{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/324 <br>KARAR NO:2026/491<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul 4. Fikri Ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi<br>TARİHİ:20/06/2023<br>NUMARASI:2021/434 E. - 2023/181 K.<br>DAVANIN KONUSU:Endüstriyel Tasarım (Maddi Tazminat İstemli)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:26/03/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Tarafların İddia ve Savunmaları:<br>DAVA:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin Türkiye'de ilk kez kendisi tarafından üretilerek kamuya sunulmuş olan düğme detaylı elbise tasarımının , ilk kez müvekkile ... adlı instagram satış sayfasında 28.05.2021 tarihinde ve 09.07.2021 tarihinde kamuya sunulmuş olduğunu, söz konusu tasarımın müvekkilce üretilerek kamuya arz edildiği günden itibaren tasarım piyasada aranılan, bilinen ve müvekkili ile özdeşleşen bir ürün haline geldiğini, müvekkilinin tasarımının tescil edilmemesine rağmen tescilsiz tasarımların 6769 sayılı Sınai Mülkiyet Kanunu, gerek 5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu ve gerekse Türk Ticaret Kanunu haksız rekabet hükümlerine göre korunduğunu, Davalı ...'nın sahibi olduğu ... adlı iş yerinde taklit ürünlerin üretim ve satışı yapılmakta aynı zamanda ... adlı instagram satış sayfasında da taklit ürünlerin satışı gerçekleştirildiğini, İstanbul 2.FSHHM 2021/270 D. İş dosyasında yapılan tespit ve bilirkişi incelemesi sonucunda müvekkili ürünleri ile karşı taraf ürünleri arasında ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından benzerlik bulunduğu ve bilinçli müşteri tercihinde birebir aynı tasarım algısı (iltibas) oluşturacağı kanaatine varıldığını, tasarım hakkına tecavüzün ve haksız rekabetin varlığı tespit edildiğini, müvekkilinin tasarım hakkına tecavüz oluşturmasa dahi davalının eyleminin 6102 sayılı Türk Ticaret Kanununa göre haksız rekabet oluşturduğunu belirterek, endüstriyel tasarıma tecavüzün ve haksız rekabetin önlenmesine, durdurulmasına, 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi ve 100,00 TL itibar tazminatının davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ettiği anlaşılmıştır.Davalı yan süresinde cevap dilekçesi sunmamıştır.İlk Derece Mahkemesi kararı ile; \"Davanın KISMEN KABULÜ İLE, davalı kullanımlarının davacıya ait tescilsiz tasarım haklarına tecavüz ve haksız rekabet oluşturduğunun tespitine, durdurulmasına, önlenmesine, 27.000,00 TL maddi tazminatının 21/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, 20.000,00 TL manevi tazminatının 21/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine,100,00 TL itibar tazminatının 21/10/2021 tarihinden itibaren işleyecek değişik oranlardaki ticari faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, Karar kesinleştiğinde hüküm özetinin Türkiye çapında yayın yapan tirajı en yüksek üç gazeteden birinde bir kez ilanına\",  karar verilmiştir.<br>İleri Sürülen İstinaf Sebepleri:Davalı  vekili tarafından süresinde istinaf yoluna başvurulmuş olup, istinaf dilekçesinde özetle;  müvekkili adına açılan tasarım hakkına tecavüz yargılama sonunda  davanın kısmen kabulüne karar verildiğini,  yerel mahkemece müvekkili aleyhine verilen kararın haksız olduğunu ve bozulması gerektiğini, zira müvekkilinin tekstil piyasasında kendi model ve tasarımlarını ürettiğini ve karşı tarafın iddia ettiği gibi endüstriyel tasarım hakkına tecavüz ve haksız rekabet koşullarının oluşmadığını, iddia edilen ürünlerin özgün tasarım olmadığını ve düz basit ve tüm tesettürlü tekstil ürünlerinin benzerliğinden kaynaklandığını ileri sürerek İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi 2021/434 Esas 2023/181 Karar ve 20.06.2023 tarihli müvekkili aleyhine karar verilen kısmı kabul kararının bozulmasını, İstinaf başvurunun kabulünü talep etmiştir.İstanbul 4. Fikrî Ve Sınaî Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 23/01/2024 tarihli Ek  kararı ile;Davacı ...  vekilinin  mahkemenin 2021/434 Esas-2023/181 Karar. Sayılı 20/06/2023 tarihli kararını HMK.nun 344/1 maddesi gereğince harçlarını yatırmadığından istinaf etmemiş sayılmasına, kararı verilmiştir. Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemece yapılan yargılama sonucunda davalının müvekkilin tasarım hakkına tecavüzde bulunduğu sabit hale geldiğini, mahkemece verilen kararın usul ve yasaya uygun olduğunu ileri sürerek davalının hukuka aykırı istinaf isteminin reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:Dava, tescilsiz tasarıma  tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, men'i, ref'i ile maddi manevi ve itibar tazminatı istemlerine  ilişkindir.Davacı vekili; Türkiye’de ilk kez müvekkili tarafından üretilerek kamuya sunulan tescilsiz “...”nın müvekkiline ait ... adlı instagram satış sayfasında 28.05.2021 ve 09.07.2021 tarihlerinde kamuya sunulduğunu, davalı ...’nın sahibi olduğu ... adlı iş yerinde taklit ürünlerin üretim ve satışının yapıldığını ve ... adlı instagram sayfasında tasarım taklidi ürünlerin satıldığını belirterek tecavüz ve haksız rekabetin tespiti, önlenmesi durdurulması ile 1.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, 100,00 TL itibar tazminatı talep etmiştir.Davacı vekili 11/02/2023 tarihli talep artırım dilekçesi ile maddi tazminat talebini 33.750,00 TL’ye artırmıştırİstanbul 2. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesinin 2021/270 D. İş sayılı  dosyasında yapılan tespit ve alınan  bilirkişi raporunda, Tespite konu olan tescilsiz tasarım ile karşı taraf ...- ... Fatih İstanbul adresinde tespit edilen ürünler incelendiğinde; tespit isteyen ve karşı taraf ürünleri arasında ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından benzerlik bulunduğu ve bilinçli müşteri tercihinde birebir aynı tasarım algısı oluşturacağı belirtilmiştir.30/01/2023 tarihli bilirkişi raporunda özetle; her iki tarafın tasarımında da aynı derecede bedeni saran formda olduğu, aynı karakter kumaş kullanıldığı ve aynı görüntüye sahip olduğu, iki ürün arasındaki farklılıklar ise, davacı tarafın elbise tasarımında ceket görünümlü parçanın, sağdan sola doğru kapama çalışıldığı, etek parçasının üzerinde şifon kumaştan bir etek daha bulunduğu, davalı tarafın elbise tasarımında ise  ceket görünümlü parçanın  soldan sağa kapama çalışıldığı ve etek parçasını üst beden ile aynı kumaştan tek parça olarak kullanılarak dikildiği tespit edildiği, tespite konu olan tescilsiz tasarım ile karşı taraf ürünleri arasında ayırt edicilikten ziyade tasarım bütünlüğü açısından ayniyet derecesinde benzerlik bulunduğu ve bilgilenmiş müşteri nezdinde birebir aynı tasarım algısı oluşturacağı,  davalı kullanımlarının SMK m.81/1-a kapsamında tasarım hakkına tecavüz ve  haksız rekabet oluşturacağı, davacıya ait tutulması zorunlu yasal defterlerin  sahibi lehine delil niteliğinde olduğu, davacının SMK 151/2-a uyarınca talep edebileceği yoksun kalınan karın  300 adet üretim varsayımıyla 20.250,00 TL, 500 adet üretim varsayımıyla 33.750,00 TL olabileceği bildirilmiştir Mahkemece, davacının tasarımı Türkiye’de ilk defa 28.05.2021 tarihinde kamuya sunduğu ve dava tarihi itibariyle tescilsiz tasarımların 3 yıllık koruma süresinin dolmadığı, davalının 14.09.2021 tarihinde instagramdan paylaşım yaptığı ve tespit edilen 4 ürünü satışa sunduğu, ürünlerin ayniyet derecesinde benzer olduğu davalı eyleminin  tasarım hakkına tecavüz ve   haksız rekabet oluşturduğu tazminat yönünden hakkaniyete uygun olarak 400 adet üzerinden hesaplamanın uygun olduğu gerekçesiyle, davanın kısmen kabulü ile tecavüz ve haksız rekabetin tespitine, durdurulmasına önlenmesine,  27.000,00 TL maddi, 20.000,00 TL manevi, 100,00 TL itibar tazminatının 21/10/2021 tarihinden itibaren  ticari faizi ile tahsiline karar verilmiş , karara karşı taraf vekilleri istinaf talep etmiştir.SMK 56/1 maddesine göre, tasarım yeni ve ayırt edici niteliğe sahip olması şartıyla bu Kanunla sağlanan haklar kapsamında korunur.Tasarımlar ilk kez Türkiye’de kamuya sunulmuş olması halinde ‘tescilsiz tasarım’ olarak korunur. Yenilik incelemesi kamu düzenine ilişkin olup yargılamanın her aşamasında mahkemece re’sen araştırılmalıdır. Tescilsiz tasarımların koruma süresi SMK 69/2 maddesi uyarınca , koruma talep edilen tasarımın Türkiye’de kamuya ilk sunulduğu tarihten itibaren üç yıldır. Tescilsiz tasarıma dayanarak koruma isteyen taraf, tasarımın kendisine ait olduğunu, tasarımın ilk kez Türkiye'de kamuya sunumunun hangi tarihte yapıldığını ve bu sunumun kendisi veya hukuken bağlantılı olduğu kişiler vasıtasıyla  yapıldığını ispatla mükelleftir.Tescilsiz tasarım, sahibine sadece korunan tasarımın aynısının veya genel izlenim itibarıyla ayırt edilemeyecek kadar benzerinin kopyalanarak alınması halinde verir. Korunan tasarımın kendi tasarımından önce kamuya sunulduğunu makul yollarla bilmesi mümkün olmayan bir tasarımcı tarafından bağımsız olarak yapılan tasarımın koruma kapsamındaki tasarımdan kopyalanmış olduğu kabul edilmez. Somut olaya gelince; davalının davaya cevap vermediği, bilirkişi raporunun tebliğine rağmen rapora itiraz etmediği , hükme esas alınması gereken bilirkişi raporu dikkate alındığından dava konusu tasarımın  Türkiye'de ilk defa 28.05.2021 tarihinde davacı tarafından  kamuya sunulduğu ,SMK 69/2 kapsamında koruma altında olduğu, bilirkişi incelemesi ile tespit edildiği üzere  davalının  14.09.2021 tarihinde instagram hesabından yaptığı paylaşım  ve  işyerinde yapılan bulunan  satışa sunduğu ürünün  davacıya ait tasarım ile kopyalama düzeyinde / ayniyet derecesinde benzer olduğu  ve bilgilenmiş kullanıcı  nezdinde birebir aynı tasarım algısı oluşturacağı, bu sebeple  davalı kullanımlarının SMK madde 81/1-a kapsamında tasarım hakkına tecavüz oluşturduğu, aynı zamanda davalı kullanımlarının ticari dürüstlük kurallarına aykırı TTK 55/1-a-4 bendine göre    haksız rekabet teşkil ettiği, davacının tazminat talebinde haklı olduğu, ihlalin niteliği boyutu somut olayın özelliği dikkate alındığında mahkemece taktir edilen tazminat miktarlarının hakkaniyete uygun olduğu , tüm bu nedenlerle ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden  hukuka aykırı bir yön bulunmadığı Davalı vekilinin istinaf başvurusunun HMK 353/1-b-1 maddesi gereğince reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Usûl ve yasaya uygun  İstanbul 4. Fikri ve Sınai Haklar Hukuk Mahkemesi'nin 20/06/2023 tarih ve 2021/434 E. 2023/181 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2-492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken  3.217,40- TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 804,35-TL harcın mahsubu ile bakiye 2.413,05-TL  harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3-Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4-İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5-Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda, 20/07/2017 tarih ve 7035 Sayılı Kanunun 31. maddesiyle değişik 6100 Sayılı HMK'nın 361/1. maddesi gereğince, kararın tebliğinden itibaren 2 hafta içerisinde Yargıtay'a temyiz başvurusunda bulunma yolu açık olmak üzere, oy çokluğu ile karar verildi. 26/03/2026  MUHALEFET ŞERHİ:Davacı taraf, tasarım hakkına ilişkin hükümlerin yanı sıra ayrıca TTK'nın haksız rekabet hükümleri gereğince de istemde bulunmuş olup anılı düzenlemelerin kümülatif olarak somut olayda tatbikinin gerekip gerekmediği meselesinin aydınlatılması gerekmiştir. Bu noktada emsal alınan Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 2019/5189 esas,  2022/1852 karar sayılı ilamında ve 22/04/2021 tarihli, 2021/89-3054 sayılı kararlarında vurgulandığı üzere; 6762 sayılı mülga TTK’nın 57/5.maddesinde yazılı “Başkasının emtiası, iş mahsulleri, faaliyeti veya ticaret işletmesiyle iltibaslar meydana getirmeye çalışmak veya buna müsait bulunan tedbirlere başvurmak, hususiyle başkasının haklı olarak kullandığı ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtalariyle iltibasa meydan verebilecek surette, ad, unvan, marka, işaret gibi tanıtma vasıtaları kullanmak veyahut iltibasa meydan veren malları, durumu bilerek veya bilmiyerek, satışa arz etmek veya şahsi ihtiyaçtan başka her ne sebeple olursa olsun elindebulundurmak” şeklindeki düzenlemeden yola çıkılarak, tasarım hakkına tecavüz eylemleri, hem özel yasa niteliğindeki KHK uyarınca, hem de anılı hüküm nedeniyle mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesi hükümleri doğrultusunda kümülatif olarak korunmakta iken  mülga 6762 sayılı TTK’nın 57/5.maddesindeki hüküm, 01/07/2012 tarihinde yürürlüğe giren mer’i 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 bendinde yer alan “Başkasının malları, iş ürünleri, faaliyetleri veya işleri ile karıştırılmaya yol açan önlemler almak,” şeklinde düzenlenmiş olup, Kanunun gerekçesinde de ifade olunduğu üzere, Kanun Koyucu bilinçli bir şekilde, “ad, unvan ve marka” kavramlarına yeni düzenlemede yer vermemiş ve buna gerekçe olarak da bu kavramların kendi özel yasası niteliğindeki 556 sayılı Marka KHK, 554 sayılı End. Tasarım KHK ve 555 sayılı Coğrafi İş. KHK ve TTK’nın unvan ile ilgili düzenlemeleriyle korunması gösterilmiş ve bunların bir kez de TTK’nın haksız rekabet hükümleriyle korunmasının gereksiz olduğu ve yorum güçlüklerine yol açacağına vurgu yapılmıştır. Bu hâli ile tescilli tasarımların kendi özel yasası niteliğindeki hükümlerle korunması ve 6102 sayılı TTK’nın 55/1-a-4 maddesindeki düzenleme karşısında, dairenin eski içtihatlarını sürdürme imkanının kalmadığı belirtilmiştir.Nitekim Türk Borçlar Kanunu'nun sebeplerin yarışması başlıklı 60. maddesi gereğince de bir kişinin sorumluluğu, birden çok sebebe dayandırılabiliyorsa hâkimin, zarar gören aksini istemiş olmadıkça veya kanunda aksi öngörülmedikçe, zarar görene en iyi giderim imkânı sağlayan sorumluluk sebebine göre karar vereceği ifade edilmiştir. Bu gerekçeler ışığında somut olaya bakıldığında; davacı tarafa en iyi giderim imkanı sağlayan SMK'nın tasarım hükümleri kapsamında hukuki koruma sağlanmış olup aynı zamanda haksız rekabete ilişkin hükümlerin kümülatif olarak uygulanmasına yer olmadığı sonucuna varılması gerekmiştir. Bu açıklamalar doğrultusunda haksız rekabete yönelik istemin reddine karar verilmesi gerektiği kanaatinde olduğumdan sayın çoğunluğun görüşüne katılmıyorum.</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"8ceceb7ec32bc149","SID":"af17138a5905117d"}}