{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL <br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>17. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2026/264 Esas<br>KARAR NO\t: 2026/477<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN\t        <br>MAHKEMESİ: İSTANBUL 3. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 27/11/2025<br>NUMARASI\t: 2025/574 Esas, 2025/1028 Karar<br>DAVANIN KONUSU: İFLAS (Doğrudan Alacaklı Tarafından Talep Edilen İflas (İİK177))<br>KARAR TARİHİ: 02/04/2026<br>6100  Sayılı  Hukuk  Muhakemeleri  Kanunu'nun 352. maddesi uyarınca dosya incelendi. <br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:  <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  müvekkili ... ile davalı ... arasında ada ve parsel numaraları verilen birtakım taşınmazlar üzerinden gerçekleştirecekleri projeler aracılığıyla kar elde etmek amacıyla bir adi şirket kurmaya karar vererek ... ile müvekkili ... arasındaki adi ortaklık ilişkisini düzenleyen 21.07.2022 tarihli Sözleşme akdedildiğini, sözleşme kapsamında karın %50 oranında dağıtılacağını, davalı şirketin sahiplik oranının da yine %50 olarak belirlendiğini, tarafların taşınmazları ayni sermaye yoluyla ...'e getirmesi ve ...'in esas sermaye miktarı artması ile ... ve ...'un ... şirketi üzerindeki hisse oranının ... %71,55 ve ... %28,45 olacak şekilde değiştiğini, ...'un ...'a 905.514 adet hisseyi devretme borcu doğduğunu, davalı ... tarafından devir işlemlerinin gerçekleştirilmediğini, öte yandan; şirkete ayni sermaye getirme sürecinin tamamlanmasından hemen sonra müvekkili ...'ın Ortaklık Sözleşmesi kapsamında kararlaştırılan proje olan taşınmazların geliştirilmesi işine koyulduğunu, bu minvalde müvekkili tarafından taşınmazların bakım, onarım ve tadilatların gerçekleştirilmesi amacıyla gerekli inşa faaliyetlere hız kesmeden başlanıldığını, davalı ... un şahsi işlerine ağırlık vermesi sebebiyle hiç bir adın atmadığını ve maliyetlere katlanmadığını, tüm yükümlülüğün müvekkilinin üstüne kaldığını, ... şirketinin tüm sermayesi taşınmazlar olduğundan naktinin bulunmadığını, hal böyle olunca müvekkilinin ... şirketine toplamda 500.000 USD borç para vermek suretiyle projeyi sürdürdüğünü, bu nedenle halihazırda ... şirketinin ortağı olan müvekkiline 500.000 USD borçlu durumda olduğunu, bunun yanı sıra Bodrum belediyesi mali Hizmetler Müdürlüğü tarafından ...'e ödeme emri gönderildiğini, ... tarafından 50.664,39 TL tutarında arazı vergisi, bina vergisi, tabiat kültür varlıklarını koruma payı ile çevre temizlik vergisinin dahi ödenmediğini, bu durumun cüzi bir miktarı ödemekten eciz olan ...'in ödemelerini tatil ettiğini gösterdiğini, müvekkilinin alacağının Haziran 2024 yılına dayandığını, aradan geçen sürede ... şirketi tarafından müvekkiline herhangi bir ödeme yapılmadığını, yine ...'in ödemekle yükümlü olduğu vergileri dahi ödememesi ve şirket aleyhine amme alacakları için takibe geçilmiş olmasının açık bir şekilde şirketin ödemelerini tatil ettiğini ve İİK 177/2 kapsamında şirketin doğrudan iflasının istenebilmesi için öngörülen  yasal koşulların oluştuğunu  belirterek  İcra ve İflas Kanunu’nun 177/1-2 maddeleri kapsamında ... A.Ş'nin tasfiye ve iflas işlemlerine esas olmak üzere varlıklarının devrinin önlenmesi yönünde tedbirler dahil olmak üzere gerekli tedbirlerin alınmasına, davalı  ... Şirketinin İİK 177/1-2 maddeleri kapsamında iflasına, ... A.Ş.'de bulunan ...'a ait beheri 25TL olmak üzere 905.514 adet A grubu adet toplamı 22.637.850,00 TL itibari değerdeki A grubu payların 3. Kişilere devrinin engellenmesine yönelik HMK 389 maddesi doğrultusunda teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep ve dava etmiştir.<br>CEVAP <br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının aynı zamanda davalı şirketin münferiden temsile yetkili olması nedeniyle işbu davayı açmakta hukuki yararı bulunmadığını, İİK m.177 kapsamındaki iflas şartlarının oluşmadığını, davacının iddiasının aksine şirketin borçlarını ödeyemeyecek durumda olduğu yönünde şirket kayıtlarında ve kamu kayıtlarında herhangi bir gösterge bulunmadığını, şirketin tek tek tüm borçlarına ilişkin ödemelerin yapıldığını, genel bir acz halinin söz konusu olmadığını, müvekkili ...'un iflasa tabi olmadığını, davacının hukuki yararı bulunmadığından ve aktif husumet ehliyetine sahip olmadığından davanın usulden reddine, şirket borca batık olmadığından davanın esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>Mahkemece;  Ticaret Sicil Müdürlüğü kayıtlarına göre, davacı ...'ın davalı  ... Anonim Şirketi'nin Yönetim Kurulu Üyesi ve münferiden temsil yetkilisi olduğu, diğer davalı ...'un da anılan şirketin Yönetim Kurulu Başkanı olduğu, her ne kadar davacı, davalı şirketten olan alacağını tahsil edemediğini ve şirketin ödemelerini tatil ettiğini belirtmiş ise de, davacının anılan şirketin münferiden temsil yetkilisi olması ve varsa şirket ortağına olan alacağın ödenmesi konusunda yetkisi olduğundan ayrıca mahkemeye başvurarak dava açmasında hukuki yarar bulunmadığı, diğer iddialar yönünden ise alacağını ilama ya da herhangi bir iflas takibine dayandırmadığı ve dolayısıyla iflas davasının açılmasına ilişkin koşulların oluşmadığı, bu nedenle, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 115. maddesi uyarınca davanın usulden reddine, ihtiyati tedbir kararlarının kaldırılmasına, temsil kayyımının görevinin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ<br>Karar yasal süresinde davacı vekili tarafından istinaf edilmiştir.<br>Davacı vekili istinaf nedenleri olarak; ilk derece mahkemesinin gerekçesiz şekilde kararla birlikte ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiğini,karar incelendiğinde, yalnızca hüküm kısmında ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verildiğini, ancak bu kararın en ufak bir gerekçesinin dahi bulunmadığını,  şirketin işlem hacmine kıyasla oldukça düşük meblağdaki vergi ödemelerini dahi gerçekleştiremediğini, zire ödemelerini tatil  ettiğini, şirketin müvekkiline olan borcunu ve vergi borçlarını 3 yılı aşkın zamandır ödeyemediğini, Mahkemece şirketin nakit varlığının dahi araştırılmadığını, ancak yönetim kurulu üyesi olsa da müvekkilinin alacağını tahsil edebilmesinin ...'in nakit kayıtlarının bulunmasına bağlı olduğunu, müvekkilinin şirketten alacaklı olduğunu gösterir banka ödeme dekontları ve tediye makbuzlarının Mahkemeye ibraz edildiğini, şirketin banka hesap hareketlerinin celp edilmediğini, ...'in ticari defterlerinin bilirkişilerce incelenmediğini hatta defterlerin celbi için müzekkere dahi yazılmadığını, müvekkilinin alacağının taşınmazların geliştirilme faaliyetlerinden kaynaklandığını, Mahkemeye ibraz edilen tediye makbuzları ve banka ödeme dekontlarının da bu faaliyetlere ilişkin olduğunu, bu nedenle taraflarınca mahallinde inceleme talep edildiğini, Mahkemece keşif taleplerine yönelik ara karar dahi tesis edilmediğini,doğrudan doğruya iflasın şartlarının mevcudiyetinin araştırılmadığını, İİK 177 kapsamında açılan doğrudan iflas davasında ilk derece Mahkemesinin iflas takibi ve yahut ilam aramasının açıkça kanuna aykırı olduğunu, münferiden temsil yetkisi sıfatına haiz olmanın, doğrudan iflas davasında hukuki yarar yokluğu olarak kabul edilemeyeceğini, Mahkemenin herhangi bir araştırma yapmaması nedeniyle hukuki yararın varlığı ve yahut yokluğu hususnda kanaate varacak bulgusunun bulunmadığını, kaldı ki ilk derece Mahkemesinin de kabul ettiği üzere müvekkilinin iflası istenen şirkette münferiden ve dolayısıyla borçları ödemeye de yetkili olduğunu, hal böyle olunca finansal olarak şirketin durumunu ve borçlarını ödeyemeyeceğini en iyi müvekkili tarafından bilineceği göz ardı edilerek hukuki yarar yokluğu nedeniyle davanın reddinin isabetsiz olduğunu belirterek ilk derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına karar verilmesini talep ve istinaf etmiştir.<br>DELİLLERİN TARTIŞILMASI VE GEREKÇE:<br>HMK'nın 355. ve 357. maddeleri gereğince istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle bağlı olarak ve kamu düzenine aykırılık hususlarını da gözetilerek yapılan inceleme neticesinde; <br>Dava, davalı şirketin  2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 177/1-2. maddesi uyarınca açılmış doğrudan iflas davasıdır.<br>1- Davacı, dava dilekçesinde,  ... A.Ş.'de bulunan ...'a ait beheri 25TL olmak üzere 905.514 adet A grubu adet toplamı 22.637.850,00 TL itibari değerdeki A grubu payların 3. Kişilere devrinin engellenmesine yönelik HMK 389 maddesi doğrultusunda teminatsız olarak ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep  etmiştir.<br>İlk derece mahkemesinin 25/07/2025 tarihli ara kararı ile İİK 159 maddesi uyarınca tedbir talebinin kabulü ile davalı ... Anonim Şirketi'nin  diğer davalı ... adına kayıtlı hisselerinin üçüncü kişilere devrinin ve üzerine ayni hak tesisinin yargılama sonuna kadar tedbiren önlenmesine karar verilmiştir.<br>İlk derece Mahkemesinin gerekçeli kararının hüküm kısmında ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına karar verilmiş ancak ihtiyati tedbirin kaldırılmasına  dair herhangi bir gerekçe açıklanmamıştır.<br>Anayasa madde 141/3 \"Bütün mahkemelerin her türlü kararları gerekçeli olarak yazılır\" şeklinde olup mahkemenin vermiş olduğu her kararın gerekçesinin açıklanmasını gerektiğini düzenlemiştir.  Mahkemenin vermiş olduğu ihtiyati tedbir kararının kaldırılması da bir karar olup hangi nedenler ile bu tedbirin kaldırıldığının gerekçesi ile açıklanması gerekmektedir. <br>Yargıtay 23. Hukuk Dairesi  2013/6915E.  2013/6277 K. Sayılı kararı \" Mahkemenin, 23.05.2013 tarih ve 2 no'lu ara kararı ile, ihtiyati tedbirin kaldırılmasına karar verilmiş, ancak ayrı bir gerekçeli karar yazılmamıştır. İhtiyati tedbirin kaldırılmasına  ilişkin  kararının HMK'nın 391/2 maddesi uyarınca gerekçeli şekilde yazılması gerekmekte olup, esasen Yargıtay denetiminin de gerekçeli karar üzerinden yapılması mümkündür. T.C.  Anayasası'nın 141. maddesine göre de tüm mahkeme kararlarının gerekçeli olması gerekmektedir. Temyiz edilen kısa karar bu hususları kapsamadığından temyiz denetimi mümkün değildir. Mahkemece, HMK'nın 391/2 maddesine uygun olarak gerekçeli karar yazılmamış olduğundan kararın bozulması gerekmiştir.\"  ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasının gerekçesiz olmayacağını açıklamıştır. <br>Somut olayda Mahkemenin 27/11/2025 tarihli kararının 2 nolu ara kararına \"İhtiyati tedbir kararının kaldırılmasına\" şeklindeki ara karar ile 25/07/2025 tarihinde kurulan ihtiyati tedbir kararı kaldırılmıştır. Gerekçeli karar incelendiğinde ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin herhangi bir gerekçenin mevcut olmadığı tespit edilmiştir. <br> Somut olaydaki haliyle gerekçesiz olarak kaldırılan tedbir kararı, istinaf denetimine tabi tutulamayacağı için usul ve yasaya aykırı olmuştur. Bu nedenle Mahkemece ihtiyati tedbir kararının kaldırılmasına ilişkin gerekçeli  ek karar oluşturularak taraflara tebliği sağlandıktan sonra ek karara karşı istinaf süresinin beklenmesi, ek karara karşı süresi içinde istinaf kanun yoluna başvuruda bulunması halinde gerekli istinaf harçlarının tamamlatılarak akabinde eksikliklerin ikmali halinde dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmesi, ek karara karşı istinaf yoluna başvurulmaması halinde de diğer istinaf nedenlerinin incelenmesi için her halükarda dairemize gönderilmesi için dosyanın mahalline geri çevrilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>2-İlk derece mahkemesinin 03/11/2025 tarihli ara kararı ile; İstanbul Ticaret Sicil Müdürlüğü'nün 26.08.2025 tarihli cevabi yazısında davalı şirketin yetkililerinden birinin davacı ... olduğu, davacı ile davalı şirket arasında menfaat çatışması oluşabileceği anlaşılmakla taraf teşkilinin sağlanması için işbu yargılama ve sonucunda doğacak işlemlerle sınırlı olmak üzere ve karar kesinleşene kadar geçerli olmak üzere davalı şirkete temsil kayyımı olarak Doç. Dr. ...'un atanmasına karar verilmiş ve 26/11/2025 tarihli kayyum görevlendirme tutanağı ile kayyım dosyasının bir örneğinin temsil kayyımı teslimine dair tutanak düzenlenmiştir. <br>Gerekçeli kararda temsil kayyımının görevinin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmiş ve  karar başlığında kayyım olarak Doç.Dr ...'un gösterildiği anlaşılmaktadır. Ancak mahkemenin gerekçeli kararının temsil kayyımı yerine davalı şirkete tebliğ edildiği anlaşılmakla, bu durumda Mahkemece gerekçeli kararın ve davacının istinaf başvuru  dilekçesinin bir örneğinin şirketin temsil kayyımı olarak atanan Doç.Dr. ...'a Tebligat Kanunu ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak tebliği ile, istinafa karşı cevap ve istinaf kanun yoluna başvurma süresinin beklenmesi, istinaf dilekçesinin sunulması halinde bunun da yine yasa ve yönetmelik hükümlerine uygun olarak davacı tarafa tebliğ edilerek cevap süresinin beklenmesi, akabinde dosyanın istinaf incelemesi yapılmak üzere dairemize gönderilmesi yönünde aşağıdaki hüküm kurulmuştur. <br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda izah edildiği üzere;<br>1-Yukarıda açıklanan eksikliklerin ikmali amacıyla Dosyanın mahalline GERİ ÇEVRİLMESİNE,<br>2-Eksiklikleri ikmal edildikten sonra istinafen incelenmesi için tekrar dairemize GÖNDERİLMESİNE,<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 352/1 maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile karar verildi.02/04/2026 <br>\t</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"a474a3882d70c5cc","SID":"a2a4609fb4388581"}}