{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ   23. HUKUK DAİRESİ     <br>\t                   T.C.      <br>                            A N K A R A                                 <br>B Ö L G E    A D L İ Y E    M A H K E M E S İ\t<br>              23. H U K U K    D A İ R E S İ         <br>\t            \t\t         (İ S T İ N A F    B A Ş V U R U S U N U N  <br>\t\t\t  E S A S T A N    R E D D İ)<br>ESAS NO\t: 2021/1550 <br>KARAR NO\t: 2026/923<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN:<br>MAHKEMESİ\t: Ankara 12. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ\t: 18/12/2019<br>ESAS-KARAR NUMARASI\t: 2014/290E., 2019/1294K.<br>DAVA\t: Alacak <br>KARAR TARİHİ\t: 22/04/2026<br>YAZIM TARİHİ\t: 22/04/2026\t     \t<br><br>\tTaraf vekillerince istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine, Hukuk Muhakemeleri Kanunu (HMK) 352. maddesi uyarınca yapılan ön inceleme sonucu eksiklik bulunmadığı anlaşılmakla, istinaf incelemesinin dosya üzerinde yapılmasına karar verilerek dosya incelendi.<br>\tGEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ\t: <br>\tDavacı vekili özetle: müvekkili  ile davalı arasında 14.03.2011 tarihli \"Birim Fiyat esasına dayalı bir Hizmet Alım Sözleşmesinin \" imzalandığını, davalı tarafından davacı müvekkiline 26.05.2011 tarihinde kısmi yer tesliminin yapıldığını, Ankara 17. İdare Mahkemesi'nin 2011/1518 E. ve 2011/1818 E. sayılı dava dosyalarında; bahse konu ihalede, yürütmenin durdurulmasına ilişkin karar verildiğini, bunun üzerine Kamu İhale Kurulunun da, bu kararlar doğrultusunda; \"Aşırı düşük teklif sorgulamasının yapılması gerektiği\" şeklinde karar verdiğini, davalı tarafından davacıya gönderilen 14.09.2011 tarihli yazıyla \"Aşırı düşük teklif sorgulaması çalışmaları tamamlanıncaya kadar ihale sözleşmesinin askıda geçersiz sayılmasına karar verildiği\" hususunun müvekkiline bildirildiğini, Kamu İhale Kurulu tarafından 14.02.2012 tarihinde ihalenin iptaline karar verildiğini müvekkilinin zarara uğradığını ileri sürerek  fazlaya ilişkin talep ve dava hakları saklı kalmak kaydıyla  2.484.796,93 TL tutarındaki damga vergisi zararının, damga vergisi ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte, 179.055,81 TL tutarındaki sözleşme kesin teminatı komisyon masrafları zararının, her bir komisyon ödeme tarihinden itibaren işleyecek ticari faizi ile birlikte  toplamda şimdilik 2.666.853,74 TL'nin işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili özetle: Kamu İhale Kurulu'nun  14.02.2012 tarihli kararı ile ihalenin iptal edildiğini, davacının, vergi masrafı / teminat komisyonu masrafı / işletme masrafları / kazanç kaybı ve de hakediş bedelinin geç ödenmesinden dolayı zarar konusundaki taleplerinin yerinde olmadığını savunulark davanın reddine karar verilmesi talep edilmiştir. <br>\tİlk derece mahkemesince \"...Taraflar arasındaki sözleşmenin 14.02.2012 tarihli Kamu ihale Kurumu'nun \"ihalenin iptaline\" ilişkin kararı sonrasında tasfiyesine karar verildiği konusunda taraflar arasında uyuşmazlık bulunmamaktadır. Uyuşmazlık konusu; sözleşmenin sona ermesinde davalı idarenin kusurlu olup olmadığı, davacı tarafından talep edilen zarar kalemlerinin yerinde olup olmadığı noktalarında toplanmaktadır.<br>4734 sayılı Kamu ihale Kanununun 38. Maddesine göre, ihale komisyonu yaklaşık maliyete oranla aşırı düşük olan teklifleri tespit ederek, teklif sahiplerinden açıklama talep edeceği, buna göre teklif sahibinin mal ve hizmetin temini yahut imali konusunda açıklama yapmayan yahut açıklaması yeterli görülmeyen tekliflerin ihale dışı bırakılacağı  hükme bağlanmış olup, dava dışı ...Ortak Girişimi'nin \"davacı ... İş Ortaklığının teklifinin aşın düşük fiyat sorgulamasına tabi tutulmadığı\" gerekçesiyle yapmış olduğu şikayet başvurusunun reddine ilişkin kararın iptali talebiyle, Ankara 17. İdare Mahkemesinde açmış olduğu davada verilen karar ile KİK tarafından şikayetin reddine ilişkin verilen kararın iptaline karar verildiği görülmektedir.<br>Davaya konu işin, ihale aşamasında davalı idarenin yaptığı iş ve işlemlerin Yasaya uygun olmaması sebebiyle  iptaline karar verildiği, bu iptal kararı uyannca davacı ile akdedilen sözleşmenin de dayanağının kalmadığı, bu nedenle sözleşmenin fesih ve tasfiyesine karar verilerek sözleşme ilişkisinin ortadan kalktığı ve edimin ifasının imkânsızlaşması sonucu sözleşmenin ifasının mümkün olmadığı dikkate alınarak, bu imkansızlığın davalının ihale aşamasındaki kusurlu davranışlarından kaynaklandığı anlaşılmıştır.<br>Davacı davalıdan sözleşmenin haksız fesih nedeniyle işin yapılamamasından kaynaklanan kar kaybı için şimdilik 1.000 TL talep etmiştir. Davaya konu ihalede davalı idarenin 4734 sayılı yasanın 38. Maddesini dikkate almadan ihaleyi sonuçlandırıp, davacı ile 14/03/2011  tarihinde sözleşmeyi imzaladığı, bu haliyle teklif veren bir kısım isteklilerin konuyu yargıya taşımaları sonucunda ihalenin iptali ile yanları arasında imzalanan sözleşmenin fesih ile sonuçlandığı anlaşılmıştır. Yargı kararı sonrasında davalı idarenin dava konusu idareye dair geçerli teklif veren istekliler ve davacı hakkında 4734 sayılı kanunda bahsedilen \" aşırı teklif \" sorgulamasının yaptığı görülmüştür. Davalı idare yargı kararı uyarınca yapmış olduğu bu çalışma sonucunda davacıya gönderdiği 13/12/2011 tarihli 6311 sayılı yazı ile davacının aşırı teklif sorgulamasına  verdiği açıklamaların yerinde olması nedeniyle dava konusu idarede ekonomik açıdan en ekonomik teklifin davacıya ait olduğunu bildirdiği, ancak şikayet üzerine Kamu İhale Kurumunun 14/02/2012 tarih 2012/UH.I-884 sayılı kararında idarenin kararının tam aksi tespitler yapıp, aksine kararlar verdiği görülmüştür. Kamu İhale Kurumu bu kararında dava konusu işin 636.157,500TL bedelle yapılamayacağına karar vermiştir. Davacı dava konusu iş nedeniyle hak kaybına uğradığını belirtmiş ise de, verilen teklifin ihalede yapılacak işi karşılamadığı, kar elde etmesinin mümkün olmadığının belirlendiği, bu nedenle aşırı düşük teklif sorgulaması çerçevesinde ihalenin iptal edildiği dikkate alındığında davacının davalıdan kar kaybı yönünde talepte bulunmasının mümkün olmadığı anlaşılmıştır.<br>Davacı, feshedilen sözleşme için yüklenici tarafından ödenen damga vergilerinin; 1,251.383,40 TL x 2 = 2,502.766,80 TL olduğunu ve bu bedelin davacının defterine kayıt edildiğini, sözleşme konusu işin % 0,718'lik kısmının yapılmış olması nedeniyle davacının damga vergisinden kaynaklanan zararının; 2.502.766,80 TL x (100 - 0,718) = 2.484.796.93 TL olduğunu bildirerek talepte bulunmuştur. Yapılan incelemede, itibar olunan 25/11/2019 tarihli bilirkişi hesaplamaları ışığında, damga vergisi ödemelerinin davacı tarafından yapıldığı, sözleşmenin feshi nedeniyle uğranılan bu zararların, davalının temmerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından dava tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile davalıdan tahsili gerektiği kanaatine varılmıştır ( Y. 15. H.D., 2014/3199 e.- 2015/1875 k.).<br>Davacının teminat komisyon bedellerine ilişkin talebi yönünden yapılan incelemede, ... Bankası'nca davalı ... namına düzenlenen 07,03.2011 tarih, ... nolu Kesin Teminat Mektubuna göre, davacılardan .... San A.Ş. namına 38.169.450 TL garanti edilmiş, yine bu teminat mektubu 28.03.2013 tarihinde idare'den geri alınmıştır. Teminat mektubu ...San A.Ş. namına düzenlendiğinden 3 aylık komisyon makbuzları da bu firma adına düzenlenmiştir. Dava dilekçesi ekinde buulnan 11 adet banka makbuzuna göre, teminat mektubu için ödenen toplam komisyon bedeli 180.826,69 TL'dir. Dava konusu işte tamamlanan iş miktarı oranı % 0,718 olduğundan, teminat mektubu komisyonlarından katlanılan zarar; 180.826,69 x (100 - 0,718) = 179.528,35 TL, davacının talebi ise 179.055,81 TL olduğundan taleple bağlı kalınarak, davalının temmerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından dava tarihinden itibaren hesaplanacak faizi ile davalıdan tahsili gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>Davacının işletme masraflarından doğan zarar talebine ilişkin  yapılan incelemede, itibar olunan 25/11/2019 tarihli bilirkişi hesaplamalarına göre, yer tesliminin yapılmasıyla işyeri kiralandığı, personel çalıştırıldığı, makine ekipman temin edildiği, kurulan sistemin işin askıda geçersizliği nedeniyle durdurulduğu, 14.09.2011 tarihinden KİK tarafından ihalenin iptali kararının verildiği 29.02.2012 tarihine kadar işyerinin açık tutulduğu, bu nedenle davacının; işyeri kirası, genel işletme giderleri, makine parkının çalışmaması nedeniyle kullanım kaybı zararı, personel gideri olduğu, işyerindeki makine ekipmanın ticari defter kayıtları dikkate alınarak hesaplanan  2.700.131,12 TL'lik kısmına ilişkin talebinin yerinde olduğu,  davalının temmerrüde düşürüldüğü ispatlanamadığından alacağın hesaplanabilir nitelikte olması da dikkate alınarak, kısmi dava olarak değerlendirilmesi gerektiğinden, dava ve ıslah tarihlerinden itibaren hesaplanacak faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmiştir.<br>Davacı  iş bedelinin geç ödenmesi dolayısıyla iş bedelinin tespit edilecek vade (veya temerrüt) tarihinden, ödeme tarihine kadar işleyecek ticari faiziyle birlikte şimdilik kaydıyla 1.000,00 TL olarak ödenmesini talep etmiş, dosya içeriğinde davacının bu konuda davalıya yönelik bir ihtarı bulunmadığı, davalının bu konuda temerrüde düşürülmediği anlaşılmakla bu yöndeki talebinin reddi...\" gerekçesiyle; davacının davasının kısmen kabulü ile, davacının damga vergisi alacağı yönünden 2.484.796,93 TL'nin dava tarihi 14/08/2014 tarihinden itibaren avans faizi ile, teminat mektubu komisyon bedeli alacağı yönünden 179.055,81 TL'nin dava tarihi 14/08/2014 tarihinden itibaren avans faizi ile, işletme masrafı alacağı yönünden 2.700.131,12 TL'nin  1.000 TL'lik kısmının dava tarihi 14/08/2014 tarihinden 2.699.131,12 TL'lık kısmının ıslah tarihi 11/01/2018 tarihinden itibaren avans faizi ile davalıdan alınarak davacıya ödenmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Müvekkilinin sözleşmenin ifa edilememesinden kaynaklanan müspet ve menfi zararını istediği, davalı idarenin kusuru  nedeniyle müvekkilinin müspet menfi zarar talep etmesinin hukuken mümkün olduğu, ilk derece mahkemesinin kararında davalı idarenin kusurlu olduğunun açıkça kabul edildiği, sözleşmenin iptal edilmesinde davalının kusuru bulunduğu için müvekkilin hem menfi hem de müspet zararlarının kabulünün gerektiği, sözleşmenin haksız olarak davalı tarafça feshedildiği açıkça ortaya konduğundan kar mahrumiyetinin hesaplanarak müvekkiline ödenmesi gerektiği, ilk derece mahkemesinin kararında kar kaybı ve  hakediş bedelinin geç ödenmesi nedeniyle uğranılan zarar taleplerinin reddi yönündeki aleyhlerine olan hususlara itiraz ettikleri, hakediş bedelinin geç ödenmesi ve müspet zararları olan kar kaybı talepleri yönünden hesaplama yapılması amacıyla dosyanın içinde finans uzmanı ve  maden mühendisinin bulunduğu yeni bir bilirkişi heyetine tevdii edilerek hüküm kurulması gerekmekte iken bu taleplerinin reddine karar verildiği, ilk derce mahkemesince işletme giderleri, damga vergisi iadesi ve teminat mektubu komisyon bedelinin müvekkiline ödenmesi yönünde verilen hükmün hukuka uygun olduğu ancak bu taleplerinde temerrüt koşulu bulunmadığı gerekçesi ile faiz başlangıç tarihinin dava ve ıslah tarihlerinden itibaren başlatılması kısmının hukuka aykırı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br><br><br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle: Teşekküllerinin 4734 sayılı Kamu İhale Kanunu'nun verdiği yetkiye dayanarak aşırı düşük teklif sorgulaması yapmadığı, fakat diğer isteklilerin yapmış olduğu başvuru ve davalar sonucunda aşırı düşük teklif sorgulaması yaptığı ve tekrardan ihalenin davacıya verilmesine karar verdiği, teşekküllerinin yasanın verdiği yetkiyi kullanmasında herhangi bir hukuka aykırılık olmayıp kusurlu bir davranış olarak nitelendirilemeyeceği, bu yetkiyi kullanması nedeniyle de ihalenin idare mahkemesi tarafından iptal edilmesinin de teşekküllerinin açıkça hukuka aykırı bir işlem yaptığı anlamına gelmeyeceği, müvekkilinin kusurlu olduğunu kesinlikle kabul etmemekle beraber, bir an olsun kusurlu kabul edilse bile, kusurun davacı ile paylaşılması veya yapılan hesaplamadan hakkaniyet indirimi yapılması gerekirken tüm sorumluluğun teşekküllerinde olduğu yönünde hüküm kurulmasının hukuka uygun olmadığı, gerekçeli kararda davacının teminat komisyonundan kaynaklanan zarar ve işletme masraflarından doğan zarar talebinin yerinde olduğu yönünde verilen kararın da hukuka uygun olmadığı, hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer alan \"dava konusu işte tamamlanan iş miktarı oranı %0,718\" ifadesi sözleşmesel açıdan değerlendirildiğinde birim fiyat teklif cetvelinde belirtilen \"60.500,000 ton kömür\" tanımına uymadığından iş miktarı için oranlanma yapılmasının hatalı olduğu nedenleriyle ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEP VE GEREKÇE:<br>Dava, taraflar arasında akdedilen hizmet sözleşmesi uyarınca alacak taleplidir.<br>\tDosya kapsamındaki yazı, belge ve bilgilere, yasaya uygun gerektirici nedenlere, ilk derece mahkemesi kararının gerekçesinde dayanılan delillerle, delillerin tartışılması sonucu maddi olay ve hukuki değerlendirmede usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmamasına, HMK m. 355/1 gereği incelemenin istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak yapılıp, re'sen gözetilmesi gereken, kamu düzenine herhangi bir aykırılığın da bulunmamasına, kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğunun anlaşılmasına göre; davacı ile davalı vekilinin istinaf nedenleri yerinde görülmediğinden HMK m. 353/1.b.1 gereğince istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiştir. \t<br>HÜKÜM : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>\t1-) Davacı ile davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK m. 353/1.b.1 gereğince esastan reddine,<br>\t2-) a)Alınması gereken 732 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 59,30 TL harcın düşümü ile kalan 672,70 TL harcın  davacıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına.<br>\tb)Alınması gereken 366.550,36 TL istinaf karar harcından, peşin alınan 91.637,60 TL harcın düşümü ile kalan 274.912,76 TL harcın  davalıdan alınıp Hazine'ye gelir kaydına.<br>\t3-) İstinaf kanun yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına, kullanılmayan avansın karar kesinleştiğinde gideri içerisinden karşılanarak iadesine, <br>\t4-)\tHMK m. 359/4 gereğince kararın taraflara resen tebliğine; tebliğ, harç tahsil müzekkeresi yazılması ve gider avansı iadesi işlemlerinin Dairemiz tarafından yapılmasına,<br>\tdosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda HMK m. 361 gereğince tebliğ tarihinden itibaren iki hafta içinde, kararı veren bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine yahut temyiz edenin bulunduğu yer bölge adliye mahkemesi hukuk dairesine veya ilk derece mahkemesine verilebilecek bir dilekçe ile Yargıtay nezdinde TEMYİZ YOLU AÇIK olmak üzere oybirliğiyle karar verildi.  22/04/2026<br><br>Başkan ...                  Üye ...                Üye ...            Katip ...<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"ce584207e167e5b6","SID":"e3bbec9875cb7910"}}