{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t\t: 2024/2043 <br>KARAR NO\t\t: 2026/625<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t\t: GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 11/06/2024<br>NUMARASI\t\t: 2022/104 Esas - 2024/480 Karar<br><br>DAVACI\t\t: ... <br>VEKİLİ\t\t: Av. ... <br>DAVALI\t\t: ...<br>VEKİLİ\t\t: Av. ... <br><br>DAVA TÜRÜ\t\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ  \t\t: 04/02/2022<br>KARAR TARİHİ\t\t: 06/04/2026<br>KR. YAZIM TARİHİ\t\t: 29/04/2026<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; davalı tarafından, davacı aleyhine Gebze  İcra Dairesi'nin 2020/35602 Esas sayılı dosyası ile kambiyo senedine mahsus haciz yolu ile icra takibi başlatıldığını, davacı takip alacaklısı davalıya, böyle bir borcunun bulunmadığını, senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmadığını, davacının imzasının taklit edilerek senet düzenlendiğini, sahtelik nedeniyle Giresun Emniyet Müdürlüğü'ne başvuru yapıldığını, Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı'na suç duyurusunda bulunulduğunu, inceleme için davacı imza örneklerinin alındığını, davacı Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2020/511 Esas Sayılı dosyası ile yapılan, icra takibine itiraz başvurusu ise süre yönünden usulden red olduğunu, dava konusu takibin haksız ve kötü niyetli olduğunu, Gebze Arabuluculuk Bürosunun 2022/8397 başvuru numarası ile arabulucuya başvurulduğunu, davalı ile müzakere yapılamadan  uzlaşma sağlanamadığını, öncelikle teminatsız yahut teminat mukabili olarak tedbiren Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/35602 E. Sayılı icra dosyasında vezneye giren paranın alacaklıya ödenmemesine ve icra tabinin durdurulmasına, takibe konu senet üzerindeki imzanın davacıya ait olmaması nedeniyle Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/35602 Esas sayılı dosyasında davacının borçlu olmadığının  tespit edilmesine, alacağın %20'den az olmamak kaydıyla davalının kötü niyet tazminatına mahkûm edilmesine, karar verilmesini talep ve dava etmiştir. <br>Davalı vekilinin sunmuş olduğu cevap dilekçesinde özetle; davanın görevsiz mahkemede açıldığını, Ticari olmayan davalarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, Asliye Hukuk Mahkemesi ile Ticaret Mahkemeleri arasındaki ilişkinin TTK'nun 5/3.maddesi uyarınca görev ilişkisi olduğunu, görev hususunun kamu düzenine ilişkin olduğunu, HMK'nun 114/1-c maddesi gereğince mahkemenin görevli olmasının dava şartı olarak kabul edildiğini, dava şartının gerçekleşmediğini, HMK'nun 115/2. maddesi gereğince dava şartı yokluğu sebebiyle davanın görev yönünden usulden reddine karar verilmesini, davaya konu senedin müvekkile cirolandığını, davaya konu davacının öz oğlu ... tarafından diğer borçlu ...'a borcuna karşılık verildiğini, diğer borçlu ... tarafından da ciro edilerek davalıya verildiğini, eğer davacının iddia ettiği gibi bir durum söz konusu ise o zaman öz oğlu hakkında Savcılığa Resmi Evrakta Sahtekarlık, Nitelikli Dolandırıcılık Suçlamalarından suç duyurusunda bulunması gerekmekte olduğunu, davacının bu tutumunun mahkemeyi aldatmayı amaçladığını, davalı bononun iyi niyetli son hamili olduğunu, vadesinde ödenmeyen senedi Gebze İcra Dairesi 2020/35602 Esas numarası ile icraya koyduğunu, davacı tarafça borca süresinde itiraz edilmediğini ve takibin kesinleştiğini, daha sonra yine davacı tarafından Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesi nezdinde borca itiraz davası açıldığını, bu davanında reddedildiğini, davacı tarafından dosyanın istinaf edildiğini, ancak Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 8. Hukuk Mahkemesince de kararın kesinleştiğini, davacı tarafın kötü niyetli olarak takibi sürüncemede bırakmayı amaçladığını, davanın usulden reddini bu mümkün değil ise esastan reddi gerektiğini, İşbu davanın açılmasında ve borcun ödenmemesinde tamamen kötü niyetli olan davacının İİK 72/4 maddesi uyarınca alacağın %20'sinden aşağı olmamak kaydıyla icra inkar/kötü niyet  tazminatına hükmedilmesine, karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARAR ÖZETİ   :<br>İlk derece mahkemesince yapılan yargılama ve tüm dosya kapsamı birlikte değerlendirildiğinde; \" ... 1-Davanın KABULÜNE, Davacının, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/35602 Esas sayılı takip dosyasına dayanak olan borçlusu ..., alacaklısı ... olan, 50.000,00.-TL bedelli, 05.10.2020 düzenleme tarihli, 01.11.2020 vade tarihli bonodan kaynaklı olarak 50.000,00.-TL asıl alacak, 144,00.-TL işlemiş faiz ve 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 50.899,00.-TL alacak bakımından borçlu olmadığının tespitine,<br>2-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine ... \" karar verilmiştir. <br>Bu karara karşı davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ : <br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle;  yerel mahkemenin gerekçeli kararında her ne kadar ''alınan rapor davalıya tebliğ edilmiş ancak davalı tarafça da herhangi bir itirazda bulunulmadığından kesinleşen rapora göre davacının davasını ispat ettiği anlaşılmış ve davanın kabulüne''  denilmişse de raporun kesinleşmesi gibi bir durumdan bahsetmek mümkün olmadığını, davalının iyi niyetli hamil olarak yerel mahkeme kararı neticesinde mağdur edildiğini beyan ile; yerel mahkeme kararının kaldırılmasına, karar verilmesini talep ederek, istinaf başvurusunda bulunmuştur.<br>Davacı tarafça, istinaf dilekçesine karşı cevap dilekçesi verilmemiştir.<br>   DELİLLER: Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2024 Tarih - 2022/104 Esas - 2024/480 Karar<br>sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava; menfi tespit istemine ilişkindir. <br> İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiş karara karşı davalı tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılmıştır. <br>Dosyanın incelemesinde; davacı, davalı tarafından aleyhine Gebze İcra Dairesinin 2020/35602 esas sayılı dosyası üzerinden kambiyo senetlerine mahsus haciz yoluyla icra takibi başlatıldığını, ancak davalıya herhangi bir borcunun bulunmadığını, senet üzerindeki imzanın kendisine ait olmadığını,  imzasının taklit edilerek sahte senet düzenlendiğini, bu nedenle Gebze Cumhuriyet Başsavcılığı nezdinde suç duyurusunda bulunduğunu, ayrıca icra takibine karşı Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesinin 2020/511 esas sayılı dosyası ile yapılan itirazın süre yönünden reddedildiğini, bu nedenle işbu menfi tespit davasını açmak zorunda kaldığını ifade ederek borçlu olmadığının tespitine karar verilmesini talep ettiği, davalı tarafından sunulan cevap dilekçesinde ise; davanın görevli mahkemede açılmadığını, ticari nitelikte olmayan uyuşmazlıklarda görevli mahkemenin Asliye Hukuk Mahkemesi olduğunu, dava konusu edilen senedin kendisine usulüne uygun şekilde ciro yoluyla geçtiğini, senedin davacının oğlu tarafından diğer borçluya verildiğini, ardından ciro edilmek suretiyle kendisine intikal ettiğini, kendisinin iyi niyetli hamil olduğunu, ayrıca davacının icra takibine süresinde itiraz etmediğini ve takibin kesinleştiğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep ettiği, ilk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verildiği, verilen karara karşı davalı vekilince istinaf kanun yoluna başvurulduğu anlaşılmıştır. <br>Eldeki davada, uyuşmazlığın takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olup olmadığı ve buna bağlı olarak davacının borçlu bulunup bulunmadığı noktasında toplandığı anlaşılmaktadır.<br>2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 72. maddesi gereğince borçlu icra takibinden önce veya takip sırasında borçlu olmadığını ispat için menfî tespit davası açabilir. Kural olarak, bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran/iddia eden taraf, o vakıayı ispat etmeye mecburdur (4721 sayılı TMK m. 6).<br>İspat yüküne ilişkin bu genel kural, menfi tespit davaları için de geçerlidir. Yani, menfi tespit davalarında da, tarafların sıfatları değişik olmakla beraber, ispat yükü bakımından bir değişiklik olmayıp, bu genel kural uygulanır. Bu davalarda da bir vakıadan kendi lehine haklar çıkaran (iddia eden) taraf o vakıayı ispat etmelidir.<br>Menfi tespit davasında borçlu ya borçlanma iradesinin bulunmadığını ya da borçlanma iradesi bulunmakla birlikte daha sonra ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürebilir. Borçlu borcun varlığını inkar ediyorsa, bu durumlarda ispat yükü davalı durumunda olmasına karşın alacaklıya düşer. Borçlu varlığını kabul ettiği borcun ödeme gibi bir nedenle düştüğünü ileri sürüyorsa, bu durumda doğal olarak ispat yükü kendisine düşecektir.<br>Görülmektedir ki, menfi tespit davasında kural olarak, hukuki ilişkinin varlığını ispat yükü davalı/alacaklıdadır ve alacaklı hukuki ilişkinin (borcun) varlığını kanıtlamak durumundadır. Borçlu bir hukuki ilişkinin varlığını kabul etmiş, ancak bu hukuki ilişkinin senette görülenden farklı bir ilişki olduğunu ileri sürmüşse bu kez, hukuki ilişkinin kendisinin ileri sürdüğü ilişki olduğunu ispat külfeti davacı borçluya düşmektedir (YHGK., 14.05.2014 tarih, 2013/19-1155 Esas, 2014/660 Karar; YHGK., 17.04.2015 tarih, 2013/19-1622 Esas, 2015/1238 Karar).<br>İspat yükü bakımından 6100 sayılı HMK’nın 189-(3) maddesinde “Kanunun belirli delillerle ispatını emrettiği hususlar, başka delillerle ispat olunamaz” hükmünü içermektedir. <br>Yine Aynı Kanunun 200-(1) maddesinde “Bir hakkın doğumu, düşürülmesi, devri, değiştirilmesi, yenilenmesi, ertelenmesi, ikrarı ve itfası amacıyla yapılan hukuki işlemlerin, yapıldıkları zamanki miktar veya değerleri ….. Türk Lirasını geçtiği takdirde senetle ispat olunması gerekir. Bu hukuki işlemlerin miktar veya değeri ödeme veya borçtan kurtarma gibi bir nedenle ….. Türk Lirasından aşağı düşse bile senetsiz ispat olunamaz” hükmü ile “senetle ispat zorunluluğu, 200. maddenin 2. fıkrasında ise “senetle ispat gereken hallerde karşı tarafın açık muvafakati ile tanık dinlenebileceği” hususları düzenlenmektedir. 203. maddesinde ise tanık dinlenebilecek haller sayılmıştır. <br>Usul hukukumuzda senede karşı senetle ispat zorunluluğu ilkesi kabul edilmiştir. Senede bağlı olan her çeşit iddiaya karşı def'i (savunma) olarak ileri sürülen ve senedin hüküm ve kuvvetini ortadan kaldıracak veya azaltacak nitelikte bulunan hukuki işlemler, 200. maddedeki meblağdan az bir miktara ilişkin olsa bile tanıkla ispat olunamaz. Ancak senet (kesin delil) ile ispat edilebilir. Hemen belirtmek gerekir ki, senede karşı senetle ispat zorunluluğuna ilişkin kuralın istisnaları da 203. maddede belirtilmiştir. Bunun yanında yazılı sözleşme ile ya da duruşma tutanağında usulüne uygun olarak belgelendirilmiş ikrar ile anlaşılan açık bir muvafakat bulunduğu takdirde sadece belli tanıklar dinlenebilir. <br>Yapılan açıklamalar kapsamında istinaf incelemesi yapılan somut uyuşmazlık incelendiğinde; davacı senedin bir hukuki ilişkiye dayanmadığını kendisinin imzasının taklit edilerek takibe konu senedin düzenlendiğini ileri sürerek takip konusu senet nedeniyle borçlu olmadığının tespitini istemiştir. Davalı taraf cevap dilekçesinde, davacının iddia ettiği tüm hususların gerçek dışı olduğunu beyan ederek davanın reddini istemiştir. Bu durumda yukarıda da değinildiği gibi eldeki davada ispat davacı tarafa  düşmektedir.<br>Eldeki davada, mahkemece; imza incelemesi yapılmak üzere İstanbul Jandarma Kriminal Labaratuar müdürlüğünden alınan 20/05/2024 tarihli raporda; inceleme konusu bonoda davacı adı atılı olduğu iddia edilen imzalar ile davacının mukayeseye esas imzalarının karşılaştırıldığı, imzaların kalem baskısı, çizgi kalitesi, başlangıç ve bitim hareketleri, harf karakterleri, dairesel dönüşleri ve genel kaligrafik özellikleri yönünden önemli farklılıklar bulunduğunun tespit edilerek söz konusu imzaların davacının eli ürünü olmadığının belirtilmiş olduğu , anılı raporun taraflara tebliği edildiği, davalı tarafından rapora karşı herhangi bir itirazda bulunulmadığı, raporun bu haliyle hükme esas alınabilecek nitelikte kesin ve inandırıcı bir delil niteliği kazandığı anlaşılmaktadır. <br>Eldeki davada, icra takibine konu edilen bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı yukarıda belirtilen  Jandarma Kriminal Labaratuar müdürlüğünden alınan 20/05/2024 tarihli raporda açıkça belirtilmiş olması karşısında, takibe konu edilen bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı sabit olduğundan, davacının bu senet nedeniyle borçlu olduğundan söz edilmesi mümkün olmamaktadır. Kambiyo senetlerinin soyutluk ilkesi, imzanın aidiyetinin ispatlanamadığı durumlarda uygulanmamaktadır. Zira borç ilişkisini doğuran temel unsur, borçlunun iradesini doğuran temel unsur, borçlunun iradesini yansıtan imzadır. İmzanın sahte olduğunun tespiti halinde senedin borç doğurmayacağı kabul edilmelidir.<br>Yine, davalının senedin ciro yoluyla kendisine geçtiği ve iyi niyetli hamil olduğu yönündeki savunması da, imzanın davacıya ait olmadığı sabit olduğundan hukuki sonuç doğurmayacaktır. Zira, sahte imzaya dayalı kambiyo senedi, iyi niyetli üçüncü kişiler bakımından dahi geçerli bir borç ilişkisi doğurmayacaktır.<br>Yapılan tüm bu açıklamalar çerçevesinde, takibe konu bonodaki imzanın davacıya ait olmadığı dosya arasına alınan  Jandarma Kriminal Labaratuar müdürlüğünden alınan 20/05/2024 tarihli raporla sabit olduğundan, davacının borçlu olmadığının tespitine ilk derece mahkemesince karar verilmiş olmasında ve davacı tarafından talep edilen kötü niyet tazminatının da, davalının icra takibini başlatırken kötü niyetli hareket ettiğinin veya açıkça hakkın kötüye kullanıldığının davacı tarafından ispatlanamadığı anlaşıldığından bu talep yönünden ret kararı verilmiş olmasında usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığı değerlendirilmiş, bu nedenle davalı vekilince bu yöne ilişkin yapılan istinaf başvurusunun reddine karar vermek gerektiği değerlendirilmiştir.<br>Öte yandan; davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edilmiş ve arabuluculuk son tutanağı tanzim edilmiştir. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu 18/13, 18/14 ve Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu Yönetmeliği 26/2. Maddeleri, 6100 sayılı HMK 297/1-ç, 326.maddeleri uyarınca, arabuluculuk faaliyeti sonunda tarafların anlaşamamaları halinde iki saatlik ücret tutarı tarifenin birinci kısmına göre ileride haksız çıkan taraftan tahsil olunmak üzere Adalet Bakanlığı bütçesinden ödenir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır.<br>Davacı tarafından dava açılmadan önce arabuluculuğa müracaat edilmiş ve arabuluculuk son tutanağı tanzim edilmiştir. Bakanlık bütçesinden ödenen arabuluculuk ücreti yargılama giderlerinden sayılır. Yargılama giderlerine de tarafların karardaki haklılık oranına göre karar verilir. Her iki tarafın da arabuluculuk görüşmelerine katılması nedeniyle arabuluculuk yargılama gideri hakkında bir karar verilmesi gerektiğinden kararın bu nedenle kaldırılarak, yeniden karar verilmesi gerekmiştir.<br>Bu nedenlerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun açıklanan nedenlerle esastan reddine, yerel mahkemenin kararının kamu düzeni gereğince kaldırılmasına, dosyada toplanacak başkaca delil bulunmadığı anlaşıldığından ve yeniden yargılama yapılmasını gerektirir bir husus da bulunmadığından; dairemizce davanın esası hakkında 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) madde gereğince hüküm kurulmasına karar verilmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-)Davalının İSTİNAF BAŞVURUSUNUN ESASTAN REDDİNE;<br>2-)Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/06/2024 Tarih - 2022/104 Esas - 2024/480 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353-(1)-b)-2) maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,<br>YENİDEN YARGILAMA YAPILMASI GEREKMEDİĞİNDEN AŞAĞIDAKİ ŞEKİLDE HÜKÜM KURULMASINA,<br>a-Davanın KABULÜNE, Davacının, Gebze İcra Müdürlüğü'nün 2020/35602 Esas sayılı takip dosyasına dayanak olan borçlusu ..., alacaklısı ... olan, 50.000,00.-TL bedelli, 05.10.2020 düzenleme tarihli, 01.11.2020 vade tarihli bonodan kaynaklı olarak 50.000,00.-TL asıl alacak, 144,00.-TL işlemiş faiz ve 755,00 TL ihtiyati haciz vekalet ücreti olmak üzere toplam 50.899,00.-TL alacak bakımından borçlu olmadığının tespitine,<br>b-Davacının kötü niyet tazminatı talebinin reddine,<br>c-Alınması gerekli 3.476,91-TL harçtan peşin alınan 869,23-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.607,68-TL harcın davalıdan tahsili ile hazineye gelir kaydına, <br>ç-Davacı tarafından peşin yatırılan 869,23-TL peşin harç ile 80,70-TL başvuru harcının  davalıdan alınarak davacıya ödenmesine,<br>d-Davacı tarafından tebligat, posta, müzekkere gideri olarak sarf edilen toplam 476,65.-TL yargılama giderinin davalıdan alınarak davacıya verilmesine,<br>e-Davacı taraf kendisini vekil ile temsil ettirmiş olduğundan, yürürlükte bulunan AAÜT md. 13/1-2 gereğince kabul edilen miktar üzerinden hesap ve takdir edilen 17.900,00.-TL vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine,<br>f-Davacı tarafça yatırılan teminatın HMK'nın 392/2. maddesi uyarınca ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasından veya  veya kararın kesinleşmesinden itibaren 1 ay içinde tazminat davası açılmaması halinde davacıya iadesine,<br>g-Dava şartı zorunlu arabuluculuk sürecine yönelik 1.560,00-TL arabuluculuk ücretinin 6325 sayılı Kanuna göre ve davalı aleyhine açılan davanın kabul edilmesi nedeniyle davalıdan tahsili için hazineye müzekkere yazılmasına, <br>ğ-Kullanılmayan gider avansının karar kesinleştiğinde yatıran tarafa iadesine,<br>3-)İstinaf incelemesi yönünden harç ve yargılama masrafları;<br>a-Karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Tarifesi uyarınca alınması gereken 3.476,91 TL İstinaf Karar Harcından, istinafa gelirken peşin alınan 869,22 TL'nin mahsubu ile bakiye 2.607,69 TL istinaf karar harcının davalıdan alınarak hazineye irat kaydına, harç tahsili ve harç tahsil müzekkeresi yazılması işlemlerinin 6100 sayılı HMK'nın 302-(5) maddesi uyarınca ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,  <br>b-İstinaf Kanun Yoluna Başvurma Harcının hazineye gelir kaydına, <br>c-İstinaf kanun yoluna başvuru için yaptığı masrafların, istinaf eden taraf üzerinde bırakılmasına,<br>ç-İstinaf eden tarafından yatırılan, istinaf avansından kullanılmayan kısmın HMK'nın 333. maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesince istinaf edene iadesine,<br>d-İstinaf incelemesi duruşmalı yapılmadığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>e-Gerekçeli kararın tebliği işlemlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yerine getirilmesine,<br>f-Dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>İlişkin; Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın 362. maddesi uyarınca KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi.06/04/2026<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br><br><br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6ef367663b25392f","SID":"c11110ba2abbb1eb"}}