{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    21. HUKUK DAİRESİ     2023/1158 Esas   2026/380 Karar<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1158 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/380<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN\t<br>MAHKEMESİ\t: Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi <br>TARİHİ\t\t: 27/09/2022<br>NUMARASI\t\t: 2020/637 Esas 2022/709 Karar <br><br>DAVA\t: Alacak <br>DAVA TARİHİ\t: 18/12/2020<br>KARAR TARİHİ\t: 02/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 02/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki  alacak istemine  ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçelerle davanın kısmen kabulüne yönelik olarak verilen hükme karşı taraf vekillerince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>DAVA<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı hakkında Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/704 esas sayılı dosyasında konkordatonun tasdikine karar verildiğini, davalı ile müvekkili arasında imzalanan genel kredi sözleşmesi kapsamında ödemelerin zamanında yapılmadığını, bu esnada davalı tarafından konkordato talebi ile dava açıldığını, müvekkilinin alacağının kaydı için başvurulduğunu, alacağın yalnız 97.278,71 TL'lik kısmının kabul edildiğini, bakiye alacağın haksız olarak kabul edilmediğini iddia ederek konkortado projesine dahil edilmeyen 25.101,56 TL'nin İİK'nun 308/b maddesi uyarınca tasdik projesi kapsamında müvekkiline ödenmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP<br>Davalı vekili cevap dilekçesi sunmamış, aşamalardaki beyanlarında davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  taraflar arasında genel kredi sözleşmesi bulunduğu, davalının sözleşme gereği edimlerini süresinde yerine getirmediği, bunun üzerine davacının ihtarname ile davalıyı temerrüde düşürdüğü, böylelikle alacaklı olduğu, davalı tarafından konkordato tasdik talebi ile açılan davada davacının alacağının bir kısmının çekişmeli alacak olarak kaldığı ve davacının alacağının tamamının konkordato kapsamında tahsili talebi ile eldeki davayı açtığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda belirtildiği üzere davacının konkordato projesine dahil edilmeyen bir kısım alacağı bulunduğu anlaşıldığından , 18/08/2022 tarihli ek rapor  hükme esas alınmak suretiyle, davanın kısmen kabulü ile, konkordato tasdik yargılamasında borçlu tarafından kabul edilmeyen ve çekişmeli hale gelen 2.267,80 TL nakdi alacağın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, nakdi alacağa ilişkin olarak, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/704 esas 2020/288 karar sayılı ilamı ile tasdik edilen konkordato şartlarının hükmün infazı sırasında nazara alınmasına, tasdik kararında depo hükmü kurulmadığından İİK'nun 308/b 2-2 gereğince depo kararı verilmesine yer olmadığına  karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davalı  vekili 27/02/2023 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, davalı şirketin   davacı bankaya olan kabul ettiği tutar olan  97.278,71 TL'lik borcu dışında herhangi bir borcu bulunmadığını,  konkordato projesi ödemesinin  9 eşit taksit olup müvekkili  şirketin  7 taksit ödemesini başarıyla gerçekleştirdiğini,  son 2 taksit ödemesi kaldığını,  bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda   davanın tamamen reddine karar karar verilmesini istemiştir. <br>Davacı vekili 28/04/2023 tarihli  istinaf dilekçesinde özetle;  bilirkişi tarafından yapılan hesaplamada anapara tutarı doğru olmakla birlikte, her ne kadar bilirkişi tarafından geçici mühlet tarihine göre borç tespiti yapılmış ise de,  bilirkişi tarafından  kesin mühlet tarihli alacağının  esas alınması gerektiğini, aksi yönde geçici mühlet kararı tarihine göre yapılan hesaplama sonucu verilen kararın  kısmen eksik ve hatalı olup, davanın tam kabulü yerine kısmen kabulü yönündeki ilk derece mahkemesi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak talepleri doğrultusunda davanın tam kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>Dava, konkordato davası neticesinde çekişmeli hale gelen nakdi ve gayri nakdi alacağın tahsili istemine ilişkindir.<br>6100 Sayılı HMK'nın 355.maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede; <br>Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/704 Esas, 2020/288 Karar  sayılı dosyasının incelenmesinde; davalı şirket  tarafından konkordato istemiyle açılan davada dosyamız davacısı banka tarafından Komiserler Kuruluna 27/02/2019 tarihi itibariyle 122.380,27 TL nakdi alacak yönünden yapılan başvurunun , 97.278,71 TL yönünden kabul edilip, bakiye  alacağın  itiraza uğradığı gerekçesiyle çekişmeli alacak olarak değerlendirildiği ve hesaba dahil edilmediği anlaşılmıştır.<br>Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/704 Esas, 2020/288 Karar  sayılı kararın  istinafı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nce verilen  2021/850 E, 2021/1405 K sayılı ilamın  temyizi sonucu  , Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2021/5853 E, 2021/2181 K sayılı ilamı ile ilgili Daire kararının bozulmasına karar verildiği ,  Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesince  2021/850 E, 2021/1405 K sayılı  kararında direnilmesine üzere , ilgili  kararın  Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun  2022/6-5537 E, 2022/1179 K sayılı kararı ile bozulmasına karar verildiği ,  bozma üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nce  2022/2198 E, 2023/19 K sayılı ilamı ile   Hukuk Genel Kurulu Kararına uyularak konkordato projesinin tasdikine karar verildiği , ilgili kararın Yargıtay 6. Hukuk Dairesi'nin 2023/1160 E, 2023/1352 K sayılı ilamı ile onanarak 10/04/2023 tarihinde kesinleştiği görülmüştür.<br><br><br><br> Bankacı bilirkişiden alınan hükme esas alınan  18/08/2022 tarihli ek raporda özetle, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/704 esas sayılı dosyasında 28/06/2019 tarihinde başvurarak davacının 122.380,27 TL nakdi alacağının hesaba katılmasını talep ettiği, 27/09/2018 geçici mühlet tarihinde anapara borcunun  97.278,71 TL, en son ödenen devre faizinden geçici mühlet tarihine kadar işlemiş akdi faizin  2.159,81 TL,  işlemiş akdi faizin BSMV'si 107,99 TL olmak üzere  99.546,51 TL olup,  7.278,71 TL'lik kısmının kabulüne karar verildiğinden ,  davacı bankanın nisaba dahil edilmeyen 2.267,80 TL nakit alacağının olduğu  belirtilmiştir.<br>Dosya kapsamından, davacı Bankanın İvedik Çarşı  Şubesi ile davalı şirket  arasında arasında 28/11/2017 tarihli , 1.000.000,00 TL bedelli ve 04/07/2018 tarihli 10.000.000,00 TL limitli Genel Kredi Sözleşmeleri imzalandığı, sözleşme kapsamında nakit ve gayrınakit krediler kullandırıldığı, borcun kredi borcununu ödenmemesi üzerine hesabın Beşiktaş 17 Noterliği'nin 08/10/2018 tarih, 65623 yevmiye numaralı hesap kat ihtarnamesi ile  kat edildiği, davalı şirket tarafından açılan konkordato davasında davacı bankanın başvurusunun alacağın itiraza uğradığı gerekçesiyle çekişmeli alacak olarak değerlendirilerek  hesaba dahil edilmemesi üzerine İİK.nun 308/b maddesine dayanılarak nakdi  alacakların tahsili istemiyle  eldeki davanın  açıldığı anlaşılmıştır.<br>Davacı yan taraflar arasında akdedilen genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalıdan nakit   alacağı bulunduğunu, davalıdan olan nakit  alacaklarının konkordato komiserler kurulunca kabul edilmediğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.<br>Uyuşmazlık, davacının genel kredi sözleşmeleri kapsamında davalıdan komiserler kurulunca kabul edilmeyen nakit bir alacağı bulunup bulunmadığı, çekişmeli alacak var ise miktarı hususlarından kaynaklanmaktadır.<br>Açılan dava, çekişmeli alacaklar hakkında dava başlıklı İİK'nun 308/b maddesi kapsamında alacağı itiraza uğramış olan davacı alacaklı tarafından açılan dava niteliğindedir. Davacı yan, dava dilekçesinde nakit  alacaklarının komiserler kurulu tarafından kabul edilmediğini  ileri sürerek işbu alacak davasını açmıştır.<br>Yargılama aşamasında alınan ve banka kayıtları üzerinde yerinde yapılan incelemeyi içeren bilirkişi raporu ile, geçici  mühlet karar tarihi itibarıyla davacının davalıdan   99.546,51 TL nakit alacağının bulunduğu tespit edilmiştir.<br>Bu bağlamda davacı vekilinin  istinaf itirazları ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde;<br>Davacı vekilince,   kesin mühlet tarihine kadar alacağının hüküm altına alınması gerekirken  alacakların eksik hesaplandığı iddia edilmiş ise de,  İİK'nun 294/(3)  maddesi uyarınca; tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği takdirde kesin mühlet tarihinden itibaren rehinle temin edilmemiş her türlü  alacağa faiz işlemesinin duracağı, İİK'nun 288/1 maddesi uyarınca geçici mühletin, kesin mühletin sonuçlarını doğuracağı, bu bağlamda tasdik edilen konkordato projesi aksine hüküm içermediği ve alacağın da rehin ile temin edilmediği dikkate alınarak geçici mühlet tarihinden itibaren davacının  adi alacaklarına  faiz işletilmesinin mümkün olmadığı, bu bağlamda bilirkişilerce bu yönü ile nakit  alacağın geçici mühlet tarihi itibariyle hesaplanmasının usul ve yasaya uygun olduğu  anlaşılmakla,  davacı vekilinin istinaf itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir.<br>İlk derece mahkemesince her ne kadar istinafa konu kararın hüküm kısmında nakdi alacağa ilişkin olarak, Ankara 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2018/704 esas 2020/288 karar sayılı ilamı ile tasdik edilen konkordato şartlarının hükmün infazı sırasında nazara alınmasına, tasdik kararında depo hükmü kurulmadığından İİK'nun 308/b 2-2 gereğince depo kararı verilmesine yer olmadığına şeklinde karar vermesi somut davanın genel hükümlere dayalı açılmış bir alacak davası olma özelliği ile örtüşmese de, yukarıda ayrıntısı ile izah edildiği üzere konkordatanın aynı şartlarda tasdiki neticesinde ilgili bentlerin hükümde yer almasının sonuca etkisi olmayacağı anlaşılmakla bu husus eleştirilmekle yetinilmiştir. <br>Davalı vekilinin istinaf itirazları değerlendirildiğinde; <br>İlk derece mahkemesince 25.101,56 TL  dava esas değeri üzerinden   açılan davada davanın kısmen kabulüne, 2.267,80  TL  nakdi alacağın davalıdan tahsili ile davalıya verilmesine ,  fazlaya ilişkin istemin reddine  karar verilmiştir.<br> Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 24/11/2016 tarihli ve 6763 sayılı Kanun'un 41. maddesi ile değiştirilen 341/2. fıkrasında öngörülen kesinlik sınırı üç bin Türk Lirasıdır. Karar tarihi olan 27/09/2022 tarihi itibariyle  ise bu sınır 8.000,00 TL'dir. <br> Davalı vekilinin istinafa konu ettiği miktar  kabul edilen  2.267,80  TL'ye yönelik olup, 25/09/2024 tarihli karar davacı yönünden kesin niteliktedir. Kesin olan kararlara karşı HMK'nun 346/1. maddesi hükmü uyarınca ilk derece mahkemesince istinaf dilekçesinin reddine karar verilebileceği gibi, HMK'nun 352. maddesi gereğince yapılan ön inceleme neticesinde Bölge Adliye Mahkemesince de bu yönde karar verilebilir. Bu karar usule ilişkin nihai bir karardır. (Tolga Akkaya, Medeni Usul Hukukunda İstinaf sayfa 176)<br>Davalının istinaf dilekçesi üzerine verilmiş bir dilekçe olmadığından katılma yolu ile istinaf olarak da kabul edilmemiştir.<br>Bilindiği üzere;  HMK'nun 341. maddesinde istinaf yoluna başvurulabilen kararlar; 361 ve 362. maddelerinde ise temyiz edilebilen ve temyiz edilemeyen kararlar hüküm altına alınmıştır. HMK'nın 362. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi uyarınca, “Miktar veya değeri kırkbin Türk Lirasını (bu tutar dâhil) geçmeyen davalara ilişkin kararlar” hakkında temyiz yoluna başvurulamaz.   6763 sayılı Ceza Muhakemesi Kanunu ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (6763 sayılı Kanun) 44. maddesiyle HMK'ya eklenen \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı Ek 1. madde ile HMK ile birlikte terkedilen parasal sınırların her yıl yeniden değerleme oranında arttırılması sistemine tekrar geri dönülerek 362/1-(a) maddesinde öngörülen kesinlik sınırının her takvim yılı başından geçerli olmak üzere o yıl için 04.01.1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun mükerrer 298. maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle belirlenmesi esası kabul edilmiştir. Bu suretle malvarlığına ilişkin davalar bakımından kanun koyucu temyize başvuru hakkının belirlenmesinde bir parasal sınır belirleyerek kural olarak \"değere bağlı temyiz\" sistemini benimsemiştir.<br>Nitekim 02/12/2016 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanan 6763 sayılı Kanun'un 44. maddesiyle HMK'ya eklenen \"Parasal sınırların artırılması\" başlıklı Ek 1. maddenin ilk hâli;\"(1) 200 üncü, 201 inci, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırlar her takvim yılı başından geçerli olmak üzere, önceki yılda uygulanan parasal sınırların; o yıl için 4/1/1961 tarihli ve 213 sayılı Vergi Usul Kanununun mükerrer 298 inci maddesi hükümleri uyarınca Maliye Bakanlığınca her yıl tespit ve ilan edilen yeniden değerleme oranında artırılması suretiyle uygulanır. Bu şekilde belirlenen sınırların on Türk lirasını aşmayan kısımları dikkate alınmaz.(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hükmün verildiği tarihteki miktar esas alınır\" şeklindedir.<br>Ancak 14/11/2024 tarihli ve 32722 sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7531 sayılı Kanun) 22. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yer alan “on” ibaresi “bin” şeklinde değiştirilmiş ve maddeye“(3) İstinaf ve temyiz kanun yoluna başvuruda esas alınan parasal sınırda yeniden değerleme nedeniyle meydana gelen artış, bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine yeniden verilen kararlar hakkında uygulanmaz, ilk karar tarihinde geçerli olan parasal sınırlar esas alınır.” şeklinde 3. fıkra eklenmiştir. Ayrıca 7531 sayılı Kanun'un geçici 1. maddesinin 6. fıkrasında HMK'nın Ek 1. maddesinin 1. fıkrasında yapılan değişikliğin bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren, 3. fıkra olarak eklenen düzenlemenin ise bölge adliye mahkemesinin kaldırma veya Yargıtayın bozma kararları üzerine bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten itibaren yeniden verilen kararlar hakkında uygulanacağı belirtilerek geçiş hükmü öngörülmüştür.<br>Daha sonra Anayasa Mahkemesinin (AYM) 30.01.2025 tarihli ve 32798 sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 04/12/2024 tarihli ve 2023/182 Esas, 2024/203 Karar sayılı kararı ile HMK'nın Ek 1. maddesinin (2) numaralı fıkrasında yer alan “…341 inci, 362 nci...” ibaresinin ve iptal nedeniyle uygulanma imkânı kalmayan bu ibareden sonra gelen “…ve…” ibaresinin iptaline; kararın Resmî Gazete'de yayımından başlayarak dokuz ay sonra yürürlüğe girmesine karar verilmiştir.<br>Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 04/06/2025 tarihli ve 32920 (Mükerrer) sayılı Resmî Gazete’de yayımlanarak yayımı tarihinde yürürlüğe giren 7550 sayılı Ceza ve Güvenlik Tedbirlerinin İnfazı Hakkında Kanun ile Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun'un (7550 sayılı Kanun) 20. maddesi ile HMK'nın Ek 1. maddesinin 2. Fıkrası;  \"(2) 200 üncü ve 201 inci maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında hukuki işlemin yapıldığı, 341 inci, 362 nci ve 369 uncu maddelerdeki parasal sınırların uygulanmasında davanın açıldığı tarihteki miktar esas alınır.\"  şeklinde değiştirilmiş ve 3.fıkrası ise yürürlükten kaldırılmıştır.<br>Yargıtay Hukuk Genel Kurulu'nun 02/07/2025 tarih ve 2024/10-205 E, 2025/410 K sayılı kararı ile de;  04/06/2025 tarihinden önce verilmiş kararlar bakımından , 7550 sayılı Kanun'un 20.maddesi ile 6100 sayılı HMK'nın Ek 1.maddesinin 2.fıkrasında yapılan değişiklik kapsamında kararın istinafı/temyizi kabil olup olmadığının belirlenmesinde dava tarihinin esas alınmasının mümkün olmadığı, değişiklikten önceki düzenlemelere göre karar tarihi itibarıyla değerlendirme yapılması gerektiği sonucuna varılmıştır.<br>Hal böyle olunca, ilk derece mahkemesi hükmü HMK'nun 341/2. maddesi gereğince davalı yönünden karar tarihi itibariyle  kesin olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun usulden reddine karar vermek gerekmiştir.<br>Tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın kısmen kabul kısmen yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun ise  miktar yönünden usulden reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\tA)1-İlk derece mahkemesi hükmü HMK'nun 341/2. maddesi gereğince kabul edilen kısım yönünden kesin olduğundan davalı vekilinin istinaf başvurusunun USULDEN REDDİNE, <br>\t2-İstinafa başvuran davalı tarafından yatırılan 360,00 TL istinaf nispi karar harcı ve 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı olmak üzere toplam 852,00 TL harcın  talep halinde  davalıya iadesine,<br>\t3-Davalı tarafından yapılan yargılama giderinin kendi üzerinde bırakılmasına, <br>\tB)1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL harçtan peşin alınan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına, <br>\t3-Davacı tarafça yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından taraflar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, <br>\tDosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde davacı yönünden Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere; reddedilen  miktar dikkate alındığında davalı yönünden HMK'nın 362. maddesi gereğince kesin olmak üzere  oy birliği ile karar verildi. 02/04/2026<br><br>Başkan-              Üye -                 Üye -                 Zabıt Katibi -<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"380759a16d8d4b84","SID":"16c9015af1f04fbe"}}