{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ BAM  25. HUKUK DAİRESİ     Esas-Karar No: 2025/2055 - 2026/842<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br> 25. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2025/2055 <br>KARAR NO\t: 2026/842<br>KARAR TARİHİ\t: 15/04/2026<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ESKİŞEHİR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/09/2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/225 Esas, 2025/631 Karar <br><br>DAVACI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVALI\t: <br>VEKİLİ\t:<br>DAVANIN KONUSU\t: Maddi ve Manevi Tazminat  <br><br>Taraflar arasındaki maddi ve manevi tazminat davasının yapılan yargılaması sonucunda mahkemece davanın reddine dair verilen karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dosya incelendi. Gereği görüşülüp düşünüldü. <br>İDDİA: Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2020/1815 Esas sayılı dosyasıyla ilişkili olan Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/14 Talimat numaralı dosyasıyla, Yenibağlar Mahallesadresinde 30/01/2020 tarihinde yapılmış olan hacze ek olarak 19/02/2020 tarihinde dosya borçlusu ... İnşaat Gayrimenkul Gıda Turizm Otomotiv Sanayi A.Ş.'ye yönelik menkul haczi gerçekleştirildiğini, aynı menkul haczine farklı talimat dosyalarıyla da iştirak olunduğunu, yapılan bu haksız hacze taraflarınca istihkak iddiasında bulunulduğunu, bu iddialarının Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/131 Esas, 2021/13 Sayılı kararıyla kabul edilerek söz konusu hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, açtıkları istihkak davası ve istihkak iddialarına rağmen haczedilen malların 13/01/2021 tarihinde Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/14 talimat dosyasıyla satışının gerçekleştiğini, bu satışın 26.030,00 TL'ye gerçekleştirildiğini, ancak bu bedelin halen müvekkiline ödenmediğini, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2020/1815 Esas, Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/14 Talimat numaralı dosyasıyla haksız haciz sonucu yapılan satış bedeli olan 26.030,00 TL'nin Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün emanet kasasında bekletildiğini, bu bedelin bir an önce müvekkiline ödenmesi gerektiğini, haczedilen mallar için yapılan kıymet takdiri icra memuru tarafından tahmini yapılan bir kıymet takdiri olup çok düşük miktarlarda fiyat biçildiğini, söz konusu mallar müvekkili tarafından devralındığı zaman ilgili malların faturası kesildiğini, bu malların bedelleri müvekkili tarafından mallar devralındığında 59.000,00 TL olduğunu, söz konusu malların bugünkü değeri 90.000,00 TL'ye çıktığını, geriye kalan 63.970,00 TL'nin haciz tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte beraber davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, müvekkilinin malları haksız bir şekilde haczedildiği için haciz tarihinden sonra hiçbir şekilde iş yapamadığını, buna rağmen iş yeri kirasını bir dönem ödemeye devam ettiğini, müvekkilinin bu süreçte hacizden kaynaklı iş yapamamasından dolayı yoksun kaldığı kazancı ve buna rağmen ödemek zorunda kaldığı kira vs. diğer giderlerin bilirkişi araştırması sonucu arttırılmak üzere fazlaya ilişkin haklarımız saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00-TL'nin haciz tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, yapılan haciz esnasında haciz mahallinde bizzat bulunulduğunu, istihkak iddiasında bulunulduğunu, bu hususun haciz tutanağına geçirilmediğini, dosya alacaklısı davalının da bu husustan haberdar olduğunu ancak kötü niyetli davranarak takibi devam ettirerek satış istediğini, haczedilen malların yeniden belirlenecek olan esas değerinin %15'i oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, günümüzde icra takipleriyle, haciz işlemleri ile anılmak gerek şahıs olarak gerek şirket olarak hem çevre açısından hem de iş dünyası açısından pek olumlu bir izlenim bırakmadığını, müvekkilinin de bu durumdan fazlasıyla etkilendiğini hem şahsi hem de ticari olarak itibarı zedelendiğini belirterek İstanbul 25 İcra Müdürlüğünün 2020/1815 Esas, Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/14 Talimat numaralı dosyasıyla haksız haciz sonucu yapılan satış bedeli olan 26.030,00 TL’nin davacıya ödenmesini, bu bedelin icra dosyası alacaklısına ödenmemesi için tedbir konulmasını, malların bugünkü bedelinin bugünkü bedelinin bilirkişi marifeti ile tespiti sonrası artırılmak üzere 26.030.00 TL çıkartılarak sonrasında geriye kalan rakamın belirsiz alacak davası kapsamında sonradan artırılmak üzere şimdilik 100 TL; nin fazlaya ilişkin hakları gizli kalmak kaydıyla davalıdan alınarak davacıya verilmesini, müvekkilinin haciz tarihi olan 19.02.2020 tarihinden itibaren A) Yoksun kaldığı kazancın B) İş yapmamasına rağmen ödemek zorunda kaldığı kira bedellerinin bilirkişi araştırması sonucu arttırılmak üzere fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla şimdilik 100,00 TL'nin haciz tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, haczedilen malların bugünkü değeri üzerinden %15'i oranında kötü niyet tazminatının davalıdan alınarak davacıya ödenmesini, müvekkilinin haksız hacze maruz kaldığından 10.000 TL manevi tazminatın davalıdan alınarak davacıya ödenmesini talep ve dava etmiştir. <br>SAVUNMA: Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; açılan iş bu davanın Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/131 esas sayılı dosyaya dayandığını, alacaklı bulundukları İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2020/1815 sayılı dosyasından alınan talimatla takip borçlusu ... İnşaat Gayrimenkul Gıda Turizm Otomotiv Sanayi ve Ticaret Anonim Şirketi'ne yönelik Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/14 Talimat sayılı dosyasından \"   Caddesi No:35/A Eskişehir\" adresine 30/01/2020 tarihinde haciz işlemi için gidildiğini, hacizde davacı tarafından istihkak iddiasında bulunulması üzerine İcra Müdürlüğünce dosyanın İİK 97.madde gereğince İcra Hukuk Mahkemesine sevk edildiğini, İstanbul 24. İcra Hukuk Mahkemesince 2020/245 esas 2020/279 karar sayılı kararı ile İİK 96 ve 97 maddeye göre takibin devamına karar verildiğini, bunun üzerine aynı adrese taraflarınca ek haciz ve muhafaza işlemi için 19/02/2020 tarihinde tekrardan gidildiğini, Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/131 esas sayılı dosyasına istihkak davası açıldığını ve hacizli menkullere yönelik hiçbir araştırma ve inceleme yapılmadan dosya bilirkişiye gönderilmeden davanın kabulü ve hacizlerin kaldırılmasına karar verildiğini, kararın kesin olması nedeniyle istinafa başvurulamadığını, iş bu davanın da Eskişehir 3. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/131 esas dosyasına dayandığını, davacının son derece kötü niyetli ve haksız olduğunu haksız kazanç elde etme gayesinde olduğunu, öncelikle davacının tacir olduğunu iş bu davanın da ticari nitelikte bulunduğundan davanın Asliye Ticaret Mahkemesinde açılması gerektiğini, müvekkilinin adresinin Şişli/İstanbul'da olduğundan davanın İstanbul Mahkemelerinde açılması gerektiğini belirterek yetki itirazında bulunduklarını, davacının taraflarından hacizden kaynaklı maddi tazminat talep ettiğini, ancak nasıl bir zarara uğradığını delilleriyle izah edemediğini, davacı tarafın mahkemeden tedbir kararı alınıp malların taraflarına iadesi sağlanabilecekken bu hukuki yol tercih edilmeyip huzurdaki davanın ikame edilmesinin davacının kötü niyetinin en açık göstergesi olduğunu, 13/01/2021 tarihinde gerçekleştirilen satış ilanında menkullerin toplam değerinin 9.700,00 TL olarak belirlendiğini ancak menkullerin satış değerinin çok üstünde 26.030,00 TL'ye satıldığını, dava dilekçesinde bir kira sözleşmesi dahi eklemediğini, davacının iddialarının soyut iddialara dayandığını, ne miktarda kazanç kaybı yaşandığının izah edilemediğini, istihkak davası sonucunda aleyhine karar verilmesi durumunda dahi tüm maddi zararlarından sorumluluğunun bulunmadığını, manevi tazminata hükmedilmesi için; kötü niyetli ve ağır kusurlu olduğunun varlığı ile birlikte buna bağlı olarak da zararın oluşması gerektiğini, açık Yargıtay kararlarına göre davacının istihkak davasının kabulü durumunda manevi tazminata hükmedilemeyeceğini belirterek davanın reddini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ: Mahkemece yapılan yargılama sonunda özetle; “…taraf vekillerinin dava ve cevap dilekçelerinin ve diğer delillerinin incelenmesi ve ayrıca dosyaya sunulan haciz tutanaklarında icra dosyasında borçlu dava dışı Saltaoğlu İnşaat firmasına ait çekin cirosunda bu şirket ismi altında adresin Yeni Bağlar Mah. Eti Cad. No:35/a Tepebaşı/Eskişehir  olarak görüldüğü, davacının adresinin de aynı adres olarak bildirildiği ve davalı tarafından bu adreste haciz işleminin uygulandığı, davacı ve dava dışı borçlu şirketin adreslerinin aynı olduğu ve davalı tarafından yapılan haciz işleminin belgelere dayalı olarak yapıldığı ve bu durumda davalının haciz işlemini yapmakta herhangi bir kusurunun bulunmadığı, ayrıca satış işlemi yönünden ise yine dosyada sunulan belgelerde satış talebinin borçlu tarafından yapıldığı, bu konuda da davalının herhangi bir kusurunun bulunmadığı ve davacının zarara uğradığına dair ve davalının kusuru bulunduğunu ispatlayamadığı” gerekçesiyle davacının maddi ve manevi tazminat taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: Davacı vekili istinaf başvuru dilekçesinde özetle; tüm haciz işlemlerinin davalı tarafından yapıldığını, satış davalı tarafından talep edilmemişse de, istihkak davasına konu mahcuz malların takip alacaklısı olan davalı şirket vekilinin talebi ile haczedildiğini, hacizlerin kaldırılmasına rağmen bunu bilen davalının dosyalara herhangi bir bildirim yapmadığını, müvekkilinin uğradığı zararda davalının tam kusurlu olduğunu, aksinin kabulü halinde dahi haciz talep eden dosya borçlusuyla birlikte müterafik kusurlarının bulunduğunun kabul edilmesi gerektiğini, İstanbul 25. İcra Müdürlüğünün 2020/1815 Esas, Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün 2020/14 Talimat numaralı dosyasıyla haksız haciz sonucu yapılan satış bedeli olan 26.030TL'nin Eskişehir 4. İcra Müdürlüğünün emanet kasasında bekletildiğini, bu bedelin bir an önce müvekkiline ödenmesini talep ettiklerini, müvekkiline ait malların icra yoluyla satışı gerçekleştiği için çok düşük bir bedele satıldığını, mallar davalı tarafından haksız bir şekilde haczedildiği için haciz tarihinden sonra hiçbir şekilde iş yapamadığını, bu nedenlerle müvekkilinin maddi zarara uğradığını, hem iş yapamadığını hem de kira ödemek zorunda kaldığını, müvekkilinin bilirkişi raporu ile de tespit edilen yoksun kaldığı kar olan 49.418,30TL ve icra yoluyla haksız yere haczedilip piyasa değerinin çok altında satılmasından dolayı uğradığı zarar olan 43.590TL olmak üzere toplamda 93.008,30TL maddi zararının tahsilinin gerektiğini, istihkak iddiasının bildirildiği esnada davalının buna şahit olduğunu ancak buna rağmen hacze devam ettiğini, kötü niyetli davranarak takibin devam ettirildiğini ve satış istendiğini, bu nedenle kötüniyet tazminatına da karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin haciz nedeniyle hem şahsi hem de ticari itibarının zedelendiğini, manevi tazminat isteminin reddinin yerinde olmadığını ileri sürmüştür.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI, DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava, haksız haciz nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiş, hükme karşı davacı vekili tarafından yukarıda yazılı sebeplerle istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>Dairemizce, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen gözetilerek inceleme yapılmıştır. <br>6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu ile bazı hukuki uyuşmazlıklar yönünden, bir yandan tarafların iradeleriyle kendi çözümlerini üretebilmeleri ve daha hızlı sonuç elde edilebilmeleri, öte yandan da mahkemelerin iş yükünün azaltılması amacıyla yine mahkemeler aracı kılınarak bazı tür hukuk uyuşmazlıklarında alternatif uyuşmazlık çözüm yöntemi olarak “arabuluculuk” müessesesi benimsenmiştir.<br>Hukuk uyuşmazlıklarının arabuluculuk yöntemi ile çözülmesi ihtiyari olmakla birlikte, 6325 sayılı Kanun’da 06/12/2018 tarihli ve 7155 sayılı Kanun ile yapılan değişiklikle, mahkemelerin iş yükünün azaltılması için bazı tür uyuşmazlıklar için mahkemeye başvurmadan önce bir dava şartı olarak “zorunlu arabuluculuk” şartı getirilmiştir. <br>01/01/2019 tarihinde yürürlüğe giren 7155 sayılı Kanunla 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa eklenen 5/A maddesi, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkındaki uyuşmazlıklarda, dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasını dava şartı haline getirmiştir.<br>6325 Sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu’nun 18/A maddesine göre, ilgili kanunlarda arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olarak kabul edilmiş olması durumunda, davacının arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılmadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorunda olduğu, bu zorunluluğa uyulmaması halinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiyenin gönderilmesi gerektiği düzenlenmiştir. Yine mahkemece gönderilen ihtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın mahkemece davanın usulden reddine karar verilmesi, ayrıca arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması halinde herhangi bir işlem yapılmaksızın davanın, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilmesi gerektiği hüküm altına alınmıştır.<br>Dava açılmadan önce arabulucuya hiç başvurulmamış olması dava şartı yokluğu sebebiyle davanın reddini gerektiren bir husus olup, arabulucuya başvurulmuş olmakla birlikte anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslının veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğinin mahkemece verilen kesin süre içerisinde sunulmamış olması ise davanın usulden reddi yaptırımına bağlanmıştır.<br>Somut uyuşmazlıkta davanın; 25/06/2021 tarihinde açılması, ticari dava olması ve konusunun bir miktar paranın ödenmesi olan maddi ve manevi tazminata ilişkin bulunması nedeniyle zorunlu arabuluculuk dava şartına tabi olduğunda kuşku bulunmamaktadır. <br>Davanın 25/06/2021 tarihinde Eskişehir 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2021/387 Esasına kayden açıldığı, mahkemenin 30/03/2023 tarihli, 2023/373 Karar sayılı kararın Dairemizin  20/11/2024 tarihli, 2023/1598 Esas, 2024/2472 Karar sayılı ilamıyla davacının tacir olup olmadığına ilişkin araştırma yapılarak sonucuna göre görevli mahkemenin Ticaret Mahkemesi olup olmadığı hususundaki tereddüdün giderilmesi için kaldırıldığı, mahkemece yapılan araştırma neticesinde 04/02/2025 tarihli, 2024/1026 Esas, 2025/49 Karar sayılı karar ile Ticaret Mahkemesinin görevli olduğundan bahisle mahkemenin görevsizliğine hükmedildiği, kararın istinaf edilmeksizin 11/03/2025 tarihinde kesinleştiği, davacının süresinde gönderme talep etmesi üzerine dosyanın 11/03/2025 tarihinde eldeki kararı veren Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilerek 2025/225 Esasına kaydedildiği, Yargıtay içtihatlarında; istisnai olarak görevsiz mahkeme aşamasında zorunlu arabuluculuğa ilişkin eksikliğin giderilmesi halinde işin esasının incelenebileceğinin benimsendiği, ancak dosya kapsamında arabuluculuk son tutanağının aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış örneğinin bulunmadığı, dosya eldeki kararı veren Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine tevzi edilmeden (dosyanın görevli mahkemede esas kaydı yapılmadan) dava şartının sağlanıp sağlanmadığının dosya kapsamından anlaşılamadığı, dava şartının resen gözetilmesi gerektiği, şu halde mahkemece; görevsiz mahkeme aşamasında zorunlu arabuluculuğa ilişkin eksikliğin giderilip giderilmediği davacıdan sorularak oluşacak sonuca göre işlem yapılması ve hüküm kurulması gerekirken bu yön gözetilmeksizin yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 05.07.2023 tarihli, 2021/8511 Esas, 2023/4136 Karar, 14.09.2023 tarihli 2022/1249 Esas, 2023/4992 Karar, 19.09.2023 tarihli, 2022/1529 Esas, 2023/5106 Karar, 17.10.2023 tarihli, 2022/2421 Esas, 2023/5898 Karar, 15/09/2022 tarihli 2021/1480 Esas, 2022/5897 Karar, 21/11/2022 tarihli 2021/4438 Esas, 2022/8135 Karar sayılı ilamları) <br>Yukarıda açıklanan nedenlerle, davacının istinaf başvurusunun işin esası incelenmeksizin kabulü ile yerel mahkeme kararının HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi uyarınca kaldırılmasına, yukarıda açıklanan ilkeler çerçevesinde değerlendirme yapılması için dosyanın mahkemesine gönderilmesine, kaldırma nedenine göre davacının istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiş ve aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM: Yukarıda açıklanan gerekçelerle; <br>1)Davacının istinaf başvurusunun esası incelenmeksizin duruşma yapılmadan KABULÜ ile Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesinin 11/09/2025 gün ve 2025/225 Esas, 2025/631 Karar sayılı kararının Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353. maddesinin 1. fıkrası (a) bendinin 4-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>2)Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren Eskişehir Asliye Ticaret Mahkemesine gönderilmesine, <br>3)Kaldırma nedenine göre davacının istinaf nedenlerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>4)Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde iadesine,<br>5)Temyizi kabil olmayan bu kararın, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 359/4. maddesi gereğince; ilk derece mahkemesi tarafından tebliğe çıkarılmasına,  <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonunda, HMK'nın 353/1-a.4-6 maddesi uyarınca kesin olmak üzere 15/04/2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>  <br> <br>GEREKÇELİ KARARIN YAZILDIĞI TARİH : 27/04/2026<br>\t\t\t\t<br><br>Başkan<br><br>e-imza <br><br>Üye<br><br>e-imza  <br><br>Üye<br><br> e-imza <br><br>Katip<br><br> e-imza <br><br><br><br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"e3f1687d381cbf10","SID":"5de019ec6ba8a9e2"}}