul edilmektedir (Yargıtay 19. HD’nin 20/04/2016 tarihli 2015/16900 E, 2016/6896 K. sayılı, 14/11/2013 tarihli 2013/14587 E, 2014/17996 K. sayılı kararları).<br>Somut olayda; davacı tarafından düzenlenmiş 31.07.2022 tarihli 8.522,50-USD bedelli, 06.08.2022 tarihli 293,68-USD bedelli ve 31.08.2022 tarihli 3.632,51-USD bedelli faturalar karşılığında davacı tarafça davalıya iplik satışı yapıldığı, davalı tarafça davacıya verilen 20.12.2022 tarihli 85.810-TL bedelli çekin davacı tarafından tahsil edildiği, kur farkından kaynaklanan 92.484-TL alacağın tahsili için başlatılan takibe davalının itirazı üzerine işbu davanın açıldığı anlaşılmaktadır. Taraflar arasında akdedilmiş bir sözleşme bulunmamakla birlikte, davacının tüm satış faturaları USD para birimi üzerinden düzenlenmiştir. Bu durumda taraflar arasındaki ticari ilişkinin yabancı para cinsi üzerinden kurulduğu kabul edilmelidir. Buna göre davacının kural olarak kur farkı talep etmesi mümkün ise de davacı, alacağının tahsili için davalı tarafından verilen Türk Lirası çeki teslim almıştır. Taraflar arasında ödemelerin Türk Lirası çekler ile yapılması halinde de kur farkı ödeneceğine dair bir sözleşme hükmü bulunmadığı gibi, bu hususta taraflar arasında süregelen bir uygulamanın (teamül) varlığı da davacı tarafça ispat edilememiştir. Ancak davacı tarafından delil olarak dayanılan ... yazışmaları kapsamında davalının 21 Şubat tarihli mesajında, 10.155-USD borcuna 85.800-TL'lik çek verdiği, şu an 5.244-USD kur farkı borcunun bulunduğu kabul edilmiştir. Siparişe ilişkin olarak davacı ile davalı şirket adına ...yazışmalar yapmış olup, siparişler bu kişi tarafından verilmiştir. Davalının kur farkı borcunu kabul ettiği ... mesajındaki telefon numarası da siparişler sırasında yapılan yazışmalarda yazılı olan telefon numarasıdır. Bu durumda davalı adına davacıya sipariş veren kişinin telefon numarası üzerinden yazılan ... mesajındaki kabulün davalı şirketi bağlayacağı kabul edilmelidir. Bu nedenle her ne kadar davalının vermiş olduğu TL çek davacı tarafça ihtirazi kayıtsız olarak kabul edilmiş olsa da, davalının açık kabulü doğrultusunda davacının kur farkı talep etmesi mümkündür.<br>Kur farkından kaynaklanan bakiye alacağın tespitinde, ödeme tarihindeki kur esas alınarak Türk Lirası ödemenin yabancı para karşılığının tespiti gerekmektedir. Davacının satış faturaları toplamı KDV dahil 10.204,58-USD olup, çekin tahsil tarihindeki TCMB USD kuru (17.4731) üzerinden karşılığı 178.305,65-TL'ye tekabül etmektedir. Davacı tarafça çek ile yapılan 85.810-TL ödemenin bu tutardan mahsubu sonucunda 92.495,65-TL alacak kalmış olup, davacı tarafça da icra takibinde 92.484-TL alacak talep edilmiştir. Bu durumda davacının talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulü gerekirken, mahkemece davalının kur farkı borcunu kabulü dikkate alınmaksızın davanın reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Diğer yandan alacak likit olduğundan icra inkar tazminatı talep koşulları da oluşmuştur. <br>Açıklanan nedenlerle; davanın kabulü gerekirken reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın HMK'nın 353/(1)b-2 maddesi uyarınca kaldırılarak \"davanın kabulüne\" karar verilmiştir.\t<br>HÜKÜM:Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/550 Esas - 2023/18 Karar sayılı 10/01/2023 tarihli kararının, HMK'nın 353(1)b-2 maddesi gereği KALDIRILMASINA; <br>\"Davanın kabulüne, davalının Bakırköy 13. İcra Dairesinin... esas sayılı icra takibine yönelik itirazının iptaline, takibin 92.484-TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağa davacının takipteki talebiyle bağlı kalınarak takip tarihinden itibaren %9'u aşmamak üzere yasal faiz uygulanmasına, kabul edilen alacağın %20'si oranında 18.496,80-TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine.\"<br>İlk derece yargılamasına ilişkin olarak ;<br>\"Alınması gereken 6.317,58-TL karar ve ilam harcından davacı tarafından mahkeme veznesine peşin yatırılan 1.116,98-TL ve icra veznesine peşin yatırılan 462,42-TL olmak üzere toplam 1.579,40-TL harçtan mahsubu ile kalan 4.738,18-TL harcın davalıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydına,<br>Davacı tarafça yatırılan 1.660,10-TL peşin harçların davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>Davacı tarafından yapılan 1.400-TL bilirkişi ücreti ve 68,50-TL posta masrafı olmak üzere toplam 1.468,50-TL yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, \t<br>Adalet Bakanlığı bütçesinden karşılanan 1.320-TL arabuluculuk ücretinin davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br>Davacı lehine takdir olunan 45.000-TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,\"\t<br>Yatırılan 1.625-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde davacıya iadesine,\t<br>Davacı tarafından yapılan 132-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak erilmesine, \t<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.09/04/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"30bf922a78361c1e","SID":"a10934af8984c5ec"}}