{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  25. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/1828 - 2026/905<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 25. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/1828 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/905<br>KARAR TARİHİ\t: 29/04/2026<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/07/2025<br>NUMARASI\t\t: 2020/237 Esas, 2025/565 Karar<br><br><br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi ve Manevi Tazminat<br><br>Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>Dava, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>Mahkemece, davanın reddine karar verilmiştir.<br>Davacı vekili, yerel mahkeme tarafından ihtiyati haciz kurumunun kendi içerisinde incelenmediğini, sadece asıl dava yönünden bekletici mesele yapılarak taraflar arasındaki esas hukuki uyuşmazlık üzerinden bir yargılama gerçekleştirildiğini, müvekkilinin sabit ikametgahı ve adına kayıtlı birçok taşınır/taşınmaz mal varlığı bulunması gözetilmeden verilen ihtiyati haciz kararının haksız bir karar olduğunu, taraflar arasındaki hukuki uyuşmazlık ile haksız ihtiyati haciz iddiası arasında herhangi bir bağlantı bulunmadığı gibi müvekkilinin nezdinde doğan zararın ayrı tartışma konuları olduğunu, ihtiyati haciz kararı kaldırılmasına kadar geçen süre içerisinde davalı tarafın talebi doğrultusunda uygulanan haksız ihtiyati hacizler sebebiyle müvekkilinin büyük maddi kayıpları doğduğunu, değerlendirilmesi gereken konunun davalı tarafından İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/957 K. sayılı dosyası nezdinde alınan ihtiyati haciz kararının haksız olup olmadığı olduğunu, ihtiyati haciz kararının istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından kaldırılmasının ihtiyati haczin haksızlığını gösterdiğini ve bu kararın bağlayıcı olduğunu, ayrıca ihtiyati haciz sebeplerinin olayımızda mevcut da olmadığını, ihtiyati haciz kurumunun İİK kapsamında değerlendirilmeden objektif unsurlardan uzak bir uygulamaya tabi tutulduğunu, tedbir amacından öte tahsil amacıyla taşkın hacizler ile müvekkilinin mahvına sebep olma yoluna gidildiğini, ticari ilişki içerisinde bulunduğu tüm işletmeler nezdinde itibar kaybına sebep olunduğunu, kararın kaldırılması gerektiğini ileri sürerek istinaf kanun yoluna başvurmuştur. <br>Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır.<br>Davacı vekili, müvekkili ile davalı şirket arasında akdedilen bireysel yatırım hizmetleri sözleşmelerine aykırı davranıldığı iddiası ile davalı tarafından müvekkili aleyhine 05/09/2018 tarihinde ihtiyati haciz talep edildiğini, İstanbul 18. Asliye Ticaret Mahkemesinin 07/09/2018 tarihli, 2018/956 D. İş, 2018/957 Karar sayılı kararıyla ihtiyati haciz kararı verildiğini, davalı şirket tarafından İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2018/32901 Esas sayılı dosyası üzerinden icra takibine geçildiğini ve müvekkilinin malvarlıklarının haczedildiğini, takibe taraflarınca itiraz edildiğini, ihtiyati haciz kararının istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 02/05/2019 tarihli, 2019/795 Esas, 2019/646 Karar sayılı ilamıyla ihtiyati haciz kararının kaldırıldığını, taraflar arasındaki itirazın iptali davasının İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/843 Esas sayılı dosyası ile devam ettiğini, haksız ihtiyati haciz kararı nedeniyle müvekkilinin maddi ve manevi zarara uğradığını ileri sürerek eldeki davayı açmıştır.<br>2004 sayılı İcra İflas Kanunu’nun 259. maddesinin 1. fıkrasında; ihtiyati haczin haksız çıkması halinde, borçlunun ve üçüncü kişilerin bu yüzden uğradıkları bütün zararlardan alacaklının sorumlu olduğu düzenlenmiştir. Haksız ihtiyati hacizden dolayı alacaklının maddi tazminat ile sorumlu tutulabilmesi için; borçlunun malları için ihtiyati haciz kararı alınmış ve bu karar yerine getirilmiş olmalı, ihtiyati haciz koydurmuş olan alacaklı haksız çıkmış olmalı, borçlu (veya üçüncü kişi) malları üzerine ihtiyati haciz konulmuş olmasından bir zarar görmüş olmalı ve zarar ile haksız ihtiyati haciz arasında uygun illiyet bağı bulunmalıdır. İhtiyati haciz haksız ve bundan maddi zarar doğmuşsa, alacaklı kusurlu olmasa dahi, zarar görene maddi tazminat ödemekle yükümlüdür. (Yargıtay 4. Hukuk Dairesi, 09/03/2021 tarih 2019/1961 Esas, 2021/1088 Karar) <br>Haksız ihtiyati haciz kararı alan alacaklının kusursuz sorumluluğu sadece maddi tazminat bakımından geçerli olup, manevi tazminat yönünden TBK’nın 49. maddesindeki koşulların oluşması gerekir. Bu maddeye dayalı sorumluluk ise, kusura dayalıdır.<br>Dosya kapsamı, mevcut delil durumu, ileri sürülen istinaf sebepleri ve yukarıda açıklanan ilkeler gözetildiğinde; davaya konu ihtiyati haciz kararının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 2019/795 Esas, 2019/646 Karar sayılı ilamı ile “yetkisizlik” nedeniyle kaldırılmasına karar verildiği, davalı şirket tarafından davacı aleyhine ihtiyati haciz kararına konu alacağın tahsili amacıyla başlatılan icra takibine davacı tarafından itiraz edilmesi üzerine İstanbul 9. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2018/843 (kaldırma kararı sonrası 2021/230) Esasına kayden açılan itirazın iptali davasının yapılan yargılaması neticesinde davanın kabulü ile davalının İstanbul 31. İcra Müdürlüğünün 2018/32901 esas sayılı takip dosyasına yaptığı itirazın iptaline, takibin aynen devamına ve icra inkar tazminatı ödetilmesine karar verildiği, hükmün istinafı üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 44. Hukuk Dairesinin 2023/115 Esas, 2025/750 Karar sayılı ilamıyla; “…davalının, davacının yükümlülüğü gereği davalı adına ödediği bedelleri iade ile yükümlü olduğu, davacının takipte haklı olduğu ve mahkemece davanın kabulü yönünde verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığı…” gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine kesin olarak karar verildiği, haksız ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminata hükmedilebilmesi için öncelikle ihtiyati haczin haksız olduğunun sübuta ermesi gerektiği, her ne kadar yetki yönünden yapılan itiraz kabul edilmiş ve bu gerekçe ile ihtiyati haciz kararı kaldırılmış ise de, kesin yetki gerektiren bir hal bulunmadığından bu hususun tek başına tazminat talebine dayanak teşkil edemeyeceği, ihtiyati hacze konu olan alacağın varlığı hususunda Ticaret Mahkemesinde görülen itirazın iptali davasının davalı şirket lehine sonuçlanıp kesinleştiği, davalının ihtiyati haciz talep etmekte haklı olduğunun sübuta erdiği, ihtiyati haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat ödetilmesi koşullarının oluşmadığı anlaşılmakla ilk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmesinde isabetsizlik görülmemiştir.<br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, ilk derece mahkemesinin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde, usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, HMK’nın 353/1-b.1 maddesi gereğince davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle,<br>1)İlk derece mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; davacı tarafın istinaf başvurusunun ESASTAN REDDİNE, <br>2)492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince; alınması gerekli 732TL istinaf karar harcından peşin alınan 615,40TL harcın mahsubu ile bakiye 116,60TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>3)İstinaf yoluna başvuran davacı tarafından yapılan istinaf kanun yolu giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4)Temyizi kabil olan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; Dairemiz tarafından tebliğe çıkarılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 361. maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içerisinde temyiz yolu açık olmak üzere 29/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi.<br><br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 29/04/2026<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>e-imza <br><br>Üye<br><br> e-imza <br><br>Üye<br><br>e-imza  <br><br>Katip<br><br>e-imza  <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"85cbb85b2a6db7b4","SID":"9c7e6faf593e7749"}}