{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/254 <br>KARAR NO: 2026/625<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ <br>NUMARASI: 2021/951 Esas, 2024/1142 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Tazminat (Haksız Fiilden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 30/12/2021<br>İSTİNAF KARARININ <br>VERİLDİĞİ TARİH: 02/04/2026<br>YAZILDIĞI TARİH: 13/04/2026<br>Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin  2021/951 Esas, 2024/1142 Karar sayılı kararının davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dava dosyası istinaf incelemesi için Dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde mülkiyeti davalı ... A.Ş.'ye ait, diğer davalı ...'ın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç ile ... istikametine gitmekteyken; ... istikametine gitmekte olan, davacı ...'nın sevk ve idaresindeki ... plakalı araç Kayseri ... il yolu üzeri ... Mahallesi mevkiinde çarpışmış davaya konu kaza meydana geldiğini, davacı ...nın, kaza esnasında 7 aylık hamile olduğunu, aracın yolcu koltuğunda diğer davacı ... bulunduğunu, kazanın meydana gelmesinde davalı ...'ın %100 kusurlu olduğunu, davalının yasal hız sınırının çok üstünde bir hızla şerit ihlali yaptığını ve davacıların aracının bulunduğu şeride geçen davalının davacıya ait ... plakalı aracın sol ön ve orta kısmına çarptığını, davacı ...'nın her ne kadar kazanın yaşanmaması için kendi şeridinin sağına doğru manevra yapmış olsa da davalı ...'ın kullandığı aracın çok hızlı olmasından kazaya engel olamadığını, kaza tespit tutanağında da görüleceği üzere; ... plakalı araç sürücüsü davalı ...'ın 1.16 promil alkollü olduğu ve Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/1G (şeride tecavüz etme) ve 52/1B (aracın hızını, aracın yük ve teknik özelliğine, görüş, yol, hava ve trafik durumunun gerektirdiği şartlara uydurmamak) kurallarını ihlal ettiği ve dolayısıyla yaşanan kazada asli kusurlu olduğunu,  davaya konu kaza nedeniyle davacı ...'nın araç içerisinde sıkıştığını ve sol bacak büyük kemiğinde parçalı kırıklar meydana geldiğini, davacı ...'nın kaza sonrası ... Hastanesi'ne kaldırıldığını, erken doğum yaptığını, davacı ...'in henüz 7 aylıkken dünyaya geldiğini, 15 gün boyunca küvöz de yaşam mücadelesi verdiğini, davacı ...'nın ise vücudundaki kırıklar sebebiyle yaklaşık 4 saat süren bir ameliyata alındığını, bacağına platin takıldığını, davaya konu kaza sebebiyle hem erken doğum yapan hemde ağır ameliyatlar geçirmiş olan davacı ... için sürecin çok yıpratıcı geçtiğini, psikolojisi çok yıpranan davacı ... ve ... belli süre bebekleri ...'i dahi göremediklerini, onunla ilgilenme olanağı bulamadıklarını, söz konusu kaza sebebiyle davacıların tedavi amacıyla sürekli hastaneye gitmek zorunda kaldıklarını, davacıların kaza sebebiyle maddi ve manevi açıdan çok yıprandıklarını, davacı ...'nın hareket etme kabiliyetinin kısıtlandığını, halen daha bacağında şişlik bulunan davacının merdiven çıkarken, oturup kalkarken, çömelme hareketini yaparken zorlandığını, biraz ayakta durması dahi bacağında şiddetli ağrılara sebep olduğunu, davacıların ... Mahallesi'nde köyde yaşadıklarını, köy işlerinin ağır olması sebebiyle eşine ve ailesine yardım etmek isteyen davacı ...’nın bacağında ki ağrılar sebebiyle çok zorlandığını, davacılar açısından davaya konu kazanın olumsuz bütün etkileri devam ettiğini, davacı ... ve ...'in maddi zararlarından Trafik Kanunu'nun 97. maddesi uyarınca sorumlu bulunan davalı sigorta şirketine Kayseri 13. Noterliğinin ... tarih ve ... yevmiye nolu ihtarnamesi ile davacıların davaya konu kaza nedeniyle uğramış oldukları maddi zararlarından sorumlu olduğu ihtar edildiğini, ancak herhangi bir sonuç alınamadığını, davalılardan ...’ın araç sürücüsü olarak haksız fiili ifa eden sıfatıyla davacılara karşı 6098 s. Türk Borçlar Kanunun 49 ve devamı maddeleri gereğince, diğer davalı ... A.Ş'nin araç işleten sıfatıyla ve diğer davalı ... A.Ş.'nin ise ... plakalı aracın sigortacısı olmakla davacılara karşı müştereken ve müteselsilen sorumluluklarının bulunduğunu belirterek açıklanan nedenlerle fazlaya ilişkin talep ve dava hakkı saklı kalmak kaydıyla davacı ... için şimdilik 500,00 TL, davacı ... için şimdilik 100,00 TL belirsiz maddi tazminatın tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, davacı ... için 100.000,00 TL, diğer davacılar ... için 50.000,00 TL ... için 50.000,00 TL olmak üzere toplamda 200.000,00 TL manevi tazminatın ise araç sürücüsü ...’dan haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek reeskont faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesinin talep ve dava ettiği görülmüştür.<br>Davalı Sigorta vekili cevap dilekçesinde özetle: davalı şirket tarafından ... A.Ş. adına tescilli ... plakalı araç için; 30.09.2020 başlangıç, 30.09.2021 bitiş tarihli, ... no.'lu poliçe numarası ile Zorunlu Trafik Sigorta Poliçesi düzenlendiğini, davalı şirketin sorumluluğu, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olmak üzere, poliçede yazılı özel şartlar ve trafik sigortası genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, şirket tarafından yapılan ödemelerin de bu meblağdan düşülmesi gerektiğini ancak trafik sigortası bir meblağ sigortası olmayıp bir zarar sigortası olduğunu, söz konusu teminat limitinin tamamının defaten ödenmesi söz konusu olmayıp, zarar görenlerin kaza nedeniyle uğradığı gerçek maddi zararın tespiti ve sigortalının kusur oranında bu gerçek zararın tazmini esas olduğunu, yapılacak inceleme sonucunda şirket sorumluluğunda bir bedel ortaya çıktığı takdirde poliçedeki sorumluluk limitlerinin esas alınması gerektiğini, karayolları zorunlu mali sorumluluk sigortasının kara yolunda motorlu araç işletenin, işlettiği araç nedeniyle üçüncü kişilere verilen bedensel ve eşya zararlarından dolayı onun mali ve hukuki sorumluluğunu üçüncü kişilere karşı güvenceye alması nedeniyle pasif ve aynı zamanda zarar sigortası niteliğini taşıdığını, sigortanın bir zenginleşme aracı olmayıp sigorta şirketi sigortalısının kusuru oranında, kaza nedeniyle oluşan maddi zararları tazmin etmekle yükümlü olduğunu, davacı yan tarafından talep edilen maddi tazminatın varlığının ve miktarının belirlenmesi yönünden sigortalı araç sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde kusurunun varlığı ve oranının doğru olarak saptanması gerektiğini, davalı şirketin sorumluluğunun, poliçe üzerinde yazılı teminat limitleri ile sınırlı olduğunu, poliçede yazılı özel şartlar ve sigorta genel şartları kapsamı ile sınırlı olduğunu, poliçede manevi tazminatların teminat dışı bırakıldığını, davacılar tarafından talep edilen manevi tazminat miktarının fahiş olduğunu, manevi tazminatın bir zenginleşme aracı ve ceza olmaması gerektiğini, davacılardan ..., ... idaresindeki araçta yolcu iken dava konusu tek taraflı kaza meydana gelmiş olduğunu, davacının serbest iradesiyle ...'ün aracına bindiğini, hatır taşımacılığı söz konusu olduğunu, davacının emniyet kemeri vs. kullanmadığını, davayı kabul anlamına gelmemek kaydıyla, davacının müterafık kusurundan dolayı tazminatta indirim yapılması gerektiğini, 6704 Sayılı Kanunla 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanununun 'Zorunlu mali sorumluluk sigortası dışında kalan hususlar'ı düzenleyen 92.maddesi değiştirilmiş olduğunu, bu hususun dikkate alınması gerektiğini, Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları'nın A.6/D maddesinin dikkate alınması gerektiğini, mahkemece SGK'ya müzekkere yazılarak, davacılara yapılan ödemelerin ve bağlanan gelirlerin sorulmasını ve peşin sermaye değerlerinin tespitini talep ettiklerini, CMK'nın 253/19 ve Yönetmelik m.23/7 uyarınca uzlaşmanın sağlanması halinde kovuşturma konusu suç nedeniyle hukuk mahkemesinde tazminat davası açılamaz, açılmış olan davadan feragat edilmiş sayılacağını, Gaziantep Cumhuriyet Başsavcılığı'na müzekkere yazılarak Uzlaştırma dosyası var ise celbini talep ettiklerini, davalı şirket müdebbir bir tacir olarak genel kanunların ve poliçe genel ve özel şartlarının kendisine yüklediği tüm yükümlülüklerini yerine getirmiş olmakla herhangi bir temerrüdünden bahsedilemeyeceğini, davacının faiz oranı ve faiz başlangıcına ilişkin taleplerine itiraz ettiklerini, yine davayı kabul anlamına gelmemekle birlikte, davalı şirket davanın açılmasına sebebiyet vermediğinden yargılama masrafları ve vekalet ücretine mahkum edilmemesini talep ettiklerini belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>Davalı ... A.Ş vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafın iddialarının haksız ve hukuki gerekçeden yoksun olup davanın müvekkili şirket yönünden reddine karar verilmesi gerektiğini, Müvekkili ... A.Ş.  2007 yılında kurulmuş olduğunu, uzun yıllardır yapı kimyasalları alanında hizmet vermekte olduğunu, önde gelen kurumsal firmalardan biri olduğunu, Müvekkili Şirket başta kendi çalışanları olmak üzere yapılan iş dolayısıyla üçüncü kişilerin herhangi bir zarara uğramasını engellemek amacıyla iş sağlığı ve güvenliği tedbirleri başta olmak üzere gerekli tüm tedbirleri almakta olduğunu, çalışanlarını uyarmakta ve denetlemeler yaptığını, davalı ...'ın Müvekkili Şirket nezdinde 06.05.2013 başlangıç tarihli iş sözleşmesi ile beton katkıları bölge satış müdürü olarak çalışmaya başladığını, müvekkili Şirket tarafından davalı çalışana görevi gereği Türkiye il ve ilçelerinde zorunlu hallerde satış ve teknik destek verme sebepleri ile seyahat etmesi gerekeceğini bildirildiğini, bu kapsamda kendisine 4857 sayılı İş Kanunu uyarınca 02.12.2020 tarihli çalışma belgesi düzenlendiğini, müvekkili şirketin, davalı ...’ın görevi gereği araç kullanacak olması dolayısıyla davalı’yı araç sürücüsünün sorumluluklarına ilişkin olarak bilgilendirdiğini, nitekim, ... ile müvekkili şirket arasında Araç Kullanım Kuralları ve Taahhüt Formu ile Araç Sürücüsünün Sorumlulukları dokümanları imzalandığını, davalı ...'ın, ... tarihinde mesai saatleri içerisinde müvekkili şirket tarafından kendisine tahsis edilen aracı, iş sözleşmesine, İş Kanunu’na, Karayolları Trafik Kanunu’na, Araç Kullanım Kuralları ve Taahhüt Formu ile Araç Sürücüsünün Sorumlulukları’na aykırı bir şekilde alkollü olarak kullandığını ve davaya konu kazanın yaşanmasına sebebiyet verdiğini, müvekkili şirket’in davacı tarafın tazminat taleplerinden sorumlu tutulmasının kabul edilemeyeceğini, müvekkili şirketin, işveren olarak, davalı ...’ın üçüncü kişilere zarar vermemesini önlemek amacıyla tüm tedbirleri aldığını, hal böyle iken, müvekkili Şirket’in objektif özen yükümlülüğünü yerine getirmediğinden bahisle davacı tarafından tazminatı taleplerinden sorumlu olması kabul edilemeyeceğini, kaza tespit tutanağı’nda; davalı ...’ın kullanmakta olduğu ... plakalı araç ile ... istikametine giden ...’ün kullandığı ... plakalı aracın şeridinde aracının sol kısmı ile ...’ün kullanmakta olduğu aracın sol ön ve orta kısmına çarpması sonucu trafik kazası meydana geldiğini, kaza sonucunda davalı ...'ın asli kusurlu olduğunu, açıklanan ve mahkememizce re’sen tespit edilecek nedenlerle, fazlaya ilişkin haklarının saklı tutularak, haksız ve hukuka aykırı davanın tüm fer’ileri ile birlikte esastan reddini talep ettiği görülmüştür.<br>Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı tarafından açılan maddi manevi tazminat davası haksız ve kötüniyetli olduğunu, reddi gerektiğini, talep edilen tazminat sömürü amacını taşımakla kabul etmediklerini, her bir alacak kalemine ilişkin itirazları olduğunu, kusur yönünden; Yüksek mahkeme kararlarına göre dava konusu kazanın meydana gelmesinde alkolün tek başına etkisi var mıdır bu araştırılması gerektiğini, olayın meydana geldiği zaman kış ayı olup, olay yerinde aşırı tipi ve buzlanma söz konusu olduğunu, ayrıca 1,16 promil alkol, kişinin kendisini kaybetmeyeceği, az sayılabilecek bir alkol oranı olduğunu, sırf alkollü olması sebebiyle davalıya kusur yüklenebilmesi mümkün olmadığını,  davalının da bu kaza neticesinde sağ ayak bileği, sol kalçası ve 3 tane kaburgasi kırıldığını, dolayısıyla Trafik Kaza Tutanağı'nda belirlenen kusur oranını da kabul etmediklerini, trafik kaza tutanağının dava dilekçesine eklenmediğini, bu belge ve diğer deliller de taraflarına tebliğ edilmediğini, tebliği halinde itirazlarını sunma haklarının saklı tuttuklarını, kaldı ki kaza tutanağında davalı asli kusur verildiğini, bu tam kusur olmadığını, dolayısıyla kaza tutanağındaki tespit doğru olsa dahi davacı taraf en iyi ihtimalle tali kusurlu olduğunu, kazanın meydana geldiği şeridin nasıl belirlendiğini de anlayamadıklarını, zira yukarıda belirtildiği gibi yoğun bir kar yağışı ve tipi söz konusu olduğunu,  ayrıca olay yerine gelen ambulansa, polis aracının arkadan çarptığını, kazanın önlenemez nitelikte olduğunu, alkolün etkisinin olmadığını, dolayısıyla belirlenecek tazminatın, hem kusur oranlarına hem de kaçınılmazlığa göre gerekeceğini, ayrıca davalı araç içerisinde iki kişinin de olduğunu, soruşturma dosyasında beyanları bulunduğunu, tanık olarak da dinlenmelerini istediklerini, ortada bir maluliyetin söz konusu olmadığından talebin reddini, ayrıca yeni doğan bebek ... için nasıl bir maddi tazminatının doğacağı anlaşılamamış olduğunu, ayrıca davacılara, diğer davalı ... A.Ş. tarafından 72.000,00 TL civarında maddi tazminat ödendiğini, bu bedelin dilekçelerine yazmamaları kötü niyetlerinin göstergesi olduğunu,  davacının kendi kusurundan faydalanamayacağının değerlendirilmesi gerektiğini, yine, davacının yeni doğan bebek ... için, manevi tazminat talebinde bulunduğunu, manevi tazminatın kişiye sıkı sıkıya bağlı bir alacak kalemi olmakla, yeni doğan bir bebeğin manevi yönden ızdırap çekmesi de düşünülemeyeceğini, reddini talep ettiklerini, yine davacı tarafın, meydana gelen kaza, ölümlü ya da büyük oranda maluliyet ihtiva eden bir kazaymışçasına yüksek oranda manevi tazminat talep etmekle, sömürü amacının taşındığını, davalının 6-7 ay kadar tedavi gördüğünü ve sonrasında davacıları ziyarete gittiğini, davacı ...'ün, 100.000,00 TL tazminat vermesi durumunda davacı ve şikayetçi olmayacağını belirttiğini, davacıların en başından beri niyetinin davalıyı sömürmek olup, mahkemenin bu haksız tutumu göreceğini ayrıca tüm alacak kalemleri açısından zamanaşımı itirazları bulunduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesinin talep edildiği görülmüştür.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; <br>\"1-Davalı ... Şirketi hakkında açılan maddi tazminat davasının feragat nedeni ile reddine, <br>2-Diğer davalılar yönünden MADDİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davacı ... için 10.230,36 TL geçici iş göremezlik tazminatı, 385.422,57 TL kalıcı iş göremezlik tazminatı ve 7.500 TL tedavi gideri ile davacı ... için 3000 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 406.152,93 TL tazminat bedelinin davalılar ... ile ... AŞ’den olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara hakettikleri bedelin ayrı ayrı ve ayrıca velayet kapsamında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>3-MANEVİ TAZMİNAT DAVASININ KISMEN KABULÜ KISMEN REDDİ İLE, davacı ... için 50.0000,00 TL, davacı ... için 20.000,00 TL ve davacı ... için 30.000,00 TL olmak üzere toplam 100.000,00 TL tazminat bedelinin davalı ...’dan olay tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsili ile davacılara hakettiklerini bedelin ayrı ayrı ve ayrıca velayet kapsamında verilmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine, <br>4-Davalı ... A.Ş. hakkında usulüne uygun açılmış manevi tazminat davası olmadığından davalı hakkında karar verilmesine yer olmadığına, ...\" dair karar verildiği görülmüştür.<br>İşbu kararı davalı ... A.Ş. vekili tarafından süresinde istinaf edilmiştir.  <br>TARAFLARCA İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davalı ... A.Ş. vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin davacı tarafın tazminat taleplerinden sorumlu tutulamayacağını, müvekkili şirketin işveren olarak üzerine düşen tüm yükümlülükleri yerine getirdiğini, gerekçeli karar ile, zarar-fiil ve illiyet bağı ilişkilerinin değerlendirilmediğini, dava konusu kazada meydana gelen zararın davalı ...'ın alkollü araç kullanması ve olumsuz hava koşullarından kaynaklandığını, aracın işletilmesi ile zarar arasında illiyet bağının kesildiğini, davacının kusur durumunun incelenmediğini, gerekçeli kararda zarar ile fiil arasında nedensellik bağının ele alınmadığını, açıklanmadığını, hükme esas alınan Adli Tıp Kurumu raporunun eksik ve hatalı olduğunu, bu raporun hükme esas alınmasının mümkün olmadığını, olay yerine gelen polis arabası ve ambulansın da birbirine çarpmış olduğunu, olumsuz hava koşullarının da kusur durumuna etki ettiği hususunun hiçbir surette değerlendirilmediğini, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesiz olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle yeniden yargılama yapılarak kusur oranlarının doğru tespit edilmesini ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını, davanın tüm talepler yönünden reddini, tehiri icra taleplerinin kabulünü talep ettiği görülmüştür. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Yukarıda ayrıntılı bilgileri yazılı Kayseri 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/12/2024 tarihli, 2021/951 Esas ve 2024/1142 Karar sayılı gerekçeli kararına karşı davalı ... A.Ş. vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş ve dosya istinaf incelemesi yapılmak üzere Dairemize tevzi edilmiş olmakla dosya incelendi. <br>Duruşma açılmasını gerektiren sebepler bulunmadığından HMK'nın 353 ve 355. maddeleri gereğince inceleme ve müzakereler dosya üzerinden yürütülmüştür.<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesindeki düzenleme gereğince tarafların istinaf sebepleri ve kamu düzenine ilişkin hususlar ile bağlı kalınarak ilk derece mahkemesine ait dava dosyası esas bakımından incelendiğinde;<br>İstinaf incelemesine konu dava, trafik kazasından kaynaklanan maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>Adli Tıp Kurumu Ankara Grup Başkanlığı'nın ... havale tarihli raporda özetle; \"Davalı sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki  otomobil ile  meskun mahalde iki yönlü yolda seyrederken geldiği virajlı, eğimli yol yüzeyi karlı olay mahalli yol bölümünde yola gereken dikkatini vermesi, aracının hızını yol, görüş, mahal ve ortam  koşullarına göre ayarlaması, seyrini kendi seyir şeridinde sürdürmeye özen göstermesi gerekirken bu hususlara riayet etmeyerek, karşı yol bölümüne girmesi neticesinde dahil olduğu olayda asli kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ün sevk ve idaresindeki  otomobil ile iki yönlü yolda seyrederken geldiği virajlı, yol yüzeyi karlı olay mahalli yol bölümünde diğer sürücünün sevk ve idaresindeki aracı ile seyir şeridine girmesi neticesinde dahil olduğu olayda kural ihlali görülmediğinden atfı kabil kusuru bulunmadığı, buna göre davalı ... A.Ş.'nin uzun süreli kiracı olarak işleten sıfatına sahip olduğu ... plaka sayılı aracın sürücüsü olan  davalı  ...'ın %100 (yüzde yüz) oranında kusurlu olduğu, davacı sürücü ...'ün kusurunun olmadığı\" sonuç ve kanaatine varıldığı bildirilmiştir. Bu rapor, Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'na sunulmak üzere tanzim edilen 22/02/2021 tarihli bilirkişi raporu ile örtüşmektedir.  Kayseri Cumhuriyet Başsavcılığı'nın 2021/6891 soruşturma sayılı dosyası içinde bulunan tanık beyanları, trafik kaza tespit tutanağı ve bu tutanaktaki olay yeri krokisi ile dosya kapsamındaki diğer deliller de Adli Tıp Kurumu kusur raporunu doğrulamakta olup mahkemenin bu raporu benimseyip hükme esas alması isabetlidir. Ülkemizde hamile kadınların araç kullanmasını yasaklayan kanun, yönetmelik veya sair mevzuat düzenlemesi de bulunmadığından adı geçen davalının aksine itirazları yersizdir.<br>Davalı ... A.Ş. kazaya karışan ... plaka sayılı aracı uzun süreliğine kiralayanı olarak aracın işleteni konumundadır. <br>İşleten sıfatı olan davalı ... A.Ş. bakımından değerlendirilme yapıldığında;  2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91/1. maddesinde, \"işletenlerin, bu kanunun 85/1. maddesine göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunludur\", aynı Yasa'nın 85/1. maddesinde, \"bir motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yararlanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa, araç işletenin bu zarardan sorumlu olacağı\", aynı Yasa'nın 85/son maddesinde ise, \"işleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi sorumludur\" hükümlerine yer verilmiştir.<br>Kaza tarihinde yürürlükte olan Karayolları Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartları'nın A-1. maddesinde de, \"sigortacı bu poliçede tanımlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermesinden dolayı 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’na göre işletene düşen hukuki sorumluluğu, zorunlu sigorta limitlerine kadar temin eder\" şeklinde ifade edilmiştir.<br>Yukarıda açıklanan madde hükümlerinden zorunlu mali sorumluluk sigortası; motorlu bir aracın karayolunda işletilmesi sırasında, bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına neden olması halinde, o aracı işletenin zarara uğrayan 3. kişilere karşı olan sorumluluğunu belli limitler dahilinde karşılamayı amaçlayan ve yasaca yapılması zorunlu kılınan bir zarar sigortası türü olduğu anlaşılmaktadır.<br>Motorlu araçların işletilme tehlikesine karşı, zarar gören üçüncü şahısları, korumak amacıyla getirilmiş olan bu düzenleme ile öngörülen sorumluluğunun bir kusur sorumluluğu olmayıp, sebep sorumluluğu olduğu; böylece araç işletenin sorumluluğunun sebep sorumluluğunun ikinci türü olan tehlike sorumluluğuna ilişkin bulunduğu, öğretide ve yargısal içtihatlarla kabul edilmektedir (..., Borçlar Hukuku, 9. B, s. 631 vd.; ..., Borçlar Hukuku, 10. B., s. 264 vd.).<br>2918 sayılı Kanun'un 86. maddesinde ise, bu Kanun'un 85. maddesinde düzenlenen sorumluluktan kurtulma ve sorumluluğu azaltma koşullarına yer verilmiştir. Bu düzenlemelere göre, araç işleteni veya araç işleteninin bağlı bulunduğu teşebbüs sahibi,kendisinin veya eylemlerinden sorumlu tutulduğu kişilerin kusuru bulunmaksızın ve araçtaki bozukluk kazayı etkilemiş olmaksızın kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat ederse sorumluluktan kurtulabilecek; sorumluluktan kurtulamayan işleten veya araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ise kazanın oluşunda zarar görenin kusurunun bulunduğunu ispat ederse, hakim durum ve şartlara göre tazminat miktarını indirebilecektir. Somut olayda, davalı işleten, kazanın bir mücbir sebepten veya zarar görenin veya üçüncü kişinin ağır kusurundan ileri geldiğini ispat edemediğinden bu davalı bakımından da davanın kabulü doğru olup, davalı ... A.Ş. vekilinin aksi yöndeki istinaf isteminin reddi gerekmiştir.<br>Meydana gelen zarar ile trafik kazası ve araç sürücüsünün kusuru arasında illiyet bağının bulunduğu açık olup ilk derece mahkemesi kararı da yeterli düzeyde gerekçe içermektedir.<br>Dosya kapsamına göre davalı ... A.Ş.'nin tüm istinaf sebeplerinin yerinde olmadığı anlaşılmaktadır. <br>Yukarıda açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; istinaf başvurusunda bulunanın sıfatı ve istinaf nedenleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme üzerine; ilk derece mahkemesince taraflarca gösterilen delillerin toplanmasında, değerlendirilmesinde esas ve usul bakımından hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla  davalı ... A.Ş. vekilinin tüm istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden 6100 sayılı HMK'nun 353/1. fıkrası (b-1) bendi uyarınca istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilerek  aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan gerekçelerle;<br>1-)Davalı ... A.Ş.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi  gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-)İstinaf başvurusu nedeniyle alınması gereken 27.744,31 TL istinaf karar harcından davalı tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 7.000,00 TL harcın mahsubu ile eksik kalan 20.744,31 TL istinaf karar  harcının istinaf eden davalıdan alınarak Hazine'ye irat kaydına, <br>3-)İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından istinaf vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>4-)Davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>5-)İstinaf yargılaması bakımından davalı tarafça yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının HMK'nın 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümleri uyarınca yatırana iadesine,<br>6-)Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, <br>Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-b/1. maddesi uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1. maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 13/04/2026<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a595e8f4d4c86b11","SID":"162412555e614b0c"}}