{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>6. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO: 2026/710 <br>KARAR NO: 2026/891<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 13/01/2026<br>NUMARASI: 2025/27Esas   -   2026/38Karar<br>DAVANIN KONUSU: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 22/04/2026<br>İSTİNAF KARAR YAZIM <br>TARİHİ: 22/04/2026<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/27 Esas  2026/38 Karar sayılı ilamına karşı , davalı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya dairemize gelmekle dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda ;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkili şirketin Türkiye genelinde ... şubesi ile toptan ve perakende tatlı ve ticareti sektöründe uzun yıllardan beri hizmet verdiğini, müvekkili ile davalı şirket arasında 05/11/2021 tarihinde yapılan partnerlik sözleşmesi doğrultusunda müvekkili şirket tarafından imal edilen vs. gibi hususların satımı konusunda mutabakata varıldığını, davalı ile 05.11.2021 tarihinde yapılan partnerlik sözleşmesi doğrultusunda;<br>24.03.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 92.051,46 TL<br>24.03.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 3.500 TL<br>27.04.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 90.172,80 TL<br>27.04.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 4.500 TL<br>30.06.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 600.000 TL<br>30.06.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 600.000 TL<br>30.06.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 600.000 TL<br>26.07.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 28.730,45 TL<br>19.08.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 36.323,64 TL<br>02.09.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 38.118,11 TL<br>12.09.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 80.719,20 TL<br>30.09.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 35.745,74 TL<br>30.09.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 97.623,00 TL<br>31.10.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 63.703,73 TL<br>02.11.2022 tarih ... numaralı faturaya konu olan 30.000 TL<br>06.10.2022 tarih ...  \"...\" açıklamalı dekont ile 25.000 TL<br>07.11.2022 tarih ...numaralı faturaya konu olan 51.590,73 TL olmak üzere toplam 2.477.578,86 TL değerinde para, mal ve hizmet gönderildiğini, bunun karşılığında davalı şirket tarafından; 31.05.2022 tarihinde 95.551,96 TL,26.07.2022 tarihinde 95.000 TL,12.09.2022tarihinde 550.000 TL, 19.09.2022 tarihinde 500.000 TL, 26.09.2022 tarihinde 340.000 TL, 27.09.2022 tarihinde 80.000 TL, 29.09.2022 tarihinde 200.000 TL, 03.10.2022 tarihinde 230.000 TL olmak üzere toplamda 2.090.551,96 TL ödeme yapıldığını, bakiye 387.026,90-TL  üzerinden Kayseri Genel İcra Dairesinin  ... E. ile takip başlatıldığını, davalının takipten sonra 23.11.2022 tarihinde 25.452,00 TL, 07.12.2022 tarihinde 21.816,00 TL olmak üzere toplam 47.268,00 TL daha ödeme yaptığını, bir kimsenin inkar ettiği bir borca ilişkin ödeme yapması hayatın olağan akışına uygun düşmediğini, borçlu olduğu miktarı düşürmek saikiyle kötü niyetli bir şekilde;09.11.2022 tarih ... numaralı 63.703,73 TL ve 09.11.2022 tarihli ... numaralı 51.590,73 TL bedelli fatura kestiğini ancak fatura içeriklerinin tesliminin yapılmadığından faturalara yasal süreler içerisinde Kayseri 11. Noterliğinin ... tarih ... yevmiye numaralı ihtarnamesiyle itiraz edildiğini, davalı borçlunun kötü niyetli olarak icra takibine itiraz ederek takibi durdurduğunu iddia ederek; ihtiyati tedbir, itirazın iptali ve takibin devamını, vekalet ücreti ile yargılama masraflarının davalı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacınında kabulünde olan 05.11.2021 tarihli Partnerlik Sözleşmesinin hak ve yükümlülükleri başlıklı 2.10 maddesinde; \"... müşteriye sevk edilen ürünlerin her ay yapılacak tahsilatında öncelikle kendi aralarındaki cari hesaplarda mutabık kalarak ilgili ödemeleri yapmak zorunluluğundadır.\" hükmün yer aldığını, davacının iş bu hükmü ihlal ederek fatura bedellerini talep etme yoluna gittiğinden icra takip dosyası borcuna itiraz edildiğini, zira müşteriye davalıca sevk edilen ürünlerin ödemeleri tahsil edilmeden ve taraflar arasında mutabakat yapılmadan, davacının faturadan kaynaklı hareket ederek icra takibi başlatması, taraflar arasında yapılmış sözleşmeye açıkça aykırılık oluşturduğunu, takibe konu edilen faturaların ödemelerinin sonradan peyder pey gelmesi ile de davacıya ödemelerin yapıldığını, bu nedenle takibe yapılan itirazla çelişki yorumunu kabul etmediğini iddia ederek davanın reddine, yargılama gideri ve avukatlık ücretinin karşı tarafa yükletilmesine karar verilmesini  talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: <br>İlk derece mahkemesi tarafından yapılan yargılama sonucunda; \"Yargılama sonunda yukarıda yapılan açıklamalar ışığında;Dosyanın İstinaf ilamı doğrultusunda yetki alanımızda yeterli bilirkişi olmadığı anlaşılmakla 2 mali müşavir 1 üniversite kürsüsünde görevli hesap uzmanı bilirkişi tespit edilerek bu hususta Ankara mahkemelerine talimat yazılmasına karar verilmiş, Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/187 Talimat sayılı dosyası ile alınan bilirkişi heyeti 08/08/2025 tarihli rapor doğrultusunda icra takibinden sonra tarafların karşılıklı olarak kabulünde olan ödemelerin bulunduğu, davalı her ne kadar taraflar arasında partnerlik sözleşmesi olduğunu iddia etse de sözleşme gereğince mutabakat olmadığı anlaşılmakla iade faturaları düşüldükten sonra davacının 387.026,90-TL asıl alacağının bulunduğu, takipten sonra ödemesi yapılan 47.268,90TL dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile  339.758,90- TL üzerinden itirazın iptaline karar  verilerek hüküm kurulmuştur.<br>Davacı taraf dava dilekçesinde icra inkar tazminatı talebinde bulunmuştur.<br>İİK'nun 67/1. maddesine göre \"Bu davada borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine iki tarafın durumuna, davanın ve hükmolunan şeyin tahammülüne göre, red veya hükmolunan meblağın \"yüzde yirmisinden\" aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminatla mahkum edilir.\" Buna göre davacı lehine icra inkar tazminatına hükmetmek için davalının haksız olması, itirazın iptaline karar verilen alacağın likit olması ve davacının talebi gerekir. Takibe konu edilen alacak taraflar arasındaki alım satıma dayalı ticari ilişki nedeniyle düzenlenen faturaların içeriğinden, taraflar arasındaki icra takibinden, tarafların ticari defter ve kayıtlardan tespiti ve hesabı mümkün olduğundan ve davacının davalıdan alacaklı olduğu da sabit olduğundan alacağın likit ve belirlenebilir olduğu görülmekle itirazın iptaline karar verilen 339.758,90-TL'nın takdiren %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verilmiş....\" gerekçesiyle  Davanın  KABULÜ ile; davalının Kayseri Genel İcra Müdürlüğü'nün ... Esas sayılı dosyasına vaki itirazının  387.026,90-TL asıl alacak üzerinden takipten sonra ödemesi yapılan 47.268,00-TL dikkate alınarak tahsilde tekerrür olmamak kaydı ile 339.758,90-TL üzerinden itirazın İPTALİNE, takibin takip talebindeki diğer koşullar ile devamına, 2-Hükmedilen 339.758,90 TL asıl alacağın %20'si oranında icra inkar tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, 3-Davalının kötüniyet tazminatı talebinin Reddine karar verilmiştir. <br>İşbu kararı davalı vekili süresinde istinaf etmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili  istinaf başvuru dilekçesinde özetle; Taraflar arasında 05.11.2021 tarihli Partnerlik Sözleşmesinin akdedildiği ve yargılamanın iş bu sözleşme hükümlerine göre yapılması gerektiğini, taraflar arasında işleyiş; davacı yandan gelen ürünlerin zincir marketlere, müvekkil firma tarafından, sözleşmedeki tabiri ile müşteriye sevkinin sağlanması, zincir marketlerden her ay müvekkil hesabına gelen tahsilatların, taraflar arasında yapılacak cari hesaplar sonrasında taraflarca mutabık kalınması akabinde ödemeleri yapması gerektiğini, dolayısı ile müşteriye müvekkil firmaca sevk edilen ürünlerin ödemeleri tahsil edilmeden ve taraflar arasında mutabakat yapılmadan, davacının faturadan kaynaklı hareket ederek icra takibi başlatması, taraflar arasında yapılmış sözleşmeye açıkça aykırılık oluşturduğunu, davalı taraf olarak bir önceki istinaf başvurusunun  sayın Yüksek Mahkemece kabul edildiği, bu anlamda  istinaf itirazları karşılar rapor tanzim edilmesi gerektiği dikkate alınmaksızın, bilirkişilerce rapor düzenlenmesine ve yerel mahkemenin iş bu rapor doğrultusunda eksik incelme ile  karar vermesi  hukuka aykırı olduğunu,  partnerlerin davacı ile davalı olduğu, müşterilerinde 3. Kişi zincir marketler  olduğu çok açıkken, işleyişinde müşteriden veya 3. Kişiden  gelen ödemeler akabinde partnerlerin kendi aralarındaki cari hesaplarda mutabık kalıp tahsilattan gelen ödemelerin yapılacağı olduğu açıkça anlaşıldığını, dolayısı ile müşteri 3.kişiden tahsil edildikçe ödemelerin yapılacağı madde metninden ve sözleşmeden anlaşılmasına rağmen, sözleşmenin tarafından izahı sırasında bahsettiği bir hususun sözleşmede böyle yazmıyor denilmesine ve 2.10. Maddesinin hatalı yorumlanmasına açıkça itiraz ettiğini, taraflar arasındaki sözleşmeye göre icra takibi başlatıldığı an itibariye mutabakat yapılan ancak ödemesi yapılmayan alacak tutarları ile ilgili icra takibi başlatabileceği, sözleşmeye göre zincir marketlere satışı yapılmayan veya satışı yapılsa bile ödemesi alınmayan, dolayısı ile mutabakatı taraflar arasında yapılmayan tutarlar yönünden icra takibi başlatılamayacağı açıkça ortada olduğunu, dolayısı ile icra takibi başlatıldığı an itibari ile, davacı yan tarafından müvekkil firmaya sevki yapılan ürünlerinden, zincir marketlere satışının yapılmış ve ödemesinin de müvekkil şirketçe alınmış olan tutarın ne olduğu yönünden, yeniden değerlendirme yapılması için bilirkişiden bu yönde ek rapor alınması talebi ilk derece mahkemesince red edilmesi hukuka aykırı olduğunu, icra takibi başlatıldığı an  itibari ile müvekkil şirketin ticari kayıtlarından zincir marketlere satışı yapılan ve ödemesi alınan ürünlerin tespitinin yapılması pekala mümkün olduğunu, netice olarak davacı yanın taraflar arasında akdedilen Partnerlik sözleşmesine aykırı olarak mutabakat yapmaksızın, müvekkile Partnerlik sözleşmesine göre gönderilen ürünler için düzenlediği faturalardan yola çıkarak icra takibi başlatması, taraflar arasında yapılan sözleşmeye açıkça aykırı olduğu gibi, icra takibi itibariyle sözleşmeden kaynaklı bir alacağı olmamasına rağmen  aksi kanaatle eksik inceleme ile  ve çelişkili gerekçe ile davanın kabulüne karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olduğunu, yüksek mahkemenin kaldırma kararı öncesi, ilk derece mahkemesi gerekçeli kararında iade faturaları yönünden, davacı yanın iade faturalarına konu malları müvekkil firmaya teslim ettiğine dair belge sunamaması nedeni ile iade faturalarını, müvekkil lehine borç alacak ilişkisinden düşerken, şimdiki gerekçeli kararında;\" sözleşme gereğince mutabakat olmadığı anlaşılmakla iade faturaları düşüldükten sonra \" şeklinde gerekçe belirtilmesine rağmen iade faturalarının borç alacak ilişkisinden düşülmeksizin hüküm kurulması usul ve yasaya aykırı olduğunu, ne İlk derece mahkemesinin gerekçeli kararı ile ortaya konan kanaat nede dosya ya atanan bilirkişilerin dava konusu Partnerlik Sözleşmesini yok sayan değerlendirmeleri ile verdikleri raporlar, bize dava konusunun anlaşılmadığını açıkça gösterdiğini, bilirkişi ek raporunda belirtildiği üzere, taraflar arasında akdedilen partnerlik sözleşmesinin 2.10. Maddesine göre   mutabakatının yapılmadığı, müvekkil şirkete zincir marketlerden  bozuk olduğu gerekçesi iade edilen ve müvekkilin deposunda bekleyen, 97.993,80 TL tutar ile hiç satışı yapılmayan yaklaşık 40.000 TL tutarın,  borç alacak ilişkisinde dikkate alınması gerektiğini, bu hususta da yapılan hesaba itirazlar ilk derece mahkemesince red edilmesi hukuka aykırı olduğunu, dava konusu icra takibi başlatıldığı an itibari ile, davacı yan tarafından müvekkil firmaya sevki yapılan ürünlerinden, zincir marketlere satışının yapıldığını ve ödemesinin de müvekkil şirketçe alınmış olan tutarın ne olduğu yönünden,  değerlendirme yapılmadığını, iş bu değerlendirmenin yapılması icra takibi başlatıldığı an itibariyle davacı yanın alacağının ne olduğunun tespiti açısından önem arz ettiğini, dava tarihi itibariye tarafların hak ve yükümlülüklerinin ne olduğu dikkate alınarak hüküm tesis edileceği izahtan vareste olduğunu, iş bu itirazın istinaf kararı sonrası alınan raporlar ile de karşılanmadığını,  ilk derece mahkemesince davacı lehine icra inkar tazminantına   hükmedilmesi ile müvekkil lehine kötü niyet tazminatına hükmedilmemesi hukuka aykırı olduğunu, tehir-i icra kararı tesisi için ilgili mahkemeye başvurulacağını,tehir-i icra talepli istinaf dilekçesi sunduğunu, Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2025/27 Esas, 2026/38 Karar, 13.01.2026 Karar tarihi kararının istinaf dilekçesi doğrultusunda kaldırılması ile esas hakkında yeniden karar verilmek üzere dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesini ve davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesine karşı sunduğu cevap dilekçesinde özetle ; Davalı tarafça sayın mahkemeye sunulan istinaf başvurusundaki iddia ve talepler davalının basiretli bir tacir olarak hareket etme yükümlülüğü altında bulunma yükümlülüğü ile bağdaşmadığını, davalı taraf her ne kadar ısrarla  sözleşmenin 2.10.maddesinde \" ... müşteriye sevk edilen ürünlerin her ay yapılacak tahsilatında öncelikle kendi aralarındaki cari hesaplarda mutabık kalarak ilgili ödemeleri yapmak zorunluluğundadır\" şeklindeki maddeye dayalı olarak dosya kapsamında mutabakata ilişkin herhangi bir belge bulunmadığı gerekçesiyle müvekkil şirketin davalı taraftan alacaklı olmayacağını ileri sürmekte ise de; dava dilekçesinin 2 numaralı ekinde de sunduğu imzalı teslim tesellüm belgelerinden de anlaşıldığı üzere dava konusu alacağa ilişkin mallar davalı şirkete teslim edildiğini, bu teslimatlar davalı vekilinin 05.12.2023 tarihinde mahkeme zaptına geçen \" depoda bekleyen ürünler söz konusudur.\" şeklindeki beyanı ile de zaten ikrar edilmiş durumda olduğunu, dolayısıyla burada ikrarla da sabit olduğu üzere artık kesinleşmiş bir durum bulunduğunu, davalı tarafın ileri sürdüğü bu iddia geçerli kabul edildiği takdirde müvekkil şirket davalıya sürekli ürün gönderecek; ama davalı tarafça keyfi bir şekilde mutabakat yapılmasa dahi müvekkil tarafından göndermiş olduğu ürünlerin bedeli talep edilemeyecek gibi bir durum ortaya çıkacaktır ki bu durum da hakkaniyetle bağdaşmayacağını, davalı tarafın istinaf başvurusunda ileri sürdüğü bir diğer husus olan taraflar arasında herhangi bir mutabakat olmadığına dair itirazına dair açıklama yapmak gerekir ise de; dava dilekçesi ekinde sunduğu ve davalı şirketin o dönemki yetkilisinin takibe konu borcu ikrar ettiğine ve borca ilişkin çekle ödeme yapmak istediğine dair mesajlar bu itirazı da mesnetsiz bıraktığını, davalı tarafın söz konusu sözleşmede itiraz ettiği hususa ilişkin sözleşmede \" sevk edilen ürünlerin her ay yapılacak tahsilatında öncelikle kendi aralarındaki cari hesaplarda mutabık kalarak ilgili ödemeleri yapmak zorunluluğundadır.\" yazdığını, bir an için aksi kabul edilse bile söz konusu madde zaten niteliği itibariyle belirli bir vade olup; 6098 sayılı yasa gereği müvekkilin davalıyı ayrıca temerrüde düşürme gibi bir yükümlülüğü bulunmadığını, hal böyle iken davalı tarafça yapılan istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiğini, tüm bu hususlara ek olarak; davalı tarafça sürecin en başından itibaren müvekkil tarafından kesilen faturalara itiraz edilmemiş; kötü niyetli bir şekilde kesilen karşı iade faturaları ise müvekkil tarafından yerel mahkemeye sunduğu evraklardan anlaşıldığı üzere noter üzerinden iade edildiğini, buna karşılık ispat yükünün davalı taraf üzerinde olduğu da dikkate alındığında davalı tarafça ileri sürülen savunma ve iddialar ispatlanamamış; yine ürünlerin ayıplı olduğu gerekçesiyle satışlarının yapılamadığı savunmasına dayanak olarak müvekkil şirkete \"ayıp bildirimi\" hususuna ilişkin bir ihtarat yapıldığına dair de hiçbir delil sunulamadığını, hal böyle iken davalı tarafın önceki savunmalarında ve istinaf başvurusunda ileri sürdüğü hiçbir hususu ispat edemediği sabit olup; işbu istinaf başvurusunun reddine karar verilmesi gerektiği ortada olduğunu, arz ve izah edilen nedenlerle ve sayın mahkemenizce resen gözetilecek hususlar doğrultusunda; davalı tarafça  Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2025/27 E. 2026/38 K. sayılı ilamına karşı yapılan istinaf başvurusunun reddine, yargılama giderleri ile vekalet ücretinin davalı üzerinde bırakılmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>HUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>Dairemizce HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf nedenleriyle ve resen kamu düzeniyle sınırlı olarak istinaf incelemesi yapılmıştır.<br>Dava, icra takibine vaki itirazın iptali, takibin devamı ve %20 icra inkar tazminatı istemlerine ilişkindir.<br>İlk derece mahkemesince aldırılan bilirkişi heyet raporunda davacının takip ve dava konusu yaptığı faturalar <br>ve banka ödemesi tarafların ticari defterlerinde kayıtlı olup birbirini teyit ettiği görülmekle bu konuda bir ihtilaf söz konusu değildir.  <br>Davalının düzenlediği iade faturaları davacıda kayıtlı olmadığı için, bu faturaların daha öne davalı tarafça kabul edilerek ticari defterlere işlendiği için, ispat <br>yükünün davalıda olduğu, dolayısıyla iade faturasına konu malları davacıya teslim <br>ettiğini ispatlaması gerektiği ve fakat buna yönelik bir ispat vasıtasının olmadığı görülmüştür. Taraflar arasındaki sözleşme ve tüm delillerin birlikte değerlendirilmesi sonucu hazırlanan iki farklı bilirkişi heyet raporu ve ek raporu sonucu davanın kabulü yönündeki hüküm usul ve yasaya uygun bulunmuştur.<br>2004 sayılı Kanun'un m.67, II'e göre, itirazın iptali davasında borçlunun itirazının haksızlığına karar verilirse borçlu; takibinde haksız ve kötü niyetli görülürse alacaklı; diğer tarafın talebi üzerine, red veya hükmolunan meblağın yüzde kırkından aşağı olmamak üzere, uygun bir tazminata mahkûm edilir.<br>İtirazın iptali davasında borçlunun inkâr tazminatına mahkûm edilebilmesi için öğretide ve Yargıtay kararlarında genellikle kabul edildiği üzere, aşağıdaki şartların (birlikte) gerçekleşmesi gerekir: 1- Alacaklının ilâmsız icra takibi yapması, 2- Borçlunun ödeme emrine itiraz etmiş olması, 3- İtirazın iptali davasının süresi içinde açılmış olması, 4- Alacaklının talepte bulunulması, 5- Borçlunun itirazının haksızlığına karar verilmesi, 6-Alacağın likit olması.<br>Bu şartlardan \"likit alacak kavramı\" alacağın gerçek miktarı belli ve sabit ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmekte veya bilinmesi gerekmekte ve böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesi mümkün ise başka bir ifadeyle, borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda ise alacak likittir. Borçlu yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olmalıdır. Buradan anlaşılması gereken; alacağın ve miktarının borçlu tarafından bütün unsurları ile bilinebilir (hesap edilebilir) olması ve bu konuda alacağın tespiti için ayrıca yargılama yapılmasına gerek olmaması anlamındadır.<br>İtirazın iptaline konu alacağın saptanmasının mümkün olduğu, alacağın taraflar arasındaki alım satımdan kaynaklı olduğu, faturaya dayandığı, takibe konu alacak yargılamayı gerektirmeyip likit olduğundan davacının icra inkar tazminatı talebinin kabulüne karar verilmesi yerinde görülmüştür.<br>Yukarıda belirtilen gerekçelerle ve HMK'nın 355. Maddesi gereğince istinaf başvurusu sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonunda davalı tarafın yukarıda yazılı sözkonusu istinaf sebepleri yerinde görülmediğinden ilk derece mahkemesinin istinafa konu edilen nihai kararının HMK'nın 353/1-b.1.maddesi gereğince usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu değerlendirilerek istinaf başvurusunun esastan reddine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle ;<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesi 'nin 2025/27 Esas 2026/38 sayılı kararının usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılması nedeniyle davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK. 'nın 353/1-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken 26.438,00 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından davalının yatırdığı 6.609,00 TL harcın mahsubundan sonra geriye eksik kalan 19.829,00 TL harcın davalıdan alınarak hazineye irad kaydına<br>Davalı tarafından yapılan istinaf yoluna başvuru harcı ve istinaf posta giderlerinin  davalı üzerinde bırakılmasına , <br>İstinaf incelemesi aşamasında duruşma yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına , <br>Kararın tebliğ işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde , 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi gereğince kararın tebliğinden itibaren iki hafta içinde Yargıtay'a temyiz yolu açık olmak üzere, oy  birliği ile karar verildi. 22/04/2026<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6318da50485bac18","SID":"d9a75be33616105d"}}