{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">8. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br>DOSYA NO: 2022/1352 <br>KARAR NO: 2026/617<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: İSTANBUL 14. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>TARİHİ: 18/04/2022<br>NUMARASI: 2016/661 Esas - 2022/299 Karar<br>DAVANIN KONUSU: Trafik Kazasından Kaynaklanan Maddi ve Manevi Tazminat<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ: 16/04/2026<br>İlk derece mahkemesinin kararına karşı istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesindeki düzenleme gereğince, istinaf edenin sıfatına, istinaf nedenlerine ve kamu düzenine ilişkin olup resen gözetilmesi gereken hususlara hasren yapılan inceleme ve değerlendirme neticesinde;<br>K A R A R<br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davalıların maliki, sürücüsü ve ......... sigortacısı bulunduğu ... plakalı aracın, tek yönlü yolun karşısına geçmeye çalışan vekil edenine çarpması neticesinde meydana gelen 12/11/2015 günlü trafik kazasında, köpek eğitmenliği yaparak hayatını kazanan ve aylık 5.000,00-7.000,00 TL arasında gelir elde eden davacının baş ve yüz bölgesi dahil ağır biçimde yaralandığını, uzun süre tedavi olmak zorunda kaldığını, maluliyete uğradığını, kazanın meydana gelmesinde ehliyetname olmaksızın araç kullanan motosiklet sürücüsünün kusurlu bulunduğunu ileri sürerek, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL'si iş göremezlik zararına, 2.000,00 TL'si iş gücü kaybı zararına ve 5.000,00 TL'si de tedavi gideri zararına esas olmak üzere toplam 12.000,00 TL maddi tazminatın tüm davalılardan, 50.000,00 TL manevi tazminatın da davalı sigorta şirketi dışında kalan diğer davalılardan kaza tarihinden işletilecek yasal faiziyle birlikte müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini istemiştir. Davalılar ise davanın reddine karar verilmesini savunmuşlardır.Mahkemece yapılan yargılama neticesinde iddia, savunma, toplanan deliller, cevabi yazılar, olayla ilgili olarak İstanbul 4. Çocuk Mahkemesi'nde görülerek sonuçlandırılan 2015/757 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dava dosyası, bilirkişi raporları ve tüm dosya kapsamı değerlendirilerek; davacı yayanın yaralanmasıyla sonuçlanan 12/11/2015 günlü trafik kazasının oluşumunda davalı araç sürücüsü ...'nun %70 oranında, söz konusu aracı yaşı küçük sürücüye teslim eden kişinin %15 oranında, davacı yayanın da %15 oranında kusurlu olduğunun ATK Trafik İhtisas Dairesi raporuyla belirlendiği, ayrıca davacının geçirmiş olduğu trafik kazası neticesinde maluliyete uğramadığı, ancak  yaralanması na bağlı iyileşme süresinin 1 aya kadar uzayabileceğinin de ATK raporuyla tespit edildiği, bu durumda davacının kalıcı maluliyete ilişkin taleplerinin yerinde bulunmadığı, geçici iş göremezlik ve tedavi gideri zararına ilişkin taleplerinin de 17/10/2021 günlü aktüer bilirkişi raporu doğrultusunda ve taleple bağlı kalınarak kabulüne karar verilmesi gerektiği, davacının manevi tazminata yönelik isteğinin de kısmen kabulüne karar verilmesinin somut olayın özelliklerine uygun olacağı şeklindeki özet gerekçeyle;<br>-Davacının maddi tazminat isteminin Kısmen Kabulü ile 2.000,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı 3.312,07 TL tedavi giderinin davalı sigorta şirketi yönünden dava tarihi olan 17/06/2016 ve diğer davalılar yönünden kaza tarihi olan 12/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine,<br>-Davacının manevi tazminat isteminin kısmen kabulü ile 2.000,00-TL manevi tazminatının kaza tarihi olan 12/11/2015 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalı ..... ve .....'dan  müştereken ve müteselsilen tahsili ile davacıya verilmesine, fazlaya dair istemin reddine karar verilmiştir.<br>Karara karşı davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından istinaf yasa yoluna başvurulmuştur.<br>Davacı vekilinin istinaf nedenleri; dava açan dilekçede ve 12/10/2020 tarihli duruşma oturumunda geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin taleplerinin 5.000,00-TL olduğu, 2.000,00 TL'lik talebin ise kalıcı iş göremezlik zararına yönelik bulunduğu açıkça ifade edildiği halde, talep kalemlerinin karıştırılması neticesinde hükme esas alınan bilirkişi raporlarıyla belirlenen geçici iş göremezlik  tazminat ının altında kalan bir miktara hükmedilmiş olmasının usul ve yasaya aykırı olduğu, ayrıca davacının kazada başına aldığı darbe nedeniyle yüzünde ezik ve diş kaybı yaşamasına rağmen bu durum dikkate alınmaksızın düzenlenen maluliyete ilişkin hatalı raporun hükme esas alınması neticesinde kalıcı iş göremezlik tazminatına ilişkin talebin reddedilmesinin doğru olmadığı, tüm bunlardan ayrı dosya kapsamında temin edilen maluliyete ilişkin birden çok ATK raporu olduğu ve iş bu raporlarda iyileşme süresi bakımından farklı tespitler bulunduğu halde, mevcut çelişkiler giderilmeden yaralanmaya bağlı iyileşme süresinin 1 ay olacağı kabul edilerek geçici iş göremezlik zarar miktarının bu süreyle sınırlı olarak hesaplanmasının hatalı bulunduğu, kusura ilişkin tespitlerin de esasen yaşanan trafik kazasına uygun olmadığı, tedavi giderlerine ilişkin olarak yaptıkları itirazların değerlendirilmediği ve hüküm altına alınan manevi tazminat miktarının da son derece yetersiz bulunduğuna ilişkindir.Davalı sigorta şirketi vekilinin istinaf nedenleri ise; eldeki dava açılmadan önce vekil edeni sigorta şirketine usulüne uygun bir şekilde yapılmış bir başvuru bulunmadığından, davanın dava şartı yokluğundan reddine karar verilmesi gerektiği, kabule göre de 01/06/2015 tarihinde yürürlüğe giren ZMM Sigortası Genel Şartları'na göre, geçici iş göremezlik zararı ile tedavi ve bakıcı gideri zararlarından sigorta şirketinin sorumluluğu yoluna  gidilemeye -ceğinin karar yerinde gözetilmediği, SGK tarafından davacıya rücuya tabi ödeme yapılıp yapılmadığının da incelenmediği, bu  neden -lerle ilk derece mahkemesince verilen kararın kaldırılması gerektiğine yöneliktir.Dava; trafik kazası neticesinde meydana gelen bedensel zarara dayanılarak açılmış maddi ve manevi tazminat isteğine ilişkindir.(1)26/04/2016 tarihinde yayınlanarak yürürlüğe giren 6704 sayılı Kanunu'nun 5. maddesiyle değişik 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 97. maddesinde, zarar görenin, dava yoluna gitmeden önce ilgili sigorta kuruluşuna yazılı başvuruda bulunması gerektiği düzenlenmiş, aynı değişiklikle sigorta  kuruluşunun başvuru tarihinden itibaren en geç 15 gün içinde başvuruyu yazılı olarak cevaplamaması veya verilen cevabın talebi karşılamadığına ilişkin uyuşmazlık olması hâlinde, zarar görenin dava açabileceği belirtilmiştir.Yasal değişiklikle, zarar gören hak sahipleri ZMSS sigortacısına karşı artık doğrudan dava açamayacak olup yasa ile özel bir dava şartı getirilmiştir. Olayımızda, dava tarihi olan 17/06/2016 itibariyle 2918 sayılı KTK'nın 97. maddesinde yapılan değişiklik yürürlükte olup davacı tarafça dava tarihinden önce davalı sigorta şirketine başvurulmadığı hususunda taraflar arasında bir ihtilaf bulunmamaktadır.Dava şartları, davanın esası hakkındaki yargılamanın devamı için gerekli olan şartlar olup, davanın açılabilmesi için değil, mahkemenin davanın esasına girebilmesi için aranan kamu düzeni ile ilgili zorunlu koşullardır. HMK'nın 115/2 maddesi uyarınca mahkeme dava şartı noksanlığını tespit ederse davanın usulden reddine karar verir. Ancak dava şartı noksanlığının giderilmesi mümkün ise bunun tamamlanması için süre verir. Bu süre içinde dava şartı noksanlığı giderilmemişse davayı, dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddeder.Bu açıklamalardan sonra somut olaya dönüldüğünde, davalı sigorta şirketinin konuya ilişkin itirazı üzerine davacı tarafça yazılı bir biçimde davalı sigorta şirketine başvuruda bulunulduğu, bu başvurunun sigorta şirketine ulaşmasını müteakip verilen 05/08/2016 günlü cevapta, ödemenin yapılabilmesi için maluliyet raporu alınması gerektiğinin bildirildiği, ancak daha sonra davalı sigorta şirketi tarafından davacıya herhangi bir tazminat ödemesi yapılmadığı dosya kapsamından anlaşılmaktadır.<br>Hal böyle olunca davanın başında mevcut olan ve fakat tamamlanabilir dava şartı niteliği taşıyan eksikliğin yargılama sırasında giderildiği anlaşıldığından, davalı sigorta şirketi vekili tarafından açıklanan hususa yönelik istinaf başvurusunun reddi gerektiği sonucuna varılarak, tarafların davanın esasına ilişkin istinaf başvurularının incelemesine geçilmiştir. (2)Dosya içerisindeki bilgi ve belgelere, mahkeme kararının gerekçesinde dayanılan delillerin tartışılıp değerlendirilmesiyle çıkarılan sonuç ve oluşturulan hükümde usul ve yasaya aykırı bir yön bulunmadığına ve özellikle talep konusu kazayla ilgili olarak İstanbul 4. Çocuk Mahkemesi'nde görülen ve davalı araç sürücüsü küçüğün cezalandırılmasıyla sonuçlandırıldığı anlaşılan 2015/757 Esas sayılı ceza yargılamasına ilişkin dosya kapsamında temin edilen kusur bilirkişi raporu, sanık beyanları, kazanın meydana geldiği yerin özelliklerinin de gözetilmesi neticesinde, ATK Trafik İhtisas Dairesi'nce düzenlenen 15/05/2018 günlü kusur raporundaki kazanın oluş şekli ve kazaya karışan tarafların kusur durum ve oranlarının ne olduğuna ilişkin belirleme ve değerlendirmelerin, dosyaya oluşa uygun  denetlene -bilir gerekçeler içermesi karşısında hükme esas alınarak davacı yayanın kazanın oluşumunda %15 oranında kusurlu olduğu, davacı taraf kusuru dışındaki kusura isabet eden tazminatlardan davalıların birlikte sorumlu tutulmaları gerektiği yönündeki kabul şeklinin isabetli bulunmasına;Bundan ayrı, davacının kazadan sonra geçirmiş olduğu tüm tedavi evraklarının değerlendirilmesi neticesinde, kaza tarihinde yürürlükte bulunan \"Özürlülük Ölçütü, Sınıflandırması ve Özürlülere Verilecek Sağlık Kurulu Raporları Hakkında Yönetmelik\" hükümleri uyarınca,  kurumun daha önce  \"Çalışma Gücü ve Meslekte Kazanma Gücü Kaybı İşlemleri Yönetmeliği\" hükümleri doğrultusunda düzenlediği raporun da dikkate alınması suretiyle davacının yaralanmasının niteliğine göre oluşturulan doktor heyeti aracılığıyla konusunda uzman ATK 2. Adli Tıp İhtisas Dairesi'nce düzenlenen yeterli ve geçerli nitelikteki 12/09/2019 günlü raporun hükme esas alınması doğru olup, farklı yönetmelik hükümlerinden hareketle düzenlenen raporlar arasında çelişki oluştuğundan söz edilemeyecek olması nedeniyle, mahkemece davacının maluliyete uğramadığı, geçici iş göremezlik süresinin de 1 ay olduğu kabul edilerek, uyuşmazlığın yazılı biçimde sonlandırılmış olmasında da isabetsizlik olmamasına;<br>Ayrıca, yerleşik yargısal uygulamalara göre bedensel zararın bir türü olan geçici iş göremezlik tazminatından davalı sigorta şirketinin sorumlu tutulmuş olmasında da bir yanılgı olmamasına ve SGK'nın dosyada mevcut 27/02/2020 günlü cevabi yazı  değerlendirildiğin -de, kaza tarihi itibariyle tescil kaydı olmayan yani sigortalı bulunmayan bir kişi için geçici iş göremezlik zararı ödemesi yapılması da mümkün bulunmadığından, hüküm altına alınan geçici iş göremezlik tazminatına ilişkin eksik araştırma yapıldığından söz  edileme yecek olmasına ve dahi 2918 sayılı KTK'nın 98. maddesinde yapılan ve SGK'nın sorumluluğunu kısıtlayan yasal değişikliğin  23/04/2015 tarihinde yürürlüğe girdiği, talep konusu kazanın da bu düzenlemeden sonra meydana geldiği dikkate alındığında bu yasal düzenleme gözetilerek doktor bilirkişi Hasan Günaydın tarafından düzenlendiği anlaşılan 22/08/2021 günlü rapordaki davacının tedavi gideri zararının ne olduğu, bu zararın ne kadarından dava dışı SGK'nın, ne kadarından da davalıların sorumlu olacağı yönündeki belirleme ve değerlendirmelerin dosya kapsamına uygun taraf ve yargı denetimine açık gerekçe içermesi karşısında hükme esas alınmak suretiyle davalıların tedavi giderine ilişkin sorumluluklarının kapsamına ilişkin mahkeme kabul şeklinin de isabetli olmasına; Tüm bunlardan ayrı, dava açan dilekçede 12/11/2015 tarihinde geçirilen trafik kazası neticesinde davacının uğradığı bedensel zararlar nedeniyle, fazlaya ilişkin haklar saklı kalmak kaydıyla 5.000,00 TL iş göremezlik, 2.000,00 TL iş gücü kaybı tazminatı ve 5.000,00 TL tedavi gideri zararı tazminatı talep edilmiş olup, icra olunan 12/10/2020 günlü duruşma oturumunda her ne kadar dava dilekçesindeki 5.000,00 TL'lik talebin geçici iş göremezlik zararına, 2.000,00 TL'lik talebin ise sürekli iş göremezlik zararına ilişkin olduğu yönünde açıklama yapılmış ise de; bu açıklamanın 08/12/2020 günlü aktüer bilirkişi raporunun düzenlenmesinden sonra yapıldığı, dava dilekçesindeki talep miktarı ve zarar kalemlerine  ilişkin olarak bilirkişi raporu düzenlenene kadar  dava konusu talepler hakkında açıklayıcı bir beyanda bulunulmadığı gibi söz konusu raporda varsayımsal gelire göre birden çok geçici iş göremezlik dönem zararı hesaplandığı halde talep miktarının arttırılması yoluna da gidilmediği dikkate alındığında mahkemece, dava dilekçesindeki anlatım ve ifade  şekline göre 2.000,00 TL'lik maddi tazminat talebinin geçici iş göremezlik zararına yönelik olduğu ve talepten fazlasına da hükmedilemeyeceği kabul edilerek yazılı biçimde karar verilmiş olmasında hukuka aykırılık bulunmamasına göre; açıklanan hususları amaçlayan taraf istinaf itirazlarının yerinde olmadığı anlaşılmakla ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.(3)Davacı vekilinin manevi tazminata ilişkin takdir hakkının hatalı kullanıldığına ilişkin istinaf itirazına gelince:6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun 56/1. maddesine göre, hakimin olayın özelliklerini göz önünde tutarak manevi tazminat adı ile hak sahibi yararına takdir edeceği para tutarı, adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer işlevi olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi, malvarlığı hukukuna ilişkin zararın karşılanması da amaç edinilmemiştir. O halde, tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir.Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerektiği kadar olmalıdır. 22/06/1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı'nın gerekçesinde, takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar açıkça gösterilmiştir. Bunlar, her olaya göre değişebileceğinden; hakim, bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Hal böyle olunca; kazanın meydana geldiği tarih (-12/11/2015), kusur durumu, davacının yaralanmasının niteliği (-davacı kaza  neticesinde  sabit iz niteliği taşımayan şekilde ve bir ayda iyileşebilecek biçimde yaralanmış, herhangi bir maluliyete uğramamıştır) tarafların dosyaya yansıyan ekonomik ve sosyal durumları, olay tarihindeki paranın alım gücü ile yukarıda açıklanan ilkeler göz önünde tutulduğunda; yaralanma ile sonuçlanan taksirli bir eylem nedeniyle hüküm altına alınan manevi tazminat miktarlarının yukarıda açıklanan ilkelere ve 4721 sayılı TMK'nın 4. Maddesinde düzenlenen takdir hakkının kullanılmasına ilişkin kurala göre yetersiz olmadığı anlaşılmakla, davacı vekilinin bu hususu amaçlayan istinaf başvurusunun da reddine karar verilmesi gerektiği sonuç ve kanaatine varılmıştır.<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ / Gerekçe uyarınca,<br>1/İstanbul ....... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../04/2022, 2016/.... Esas - 2022/. Karar sayılı kararına yönelik olarak davacı vekili ve davalı sigorta şirketi vekili tarafından yapılan istinaf başvurularının yukarıda ayrı ayrı bentler halinde açıklanan nedenlerle  HMK'nın 353/1-b/1 madde hükmü gereğince  ESASTAN REDDİNE,<br>2/İstinaf yasa yoluna başvuran davacıdan karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca alınması gereken  732,00-TL harçtan peşin yatırıldığı anlaşılan 80,70-TL harcın düşümü ile bakiye 652,20-TL istinaf ilam harcının davacıdan tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine, <br>3/İstinaf yasa yoluna başvuran davalı sigorta şirketinden karar tarihinde yürürlükte bulunan Harçlar Kanunu hükümleri uyarınca  alınması gereken 732,00-TL harçtan peşin yatırılan 103,00-TL harcın düşümü ile bakiye 629,00-TL istinaf karar ve ilam harcının davalı sigorta şirketinden tahsili ile Hazine'ye gelir kaydedilmesine,<br>4/İncelemenin duruşmasız olarak yapılması nedeniyle avukatlık ücreti takdirine yer olmadığına,<br>5/İstinaf yasa yoluna başvuran tarafından istinaf aşamasında yapılan diğer yargılama giderlerinin yapan üzerinde bırakılmasına,<br>Dosya üzerinden yapılan inceleme neticesinde; HMK'nın 361. madde hükmü uyarınca; gerekçeli kararın tebliğ tarihinden itibaren 2 haftalık süresi içinde Yargıtay nezdinde temyiz yolu açık olmak üzere, oy birliği ile karar verildi.16/04/2026<br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"eea19ae6bdf5703f","SID":"80cb1c43811a7f40"}}