{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/477 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/450<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ: 29/12/2022<br>NUMARASI\t: 2016/415 Esas, 2022/1173 Karar<br>DAVA: TAPU İPTALİ VE TESCİL (Kooperatif Üyeliğine Dayalı) <br>KARAR TARİHİ: 02/04/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 353. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br> Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin, davalı kooperatifin inşa işlerini yapması sebebiyle yüklenici şirkete verilmesi gereken dairelere ait kooperatif hisselerini yüklenici şirketten olan alacaklarına karşılık devralarak kooperatif üyesi olduğunu, kendilerinden başka bir bedel alınmayacağının garantisi olarak kooperatif yönetim kurulunca üye giriş beyannamesi imzalandığını, müvekkillerinin her birine ayrı ayrı tahsis edilen dairelerin devri talep edildiğinde davalı kooperatifin usulsüz olarak borçlandırdığı müvekkillerini kooperatiften ihraç ettiğini, ancak ihraç kararlarının mahkemelerce iptal edildiğini, daha sonra kooperatifin, üyelikleri devam ederken haklarında ihraç kararı almadan müvekkillerine tahsis edilen taşınmazların 3. kişilere satılmasına dair karar aldığını, davalı kooperatifin, yüklenici şirket ile birlikte hareket ederek müvekkillerinin hakkını gasp etmek amacıyla yüklenici şirkete sözde bir borç yaratıldığını ve 22/12/2015 tarihli genel kurulda alınan 5 nolu karar ile, yönetim kuruluna, yüklenici şirketin borçlarının ödenmesi için müvekkillerine tahsisli taşınmazların satış ve devir yetkisinin verildiğini, yönetim kurulunun ise bu karar üzerine 30/12/2015 tarihinde bu taşınmazların 4 tanesini davalı ...'e, 3 tanesini ise diğer davalılara devrettiğini, taşınmazları devralan davalılar ile kooperatif yönetimi arasında muvazaalı ilişki ve yakınlık bulunduğunu, devralan davalıların, kooperatif üyesi olduğundan batıl olan genel kurulu kararını ve kooperatifin, müvekkillerini zarara uğratmak istediğini bilebileceğinden iyiniyet savunmasında bulunamayacağını, müvekkilleri hakkında usulüne uygun ihraç kararı alınmadan, kendilerine tahsis edilen taşınmazların 3. kişilere devredilemeyeceğini, batıl olan genel kurul kararına dayalı yapılan devri işleminin de batıl olduğunu, söz konusu genel kurul kararının iptali için açılan Bakırköy 6. ATM'nin 2016/55 Esas sırasında kayıtlı davanın derdest olduğunu belirterek dava dilekçesinde belirtilen müvekkillerine tahsisli taşınmazların devrine ilişkin tasarruf işlemlerinin batıl ve muvazaalı olması nedeniyle iptali ile davalı kooperatif adına yeniden tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP: <br>Davalı kooperatif vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından açılan mahkemenin 2016/55 Esas sırasında kayıtlı, 22/12/2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların iptaline yönelik davanın, sonucu eldeki davayı etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, davacıların iddiasının, dava dışı ...  A.Ş.'nin, kooperatif yüklenicisi olan firmadan olan alacağına karşılık dava konusu olan yerleri aldıklarına ilişkin olduğunu, ancak bu durumun müvekkili kooperatifle bir ilgisinin bulunmadığını, ayrıca bu şirket tarafından alacakları olduğuna dair müvekkili kooperatife tebliğ edilen herhangi bir ihtar yada uyarı yazısının olmadığını, müvekkili kooperatifin, yüklenicisi olan şirket ile yaptığı görüşmede ... A.Ş. 'yi tanımadıkları gibi bu şirkete bir borçlarının olmadığını beyan ettiklerini, 2006 yılında kooperatife üye olan davacıların o zamandan beri tüm uyarılarına rağmen hiçbir nam altında bir bedel ödemediklerini, 3. şahıslar arasındaki ilişkiden doğan ödeme taahhüdü veya mahsuplaşma ile ilgili bir belgenin kooperatife ibraz edilmediğini, müvekkili kooperatifin yüklenicisi olan .... Ltd. Şti.'nin kooperatiften olan alacaklarını diğer davalılara temlik etmesi sureti ile genel kurulda usulüne uygun olarak alınan kararla davalıların dava konusu gayrimenkullere sahip olduğunu, bu şekilde müvekkili kooperatifin tüm borçlarından kurtulduğunu belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>Davalılar ..., ..., ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davacılar tarafından açılan mahkemenin 2016/55 Esas sırasında kayıtlı, 22/12/2015 tarihli olağan genel kurul toplantısında alınan 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların iptaline yönelik davanın, sonucu eldeki davayı etkileyeceğinden bekletici mesele yapılması gerektiğini, müvekkillerinin, davalı kooperatifin yüklenicisi olan .... Ltd. Şti.'nin kooperatiften olan alacaklarını noterde düzenlenen alacağın devri sözleşmesi ile  temlik almak suretiyle dava konusu dairelere sahip olduklarını, müvekkillerinin, kendi alacaklarını kurtarmak ve tahsil etmek amacı ile bu işlemleri yaptığını ve dava dilekçesinde bahsi geçen olayların tümünden habersiz olduğunu, iyiniyetli olarak her iki tarafın da zararına olmayacak şekilde tapuda alım ve satım işlemlerinın yapıldığını, davacıların, diğer davalı kooperatif ile olan husumetleri konusunda herhangi bir bilgilerinin bulunmadığını belirterek davanın reddine karar verilmesini savunmuştur. <br>İLK DERECE MAHKEME KARARI:<br>İlk derece mahkemesince; davacıların, davalı kooperatif nezdinde üyelikleri halen devam ettiğinden işbu davayı açmakta aktif dava ehliyetlerinin bulunduğu, somut olayda, davacıların peşin ve sabit bedelli üye olduklarına dair herhangi bir genel kurul kararı olmadığı gibi zımni bir benimseme durumunun da dosya kapsamı itibariyle söz konusu olmadığı, davacıların 06/11/2006 tarihli üye giriş beyannamesinde belirtilen ödemeleri yapmadan sabit bedelle davalı kooperatifin üyesi olarak kabul edilebilmesi için yönetim kurulunun bu konuda tek başına karar verme yetkisi bulunmadığından davacıların sabit bedelle kooperatif ortağı olmadıklarının kabul edildiği, bu nedenle davacıların 1163 sayılı Kooperatifler Kanunu ve ana sözleşme çerçevesinde davalı kooperatifin genel kurul kararları ile belirlenen ve iptal edilmeyen parasal (aidat ve diğer ödeme) yükümlülüklerinden sorumlu olacağı, ancak davacıların, diğer ortaklar için öngörülen mali yükümlülüklerini yerine getirmediği, ayrıca davacıların, davalı kooperatifin dava konusu taşınmazları muvazaalı olarak davalılara devrettiğine ilişkin olarak soyut iddiaları dışında, somut delil de ortaya koyamadığı, davalı kooperatif tarafından borçlu olmalarına rağmen davacılar dışındaki ortaklara tapu devrinin de söz konusu olmadığı gerekçelerine istinaden davanın reddine dair karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ:<br>Karar yasal süresinde davacılar vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde; dava konusu taşınmazların davalı kooperatif tarafından satışına ilişkin 22/12/2015 tarihli genel kurul kararı iptal edildiğinden kooperatife ait taşınmazların kooperatif üyesi olan diğer davalılara devrine ilişkin işlemin de yok hükmünde olduğunu, bu nedenle devir işleminin iptal edilerek taşınmazların kooperatif adına tesciline karar verilmesi gerektiğini, mahkemece, müvekkillerinin kooperatif üyesi olduğu, ancak mali yükümlülüklerini yerine getirmediğinden bahisle davanın reddine karar verilmiş ise de, işbu dava ile taşınmazların müvekkilleri adına değil davalı kooperatif adına tescilinin talep edildiğini, öte yandan mali yükümlülüklerin yerine getirilmemesinin bir eksiklik olarak düşünülmesi halinde bu eksikliği gidermek üzere taraflarına kesin süre verilmeden hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, taşınmazları devralan diğer diğer davalıların, kooperatif üyesi olduğundan 22/12/2015 tarihli genel kurulun 5 nolu kararının batıl olduğunu ve yapılan devir işlemlerinin müvekkkilinin zararına yapıldığını bilmekte ve bilebilecek kişiler olduğunu, bu davalıların aynı zamanda yönetimde de yer aldığını, bu davalılar ile kooperatif yönetiminin işbirliği yaparak taşınmazların muvazaalı olarak devredildiğini, bu nedenle devir işleminin iptali gerektiğini, davalıların, devirlerin muvazaalı olduğunun dosya kapsamı ile sabit olduğunu, davalı şahıslar ve davalı kooperatiften olan alacağını bu davalılara temlik ettiği belirtilen yüklenici şirket yetkilisinin kooperatif üyesi olduğunu, her birinin dava konusu taşınmazlardan başka taşınmazının mevcut olduğunu, icra dosyaları incelendiğinde, kooperatifin her zaman düzenlenebilir 30/03/2015 tarihli tek bir fatura ile 1.201.799,00 TL dava dışı .... Ltd. Şti.'ye borçlandırıldığı ve bu firmanın da alacağını 2 ay sonra davalı şahıslara temlik ettiğinin görüldüğünü, ayrıca tebliğ alınan ödeme emrine hiç itiraz edilmediğini, alacaklı ve borçlu vekillerinin aynı ofiste çalıştığını, 2014 yılı çalışma raporuna göre inşaat işlemleri tamamlanıp iskânı alınan taşınmazlar için 2015 yılında 1.201.799,00 TL fatura karşılığı inşaat işi yaptırılmasının mümkün olmadığını, yüklenici şirket lehine yaratılan bu sözde alacağın gerçekliğinin davalılar tarafından ispatlanması gerektiğini, bilirkişi incelemesine göre 2008 yılında müvekkillerinin her biri için davalı kooperatife ödendiği sabit olan 887,00 TL'nin kendi adlarına tescil yapılabilmesi için ödenmesi gerektiği bilgisi verildiğinden ödendiğini, bunun kooperatif aidat bedeli olarak sayılamayacağını, başkaca bir ödeme de yapılmadığını, üyelik sözleşmesi gereğince inşaat finansmanı olarak katılım bedelinin müvekkillerinden talep edilemeyeceğini, müvekkillerinin 3 yıl boyunca genel kurullara katıldığını ve kendilerinden aidat bedeli talep edilmediğini, 2006 yılından önceki genel kurul kararları incelenmediğinden genel kurulun, yönetim kuruluna sabit üye kabulüne ilişkin bir yetki verip vermediğinin denetlenmediğini, bilirkişiler ve mahkemenin, müvekkillerinin, üyeliklerini devraldığı kişilerin üyelik durumuna ilişkin bir araştırma yapmadığını, müvekkillerine devredilen üyelikler, dava konusu taşınmazları inşaa eden müteahhidin borcu karşılığında verildiğinden devralının üyelik durumunun da incelenmesi gerekirken salt müvekkillerinin üye olduktan sonraki sürecin irdelenmesinin dava konusu iddialarını aydınlatmadığını, davalı kooperatif, yüklenici şirketin kendisinden olan alacaklarını davalı şahıslara devretmesi sebebiyle dava konusu taşınmazların devredildiğini beyan etmesine rağmen bu beyanların teyidi için ticari defter ve fatura incelemesi gerekirken bu eksikliklerin giderilmediğini ve davalılar arasındaki muvazaalı satış ilişkisinin görmezden gelindiğini, davacıların TMK m.2'de belirtilen dürüstlük kuralına aykırı davrandığını belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını talep ve istinaf etmiştir. <br>Davalı vekilleri istinafa cevap dilekçelerinde, istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>Dava, dava konusu taşınmazların tahsis hakkına dayalı olarak tapularının iptali ile kooperatif adına tescili istemine ilişkindir.<br>İstinaf incelemesi 6100 sayılı HMK'nun 355. maddesi uyarınca istinaf başvurusunda ileri sürülen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni gözetilerek yapılmıştır.<br>Söz konusu dava başlangıçta Bakırköy 2. Asliye Ticaret Mahkemesinde açılmış olup mahkemenin 19/04/2016 tarih ve 2016/345 Esas 2016/338 Karar sayılı kararı ile işbu davanın, aralarında bağlantı bulunduğu gerekçesi ile Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/55 Esas sayılı dosyası ile birleştirilmesine karar verilmiştir. Mahkemece, birleşen davanın tefrikine karar verilmesi sonucu dava mahkemenin 2016/415 Esas sırasına kaydedilmiş olup neticede yapılan yargılama neticesinde işbu kararın verildiği anlaşılmıştır.<br>Mahkemenin 2016/55 Esas sayılı davasının ise, işbu eldeki davanın davacıları tarafından 22/12/2015 tarihli kooperatif genel kurulunda alınan 3, 4, 5 ve 6 nolu kararların iptaline ilişkin olarak davalı kooperatife karşı açıldığı, mahkemece yapılan yargılama neticesinde 15/03/2018 tarih ve 2016/55 Esas 2018/251 Karar sayılı karar ile, 4 nolu karar ile yönetim ve denetim kurullarının ibrası oylanmasına rağmen faaliyet raporlarının genel kurulca kabul edildiğine dair açık bir karar olmadığından kararın yoklukla malul olduğunun tespitine; genel kurula davacılar ...'nın katılarak karara karşı oy kullandığı ve muhalefet şerhlerini yazdırdığı anlaşıldığından iptal davası açma hakkı bulunmayan diğer davacıların 3, 5 ve 6 nolu kararların iptaline yönelik taleplerinin reddine; davacılar ...'nın davasının ise kısmen kabulü ile, 5 ve 6 nolu kararların, bilirkişi raporuna göre kanun, ana sözleşme ve objektif iyiniyet kurallarına aykırı olduğundan iptaline, 3 nolu karar ile herhangi bir karar alınmadığından iptal talebinin reddine dair karar verilmiştir. Karara yönelik davalı kooperatifin istinaf başvurusu Dairemizin 16/09/2021 tarih ve 2018/1729 Esas 2021/984 Karar sayılı kararı ile esastan reddedilmiş olup temyiz edilmeyen karar 26/10/2021 tarihinde kesinleşmiştir.<br>Uyuşmazlık, davacıların, tahsis hakkına dayalı tapu iptali ve tescil talebinde haklı olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. <br>Bilirkişi heyeti tarafından sunulan 14/09/2022 tarihli raporda; davalının incelenen 2006-2016 yılı ticari defterlerinin usulüne uygun tutulduğu ve davalı lahine delil niteliğine haiz olduğu, davacıların 2006 yılında davalı kooperatif üyeliğine kabul edildiği, davaya konu edilen dairelerin üyeliğe ilk girişte davacılar adına tahsis edildiğinin davalı kooperatifin 06.11.2006 yönetim kurulu kararı ve davalı kooperatifin 24.06.2009 tarihinde yapılan 2008 yılı olağan genel kurulunun 7 nolu kararı ile tevsik ve tespit edildiği, davacıların, davalı kooperatif nezdinde bulunan üyeliklerinin halen devam ettiğinin dosyaya ibraz edilen genel kurul karar ve hazirun cetvellerinden anlaşıldığı gibi bu hususun tarafların da kabulünde bulunduğu, 06.11.2006 tarihli üye giriş beyannamesinin 2 nolu maddesinde üyeliğe kabul edilen davacıların \"Arsa bedeli, müdürlük, proje, ve kontrollük umumi ve idari masraflar, inşaat bedeli arasında meydana gelecek farkları ,dış tesisler bedeli (yol, su, elektrik, kanalizasyon), tapu, ipotek ve iskan harçları, mukavele ve 3'lü sözleşme masrafları, istihkak faizleri, ferdi münasebet masrafları, ilave işler bedeli sair masrafları\" ödemeyecekleri kararlaştırılmış ise de, davacıların sabit bedelle kooperatif üyeliğine kabul edilmelerine yönelik alınan bir genel kurul kararının varlığının dosya kapsamı ile tespit edilmediği, davacıların 06.11.2006 tarihli üye giriş beyannamesinde belirtilen bu ödemeleri yapmadan sabit bedelle davalı kooperatifin üyesi olarak kabul edilebilmesi için yönetim kurulunun bu konuda tek başına karar verme yetkisinin olmadığı, davacıların sabit bedelle üye kabul edilmelerine yönelik kooperatif yönetim kurulunun 06.11.2006 tarihinde aldığı bu kararın kooperatif genel kurulunca onaylandığı veya benimsendiğini gösterir bir genel kurul kararının varlığı dosya kapsamı ile tespit edilemediğinden davacıların sabit bedelle kooperatif ortağı olmadıkları yönünde sonucuna varıldığı, sabit bedelle kooperatif üyesi olmadığı tespit edilen davacıların 1163 sayılı Kooperatifler Kanununu ve ana sözleşme çerçevesinde davalı kooperatifin genel kurul kararları ile belirlenen ve iptal edilmeyen parasal (aidat ve diğer ödeme) yükümlülüklerinden sorumlu olacağı sonucuna ulaşıldığı, sabit bedelle kooperatif üyesi olduğu iddiasındaki davacıların, üyelikleri gereği yapmış oldukları ödemeleri gösterir ödeme makbuzlarını dosyaya sunmadıkları, her ne kadar kooperatifin eski müteahhidinin yaptığı ancak bedelini tahsil edemediği alacaklarına karşılık yapılan dava konusu daireleri teslim aldıkları beyan edilmiş ise de müteahhit şirket (kooperatif yüklenicisi) ile ilgili alacak/borç veya alacağın temliki v.b. bu yönde dava dosyasına herhangi bir somut belge sunulmadığı gibi davalı kooperatifin incelenen ticari defter ve muhasebe kayıtlarında bu yönde bir tespit yapılamadığı, davacıların sabit bedelle davalı kooperatif ortağı oldukları tespit edilemediğinden davalı kooperatif nezdindeki ortaklıklarının bu niteliğine göre kooperatife karşı parasal yükümlülüklerinin tamamını yerine getirmesi gerekirken getirmedikleri, incelenen davalı kooperatifin defter, kayıt ve belgelerinde 2008, 2009 yıllarında davacılar cari hesaplarına \"geçici maliyet\" açıklaması ile (Aynı maliyet hesabında diğer üyelerin de cari hesapları ile birlikte) borç tahakkuklarının kayıtlandığı, neticeten 31.12.2016 tarihi itibarı ile ...'nın 96.690,00 TL, ....'ın 217.594,60 TL, ...'ın 172.563,67 TL, ...'ın 217.594,60 TL, ..'nın 217.594,60 TL, ...'in 183.611,16 TL, ..'ın 107.984,44 TL tutarında davalı kooperatife borçlu bulunduklarının tespit edildiği, davalı kooperatifin ...Bankasına ait 07.02.2008 tarihli cari hesap ektresinin incelenmesinde, davacıların \"2006 yılı 2. aylık 127,00 TL ve 2007 yılı 760,00 TL aidat\" açıklaması ile davalı kooperatife olan aidat borçlarını havale yaptıklarının tespit edildiği, buna göre tüm davacıların 340-Verilen Sipariş Avansı hesaplarında 887,00 TL aidat ödemelerinden kaynaklı alacak kayıtlarının bulunduğu, örnek olarak seçilen ve incelenen üye cari hesaplarının usulüne uygun olduğu, buna göre ...'ın 2014 yılı sonu itibarı ile 130.000,00 TL çek keşide ederek, ...'nun ise 2007 yılı 8. ay itibarı ile, toplamda 30.600,00 TL ödeyerek üyelikten doğan yükümlülüklerini yerine getirdiğinin görüldüğü, Bakırköy 6. ATM'nin 2016/55 E sayılı dava konusunun davalı kooperatifin 22.12.2015 tarihinde yapılan 2014 hesap yılı genel kurul toplantısının 5 nolu gündem maddesinde huzurdaki dosya davacılarının borçlarını ödemedikleri gerekçesiyle kooperatif adına tapulu olan dairelerin metrekaresi asgari 2.800,00 TL'den az olmamak koşulu ile yüklenici firma borçlarının ödenmesi için satış ve devir yetkisinin verilmesine dair alınan kararın iptaline ilişkin olduğu, mahkemece yapılan yargılama sonucunda 15.03.2018 tarihinde davacılar ...'nın davalı kooperatif aleyhine açtığı davanın kısmen kabulü ile davalı kooperatifin 22.12.2015 tarihli genel kurul toplantısında alınan 5 ve 6 nolu kararların iptaline karar verildiği, anılan karara yönelik istinaf başvurusunun İstanbul BAM 17. Hukuk Dairesi tarafından esastan reddine karar verildiği ve hükmün 26.10.2021 tarihinde kesinleştiği, davacılara üyelikleri gereği tahsis edilen davaya konu 7 adet bağımsız bölümün davalı kooperatifin 22.12.2015 tarihli genel kurulda alınan 5 ve 6 nolu kararı gereğince diğer davalılara devrinin yapıldığı sonucuna ulaşılmış ise de, bu husustaki takdir ve değerlendirmenin ve neticeten davaya konu bu<br> taşınmazların tekrar davalı kooperatif adına tescilinin gerekip gerekmediğinin mahkemenin takdirlerinde bulunduğu bildirilmiştir.<br>Mahkemece ayrıca dava konusu taşınmazların satış tarihi, dava tarihi ve keşif tarihindeki değerlerinin tespiti amacıyla bilirkişi heyetinden rapor alınmıştır.<br>Öncelikle kooperatif tarafından dava konusu daireler ile ilgili davacılara tahsis yapılıp yapılmadığı ve davacıların tahsis hakkına dayalı talepte bulunup bulunamayacağı hususunun üzerinde durulması gerekir.\"...Konut yapı kooperatifleri aidat ödeme yükümlüğünü yerine getiren ortaklarına kullanılabilir durumdaki bir daire tahsisle yükümlüdür. Kooperatif anasözleşmesinin 62. maddesi uyarınca, konutlar maliyet bedelleri kesinleştikten sonra ortaklar veya temsilcilerinin katılımıyla noter önünde çekilecek kur'a ile dağıtılır. Konutların anasözleşmenin 59/2. maddesine göre ortaklara dağıtılması halinde kur’aya başvurulmaz. Bu durumda, bir konutun ortağa tahsis edildiğinden söz edilebilmesi için ya kur’a sonucu konutun tahsis edilmiş olması veya konutların genel kurulca belirlenecek esaslar dahilinde ortaklara dağıtılmış olması ve genel kurulun bu dağıtımı açık veya zımni olarak onaylaması gerekir. Anlatılan ilkeler dışında, yönetim kurulu genel kurulun kararı veya onayı olmaksızın bir konutu belli bir ortağa tahsisine karar veremez. Tahsis ortağa şahsi hak sağlar.  Kooperatifçe bir dairenin geçerli bir tahsis işlemiyle bir ortağa tahsisi halinde, tahsis edilen ortağın rızası olmaksızın, ortaklığı devam ettiği sürece konutun başka bir ortağa tahsisi mümkün değildir. Kooperatif  tarafından taşınmazın ortağa tahsisi, mülkiyeti geçiren bir işlem olmayıp, kooperatifle olan iç ilişkide bir hak bahşeden ve koşulları oluştuğunda kooperatife karşı tapu iptal ve tescil talebinde bulunma hakkı yanında ortağa, tahsis hakkına karşı yapılan haksız saldırılarda üçüncü kişilere karşı tahsis önceliğinin ve dairenin tespiti ya da müdahalenin men'i ve ecri misil davası açmaya izin veren bir haktır...\" (Yargıtay 23. HD'nin 2013/3418 Esas 2013/3898 Karar sayılı ilamı).<br>Somut olayda, davacılar, davalı kooperatif üyeliğine 06/11/2006 tarihinde kabul edilmiştir. Davacıların her biri üye giriş beyannamesinde yer alan şartları kabul ve imza etmiş olup kooperatif yönetim kurulu ise, imza ve kaşesi ile davacıların her birinin üyeliğinin kabulünü 06/11/2006 tarihi itibariyle uygun görmüştür. Ayrıca kooperatif yönetim kurulunun 06/11/2006 tarihli kararı ile, davacıların üyeliklerinin kabulüne ve davacıların üye giriş beyannamesinde kendi istekleri ile seçtiklerini belirttiği dairelerin davacılar adına tesciline karar verildiği anlaşılmıştır. Davacılara, yönetim kurulu kararı ile, kooperatife ilk girişte kendi seçtikleri dava konusu daireler tahsis edilmiş olup davalı kooperatifin 24/06/2009 tarihinde yapılan 2008 yılı olağan genel kurul toplantısının 7. maddesi ile, daire tahsislerinin kura ve girişte tahsis ile yapılmasına oybirliği ile karar verildiği dikkate alındığında davacılara bu şekilde ilk girişte yapılan tahsisler, işbu genel kurul kararı ile benimsendiğine göre dava konusu dairelerin davacılar adına tahsisli olduğunu kabul etmek gerekir.<br>İşbu eldeki davanın açılmasından önce, davacıların ihracına yönelik kooperatif yönetim kurulunun 17/01/2013 tarihli kararı mevcut olsa da, davacılar tarafından bu kararın iptaline ilişkin açılan davada Bakırköy 6. ATM'nin 25/11/2024 tarih ve 2014/717 Esas 2014/422 Karar sayılı kararı ile kararın iptaline karar verilmiştir. Mahkemece bekletici mesele yapılan bu davada verilen karar Yargıtay 23. HD'nin 16/09/2020 tarih ve 2017/1707 Esas 2020/2832 Karar sayılı ilamı ile onanmıştır. Bu durumda, davacıların ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesi ile birlikte davacıların üyeliğine bağlı olan dava konusu dairelerin tahsisisin artık davacılara ait olduğu sonucu ortaya çıkmıştır. Zira ancak bekletici mesele yapılan davanın reddine karar verilmiş ve bu karar kesinleşmiş olsaydı bu halde davacılar adına olan tahsisisin de iptal edilmiş olması gündeme gelebilecekti.<br>Öte yandan davacıların kooperatife karşı mali yükümlülüklerini yerine getirmediği ve dava konusu dairelerin devrinin muvazaalı olduğu ispatlanamadığından bahisle davanın reddine karar verilmiş olsa bile, karar içeriğinde, mahkemece dava konusu dairelerin kooperatif üyesi olan davacılar adına tahsisli olduğu kabul edildiğinden ve bu kabule yönelik davalı tarafın bir istinaf talebi bulunmadığından bu yönden de dava konusu dairelerin davacılar adına tahsisli olduğunu kabul etmek gerekir.<br>Her ne kadar davacılar işbu dava ile, dava konusu taşınmazların davalı şahıslar adına olan tapusunun iptali ile doğrudan kendi adlarına değil davalı kooperatif adına tescilini talep etmiş ise de, dava konusu daireler üzerinde tahsis hakkına sahip olduğu anlaşılan davacıların bu şekilde talepte bulunmasına bir engel bulunmamaktadır. Kaldı ki, tapuların kooperatife geri dönmesi halinde davacıların bu sefer de kooperatife karşı yönelteceği dava ile kendi adlarına tescil talebinde bulunması yeni bir uyuşmazlık doğuracak olup esasen davacıların yeni bir uyuşmazlığa muhatap kalacağını bilmesine rağmen kooperatif adına tescil talebinde bulunmasında usul ve yasaya aykırı bir durum da söz konusu değildir.<br>Dosya kapsamına göre; yapı sahibi olarak davalı kooperatif ile yapı müteahhidi olarak dava dışı .... Ltd. Şti. arasında 01/07/2014 ve 01/01/2015 tarihli yapım sözleşmesi imzalandığı, dava dışı .... Ltd. Şti.'nin, davalı kooperatiften olan 1.201.799,00 TL bedelli faturadan kaynaklı alacağını davalı ...'e 14/05/2015 tarihinde adi yazılı alacağın temliki sözleşmesi ile devrettiği, yine aynı dava dışı şirketin Bakırköy 16. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasındaki 855.662,027 TL alacağının 285.222,027 TL'sini davalı ...'na; 285.220,00 TL'sini davalı ...'na; 285.220,00 TL'sini ise davalı ...'na noterde düzenlenen üç ayrı alacağın devri sözleşmesi ile 14/05/2015 tarihinde devrettiği anlaşılmıştır. <br>İstanbul 37. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, alacaklı ... tarafından davalı kooperatife karşı 20/05/2015 tarihinde temlik edilen fatura alacağından kaynaklı 1.219.675,76 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatılmıştır. Davalının, sonradan adına tescil edilen taşınmazlar üzerine haciz koydurduğu, akabinde satış talebinde bulunduğu, alacaklı vekilinin 10/12/2015 UYAP tarihli dilekçesi ile, borçlu ile yapılan mutabakat sebebiyle taşınmazların satışından vazgeçtiğini bildirmesi üzerine icra müdürlüğünce satışın düşürüldüğü anlaşılmıştır.<br>Bakırköy 16. İcra Müdürlüğünün ... Esas sayılı dosyasında, alacaklı .... Ltd. Şti. tarafından davalı kooperatife karşı 13/05/2015 tarihinde fatura alacağından kaynaklı 818.157,66 TL'nin tahsili amacıyla icra takibi başlatılmıştır. Dosya kapak hesabına göre, 14/05/2015 tarihi itibariyle alacağın 855.662,27 TL olduğu anlaşılmıştır. Alacaklı şirketin dosya alacağını devretmesinden sonra davalılar ..., ... ve ...'nun dosyanın alacaklısı haline geldiği, davalıların, sonradan adlarına tescil edilen taşınmazlar üzerine haciz koydurduğu, akabinde satış talebinde bulunduğu, alacaklı vekilinin 10/12/2015 tarihli dilekçesi ile, borçlu ile yapılan mutabakat sebebiyle taşınmazların satışından vazgeçtiğini bildirmesi üzerine icra müdürlüğünce satışın düşürüldüğü anlaşılmıştır.<br>Davalı kooperatif yönetim kurulu 30/12/2015 tarihli kararı ile, 22/12/2015 tarihinde yapılan 2014 yılı genel kurul toplantısında alınan 5 nolu gündem maddesi ile, yönetim kuruluna verilen satış yetkisine istinaden satış işlemlerinin gerçekleştirilmesine dair karar almış olup bu karar doğrultusunda dava konusu taşınmazların 30/12/2015 tarihinde tapuda davalı şahıslara devir ve tescil işlemi yapılmıştır. Tescil işlemine dayanak ... yevmiye numaralı resmi senette, dava konusu taşınmazların belli bir bedel mukabilinde satıldığı ve bedelinin alındığı belirtilmiştir.<br>Mahkemenin 2016/55 Esas sayılı genel kurul kararının iptali davasına da konu olan davalı kooperatifin 22/12/2015 tarihinde yapılan 2014 yılı genel kurul toplantısında alınan 5 nolu gündem maddesi ile; kooperatife borcu olan davacıların daha önceki genel kurullarda borçlarını ödemeleri hususunda kararlar alındığı, ancak herhangi bir sonuç alınamadığı belirtilerek kooperatif nezdinde bulunan ortaklara tahsisli gözükmeyen veya tahsisi iptal edilmiş olan kooperatif adına tapulu olan dairelerin m2'si 2.800,00 TL'den az olmamak üzere yüklenicinin borçlarının ödenmesi için satış ve devir yetkisi verilmesine dair oy çokluğu ile -...'nın ret oylarına karşılık- karar verilmiştir.<br>Somut olayda, kooperatif tarafından davalı şahıslara yapılan tescil işlemine dayanak ... yevmiye numaralı resmi senette, dava konusu taşınmazların belli bir bedel mukabilinde satıldığı ve bedelinin alındığı belirtilmiş ise de, icra dosyası kapsamında davacılar adına tahsisli gözüken dava konusu taşınmazlara haciz koyduran davalı şahısların, kooperatif ile mutabakata varıldığından bahisle satış işleminden vazgeçtiği ve akabinde yönetim kurulunun, genel kurulun kendisine verdiği yetkiyi gerekçe göstererek aldığı karara istinaden tapuda devir ve tescil işleminin yapıldığı, buna göre ise esasında dava konusu taşınmazların, kooperatifin borçlarına karşılık davalı şahıslara devredildiği anlaşıldığından resmi senette belirtilenin aksine bedeli karşılığında yapılan bir satış işleminden söz edilemeyecektir. Ayrıca söz konusu genel kurul kararı içeriğine göre, yönetim kuruluna, kooperatif nezdinde bulunan ortaklara tahsisli gözükmeyen veya tahsisi iptal edilmiş olan kooperatif adına tapulu olan daireler bakımından satış ve devir yetkisi verilmesine rağmen kooperatif tarafından devir tarihi itibariyle davacılara tahsisli olan dava konusu dairelerin tapuda davalı şahıslara devir ve temlik edildiği anlaşılmıştır. Üstelik devir tarihi itibariyle davacılar adına olan tahsislerin iptal edilmesi de söz konusu değildir. Zira yukarıda bahsedilen davacıların ihracına ilişkin yönetim kurulu kararının iptaline ilişkin kararın kesinleşmesi ile birlikte tahsisin davacılara ait olduğu sonucu da doğmuştur. Bunun dışında, davalı şahıslara yapılan devirden önce kooperatif genel kurullarında, davacıların tahsislerinin iptaline yönelik bir karar alınmadığı gibi bu yönde yönetim kuruluna bir yetki de verilmemiştir. Kaldı ki yönetim kurulunun tek taraflı olarak karar alıp tahsisleri iptal etme yetkisi de bulunmamaktadır (Yargıtay 11. HD'nin 2009/12270 Esas 2009/11832 Karar sayılı ilamı). Tüm bu yönlerden, yönetim kurulunun, bahsi geçen genel kurul kararı ile kendisine verilmeyen bir yetki çerçevesinde hareket ederek davalı şahıslara temlik işlemini yaptığı anlaşılmış olup kaldı ki söz konusu genel kurul kararı da kesinleşen mahkeme kararı ile iptal edilmiştir.<br>O halde, satış ve devir yetkisi verilmeyen davacılara tahsisli dava konusu dairelerin yönetim kurulunun aldığı satış kararına istinaden davalı şahıslara devir ve tesciline yönelik işlemin, hukuki bir temeli ve dayanağı bulunmadığından geçerli olmadığını kabul etmek gerekir. Üstelik genel kurul kararına uygun bir devir ve tescil işleminin yapıldığı kabul edilse bile, söz konusu genel kurul kararının kesinleşen mahkeme kararı ile iptal edildiği de sabittir. Bu nedenlerle dava konusu taşınmazları edinen davalı şahısların ilk el konumunda olduğu da dikkate alındığında iyiniyet savunmasında bulunamayacakları açıktır. Ayrıca iptal hükmü sadece davalılar ...'ya yönelik olsa da, söz konusu genel kurul kararı mülkiyet hakkını ilgilendirdiği gibi bu genel kurul kararının içeriğine göre sadece adı geçen bu iki kişiye tahsisli dairenin satışına ilişkin bir karar da alınmadığı dikkate alındığında iptal hükmünden adı geçen davacılar ile birlikte diğer davacıların da yararlanacağını kabul etmek gerekir. Öte yandan, kooperatifin borçlarından tüm üyeler sorumlu olmasına rağmen, kooperatif yönetim kurulunun, kooperatifin borçlarını gerekçe göstererek davacılara tahsisli olduğu anlaşılan dava konusu daireleri davalı şahıslara devretmesi 1163 Sayılı Kanunun 23. maddesinde düzenlenen emredici nitelikteki eşitlik ilkesine ilişkin hükme de aykırı olduğundan devir işleminin bu yönden de geçerli olduğu söylenemez.<br>Yapılan açıklamalar uyarınca, davalı kooperatif tarafından davalı şahıslara yapılan geçerli bir devir ve temlik işleminin bulunmadığı anlaşılmakla davacılar açtığı davada haklı olup bu gerekçeler ile dava konusu taşınmazların davalı kooperatif adına tesciline karar verilmesi gerekirken mahkemece yazılı olduğu şekilde davanın reddine karar verilmesi isabetli olmamıştır.<br>Öte yandan tahsis hakkına dayalı işbu davayı açan davacıların, iddia edildiği üzere peşin ödemeli üye olup olmadığı, peşin ödemeli üye iseler; bu halde kendilerinden inşaatın finansmanına yönelik aidat istenemez ise de, sorumlu oldukları kooperatifin amacına ulaşıncaya kadar yapılan genel yönetim ve alt yapı giderlerini ödeyip ödemedikleri, peşin ödemeli üye değil iseler; davalı kooperatife yönelik tüm ödeme yükümlüklerini yerine getirip getirmedikleri, ayrıca 1163 Sayılı Kanunun 23. maddesinde düzenlenen eşitlik ilkesi uyarınca borcu bulunmasına rağmen kendileri ile aynı durumda olan diğer üyelere tahsis yapılıp dairelerin teslim edilip edilmediği hususlarının işbu dava açısından araştırılıp incelenmesine gerek bulunmamaktadır. Zira davacılar işbu dava ile, dava konusu dairelerin kendi adlarına değil davalı kooperatif adına tescilini talep etmiş olup bahsi geçen hususlar ancak davalı kooperatif adına tescil kararı verilip kesinleşmesi halinde davacıların, davalı kooperatife yöneltecekleri tapu iptali tescil davasında tartışılıp değerlendirilebilecektir.<br>Açıklanan nedenlerle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, yeniden yargılama yapılmasına gerek olmadığından HMK'nun 353/1-b.2 bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve yeniden esas hakkında davanın kabulüne dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>HÜKÜM: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacılar vekilinin istinaf başvurusunun KABULÜ ile, Bakırköy 6. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2016/415 Esas, 2022/1173 Karar sayılı ve 29/12/2022 tarihli kararının 6100 sayılı HMK'nun 353/1-b.2 maddesi gereğince KALDIRILMASINA, yeniden esas hakkında HÜKÜM TESİSİNE,<br>2-a)Davanın KABULÜ ile;<br>- Dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... - 2. Mah., ... ada, 1 parselde bulunan Blok/Giriş 92/A, Kat: 5, 12 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, davalı ...Yapı Kooperatifi adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,  <br>- Dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... - 2. Mah., ... ada, 1 parselde bulunan Blok/Giriş 92/B, Kat: 5, 12 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, davalı ...Yapı Kooperatifi adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,  <br>- Dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... - 2. Mah., ... ada, 1 parselde bulunan Blok/Giriş 92/C, Kat: 5, 11 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, davalı ...Yapı Kooperatifi adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,  <br>- Dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... - 2. Mah., ... ada, 1 parselde bulunan Blok/Giriş 91/A, Kat: 4, 10 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, davalı ...Yapı Kooperatifi adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,  <br>- Dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... - 2. Mah., ... ada, 1 parselde bulunan Blok/Giriş 91/B, Kat: 4, 10 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, davalı ...Yapı Kooperatifi adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,  <br>- Dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... - 2. Mah., ... ada, 1 parselde bulunan Blok/Giriş 92/B, Kat: 1, 3 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, davalı ...Yapı Kooperatifi adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,  <br>- Dava konusu İstanbul ili, ... ilçesi, ... - 2. Mah., Kartaltepe Mevkii, 569 ada, 9 parselde bulunan Blok/Giriş 81/B, Zemin Kat, 2 numaralı bağımsız bölümün davalı ... adına kayıtlı olan tapu kaydının iptali ile, davalı ...Yapı Kooperatifi adına TAPUYA KAYIT VE TESCİLİNE,  <br>-Hüküm özetinin 2004 sayılı İİK'nun 28. maddesi uyarınca işlem yapılmak üzere ... Tapu Sicil Müdürlüğüne gönderilmesine,<br>b)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar tarifesine göre tahsili alınması gereken 130.472,10 TL harçtan, 170,78 TL peşin harç ile 32.447,25 TL tamamlama harcının toplamı 32.618,03 TL'nin mahsubu ile eksik kalan 97.854,07 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>c)Davacılar tarafından başlangıçta yatırılan 29,20 TL başvurma harcı, 170,78 TL peşin harç ile 32.447,25 TL tamamlama harcının davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,<br>d)Davacılar tarafından yapılan 6.000,00 TL bilirkişi masrafı, 279,50 TL posta ve tebligat gideri olmak üzere toplam 6.279,50,00 TL yargılama giderinin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, <br>e)Davalılar tarafından yapılan yargılama giderlerinin kendi üzerlerinde BIRAKILMASINA,<br>f)Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan AÜTT gereğince davacılar kendilerini vekil ile temsil ettirdiğinden 285.400,00 TL vekalet ücretinin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacılara VERİLMESİNE,<br>İstinaf Başvurusu Yönünden;<br>3-Hüküm tarihinde yürürlükte bulunan 492 sayılı Harçlar Kanununa bağlı tarife gereğince alınması gereken 732,00 TL harçtan davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 179,90 TL harcın mahsubu ile bakiye 552,10 TL harcın  davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile HAZİNEYE İRAT KAYDINA,<br>4-Davacılar tarafından peşin olarak yatırılan 492,00 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcı, 179,90 TL istinaf karar harcı ile 172,50 TL ile istinaf yargılama gideri olmak üzere toplam 844,40 TL'nin davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacılara VERİLMESİNE, <br>5-6100 sayılı HMK'nun 333. maddesi gereğince taraflarca yatırılan gider avansının kullanılmayan kısmının hüküm kesinleştiğinde ve kararın tebliğ gideri karşılandıktan sonra artan kısmın yatıran tarafa İADESİNE,<br>Dair  dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 361.1 maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Temyiz Kanun Yolu açık olmak üzere oybirliği ile karar verildi.02.04.2026 <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f9e2978724f6aec4","SID":"d5469fda83ac964e"}}