{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. ANKARA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ <br>26. HUKUK DAİRESİ Esas-Karar No: 2026/169 - 2026/533<br>T.C.<br>ANKARA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>26. HUKUK DAİRESİ<br><br>ESAS NO\t: 2026/169 <br>KARAR NO\t: 2026/533<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>K A R A R  <br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: ANKARA 5. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t\t: 04.11.2025<br>NUMARASI\t\t: 2025/651 Esas 2025/831 Karar<br><br>DAVANIN KONUSU\t: Menfi Tespit <br>KARAR TARİHİ\t: 02.04.2026<br>GEREKÇELİ KARAR <br>YAZILMA TARİHİ\t: 03.04.2026<br>\t<br>İlk Derece Mahkemesince verilen karara karşı  davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuş olup, başvuru şartlarının yerine getirildiği dosya üzerinde yapılan ön inceleme ile anlaşılmakla yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARI<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi ile sigortalı davacı adına kayıtlı aracın karıştığı kaza sonucu ödenmek zorunda kalınan tazminatının rücuen tahsili talebi ile başlatılan icra takibinin kesinleştiğini, dava tarihinden önce 30.07.2025 tarihinde arabuluculuk başvurusu yapıldığını, davalının alkol raporunun eksik olması nedeni ile davacıdan tahsilat yapma amacında olduğunu, davacının kaza anında alkollü olmadığını, kaza sonra ambulans ile ... Şehir Hastanesine kaldırıldığını, davacının kaza anında alkollü olup olmadığını ispat yükünün davalıda olduğunu belirterek, davacının Ankara 3. Genel İcra Dairesi Müdürlüğünün 2025/42370 Esas nolu dosyasına konu borçtan dolayı davalıya borçlu olmadığının tespitine, icra takibinin iptaline, kötü niyet tazminatına hükmedilmesine ve icra takibinin durdurulmasına yönelik ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacının zorunlu dava şartı olan arabuluculuk şartını yerine getirmeden dava açtığını, davacı ile davalı arasındaki ilişki tüketici ilişkisi olduğundan görevli mahkemenin tüketici mahkemesi olduğunu, 03.03.2025 tarihinde saat 16:25 sıralarında alkol raporu bulunmayan sürücü ...'ın sevk ve idaresindeki ...plakalı araç ile  ... plakalı araca ve ardından duramayarak ...plakalı park halindeki araca çarptığını, kazanın meydana gelmesinde alkol raporu eksik olan sürücü ...'ın % 100 oranında kusurlu olduğunu, hasar gören diğer araçların herhangi bir kusurunun bulunmadığını, dava konusu kazanın yalnızca alkol sebebi ile gerçekleştiğini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ<br>Mahkemece, iddia, savunma ve tüm dosya kapsamına göre; davacı ile davalı arasında karayolları motorlu araçlar zorunlu mali sorumluluk sigortası sözleşmesinin bulunması ve sözleşmenin zorunlu sigorta olup Türk Ticaret Kanununda düzenlenmesi nedeni ile davanın mutlak ticari dava olup Asliye Ticaret Mahkemesinin görevli olduğu, davacının 30.07.2025 tarihinde saat 14:01'de arabuluculuk başvurusu yaparak ve ertesi günü işbu davayı açtığı, davacının Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrasına göre arabuluculuk başvurusu sonrasında arabuluculuk sürecinin işlediğini gösteren arabuluculuk faaliyetinin sonunda düzenlenen son tutanağı dava dilekçesi ile birlikte sunmasının zorunlu olduğu, davacının 30.07.2025 tarihinde saat 14:01'de arabuluculuk başvurusu yapması, ertesi günü işbu davayı açmasının arabuluculuk sürecini işlevsiz hale getirmesi ve Hukuk Muhakemeleri Kanununun 115. maddesinin 3. fıkrasında koşulların da oluşmaması nedenleri ile davanın Türk Ticaret Kanununun 5/A maddesi, Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrası ile Hukuk Muhakemeleri Kanununun 114. maddesinin 2. fıkrası ve 115. maddesinin 2. fıkrasının 1. cümlesi gereğince arabuluculuğa başvurma dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar verilmesi gerektiği belirtilerek, davanın arabuluculuğa başvurma dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ<br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davalı sigorta şirketine karşı menfi tespit davası açıldığını, bahse konu davanın davalı şirket tarafından davacıya karşı Ankara 3. Genel İcra Dairesi'nin 2025/42370 sayılı dosyası kapsamında varlığı iddia edilen borca dair açıldığını, davanın açıldığı tarihte icra dosyasının kesinleşmiş, hacizlerin uygulanmış olması ve davanın zorunlu arabuluculuk dava şartına tabii olması nedeniyle hızlı bir şekilde ihtiyati tedbir kararı almak amacıyla arabuluculuk yoluna başvurulduktan sonra davanın açıldığını, dava öncesinde arabuluculuk yoluna başvurulmuş olmasının yeterli olduğunu, dava açıldıktan sonra bir haftalık süre içerisinde 04.08.2025 tarihli arabuluculuk son tutanağının yerel mahkemeye sunulduğunu, dava açmadan önce arabuluculuk yoluna başvurulmuş olması sebebiyle arabuluculuk dava şartının yerine getirildiğini belirterek, kararın kaldırılmasınına karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE<br>HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve istinaf edenlerin sıfatına göre dosya içerisindeki bilgi ve belgeler, mahkeme kararının gerekçesi, dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesi ile yapılan inceleme sonunda;<br>Davanın zorunlu mali mesuliyet sigorta poliçesi kapsamında sigortacı tarafından zarar gören üçüncü kişiye ödenen tazminatın alkollü araç kullanımı  nedenine dayalı olarak sigortalı araç sahibinden rücuen tazmini amacıyla yapılan icra takibi nedeniyle borçlu olmadığının tespiti istemine ilişkin olup, ilk derece mahkemesince davanın zorunlu arabuluculuk dava şartı noksanlığı nedeni ile usulden reddine karar verilmiştir.<br>Dava şartlarının hangi sıraya göre inceleneceği hususu ile ilgili olarak; bir dava şartının yokluğu diğerlerinin incelenmesini gereksiz kılıyor ise, önce o dava şartı incelenmeli, daha sonra sırasıyla diğerlerinin incelenmesine geçilmelidir. Bu çerçevede; önce mahkemeye ilişkin dava şartları, daha sonra taraflara ilişkin dava şartları, eğer bu şartlar da tamam ise, son olarak dava konusuna ilişkin dava şartlarının incelenmesine geçilebilecektir. ( Yargıtay 7. HD'nin 10.10. 2024 tarih ve 2023/5441 E. 2024/4469 K.) Bu kapsamda görev mahkemeye ilişkin, zorunlu arabuluculuk başvurusu ise dava konusuna ilişkin dava şartı olup öncelikle görev dava şartının bulunup bulunmadığının incelenmesi gerekir.<br>Mahkemelerin görevi, dava şartlarından olup, yargılamanın her aşamasında re’sen dikkate alınması gerekmektedir. 6100 sayılı HMK’nun 1.maddesi uyarınca mahkemelerin görevi kanunla belirlenir.Göreve ilişkin kurallar kamu düzenindendir.<br>28.11.2013 tarihli Resmi Gazete'de yayımlanan ve 28.05.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6502 sayılı “Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun”un (TKHK) 2. maddesinde Kanun'un kapsamı “bu Kanun, her türlü tüketici işlemi ile tüketiciye yönelik uygulamaları kapsar” şeklinde açıklanmıştır. Kanun'un “tanımlar” başlıklı 3. maddesinin (l) bendinde ise tüketici işlemi, “Mal veya hizmet piyasalarında kamu tüzel kişileri de dâhil olmak üzere ticari veya mesleki amaçlarla hareket eden veya onun adına ya da hesabına hareket eden gerçek veya tüzel kişiler ile tüketiciler arasında kurulan, eser, taşıma, simsarlık, sigorta, vekâlet, bankacılık ve benzeri sözleşmeler de dâhil olmak üzere her türlü sözleşme ve hukuki işlemi ifade eder” biçiminde tanımlanmıştır.<br>6502 sayılı TKHK'nın 73. maddesi uyarınca tüketici işlemleri ile tüketiciye yönelik uygulamalardan doğacak uyuşmazlıklara ilişkin davalarda tüketici mahkemesi görevli kılınmıştır. Bunun yanında Kanun'un 83. maddesinde de taraflardan birinin tüketicinin oluşturduğu işlemler ile ilgili diğer kanunlarda düzenlene olmasının, bu işlemin tüketici işlemi sayılmasını ve bu Kanun'un görev ve yetkiye ilişkin hükümlerinin uygulanmasını engellemeyeceği belirtilmiştir. Bunun yanında aynı yasanın 83. maddesi uyarınca, eğer taraflardan bir tanesi tüketici ise onun yaptığı işlemler ile ilgili olarak diğer yasalarda bir düzenleme varsa, buna rağmen bu işlemin tüketici işlemi olduğu ve bu yasanın görev ve yetkiye dair olan düzenlemesini engellemeyeceği, belirtilmiştir. <br>Bu çerçevede eldeki dava da görevli mahkemenin tayininde sigorta şirketi ile sigortalı arasındaki ilişkinin hukuki mahiyeti nazara alınmalıdır. <br>Somut olay yukarıda açıklanan Kanun hükümleri ve ilkeler doğrultusunda değerlendirildiğinde uyuşmazlık, 6102 sayılı TTK'nın 16/1 maddesi gereğince tüzel kişi tacir olan davalı ile 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkında Kanun'un 3/1-k maddesine göre ticari veya mesleki olmayan amaçlarla hareket eden gerçek kişi ve hususi otomobil sahibi olan tüketici arasında yapılmış zorunlu mali sorumluluk sigorta sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Taraflar arasındaki ilişki akde dayalı olup davacının sorumluluğunun kaynağı davalı ile yaptığı zorunlu mali sorumluluk sigorta sözleşmesine aykırılık olup 6502 sayılı Yasanın 3/1. maddesi kapsamında kalan tüketici işlemlerinden kaynaklanmaktadır. Uyuşmazlığın açıklanan bu niteliğine göre 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunun 3, 73/1, 83/2 maddeleri uyarınca tüketici işlemi olduğu ve davaya bakmaya tüketici mahkemesinin görevli olduğu anlaşılmaktadır. ( Yargıtay 17. HD'nin 30.09.2019 tarih ve 2016/20042 E. 2019/8685 K.) O halde, ilk derece mahkemesince  davanın tüketici mahkemesinde görülmesi için dava şartı yokluğu nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.<br>Bu itibarla; ilk derece mahkemesince görevli olmamasına rağmen davaya bakılmış olması nedeniyle 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun 353/1-a-3 maddesi uyarınca istinaf başvurusunun kabulüne ve ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasına ve kaldırma kararının sebep ve şekline göre sair istinaf itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM \t\t: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK’nın 353/1-a-6. maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, <br>Yeniden yargılama yapılması için dosyanın kararı veren mahkemeye GÖNDERİLMESİNE, kaldırma sebeplerine göre sair istinaf sebeplerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Davacı tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde ilgilisine iadesine, <br>3-İstinaf yoluna başvuran davacı  tarafından yapılan yargılama giderlerinin ilk derece mahkemesi tarafından yeniden yapılacak yargılamada dikkate alınmasına,<br>4-Karar tebliği, harç ve gider avansı iade işlemlerinin İlk Derece Mahkemesince yerine getirilmesine,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme sonucu HMK'nın 353/1.a maddesi uyarınca KESİN olmak üzere 02.04.2026 tarihinde oy birliği ile karar verildi. <br>\t\t\t<br>Başkan <br><br>Üye <br> <br>Üye <br> <br>Katip <br><br><br>* Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümleri gereğince elektronik imza ile imzalanmıştır.n<br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c0872f03ea9fd8f9","SID":"1bca1062ecca1835"}}