{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. SAKARYA BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ    7. HUKUK DAİRESİ     <br>T.C.<br>SAKARYA<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  7. HUKUK DAİRESİ<br><br>DOSYA NO\t: 2024/2069 <br>KARAR NO\t: 2026/672<br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F   K A R A R I<br><br>BAŞKAN\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>ÜYE\t:...\t(...)<br>KATİP\t:...\t(...)<br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: KOCAELİ 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ\t: 13/09/2024<br>NUMARASI\t: 2024/178 Esas - 2024/421 Karar<br><br>DAVACILAR \t: 1- ... <br>\t  2- ... <br>VEKİLİ\t: Av. ... <br>DAVALI \t: ... <br>VEKİLİ\t: Av. ...<br><br>DAVA\t: Menfi Tespit (Kambiyo Senetlerinden Kaynaklanan)<br>DAVA TARİHİ\t: 04/04/2024<br>KARAR TARİHİ\t  : 09/04/2026<br>KR. YAZIM TARİHİ\t  : 09/04/2026<br>İstinaf incelemesi için dairemize gönderilen dosyanın ilk incelemesi tamamlanmış olmakla  HMK'nın 353. ve 356. maddeleri gereğince; dosya içeriğine ve kararın niteliğine göre sonuca etkili olmadığından duruşma yapılmasına gerek görülmeden dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalı ... davacı müvekkiller hakkında Kocaeli İcra Müdürlüğü'nün 2023/19306 Esas sayılı icra takibi ile takip yoluna başvurmuş ve müvekkillerin adına kayıtlı olan otomobil taşınmaz ve banka hesapları üzerine haksız yere hacizler koyduğunu, müvekkilin aracı aylardır yedi-i emin garajında bağlı bulunduğunu, bundan doğan tazminat davası haklarını saklı tuttuklarını, davalı ... ile davacı müvekkiller arasında icraya konu senet ile ilgili borç doğuracak hiç bir hukuki ilişki söz konusu olmadığını, bu nedenle icraya konu senede ilişkin müvekkilinin herhangi bir borçlanma iradesinin söz konusu olmadığını, davalı ... kötü niyetli bir alacaklıdır zira davacı, müvekkillerimiz ile hiç bir alacak-verecek ilişkisi olmadığını, icraya konu senede ilişkin aralarında hiç bir hukuki ilişki bulunmadığını yine en iyi kendisi bildiğini, buna rağmen haksız yere senedi icraya verip müvekkilinin aracını bağlattığını ve tüm mal varlığını gasp ettiğini, buna ilişkin ayrıca suç duyurusunda bulunacaklarını, %15 teminat karşılığında tedbir kararı verilmesini talep ettiklerini, takip konusu bononun dayanağı olan herhangi bir borçlandırıcı işlem davalı ile müvekkiller arasında yapılmadığını, aralarında  alacak verecek meselesini doğuracak hukuki bir ilişki söz konusu olmadığını, davalı ...'in müvekkiller hakkında yaptığı icra takibi temelsiz dayanaksız ve tamamen kötü niyetli bir icra takibi olduğunu, müvekkillerimin davalıya borcu olmadığının tespit edilmesine, davalının, sebepsiz yere, haksız ve kötü niyetli takip yapmış olması nedeni ile bonoda yazılı miktar olan 600.000,00 TL’nin %40’ı üzerinden kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini talep ve dava etmiştir.<br>Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ikame edilmiş olan davanın haksız, hukuki dayanaktan yoksun olduğunu, bu nedenle reddinin gerektiğini, davacı ile davalının 06.01.2022 tarihli İnşaat Sözleşmesi ile aynı tarihli İnce İş-Yapılacak İşler sözleşmesini akdetmiş olup, davacı tarafın sözleşmede yazılı iş bitiş tarihi olan 20.05.2022 tarihinde işi bitiremediğini, sözleşmede kararlaştırılmış inşaat bedelini iş bitirilmediği halde vadesinden önce ekte sunulan dekontlarda aşikar olmak üzere, davacının işi bitirme için maddi olarak zorlandığını belirttiği için kendisine ve babası Muharrem'e ödediğini, bu müvekkilin kötü niyetli değil iyi niyetli olduğunu ortaya koyduğunu, müvekkili tarafından Ert Life Mimarlık'a demir ve beton bedeli olarak 144.758,00 TL ödeme yapılmış olduğunu, bu ödemenin davacılara yapıldığını iddia etmiş olduğu toplam 600.000,00 TL içerisinde olduğunu, icra takibine konu senedin ise 02.09.2022 tarihli ek süre alımı sözleşmesi akdedilirken güvence olarak davacı ... ve babası diğer davacı ... tarafından müvekkile teslim edildiğini belirterek, haksız, hukuki dayanaktan yoksun davanın reddini, haksız dava nedeni ile davacıların tazminat ödemesini talep etmiştir. <br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI ÖZETİ:<br>İlk derece mahkemesince; \"...Davanın KABULÜ ile,<br>Davacıların Kocaeli İcra Dairesinin 2023/19306 esas  sayılı dosyasına konu olan 02/09/2022 tanzim tarihli 02/01/2023 vade tarihli 600.000,00 TL senetten dolayı borçlu olmadıklarının tespitine, <br>Davacılar vekilinin kötü niyet tazminat talebinin reddine, ...\" şeklinde hüküm kurulmuştur.<br>İlk derece mahkemesince verilen karara karşı davalı vekili tarafından istinaf yoluna başvurulmuştur. <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davanın menfi tespit davası olduğunu ispat yükünün davacı yanda olduğunu, taraflarınca dosyaya sunulmuş belge ve delilerden de görüleceği üzere taraflar arasındaki hukuki ilişkinin varlığının çok açık olduğu ve davacı yanın bu zamana kadar bu hukuki ilişki ile ilgili herhangi bir dava ve itirazı ile yasal yollara müracaatının olmadığını, hatta keşide edilen ihtara cevap dahi vermediği, davacı yanca ispat edilemeyen davanın reddine karar verilmesi gerekir iken kabulünün haksız ve hakkaniyete aykırı olduğunu, dava için gerekli olan tüm delillerin taraflarınca dosyaya ibraz edildiğini, davanın mahiyeti gereği sunulan tüm iddialar ve delillerin eksiksiz irdelenmesi gerektiğini, yazılı tüm delilerin irdelenmesinin öncelikli olduğunu, tanık delilinin reddine dair ara kararın da yersiz olduğunu, davacı tarafından hukuki ilişki yoktur iddiasına mukabil verilen cevap dilekçelerindeki yazılı delil ve senet  mahiyetinde tüm delilerin irdelenmesini ve HMK'nın 202. madde gereği tanık deliline müracaat edilmesi gerektiğini belirterek; istinaf taleplerinin kabulüne, yerel mahkeme kararının kaldırılmasına karar verilmesi talebiyle istinaf yoluna başvurmuştur. <br>Davacılar vekili cevap dilekçesinde özetle; davalının istinaf dilekçesinde sunduğu Yargıtay kararlarının kendi iddialarıyla çeliştiği ve anlaşıldığı kadarıyla davaya cevap dilekçesinde, \"güvence bedeli\" olduğunu ifade ederek, senedi talil ettiğini de fark etmediği, davalı senedin güvence olarak alındığı iddiasını bu kesin delillerle ispat edemediği gibi yemin teklini de kabul etmediği; mahkemenin, davalının tanık dinletme talebini, taraflarınca da kabul edilmediği için,  haklı olarak reddedildiğini, icra takibine konu senedin artık \"mücerretlik\" vasfına sahip olmayıp \"kayıtsız şartsız\" bir borç ilişkisini temsil etmediğini, buna göre böyle bir senede dayanılarak kambiyo senetlerine özgü haciz yolu ile takip yapılmasının da artık mümkün olmadığını belirterek; haksız istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>DELİLLER:Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/09/2024 tarih, 2024/178 Esas - 2024/421 Karar sayılı kararı ve tüm dosya kapsamı.<br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ VE GEREKÇE:<br>Dava kambiyo senedinden kaynaklanan menfi tespit talebine ilişkinidir. <br>İlk derece mahkemesince davanın kabulüne karar verilmiştir.<br>İlk derece mahkemesi kararına karşı davalı tarafından istinaf başvurusu yapılmıştır.<br>İnceleme; 6100 sayılı HMK.'nın 355. madde hükmü uyarınca, istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.<br>Dosyanın incelenmesinde; Davacılardan ...’nun düzenleyeni, diğer davacı ...’nun aval vereni, davalının lehtarı olduğu, 02.09.2022 düzenleme, 02.01.2023 ödeme tarihli 600.000,00 TL bedelli, malen kaydı içeren bono ile ilgili olarak davalının davacılar hakkında takip başlattığı, davacıların iddiasına göre taraflar arasında bonodan kaynaklanan bir borcun olmadığı, taraflar arasında senet düzenlenmesini gerektiren bir ilişki olmadığının ileri sürülerek menfi tespit talep edildiği; davalı tarafça verilen cevapta, taraflar arasında 06.01.2022 tarihli inşaat sözleşmesi bulunduğu, davacının anılan sürede inşaatı bitirememesi üzerine 02.09.2022 tarihinde ek süre verildiği ve davacının maddi durumunun kötü olması nedeniyle davalı tarafından sözleşme bedelinin tamamının davacıya ödendiği, ek süre verilmesine ilişkin sözleşme düzenlenirken güvence olarak, yani işin bitirilememesi ihtimaline karşılık anılan bononun verildiğini beyan ettiği, inşaatın süresinde bitirilememesi nedeniyle ve davalının yaptığı masraflar nedeniyle bononun takibe konulduğunu savunduğu, mahkemece yapılan yargılama sonunda davanın kabulüne karar verildiği, karara karşı davalının istinaf yasa yoluna başvurduğu görülmüştür.<br>Dava menfi tespit istemine ilişkin olup menfi tespit davaları davalı tarafından varlığı iddia edilen bir hukuki ilişkinin mevcut olmadığının (yok olduğunun) tespiti için açılan dava olarak tanımlanır  (Baki Kuru: İcra ve İflâs Hukuku El Kitabı, Ankara 2013, s. 346).<br>Menfi tespit davası, 2004 sayılı İcra ve İflâs Kanunu’nun (İİK) 72. maddesinde düzenlenmiştir. Bu maddeye göre, borçlu, icra takibinden önce veya takip sırasında ya da icra takibinden sonra borçlu bulunmadığını ispat için menfi tespit davası açabilir. Bu dava maddi hukuk ve usul hukuku bakımından genel hükümlere dayalıdır ve normal bir hukuk davası olarak açılır.<br>Diğer bir deyişle; kendisine karşı icra takibi yapılmış olan borçlu, ödeme emrine itiraz edilmemiş veya itiraz edilmiş olmakla birlikte yerinde görülmemiş olması sebebiyle icra takibi kesinleşse dahi maddi hukuk bakımından borçlu olmadığını ileri sürebilir. Bunun için, takip devam ederken alacaklıya karşı menfi tespit davası açabileceği gibi böyle bir menfi tespit davası açmamış ve borcu cebri icra tehdidi altında ödemiş ise ödemiş olduğu paranın kendisine verilmesi için alacaklıya karşı istirdat davası açabilir (Baki Kuru; İcra ve İflâs Hukukunda Menfi Tespit Davası ve İstirdat Davası, Ankara 2003, s. 233).<br>Menfi tespit davasında ispat yükü, kural olarak davalı alacaklıya düşer. Davacı (borçlu), davalının (alacaklının) varlığını iddia ettiği hukuki ilişkiyi (meselâ borcu) sadece inkâr etmekle yetinmekte ise, yani bu hukuki ilişkinin (borcun) hiç doğmadığını ileri sürmekte ise ispat yükü davalıdadır. Çünkü hukuki ilişkinin (borcun) varlığını iddia eden davalıdır ve HMK'nın 190, TMK'nın 6. maddesi gereği ispat yükü iddia sahibine düşer.<br>Bütün mücerret alacaklarda olduğu gibi kambiyo senedi alacağı da kural olarak uygun bir asıl borç ilişkisine, bir illî ilişkiye dayanır. Bir kambiyo senedi düzenleyip veren ve bu senedi alan herkes, bütün hukuki işlemlerin yapılmasına temel teşkil eden bir amaca ulaşmak istemektedir.<br>Bununla birlikte kambiyo senedinden kaynaklanan talebin geçerliliği, temel ilişkiden kaynaklanan temel talebin ve bununla ilgili olarak taraflar arasında varılmış amaca ilişkin mutabakatın geçerliliğinden tamamen bağımsızdır. Kambiyo senedinden doğan talep hakkına kambiyo hukuku, temel talebe ise bu talebin ait olduğu hukuk kuralları uygulanır.<br>Nitekim bono da ödeme vaadi niteliğinde bir kambiyo senedi olup bağımsız borç ikrarını içerir.<br>Bonoda şekil şartları TTK'nın 776. maddesinde sayılmıştır. Bunlar; “Bono” ya da “Emre Muharrer Senet” ibaresi, kayıtsız şartsız bir bedel ödeme vaadi, vade, ödeme yeri, lehtar, keşide yeri ve tarihi, keşidecinin imzasıdır. Zorunlu şartlardan biri eksik olduğu takdirde, senedin bono niteliği kaybolur. Bunlardan vade ve ödeme yeri esaslı şekil şartlarından değildir. Sayılan zorunlu şekil şartlarının yanında seçimlik şartlar da vardır. Bonoya isteğe bağlı olarak faiz, yetkili mahkeme yahut bedelin nakden ya da malen alındığı kayıtları da konabilir.<br>Bedel kaydı belirtildiği üzere bononun zorunlu olmayan, ihtiyari unsurlarından biridir ve bu kayıt, keşidecinin (borçlunun), senedin lehtarından (alacaklıdan) karşı edayı aldığını ispata yarar.<br>Aslında kambiyo senetleri illetten mücerret olduğu için bu kayıtların kambiyo hukukunda tek başına bir anlamı olmaz, karşı edimin elde edilip edilmediği de önem taşımaz. Bedel kayıtları daha çok keşideci ile lehtar arasındaki iç ilişki yönünden ve ispat konusunda önem taşır. Kişisel def'i nedenlerinin varlığının kanıtlanmasını kolaylaştırır.<br>Sözü edilen kayıtlar özellikle ispat hukuku açısından ilgilileri bağlayıcı niteliktedir. Bedel kaydı içeren bononun lehtarı, artık senedin “kayıtsız ve koşulsuz bir borç ikrarı olduğu” yolundaki soyutluk kuralına dayanamayacaktır.<br>Borç ikrarını içeren bir belge aleyhine elbette kanıt sunulabilir. Ancak; ikrar borcun nedenini içeriyorsa, sadece bu nedenin gerçekleşmediğinin kanıtlanması gerektiği gözden kaçırılmamalıdır (12.04.1933 tarihli ve 1933/30-6 sayılı YİBK kararı).<br>Borçlunun, temel borç ilişkisinden dolayı herhangi bir nedenle sorumlu tutulamayacağını ileri sürerek açtığı menfi tespit davası, öğreti ve uygulamada bedelsizliğe dayalı menfi tespit davası olarak adlandırılmaktadır. Bedelsizlik ise, bir kambiyo senedinin ihdasına neden olan temel alacağın herhangi bir nedenle mevcut olmamasıdır. Başka bir ifadeyle bir kambiyo taahhüdünün temel alacağı geçersizse ya da sona ermişse, o kambiyo taahhüdü bedelsiz demektir.<br>Bedelsizlik iddiası, TTK’nın 687. maddesi anlamında bir kişisel def'i olduğundan düzenleyen tarafından kural olarak ancak senet lehtarına karşı ileri sürülebilir. Ayrıca düzenleyen, senet lehtarına karşı senedin bedelsizliğini ispat ettikten sonra, hamilin senedi bilerek kendi zararına devraldığını kanıtlamak şartıyla hamile karşı da bedelsizlik def'ini ileri sürebilir.<br>Bedelsizliğe dayalı menfi tespit davasının yasal dayanağı TBK'nın 77 vd. maddelerinde düzenlenen sebepsiz zenginleşmedir. Zira kambiyo senetlerinde geçerli olan mücerretlik (soyutluk) ilkesi gereğince, temel alacağın mevcut olmaması veya geçersiz olması, kambiyo senedinin hükümsüzlüğü sonucunu doğurmamakta; buna karşılık temel ilişkideki sakatlık, kambiyo borçlusuna, borçlu olmadığının tespitiyle birlikte alacaklıya karşı sebepsiz zenginleşme def'ini dermeyan etme hakkını vermektedir.<br>Bonoda bedelsizlik iddiası ileri sürüldüğünde kural olarak ispat yükü senedin bedelsiz olduğunu ileri süren tarafa aittir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. Eğer taraflardan biri senet metninde yazılı kaydın doğru olmadığını söylüyorsa, buna senedin talili denmektedir. Bu anlamda talil, senet metninde açıklanan düzenleme (ihdas) nedenine aykırı beyanda bulunma anlamına gelmektedir ve bu hâlde ispat yükünün kaydın aksini iddia edene ait olacağında kuşku bulunmamaktadır (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-821 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/6-345 esas 2025/665 karar sayılı ilamı).<br>Burada yeri gelmişken aval kurumuna da değinmek gerekir. <br>6102 sayılı Kanun'un 700 üncü maddesi ve devamı maddelerinde düzenlenen aval, poliçede yazılı bulunan borcun kısmen veya tamamen teminat altına alınmasını sağlayan bir kefalet olarak tanımlanmaktadır. Kefalet veren kişiye, aval veren denir. Anılan maddenin ikinci fıkrasına göre aval, üçüncü bir kişi veya poliçede imzası bulunan başka bir kişi tarafından da verilebilir.<br> 6102 sayılı Kanun'un avalin şekline ilişkin 701 inci maddesi;“(1) Aval şerhi, poliçe veya alonj üzerine yazılır. (2) Aval “aval içindir” veya bununla eş anlamlı başka bir ibareyle ifade edilir ve aval veren kişi tarafından imzalanır. (3) Muhatabın veya düzenleyenin imzaları hariç olmak üzere, poliçenin yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. (4) Kimin için verildiği belirtilmemişse aval, düzenleyici için verilmiş sayılır.” hükmünü içermektedir. Buna göre poliçenin ön yüzünde avale ilişkin herhangi bir ibare bulunmayıp sadece imzanın bulunması hâlinde, muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayılır. Ayrıca avalistin isim ve soy isminin de bulunması aval için  zorunlu bir unsur değildir. <br>Avale ilişkin hükümler 6102 sayılı Kanun'un 778 inci maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca bonolar hakkında da uygulanır. Aynı Kanun'un 776 ıncı maddesinin birinci fıkrasının (g) bendi ve 778 inci maddesinin atfı ile uygulanması gereken 701 inci maddesi birlikte değerlendirildiğinde bononun geçerli olması için tek imza yeterli olup senedin ön yüzüne atılan ikinci imza aval şerhi sayılır.<br>6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesi; \" (1) Aval veren kişi, kimin için taahhüt altına girmişse aynen onun gibi sorumlu olur. (2) Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. (3) Aval veren kişi, poliçe bedelini ödediği takdirde, poliçeden dolayı lehine taahhüt altına girmiş olduğu kişiye ve ona, poliçe gereğince sorumlu olan kişilere karşı poliçeden doğan haklarını iktisap eder.\" hükmünü düzenlemiştir. Buradan hareketle aval verenin borcu bağımsız bir borçtur. Başka bir ifade ile feri nitelikte değildir. Aval ile teminat altına alınan borç geçersiz olsa dahi aval verenin sorumluluğu devam eder. Aval veren kişinin teminat altına aldığı borç, şekle ait noksandan başka bir sebepten dolayı batıl olsa da aval verenin taahhüdü geçerlidir. Lehine aval verilenin mevcut olmaması, ehliyetsiz olması ya da imzasının sahte olması hâlinde de aval verenin sorumluluğu devam eder. 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Aval veren, hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilir, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. Aval verenin sorumluluğu kendisi ya da lehine aval verilen tarafından borcun ödenmesi, ibra, zaman aşımı ve kambiyo senedinin zayi olmasıyla sona erebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/7462 esas 2023/789 karar sayılı ilamı)<br>Somut olayda; davalının davacılar hakkında davaya konu edilen kambiyo senedine dayanarak Kocaeli İcra Müdürlüğünün 2023/19306 esas sayılı dosyası ile takip başlattığı görülmüştür. Takibe dayanak bono incelendiğinde; düzenleyeninin davacılardan ... olduğu, diğer davacının isminin ve imzasının da senedin ön yüzünde kefil kısmında yer aldığı görülmüştür.<br>Yukarıda açıklandığı üzere; 6102 sayılı yasanın 778.maddesi atfıyla bonolar hakkında da uygulanan aynı yasanın 701/3.maddesi gereği muhatabın veya düzenleyenin imzaları dışında poliçenin ön yüzüne atılan her imza aval şerhi sayıldığından davacılardan ...’nun davaya konu bonoda aval veren sıfatının olduğu, diğer davacı ...’nun ise düzenleyen sıfatının olduğu anlaşılmıştır.<br>Davacılar dava dilekçesinde bonodan dolayı borçlu olmadıkları, bononun düzenlenmesini gerektiren bir ilişki olmadığını iddia ederek eldeki davayı açmış olup, yukarıda detaylandırıldığı üzere davacıların anılan iddiasının bedelsizlik nedenine dayalı menfi tespit talebi olduğu görülmüştür. Bedelsizlik iddiasına dayalı menfi tespit davalarında ispat yükü kural olarak davacılarda olup davacıların bu iddiasını yazılı delillerle ispat etmesi gerekmektedir. Ancak senette borcun nedeni “mal” ya da “nakit” olarak belirtilmişse, davacının yazılı borç sebebine dayanmaya hakkı olacağından, ispat yükü bunun aksini ileri süren tarafa ait olacaktır. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2017/(19)11-821 Esas, 2019/58 Karar sayılı kararı, Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2024/6-345 esas 2025/665 karar sayılı ilamı).<br>Eldeki olayda; davaya konu edilen bono üzerinde “malen” kaydı bulunmakta olup, davalı taraf cevap dilekçesinin “2” numaralı kısmında “İcra takibine konu senet ise 02.09.2022 tarihli ek süre alımı sözleşmesi akdedilirken güvence olarak davacı ... ve babası diğer davacı ... tarafından müvekkile teslim edilmiştir.”  şeklindeki beyanıyla bono üzerinde yer alan “malen” şeklindeki ihdas nedenini “teminat” olarak talil etmiş olup ispat yükünü üzerine aldığından ve dosyaya anılan iddiasını ispata elverişli yazılı bir delil de sunamadığı, böylelikle davalının teminat iddiasını ispat edemediği yönündeki mahkemenin bononun düzenleyeni olan ...’na yönelik bu tespiti isabetlidir.<br>Ancak; yukarıda detaylandırıldığı üzere; 6102 sayılı Kanun'un 702 nci maddesinin ikinci fıkrası gereğince aval veren, sadece kambiyo senedindeki zorunlu şekil eksikliğini ileri sürebilir. Aval veren, hamile karşı senet metninden anlaşılan mutlak defileri ileri sürebilir, asıl borçlu ile hamil arasındaki şahsi defileri ileri süremez. Aval verenin sorumluluğu kendisi ya da lehine aval verilen tarafından borcun ödenmesi, ibra, zaman aşımı ve kambiyo senedinin zayi olmasıyla sona erebilir. (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2022/7462 esas 2023/789 karar sayılı ilamı) Dolayısıyla eldeki olayda olduğu gibi davacı avalist ...’nun talil sebebine dayanamayacak olmasına göre (Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2025/1173 esas 2025/6260 karar sayılı ilamı) mahkemece bu davacı yönünden de senedin talili nedeniyle davanın kabulüne karar verilmesi hatalı olmuştur.<br>Ayrıca; davalı taraf senet bedelinin 200.000,00 TL’sinin ödendiğini, davacı taraf ise anılan ödemenin davadan önce olduğunu beyan etmiştir. Takip dosyasının yapılan incelemesinde anılan ödemeye ilişkin bir kayıt bulunmamaktadır. Bilindiği üzere; menfi tespit davası açıldıktan sonra icra takip dosyasına, cebri satış suretiyle olması fark etmeksizin, bir ödeme olması halinde ödeme miktarınca menfi tespit davası kanunen istirdat talebine dönüşecekse de, menfi tespit davasından önce yapılan ödemelerin ancak müstakil istirdat davasına konu edilebileceği ve bu doğrultuda davadan önce yapılan ödemeler yönünden menfi tespit talebinde bulunulmasında hukuki yarar bulunmadığı dikkate alınması(Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin  2025/519 esas 2025/1185 karar sayılı ilamı) gerekirken, mahkemece hangi davacının anılan ödemeyi yaptığı, ödemenin davadan önce yapılıp yapılmadığının ödeme belgesi de dosyaya kazandırılarak incelenmediği, dolayısıyla yapıldığı iddia edilen ödeme yönünden de davacıların dava açmakta hukuki yararları olup olmadığı değerlendirilmeden karar verilmesi de hatalıdır.<br>O halde mahkemece yapılacak iş; hukuki yararın 6100 sayılı yasanın 114/1-h maddesi gereği dava şartı olduğu ve mahkemece re’sen dikkate alınacağı göz önüne alınarak; davaya konu bono nedeniyle yapılan ödemelere ilişkin belge varsa dosyaya kazandırılması, ödemenin kim tarafından yapıldığının tespiti ile ödemenin davadan önce yapıldığının tespit edilmesi halinde davacıların ödeme yapılan kısım yönünden menfi tespit davası açmakta hukuki yararlarının olmadığından bu kısım yönünden davanın usulden reddine karar verilmesi, ödemelerin davadan sonra yapıldığının tespiti halinde ise ödemeyi yapan Bilal ise düzenleyen sıfatı olan Bilal yönünden istirdat gerekip gerekmeyeceği, ödemenin avalist davacı ... tarafından yapılmış olması halinde anılan bedel yönünden davanın konusuz kalıp kalmadığı ile davacı avalist ...’nun talil sebebine dayanamayacağından bu davacı yönünden ödenmeyen kısım yönünden davacının sorumluluğunun devam ettiği dikkate alınarak oluşacak sonuca göre bir karar verilmesinden ibarettir. <br>Açıklanan tüm bu gerekçelerle; davalı vekilinin istinaf başvurusunun yukarıda açıklanan nedenlerle ve kamu düzeni yönünden kabulüne, kararın açıklanan gerekçeler doğrultusunda kaldırılmasına ve davanın yeniden görülmesi için 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4,6 maddeleri gereğince; dosyanın mahkemesine gönderilmesine karar vermek gerekmiştir.<br>H Ü K Ü M: Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davalının ilk derece mahkemesinin kararına ilişkin istinaf başvurularının 6100 sayılı HMK'nın 353/1-a.4,6 maddesi gereğince; yukarıda açılanan hususlara ilişkin olmak üzere ESASTAN KABULÜNE,<br>2-Kocaeli 2. Asliye Ticaret Mahkemesinin 13/09/2024 tarih, 2024/178 Esas ve 2024/421 Karar sayılı kararının  KALDIRILMASINA,<br>3-Dosyanın açıklanan eksikliklerin giderilmesi için mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>4-İstinaf eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talebi halinde ve ilk derece mahkemesi tarafından istinaf edene iadesine,<br>5-İstinaf eden tarafından istinaf başvurusu için yapılan giderlerin, esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesi tarafından  yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine,<br>6-Kararın 6100 sayılı HMK'nın 359/4 maddesi uyarınca; ilk derece mahkemesi tarafından taraflara tebliğine,<br>7-İstinaf incelemesi duruşmasız yapıldığından vekalet ücreti takdirine yer olmadığına,<br>İlişkin; 6100 sayılı HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda oybirliği ile KESİN olarak karar verildi.09/04/2026<br>\t\t\t\t<br>Başkan ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>  e-imzalıdır <br><br>Üye ...<br>   e-imzalıdır<br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır <br><br><br>  * Bu belge, 5070 sayılı Kanun hükümlerine uygun olarak elektronik imza ile imzalanmıştır.*<br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"6796b5b64e401a3f","SID":"cb9fc6840414a293"}}