{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1409 Esas   2026/381 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1409 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/381<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t: 15/06/2023<br>NUMARASI\t: 2021/409 Esas 2023/610 Karar <br><br>DAVA\t: İtirazın İptali (Kefalet Sözleşmesinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 01/08/2018<br>KARAR TARİHİ\t: 02/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki itirazın iptali istemine ilişkin davanın yapılan yargılaması sonunda, ilamda yazılı gerekçeyle davanın kabulüne yönelik verilen hükme karşı, davalı tarafından süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı dava dilekçesinde özetle; alacaklısı ... Bankası A.Ş., borçlusu ... İnşaat San.ve Tic.A.Ş. kefilleri ise, ..., ... ve ... olup derdest icra dosyalarına müşterek müteselsil kefil ... tarafından, 11/05/2018 tarihinde 117.954,76 USD ödeme yapıldığını, ödeme yapan ... tarafından müşterek ve müteselsil kefil sıfatı ile aleyhine TBK 587 maddesi uyarınca 44.488,69 USD rücu edileceğini belirten 13/06/2018 tarihli ihtarname gönderildiğini, akabinde aleyhine Eskişehir 2.İcra Müdürlüğü'nün 2018/6045 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi yapıldığını, tarafından söz konusu icra dosyasına 227.035,00 TL ödeme yapılarak bu kez tarafından asıl borçluya rücu işlemi için borçlu ... İnşaat A.Ş. aleyhine Eskişehir 2.Müdürlüğü'nün 2018/6471 Esas sayılı dosyası ile ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlu tarafından borca itiraz edilerek takibin durdurulduğunu belirterek davalının, takibe itirazının iptali ile takibin devamına, davalının takip konusu miktarın %20' sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına mahkum edilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalı cevap dilekçesinde özetle; talepte bulunan ...'ın da alacaklıya karşı müşterek ve müteselsil kefil sıfatıyla sorumluluğunun bulunduğunu, kefilin kefalet borcunu ifa ettikten sonra bu durumu asıl borçluya bildirme yükümü altında olduğunu, sözleşmenin kefili olan alacaklının kredi borcu nedeniyle ödemek zorunda kaldığı miktarın ne kadarı için sözleşmenin asıl borçlusuna rücu edebileceğinin yargılamayı gerektirdiğini, şirkete karşı doğrudan icra takibi yapılamayacağını, alacağın likit olmadığını belirterek davanın ve icra inkar tazminatı talebinin reddiyle, haksız ve kötü niyetli olarak açılan dava nedeniyle davacı aleyhine %20' den aşağı olmamak üzere kötü niyet tazminatına hükmedilmesini istemiştir. <br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece;  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 21. Hukuk Dairesi'nin 2019/1205 Esas 2021/470 Karar sayılı kararı doğrultusunda rücuya esas kredi sözleşmesinin okunaklı suretlerinin icra dosyalarından temin edildiği, kredi kullandıran ilgili banka şubesi kayıtları üzerinde bilirkişiye HMK'nın 278/4 maddesi uyarınca yerinde inceleme yetkisi de verilmek suretiyle dava dışı kefilin ödeme yaptığı tarihte davalı asıl borçlu şirketin kredi borcunun bulunup bulunmadığının tespit edildiği, bilirkişi raporunda; en son kredilerin devredildiği Birleşim Varlık Yönetim tarafından gönderilen 23/08/2022 tarihli yazıda borçlu şirket ile borcun tasfiyesi için anlaşma sağlandığı, bu kapsamda alacaklarını tahsil ettikleri ... İnşaat Ticaret ve Sanayi A.Ş. den herhangi bir hak ve alacaklarının kalmadığının bildirildiği, alacaklı banka ile borçlu şirket arasında 11.05.2018 tarihli, davalı şirket yetkilisi ...'ın, kefiller sıfatıyla ... ile ...'ın imzalarının da yer aldığı protokol bulunduğu, buna göre borç tutarının 4.384.463 USD olduğuna ilişkin mutabakata varıldığı, alacaklı banka ile söz konusu kredilere ilişkin 28 adet Genel Kredi Sözleşmesi bulunduğu, tüm sözleşmelerin toplam tutarının 16.300.265,00 TL olduğu, sözleşmede yer alan tüm limitlerde kefillerin kefalet tutarları ile asıl borçlu şirketin borç tutarlarının aynı tutarlı olduğu, sonuç olarak; dava dışı ...'ın ödeme yaptığı 11/05/2018 tarihi itibariyle asıl borçlu davalı şirketin 4.384.465,76 USD tutarda borcunun bulunduğu, borcun muaccel olduğu, 28/03/2023 tarihli ek raporunda, dava dışı taraf ... tarafından davalı şirketin Eski ... Bankası Eskişehir Şubesinden kullanılan kredi borcu ödemesi için 177.984,76 USD tutarında ödeme yaptığı, yaptığı ödemenin % 25'lik bölümünü davacıya rücu ettiği, davacı ...'ın da kendisine rücu edilen 44.488,69 USD için 02/07/2018 tarihinde 5,1032 TL/USD döviz karşılığında 227.035,42-TL olarak ödemede bulunduğu, davacı ...'ın, 05/07/2018 takip tarihi itibariyle davalı şirketten; 227.035,42-TL asıl alacak, 167,94-TL kanuni faiz, 485,00 TL vekalet ücreti, 100,20-TL masraftan oluşmak üzere toplamda 227.786,56-TL tutarında alacaklı olduğunun bildirildiği gerekçesiyle \"davanın kabulü ile  davalının Eskişehir 2 İcra Müdürlüğünün 2018/6471 e sayılı dosyasına yaptığı itirazın iptali ile takibin devamına, alacak likit ve itiraz haksız yapıldığından asıl alacağın %20 si oranında 45.407,08 TL icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine\"  dair karar verilmiş, karara karşı davalı tarafça istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavalı istinaf dilekçesinde özetle; kefilin, kefalet borcunu ifa ettikten sonra bu durumu asıl borçluya bildirme yükümlülüğü bulunduğunu, davacı yanın kefil olarak ödemek zorunda kaldığı miktarın ne kadarı için sözleşmenin asıl borçlusuna rücu edebileceğinin yargılamayı gerektirip doğrudan icra takibi yapılmasının mümkün bulunmadığını, alacağın likit olmadığını, davanın haksız ve kötüniyetli olup reddi ile davacı aleyhine kötüniyet tazminatı takdiri gerektiğini ileri sürmüştür.<br><br><br><br><br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava, davacı kefilin asıl alacaklıya yaptığı ödeme miktarının davalı asıl  borçludan rücuen tahsili için başlatılan ilamsız takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava konusu Eskişehir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6471 Esas sayılı takibinde; alacaklı ... tarafından borçlu ... İnşaat Ticaret ve Sanayi Anonim Şirketi hakkında 227.035,42-TL asıl alacak, 167,94-TL değişen oranlarda yasal faiz, 485,00-TL ihtiyati haciz vekalet ücreti, 100,20-TL ihtiyati haciz karar harcı olmak üzere toplam 227.788,56-TL alacağın tahsili için ilamsız icra takibi başlatıldığı, davalı borçlunun takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve davanın yasal 1 yıllık süresinde açıldığı anlaşılmıştır.<br> \tDavalı şirketin kredi borcuna dayalı olarak dava dışı kefil ... tarafından ödeme yapıldığı, ...'ın ödediği bedelin, davacı payına düşen kısmı yönünden Eskişehir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6045 sayılı dosyası üzerinden 44.488,69 USD üzerinden takip başlattığı, davacının, 02/07/2018 tarihinde esas borçlu ... A.Ş.'ye rücu kayıt ve şartı ile 227.035,00 TL ödeme yaptığı ve ödediği bu bedelin iadesi için de dayanak Eskişehir 2. İcra Müdürlüğü'nün 2018/6471 Esas sayılı dosyasıda takip başlattığı, davalının takibe itirazı üzerine takibin durduğu ve işbu davanın yasal 1 yıllık hak düşürücü süresinde açıldığı görülmüştür. <br>\tUyuşmazlık, dava dışı kefilin ödediği davalı asıl borçlu şirketin kredi borcunun hissesine düşen oranda davacıdan rucuen tazmini istemiyle başlattığı ilamsız icra takibinde, davacı kefilin yaptığı ödemeyi davalı asıl borçludan talep edip edemeyeceği, davacının rücuya dayanak dava dışı kefilin ödeme yaptığı tarihte davalı asıl borçlu şirketin dava dışı alacaklı bankaya kredi borcunun bulunup bulunmadığı, alacağın ödeme tarihinde muaccel olup olmadığı, fazla ödeme bulunup bulunmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>Mahkemece, davanın kabulü ile itirazın iptali ve takibin devamına, alacak likit olduğundan asıl alacağın % 20'si oranındaki icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine ilişkin verilen 06/05/2019 tarih ve 2018/727 Esas-2019/448 Karar sayılı kararın, vaki istinaf kanun yolu başvurusu üzerine, Dairemizce yapılan incelemesi sonucunda 2019/1205 Esas 2021/470 Karar sayılı ilamla;\".... İlk derece mahkemesince dava dışı asıl alacaklı bankanın kayıtları üzerinde inceleme yaptırılarak dava dışı kefilin ödeme yaptığı tarihte davalı asıl borçlu şirketin kredi borcunun bulunup bulunmadığı ve alacağın muaccel olup olmadığı tespit edilmiş değildir. Dava dışı kefil tarafından şayet borç miktarının üzerinde bir ödeme yapılmışsa kötü ödemenin davacı kefilden ve dolayısıyla davalı asıl borçludan tahsili mümkün değildir. O halde açıklanan bu hususlar gözetilmeksizin eksik inceleme ile karar verilmesi doğru görülmemiştir. Bu durumda ilk derece mahkemesince yapılacak iş  rücuya esas kredi sözleşmesinin asıl veya okunaklı ve onaylı bir örneği getirtilip söz konusu kredi sözleşmesine alınan kefaletlerin sayısı ve kefalet limitleri gözetilerek, kredi kullandıran ilgili banka şubesi kayıtları üzerinde bilirkişiye HMK'nın 278/4. maddesi uyarınca yerinde inceleme yetkisi verilmek suretiyle inceleme yaptırılarak dava dışı kefilin ödeme yaptığı tarihte davalı asıl borçlu şirketin kredi borcunun bulunup bulunmadığını, alacağın muaccel olup olmadığını, rücuya esas kredi sözleşmesine kefil olanların hisselerine düşen miktarı TBK'nın 587. maddesi hükmüne göre tespit eden rapor alındıktan sonra varılacak uygun sonuç dairesinde bir karar vermekten ibarettir. \" gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının, HMK'nın 353/1-a.6. maddesi gereğince kaldırılmasına, dosyanın mahkemesine iadesine yönelik karar verildiği, mahkemece, işbu 2021/409 Esas sırasına kaydı yapılan dosyada yargılamanın sürdürülerek kaldırma kararı gereği işlem tesis edildiği anlaşılmaktadır.<br>Mahkemece alınan bankacı bilirkişi ... tarafından düzenlenen 05/10/2022 tarihli raporda özetle:\" ... davalı şirket vekilinin mahkemeye sunduğu alacaklı banka ile borçlu şirket arasında yapılan 11/05/2018 tarihli 7 sayfadan oluşan alacaklı sıfatı ile ... Bankası A.Ş' nin 2 yetkilisinin, davalı şirket yetkilisi ...'ın, kefiller sıfatıyla ... ile ...'ın imzaların yer aldığı protokol bulunduğunu, buna göre taraflarca alacaklı bankanın alacaklı olduğunu ve davacının borç tutarının 4.384.463 USD olarak mutabakata varıldığını, alacaklı banka ile söz konusu kredilere ilişkin 28 adet Genel Kredi Sözleşmesinin bulunduğunu, tüm sözleşmelerin toplam tutarının 16.300.265,00 TL tutarında olduğunu, sözleşmede yer alan tüm limitlerde kefillerin kefalet tutarları ile asıl borçlu şirketin borç tutarlarının aynı tutarda olduğunu, Genel Kredi Sözleşmesinde kefaletleri bulunan taraflar ile kefalet limit tutarları, toplam sözleşmelerdeki hisse oranlarının tabloda yer aldığı gibi olduğunu,  sonuç olarak; dava dışı ...'ın ödeme yaptığı 11/05/2018 tarihi itibariyle asıl borçlu davalı şirketin 4.384.465,76 USD tutarda borcunun bulunduğunu, borcun muaccel olduğunu,  borca ilişkin düzenlenen Genel Kredi Sözleşmelerinde kefil sıfatlarıyla kefaleti olan kişilerde  ...'ın % 21, ...'ın % 21, davacı ...'ın % 16, ...'ın % 4, ... İnş. Tur. Tic. Ltd. Şti'nin % 21 ve ... Petrol Ürünler ...Tic. Ve San. A. Ş.'nin de  % 16 oranında sözleşmelerde kefalet oranlarının olduğunu\" bildirdiği görülmüştür.<br>Bilirkişinin 28/03/2023 tarihli ek raporunda ise özetle;\" dava dışı taraf ... tarafından, davalı şirketin Eski ... Bankası Eskişehir Şubesinden kullanılan kredi borcu ödemesi için 177.984,76 USD tutarında ödeme yapmış olup yaptığı ödemenin % 25'lik bölümünü davacıya rücu ettiğini, davacı ...'ın da kendisine rücu edilen 44.488,69 USD için 02/07/2018 tarihinde 5,1032 TL/USD döviz karşılığında 227.035,42-TL olarak ödemede bulunduğunu, davacı ...'ın, 05/07/2018 takip tarihi itibariyle davalı şirketten alacaklı olduğu alacak tutarlarının tabloda yer aldığını, sonuç olarak; davacı ...'ın takip tarihi itibariyle davalı şirketten; 227.035,42 asıl alacak, 167,94 TL kanuni faiz, 485 TL vekalet ücreti, 100,2 TL masraftan oluşmak üzere toplamda 227.786,56 TL tutarında alacaklı olduğunu\" hususlarında görüş bildirdiği görülmüştür. Mahkemece, denetime ve hükme elverişli bulunan ve kaldırma kararı doğrultusunda aldırıldığı anlaşılan bilirkişi rapor ve ek raporu hükme esas alınarak yazılı olduğu üzere davanın kabulüne, itirazın iptali ile takibin devamına, davalının % 20 oranında icra inkar tazminatına mahkum edilmesine yönelik karar verilmiş, bilirkişi rapor ve ek raporu Dairemizce de denetime ve hükme elverişli bulunmuştur.<br>Hal böyle olunca; mahkemece, Dairemiz kaldırma kararı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak alınan rapor ve ek rapor kapsamının hükme ve denetime elverişli olduğunun anlaşılması, rücuya esas kredi sözleşmeleri de incelenerek dava dışı kefilin ödeme yaptığı tarihte davalı asıl borçlu şirketin kredi borcunun bulunduğunun tespit edilmesi,  yine alacağın muaccel olduğunun tespitiyle rücuya esas kredi sözleşmesine kefil olanların hisselerine düşen miktarın da TBK'nın 587. maddesi hükmüne göre usulünce rapor kapsamında tespit edilmiş olması, dava dışı taraf/ kefil ... tarafından, davalı şirketin ... Şubesinden kullanılan kredi borcu ödemesi için 177.984,76 USD tutarında ödeme yapılarak yaptığı bu ödemenin ( 4 gerçek kişi kefil bulunması nedeniyle) % 25'lik bölümünü davacıya rücu ettiğinin ve davacı ...'ın da kendisine rücu edilen 44.488,69 USD için 02/07/2018 tarihinde 5,1032 TL/USD döviz karşılığında 227.035,42-TL olarak ödemede bulunarak takip tarihi itibariyle davalı şirketten; 227.035,42-TL asıl alacak, 167,94-TL kanuni faiz, 485,00 TL vekalet ücreti, 100,20-TL masraftan oluşmak üzere toplamda 227.786,56-TL tutarında alacaklı olduğunun ve mahkemece verilen kararda bir isabetsizlik bulunmadığının anlaşılması ve ileri sürülen istinaf sebepleri dikkate alındığında mahkemenin vakıa ve hukuki değerlendirmesinde usul ve esas yönünden yasaya aykırılık bulunmadığı anlaşıldığından, davalının istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş, aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.  <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davalı tarafın istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>\t2-Davalıdan alınması gerekli olan 15.508,76-TL harçtan peşin alınan 3.880,00TL harcın mahsubu ile bakiye 11.628,76-TL harcın davalıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına, <br><br>\t3-Davalı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/04/2026 <br><br>Başkan -           Üye -                     Üye -          Zabıt Katibi -<br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"95dc5452ac253400","SID":"2c75db7878e85346"}}