{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T. C.<br>KAYSERİ<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>3. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2025/304 <br>KARAR NO: 2026/667<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ: KAYSERİ 1. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 21/11/2024<br>NUMARASI: 2022/215 Esas,  2024/1055 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Ölüm ve Cismani Zarar Sebebiyle Açılan Tazminat<br>DAVA TARİHİ: 11.03.2022<br>İSTİNAF KARARININ <br>VERİLDİĞİ TARİH: 16.04.2026<br>YAZILDIĞI TARİH: 16.04.2026<br>Kayseri 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2022/215 Esas, 2024/1055 Karar sayılı kararı davacı vekili ve davalılar ... Ltd. Şti. ve ... vekili tarafından istinaf incelemesi için dairemize gönderilmekle dosyadaki tüm bilgi ve belgeler incelendi.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLÜP GÖRÜŞÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ\t<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; ... tarihinde meydana gelen trafik kazası neticesinde, <br>davalılardan ...’in sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile müvekkilinin sevk <br>ve idaresinde ki ... plakalı motosiklete çarpması sonucu müvekkil ciddi oranda <br>bedensel ve manevi zarara uğradığını yaşanan elim kaza neticesinde müvekkili ..., basit tıbbi müdahaleyle giderilemeyecek şekilde, hayati tehlike geçirir, yüzde <br>sabit iz oluşturur ve hayati fonksiyonlarına etkisi 4. derecede kemik kırığı oluşacak <br>niteliklerde yaralandığını meydana gelen kaza sebebiyle müvekkilinin uzun süre hastanede <br>kaldığını, bir daha eskisi gibi tam bir bedensel bütünlüğe ve hayat kalitesine sahip <br>olamayacağını, müvekkilinin çalışma gücünde ciddi oranda eksiklik meydana geldiğini, yine yaşıtlarına ve emsal bireylere kıyasen benzer edimleri yerine getirmek için harcaması gereken <br>eforun çok daha fazla olduğunu, bu kazanın oluşumunda kaza tespit tutanağı ile de sabit olduğu üzere davalı <br>..., 2918 sayılı KTK’nın 53. maddesi başta olmak üzere sola dönüş kurallarına <br>riayet etmediği ve diğer bir takım kuralları ihlal ettiği için tam kusurlu olduğunu, Kayseri <br>10. Asliye Ceza Mahkemesi tarafından görülen 2020/260 esas sayılı ceza yargılaması neticesinde de, davalı ...’ın kaza tespit tutanağı, bilirkişi incelemesi ve görgü <br>tanıklarının birlikte değerlendirilmesi neticesinde kusurlu olduğu açıkça tespit edildiğini,  davalı <br>hakkında taksirle yaralama suçundan dolayı cezaya hükmolunduğunu, işbu mahkeme ilamı <br>ile kesinleştiğini, müvekkili, olayın ardından yoğun ve uzun bir tedavi süreci yaşadığını, davalı ...'in müvekkili nezdinde meydana gelen zararlardan 6098 sayılı <br>TBK’nın 49. maddesi gereğince doğrudan haksız fiili müsebbibi olarak sorumlu olduğunu, davalı <br>...’in sevk ve idaresinde ki araç, davalı şirketlerden ... Limited <br>Şirketi adına kayıtlı olduğunu aracın ruhsat ve Trafik Tescil kayıtları incelendiğinde de bu husus <br>görülecektir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 85. maddesinin 5. <br>Fıkrası \"İşleten ve araç işleticisi teşebbüsün sahibi, aracın sürücüsünün veya aracın <br>kullanılmasına katılan yardımcı kişilerin kusurundan kendi kusuru gibi <br>Sorumludur.\" Demektedir. Yine Türk Borçlar Kanunu’nun 66. maddesi’nde \"Adam <br>çalıştıran, çalışanın, kendisine verilen işin yapılması sırasında başkalarına verdiği zararı <br>gidermekle yükümlüdür.\" denilerek davalı ...’nın da ... ile birlikte <br>meydana gelen zararlardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olduğunu hüküm altına <br>aldığını, davalı şirket ...’nın diğer davalı şirket ... A.Ş. ile <br>aralarında ZMMS kapsamında sigorta ilişkisi bulunduğu tespit edildiğini, ZMMS <br>kapsamında bedensel zararlardan dolayı kaza tarihi itibari ile 360.000 TL’ye kadar olan <br>meblağdan ... A.Ş.'nin de sorumlu olduğunu, tüm bu sebepler birlikte değerlendirildiğinde, müvekkilinin meydana gelen <br>kazada herhangi bir kusurunun bulunmadığını, davacı ...’in ise tam kusurlu olduğu <br>tespit edildiğini müvekkilinin kazanın ardından uzun bir süre tedavi görmek zorunda kaldığını, öncelikle çalışmayan ve hiç bir geliri bulunmayan müvekkilin adli yardım talebinin <br>kabulüne, <br>müvekkilinin haksız fiil neticesinde uğradığı bedeni zararlarından kaynaklanan, tedavi <br>ve iyileşme süreci boyunca geçici olarak iş görememesinden dolayı uğradığı zararın <br>şimdilik 100 TL’sinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte <br>davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza verilmesine, <br>müvekkilinin haksız fiil neticesinde uğradığı bedeni zararlarından kaynaklanan, <br>vücudundaki kalıcı hasarla bağlantılı olarak sürekli iş göremezliği nedeniyle uğradığı <br>zararın şimdilik 100 TL’sinin haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile <br>birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza verilmesine, <br>müvekkilinin tedavi gördüğü süre boyunca yapmak zorunda olduğu tedavi masrafları <br>için şimdilik 50 TL, bakıcı giderlerinin tazmini amacıyla şimdilik 50 TL nin yasal <br>faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak tarafımıza <br>verilmesine, <br>müvekkilinin dava konusu trafik kazası sonrası uğradığı yoğun acı, elem ve ıstırap ile <br>birlikte yüzde kalıcı iz, kalıcı duyma kaybı ve diğer kalıcı bedeni hasarlarının yanı sıra <br>işine son verilmesi ve hayatına malul olarak devam etmesinin getirdiği geri dönülmesi <br>imkânsız manevi yıkımın bir nebze olsun telafisi amacıyla 100.000 TL manevi <br>tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan <br>müştereken ve müteselsilen tahsilini, yargılama giderleri ile vekâlet ücretinin davalılara yükletilmesine, <br>karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı ... Anonim Şirket vekili cevap dilekçesinde özetle; öncelikle usule ilişkin yetki, zamanaşımı, hak düşürücü süre, görev, hukuki yarar ve dava şartı yokluğu yönünden itirazlarımızı sunduklarını,  2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 97. maddesinde yapılan değişiklik ile trafik sigortalarına ilişkin açılacak maddi tazminat davalarına ilişkin düzenlemeler yapıldığını anılan madde hükmü 6704 Sayılı Kanun’un 5.maddesi ile şu şekilde değiştirilmiştir: “Zarar görenin, zorunlu mali sorumluluk sigortasında öngörülen sınırlar içinde dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerekir. Sigorta kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar gören dava açabilir veya 5684 sayılı Kanun çerçevesinde tahkime başvurabilir.” yeni düzenlemeye göre zarar görenlerin doğrudan dava açma hakkı ortadan kaldırılmış; dava öncesinde sigorta kuruluşuna başvuru zorunluluğu getirilmiştir. haliyle başvurunun tam yapılması gerektiğini, oysaki yapılan hasar başvurusunda genel şartlar gereği sunulması zorunlu evraklar sunulmadığı gibi müvekkili şirkete başvuru yapılırken sunulan evraklarda müvekkilinin maluliyetine ilişkin herhangi bir evrak sunulmadığı gibi sunulan evraklar da tazminat hesabı yapabilmek için yeterli olmadığını, dolayısı ile davacı tarafından yapılmış geçerli bir başvuru söz konusu olmayıp, Mahkeme huzurunda ikame edilen davanın başkaca hiçbir incelemeye gerek duyulmaksızın reddi gerektiğini, arabuluculuk dava şartı olup, dava şartı yokluğundan davanın reddi gerektiğini, davacı taraf ile arabuluculuk görüşmesinin  yapılmadığını,  dosyaya sunulan arabuluculuk son tutanağı ... Anonim Şirketi ile yapılan arabuluculuk görüşmesinin son tutanağı olduğunu bu nedenle davanın reddi gerektiğini, müvekkili  şirket, Karayolları Trafik Kanunu’nun 91. maddesi ve zorunlu mali mesuliyet sigortası (zmms) uyarınca, sigortalısının kusuru ile 3. şahıslara verdiği zararı poliçe teminat limiti ile sınırlı olmak üzere tazmin etmekle mükellef olduğunu, kusur oranlarının tespiti için hem adli tıp trafik ihtisas dairesinden hem de karayolları genel müdürlüğü fen heyetinden seçilecek kusur konusunda uzman bilirkişi heyetinden rapor alınmasını talep ettiklerini, davacılar vuku bulan trafik kazası sonucu, mahkeme huzurunda ikame ettiği dava ile uğramış olduğunu iddia ettiği maluliyete istinaden maddi tazminat talep ettiğini, mahkeme dosyasında mübrez bilgi ve belgelerin hiçbiri tarafların kusur oranlarını tespit etmeye elverişli bulunmadığını, davacılar tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının, yargılama neticesinde müvekkilimiz şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesi hukuken mümkün olmadığını,  bu nedenle maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, davacılar tarafından dosyaya sunulan tedavi evraklarının, yargılama neticesinde müvekkilimiz şirket aleyhine verilecek olası bir hükme esas teşkil etmesi hukuken mümkün olmadığını, bu nedenle maluliyet oranının Yargıtayca da kabul edildiği üzere Adli Tıp Kurumu 3. İhtisas Kurulu marifetiyle tespit ettirilmesi gerektiğini, müvekkili şirket poliçe kapsamında davacının tedavi giderleri kapsamında sayılan geçici iş görmezliğe ve bakıcı giderine ilişkin tazminat taleplerinden sorumlu  olmadığını, geçici iş göremezlik giderleri ve geçici iş göremezlik dönemine tabi geçici bakıcı tazminat talepleri 01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları gereği teminat dışı olduğunu söz konusu Genel Şartlar'ın yürürlüğe girmesi itibariyle geçici iş göremezlik tazminat talepleri tedavi giderleri kapsamında olup; 6111 sayılı yasa uyarınca müvekkili şirketin tedavi giderleri ve geçici iş göremezlik talepleri nedeniyle herhangi bir sorumluluğu bulunmadığını,  01.06.2015 tarihli Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk (Trafik) Sigortası Genel Şartları ile birlikte, tedavi giderleri dolayısıyla müvekkili şirketin herhangi bir sorumluluğu kalmayıp tüm sorumluluğun SGK’da olduğunu,  kaza sonucu üçüncü kişinin malul kalması söz konusu olduğu takdirde, sigortacı sigorta poliçesinde belirtilen azami limitlerle ve sigortalının kusuru oranında malul kalanlara tazminat ödemekle yükümlüdür. Ancak tazminatın ödenebilmesi için davacının maluliyet oranı ve maluliyet oranına göre zararlarının uzman bilirkişilerce hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerekmektedir. (Yargıtay’ ın 26.11.1990 gün ve 1989/7479 Esas ve 1990/7584 Karar) Meydana gelen zarara ilişkin tazminatın ödenebilmesi için de; zarar görenin bu zararının uzman bilirkişilerce hesap ettirildikten sonra sonuca göre karar verilmesi gerektiğini,  davacıya davaya konu kaza nedeni ile Sosyal Güvenlik Kurumundan elde ettiği gelir ve tazminatların tespit edilerek, huzurda görülen dava neticesinde müvekkili Şirket aleyhine hükmedilecek olası bir tazminattan mahsup edilmesi gerektiğini, ilgili kurum tarafından davacıya gelir bağlanmamış olması ihtimalinde ise, bu durum davacının hakkını doğrudan etkileyeceğinden, davacı tarafa SGK’ya (veya ilgili kuruma) karşı dava açması için önel verilmesini, açılacak bu yeni dava sonuçlanıncaya kadar da, mahkeme huzurundaki işbu davada bekletici mesele yapılmasını ayrıca yine dava konusu trafik kazası ile ilgili açılmış bulunan ceza davası varsa, bu dava da doktrin ve yerleşik Yargıtay uygulaması uyarınca bekletici mesele yapılmasını, davacının kasklarının takılı olmadığı ve motosiklet kullanırken giymesi gereken koruyucu giysileri giymediği gözetilerek müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, söz konusu davaya esas kaza ile ilgili hazırlanan Kaza Tespit Tutanağında davacının kaza sırasında kaskının olmadığı ve koruyucu kıyafet giymediği tespit edildiğini, kask takılması dizlik, motosiklet pantolunu ve koruyucu ceket trafik kazalarının etkisini hafifletmekte olup, yaralanmalarda ağır sonuçların meydana gelmesini önlediğini, kaskın ve koruyucu kıyafetlerin yolculuk esnasında takılması gerektiği kural olarak KTK’da da ifade edilmiş olup, davacıların belirtilen ve benzeri güvenlik önlemini almamış olmasından müvekkil şirketin sorumlu olduğunun kabulü hakkaniyet ve iyi niyet kuralları ile bağdaşmadığını, davacının kask takmamasının ve sürücü belgesinin olmamasının kaza sonucuna ne derece etkisi olduğunun belirlenmesi için, dosyanın Adli Tıp Kurumuna gönderilmesi gerektiğini, müvekkili şirketin manevi tazminat talebinden sorumluluğu bulunmadığını, müvekkili şirket yönünden manevi tazminat talebinin reddine karar verilmesi gerektiğini, davanın dava şartı yokluğundan usulden reddine, bu talebi kabul görmediği takdirde esastan reddine, kazaya karışan araç sürücülerinin kusur durumunun tespiti için Karayolları Genel Müdürlüğü Fen Heyeti’nden ve Adli Tıp Trafik İhtisas Dairesi’nden kusur raporu alınmasına;  derdest ceza davasının sonucunun bekletici mesele yapılmasına, davacının maluliyet oranının tespiti için Adli Tıp Kurumu 2. İhtisas Dairesi tarafından kaza tarihinde geçerli olan “Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirmesi Hakkında Yönetmelik” göre rapor alınmasına, tazminat oranı ve miktarının tespiti için, yukarıdaki hususlar tamamlandığında Hazine Müsteşarlığı Aktüerler Siciline kayıtlı aktüer bilirkişiden TRH 2010 Mortalite Tablosunda yer alan verilere göre rapor düzenlenerek gerçek zararın tespit ettirilmesine, aleyhe hüküm kurulacak olması halinde SGK tarafından yapılan-yapılacak ödemelerin müvekkili şirketin sorumluluğundan tenziline, yargılama giderleri ve vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini arz ve  talep etmiştir.<br>Davalılar ... ve ... Ltd. Şti. vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı davasında tamamen kötü niyetli olup, davaya konu kazaya davacı kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, davasının reddi gerektiğini, \t... tarihinde müvekkili ...'in sevk ve idaresindeki diğer müvekkili şirkete ait ... plakalı araç ile ... Caddesini takiben sola, ... Caddesine dönüş yaparken ... plakalı araç arasında kaza meydana geldiğini, kazaya ve yaralanmaya kendi kusurlu ve hatalı eylemleri ile tamamen davacı sebebiyet vermiş olmakla, kendi kusurundan fayda sağlamak maksadı ile huzurdaki hukuka aykırı davayı ikame etmiştir, reddi gerektiğini, olay yerinde keşif yapılmak suretiyle kusur raporu alınması,  davacının olay esnasında ehliyetsiz, alkollü ve güvenlik tedbirlerinin hiçbirine riyaet etmeden hareket etmiş olduğunun da göz önünde bulundurularak mütefarik kusura ilişkin de ek rapor alınmasını ,esas yönünden incelemeye girilmeden önce davacının sağlık durumunun bekletici mesele yapılması, kati doktor raporu alınmasından sonra yargılamaya devam edilmesini esas yönünden incelemeye girilmeden önce ivedilikle olay yerine ilişkin mbs ve çevre işletmelerin olay anına ilişkin görüntüye giren kameraya kayıtlarının mahkemenizce istenmesini talep ettiklerini, arabuluculuk bir dava şartı olmakla birlikte müvekkilinin gerçekleştirilmiş olan arabuluculukta taraf olmaması nedeniyle davanın reddi gerektiğini, ... büro dosya numaralı dava şartı arabuluculuk son tutanağının taraflarına bakıldığında müvekkilinin bu arabuluculuğa taraf olmadığını, sigorta şirketine başvuru şartı yasal şartları sağlar şekilde sağlanmamış olup, davanın reddi gerektiğini, müvekkili ... diğer müvekkili şirkete ait  ... Marka kapalı kasa kamyonetiyle ... Caddesinden sola, ... Caddesine dönmek isterken,  trafik kurallarının gerektirdiği gibi dikkatli ve özenli bir şekilde sola sinyalini vermiş, arka yolun güvenli olup olmadığını kontrol etmesi üzerine dönüş yapacağı sırada kavşak girişinde ... plakalı motorsikletin, müvekkilin aracının şoför kapısına çarpmasıyla birlikte kaza meydana geldiğini,  müvekkili ... diğer müvekkili şirkete ait ... plakalı araç ile trafik kurallarına uygun bir şekilde seyir halindeyken, bir şoför olarak gerekli dikkat ve özeni göstermiş olsa da  motorsiklet sürücüsünün kavşak girişinde kendisini sollamak istemesi üzerine kaza gerçekleştiğini, müvekkili ...'in kazaya kusuru ile sebebiyet vermediğinin tespiti amacıyla olay yerine ilişkin görüntü alan kamera kayıtlarının celbinden sonra olay yerinde keşif yapılarak   adli trafik ihtisas dairesinden bu konuya ilişkin tarafların kusur oranlarını belirten bir rapor alınması gerektiğini ayrıca motorsiklet sürücüsünün seyir halindeyken 195 promil ...alkollü olduğu alkol raporuyla sabit olduğunu, motorsiklet sürücüsü alkollü olarak trafikte seyrederken karşısında bulunan müvekkilinin sinyal vermiş olduğunu görmediğini, aynı şekilde motorsiklet şoförünün arkasında bulunan bulunan arkadaşının, şoförün arkasında bulunması hasebiyle onun da müvekkilinin sola sinyal verdiğini göremeyecek durumda olduğu kabul edilmesi gerektiğini, kazadan sonra alınan sağlık raporlarının celbini talep ettiklerini, olay yerindeki kazanın sadece müvekkilinin sola sinyal vermemesi iddiası üzerine vukuu bulduğuna ilişkin değerlendirmenin yapılmasının eksik olacağını, zira motrosiklet şoförünün aynı zamanda müvekkilini sollamak istediğini de dikkate alırsak, sollama esnasında aşırı hız yaparak sağ şeritte bulunan müvekkilinin sol şeride geçme ihtimalinin bulunduğunu da dikkate almadıklarını, tabi ki bu duruma motorsiklet şoförünün alokolün etkisi de olduğunu, motorsiklet sürücüsü alokün etkisiyle dikkatsiz sollama yaparak müvekkilinin kazaya sebebiyet vermesine tam kusuruyla neden olduğunu,  müvekkilinin daha sola tam olarak dönmüş olmamakla birlikte sola dönüş sıralarında bu kaza gerçekleşmiş bulunduğunu,  davaya konu trafik kazasına davacı kendi asli  kusuru ile sebebiyet vermiş olmakla  mahkemece aksi kanaat hasıl olması halinde kazayla yaşanan  yaralanmaya güvenlik önlemlerinin alınmamış, alkollü olunması  ve ehliyetsiz olması sebebiyle davacı müterafik  kusur ile iştirak ettiğini, davacı, dava dilekçesinde söz konusu kazaya ilişkin 100.000TL manevi tazminatın kaza tarihinden itibaren yasal faiziyle birlikte talep ettiğini, manevi zararın gerçekleşmiş olan kaza ile dengeli bir oranda karar verilmesi gerektiğini, aksi taktirde bu durum sebepsiz zenginleşmeye yol açacağını müvekkilinin kazaya kusuruyla sebebiyet vermemiş olması yaralanmada davacının müterafik  kusurunun söz konusu olması da göz önünde bulundurulduğunda  nedeniyle davacının 1000.000TL manevi tazminat istemi kesinlikle hayatın olağan akışına aykırı bir durum teşkil ettiğini, davacının öncelikle kazadaki kusur oranın tespiti akabinde müterafik  kusurunun belirlenmesi gerektiğini, davacının davasının reddini talep etmekle birlikte  mahkeme aksi kanatte olması halinde müterafik  kusur için dosyanın bilirkişiye gönderilmesini talep ettiklerini, müvekkillerinin bu kazaya kusuruyla sebebiyet vermemiş olmakla birlikte davacının talep etmiş olduğu alacaklar yönünden davanın reddine,   mahkeme aksi kanaatte müvekkili şirket sigortacısı diğer davalı tarafından ödenmesine karar verilmesi gerektiğini, davanın reddini,  yargılama giderleri ile karşı vekalet ücretinin davacı tarafa yükletilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucunda; Sigorta poliçesinin ve dosyadaki Kayseri 10. Asliye  Ceza Mahkeme'sinin 202/260 esas sayılı dosyası incelenmesinde; kazaya karışan  ... plakalı araç sürücüsünün ... olduğu, tescil kayıtlarına göre ise araç malikinin ... Ltd. Şti. olduğu ve davalı sigorta bünyesinde ZMSS poliçesi ile sigortalı olduğu görülmüştür. <br>Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası Genel Şartlarının, \"Sigortanın Kapsamı\" başlıklı A.1 maddesinde \"sigortacının poliçede tamınlanan motorlu aracın işletilmesi sırasında bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına veya bir şeyin zarara uğramasına sebebiyet vermiş olmasından dolayı 2918 sayılı KTK ya göre işletene düşen hukuki sorumluluğu zorunlu sigorta limitlerine kadar temin edeceği... \" öngörülmüştür.<br>-Mahkememizce kusur ön sorun değerlendirmesinde,<br>Mahkememiz soruşturma dosyasını dosyamız arasına almış, kaza tespit tutanağını incelenmiş olup, ceza dosyası dosyamız arasına alınmıştır. ... günü Kayseri İli ... ilçesinde sürücü ... sevk ve idaresindeki ... plakalı aracı ile ... caddesini takiben sola, ... caddesine dönüş yaparken aynı istikametten gelen sürücü ... idaresindeki ... plakalı motorsikleti ile kamyonetin sol tarafından geçiş yapmak istediği esnada kamyonetin sol kapı ve ayna kısmına çarparak yaralamalı ve maddi hasarlı trafik kazası meydana geldiği görülmüştür. Olayla ilgili Kayseri 10. ASCM'nin  2020/260 esas 2021/118 karar sayılı ilamı ile kamyonet sürücüsü ...'in taksirle yaralama suçundan mahkumiyetine karar verildiği, kararın istinaf sonrası kesinleştiği görülmüştür. Mahkemece yapılan tespitte davacının 182 promil alkollü olduğu ayrıca kask kullanmadığı tespitlerine yer verildiği görülmüştür. Dosyamız içindeki kaza tespit tutanağının incelenmesinde her iki sürücüye de kusur atfedildiği görülmüştür. Kayseri CBS'ce soruşturma aşamasında alınan kusur raporunun incelenmesinde sürücü ...'in sinyal vermeden sol şeritte devam eden araçları dikkate almadan sola dönüş yapması nedeni ile asli kusurlu olduğu, davacının ise alkollü araç kullanmaktan geçiş kurallarına riayet etmemekten tali kusurlu olarak değerlendirildiği görülmüştür. Ceza dosyası içindeki kayıtları, kamera görüntüleri incelendiğinde davacının kask takmadığı ve alkollü araç kullandığı sabittir. Mahkememizce kural ihlalleri konusunda rapor alınmıştır. Alınan rapor ve ceza dosyası ibrlikte değerlendirildiğinde sürücü ...'in KTK'nun 53/1-b ve 67/1-a ve 84-f maddeleri uyarınca kavşağa yaklaşımında arkadan ve solundan gelen araçlara dikkat ederek kavşağa en az 30 metre kala sinyal vererek arkasından gelen araç sürücülerini döşününde haberdar etmesi ve arkadan gelen yaklaşan araçlar yoksa sola kavşak dönüşünü yapması gerekirken bu kuralları ihlal ettiğinden mahkememizce resen %75 oranında kusurlu olduğu, davacı ...'in ise KTK'nun 52/1-a, 56/1-a-2 54/1-b-4 maddeleri uyarınca kavşak girişinden önündeki araçları sollamaması şerit değiştirmemesi gerektiği ancak motorsikletin hızını uygun hale getirmediğinden dolayı tali kusurlu olduğu ve taktiren %25 kusurlu olduğu anlaşılmıştır. <br>-Müterafik kusura ilişkin değerlendirmede;<br>Zararın meydana gelmesinde veya artmasında mağdurun da kusurunun bulunması halinde söz konusu olan müterafik kusur 6098 sayılı TBK'nın 52.maddesinde düzenlenmiştir. Mağdurun kusurunun zararın meydana gelmesinde başlıca etken olması halinde zarar verenin sorumluluğunun kalkması söz konusu olabileceği gibi belirlenen kusura göre zarar ve ziyandan indirim yapılmasını da gerektirebilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir defi olmadığından mahkemece  bu yönde bir savunma olmasa dahi resen araştırılması ve tartışılması gerekmektedir. <br>2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 78. maddesinde \"belirli sürücülerin ve yolcuların, araçların sürülmesi sırasında koruyucu tertibat kullanmaları zorunludur... kullanma ve yolların özelliği gözetilerek hangi tip araçlarda sürücülerinin ve yolcularının şehiriçi ve şehirlerarası yollarda hangi şartlarda hangi koruyucu tertibatı kullanacakları ve koruyucuların nitelikleri ve nicelikleri ile emniyet kemerlerinin hangi araçlarda hangi tarihten itibaren kullanılacağı yönetmelikte belirtilir\" düzenlemesi yapılmıştır.<br>Davacının ceza dosyasında  kaskının olmadığına dair bağlayıcı ve tespitler ve kamera görüntüsü ve mevcut kafa bölgesi yaralanmalar dikkate alındığında  davacının %20 oranında müterafik kusurlu olduğu anlaşılmış olup belirlenen tazminattan bu %20 oranında indirim yapılmıştır.<br>- Mahkememizce maluliyet ait değerlendirmesinde;<br>Mahkememiz Erciyes Üniversitesi Üniversitesi Adli Tıp Başkanlığı bünyesinde Kaza tarihinde yürürlükte olan Erişkinler İçin Engellilik Değerlendirilmesi Hakkında Yönetmelik  yükümlerine göre rapor alınması gerekmektedir.  ( Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2021/3153 E,2021/2473 sayılı ilamı doğrultusunda) Anılan düzenlenme uyarınca mahkememizce rapor almıştır. Anılan raporların  incelenmesinde  Erciyes Üniversitesi Üniversitesi Adli Tıp Başkanlığı tarafından sunulan raporda,  6 ay geçici iş göremez olduğu,  %10 oranında sürekli iş göremez olduğu, 1 ay bakıcıya muhtaç olduğu tespit edilmiştir. Yöntemine uygun rapor mahkememizce esas alınmıştır.<br>-Aktüerya hesabına ve kaçınılmaz tedavi giderine ilişkin dair değerlendirmede;<br>HMK’nun 273/1. maddesi gereği mahkememizce toplanan tüm deliller ve tüm dosya kapsamı incelenmek suretiyle; TRH 2010 yaşam tablosu ve Yargıtay içtihatlarında kabul edilen progresif rant usulü (%10 arttırma-iskonto formülü ile) ile davacıların aktüer zarar hesabının yapılması ve Adli Tıp Uzmanından SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin belirlenmesi hususunda açıklamalı rapor alınmasına karar verilmiştir. Alınan raporların değerlendirilmesinde; davacının geliri asgari ücret düzeyinde kalması halinde davacının geçici iş göremezlik zararının 12.298,57 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının 15.000,00 TL, bakıcı gideri zararının 2.558,00 TL ve sürekli iş göremezlik zararının ise 956.973,28 TL olduğu, davacının geliri asgari ücretin 1,57 kalması halinde davacının geçici iş göremezlik zararının 19.308,76 TL, SGK tarafından karşılanmayan tedavi gideri zararının 15.000,00 TL, bakıcı gideri zararının 2.558,00 TL ve sürekli iş göremezlik zararının ise 1.342.230,21 TL olduğu,  tespit edilmiştir. Mahkememiz dosya kapsamında davacı taraf ... bölümünden mezun olduğundan bahisle tazminatın bu kapsamında hesaplanmasını istemiş mahkememiz bu kapsamda emsal ücret araştırması yapmıştır. Dosyamız arasındaki mezuniyet belgesinin incelenmesinde davacının 2013 yılında ... Meslek Yüksek Okulu ... (ikinci öğretim- 2 yıllık) kayıt yaptırdığı, 2016 yılında mezun olduğu, davacının SGK kaybının incelenmesinde almış olduğu eğitime uygun bir işte çalışmadığı, 2016-2022 yılları arasında marketlerde asgari ücret ile çalıştığı ve kaza sonrası ise herhangi bir işte çalışmadığı görülmüştür. Uzun yıllar boyunca elektrik mesleğini icra etmeyen davacının gelirinin asgari ücretten yüksek gelir elde edebileceği varsayımı kabul edilebilir olmadığından davacının  geliri asgari ücret düzeyinde kaldığı kanaatine karar verilmiştir. Anılan rapordaki bu kısımlara itibar edilmiştir.<br>Bakıcı gideri, tedavi giderlerinin ve geçici iş göremezlik tazminatının sigorta teminatı kapsamında olduğu kabulü gerekir.<br>Somut olayda, ekonomik ve sosyal durum araştırması, kazanın oluş şekli, davalı tarafın kusuru, çekilen ızdırap, davacının maluliyet durumu ve yukarıda açıklanan kıstaslar çerçevesinde  davacı için 50.000,00 TL manevi tazminatın uygun olduğu değerlendirilmiştir.<br>- Manevi tazminattan davalı sigorta şirketinin  sorumluluğuna dair değerlendirmede;<br>ZMSS genel şartlarının teminat dışı kalan hallen kapsamımda düzenlemesine göre; manevi tazminata yönelik davacı isteminin sigorta yönünden sorumlu değildir. Anılan açıklamalar uyarınca davacının sigorta şirketi yönünden bu talebi reddedilmiştir.<br>Vekalet ücreti taktiri ve yargılama giderinin hesaplanması sırasında yapılan değerlendirmede;<br>Mahkememizce oranlı kusur raporu alınmadığından kusur durumu re'sen mahkememşzce belirlendiğinden bu kısım yönünden davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemiştir.<br>Yasal düzenlemeler gereği, TBK'nun 51. ve 52. maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı red edilen kısım için davalı yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceğinden, mütefarik kusur nedeni ile yapılan indirimden dolayı red edilen kısım için davalılar yararına vekalet ücretine hükmedilmemiştir. (Yargıtay 17. HD.'nin 22/05/2017 gün ve 2014/24976 Esas 2017/5714 Karar sayılı emsal kararı) . Sigorta şirketine yönelik manevi tazminat davasında ret sebebi  farklı olduğundan ayrı vekalet ücreti takdir edilmiştir.<br>Davacı tarafça sigorta şirketine usule uygun başvuru bulunmadığından temerrüt tarihi sigorta şirketi yönünden arabulucuk başvuru tarihi kabul edilmiş, diğer davalılar yönünden ise olay tarihi temerrüt tarihi kabul edilerek; <br>Davacının  tazminat davasının kısmen kabulü kısmen reddi ile,<br>1- 27/03/2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan 12.298,57 TL geçici iş göremezlik zararı , 15.000,00 TL sgk tarafından karşılanmayan tedavi gideri, 2.558,00 TL bakıcı gideri zararı olmak üzere toplam 29.856,57 TL maddi tazminattan davacının trafik kazasının gerçekleşmesinde %25 oranında kusuru sebebiyle yapılan indirim sonrası belirlenen 22.392,43 TL tazminattan davacının kask takmaması sebebiyle Türk Borçlar Kanununun 52. Md uyarınca,  takdiren %20 oranında mütarafik kusur indirimi yapılarak neticeden 17.913,94 TL tazminatın davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinin sağlık/tedavi giderleri teminatından karşılanması ve zorunlu arabuluculuk başvuru tarihi olan 16/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ... Ltd. Şti. Yönünden ise trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>2-27/03/2024 tarihli aktüerya bilirkişi raporunda hesaplanan 956.973,28 TL sürekli iş göremezlik tazminatından davacının trafik kazasının gerçekleşmesinde   %25 oranında kusuru sebebiyle yapılan indirim sonrası belirlenen 717.729,96 TL tazminattan davacının kask takmaması sebebiyle Türk Borçlar Kanununun 52. Md uyarınca,  takdiren %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak neticeden 574.183,97 TL tazminatın davalı sigorta şirketinin ZMSS poliçesinin sakatlık/ölüm giderleri teminatından karşılanması, sigorta şirketinin tazminatının sadece 390.000,00 TL miktarı ile sorumlu olması ve zorunlu arabuluculuk başvuru tarihi olan 16/11/2021 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması, davalı ... ve ... Ltd. Şti. Yönünden ise trafik kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte sorumlu olması koşuluyla davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine, <br>3-Davacının fazlaya ilişkin tazminat taleplerinin reddine, <br>4-Davacının sigorta şirketi yönünden kaza tarihinden itibaren faiz işletilmesi talebinin reddine,<br>5-Davacının manevi tazminat davasının kısmen kabulü ile, 50.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ... Ltd. Şti.  müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine,  alacağı kaza tarihi olan ... tarihinden itibaren yasal faiz uygulanmasına, <br>6-Davacının davalı sigorta şirketine karşı ikame etmiş olduğu manevi tazminat davasının reddine, dair karar verildiği anlaşılmıştır.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili süresi içinde verdiği istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka ve vicdana aykırı olduğunu, mahkemece tazminattan %20 oranında müterafik kusur indirimi yapıldığını, yapılan bu indirimin bu indirimin çok fahiş olduğunu, kazanın oluşumunda ve yaralanmada etkisi olmayan gerekçelerle dayandırıldığını, bu sebeple yapılan indirimin tamamen kaldırılması veyahut oranının düşürülmesi gerektiğini, müvekkilinin gelirinin asgari ücretin kabul edildiğini, destek tazminatının hesaplanmasında, elde edilen gelirin esas alınmasının doğru olmadığını, hesaplamada ölenin yaptığı işin yapılabilmesi için temin edilecek bir işçi için ödenecek ücretin belirlenmesi ve meblağa göre destek tazminatının hesaplanması gerektiğini, müvekkilinin ... lisans mezunu olduğunu, müvekkilinin kaza döneminde çalışmıyor almasının onun asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceği anlamına gelmediğini, buna rağmen mahkemenin müvekkilinin bu işi yapmayacağının kabulünün mümkün olmadığını, buna rağmen müvekkilinin mezun olduğu işi yapmayacağı kabul edilse dahi üniversite mezunu bir kişinin asgari ücret düzeyinde gelir elde edeceğinin kabulünün hayatın olağan akışına aykırı olduğunu, bu nedenlerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak müvekkilinin üniversite mezunu teknik bir eleman olduğu gözetilerek yeniden yargılama için ilk derece mahkemesince gönderilmesine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar ... ve ... Ltd. Şti vekili süresi içinde verdiği 20.12.2024 tarihli istinaf dilekçesinde özetle; ilk derece mahkemesince verilen kararın hukuka aykırı olduğunu, davacının kazaya tamamen kendi kusuru ile sebebiyet verdiğini, ancak bu hususun göz ardı edildiğini, kabul yerine geçmemekle dosyanın tali kusur yönünden bilirkişiye müterafik kusur yönünden Adli Tıpa gönderilmeden tüm itirazlarının göz ardı edilerek hatalı şekilde karara bağlandığını, müterafik kusur indiriminin ATK'dan alınan raporla belirlenmesi gerekirken mahkemece somut olmayan şekilde yapılmış olmasının bozmayı gerektirdiğini, müvekkilinin aleyhine kararın tesis edildiğini, kazanın oluş şekli, yaralanma şekli, davacının alkollü olması sebebiyle gerekli refleksleri dahi veremeyecek durumda olmasıyla birlikte, kaskı dahi olmayan herhangi bir güvenlik önlemi almamış ehliyetsiz davacının itiraz ettikleri vücut fonksiyon kaybı oranının bu şartlarının sağlanmış olması durumunda ne olacağının belirlenmesi gerekirken bu hususun ihmal edilmekle alınan rapor da haliyle hatalı tesis edildiğini, müterafik kusurunun belirlenebilmesi adına dosyanın adli tıp kurumuna gönderilerek davacının kask takmış olması alkollü olmaması, güvenlik tedbirlerinin alınmış olması, ehliyeti olması halinde kazada meydana gelebilecek vücut fonksiyon kaybının belirlenmesi gerektiğini, aksi halde her türlü tedbirsizliği ile trafiğe çıkan ki normal şartlarda trafikte dahi olmaması gereken bir kişinin kusurlu eylemleri sebebiyle müvekkillerinin borç altına girmesinin kabul edilemeyeceğini, kazanın oluşunda da kusurlu olan davacının bu yönden de TBK'nın 52 gereğince talepleri üzerinden indirimin de düşük kaldığını, mahkemenin tali kusur ve müterafik kusur indirimini kendisinin yapmış olması hasebiyle lehlerine hükmedilecek vekalet ücretine hükmetmemesinin de bozmayı gerektirdiğini, kabul yerine geçmemekle yapılan indirimlerin düşük olduğunu, bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>Davalılar ... ve ... Ltd. Şti vekili süresi içinde verdiği 03.01.2025 tarihli 2. istinaf dilekçesinde özetle; 20.12.2024 tarihli istinaf dilekçesini tekrarla; davacının meslekte kazanma kaybı söz konusu olmadığını, davacının mahkum olduğunu, yaklaşık 10 yıllık bir cezanın infazını çektiğini, yasal olarak çalışmasının mümkün olmayan kişiye sürekli iş göremezlik tazminatı ödenmesinin hukuka aykırı olduğunu, dosya tali kusur yönünden bilirkişiye müterafik kusur yönünden ATK'ya gönderilmeden tüm itirazları göz ardı edilerek hatalı şekilde karara bağlandığını, bu nedenlerle tehir-i icra taleplerinin kabulü ile ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. <br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE <br>Dairemizce, HMK'nın 355. maddesi kapsamında istinaf dilekçelerinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine ilişkin hususlar resen dikkate alınmak suretiyle yapılan incelemede;<br>Dava, trafik kazasından kaynaklı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteminden ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılamada toplanan deliller ve alınan bilirkişi raporlarına göre davalı sürücü ...'in meydana gelen kazada asli kusurlu, davacı ...'in tali kusurlu olduğu, mahkemece davalının kusur oranın %75, davacının kusur oranının %25 olarak belirlenmesinin dosya kapsamına uygun olduğu, Yargıtay kararlarına uygun şekilde ERÜ Adli Tıp Anabilim Dalından kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınan maluliyet raporunda davacının altı ay süre ile geçici işgöremezlik, bir ay süre ile bakıcı ihtiyacı ve %10 oranında sürekli maluliyetinin bulunduğunun tespit edildiği, aktüerya bilirkişi raporunun Yargıtay kararlarına uygun şeklide TRH 2010 Yaşam Tablosu ve %10 iskonto yöntemine göre hazırlandığı, SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderlerinin Adli Tıp Uzmanı Dr. bilirkişiden alınan raporla belirlendiği, mahkemece davacının kask takmaması nedeniyle %20 oranında müterafik kusurunun bulunduğu yönündeki tespitin doğru olduğu, buna göre belirlenen maddi tazminat miktarlarından öncelikle davacının %25 kusuru ve sonrasında %20 müterafik kusuru düşülmek suretiyle maddi tazminat talebinin kısmen kabulüne karar verildiği, hükmedilen manevi tazminat miktarının tarafların ekonomik ve sosyal durumları, kaza tarihindeki paranın satın alma gücü ve davacının yaralanma derecesi dikkate alındığında dosya kapsamına uygun olduğu anlaşılmakla verilen kararda herhangi bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>Bu haliyle; ilk derece mahkemesince yapılan yargılama sonucu vakıa ve hukuki değerlendirmede kanuna aykırılığın bulunmadığı, davanın kısmen kabulüne yönelik ilk derece mahkemesinin verdiği kararın usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğu anlaşılmakla, 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince tarafların istinaf başvurularının esastan reddine dair aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur.<br>H Ü K Ü M : (Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere)<br>A-) 1-) Davacının istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-) Alınması gereken 732,00 TL istinaf karar harcın peşin alınan 13.117,86 TL harçtan mahsubu ile fazla alınan 12.385,86-TL harcın talebi halinde davacıya iadesine, <br>3-) Davacı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davacı üzerinde bırakılmasına,<br>B-) 1-) Davalılar ... ve ... Ltd. Şti.'nin istinaf başvurusunun 6100 sayılı HMK'nın 353/1-b/1 maddesi gereğince esastan REDDİNE,<br>2-) İstinaf başvurusu nedeniyle maddi ve manevi tazminat talepleri yönünden alınması gereken toplam 43.861,70 TL istinaf karar harcından davalı ... tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 10.965,43 TL harç ve davalı ...Ltd. Şti. tarafından başvuru sırasında peşin yatırılan 10.965,43 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 21.930,84 TL istinaf karar ve ilam harcının istinaf eden davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak Hazineye irat kaydına,<br>3-) Davalı tarafça yapılan istinaf yargılama giderlerinin davalı üzerinde bırakılmasına,<br>C-) 1-) İstinaf incelemesi sırasında duruşma açılmadığından AAÜT md. 2/2 uyarınca taraflar lehine vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>2-) Taraflarca istinaf yargılaması bakımından yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının, HMK'nun 333. maddesi, Yönetmeliğin 207/1. maddesi ve HMK Gider Avansı Tarifesi'nin 5. maddesi hükümlerine göre yatırana İADESİNE,<br>3-) Kararın kesin olmaması nedeniyle taraflara tebliği işlemlerinin Dairemizce yapılmasına, <br>Dair; tarafların yokluğunda, Hukuk Muhakemeleri Kanunu md. 353/1-b/1. ve 2. maddeleri uyarınca dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 361/1 maddesi uyarınca Yargıtay yolu AÇIK olmak üzere oybirliği ile karar verildi. 16/04/2026\t<br> <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"3b0d38e9ed5aa719","SID":"d155b427341d7272"}}