{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>12. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/576 <br>KARAR NO\t: 2026/778<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: İSTANBUL ANADOLU 7. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 14/01/2026<br>NUMARASI\t: 2023/267 Esas 2026/21 Karar <br>DAVA: Menfi Tespit -Çek İstirdadı<br>DAVA TARİHİ: 10/04/2023<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 24/04/2026<br>Konusuz kalan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına ilişkin kararın davalı vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine dosya kapsamı incelenip gereği görüşülüp düşünüldü;<br>DAVA: Davacı vekili;  Keşideci ...tarafından keşide edilen, ... Bankası AŞ Karabük Şubesine ait, ... Nolu hesaptan verilme, ...  çek seri nolu ..., 25/03/2023 tarih ve 80.000-TL ,...  Çek Seri Nol'lu ..., 25/02/2023 tarih ve 80.000-TL bedelli çeklerin keşidecisi tarafından davacı şirket lehine keşide edildiğini, davacı şirkete teslim edilmek üzere kargoya verildiğini,çeklerin davacı şirkete  teslim edilmeden kargoda kaybolduğunu, davacı şirketi gün içerisinde arayan 3. Şahıs Factoring Şirketi bahse konu çeklerin kendilerine nakit karşılığı verilmek istendiğini, lehtarı olan davacı  şirketin çekleri ciro edip etmediğinin sorulduğunu, çeklerin kötü niyetli 3. şahıslar elinde bulunduğu ve sahte ciro ile ciro edildiğini öğrendiğini, davacı tarafından açılan çek zayi davası derdest iken, bu kez davalı tarafından  davacı ve diğer borçlular aleyhine İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ...esas sayılı dosya  ile takip başlatıldığını, işbu  takibe karşı İstanbul Anadolu 16 İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2023/191 esas sayılı dosyası ile imza itirazında bulunulduğunu, itiraz dosyasında takibin muvakkaten durdurulmasına karar verildiğini, davacı aleyhine yapılan icra takibine konu cirodaki kaşe ve imzanın davacı şirkete ait olmadığını ileri sürerek müvekkil şirketin İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin  ... esas sayılı dosyasında davalıya borçlu olmadığının tespitine, davaya konu çek'in istirdadına karar verilmesini talep etmiştir.<br>CEVAP: Davalı vekili;müvekkilinin dava konusu çeki mal sattığı ve ticaret yaptığı ... şirketinden faturaya karşılık aldığını, müvekkilinin çeki ödeme günü geldiğinde bankaya ibraz ettiğini ancak banka tarafından çekte ödeme yasağı olduğunun bilgisi verildiğini, çek bedelinin tahsil edilememesi üzerine İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesi'nin ... esas sayılı dosyası ile icra takibinin başlatıldığını, müvekkilinin yetkili ve meşru hamil olarak keşidecinin veya sonraki cirantaların imzasının doğruluğunu sorgulama ve tespit etme yükümlülüğü ve imkanı olmadığını,davacı da ciranta olduğu için taraf gösterilmek zorunda kalındığını, müvekkilinin davacı tarafın iddia ettiği faktoring şirketleriyle veya kargo şirketiyle hiçbir bağı olmadığını,çeki kötüniyetle iktisap etmiş olduğu veya iktisapta ağır bir kusuru bulunduğunun ispatlanamadığını,çekin istirdatı talebinde bulunabilmek için de davalının çeki kötü niyetle iktisap ettiğini veya iktisabında ağır kusuru olduğunun ispat edilmesinin gerektiğini,dava konusu çekte ciro silsilesi şeklen düzgün olduğunu, müvekkilinin yetkili hamil olarak icra takibine geçtiğini,cirantanın imzasının sahte olması ciro silsilesini bozmaz ve çekin istirdatı için bunu bilmeyen en son hamilin kötü niyetli olduğunu ispatlamayacağını, bu sebeple çekteki ciro üzerindeki imzanın ve kaşenin sahte olup olmadığına ilişkin imza ve kaşe incelemesi yapılması dosyanın esasına etkili olmayacağını,  davacı taraf çekin istirdatını talep ettiğinden öncelikle ispatlaması gereken yegane şey müvekkilinin kötü niyetli veya ağır kusurlu olup olmadığı, oysa ne soruşturma dosyasında ne dava dosyasında bu yönde hiçbir delillin olmadığını, davacının tek söylediği şey çekin kaybolduğu ve gerçekliği hakkında hiçbir delil olmayan, üçüncü kişiler tarafından aranılıp çek hakkında para teklif edildiği olduğunu,  davanın reddine karar verilmesini, bu davanın açılmasına müvekkilinin sebebiyet vermediğini bu nedenle aleyhine vekalet ücretine hükmedilmemesine yargı giderinin  davacıya yüklenmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI: Mahkemece; davacı şirketin imza inkarı nedeniyle ATK  Fizik İhtisas Dairesi'nden alınan  ... numaralı raporu ile; İnceleme konusu çekin arka yüzünde bulunan \".... Ltd. Şti. ...\" kaşe izi üzerine atılı 1. ciranta imzası ile ...'nin mevcut mukayese imzaları arasında ilgi ve irtibat tespit edilemediğini, lehtarının davacı, keşidecisinin ...olduğu, ... Bankası AŞ. Karabük Şubesine ait, ...  Çek Seri Nol'lu, 25/03/2023 tarih ve 80.000- TL, ...  Çek Seri Nol'lu ..., 25/02/2023 tarih ve 80.000-TL bedelli çeklerin davacı şirkete teslim edilmek üzere posta/kargoya verildiğini, söz konusu çekler davacı şirkete  teslim edilmeden kaybolduğunun iddia edildiği, çeklerin dayanak yapıldığı İstanbul Anadolu 21. İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra dosyasında borçlu olmadığının tespiti ve çekin istirdatı için eldeki davanın açıldığı, davalının davacının iddialarını inkarla bir önceki ciranta ile ilişkileri doğrultusunda çeki aldığı savunmasında bulunduğu görüldüğü, İstanbul Anadolu 21.İcra Dairesinin ...Esas sayılı icra dosyasında; takibin 80.000- TL bedelli çek dayanak gösterilerek davalı tarafça çekin keşidecisi, lehtarı ve cirantasına karşı açıldığı, yargılama sırasında takibe konu borcun davadışı keşideci tarafından ödendiği, eldeki davada iki talep olduğunu, bunlardan ilki çekin istirdatı ikincisi ise çek nedeni ile başlatılan takipte borçlu olmadığının tespiti olduğunu, her ne kadar davanın ödeme nedeni ile konusuz kaldığı anlaşılmış ise de tarafların dava açılışındaki haklılık durumlarının tespiti için yargılamaya devam edilmiş ve çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olup olmadığı hususunun mahkemece araştırılmadığı, dosya kapsamında alınan ATK Fizik İhtisas Dairesi raporu ile çekteki imzanın davacı şirket yetkilisine ait olmadığının görüldüğü, tüm dosya kapsamındaki delillerden davacının dava açılışında haklı olduğu anlaşıldığından yapılan yargı gideri ve vekalet ücreti davalı üzerinde bırakılarak konusu kalmayan dava hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF SEBEBLERİ: Davalı vekili; dava konusu icra takibine dair borcun çekin keşidecisi ...tarafından ödendiği ve icra dosyasının kapatıldığını, ancak huzurdaki davada çekin istirdadı talep edildiğini, oysa belirtildiği üzere borcu keşidecinin ödediğini, öte yandan davacıya süren veya sürmekte olan bir icra takibi de olmadığını, sonuç olarak müvekkilinin çeki süresi içerisinde ibraz etmesine rağmen tarafı olmadığı tedbir dosyasından ödeme yasağı bulunması gerekçesiyle bankadan ödeme alamadığını, bu sebeple çeki icra yoluyla tahsil etmek zorunluluğu doğduğunu, müvekkilinin çekin kayıp olduğuna dair bir sorumluluğunun olduğundan bahsedilemeyeceğini, ayrıca Müvekkilinin çeki iktisabında kötü niyetli veya ağır kusurlu olduğuna dair tek bir somut delil olmadığını, müvekkilinin çeki fatura karşılığı aldığını, son olarak, davacının imzasının halen incelenemediğini, bu imza incelenip sahte çıkmış olsa dahi çekteki imzaların doğruluğunu kontrol etmek gibi bir sorumluluğu veya imkanı olmadığından davanın açılmasına sebebiyet vermediğinin gözetilmesi gerektiğini ve yargı gideri ile vekalet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini, kararın kaldırılarak davanın reddi yönünde hüküm kurulmasını talep etmiştir. <br>GEREKÇE: Dava, davacı aleyhine çeke dayalı olarak başlatılan takip nedeniyle İİK'nın 72. maddesine göre açılan  menfi tespit ve TTK nın 792 maddesi uyarınca çekin istirdadı  istemine ilişkindir.<br>Mahkeme çekteki davacıya atfen atılan lehdar imzasının davacı şirket yetkilisine ait olduğunun, ancak davacıya da yöneltilen icra takibinde borcun keşideci tarafından ödendiği, bu nedenle davanın konusuz kaldığına hükmedilerek konusuz kalan dava nedeniyle bir karar verilmesine yer olmadığına karar verilmekle birlikte davacının iki ayrı talebi olduğu belirtilmekle birlikte, çekin istirdadı talebi hakkında bir karar verilmediği , çekin keşideci tarafından ödenmesi ile menfi tesbit  davası da  konusuz kalmadığı halde davanın konusuz kaldığına karar verilmiş ise de; karar davacı tarafça istinaf edilmemiştir.<br>Senede karşı mutlak defiler senede hamil olan herkese karşı ileri sürülebilir. Senedin hükümsüzlüğünü gerektiren defiler, senet ve eklentilerinden anlaşılsın anlaşılmasın bütün veya bir kısım sorunları bakımından hükümsüz sayılmasını gerektiren defilerdir. Kanunda öngörülüp açık bir hükümle düzenlenen bu durumların dışında gerek doktrinde ve gerekse de uygulamada “imzanın sahte olması”, “senet metninde sahtekarlık (tahrifat) yapılmış olması”, “borçlunun borçlanma ehliyetinin bulunmaması”, “senette zorunlu şekil koşullarının bulunmaması”, “imza sahibinin temsil yetkisinin bulunmaması”, “senedin zamanaşımına uğramış bulunması” vb. defiler senedin hükümsüzlüğüne yönelik olup her hamile (iyiniyetli olsa dahi) karşı ileri sürülebilen mutlak def’i olarak kabul edilmektedir (Yargıtay HGK'nın 2013/1746 Esas, 2015/896 Karar sayılı ve 04/03/2015 tarihli ilamı).<br>İmza inkarına dayalı menfi tespit davasında imzanın borçluya ait olduğunu ispat yükü, takibe başlayarak imzanın borçluya ait olduğunu iddia eden alacaklıya aittir.ATK Fizik İhtisas Dairesi tarafından çekdeki davacı şirket yetkilisine atfedilen imzanın davacı şirket yetkilisinin imzası ile ilgisi ve benzerliği olmadığı belirlenmiştir. Davalı vekili, çekteki imzayı kontrol etme yükümlülüğü olmadığını, çeki iyiniyetle iktisap ettiğini ileri sürmekte ise de; imza inkarı nedeniyle hamilin çeki iktisabında iyiniyetli olup olmamasının sonuca etkisi bulunmamaktadır. Çekteki imzanın davacıya ait olup olmadığının belirlenemediğini ileri sürmekte ise de ATK raporunda çekte davacı yetkilisine atfedilen imza ile şirket yetkilisinin mukayese imzaları arasında; uygunluk ve benzerlik olmadığı saptanmıştır.<br>Açıklanan nedenlerle, menfi tesbit davasının kabulüne karar verilmesi gerekirken konusuz kaldığından bir karar verilmesine yer olmadığına ilişkin karar verilmesi doğru değil ise de kararın davacı tarafça istinaf edilmediği, taleplerden biri hakkında karar verilmemiş ise de bu eksikliği de davacının istinaf etmediği, menfi tesbit davasının dava değerine göre ve yapılan yargı giderlerinin davalıdan tahsiline ve davacı yararına vekalet ücreti takdir edilmesinde isabetsizlik görülmemiş  istinaf nedenleri yerinde olmayan davalı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. <br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle: <br>Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nun 353(1)b-1 maddesi uyarınca  ESASTAN REDDİNE,<br>Davalı tarafından yatırılan peşin harcının karar harcına mahsubuna, başkaca harç alınmasına yer olmadığına,<br>Davalı tarafından yapılan istinaf yargı  giderlerinin üzerinde bırakılmasına, davacı tarafından yapılan 60-TL istinaf yargı giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda HMK 362(1)-a maddesi uyarınca kesin olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 24/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"95de7297a4ee525b","SID":"a56f361848a30459"}}