{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/2099 <br>KARAR NO\t: 2026/660<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t\t:\t...  \t\t\t(...)<br>ÜYE\t\t:\t...\t\t\t\t\t \t(...)<br>ÜYE\t\t:\t...  \t\t\t\t\t\t\t\t\t\t(...)<br>KATİP\t\t:\t...  \t\t\t\t\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t  : GEBZE ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 15/11/2023<br>NUMARASI\t: 2019/977 Esas - 2023/1055 Karar<br><br>DAVACILAR \t: 1- ... (T.C. NO:...) - MÜTEVEFFA<br>\t  2- ... <br>MİRASÇILAR\t: 1-... <br>\t  2-... <br>\t  3-...<br>\t  4-... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>\t <br>DAVA\t: Menfi Tespit<br>DAVA TARİHİ\t  : 08/10/2019<br>KARAR TARİHİ\t  : 09/04/2026<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 09/04/2026<br><br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br><br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle;  Gebze 1. İcra Müdürlüğünün 2007/2672 Esas sayılı takip dosyasına konu senetteki imzaların müvekkili ...'a ait olmadığını, sahte olduğu gibi aynı zamanda gerek ödeme yeri olmayan, gerekse sahte üretilmiş şirket kaşesi bastırılması gibi sebeplerle kambiyo vasfına haiz olmadığı gibi müvekkilinin ya da temsilcisi olduğu şirketin böyle bir borcuda olmadığından tespiti gerektiğini, takibin, takip ve alacak zaman aşımına uğradığını, davanın esasa girilmeden önce zaman aşımı sebebiyle takibin düşürülmesi ve iptaline karar verilmesi gerektiğini, bu nedenlerle davanın kabulü ile, takibin zaman aşımı nedeniyle düşürülmesini, davanın esasına girilecek ise takibe konu senetteki imzalar müvekkillerine ait olmadığından imza incelemesi yapılması gerektiğini, müvekkilinin mağduriyetinin artmaması için takibin tedbiren durdurulması, Gebze 1. İcra Hukuk Mahkemesi'nin 2018/222 Esas sayılı dosyasının da bekletici mesele yapılmasını, davalı yanın %20'sinden az olmamak üzere icra inkar tazminatına hükmedilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; davacı yan davaya konu icra takibinin zaman aşımı nedeniyle düşürülmesi ve işbu takibe konu senedin kambiyo vasfını haiz olmadığı iddiasıyla takibin iptali talepli huzurdaki davayı ikame ettiğini, davacının iddiaları son derece mesnetsiz olup işbu davanın reddi gerektiğini, Gebze 1. İcra Müdürlüğü tarafından da detaylıca açıklandığı üzere davaya konu takip dosyası üzerinden satışlar yapıldığını, ihaleler kesinleştiğini, dosya içerisinde hala satış masrafı mevcut olmakla dosya derdest bir dosya olduğunu ve herhangi bir zaman aşımından bahsetmek mümkün olmadığını, işbu sebepten ötürü davacı yan zaman aşımı iddialarında haksız olup haksız davasının reddi gerektiğini, her ne kadar davacı yan Gebze 1. İcra Müdürlüğünün 2007/2672 E. sayılı dosyasından takibe konu senedin sahte olduğunu iddia etse de işbu senet gerekli tüm yasal unsurları haiz olduğunu, nitekim şirket kayıtlarında da borcun mevcut olduğu görüleceğini, borçlunun imzasının sahte olduğuna yönelik iddialar doğru olmadığını, nitekim Gebze 1. İcra Müdürlüğünün 2007/2672 E. Sayılı dosyasından ilgili tebligatlar takip başlangıcından beri yapıldığını, tarafların bu takibe aradan 11 yıl geçtikten sonra itiraz etmeleri kötü niyetli ve davanın reddi gerektiğini, bu sebeplerle davacının haksız ve mesnetsiz davasının reddine, itiraz edilen tutar üzerinden %20 icra-inkar tazminatına hükmedilmesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"... 1-Davanın REDDİNE,<br>2-Davacıların alacağın %20'si oranında 15.000,00.-TL inkar tazminatına mahkum edilmesine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davacılar vekili istinaf dilekçesinde özetle; Bilirkişi raporunda imzanın borçluya ait olup olmadığı yönünde kesin bir görüş bildiremediği hallerde, bilirkişi raporundaki belirsizliğin borçlu lehine yorumlanacağının yasal düzenleme dahilinde olduğunu; çünkü ispat külfetinde, senetteki imzanın borçluya ait olduğunun alacaklı tarafından ispatlanması gerektiğini, bilirkişi raporları arasında çelişki varsa hakimin çelişkiyi gidermeden karar veremeyeceğini, takibe ve davaya konu senedin zaten kambiyo vasfında olmadığını belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davalı vekili tarafından istinaf başvurusuna karşı cevap dilekçesi verilmemiştir. <br>DELİLLER:Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2023 tarih, 2019/977 Esas - 2023/1055 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava menfi tespit talebine ilişkindir. <br>İlk derece mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davacılar tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Alacaklısı Turna Madencilik Ltd.Şti, borçlusu ..., avalisti diğer davacısı olan, 31.08.2005 düzenlenme, 30.09.2005 ödeme tarihli, 75.500 YTL bedelli senet ile ilgili davalının davacılar hakkında takip başlattığı, davacıların senetteki imzanın kendilerine ait olmadığı, ayrıca senedin düzenleme yeri bulunmadığı ve kambiyo senedi vasfında olmadığı, alacağın zaman aşımına uğradığı iddialarıyla eldeki davayı açtığı, davalının davanın reddini talep ettiği, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın reddine karar verildiği, karara karşı davacılardan Yılmaz Karasör Sanayi İnşaat ve Tic. Ltd. Şti. ile mirasçılar ... ve ... tarafından istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br>1-Kamu düzeni yönünden yapılan incelemede;<br>Taraf ehliyeti, 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (HMK) 50.  maddesinde açıkça düzenlenmiş olup bir davada taraf olabilme yeteneğini ifade eder. Taraf ehliyeti, medeni (maddi) hukuktaki 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (TMK) 8. maddesinde düzenlenen medeni haklardan yararlanma (hak) ehliyetinin usul hukukunda büründüğü şekil olarak anlaşılmalıdır. Buna göre; medeni haklardan yararlanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişi davada taraf ehliyetine sahip kabul edilmelidir.<br>Dava ehliyeti ise HMK'nın 51. maddesinde kişinin kendisinin veya yetkili kılacağı bir temsilci aracılığı ile bir davayı takip etme ve usul işlemlerini yapma ehliyeti olarak ifade edilmiştir. Dava ehliyeti, TMK'nın 9. maddesinde düzenlenen medeni hakları kullanma (fiil) ehliyetinin usul hukukundaki görünümü olup buna göre medeni hakları kullanma ehliyeti bulunan her gerçek ya da tüzel kişinin dava ehliyeti bulunmaktadır. <br>Taraf sıfatına bir başka deyişle husumet ehliyetine gelince, bu kavram dava konusu hak ile kişiler arasındaki ilişkiyi ifade eder. Sıfat, bir maddi hukuk ilişkisinde tarafların o hak ile ilişkisinin olup olmadığının belirlenmesi anlamına gelir. Davacı sıfatı, dava konusu hakkın sahibini, davalı sıfatı ise dava konusu hakkın yükümlüsünü belirler. Uygulamada davacı sıfatı, \"aktif husumeti\", davalı sıfatı ise \"pasif husumeti\" karşılayacak şekilde değerlendirilmektedir. Dava konusu şey üzerinde kim ya da kimler hak sahibi ise davayı bu kişi veya kişilerin açması ve kime karşı hukukî koruma isteniyor ise o kişi veya kişilere davanın yöneltilmesi gerekir. Bir kimsenin davacı veya davalı sıfatına sahip olup olmadığı tıpkı hakkın mevcut olup olmadığının tayininde olduğu gibi maddi hukuka göre belirlenir. Taraf sıfatının bu anlamda önemli özelliği ise def'î değil itiraz niteliğinde olması nedeniyle taraflarca süreye ve davanın aşamasına bakılmaksızın her zaman ileri sürülebileceği ve taraflar ileri sürmemiş olsa bile mahkemece re'sen nazara alınmasıdır.<br>6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 114/1-d maddesinde açıkça düzenlendiği üzere dava ve taraf ehliyeti dava şartlarındandır. Bu düzenlemeye göre husumet ya da bir başka deyişle taraf sıfatı dava şartlarından değildir. Dava şartının özelliği tıpkı taraf sıfatı gibi davanın esastan görülüp karara bağlanabilmesi için varlığı ya da yokluğu hâkim tarafından davanın her aşamasında kendiliğinden gözetilen ve taraflarca noksanlığı davanın her aşamasında ileri sürülen nitelikte olmasıdır.<br>Bu aşamada uyuşmazlığın çözümü bakımından mirasının reddi ve ilgili yasal düzenlemeler üzerinde durulmasında yarar bulunmaktadır.<br>Mirasın reddi, TMK'nın 605 ve devamı maddelerinde düzenlenmiş olup, anılan Kanun’un 605. maddesinde, yasal ve atanmış mirasçıların mirası reddedebilecekleri belirtilmiştir.<br>Yasal ve atanmış mirasçılar mirası, TMK’nın 606. maddesi gereğince üç aylık hak düşürücü süre içinde reddedebilirler. Bu süre yasal mirasçılar için mirasçı olduklarını daha sonra öğrendikleri ispat edilmedikçe miras bırakanın ölümünü öğrendikleri tarihten işlemeye başlar. Atanmış mirasçılar için ise süre, miras bırakanın tasarrufunun kendilerine resmen bildirildiği tarihten işlemeye başlar.<br>4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun “Mirasçılardan biri tarafından ret” başlıklı 611/1.maddesi; “Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı, miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi, hak sahiplerine geçer.”şeklinde düzenlenmiştir.<br>Görüldüğü üzere kural olarak yasal mirasçılardan biri mirası reddederse reddeden mirasçı miras bırakandan önce ölmüş gibi değerlendirme yapılır. Onun payı miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi diğer hak sahiplerine geçer.<br>Aynı Kanun’un “En yakın mirasçıların tamamı tarafından ret” başlıklı 612. maddesi ise;   <br>“En yakın yasal mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras, sulh mahkemesince iflâs hükümlerine göre tasfiye edilir.<br>Tasfiye sonunda arta kalan değerler, mirası reddetmemişler gibi hak sahiplerine verilir.” şeklindedir.<br>Bu yasal düzenlemeye göre en yakın mirasçılardan maksat miras  bırakanın ölümünde doğrudan doğruya mirasçılık sıfatını kazanan mirasçılardır. En yakın mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras daha sonraki derecede bulunan mirasçılara geçmez. Başka bir ifadeyle en yakın mirasçıların tamamı tarafından reddolunan miras daha sonraki zümrede yer alan hısımlara geçmez. Miras bırakanın en yakın mirasçısı sıfatını taşımayan kişilere miras intikal etmez.<br>Bu durumda mirasın en yakın mirasçıların tümü tarafından reddedilmiş olması ile mirasçılardan biri tarafından reddedilmesinin farklı sonuçları bulunmaktadır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2020/(21)10-604 esas 2022/1020 karar sayılı ilamı)<br>a-Eldeki olayda; Davacılardan ... dava devam ederken, 27.06.2022 tarihinde vefat ettiği, dosyaya sunulan Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesinin 2022/367 esas 2022/382 karar sayılı mirasçılık belgesi istemine ilişkin kararda müteveffanın mirasçılarının ..., ..., ... ve ... olduğunun tespit edildiği, anılan mirasçılardan ...’ın kendisine gönderilen tebligata rağmen dosyaya cevap vermediği, diğer mirasçı ...’ın ise Nallıhan Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2022/405 esas 2022/423 karar sayılı ilamı ile mirası reddettiği, davaya mirasçılardan ... ile ...’ın huzuruyla devam edildiği ve hüküm verildiği görülmüştür.<br>Miras yoluyla intikali mümkün hakların konusunu oluşturduğu bir davada davacının ölümü hâlinde 6100 sayılı Kanun'un 55. maddesi gereğince Mahkemece, davacı mirasçılarının tamamı tespit edilerek davadan haberdar edilmesi gerekir. Davacının tek bir mirasçısının bulunması hâlinde bu mirasçı, birden fazla mirasçısının bulunması hâlinde de 4721 sayılı Kanun'un 640. maddesi uyarınca terekeye elbirliğiyle malik olmaları sonucu aralarında 6100 sayılı Kanun'un 59. maddesi gereği mecburi dava arkadaşlığı bulunan mirasçıların tamamı davadan haberdar edilerek murisleri tarafından açılan davaya devam etme iradesinde olup olmadıkları belirlenmelidir. Bu doğrultuda yapılacak tebligatlar sonrasında mirasçıların terekeyi kabul veya reddetmemiş olmaları hâlinde 4721 sayılı Kanun'un 606. maddesinde belirlenen üç aylık mirasın reddine dair süre beklenerek mirasçıların tamamının davaya katılımı ile taraf teşkili sağlandıktan sonra yargılamaya devam edilir. Ayrıca gecikmesinde sakınca bulunan hâllerde Mahkemece, davayı takip için kayyım tayin edilebilecektir. Ancak her hâlükarda davacının vefatından sonra yargılamaya devam edilebilmesi için mahkemece mirasçıların tamamının davaya katılımının sağlanması veya terekeye temsilci atanması yoluyla taraf teşkilinin sağlanarak yargılamaya devam edilip hüküm kurulması gerekir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2025/(14)7-120 esas 2025/353 karar sayılı ilamı) Dosya kapsamında dava devam ederken vefat eden davacı ...’ın vefatıyla terekesinin elbirliği mülkiyetine tabi olduğu, 6100 sayılı yasanın 59.maddesi gereği mirasçılarının mecburi dava arkadaşı olduğu dikkate alındığında davaya tüm mirasçıların katılımıyla veya terekeye temsilci atanması sağlanarak tereke temsilcisinin katılımıyla devam edilmesi gerekirken mirasçılardan sadece ... ile ...’ın huzuruyla devam edilip hüküm verilmesi hatalıdır.<br>b-Yine yukarıda da detaylandırıldığı üzere; 4721 sayılı TMK'nın 611. maddesinde \"Yasal mirasçılardan biri mirası reddederse onun payı miras açıldığı zaman kendisi sağ değilmiş gibi hak sahiplerine geçer.\" hükmüne yer verilmiştir. Bu durumda anılan yasal düzenleme gereği mirası reddeden ...’ın, müteveffa ...’ın vefat tarihi olan 27.06.2022 tarihinde sağ değilmiş gibi onun miras payının mirasçılarına geçeceği nazara alınarak muris ... ile ilgili mirası reddeden mirasçının durumu da gösterilmek suretiyle yeni bir mirasçılık belgesi alınması için davacıya yetki ve süre verilmesi, davanın alınacak yeni mirasçılık belgesine göre mirasçı olan kişi ve kişilerin katılımıyla yürütülmesi gerekirken (Benzer yönde Yargıtay 14. Hukuk Dairesinin 2015/16463 esas 2018/4496 karar sayılı ilamı, Yargıtay 4. Hukuk Dairesinin 2021/1644 esas 2023/5830 karar sayılı ilamı), 4721 sayılı Kanun'un 611 inci maddesi kapsamında değerlendirilip tartışılmadan, taraf teşkili konusu göz önüne alınmadan, sadece mirası reddetmeyen mirasçılardan ikisinin davayı takibiyle yazılı şekilde hüküm kurulması doğru olmamış (Benzer yönde Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/3611 esas 2023/280 karar sayılı ilamı), kararın kamu düzeni yönünden kaldırılması gerekmiştir.<br>2-Kabule göre de; Zaman aşımını kesen sebepler 6098 sayılı yasanın 154 vd. maddelerinde sayılmış olup (mülga 818 sayılı yasanın 133. vd. maddeleri) zaman aşımının kesilmesi halinde yeniden süre işlemeye başlayacaktır. (6098 sayılı yasanın 156/1.maddesi, 818 sayılı yasanın 135/1.maddesi) Yine zaman aşımı, icra takibiyle kesilmişse, alacağın takibine ilişkin her işlemden sonra yeniden işlemeye başlar. (6098 sayılı yasanın 157/2.maddesi, 818 sayılı yasanın 136/2.maddesi)<br>Davacıların borcun zaman aşımına uğradığı iddialarının bulunduğu ve borca ilişkin takip başlatıldığı dikkate alındığında zaman aşımı iddiasının değerlendirilebilmesi için takip dosyasının incelenmesinin gerektiği, UYAP'ta yapılan kontrolde Gebze İcra Müdürlüğünün 2007/2672 (Yeni 2020/6314) esas sayılı dosyasının tamamının taralı olmadığı gibi, dosyanın fiziken dosya içerisine de alınmadığı görülmekle bu şekilde anılan eksiklik giderilmeden karar verilmesi de hatalı olmuştur.<br>O halde mahkemece yapılacak iş; yukarıda 1-a ve b kısımlarında belirtilen taraf teşkiline ilişkin eksiklikler giderilerek ve Gebze İcra Müdürlüğünün 2007/2672 (Yeni 2020/6314) esas sayılı dosyasının fiziken dosyaya kazandırılarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir.<br>3-Kaldırma sebeplerine göre diğer istinaf istemleri bu aşamada incelenmemiştir.<br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davacılar vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni yönünden kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4, 6 maddeleri gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacıların istinaf başvurusunun bu aşamada incelenmesine yer olmadığına,<br>2-Gebze Asliye Ticaret Mahkemesinin 15/11/2023 tarih, 2019/977 Esas - 2023/1055 Karar sayılı kararının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4,6 ve 355. maddesi uyarınca kamu düzeni gereğince KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.09/04/2026<br>\t\t\t\t<br>...<br>Başkan ...<br> ¸e-imzalıdır<br><br>...<br>Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>*Üye ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br>...<br>Katip ...<br>¸e-imzalıdır<br> <br><br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"1aa7ad7d52bbde37","SID":"2dfd8a3968e49649"}}