{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/463 <br>KARAR NO\t: 2026/472<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 6. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 03/11/2022<br>NUMARASI\t: 2018/1143 Esas 2022/782 Karar <br>DAVA: Alacak <br>DAVA TARİHİ: 28/09/2018<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ :13/03/2026<br>Davanın reddine ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili ile davalının, 27.10.2016 tarihinde müvekkiline ait ... AVM'de bulunan ... Eczanesi'nin demirbaş, dekorasyon ve kozmetik ürünleri ile beraber satılması ve devri konusunda bir protokol imzaladıklarını, davalının devir karşılığında müvekkiline demirbaşlar ve dekorasyon için 2.500.000-TL ile protokolün 4. maddesi gereği beraberce fiyatlandırılacak kozmetik ürünlerin ücretini ödemeyi taahhüt ettiğini, protokol tarihinde davalı tarafından müvekkiline 150.000-TL ödeme yapıldığını, protokolün imzalanmasından sonraki bir tarihte ise davacının hiç bir ilgisi bulunmamasına rağmen FETÖ terör örgütü soruşturmaları çerçevesinde haksız şekilde tutuklandığını, davacının içinde bulunduğu bu zor durumu fırsat bilen davalının, devir işlemleri eksiksiz yerine getirilmesine rağmen protokol gereği üzerine düşen yükümlülükleri ifa etmediğini, hatta davacının bu zor durumundan faydalanarak davacının ağabeyi ...'ya müzayaka halindeyken, bilgisizliğinden ve tecrübesizliğinden faydalanmak suretiyle sözleşmede yazılı tutarın çok altında olan 475.000-TL’lik bir ödeme yaparak ibraname imzalattığını, bakiye alacağın tahsili için davalıya keşide edilen 16.07.2018 tarihli ihtara davalı tarafça olumsuz yanıt verildiğini, müvekkilinin ağabeyi ...'nın davalıyı ibra yetkisi bulunmadığını, bu nedenle ibranamenin müvekkili açısından bağlayıcı olmadığını, ibranamenin gabin altında imzalatıldığını, protokol aslının müvekkilinden çalındığını, ibranamenin imzalandığı tarihte müvekkili cezaevinde olup, ağabeyine kardeşinin alacağını bir daha tahsil edemeyeceği korku ve şüphesiyle müzayaka halinde ibraname imzalatıldığını, protokolün 5. maddesinde ödemelerin müvekkilinin ağabeyi ...'ya yapılacağının düzenlendiğini, ancak ağabeyine sadece ödemeleri teslim alma yetkisi verilmiş olup,ibra yetkisi verilmediğini, ek olarak ödeme iddiasını ispat yükünün davalı üzerinde olduğunu, belge içeriğinde ne kadar ödeme yapıldığı açıkça yazılmadığından, belgenin makbuz niteliğini taşımadığını, protokol kapsamında davalı tarafından sadece 625.000-TL ödeme yapılmış olup, ibranamedeki ödemenin elden ...'ya yapıldığı ifadesinin gerçeği yansıtmadığını, ağabeyin yetkisiz temsilci olduğunu bilerek hareket eden davalının, onun zor durumundan faydalandığını, ...'nın kozmetik ürünlerini teslim alma yetkisi bulunmadığı gibi, davalının da bunları satın almaktan vazgeçme hakkı bulunmadığını, davalının kozmetik ürünleri uhdesinde tuttuğunu, ambalajları tahrip edilerek tamamının zayi olduğunu, akabinde ise ürünlerin satılamayacak halde müvekkilinin ağabeyine teslim edildiğini belirterek, protokol gereği müvekkiline ödenmeyen 1.875.000-TL'nin şimdilik 1.000-TL'sinin temerrüt tarihinden itibaren işleyecek ticari temerrüt faiziyle birlikte davalıdan tahsiline, kozmetik ürünlerin bilirkişilerce tespit edilecek değerinin şimdilik 1.000-TL'sinin ticari temerrüt faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; müvekkili ile davacı arasında herhangi bir protokol akdedilmediğini, tarafların eczanenin devri konusunda ön görüşme yaptıklarını, ancak davacının tutuklanması ve davacının kiralananı devir yetkisi olmadığının öğrenilmesi üzerine görüşmelere devam edilmediğini, taraflar arasında bir protokol veya sözleşme imzalanmadığını, bu nedenle davalının davacıya herhangi bir borcu bulunmadığını, müvekkilinin AVM'de daha önce davacının kiracısı olduğu yeri kiraladığını, ancak uzunca bir süre davacının tutuklu  yargılanması nedeniyle eczane ruhsatı alamadığını, davacının iddialarının gerçek olduğu varsayımında dahi eczane devrine ilişkin hukuki prosedürün uygulanmadığını, ilgili yönetmelik doğrultusunda bir devir yapılmadığından, protokolün geçersiz olduğunu, davacının kiralananın maliki ile akdettiği kira sözleşmesinde kiralananı devir yetkisi bulunmadığını, davacının ağabeyi ...'yı 29.07.2016 tarihli vekaletname ile yetkili kıldığını, vekaletnamede ibra dahil bir çok işlem için yetki verildiğini, kaldı ki ...'nın yetkisini aşarak işlem yapması halinde dahi yapılan işlemden bu kişinin sorumlu olduğunu, davacının bu yetkiyi geri almış olması halinde buna ilişkin olarak müvekkiline bilgi verilmediğinden müvekkilinin sorumluluğundan söz edilemeyeceğini, vekile özel yetki verilmesi gereken halleri düzenleyen TBK'nın 504. maddesinde ibra işleminin yer almadığını, davacının gabin ve müzayaka iddialarının kötü niyetli olduğunu ve olayda gabin koşullarının bulunmadığını, protokolün 9. maddesi gereğince kozmetik ürünlerin taraflarca sayım yaparak fiyatlandırılıp tutanak haline getirilmesi gerektiğini, bu nedenle davacının kozmetik ürünlerin bedelini talep etmesinin mümkün olmadığını, bu ürünlerin zayi olmasından davacının ağabeyinin sorumlu olduğunu belirterek, davanın reddini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; alacağı ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davacı tarafça dava dilekçesi ekinde protokol ve ibraname başlıklı fotokopi niteliğinde belgeler sunulmasına rağmen, bu fotokopilerin aslının sunulamadığı, davacı ile ... Gayrimenkul arasında 28.02.2012 tarihinde 5 yıllık kira sözleşmesi akdedildiği, kira sözleşmesinin 26.10.2016 tarihinde feshedilerek davacının davaya konu işyeri ve deposunu 26.10.2016  tarihinde tamamen boşaltarak teslim ettiği, davalı ile  ... Gayrimenkul arasında 04.11.2016 tarihinde kira sözleşmesi akdedildiği, bu kapsamda davacı tarafça söz konusu iş yerinin davalıya devir edildiğine dair herhangi bir yazılı delil sunulamadığı, davacı tarafından sunulan protokol ve ibraname fotokopi niteliğinde olup, davalı tarafından kabul edilmediği, bu kapsamda yazılı delil başlangıcı niteliğinde de olmamasından ötürü tanık dinlenemeyeceği, davacının yemin deliline de başvurmadığı gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF NEDENLERİ: Davacı vekili; mahkemece davalının da imzasını taşıyan sözleşme suretinin gerçekliği araştırılmadan, bu konuda davalıya usulünce yemin teklifinde bulunulmadan, satış ve devir hususunda davalının isticvabına başvurulmadan karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, kaldı ki davalının söz konusu işletmeyi davacıdan devir alarak eczane olarak işletmeye devam ettiğini, davalı tarafın ibraname konusunda dosyaya sundukları beyan ve savunmalarında, davacıya kısmi devir bedelinin ödendiği zımnen kabul edilmesinin satış işleminin gerçekleştiğini gösterdiğini, yine davalı tarafça zımnen sözleşmede yer alan kozmetik ürünlerin varlığının da kabul edildiğini, yine davalının davacıya ait olan ve kardeşi ...'ya verdiği çok özel yetkiler içeren vekaletnameyi ibraz etmiş olmasının, davacıyla aralarındaki sözleşmenin gerçekleştiğini ortaya koyduğunu, aksi halde vekaletnamenin davalının eline geçmesinin mümkün olmadığını, tarafların, 27.10.2016 tarihli protokol ile ... Eczanesi'nin demirbaşları, dekorasyon, kozmetik ürünleri ve müşteri portföyü ile davalıya devredilmesi hususunda anlaştıklarını, anlaşma gereği davalının teslim aldığı kozmetik ürünlerle birlikte ödemesi gereken meblağın 3.000.000-TL olduğunu, davacının AVM yönetimini eczane devri hususunda bilgilendirerek 26.10.2016 tarihinde kira sözleşmesini feshettiğini ve davalı ile kiraya veren arasında da aynı tarihte kira sözleşmesi akdedildiğini, taraflar arasında akdedilen ve her iki tarafın da imzasını taşıyan satış sözleşmesinin aslının davalı tarafta bulunmasına rağmen, sözleşmenin davalı tarafça inkâr edildiğini, ancak sözleşmenin bir suretinin dosyaya ibraz edildiğini, bu durumda mahkemece öncelikle davalıya HMK 220/2 hükmü uyarınca re'sen yemin teklif edilmesi gerektiğini, buna rağmen mahkemece taleplerine rağmen davalıya yemin teklif edilmeyerek eksik inceleme ile davanın reddine karar verildiğini, sundukları protokol sureti ve delil başlangıcı niteliğinde belgeler sunulmasına rağmen mahkemece tanık dinletme taleplerinin reddedilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, eczane devrine dair protokole dayalı devir bedelinin tahsili istemine ilişkindir. <br>Davacı tarafça; taraflarca akdedilen protokol kapsamında davacının işletmekte olduğu eczanenin ve içerisindeki kozmetik ürünlerinin davalıya devredildiği, 2.500.000-TL olan devir bedelinden bakiye 1.875.000-TL'nin ve ayrıca kozmetik ürünlerinin bedelinin ödenmediği, davacının ağabeyi tarafından imzalanan ibranamenin geçersiz olduğu ileri sürülmüş olup, protokol örneğine delil olarak dayanılmıştır. İstinaf aşamasında ise davacı vekilince, protokol aslının müvekkilince elde edildiği bildirilmiştir. <br>Davalı tarafça ise; davacı ile aralarında herhangi bir protokol akdedilmediği belirtilerek protokol inkar edilmekle birlikte, eczanenin devrine ilişkin hukuki prosedürün uygulanmadığı, imzasını inkar etmediği ibranamede imzası bulunan davacının ağabeyi ...'nın vekaletnamesinde ibra yetkisinin bulunduğu savunulmuştur. <br>27.10.2016 tarihli protokolün 3. maddesinde, devir konusu eczanenin demirbaş ve dekorasyon bedelinin 2.500.000-TL olduğu, alıcının satıcıya 26.10.2016 tarihinde 150.000-TL ödeme yaptığı, alıcının işbu sözleşmenin imzası anında satıcıya 500.000-TL ödediği, alıcının kendisine ait eczaneyi devrettiği tarihten itibaren 3. iş günü satıcıya 1.000.000-TL, 28.10.2016 tarihinde 350.000-TL ve 01.01.2017 tarihinden itibaren 6 aylık taksitler halinde toplam 500.000-TL ödeme yapacağı; 4. maddesinde, alıcı ile satıcının birlikte sayım yaparak fiyatlandıracakları kozmetik ürünlerle ilgili bir tutanak tutulacağı, bedelinin ise iki eşit taksit halinde ödeneceği; 5. maddesinde ise satıcının ödemelerin elden, havale ya da ...'ya yapılmasına muvafakat ettiği, ödemeleri alacak olan ...'nın ödemeleri satıcıya ulaştıramaması ya da ulaştırmaması nedeniyle alıcının<br> herhangi bir sorumluluğu bulunmayacağı, ...'ya yapılmış olan ödemelerin geçerli olacağı kararlaştırılmıştır. <br>Davalı tarafça imzası inkar edilmeyen ve davalı ile ... arasında düzenlenen ödeme makbuzu ve ibraname başlıklı belgenin 1. maddesinde, taraflar arasında 27.10.2016 tarihinde protokol düzenlendiği; 3. maddesinde, protokolün 3. maddesinde belirtilen tüm bakiye ödemenin elden nakit olarak ...'ya yapıldığı; 5. maddesinde ise ...'nın davacı adına almak ile yetkilendirildiği tüm ödemeleri aldığı, bu sebeple davalıyı ibra ettiği belirtilmiştir.<br>Somut olayda davacı vekili tarafından  protokol aslının taraflar arasında aracılık yapan kişi tarafından müvekkilinden çalındığı ileri sürülmüştür. Davalı tarafça ise davacı ile aralarında herhangi bir protokol düzenlenmediği ileri sürülmesine rağmen, imzası inkar edilmeyen ödeme makbuzu ve ibranamede ise açıkça tarihi ve madde sayıları da belirtilerek protokolün varlığı kabul edilmiş ve protokol hükümlerine atıflar yapılmıştır. Bu durumda ödeme makbuzu ve ibraname başlıklı belgedeki söz konusu hükümler dikkate alındığında, protokolün varlığının kabulü gerekmekte olup, davalının aksi yöndeki savunmasına itibar edilemez. Dolayısıyla protokol konusu eczanenin davacı tarafça davalıya devredildiği de sabit olduğuna göre davacı, protokolde belirlenen devir bedelini talep edebilecektir. Devir bedelinin ödendiğini ispat yükü ise davalı üzerindedir.<br>Davalı ile davacının vekili ...'nın imzasını içeren ödeme makbuzu ve ibraname başlıklı belgede, protokolün 3. maddesinde belirtilen tüm bakiye ödemenin elden nakit olarak ...'ya yapıldığı, ...'nın davacı adına almak ile yetkilendirildiği tüm ödemeleri aldığı, bu sebeple davalıyı ibra ettiği belirtilmiştir. Davacı tarafça ...'nın ibra yetkisinin bulunmadığı ileri sürülmesine karşılık, davalı tarafça, davacı tarafından ...'ya verilen 29.07.2016 tarihli vekaletname delil olarak sunulmuştur. <br>6098 sayılı TBK'nın 504/3 maddesinde, vekilin özel olarak yetkili kılınmadıkça yapamayacağı işler belirtilmiş, aynı kanunun 506/1 maddesinde ise, vekilin vekalet borcunu bizzat ifa etmekle yükümlü olduğu, ancak vekile yetki verildiği veya durumun zorunlu ya da teamülün mümkün kıldığı hallerde vekilin işi başkasına yaptırabileceği düzenlenmiştir.Hukukî düzenlemelerde açıkça işaret edilenler dışında, belirli bir iş veya işlem bakımından özel yetki verilmesine gerek bulunup bulunmadığı, somut olayın koşulları, özellikleri, vekâlet verenin yararı, onunla vekili arasındaki güven ilişkisinin derecesi gözetilerek tayin edilmelidir. Özel yetki verilmesini gerektiren işlemler; dava açmak, bağışlamada bulunmak, taşınmazların devri ve aynî haklarla sınırlandırılması, kambiyo taahhüdünde bulunmak, tahkim sözleşmesi yapmak, ibra, davadan feragat, davayı kabul, haczin fekki (kaldırılması), mirasın reddi, hâkimin reddi, başkasını tevkil (alt vekâlet verme), Anayasa Mahkemesi'nde dava açmak, yargılamanın iadesi, davanın ıslahı, konkordato teklif etmek ve konkordatoya muvafakat etmek gibi dava ve işlerdir (Yargıtay 7. HDnin 2021/3286 esas 2021/1614 karar sayılı ilamı). Davacı tarafça ...'ya verilen vekaletnamede ise ibra yetkisi \"dava vekaletnamesi\" başlığı altında, \"... davadan veya kanun yollarından feragat, feragati kabul, karşı tarafı ibra veya davasını kabul etme ...\" şeklinde düzenlenmiş olup, açılmış bir davada verilen ibra yetkisi karşı tarafı borçtan kurtaran bir sözleşme olduğundan  açılmış davada verilen ibra yetkisinin evleviyetle uyuşmazlık halinde de  mevcut olduğunun kabulü gerekir.Protokolün 5. maddesinde, davacı satıcının ödemelerin elden, havale ya da ...'ya yapılmasına muvafakat ettiği kararlaştırılmış,...'ya devir bedelini tahsil yetkisi verilmiştir. Vekil ... tarafından ise ödeme makbuzu ve ibraname başlıklı belgede açıkça, protokolün 3. maddesinde belirtilen tüm bakiye ödemenin elden nakit olarak davacı adına alındığı kabul edilmiştir. Bu durumda söz konusu belge gereğince tüm bakiye devir bedelinin davalı tarafından ödendiğinin kabulü gerekmekte olup, belgedeki bu hüküm davacıyı da bağlayıcı niteliktedir. Davacı tarafça, vekilin vekalet görevini kötüye kullandığı ve davalının da vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde hareket ettiğine dair herhangi bir iddia ve delil de ileri sürülmemiştir. Bu nedenle mahkemece davacının devir bedeli alacağı talebinin reddi yerindedir.<br>Davacının kozmetik ürünlerinin bedeli talebi ise protokolün 4. maddesine dayanmaktadır. Protokolün söz konusu hükmünde, alıcı ile satıcının birlikte sayım yaparak fiyatlandıracakları kozmetik ürünlerle ilgili bir tutanak tutulacağı, bedelinin ise iki eşit taksit halinde ödeneceği kararlaştırılmıştır. Ancak taraflarca protokol doğrultusunda sayım, fiyatlandırma ve tutanak altına alma işlemlerinin yapılmadığı anlaşılmaktadır. Ödeme makbuzu ve ibraname başlıklı belgede ise protokolde düzenlenen kozmetik ürünlerin tamamının önceki tarihte ... tarafından teslim alınması nedeniyle bu maddede düzenlenen ödemenin yapılmadığı belirtilmiştir. Bu ürünlerin vekiline teslim edildiği davacının da kabulündedir. Bu hususta protokolde kararlaştırılan sayım ve fiyatlandırmanın yapılmamış olması ve ürünlerin davacının vekiline teslim edilmesi karşısında, davacının bu ürünlerin bedelini talep etmesi de mümkün değildir. Bu durumda davanın açıklanan gerekçelerle reddi gerekirken, mahkemece farklı  gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru görülmemiştir. <br>Açıklanan nedenlerle; mahkemece hatalı gerekçeyle davanın reddine karar verilmesi doğru değil ise de, yapılan hata/eksiklik yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile kararın  gerekçe yönünden kaldırılarak \"davanın reddine\" karar verilmiştir.<br>HÜKÜM :Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüne; İstanbul Anadolu 6. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 03/11/2022 Tarih 2018/1143 Esas 2022/782 Karar sayılı kararın HMK'nun 353(1)b-2 gereği KALDIRILMASINA; <br>\"Davanın reddine\" <br>İlk Derece yargılamasına ilişkin olarak; <br>\"Alınması gereken 732-TL karar harcından davacı tarafından peşin yatırılan 35,90-TL harcın mahsubu ile kalan 696,10-TL'nin davacıdan alınarak Hazineye gelir kaydına,<br>Davacı tarafından yapılan yargı giderinin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>Davalı lehine takdir olunan 2.000-TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine, <br>Karar kesinleştiğinde ve talep halinde kullanılmayan gider avansının yatıran tarafa iadesine\" <br>Davacı tarafından yatırılan 179,90-TL peşin istinaf karar harcının karar kesinleştiğinde ve istek halinde kendisine iadesine,<br>Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına, <br>Gerekçeli kararın bir örneğinin taraf vekillerine tebliğine, \t<br>HMK 'nun 361/1. maddesi uyarınca kararın tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde temyiz yoluna başvurulabileceğine, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oy birliğiyle karar verildi. 13/03/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"efa8ce0082f96490","SID":"2328981dbbf93168"}}