{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>ESAS NO\t: 2023/715 <br>KARAR NO\t: 2026/714<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 13. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 29/12/2022<br>NUMARASI\t: 2020/765 Esas - 2022/900 Karar<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ: 09/10/2020<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 15/04/2026<br>Davanın kısmen kabulüne ilişkin kararın davacı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine düzenlenen rapor ve dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili; müvekkili şirketin alacağının tahsili amacıyla İstanbul 14. İcra Dairesinin ... esas sayılı dosyası üzerinden davalı hakkında cari hesaptan kaynaklanan alacak sebebiyle ilamsız icra takibi başlatıldığını, davalı borçlunun, borçlu olmadığını iddia ederek borca haksız olarak itiraz ettiğini belirterek, davalının itirazının iptali ile davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>CEVAP: Davalı vekili; davaya konu borcun müvekkilince davacı tarafa ödendiğini, müvekkilinin davacıya hiç bir borcu bulunmadığını, 31.03.2020 tarihli 5.000-TL, 05.04.2020 tarihli 3.000-TL, 07.04.2020 tarihli 3.500-TL, 03.04.2020 tarihli 5.000-TL , 09.04.2020 tarihli 5.000-TL ve 11.04.2020 tarihli 1.860-TL tutarlı tahsilat makbuzlarında görüleceği üzere, davacının dilekçesinde talep ettiği tutara denk gelen bu borcun müvekkilince ödendiğini, tahsilat makbuzları ile toplam 23.360-TL ödeme yapıldığını, davacı şirketin çalışanı olan ... isimli kişinin düzenli olarak müvekkili şirkete ürün getiren, ürün teslim eden, fatura bırakan, ödeme alan kişi olduğunu, bu kişinin işi gereği getirdiği ürün karşılığında alması gereken ödemeyi, müvekkilinden pandemi döneminde direkt olarak elden tahsil ettiğini, ancak bunu işvereni davacı şirkete bildirmemiş olabileceğini, bunun davacının kendi personeli ile yaşadığı iç problem olduğunu belirterek, davanın reddi ile davacı aleyhine kötü niyet tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. \t<br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece;uyuşmazlığın tahsilat makbuzları üzerinde olduğu, tahsilat makbuzlarında adı geçen ve davacı çalışanı olduğu öne sürülen ... isimli kişinin davacı şirketin ... kayıtlarında çalışan olarak yer almadığı, ispat yükü üzerinde bulunan davalı tarafından davacıya yemin teklif edildiği, ancak davacı şirket vekilince yemin teklifi kabul edilmeyerek yeminin eda edilmediği, böylece davalı şirketin ödeme iddiasını ispat ettiği, ancak dosyaya ibraz edilen Küçükçekmece 18.ATMnin 2021/379 Esas sayılı dosyasına göre, davacı şirketin ... hakkında güveni kötüye kullanma suçundan şikayeti üzerine iddianame düzenlendiği ve kovuşturmanın devam ettiği, işbu dosyaya göre anılan kişinin savunmasında davacı şirkette 2016-2020 yılları arasında satış ve pazarlama temsilcisi olarak çalıştığını beyan ettiği gibi, yargılamanın sebebinin de yapılan tahsilatların şirkete verilip verilmediği üzerinde olduğu, aynı tutanağa göre davacı şirket temsilcisinin ... isimli kişinin çalıştığını, emekli olduğu için sigorta yaptırmadığını beyan ve ikrar ettiği, davalının ödemeye ilişkin savunmasında ...'ın çalıştığını beyan ettiği 04.05.2020 tarihinden önceye ait olduğu, buna göre davacı vekilinin ... isimli kişinin davacı şirket çalışanı olmadığı, tahsilat yetkisi bulunmadığı gibi savlarının yerinde olmadığı, usulüne uygun olarak tutulan her iki taraf  ticari defter ve kayıtları ile tahsilat makbuzlarına göre davacının iddiasını sadece 1.749,73-TL asıl alacak yönünden ispat ettiği gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının itirazının kısmen iptali ile takibin 1.749,73-TL asıl alacak üzerinden devamına, alacağa takip tarihinden itibaren yıllık %13,75 ve değişen oranlarda avans faizi uygulanmasına, fazlaya ilişkin istemin reddine, davacının icra inkar tazminatı talebi ile davalının kötü niyet tazminatı isteminin reddine karar verilmiştir. <br>İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili;davalının sunduğu tahsilat makbuzlarının borcun ödendiğini ispata yeterli olmadığını,  ... isimli şahıs müvekkili şirket bünyesinde hiç bir zaman sigortalı olarak çalışmamış olup, bu şahsa hiç bir zaman şirket adına ödeme kabul etme yetkisi verilmediğini, ödemeler bizzat müvekkili şirkete veya müvekkili şirket tarafından yetkilendirilmiş bir kimseye yapılmadığından, davalının bu iddialarının kabul edilemeyeceğini, ödemenin ilgili şahsa yapıldığı düşünülse dahi, yetkisiz temsilci tarafından yapılan işlemlerin yalnızca onanması halinde temsil olunanı bağlayacağını, müvekkilince bu şahsa hiç bir zaman tahsilat yetkisi verilmediğini ve müvekkilinin söz konusu ödemelerin bu şahsa yapılmasına muvafakatinin bulunmadığını, davalının ticari defterlerinde 6.598,58-TL borcun kayıtlı olduğunu, ayrıca alacak likit olmasına rağmen icra inkar tazminatı taleplerinin reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu belirterek, kararın kaldırılarak davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, ticari satıma dayalı cari hesap alacağının tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali istemine ilişkindir.<br>Davacı tarafça davalıya hitaben düzenlenmiş olan satış faturalarından kaynaklanan cari hesap alacağının tahsili talep edilmiş olup, davalı tarafça borcun davacının çalışanı olan ... isimli kişinin düzenlemiş olduğu tahsilat makbuzları karşılığında bu kişiye ödendiği, bu nedenle davacının bir alacağının bulunmadığı savunulmuştur. Tarafların ticari defter ve kayıtlarının incelenmesi sonucu düzenlenen bilirkişi raporunda; davacının incelenen ticari defterlerine göre, davalıdan 19.06.2020 takip tarihi itibariyle 25.109,73-TL tutarında alacaklı olduğu, davalının incelenen ticari defterlerine göre ise, davacıya takip tarihi itibariyle 6.598,58-TL tutarında borcu bulunduğu, davalının ticari defterlerinde 31.03.2020 tarihli 5.000-TL, 03.04.2020 tarihli 5.000-TL, 05.04.2020 tarihli 3.000-TL, 07.04.2020 tarihli 3.500-TL, 09.04.2020 tarihli 5.000-TL ve 11.04.2020 tarihli 1.860-TL tutarlı toplam 23.360-TL tutarlı tahsilat makbuzlarının ödeme olarak ticari defterlerinde kayıt altına alındığı, bu ödemelerin davacının ticari defterlerinde kayıtlı olmadığı, dava konusu tüm faturaların e-arşiv fatura olarak düzenlendiği ve gönderildiği, davalı tarafça faturalara itiraz edildiğine dair dosyada bilgi ve belge bulunmadığı, tarafların ticari defterlerinin dava konusu tahsilat makbuzları haricinde birbiri ile örtüştüğü, tahsilat makbuzlarının kabul edilmesi halinde davacının davalıdan 1.749,73-TL alacak talebinde bulunabileceği, aksi halde ise 25.109,73-TL alacak talep edilebileceği görüşü bildirilmiştir.<br>Bu tespitlere göre, davacının düzenlemiş olduğu satış faturalarının tümü davalının ticari defterlerinde kayıtlı olup, ticari defterlerin birbiri ile örtüştüğü sabit olmakla taraflar arasındaki uyuşmazlık; 31.03.2020 tarihli 5.000-TL tutarlı, 05.04.2020 tarihli 3.000-TL tutarlı, 07.04.2020 tarihli 3.500-TL tutarlı, 03.04.2020 tarihli 5.000-TL tutarlı, 09.04.2020 tarihli 5.000-TL tutarlı ve 11.04.2020 tarihli 1.860-TL tutarlı olmak üzere 6 tahsilat makbuzu karşılığında davalı tarafça davacının çalışanı olduğu iddia edilen ... isimli kişiye yapılan toplam 23.360-TL ödemenin, davacıya yapılmış bir ödeme olarak kabul edilip edilmeyeceği ve buna bağlı olarak davalının borcundan mahsup edilip edilemeyeceğine ilişkindir. Davacı tarafça, ödemelerin yapıldığı tahsilat makbuzlarında imzası bulunan ...'ın çalışanı olmadığı, bu kişinin şirket adına para tahsil etme yetkisinin bulunmadığı ileri sürülmüştür. Ancak davacı şirketin suç duyurusu üzerine ... hakkında, şirket adına müşterilerden tahsil ettiği paraları şirkete teslim etmediği iddiasıyla güveni kötüye kullanma suçundan kamu davası açılmış olup, davacı şirket vekilinin şikayet dilekçesinde ve duruşmadaki ifadesinde, bu kişinin şirkette satış ve pazarlama temsilcisi olarak çalıştığı beyan edilmiş olmakla, davacının bu kişinin çalışanı olmadığı yönündeki iddiası yerinde görülmemiştir.   Davacı tarafça, tahsilat makbuzlarını düzenleyen ...'ın para tahsil etme yetkisi bulunmadığı ileri sürülmüş olup, davacının ceza yargılamasındaki dilekçe ve beyanlarında da, bu kişinin şirkette pazarlama ve satış elemanı olarak çalıştığı, kendisine şirket adına pos cihazı teslim edildiği, pos cihazı ile tahsilatlarda makbuz kesme yetkisinin bulunduğu, bunun dışında tahsilat yetkisinin bulunmadığı ifade edilmiştir. Ancak davacı şirket yetkilisi ceza yargılamasındaki ifadesinde, ...'ı pandemi döneminde işten çıkardıklarını, ancak bu kişinin işten ayrıldıktan sonra tahsilat koçanlarını şirkete iade etmediğini beyan etmiştir. Dolayısıyla davacı şirket tarafından sigortasız çalışanı ...'a tahsilat koçanı verildiği sabit olup, bu durum ...'ın şirket adına para tahsil etmeye yetkili kılındığını göstermektedir. Bu durumda davalı tarafından davacıya olan borcuna mahsuben yapılan ödemeler bakımından, davacının sigortasız çalışanı olan ...'a yapılmış olan ödemelerin davacı adına  tahsile yetkili kişiye yapıldığının kabulü gerektiğinin kabulü gerekmektedir. Açıklanan nedenlerle, Buna göre mahkemece söz konusu ödemlerin davacının alacağından mahsubu ile bakiye alacağa hükmedilmesinde bir isabetsizlik olmayıp ,davacının düzenlediği faturalardan davalının ödeme makbuzları düşüldüğünde  kalan alacağa hükmedilmesinde isabetsizlik görülmemiştir. Davalının ticari defterlerinde davacının düzenlediği faturalar kayıtlı olup,sunulan ödeme makbuzları toplamının fatura bedelinden düşümünün esas alınması karşısında davalının ticari defterlerinde daha fazla bir miktar kayıtlı  olması sonuca etkili görülmemiş,somut olayın özelliklerine göre alacağın varlığı yargılama gerektirdiğinden davacı lehine tazminat koşulları da oluşmadığından davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>Alınması gereken 732-TL istinaf karar harcından peşin yatırılan 179,90-TL harcın mahsubu ile kalan 552,10-TL harcın davacıdan alınarak Hazine'ye gelir kaydına,<br>Davacı tarafından yapılan giderlerin kendisi üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi.15/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8e965ea609995e62","SID":"6c73eec186154a85"}}