{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">  T.C.Ankara Bölge Adliye Mahkemesi               21.Hukuk Dairesi  2023/1538 Esas 2026/490  Karar <br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>21.HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2023/1538 <br>KARAR NO\t\t\t\t\t\t\t\t\t: 2026/490<br><br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>KARAR <br><br><br><br>İNCELENEN DOSYANIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 12. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 18/07/2023<br>NUMARASI\t\t: 2022/759 Esas 2023/454 Karar<br>DAVACI \t: <br>VEKİLİ\t: <br>DAVALILAR \t:<br>VEKİLİ\t:<br>DAVA\t: Genel Kurul Kararının İptali, Şirket Müdürünün Azli, Şirkete Kayyım Atanması<br>DAVA TARİHİ\t: 16/11/2022<br>KARAR TARİHİ\t: 17/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH\t: 21/04/2026<br><br>\tTaraflar arasındaki genel kurul kararının iptali, şirket müdürünün azli, şirkete kayyım atanması istemine ilişkin davanın yargılaması sonunda ilamda yazılı gerekçeyle davanın reddine yönelik olarak verilen hükme karşı davacı vekilince süresinde istinaf kanun yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü. <br>\tDAVA<br>\tDavacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı şirket müdürlüğüne 24/08/2017 tarihli karar ile 10 yıl süreyle davalı ... ...'in seçildiğini, müvekkilinin pay sahibi olduğu şirketin müdürü davalı ... ...'in, şirketi sevk ve idare ederken, şirketin ve ortaklarının hak ve çıkarlarını gözetmediğini, şirkete ait vergi borçlarını, icra borçlarını dahi şirketin hesabına yatan paralara rağmen ödemediğini, şirket ile ilgili hak ve yükümlülükleri gerek şirket sözleşmesine gerek ilgili mevzuata uygun ve dürüst bir şekilde yerine getirmediğini, 30.10.2018 tarihinde şirketin banka hesabına gelen ve şirkete ait olan 464.448,00 Usd tutarındaki bedeli aynı gün çektiğini, 430.000,00 Usd’lik kısmını eşi ... ...’in hesabına aktardığını, kalan kısmı ise kendi üzerinde tuttuğunu, bu eylemler nedeniyle davalı aleyhine şirket yöneticisin azli istemiyle dava açıldığını, yapılan yargılama sonucunda davalı ... ...’in TTK 630. maddesi gereğince azline karar verildiğini, bu kararın kesinleşmesi üzerine karar gereği atanan kayyım tarafından yapılan yapılan 25.10.2022 tarihli genel kurulda azledilen ... ...'in yeniden davalı şirketi temsil ve imzaya yetkili şirket müdürü olarak seçildiğini, bu seçimin anılan davalının azline ilişkin kararı anlamsız kıldığını, mahkeme kararıyla eylemi sabit olan davalının şirkete yeniden müdür olarak seçilmesinin şirketi ve ortakların çıkarlarını tehlikeye düşüreceğini, müvekkilinin davalı ... ...'in hakkında verilmiş 2 yıl 6 ay mahkumiyet kararı bulunduğunu, bu karar nedeniyle de yeniden müdür olarak seçilemeyeceğini, davalının şirketten aldığı bedelleri hiçbir şekilde şirkete iade etmediğini, şirket müdürlüğünden azli gerektiğini belirterek davalı şirketin 25/10/2022 tarihli genel kurul kararının iptaline, davalı ... ...'in şirket müdürlüğünden azline, müvekkilinin şirkete müdür olarak atanmasına, aksi kanaat halinde şirkete dışardan kayyım atanmasına karar verilmesi talep ve dava etmiştir. <br>\t\t\t       CEVAP<br>\tDavalılar vekili cevap dilekçesinde özetle; iptali istenen genel kurul kararının hukuka uygun olduğunu, yasaların ve şirket sözleşmesinin ön gördüğü tüm şartları sağladığını, davalı şirkette müvekkilinin %70, davacının ise %30 oranında hissedar olduğunu, müvekkilinin yeniden müdür olarak seçilmesine engel bir durum bulunmadığını, dava dilekçesinde belirtilen paranın şirkete ait olmadığını, müvekkilinin yurt dışında yaptığı inşaat işi karşılığında hak ediş parası olduğunu, davalı şirketin 2004 yılından bu yana ticari faaliyette bulunmadığını, davacının yaptığı usulsüzlükler sebebiyle ihalelere katılmaktan men edildiğini, davacının müvekkilinin yurt dışında olduğu yıllarda şirket müdürü olan müvekkilinin verdiği vekaletnameler uyarınca şirket hesaplarından para çektiğini, çekilen paraların nerelere harcandığına ilişkin bir muhasebe kaydı bulunmadığını bildirerek davanın reddini istemiştir.<br>\tİLK DERECE MAHKEMESİ KARARI<br>\tMahkemece; davacının %30 paya sahip olduğu davalı şirketin müdür seçimi gündemli 25/10/2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısına usulüne uygun davete rağmen katılmadığı, %70 paya sahip davalının vekaleten katılımı ile toplantının yapılarak davalının yeniden müdür olarak atandığı, adı geçen müdürün daha öncede müdür olduğu, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin kararı ile müdürlükten azledildiği, yeniden müdür atamasına kadar anılan mahkemece atanan kayyumun şirket işlemlerini gerçekleştirdiği, müdür seçimi gündemli olağanüstü genel kurul toplantısında da, davalı ... ...'in yeniden müdür olarak atandığı, daha önceki döneme ilişkin iş ve işlemi nedeniyle mahkemece azlinin, ikinci kez  genel kurulca alınan karar ile atanmasına yasal engel teşkil etmediği, bu atamanın usul ve yasaya uygun olduğu, bilirkişi incelemesi neticesinde atanan yeni müdürün önceki tarihli müdürlük görevinden Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesi azil nedeni dışında herhangi bir başka nedeni bulunmadığı, davacının genel kurul kararının iptali ve müdürün azli isteminin yerinde olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tİSTİNAF SEBEPLERİ<br>\tDavacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; 25/10/2022 tarihinde yapılan genel kurul ve bu kurulda ... ...'in yönetici seçilmesinin hukuka uygun olmadığını, bilirkişilerin raporunun sonuç bölümünün 6. maddesinde ilgili dönemler defter incelemeleri ve kurumlar vergi beyannameleri incelendiğinde bu dönemlerde şirketin banka ve kasa hesabında nakit mevcudunun yetersiz olduğu, ödenmeyen ssk borcunun 2017 yılının öncesine dayandığı  şeklinde değerlendirmede bulunduğunu, bilirkişilerce bu kesin hükme bağlı durumun dahi dikkati nazara alınmaksızın bu dönemlerde şirketin banka ve kasa hesabında nakit mevcudunun yetersiz olduğu şeklindeki tespitinin kabulünün mümkün olmadığını, bilirkişilerin diğer tespit ve değerlendirmelerinin de hüküm kurmaya yeterli ve de elverişli bulunmadığını, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin kararı ve gerekçesi gözetildiğinde 25/10/2022 tarihli genel kurul kararının iptali ile davalı ... ...’in TTK'nun 630. vd. maddeleri gereğince azlinin gerektiğini, mahkemece yetersiz bilirkişi raporuna dayanılarak verilen davanın reddi kararının usul ve yasaya aykırı olduğunu belirterek ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kabulüne karar verilmesini istemiştir. <br>\tHUKUKİ NİTELENDİRME, DELİLLERİN VE İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ<br>\tDava; limited şirket genel kurul kararının iptali, şirket müdürünün azli ve şirkete kayyım atanması istemine ilişkindir.<br>\t6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince, istinaf incelemesinin istinafa gelen tarafın sıfatı ile istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırılık bulunup bulunmadığı hususu gözetilerek ilk derece mahkemesinin taraflar arasındaki ihtilafta görevli mahkeme oluşu ve eldeki davada kesin yetki kuralına da aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla işin esasına girilerek yapılan incelemede;  <br>\tDava konusu 25/10/2022 tarihli davalı şirket olağanüstü genel kurul toplantı tutanağı, hazirun cetveli, İzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/158 Esas 2009/257 Karar sayılı karar sureti, müddetname sureti, davalı şirket banka hesap hareketleri, Türkiye Ticaret Sicil Gazetesi ilanları, Ankara Ticaret Sicil Müdürlüğü müzekkere cevabı, Ankara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/43 Esas 2019/792 Karar sayılı karar sureti, yargılama aşamasında hesap uzmanı ve muhasebe uzmanı bilirkişi heyetinden alınan 01/06/2023 tarihli bilirkişi raporu, Kavaklıdere Vergi Dairesi ve Rüzgarlı Sosyal Güvenlik Merkezi müzekkere cevapları dosya içerisinde yer almaktadır. <br>\tYargılama aşamasında alınan ve davalı şirket defterleri üzerinde yapılan inceleme ile hazırlanan bilirkişi raporunda, davalı şirketin 2017 yılında bir hasılatının olmadığı, 531.728,02 TL ticari alacağı önceki yıldan bakiye olarak geldiği, 2018 yılı için 25.667,00 TL ihracat yaptığı, alıcılar hesabında 528.896,02 TL ticari alacağı bulunduğu, 2019 yılında hasılat olmadığı, 528.896,02 TL ticari alacağı bulunduğu, 2017 yılı öncesi vadesi geçmiş SSK borcu olduğu, bu tutarın sonraki yıllara bakiye olarak geldiği, şirketin Türkmenistan'la ilgili müşteri cari hesabından yasal defter kayıtlarına göre alacağı bulunmadığı, şirketin banka ve kasa hesabında nakit mevcudunun yetersiz olduğu, ödenmeyen SSK borcunun 2017 yılının öncesine dayandığı, genel kurul kararının hükümsüz olup olmadığı ya da yöneticinin haklı nedenle azline ilişkin şartların oluşup oluşmadığının takdirinin mahkemede olduğu yönünde kanaat bildirilmiştir. <br>\tİzmir 4. Ağır Ceza Mahkemesinin 2009/158 Esas 2009/257 Karar sayılı kararından, katılanın ...  , sanığın ... ..., atılı suçun resmi belgede sahtecilik ve dolandırıcılık olduğu, yapılan yargılama sonunda 07/12/2009 tarihli karar ile sanığın 2 yıl 6 ay hapis ve 120,00 TL adli para cezasıyla cezalandırılmasına karar verildiği, kararın 16/04/2014 tarihinde Yargıtay denetiminden geçerek kesinleştiği görülmüştür.<br>\tAnkara 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 2019/43 Esas 2019/792 Karar sayılı kararından, davacı  ... tarafından davalı ... ... ve  ... Ltd. Şti aleyhine şirket müdürünün azli talebiyle açılan davada yapılan yargılama sonunda 03/10/2019 tarihinde davanın kısmen kabulüne, davalı şirket hakkındaki davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine, davalı ... ...'in müdürlükten azline, karar kesinleştikten sonra mali müşavir Hüseyin Seyfili'nin yönetim kayyımı olarak atanmasına karar verildiği, kararın istinaf ve temyiz incelemesinden geçerek 03/03/2021 tarihinde kesinleştiği anlaşılmıştır. <br>\tDava konusu davalı şirketin 25/10/2022 tarihli genel kurul toplantısında davacının hazır olmadığı, davalı ... ... vekilinin toplantıya katıldığı, gündemin 3. maddesiyle şirket müdürlüğüne aksi karar alınıncaya kadar ... ...'in atanmasına oy birliğiyle karar verildiği görülmüştür. <br>\tDavalı şirketin ticaret sicil kayıtlarından davacının %30, davalı ... ...'in %70 oranında davalı şirketin ortakları olduğu, davalı ... ...'in şirket yetkilisi sıfatı bulunduğu anlaşılmıştır. <br>\tDavacı yan davalı şirketin 25/10/2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında daha önce mahkeme kararıyla azline karar verilen şirket müdürü davalı ... ...'in yeniden şirket müdürü olarak seçildiğini, alınan kararın iptali gerektiğini, şirket müdürünün şirketi zarara uğrattığını, haklı nedenle şirket müdürünün azli koşullarının oluştuğunu, şirkete kayyım atanması gerektiğini iddia etmiş, davalı yan ise davanın reddini savunmuştur. Mahkemece yapılan yargılama sonunda yukarıda özetlenen gerekçe ile davanın reddine karar verilmiştir.<br>\tUyuşmazlık, davalı şirketin 25/10/2022 tarihli olağanüstü genel kurul toplantısında alınan kararların iptali koşullarının oluşup oluşmadığı, haklı nedenle şirket müdürünün azli koşullarının oluşup oluşmadığı, azil koşulları oluşmuş ise davalı şirkete kayyım atanıp atanamayacağı hususlarından kaynaklanmaktadır. <br>\tDavacı vekilinin istinaf itirazı incelendiğinde; TTK'nun 445. maddesi \"(1)446 ncı maddede belirtilen kişiler, kanun veya esas sözleşme hükümlerine ve özellikle dürüstlük kuralına aykırı olan genel kurul kararları aleyhine, karar tarihinden itibaren üç ay içinde, şirket merkezinin bulunduğu yerdeki asliye ticaret mahkemesinde iptal davası açabilirler.\" Anılan yasanın  446. maddesi \"(1) a) Toplantıda hazır bulunup da karara olumsuz oy veren ve bu muhalefetini tutanağa geçirten, b)Toplantıda hazır bulunsun veya bulunmasın, olumsuz oy kullanmış olsun ya da olmasın; çağrının usulüne göre yapılmadığını, gündemin gereği gibi ilan edilmediğini, genel kurula katılma yetkisi bulunmayan kişilerin veya temsilcilerinin toplantıya katılıp oy kullandıklarını, genel kurula katılmasına ve oy kullanmasına haksız olarak izin verilmediğini ve yukarıda sayılan aykırılıkların genel kurul kararının alınmasında etkili olduğunu ileri süren pay sahipleri, c)Yönetim kurulu, d)Kararların yerine getirilmesi, kişisel sorumluluğuna sebep olacaksa yönetim kurulu üyelerinden her biri, iptal davası açabilir.\", 447. maddesi ise \"(1) Genel kurulun, özellikle; a)Pay sahibinin, genel kurula katılma, asgari oy, dava ve kanundan kaynaklanan vazgeçilemez nitelikteki haklarını sınırlandıran veya ortadan kaldıran, b)Pay sahibinin bilgi alma, inceleme ve denetleme haklarını, kanunen izin verilen ölçü dışında sınırlandıran, c)Anonim şirketin temel yapısını bozan veya sermayenin korunması hükümlerine aykırı olan,kararları batıldır.\", 418. maddesi \"(1)Genel kurullar, bu Kanunda veya esas sözleşmede, aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan hâller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanır. Bu nisabın toplantı süresince korunması şarttır. İlk toplantıda anılan nisaba ulaşılamadığı takdirde, ikinci toplantının yapılabilmesi için nisap aranmaz. (2)Kararlar toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu ile verilir.\" hükümlerini içermektedir. <br>\tDosya içerisinde yer alan ticaret sicil kayıtlarına göre davacı, davalı şirketin %30 oranında hissesine sahip ortağı olduğundan dava açma hak ve yetkisine sahiptir. Dava konusu genel kurul toplantı tarihi 25/10/2022 olup, işbu dava TTK'nun 445. maddesi uyarınca 3 aylık hak düşürücü süre içesinde 16/11/2022 tarihinde açılmıştır. Davalı şirketin merkezi ve ticaret sicilinde kayıtlı olduğu yerin Ankara olması nedeniyle ilk derece mahkemesi işbu davaya bakmak yönünden görevli ve yetkilidir.<br>\t Dava konusu toplantı tutanağının içeriğine göre alınan karar yönünden yapılan incelemeye gelindiğinde, anılan toplantıda davalı şirket paylarının 50.000 TL olan toplam itibari değerinin 35.000,00 TL olan payın (davalı ... ...'e ait) vekaleten temsil edildiği, gündemin 3. maddesi ile şirket müdürlüğüne aksi karar alınıncaya kadar davalı ... ...'in atanmasına oy birliğiyle karar verildiği dosya içeriğiyle sabittir.  <br>\tTTK'nun 418. maddesine göre, genel kurulların, bu kanunda veya esas sözleşmede aksine daha ağır nisap öngörülmüş bulunan haller hariç, sermayenin en az dörtte birini karşılayan payların sahiplerinin veya temsilcilerinin varlığıyla toplanmasının gerekmesi karşısında toplantı nisabı sağlandığından, nisap yönünden ana sözleşmeye ve yasaya bir aykırılık tespit edilememiştir. Toplantıda alınan kararlar yönünden olması gereken karar nisabı ise toplantıda hazır bulunan oyların çoğunluğu yani yarıdan fazlasıyla verilmesi gerektiğinden ve dava konusu kararlar 35.000,00 TL itibari değeri olan payın olumlu oyu ile alındığından karar nisabında da ana sözleşmeye ve yasaya aykırılık bulunmamaktadır. <br>\tBu durumda dava konusu genel kurul toplantısında alınan ve dava konusu olan kararın yokluk ve butlan müeyyidesine tabi olması söz konusu olmadığından iptalinin istenebilmesi için genel kurul toplantısına katılarak alınan karara olumsuz oy verilip, muhalefet şerhinin usulüne uygun olarak tutanağa geçirilmesi zorunludur. <br>\tDava konusu genel kurula ilişkin ortaklara yapılan çağrı tebliğ evrakları dosyada yer almakta olup, davacıya usulüne uygun olarak çağrı yapılmış ise de, davacı dava konusu genel kurul toplantısına asaleten veya temsilen katılmamıştır.<br>\tBu durumda mahkemece, davacı ortağın usulüne uygun çağrıya rağmen dava konusu genel kurul toplantısına katılmadığı, muhalefet şerhinin tutanağa geçirilmiş olmasına ilişkin iptal davası ama koşulunun gerçekleşmediği, mahkemece azline karar verilen müdürün şirket genel kurulu tarafından yeniden müdür seçilmesine yasal bir engel bulunmadığı gözetilerek genel kurul kararının iptaline ilişkin talep hakkında yazılı şekilde hüküm kurulmasında bir isabetsizlik görülmemiştir. <br>\tÖte yandan, yargılama aşamasında alınan bilirkişi raporuyla dava konusu genel kurul kararıyla yeniden müdür olarak seçilen davalı ... ...'in azil kararına konu davadaki eylemi dışında daha sonra ve yeniden azle ilişkin haklı bir sebebin bulunmadığı anlaşılmış olup,  alınan rapor ayrıntılı, denetime ve hüküm kurmaya elverişli nitelikte bulunduğundan mahkemece davalı şirket müdürünün haklı nedenle azli talebinin yerinde olmadığı gözetilerek anılan talep yönünden davanın reddine karar verilmesi isabetlidir. <br>\tTüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesinin davanın reddi yönündeki kararında herhangi bir isabetsizlik görülmediğinden davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar vermek gerekmiş ve takdiren aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur. <br>\tHÜKÜM: Yukarıda Açıklanan Nedenlerle;<br>\t1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/(1)-b.1 maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>\t2-Davacıdan alınması gerekli olan 732,00 TL istinaf karar harcından peşin alınan 269,85 TL harcın mahsubu ile bakiye 462,15 TL harcın davacıdan tahsili ile hazineye irat kaydına,<br>\t3-Davacı tarafından istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>\t4-İstinaf aşamasında duruşma açılmadığından davalılar yararına vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, <br>Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda\tHMK'nın 361. maddesi uyarınca gerekçeli kararın tebliğinden itibaren iki haftalık süre içerisinde Yargıtay'da temyiz kanun yolu açık olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 17/04/2026<br><br>Başkan -               Üye -                       Üye -               Zabıt Katibi - <br><br><br>Bu belge 5070 sayılı Elektronik İmza Kanunu hükümlerine göre UYAP sistemi üzerinden  elektronik imza ile imzalanmıştır.<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"02c7a7bc6c06f822","SID":"9b8b8c6ebe75d0b1"}}