{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  20. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2024/138 - 2026/508<br>                     T.C.<br>                 ANKARA <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>         20.HUKUK DAİRESİ <br><br>ESAS NO       : 2024/138 <br>KARAR NO\t: 2026/508<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>                                                                                                  K A R A R <br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 4. FİKRİ VE SINAİ HAKLAR HUKUK <br>\t\t  MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 25/10/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/75 E.  -  2023/407 K.<br><br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: FSEK'e Dayalı Hak İhlali, Ref, Men ve Maddi Tazminat<br><br>\tTaraflar arasında görülen davada Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2023 tarih ve 2022/75 E.-2023/407 K. sayılı kararın Dairemizce incelenmesi davacı ve davalı tarafından istenmiş ve istinaf dilekçelerinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları ve tüm belgeler okunup, incelendikten sonra işin gereği görüşülüp, düşünüldü:<br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t: Davacı vekili, davalının, müvekkili Şirket bünyesinde 03.06.2013-13.09.2021 tarihleri arasında yaklaşık 8 yıl 3 ay çalıştığını, Karabük Üniversitesinde tamamladığı “Dolgu Barajlarında Gövde Stabilitesi ve Çukurca Barajı Örneği” başlıklı yüksek lisans tezinde, müvekkilinin davalıyla yaptığı iş sözleşmesi gereğince mali haklarına sahip olduğu 6 eserden intihal yaptığını, bu çalışmaların 5846 sayılı FSEK'in 1/B-a ve 2. maddeleri uyarınca ilim edebiyat eseri niteliğinde olduğunu, bu eserler üzerinde müvekkilinin sahip olduğu çoğaltma, yayma ve iletim haklarının davalı tarafından ihlal edildiğini, davalının tezinin kaynakça bölümünde yanlış referans gösterdiğini, bu anlamda yapılan alıntıların FSEK'in 35. maddesine aykırı bulunduğunu ileri sürerek, davacının mali haklarının ihlal edildiğinin tespitine, FSEK'in 68. maddesi uyarınca üç kat 10.000,00 TL ref tazminatının, ihlal tarihinden itibaren avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, muhtemel tecavüzün önlenmesi ile hükmün ilanına karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br><br>Davalı vekili, müvekkilinin tezinde yer verilen davaya konu metin, proje ve planların hususiyet unsurunu taşımadığını, bazılarının başka eserlerde aynı şekilde kullanıldığını, işin mahiyetinin, maksadının ve teknik zorunluluğunun başkaca bir biçimlendirme özgürlüğü vermediğini, bu nedenle anılan çalışmaların  FSEK kapsamında eser olmadığını, eser oldukları kabul edilmemekle birlikte tez danışmanı ile birlikte şirketin yatırımcı şirketi olan ... Enerji Üretim AŞ.'den verilerin kullanılması konusunda izin alındığını, müvekkilinin davacı şirkette teknik ressam olarak çalıştığını ve bu çalışmalara erişim yetkisinin  bulunmadığını, dolayısıyla müvekkilinin bu çalışmalara erişebilmesinin, yöneticilerin bu hususta izin verdiği anlamına geleceğini, müvekkili tezinde FSEK'in 35. maddesine uygun şekilde atıf yapıldığını savunarak, davanın reddini istemiştir.<br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece, davacının mali haklarına sahip olduğu çalışmaların, hususiyet unsuru taşımamaları nedeniyle eser niteliği taşımadığı, bu nedenle davalının eylemlerinin FSEK kapsamında ihlal oluşturmadığı, bilirkişi raporundaki çoğunluk görüşüne itibar edilmesinin ve dosyaya sunulan uzman görüşlerine itibar edilmemesinin, heyette yer alan akademik, FSEK uzmanı ile diğer teknik uzmanların görüşlerinin somut ihtilafa ve uyuşmazlığa daha yatkın kanaat içermesine dayandığı, daha önce davacı iş yerinde uzunca  bir süre  çalıştığı anlaşılan davalının, kendisine ait yüksek lisans tezinde davacıya ait etüt, proje, resim , kroki  ve benzeri  belgelerden izinsiz faydalanmasının, TTK'nın 54 ve 55. maddeleri ile FSEK'in 83 ve 84, Borçlar Kanunu'nun 49. ve devamı maddeleri kapsamında haksız rekabet oluşturduğu, haksız rekabet nedeniyle Borçlar Kanunu'nun 50/2 maddesi uyarınca 8.000,00 TL tazminatın uygun bulunduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, davalı taraf eyleminin haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, davalı eyleminin men'ine, 8.000,00 TL tazminatın 02/03/2017 tarihinden itibaren yürütülecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline, hüküm özetinin ilanına karar verilmiştir.  <br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : Davacı vekili, dosyaya sundukları uzman görüşlerı ile mahkemece alınan bilirkişi raporları arasındaki çelişkinin, yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınarak giderilmesinin gerektiğini, mahkeme kararının aksine dava konusu fikri ürünlerin hususiyet unsurunu taşıdığını ve FSEK kapsamında eser niteliğinde olduğunu, aksi yöndeki mahkeme kararının yerinde bulunmadığını, davalı tarafın yüksek lisans tezinde, davaya konu eserlerden izinsiz bir biçimde ve atıfta bulunmadan alıntılar yapıldığını, bu durumun intihal oluşturduğunu, davalının, müvekkiline ait olan ve FSEK kapsamında korunan mali hakları ihlal ettiğini ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tDavalı vekili, dosya kapsamında alınan bilirkişi kök ve ek raporlarında  belirtildiği üzere davacı tarafın dayandığı çalışmaların eser niteliğinde olmadığını, kaldı ki müvekkilinin, davacının izni olmaksızın bu çalışmalara erişiminin mümkün bulunmadığını, davacının, müvekkilinin bu çalışmalara nasıl ve hangi yollarla ulaştığını, izin almaksızın nasıl verileri elde ettiğini açıklaması ve ispat etmesi gerektiğini, müvekkili tezinin kaynaklar bölümünde, gerekli atıfların yapıldığını, mahkemece FSEK'in 83. maddesi uyarınca müvekkili eyleminin haksız rekabet oluşturduğu kabul edilmiş ise de tamamen kanuna aykırı ve zoraki yorumlarla bu sonuca ulaşıldığını ileri sürerek, ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını ve davanın reddine karar verilmesini istemiştir.    <br><br>GEREKÇE\t:Dava, davacının mali haklarına sahip olduğunu ileri sürdüğü eserlerden, davalı tarafça hazırlanan tezde izinsiz ve usulsüz biçimde alıntı yapıldığı iddiasına dayalı eser sahipliğinden kaynaklanan mali hakların ihlal edildiğinin tespiti, FSEK'in 68. maddesi kapsamında maddi tazminat ve muhtemel tecavüzün önlenmesi istemlerine ilişkindir.<br>\tİnceleme, 6100 sayılı HMK'nın 355. madde hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>\t5846 sayılı FSEK'in 1/B-a maddesinde eser, sahibinin hususiyetini taşıyan, ilim ve edebiyat, musiki, güzel sanatlar veya sinema eserleri türlerinden biri içine giren her nevi fikir ve sanat mahsulü olarak tanımlanmıştır. Buna göre, zihinsel çaba sonucu ortaya çıkan bir fikri ürünün, FSEK anlamında eser olarak korunabilmesi için sahibinin hususiyetini taşıması (subjektif unsur) ve yasada öngörülen eser türlerinden birine dahil olması (objektif unsur) gereklidir (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2006/934 E.,2007/4555 K., 2006/7694 E., 2007/10079 K. sayılı ilamları). Aynı Yasanın 2. maddesinde de ilim ve edebiyat eserleri düzenlenmiş, maddenin 3. fıkrasında \"Bedii vasfı bulunmayan her nevi teknik ve ilmi mahiyette fotoğraf eserleriyle, her nevi haritalar, planlar, projeler, krokiler, resimler, coğrafya ve topoğrafyaya ait maket ve benzerleri, herçeşit mimarlık ve şehircilik tasarım ve projeleri, mimari maketler, endüstri, çevre ve sahne tasarım ve projeleri.her nevi projeler\", ilim ve edebiyat eserleri arasında sayılmıştır. <br>        \tBir fikri çabayı diğerlerinden ayıran ve eser olarak korunur hale getiren en önemli unsur; sahibinin hususiyetini yansıtacak düzeyde şekillenmiş olmasıdır. Şüphesiz, “hususiyetin” daraltıcı anlamda yorumu suretiyle, mutlaka üst düzeyde yaratıcılık ve orijinallik içermesi gerektiği düşüncesi benimsenemez. Ancak, öte yandan  “hususiyetin” geniş anlaşılması da eser olmayan ürünlere bu niteliğin tanınması aracı yapılmamalıdır .(Ünal Tekinalp, Fikri Mülkiyet Hukuku, Dördüncü Bası, S.101).<br>\t5846 sayılı FSEK hükümleriyle eser sahibine sağlanan fikri hak koruması fikrin bizatihi kendisine dair olmayıp onun ifade ediliş biçimine ilişkindir. Öte yandan, sözü edilen fikri hak koruması hangi biçimde açıklandığına bakılmaksızın fikir, usul, yöntem, işletme metodu, kavram, prensip, buluş ve keşifleri de kapsamaz (Yargıtay 11. hukuk Dairesi'nin 2011/12577 Esas 2013/13823 Karar sayılı ilamı).<br>\tHMK'nın 293. maddesinde tarafların, dava konusu olayla ilgili olarak, uzmanından bilimsel mütalaa alabilecekleri, hakimin, talep üzerine veya resen, kendisinden rapor alınan uzman kişiyi davet ederek dinlenilmesine karar verebileceği, uzman kişinin çağrıldığı duruşmada hakimin ve tarafların gerekli soruları sorabileceği, uzman kişinin çağrıldığı duruşmaya geçerli bir özrü olmadan gelmemesi halinde hazırlamış olduğu raporun mahkemece değerlendirmeye tabi tutulmayacağı düzenlenmiştir. Buna göre tarafların bilirkişi dışında uzmanından bilimsel nitelikli görüş almaları mümkün olup, böylece özel ve teknik konularda tarafların uzman görüşünden yararlanmaları, iddia ve savunmalarını bu görüşlerle desteklemeleri mümkün olacaktır. Uzman kişinin dinlenilmesi imkanının getirilmesiyle bir yandan uzmanlık gerektiren konuların daha iyi aydınlatılması, diğer yandan çelişkili ya da eksik veya yanlış bilgilerle yargılamanın önüne geçilmesi amaçlanmıştır. <br>Yapılan açıklamalar çerçevesinde somut olay değerlendirildiğinde; davacı tarafça, mali haklarını kullanmaya yetkili oldukları çalışmaların, davalı tarafın tezinde izinsiz biçimde kullanıldığı ileri sürülmüş, davalı, söz konusu çalışmaların eser vasfında olmadığını savunmuş, ilk derece mahkemesince de, davacı tarafça dayanılan çalışmaların eser vasfında olmadığı kabul edilmiştir. Ancak, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunu hazırlayan heyette, üç inşaat mühendisi bilirkişi bulunmakta olup bu bilirkişilerden biri ayrık görüş sunarak, Çukurca Barajı ve HES projesi fizibilite raporunun eser vasfında olduğunu bildirmiş, davacı tarafça sunulan ve içinde iki inşaat mühendisi bulunan heyetçe hazırlanan 09.10.2023 tarihli uzman görüşünde de, davacı tarafça dayanılan proje/pafta, fizibilite ve hesap raporlarının, eser vasfını taşıdıkları açıklanmış olmasına rağmen ilk derece mahkemesince, bu çelişkiler giderilmeden  heyette yer alan akademik, FSEK uzmanı ile diğer teknik uzmanların görüşlerinin somut ihtilafa ve uyuşmazlığa daha yatkın kanaat içerdiği gerekçesiyle çoğunluk bilirkişi görüşüne göre hüküm kurulmuştur. Oysa, davacı tarafça dayanılan çalışmaların eser niteliğinde olup olmadığı, HMK'nın 266. maddesi kapsamında çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren hallerden olduğundan, gerek hükme esas alınan bilirkişi raporundaki ayrık görüşün, gerekse de davacı tarafça sunulan uzman görüşünün değerlendirilmesi, bu şekilde söz konusu rapor ve uzman görüşündeki çelişkilerin giderilmesi zorunludur. Bu durumda ilk derece mahkemesince, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak, yukarıda belirtilen çelişkileri giderecek şekilde yeni bir rapor alınıp oluşacak sonuç çerçevesinde karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır.<br> \t\tYukarıda yapılan açıklamalar çerçevesinde ilk derece mahkemesince, somut uyuşmazlığın çözümünde esasa etkili delil niteliğinde olan hususların değerlendirilmediği anlaşıldığından, davacı vekilinin istinaf itirazlarının kabulü ile HMK’nın 353/1-a-6. maddesi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, dosyanın davanın yeniden görülebilmesi için mahkemesine iadesine, kararın niteliğine göre taraf vekillerinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenilmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir.<br>   <br>HÜKÜM\t: Gerekçesi yukarıda belirtildiği üzere;<br>\t1-Davacı ve davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-a-6  maddesi gereğince KABULÜ ile Ankara 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesince verilen 25/10/2023 gün ve 2022/75 E. - 2023/407 K. sayılı kararının KALDIRILMASINA,<br>\t2-Dosyanın, davanın yeniden görülmesi için mahkemesine İADESİNE,<br>\t3-Davacı ve davalı vekilinin diğer istinaf itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>\t4-Davacı ve davalı tarafından istinaf başvurusunda ayrı ayrı peşin olarak yatırılan 269,85'er-TL maktu istinaf karar ve ilam harcının istek halinde davacı ve davalıya ayrı ayrı iadesine, <br>\t5-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>\t6-İstinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesince yapılacak yargılamada değerlendirilmesine, <br>\t7-Kararın tebliği ve harç işlemlerinin yerel mahkeme tarafından yaptırılmasına,\t<br>\tDair, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliği ile 05/03/2026 tarihinde HMK 353/1-a-6 maddesi uyarınca KESİN olmak üzere karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 05/03/2026 <br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Üye<br><br> <br><br>Katip<br><br> <br><br><br><br><br><br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Yasa hükümlerine göre elektronik olarak imzalanmıştır.<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8f399eb18fa19203","SID":"3f47c509d8e0716b"}}