{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>ANTALYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>TÜRK MİLLETİ ADINA<br>İSTİNAF KARARI<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:ANTALYA 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ:27/05/2025<br>DAVA:Maddi ve Manevi Tazminat (Trafik Kazasından Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ:14/04/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ:16/04/2026<br><br>Taraflar arasındaki davanın yapılan yargılaması sonucunda ilk derece mahkemesince verilen, yukarıda tarih ve numarası gösterilen kararına karşı davacı vekili ile davalı ... Sigorta AŞ vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmakla, dosyada duruşma yapılmasını gerektiren eksiklik görülmediğinden Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 353/1-a-6 cümle uyarınca istinaf incelemesinin duruşmasız yapılmasına karar verilerek, dosya incelendi;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ<br>DAVACI İSTEMİNİN ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; 06/07/2015 tarihinde, davalı ... Sigorta AŞ nezdinde zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortalı olan, davalı ...'e ait ve diğer davalı ... yönetimindeki ... plaka sayılı aracın davacı idaresindeki ... plaka sayılı aracın çarpışması sonucu meydana gelen trafik kazasında davacının ağır şekilde yarlandığı ve sağ bacağını diz altından kaybettiği, kalıcı iş göremezlik oluştuğu, davalı sürücünün kusuru sonucu kazanın vuku bulduğu, dava öncesi sigorta şirketine yapılan başvurunun sürüncemede bırakıldığı, arabulucu görüşmelerinde de anlaşma sağlanamadığını beyanla ve fazlaya dair hakkı saklı tutulması kaydıyla 10.000,00 TL protez masrafı ve tedavi giderinin kaza tarihinden işleyecek avans faiziyle tüm davalılardan müştereken ve müteselsilen, 100.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek avans faiziyle birlikte davalı ... ve ...'den müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.<br>Davacı vekili 21/02/2024 günlü dilekçesinde, 10.000,00 TL maddi tazminat isteminin 9.990,00 TL'sinin protez gideri için, 10,00 TL'sinin tedavi gideri zararı olarak talep edildiğini açıkladıktan sonra protez gideri zararını 315.450,00 TL'ye, tedavi giderini 1.875,00 TL olmak üzere toplam maddi tazminat tutarını 317.325,00 TL'ye yükseltmiştir.<br>DAVALI CEVABININ ÖZETİ:<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; ... plaka aracın müvekkili şirket nezdinde trafik sigorta poliçesi bulunduğu, sorumluluklarının sürücünün kusuru oranında, sigorta genel şartları kapsamında ve azami poliçe limitiyle sınırlı olduğu, müvekkili şirketin faaliyet merkezinin İstanbul ilinde olduğu, genel yetki kuralına göre İstanbul Asliye Ticaret Mahkemelerinde davanın görülmesi gerektiği, uyuşmazlık konusu kazaya ilişkin davacının müvekkili şirket aleyhinde Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esasında tazminat davası açtığı ve burada görülen dava sırasında davacıya 200.000,00 TL anapara ve 28.175,0 0TL ferisi için ödeme gerçekleştirildiği ve taleplerden feragat edilmesi nedeniyle davanın reddedildiği, belirtilen davada verilen kesin hüküm ve açık feragat beyanından dolayı aynı olaya dayalı yeniden tazminat isteminde bulunulamayacağı, 6111 sayılı Yasa'nın 59. maddesiyle değişik KTK'nun 98. maddesine göre  protez ve tedavi gideri zararlarına ilişkin faturalı ve belgeli alacaklardan SGK sorumlu olduğundan müvekkili şirket yönünden davanın reddi gerektiği, manevi tazminatın trafik poliçe teminat limiti kapsamında bulunmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.<br>Davalılar ...  ve ... vekili davaya cevap dilekçesinde özetle; davacı yanın olayları net şekilde açıklamadığı, gizlediği yahut çarpıttığı bilgiler ile gerçeklikten uzak anlatım yapıldığı ve hakkın kötüye kullanılmaya çalışıldığı, olaya ilişkin yürütülen ceza davasında müvekkili sürücünün tali derecede kusurlu bulunduğu, iş bu dava ile aynı konuda daha önce Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı tazminat davası açıldığı ve burada açılmamış sayılması kararı verildiği, kaza sonrası davacıya yardımcı olmak istendiği ancak afaki taleplerde bulunulması dolayısıyla ve yine davacının akrabalarının müvekkiline yönelik tutum ve davranışlarından çekinildiği için görüşülemediği, makul talepte bulunulması halinde davacı yanla uzlaşmak istendiğini beyanla davanın reddini istemiştir.<br>DELİLLER:<br>Antalya 16. Asliye Ceza Mahkemesinin 19/10/2019 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin 30/11/2015 gün ve ... esas, ... sayılı karar örneği, trafik kazası tespit tutanağı, zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi örneği, kusur ve tazminat bilirkişisi kök ve ek raporları, ekonomik ve sosyal durum araştırma tutanakları, tüm dosya kapsamı.<br>İDM KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesince verilen kararda özetle; olaya ilişkin yürütülen ceza davasının yargılaması sırasında Karayolları Genel Müdürlüğünün fen heyetinden alınan kusur raporunda davacının asli, davalı sürücünün ise tali derecede kusurlu bulunduğu, eldeki davada adli trafik bilirkişisinden alınan raporda davacıya %25 ve davalıya ise %75 oranında kusur yüklendiği, ortopedi uzmanı ile medikal sektör uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden alınan raporda protezlerin toplam bedelinin 204.320,00 TL olduğu, %20 katkı payı (40.864,00 TL) mahsubu sonrası 163.456,00 TL zarar hesaplandığı, itiraz üzerine bu kez davacının TRH 2010 yaşam tablosundaki bakiye ömür süresine göre ömür boyu ihtiyaç duyacağı protezlerin bedelinin yerli üretime göre 622.500,00 TL, ithal protez bedeli için 640.000,00 TL ve 832.000,00 TL hesaplandığı, en son düzenlenen ek raporda ise yaşam boyu kullanılacak protez bedelinin 622.500,00 TL olduğu ve SGK'nın protezler için ödeyeceği güncel tutarların SUT artışları gözetildiğinde 359.440,00 TL olarak belirlendiği, hesaplamanın piyasa şartlarına göre tespit edildiği, ithal ham madde kullanıldığından kur artışlarının fiyata yansıtıldığının belirtildiği, tazminat ve tıbbi bilirkişi uzmanı raporunda SGK tarafından karşılanmayan tedavi giderleri ile tedavi amaçlı sarf edilen ulaşım giderinden kaynaklı zararın olay tarihi itibariyle 2.500,00 TL tespit edildiği, davacının yaşamı boyunca 8 adet protez değişimine ihtiyaç duyduğu, Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) hükümleri esas alınarak protez giderinin tespit edilmesi gerektiği, 12/02/2025 tarihli 2. ek raporundaki belirlemelerin hükme esas alındığı, SGK SUT fiyatlarına göre protez ve aksamları için toplam 359.440,00 TL'nin SGK tarafından karşılanacağı, ancak SUT 1.8.3 maddesi gereğince davacıdan %20 katkı payı alınacağı, buna göre davacının 359.440,00 TL'nin %20'si olan 71.888 TL'yi katkı payı olarak ödemesi gerektiğinden, ödenecek katkı payının davalı sürücünün kusuru oranında (%75) davalılardan talep edilebileceği, bu itibarla davalıların 53.916,00 TL protez masrafından ve SGK tarafından karşılanmayan 2.500,00 TL tedavi giderinden de davalının kusuruna tekabül eden 1.875,00 TL'sinden sorumlu tutulmaları gerektiği, maddi tazminat talebinin belirlen tutalar yönünden sübuta erdiği ve kısmen haklı olduğu, manevi tazminat yönünden olayın meydana geliş şekli, kusur durumları, davacının uğradığı bedensel zararın boyutu, tarafların ekonomik ve sosyal konumları, paranın satın alma gücü ve diğer etmenler göre manevi tazminat istemini haklı ve makul miktarda olduğu gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, 53.916,00 TL protez masrafı ve 1.875,00 TL tedavi gideri olmak üzere toplam 55.791,00 TL maddi tazminatın davalı ... Sigorta AŞ yönünden poliçe limiti ile sınırlı olmak kaydıyla ve 26/0/2020 temerrüt tarihinden, diğer davalılar ... ve ... yönünden 06/07/2015 kaza tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline, fazlaya ilişkin talebin reddine, manevi tazminat talebini kabulü ile 100.000,00 TL manevi tazminatın davalı ... ve ...’den 06/07/2015 olay tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.<br>İSTİNAF NEDENLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; trafik kazası sonucu bir bacağı diz altından ampute edilen müvekkilinin protez ihtiyacı olduğu ve eldeki uyuşmazlıkta müvekkilinin protezi için ödeyeceği masrafların talep edildiğini, SGK tarafından davacıya yapılacak ödemelerin bu davanın konusu oluşturmadığını, buna karşın SUT hükümlerine göre hesaplama yapıldığını, piyasa koşullarında protezlerin liste fiyatlarının belirlenen zararın çok üstünde olduğunu, SGK tarafından bu protez bedellerini karşılanmadığını, sadece SUT hükümlerine göre fatura edildikçe ödeme yapıldığı ve %20 oranında katkı payı düşüldüğünü, gerçek zarar tespiti için protezin güncel piyasa değerinin dikkate alınması gerektiğini, hükmün ferisine ilişkin olarak reddedilen miktar üzerinden kendisini vekil ile temsil ettiren davalılar lehine belirlenecek vekalet ücretinin davacı için takdir olunan vekalet ücretini geçemeyeceğine dair tarife kuralına uyulmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı ... Sigorta AŞ vekili istinaf dilekçesinde özetle; cevap dilekçesindeki savunmaları aynen tekrar ile Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esasında görülüp neticelenen kararın eldeki uyuşmazlık bakımından kesin hüküm teşkil ettiği ve belirtilen dosyadaki feragat talebi nedeniyle yeniden müvekkili şirkete dava açılmasının mümkün olmadığını, kazaya ilişkin uğranılan tüm maddi zararlar yönünden müvekkili şirketin de ibra edildiğini, protez ve tedavi giderlerinin maddi zarar kapsamında bulunduğunu, ibra belgesinin 2015 yılı içerisinde düzenlendiğini, somut davanın ise 2020 yılı içerisinde açıldığını, yani KTK 111/2 maddede öngörülen 2 yıllık hak düşürücü sürenin geçtiğini, olaya dair yürütülen kamu davasında alınan kusur raporunda davacı yanın asli kusurlu bulunduğunu, eldeki tazminat dosyasında adli trafik bilirkişisini hazırladığı raporda ise davalıya asli kusur verildiğini, kusur raporları arasındaki bu çelişkinin temin edilecek yeni bir rapor ile giderilmesi icap ettiğini, ancak mahkemece böyle yapılmayıp ve gerekçesi de izah edilmeden davacı lehine olan kusur raporuna üstünlük tanındığını, protez giderinin SUT kapsamında Sosyal Güvenlik Kurumu sorumluluğunda olduğunu, yine aynı şekilde tedavi giderinin de Sosyal Güvenlik Kurumunca karşılanması gerektiğini, tazminat hesaplamasına ilişkin dosyada temin edilen raporlar arasında afaki fark oluştuğu halde bu çelişkinin de giderilmediğini, ayrıca hükme esas alınan bilirkişi raporunda ortalama fiyat araştırması yapılmadığını, yeterli açıklama yapılmadığını, farazi değerlendirmelere ve belirlemelere yer verildiğini, bu haliyle tazminat raporunun denetime açık olmadığını beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılmasını istemiştir.<br>Davalı ... istinaf dilekçesinde özetle; kaza mahallinde kontrolsüz kavşakta olay tarihi itibariyle işaret \"dur\" levhası olmadığını, sonradan levhalama yapıldığını, bu haliyle sol taraftan gelen davacı yanın hadisenin vukuunda tek kusurlu taraf olduğunu, kendisine isnat edilecek herhangi bir kusur bulunmadığını, arabulucu aşamasında sadece sigorta şirketi ile görüşüldüğünü, bu durumdan kendisinin haberdar edilmediğini, olaya ilişkin yürütülen ceza davasında alınan kusur raporunda davacıya asli kusur verildiğini, ceza mahkemesi kararının maddi vakıa tespiti yönünden bağlayıcı nitelikte olduğunu, davacının aynı kazaya ilişkin Adana 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin ... esasında sigorta şirketi aleyhine tazminat davası açtığı ve burada sigorta şirketinden 200.000,00 TL'si ana para olmak üzere toplam 228.175,00 TL ödeme aldığını, yapılan tediyenin mahsubuna ilişkin hiçbir değerlendirme yapılmadığını, tazminata uygulanacak faizin başlangıç tarihinde hataya düşüldüğünü, dava öncesi temerrüt oluşmadığı halde olay tarihinden faiz uygulandığını, öte yandan manevi zararın ispatı külfetinin davacı yanda olduğu ve esasen kazaya davacının asli kusurunun sebebiyet verdiği halde fahiş tutarda manevi tazminat belirlendiğini beyanla ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davanın reddini istemiştir.<br>İSTİNAFA CEVAP:<br>Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; Adana 1. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... esas sayılı dosyasında açılan ve feragat edilen davaya ilişkin uyuşmazlığın trafik kazası sonucu maruz kalınan iş gücü kaybı zararına ilişkin olduğunu, ilk kez eldeki davada ileri sürülen protez ve tedavi giderine ilişkin zarar kalemlerinin belirtilen tazminat dosyasında davaya konu edilmediğini, yani iş bu davaya konu maddi tazminat alacaklarından feragat edilmesi gibi bir durumun söz konusu olmadığını, tedavi gideri ile protez masrafından SGK sorumlu olduğu yönündeki iddianın da gerçekle bağdaşmadığını, 6111 sayılı Yasa'nın 59. maddesiyle değişik KTK 98. maddesinde kapsamında olmayan davaya konu maddi zarardan sigorta şirketinin sorumluluğunun devam ettiğini, sigorta şirketinin istinaf itirazının isabet içermediğini beyanla istinaf talebinin reddini istemiştir.<br>G E R E K Ç E<br>Uyuşmazlık, trafik kazasına bağlı yaralanma nedeniyle maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.<br>Türk Borçlar Kanunu'nun 49. maddesi gereğince kasten veya taksirle başkasına zarar veren bu zararı gidermekle yükümlüdür. Bedensel zarara uğrayanların aynı kanunun 54. maddesi gereğince maddi tazminat ve aynı kanunun 56/1 maddesi gereğince manevi tazminat isteme hakları bulunmaktadır. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 85. maddesi gereği motorlu araç işleteni doğan zararlardan sürücü ile birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur. 2918 Sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 91, 97 ve 99. maddeleri gereği trafik kazasına ve zarara sebebiyet veren motorlu aracın zorunlu mali sorumluluk sigortacısı, yasa ve genel sigorta şartları kapsamına dahil maddi zararlardan işletenle birlikte müştereken ve müteselsilen sorumludur.<br>Davacı, motosikletle seyahat ettiği sırada davalı sürücünün kullandığı aracın çarpması sonucu  trafik kazası nedeniyle yaralandığını ve iş göremezliğe maruz kaldığını belirterek bu kazadan kaynaklı protez ve tedavi giderlerine ilişkin maddi zararının ve ortaya çıkan manevi zararlarının karşı aracın sürücüsü, kayıt maliki ve trafik sigortacısı olan davalılarından tahsilini talep etmiş, ilk derece mahkemesince yürütülen yargılama sonucunda maddi tazminat davasının kısmen kabulüne, manevi tazminat davasının ise kabulüne karar verilmiş, bu karara karşı davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>6100 Sayılı HMK.'nun 355. maddesi gereğince istinaf dilekçesinde gösterilen istinaf sebepleri ile sınırlı olarak ve kamu düzeni yönünden yapılan istinaf incelemesi sonucunda;<br>1-Somut dosyaya 03/11/2015 tarihli ibraname belgesinin ibraz edildiği, bu belgede; 200.000,00 TL'si anapara olmak üzere ferileri ile birlikte toplam 228.175,00 TL ödeme karşılığında somut dosya davacısı ile davalısı ... Sigorta  AŞ'nin somut dosyaya konu kaza yönünden sulh oldukları, sigorta şirketi, sigortalısı ve sürücüsünün ibra edildiği, her ne nam altında olursa olsun başkaca bir maddi tazminat talebinde bulunulmayacağının yazılı olduğu görülmüş olup, davalı taraf ise bu ibraname belgesi uyarınca maddi tazminat yönünden davacı tarafından ibra edildiklerini, KTK 111/2 maddesi gereğince iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde ibranamenin iptalinin de talep edilmediğini beyan ederek geçerli ibra uyarınca davanın reddini talep etmiştir.<br>Buna karşın, ilk derece mahkemesince yargılama aşamasında ve gerekçeli kararda dosyaya sunulan bu ibraname belgesinin geçerli olup olmadığına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmamış ve dolayısıyla davalının ibraya ilişkin savunmaları yönünden herhangi bir gerekçe oluşturulmadığı görülmüştür. Oysa ki, ibranamenin geçerli olduğunun kabulü halinde davayı sona erdirecek bir işlemin varlığı mevcut olacağından ve  KTK 111/2 maddesi gereğince iki yıllık hak düşürücü süre içerisinde ibranamenin iptalinin talep edilmediği de sabit olduğundan, ibranamenin geçerli olup olmadığına ilişkin değerlendirmenin yapılması somut dosya açısından zorunluluk arz etmektedir.<br>Bu durumda, somut davanın sonucuna etki edecek nitelikteki bir delil açısından ilk derece mahkemesince değerlendirme yapılmamış olması doğru görülmediğinden, davalı vekilinin bu hususa yönelen istinaf talebinin kabulü ile ilk derece mahkemesi kararının kaldırılarak, dosyaya sunulan 03/11/2015 tarihli ibranamenin geçerli bir ibraname olup olmadığı değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması amacıyla kararın kaldırılması gerekmiştir.<br>2-Somut davaya konu olayla ilgili kaza tespit tutanağında, kavşakta ilk geçiş hakkına uymayan davalının asli kusurlu, kavşağa hızlı giren davacının ise tali kusurlu olduğu tespit edilmiş; ceza dosyasında birden fazla kusur raporu alındığı, ceza mahkemesince ATK Trafik İhtisas Dairesi ve Karayolları Fen Heyetinden alınan raporlara itibar edilerek davaya konu yerin kontrolsüz kavşak olduğu kabul edilmek suretiyle sağdan gelene ilk geçiş hakkını vermeyen davacının asli kusurlu, kontrolsüz kavşağa hızlı giren davalının ise tali kusurlu olduğunun tespit edildiği ve bu kusur durumuna göre her iki sürücünün de adli para cezası ile cezalandırılmasına karar verildiği anlaşılmış olup, somut dosyada trafik bilirkişisinden alınan raporda ise, ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporları ve ceza mahkemesi kararının aksine dava konusu yer ana yol-tali yol olarak kabul edilmek suretiyle anayoldan gelene yol vermeyen davalının asli ve %75 kusurlu, kavşağa hızlı giren davacının ise tali ve %25 kusurlu olduğu belirlenmiş, ilk derece mahkemesince de somut dosyada alınan rapora itibar edilerek hüküm kurulduğu anlaşılmıştır.<br>Bu haliyle, somut dosyada alınan kusur raporu ile ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporları ve ceza mahkemesi kararı arasında çelişki bulunduğu aşikar olduğundan bu çelişkinin giderilmesi gerektiği gözetilmeksizin, somut dosyada alınan kusur raporuna itibar edilerek hüküm kurulması yoluna gidilmesi doğru değildir.<br>Bu durumda ilk derece mahkemesi tarafından yapılması gereken iş; kusur tespiti konusunda uzman olan İTÜ Trafik Kürsüsü Heyetinden oluşturulacak 3 kişilik bilirkişi heyetinden, somut dosyada alınan önceki kusur raporu ile ceza dosyasında hükme esas alınan bilirkişi raporları ve ceza mahkemesi kararları birlikte değerlendirilerek, bilirkişi raporları arasındaki çelişkiyi giderecek ve tarafların davaya konu trafik kazasındaki kusur oranlarını belirleyecek şekilde denetime elverişli ve gerekçeli bilirkişi raporu alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekir.<br>3-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede ise;<br>Davalı ...'in ilk derece mahkemesi karar tarihinden ve karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulduktan sonra vefat ettiği anlaşılmıştır. Ölüm henüz karar kesinleşmeden ve istinaf yasa yoluna başvurulduktan sonra gerçekleştiğinden davanın halen devam ettiği kabul edilmelidir.<br>Her ne kadar bu davalının ölümü üzerine nüfus kayıtlarına göre mirasçısı olduğu belirlenen ...e gerekçeli karar tebliği yapılmış ise de; bu davalının mirasçılık belgesi temin edilmeden yapılan bu tebliğ işlemi ile taraf teşkilinin sağlandığı kabul edilemez.<br>Dava devam ederken taraflardan birinin ölmesi halinde, 6100 Sayılı HMK’nın 50. maddesinde tanımlanan gerçek kişilerin taraf ehliyeti ve 4721 Sayılı TMK'nın 28/1. fıkrası uyarınca ölümle son bulur. Kural olarak bu durumda mirasçıları da ilgilendiren, mirasçıların malvarlığı haklarını etkileyen davalar, tarafın ölümü ile konusuz kalmaz. Ölü kişi adına hüküm kurulamaz. 6100 Sayılı HMK'nın 55. maddesi hükmü dikkate alınarak ölen tarafın mirasını reddetmeyen mirasçılarının, davayı dava arkadaşı olarak hep birlikte takip etmeleri gerekir. Bu halde mirasçılar arasında mecburi dava arkadaşlığı mevcuttur.<br>Yargıtay 4. Hukuk Dairesi'nin 21/09/2021 gün ve ... esas, ... karar ve 29/11/2022 gün ve ... esas, ... karar sayılı ilamlarında da vurgulandığı gibi karar tarihinden sonra istinaf incelemesi sırasında taraf sıfatı sona eren davalı ...'in  mirasçılık belgesi temin edilerek, belirlenecek tüm mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanması için kararın kaldırılması gerektiği kanaatine varılmıştır.<br>4-İlk derece mahkemesinin kabulüne göre ise;<br>a)İlk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13/3. maddesi gereğince maddi tazminat davasının kısmen reddi durumunda davalıya verilecek vekalet ücreti davacıya verilecek vekalet ücretini geçemeyecektir.<br>Somut dosyada maddi tazminat yönünden açılan dava 55.791,00 TL yönünden kısmen kabul edilmiş, fazlaya ilişkin talep yönünden dava reddedilmiştir. İlk derece mahkemesince davacı lehine 30.000,00 TL vekalet ücreti takdir edilmiştir. Bu durumda davalılar lehine ilk derece mahkemesi karar tarihi itibariyle yürürlükte bulunan AAÜT 13/3 . maddesi gereğince davacı lehine takdir edilen vekalet ücretini geçmeyecek şekilde 30.000,00 TL vekalet ücreti takdiri gerekmekte iken, ilk derece mahkemesince maddi tazminat yönünden davacı lehine takdir edilen vekalet ücretini (30.000,00 TL) aşacak şekilde davalılar lehine 41.845,44 TL vekalet ücreti takdir edilmesi doğru görülmemiştir.<br>b)2918 sayılı Kanun'un 85 inci maddesinde işleten ve araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibinin hukuki sorumluluğu düzenlenmiş olup “motorlu aracın işletilmesi bir kimsenin ölümüne veya yaralanmasına yahut bir şeyin zarara uğramasına sebep olursa” motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi, doğan zarardan müştereken ve müteselsilen sorumlu olurlar. Yine Kanun'un 91 inci  maddesinde ise “mali sorumluluk sigortası yaptırma zorunluluğu” düzenlenmiş ve 85 inci maddenin birinci fıkrasına göre olan sorumluluklarının karşılanmasını sağlamak üzere işletenlerin mali sorumluluk sigortası yaptırmaları zorunlu kılınmıştır.<br>Görüldüğü gibi trafik kazası sonucu bedensel bütünlüğü bozulan kişinin bunun tedavisi için yaptığı harcamalar nedeni ile uğradığı zarardan genel hükümler gereğince haksız fiil sorumlusu, bunun yanında 2918 sayılı Kanun’un 85 ve 91 inci maddeleri gereğince motorlu aracın işleteni ve bağlı olduğu teşebbüsün sahibi ve bunların sorumluluğunu üstlenen sigorta şirketi sorumlu olarak belirlenmiştir.<br>Bununla  birlikte  yine 2918  sayılı  Kanun'un “Sağlık hizmet bedellerinin  ödenmesi” başlıklı 98 inci maddesinde ise trafik kazası nedeni ile uğranılan tedavi gideri zararlarından sorumluluk ve ödeme şekli belirlenmiştir.<br>2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi başlığı ile birlikte 25/02/2011 tarihli ve 27857 1. sayılı Resmî Gazete'de yayımlanan 13/02/2011 tarihli ve 6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi ile değiştirilmiştir. Söz konusu 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesi 23/04/2015 tarihli Resmî  Gazete'de yayımlanan 6645 sayılı Kanun’un 60 ıncı  maddesi ile eklenen ibare dahil şu şekildedir;  “Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına bakılmaksızın genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmeti geri ödeme usul ve esasları çerçevesinde  Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. (Ek cümle: 04/04/2015-6645 S.K./60. md) Ancak, Sosyal Güvenlik Kurumu, bu kapsama girenler yönünden genel sağlık sigortalısı sayılanlar için belirlenen sağlık hizmetlerine ilave sağlık hizmetlerini belirler, protez ve ortezler için farklı birim fiyatı tespit eder. Bu sağlık hizmetleri sağlık uygulama tebliğindeki istisnai sağlık hizmetleri kapsamına dâhil edilmez.”<br>Yine 6111 sayılı Kanun’un geçici 1 inci maddesi;“ (1) Bu Kanunun yayımlandığı tarihten önce meydana gelen trafik kazaları nedeniyle sunulan sağlık hizmet bedelleri Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır. Söz konusu sağlık hizmet bedelleri için bu Kanunun 59 uncu maddesine göre belirlenen tutarın % 20’sinden fazla olmamak üzere belirlenecek tutarın üç yıl süreyle ayrıca aktarılmasıyla anılan dönem için ilgili sigorta şirketleri ve Güvence Hesabının yükümlülükleri sona erer. Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal Güvenlik Kurumunun görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir. (2) Bu Kanunun yayımlandığı tarihten itibaren altı ay içinde Sağlık Bakanlığı Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün trafik kazalarından kaynaklanan tedavi giderlerinin tahsili için kurduğu sistem mevcut haliyle Sosyal Güvenlik Kurumuna devredilir. Trafik Hizmetleri Döner Sermaye İşletme Müdürlüğünün tasfiyesine ilişkin iş ve işlemler aynı tarih itibarıyla Sağlık Bakanlığınca gerçekleştirilir” hükmünü içermektedir.<br>6111 sayılı Kanun'un 59 uncu maddesi ile değişmiş olan 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin ilk fıkrası değişiklikten önce; “Motorlu araçların sebep oldukları kazalarda yaralanan kimselerin ilk yardım, muayene ve kontrol veya bu yaralanmadan ötürü ayakta, klinikte, hastane ve diğer yerlerdeki tedavi giderleri ile tedavinin gerektirdiği diğer giderleri aracın zorunlu mali sorumluluk sigortasını yapan sigortacı başvurma tarihinden itibaren sekiz iş günü içinde ve zorunlu mali sorumluluk sigortası sınırları kapsamında öder” şeklinde idi.<br>2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinin değişiklikten önceki ve sonraki metinleri karşılaştırıldığında 2918 sayılı Kanun kapsamında trafik kazası nedeni ile oluşan yaralanma sonucu yapılan tedavi giderlerinden sigorta şirketinin sorumluluğunun sınırlandırılmış olduğu anlaşılmaktadır. Buna göre üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer bütün resmî ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık hizmet bedellerinden SGK sorumlu olarak belirlenmiştir. Burada tedavi giderinin oluşan yaralanma ile illiyet bağının bulunması gerektiği ve bu sağlık kurum ve kuruluşları tarafından tedaviye yönelik olarak yapılan sağlık hizmetlerinin kapsamda olduğunu söylemek gerekir. Bunun dışındaki tedavi giderlerinden yani SGK'nın sorumluluğunda olmayan tedavi giderlerinden yine sürücü, işleten ile araç işleticisinin bağlı olduğu teşebbüs sahibi ve bunların sorumluluğunu poliçe kapsamında üstlenen sigorta şirketinin sorumluluğu devam edecektir.<br>Bu kapsamda 6111 sayılı Kanun’un yürürlüğe girdiği 25/02/2011 tarihi itibariyle Kanun kapsamındaki tedavi giderlerinden sorumluluk SGK'ya geçtiğinden bu konudaki tedavi giderlerine yönelik taleplerin de muhatabının SGK olması gerekmektedir.<br>Yapılan tüm açıklamalar ışığında somut olay değerlendirildiğinde, davacının motosikleti ile seyahat halinde iken davalı sigorta şirketinin zorunlu mali sorumluluk sigorta poliçesi ile sigortaladığı karşı araçla çarpışması ile meydana gelen kazada sağ ayağını kaybettiği, kaza sonrasında takılacak protezin bedeli ile ömür boyu belli aralıklarla değişmesi gerekli protez bedellerinin trafik sigortası kapsamında davalı sigorta şirketi ile sürücü ve işletenden tahsilini talep ettiği görülmektedir.<br>Yukarıda da açıklandığı üzere, trafik kazasındaki yaralanmadan kaynaklanan tedavi giderlerinden olup da belgeye bağlanmış olanlardan SGK'nın sorumlu olduğu, henüz belgeye bağlanmamış olanlar için ise SGK'nın sorumluluğundan bahsedilemeyeceği gözetilmelidir. (Yargıtay HGK’nın 28.02.2024 tarih 2023/4-914 E., 2024/136 K. sayılı kararı).<br>İleride yapılacak protez giderleri 2918 sayılı Kanun'un 98 inci maddesinde belirtilen tedavi giderlerinden olmadığından SGK sorumlu olmayıp işleten, sürücü ve trafik sigorta şirketinin sorumluluğunda olmakla davalı sigorta şirketinin bu zarar kaleminden sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesi gerekir.<br>Somut olayda, ilk derece mahkemesince davacı lehine protez bedeline hükmedilmiş olması doğru olmakla birlikte tedavi giderlerinden olan protez giderinden Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında belirtilen miktar kadarından SGK'nın sorumlu olacağı gözetilerek, bu hususun ilgili kurumdan sorulması, davacının protez gideri talebinin Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında SGK tarafından ne miktarda karşılandığı, SGK tarafından davacıya protez bedeli ödenip ödenmediği hususunun tespit edilmesi gerekir. Sonrasında; davacının protez gideri talebinin SGK tarafından Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) kapsamında karşılanmayacak kısmının tedavi gideri kapsamında davalı sigorta şirketinin sorumluluğunda bulunduğu gözetilerek, davacı için uygun nitelikte olan protezin tedarikçi firmalardan usulüne uygun şekilde fiyatının tespiti ile bu bedelden SGK tarafından Sağlık Uygulama Tebliği (SUT) çerçevesinde karşılanmış protez bedelinin mahsup edilmesi suretiyle davalı sigorta şirketinin tedavi gideri kapsamında sorumlu tutulabileceği zararın belirlenmesi bakımından bu konuda uzman ortopedi ve travmatoloji uzmanı, protez-ortez uzmanı ve aktüerya uzmanından oluşacak bilirkişi heyetinden rapor alınarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve araştırma sonucu yanılgılı değerlendirme ile yazılı şekilde hüküm kurulması doğru görülmemiştir (aynı yönde; Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2022/13961 esas- 2025/16388 karar sayılı ilamı).<br>Hal böyle olunca açıklanan nedenler ve tüm dosya içeriğine göre; davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin ibra ve kusur durumuna yönelen  istinaf isteminin  yukarıda gösterilen 1 ve 2 nolu bentler yönünden kabulü, kamu düzeni yönünden ise  yukarıda gösterilen 3 nolu bent yönünden istinaf isteminin kabulü ile 6100 Sayılı HMK.'nun 353/1 inci fıkrasının (a-6) bendi gereğince ilk derece mahkemesi kararının esası incelenmeden kaldırılmasına, ilk derece mahkemesinin kabulüne göre ise davacı vekilinin istinaf talepleri açısından yukarıda gösterilen 4/a-b nolu bentler yönünden ilk derece mahkemesi kararının hatalı olduğunun tespiti ile yukarıda gösterilen 1, 2 ve 3 nolu bentler yönünden eksiklikler giderildikten sonra davaya devam olunması halinde 4/a-b nolu bentlerde gösterilen hususlara dikkat edilerek karar verilmesi gerektiğine, kaldırma sebeplerine göre davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine, davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar verilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin ibraya ve kusur durumuna yönelen istinaf istemleri ile istinaf incelemesinden önce vefat eden davalının mirasçılarının davaya dahil edilerek taraf teşkili sağlanması için kamu düzeni yönünden istinaf taleplerinin KABULÜNE,<br>2-Antalya 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin ... Esas - ... Karar sayılı, 27/05/2025 tarihli kararının 6100 Sayılı HMK'nun 355 ve 353/1 fıkra (a-6) bendi gereğince ESASI İNCELENMEDEN KALDIRILMASINA,<br>3-Davanın yeniden görülmesi için dosyanın kararı veren ilk derece mahkemesine gönderilmesine,<br>4-Davacı vekili ile davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ vekilinin diğer istinaf istemlerinin şimdilik incelenmesine yer olmadığına,<br>5-Davacı ve davalı davalı ... vekili ve davalı ... Sigorta AŞ tarafından ayrı ayrı peşin yatırılan 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvurma harcının Hazineye gelir kaydına, 615,40 ‬TL istinaf karar harcının davacıya, 953,00 ‬TL istinaf karar harcının davalı ... Sigorta AŞ'ye, (952,77 TL + 1.707,75 TL) 2.660,52 TL istinaf karar harcı ile başvuru sırasında fazladan ödenen 1.683,10 TL istinaf kanun yoluna başvuru harcının davalı ...'a isteği halinde iadesine,<br>6-İlamın icrasının geri bırakılması için davalı ... Sigorta AŞ ve davalı ... tarafından Antalya Genel İcra Dairesinin ... sayılı takip dosyasına ayrı ayrı yatırılan teminatın talepleri halinde yatıranlara iadesine,<br>7-Kesin olan işbu kararın taraflara tebliği, harç tahsil/ iade işlemlerinin ilk derece mahkemesince yerine getirilmesine,<br>İlişkin dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda 14/04/2026 tarihinde, 6100 sayılı HMK'nun 353. maddesi (1-a) bendi gereğince KESİN olarak oy birliğiyle karar verildi.<br>...<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"c5044f5a70ff5da1","SID":"60bfbc92cf27afce"}}