{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2026/556 <br>KARAR NO\t: 2026/673<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: BAKIRKÖY 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 09/02/2026<br>NUMARASI\t: 2025/416 Esas - 2026/137 Karar<br>DAVA: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 10/04/2026<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; davalı tarafından Bakırköy 13. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası ile kambiyo senetlerine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, taraflar arasında 21.09.2024 tarihinde 268 koli ... marka çakmak alımına ilişkin 1.594.600 -TL bedelli ticari anlaşma yapıldığını, dava konusu 6 adet çekin bu ticari ilişki kapsamında avans olarak verildiğini, davalının malları peyderpey teslim etmeyi taahhüt ettiğini ancak malların müvekkile teslim edilmediğini, mallar teslim edilmediği için çeklerin iadesinin talep edildiğini fakat davalının müvekkili oyalayarak çekleri iade etmediği gibi  malları da teslim etmediğini, teslimata ilişkin herhangi bir belgenin bulunmadığını, buna rağmen 50.000 -TL, 345.000- TL ve dört adet 300.000- TL bedelli ve 21.09.2024, 25.09.2024, 30.09.2024 ve 25.10.2024 tarihli çeklere dayanılarak icra takibi başlatıldığını, mal teslimi gerçekleşmediğinden çeklerin bedelsiz kaldığını, bu nedenle müvekkilinin takip konusu alacaktan borçlu olmadığının tespitini ve çeklerin iptaline karar verilmesini, yargılama süresince çekler üzerine tedbiren ödeme yasağı konulmasını talep ettiğini, ayrıca takipte kötü niyet bulunduğunu ileri sürerek müvekkili lehine %20’den az olmamak üzere tazminata hükmedilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili, davacının iddialarının gerçeği yansıtmadığını ve hayal ürünü olduğunu, davacının müvekkilden aldığı ürünlere karşılık ödeme aracı olarak dava konusu çekleri tanzim edip teslim ettiğini, çeklerin avans olduğuna ve bedeli kadar mal teslimi yapılmadığına dair iddiaların yazılı delille ispat edilmesi gerektiğini, bu ispatın HMK 200 uyarınca kesin delillerle yapılması gerektiğini, davacı ile müvekkil arasında davacının iddia ettiği içerikte herhangi bir yazılı sözleşme bulunmadığını, dava değeri ve mahiyeti gereği tanık dinlenilmesine muvafakat etmediklerini ve tanık dinlenmesinin mümkün olmadığını, TBK nın 207/2 uyarınca kuralın peşin satış olduğu ve çekin mevcut borcun tasfiyesine yönelik verildiğine dair içtihatlar bulunduğunu belirterek davanın reddedilmesini talep ettiğini, ayrıca davacının kötü niyetli olduğunu ileri sürüp %20’den az olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece tarafların ticari defterlerinin incelenmesi yönünde ara karar kurulduğu, tarafların  ticari defter ve belgeleri üzerinde inceleme yapılması için 13.10.2025 tarihli celsede verilen ara karar uyarınca tarafların hazır olmadıkları, defter kayıt ve belgelerini sunmadıkları, bilirkişi ücretini yatırmadıkları, Davacının dava konusu çekler nedeniyle borçlu olmadığı iddiasının başkaca herhangi bir delille desteklenmediği anlaşıldığından davacının iddiasının ispatı için yeterli görülmediği,HMK’nın 190. maddesine göre ispat yükü; kanunda özel bir düzenleme bulunmadıkça, iddia edilen vakıaya bağlanan hukuki sonuçtan kendi lehine hak çıkaran tarafa ait olduğunu ,TMK nın 6. maddesi gereğince de, \"Kural olarak, herkes iddiasını ispat etmekle yükümlüdür.\" düzenlemesi gereği; kambiyo senedi nedeniyle borçlu olmadığı iddiasının davacı tarafça ispatı gerektiğinden ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili; taraflar arasında yapılan sözleşmeye göre verilen çeklerin karşılığı olarak teslim edilmesi gereken malların müvekkile teslim edilmemesi ile davalının edimini yerine getirmediğinden çeklerin bedelsiz kaldığını, malların teslim edilmediğine dair iddialarına ilişkin tanıklarıın dinlenmesini de talep ettiklerini, ayıca malların teslim edilmediğinin teslimata dair hiçbir belgenin olmaması ile de ortada olduğunu, davalı, çekleri aldıktan sonra kesinlikle mal teslimine de yanaşmadığı gibi çekleri de iade etmediğini, davacı müvekkil davalının malların kendisine teslimine ilişkin umudunu kaybettiğini çekleri de geri alamadığını, taraflar karşılıklı olarak kendi defterlerine dayanmış olsa dahi, mahkemece defterlerin sunulması için verilen kesin süreye rağmen defterlerini sunmayan taraf, diğer tarafın usulüne uygun tutulmuş defterlerindeki kayıtları kabul etmiş sayılabileceğini, davada her iki tarafın da defterlerini sunmadığını ileri sürerek kararın kaldırılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE: Dava, teslim edilecek malın avansı olarak verildiği ileri sürülen çek nedeniyle açılan menfi tespit istemine ilişkindir.<br>TBK'nın 207. maddesi, “Satış sözleşmesi, ... sözleşme ile aksi kararlaştırılmadıkça veya aksine bir âdet bulunmadıkça, satıcı ve alıcı borçlarını aynı anda ifa etmekle yükümlüdürler.\" hükmünü haizdir. Hükümden anlaşılacağı üzere, aksi kararlaştırılmadıkça satış sözleşmelerinde alıcı ile satıcının edimlerini aynı anda eda etmeleri esastır. O halde, alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya avans ödemesi yaptığını iddia eden davacı, bu iddiasını ispat yükü altındadır. Satış sözleşmesinde aksine bir anlaşma olmadığı takdirde, tarafların edimlerini aynı anda ifaları kural olduğundan, peşin satış karinesi uyarınca davacının davalıya avans niteliğinde ödeme yaptığını ve karşılığında mal teslim edilmediğini yazılı delillerle kanıtlaması gerekir.<br>Alım satım akdine konu malı teslim almadan satıcıya çeki verdiğini iddia eden davacı, aslın hilafını iddia ettiğinden bu iddiasını ispat yükü altındadır. Kural olarak çek bir ödeme aracı olup, mevcut bir borcun tasfiyesi amacıyla verilmektedir. Çekin ödeme dışında başka bir amaçla (örneğin avans olarak) verildiğini iddiasının davacı tarafça (HMK’nın 200. maddesi gözetilerek) ispatlanması gerekmektedir. Somut olayda; taraflar arasında yazılı bir sözleşme bulunmamaktadır. Çek bir ödeme vasıtası olup, mevcut bir borcun ödenmesi için verildiği kabul edilir. Mahkemece ticari defterler üzerinde inceleme yaptırılmasına karar verilmiş ise de  tarafların ticari defterlerini ibraz etmediği, teslim hukuki bir işlem olup teslimin yapılmadığının tanık delili ile ispatlanamayacağı gözetildiğinde ispat yükü üzerinde olan davacının davalıya borçlu olmadığını<br> kanıtlayamadığının kabulüne karar verilmesinde isabetsizlik bulunmamıştır.<br>Açıklanan nedenlerle; davacı tarafça çeklerin bedelsiz kaldığı ispatlanamadığından istinaf nedenleri yerinde olmayan davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan  reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353(1)b-1 maddesi uyarınca ESASTAN REDDİNE,<br>Peşin harcın karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>Davacı tarafından yapılan giderlerin üzerinde bırakılmasına,<br>Gerekçeli kararın bir örneğinin taraflara tebliğine,<br>HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi.10/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"d1c168d68f8e6d11","SID":"2f54281c1a186eab"}}