{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>44. HUKUK DAİRESİ<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>İ S T İ N A F  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>DOSYA NO:2024/292 <br>KARAR NO:2026/569<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ:İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi<br>TARİHİ:11/10/2023<br>NUMARASI:2019/434 E. - 2023/655 K.<br>DAVANIN KONUSU:Alacak (Kıymetli Evraktan Kaynaklanan)<br>İSTİNAF KARAR TARİHİ:02/04/2026<br>Yukarıda yazılı ilk derece mahkemesi kararına karşı, istinaf yasa yoluna başvurulması üzerine yapılan  inceleme sonucunda;<br>GEREĞİ DÜŞÜNÜLDÜ:Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; müvekkilinin ... Bankasındaki hesabından keşide ettiği iddia edilen çekle ilgili olarak karşılıksız çek düzenlemekten dolayı gıyabında yapılan yargılama sonucu hapis cezası verildiğini, kararın müvekkiline ait olmayan bir adreste usulsüz olarak tebliğ edilerek kesinleştirilmiş olduğundan müvekkilinin itiraz etme imkanının olmadığını, bu nedenle müvekkilinin yakınlarının İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasında alacaklı vekili olarak görev yapan Av. ...’ye 24.11.2018 tarihinde 48.000,00 TL ödeme yaptıklarını, davalı vekilinin verdiği feragat dilekçesi ile de hapisten çıkan müvekkilinin yaptığı araştırmada çekteki imzanın kendisine ait olmadığını ve hakkında birden çok icra takibi ve ceza davası açıldığını öğrendiğini, kendisi adına çek alıp bu çekleri sahte imzaya ile piyasa sürerek kendisini zarara uğratanlar hakkında İstanbul Anadolu Cumhuriyet Başsavcılığının 2019/54737 Soruşturma sayılı dosyası ile şikayetçi olduğunu, davaya konu çek üzerindeki imzanın müvekkiline ait olmadığını, davalı tarafından İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğünün ... sayılı dosyasına konu edilen çekin müvekkili tarafından imzalanmadığını, bu çekin lehine keşide edildiği şahıs ve firmalarla müvekkilinin bir irtibatının  olmadığını, davalı vekiline 27.11.2018 tarihinde yazılı olarak sehven yapılan ödemenin iadesinin talep edildiğini, iadeli taahhütlü olarak gönderilen yazının davalı vekiline 28.11.2018 tarihinde tebliğ edildiğini, sonuç alınamadığı için arabuluculuk yoluna başvurulduğunu anlaşma sağlanamadığını belirterek fazlaya dair hakları saklı kalmak kaydıyla davanın kabulüne, 24.11.2018 tarihinde davalı vekiline sehven yapılan 48.000,00 TL ödemenin temerrüt tarihi olan 29.11.2018 tarihinden itibaren işleyecek ticari avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle;  davacının gerek ödeme anında ve gerekse dava ikamesinde TMK 2. Maddedeki iyiniyet kurallarını hiçe saydığını, dolayısı ile davanın bu nedenle reddi gerektiğini, müvekkilinin alacağından dolayı davacının keşide ettiği karşılıksız çek nedeni ile davacı hakkında karşılıksız çek müracaatında bulunulduğunu ve icra takibine başlandığını, karşılıksız çek şikayetine ilişkin mahkeme tarafından yapılan yargılama sonrasında davacı hakkında para cezasına hükmedildiğini ve kararın kesinleştiğini, yine müracaat edilen icra takibinin usulüne uygun bir şekilde kesinleştiğini, hiçbir şekilde kabul anlamına gelmemek kaydıyla; İİK 72. Maddesine göre davacının istirdat davası açma hakkı bulunmadığını, takibe itiraz etmediğini, itirazının kaldırılmış olması yüzünden borçlu olmadığı bir parayı tamamen ödemek mecburiyetinde kalan şahsın ödediği tarihten itibaren bir sene içinde, umumi hükümler dairesinde mahkemeye başvurarak paranın geriye alınmasını isteyebileceğini, davacı tarafından icra dosyasına ödeme yapılmadığı gibi, paranın tamamının da ödenmediğini, davacının karşılıksız çek keşide etmekten dolayı para cezasının infazı aşamasında yakalandığını, davacı yakınlarının 24.11.2018 kendileri ile iletişime geçmeleri ile öğrenildiğini, müvekkili tarafından çek ana parasının ödenmesi halinde şikayetten feragat edileceğinin kabul edilmesi üzerine ilgili şikayetten vazgeçildiğini, davacının aktif husumet ehliyeti bulunmadığını, ödeme miktarının ifası anında hiçbir şekilde dava dilekçesinde ileri sürülen iddiaların defi olarak ileri sürülmediğini,  dolayısı ile ödeme miktarının ifa edilmesi anında hiçbir defi ileri sürülmemesi nedeni ile  iade talebinde bulunma imkanı olmadığı gibi bu davayı açma hakkının da bulunmadığını, davacının iddia ettiği gibi yapılan ödemenin sehven yapılan bir ödeme olmadığını, davacı tarafın gerek TMK 2. maddesi ve gerekse TTK. nun basiretli taciri tanımlayan ifadelerine aykırı bir şekilde hareketle işbu davayı ikame etmesinin hukuk tarafından korunmayacağının ortada olduğunu belirterek haksız ve usulsüz davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararıyla;Davacının imza ve yazı örnekleri toplanmış, davacıya ait imza ve yazı örnekleri alınararak takibe konu çek üzerinde imzanın davacıya ait olup olmadığı hususunda Jandırma Kriminal Laboratuarı ile ATK'dan rapor alınmış rapora göre keşideci imzasının basit tersimli kolay imza olması sebebiyle rapor tanzim edilememiştir. Takibe konu edilen çekin sahteliği ileri sürülmemiştir. Davacımız çekte keşideci davalımız ile çekin yetkili hamilidir. Çekin üzerinde keşideci imzası basit tersimlidir. Davalımızın basiretli davranıp basit tersimli çeki kabul etmemelidir. Kabul etmiştir. Sonucuna katlanır. Ancak akdi ilişki gereğince bir önceki cirantaya, çekten dolayı diğer ciranta ve lehtara gitme hakkı saklıdır. Bu sebeple DAVANIN KABULÜNE, karar verilmiştir.Davalı vekili istinaf dilekçesinde özetle; Yerel mahkemenin 49.500,00 TL bedelli çek yönünden borçsuzluğun tespiti ile ödenen tutarın istirdadına dair verdiği kararın eksik incelemeye dayalı ve gerekçesiz olduğunu, mahkemenin çek üzerindeki imzanın basit tersimli olması nedeniyle müvekkilinin basiretli davranması gerektiği yönündeki soyut nitelemesinin maddi olgularla bağdaşmadığını, davacı hakkında aynı çek nedeniyle İstanbul Anadolu 13. İcra Ceza Mahkemesi’nce verilmiş kesinleşmiş bir mahkûmiyet kararı bulunduğunu, çekin muhatap banka tarafından onaylanarak kısmi ödeme yapıldığını, tacir olan davacının kendi çek defterinden sorumlu olduğunu ve müvekkilinin çeki cirantadan devralması sebebiyle keşideci imzasını kontrol etme yükümlülüğü bulunmadığını, istirdat davasında ispat yükü kendisinde olan davacının borçsuzluğunu kanıtlayamadığını, yerel mahkeme tarafından dava şartlarına ilişkin herhangi bir inceleme yapılmadığını belirterek yerel mahkeme kararının kaldırılmasını, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.Davacı vekili istinafa cevap dilekçesinde özetle; yerel mahkemenin çekten dolayı borçlu olunmadığının tespiti ve ödenen bedelin istirdadına dair verdiği kararın usul ve yasaya uygun olduğunu, hem Jandarma Kriminal Laboratuvarı hem de Adli Tıp Kurumu tarafından hazırlanan raporlarda çek üzerindeki keşideci imzasının tersimi basit ve taklidi kolay olması nedeniyle müvekkiline aidiyetinin tespit edilemediğinin saptandığını, kambiyo hukukunda imzanın aidiyetini ispat külfetinin senedi elinde bulunduran ve takibe girişen alacaklıya ait olduğunu, davalı alacaklının bu ispat yükümlülüğünü yerine getiremediğini, mahkemenin basiretli tacir gibi davranarak basit tersimli çeki kabul eden davalının bu durumun sonuçlarına katlanması gerektiği yönündeki gerekçesinin hukuken isabetli bulunduğunu ve araştırılacak başka bir husus kalmadığını belirterek davalının istinaf başvurusunun reddine karar verilmesini talep etmiştir.<br>GEREKÇE:İnceleme, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 355. maddesi hükmü uyarınca istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak kamu düzenine aykırı hususların olup olmadığı gözetilerek yapılmıştır.Davanın konusu, icra takibine konu çekteki imzanın davacıya ait olmadığı, davacı hakkında karşılıksız çek keşide etme suçundan dolayı verilen kararın infazı aşamasında icra dosyasından ve mahkeme kararından haberdar oldukları, kararın infaz edilmemesi için davacının yakınları tarafından icra dosyasında alacaklı vekiline 24/11/2018 tarihinde, 48.000,00 TL., yapılan ödemenin temerrüt tarihi 29/11/2018 tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsili talebidir.İstanbul Anadolu 11. İcra Müdürlüğü'nün ... sayılı  dosyasının incelenmesinde;  davalı ... - ... tarafından davalılar ..., ... A.Ş. ve ... ŞTi. aleyhine 15.11.2017 keşide tarihli, ... seri numaralı, ... Bankası ... şubesine ait 48.090,00 TL bedelli çek alacağı, 4.809,00 TL karşılıksız çek tazminatı, 144,27 TL komisyon, 244,07 TL işlemiş faiz olmak üzere toplam 53.287,34 TL alacağın tahsili ile istemi ile kambiyo senedine dayalı icra takibi başlatılmıştır.İstanbul Adli Tıp Kurumu Başkanlığı Fizik İhtisas Dairesi'nin ...-... sayılı raporunda; inceleme konusu çekte atılı keşideci imzasının teşhise götürecek önemli karakteristik materyal ve yazı unsuru içermeyen, tersimi basit taklidi kolay imza olması nedeniyle söz konusu imzanın aidiyetinin, bu meyanda sorulduğu üzere ...'ın eli ürünü olup olmadığının tespit edilemediği belirtiilmiştir.Jandarma Genel Komutanlığı İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nce düzenlenen 20/07/2022 tarihli ... uzmanlık numaralı raporda özetle; \"inceleme konusu çekin ön yüzünde “...\"” adına atfen atılı bulunan imza üzerinde yapılan incelemede; söz konusu imzanın, kişiye atfedilebilecek nitelikte kaligrafik ve karakteristik özellikler içermeyen, kolaylıkla atılabilecek tarzda basit tersimli bir imza olduğu kanaatine varıldığı, ...'ın mevcut mukayese imzaları üzerinde yapılan incelemede; söz konusu mukayese imzalarının da, kişiye atfedilebilecek nitelikte kaligrafik ve karakteristik özellikler içermeyen, kolaylıkla atılabilecek tarzda basit tersimli imzalar oldukları kanaatine varıldığı, inceleme konusu çekin ön yüzünde “...” adına atfen atılı bulunan imza ile ...'ın mevcut mukayese imzaları arasında yapılan inceleme ve karşılaştırmada; yukarıda birinci ve ikinci maddelerde belirtilen sebepler nedeniyle, inceleme konusu çekin ön yüzünde “...” adına atfen atılı bulunan söz konusu imzanın ... eli ürünü olup-olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı\" belirtilmiştir.Somut olayda toplanan tüm deliller birlikte değerlendirildiğinde davacı tarafından icra takibine konu çekteki imzanın kendisine ait olmadığını, karşılıksız çek keşide etme suçundan verilen kararın infazı aşamasında icra dosyasından haberdar olduğunu ve yakınları tarafından kararın infaz edilmemesi için takip alacaklısı vekiline ödeme yapıldığını ve ödenen bedelin temerrüt tarihinden itibaren faizi ile birlikte tahsilini talep ve dava ettiği, alınan ATK raporu ve  İstanbul Jandarma Kriminal Laboratuvar Amirliği'nce düzenlenen raporda icra takibine konu çekteki imzanın davacının  eli ürünü olup-olmadığı hususunda müspet ya da menfi bir kanaat bildirmenin mümkün olmadığı tespit edilmiş olmakla, mahkemece, imzaların aidiyetinin belirlenememesi sebebiyle kesin kanaat bildirilemeyen raporların borçlu lehine yorumlanması gerektiği, dosya kapsamında toplanan deliller, ilk derece mahkemesinin olay nitelendirilmesi ve gerekçesi nazara alındığında, mahkemece aldırılan bilirkişi raporlarında yapılan tespit, hesaplama ve sair değerlendirmelerin dosya içeriğine ve yürürlükteki mevzuata uygun olduğu, mahkemenin kanıtları takdirinde herhangi bir isabetsizlik bulunmadığı anlaşıldığından, davanın kabulüne ilişkin olarak verilen kararın dosya kapsamına göre yerinde olduğu anlaşılmıştır.Saptanan ve hukuksal durum bu olunca; tarafların dayandıkları belgelere, hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dosyadaki tespitlere ve uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kurallarına göre, 6100 Sayılı HMK'nın 355. maddesi gereğince istinaf sebepleriyle sınırlı olarak yapılan inceleme sonucunda ilk derece mahkemesi kararında usul ve esas yönünden hukuka aykırılık bulunmadığı anlaşılmakla yapılan inceleme neticesinde davalı vekilinin istinaf başvurusunun 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmesi gerektiği kanaat ve sonucuna varılarak aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br>HÜKÜM:Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere;<br>1- Usûl ve yasaya uygun İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 11/10/2023 tarih ve 2019/434 E., 2023/655 K. sayılı kararına karşı davalı vekili tarafından yapılan istinaf talebinin 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince ESASTAN REDDİNE, <br>2- 492 Sayılı Harçlar Kanunu gereğince alınması gereken 3.278,88 TL nispi istinaf karar ve ilam harcından peşin yatırılan 819,72 TL harcın mahsubu ile bakiye 2.459,16 TL harcın davalıdan tahsiliyle Hazineye gelir kaydedilmesine, <br>3- Davalı tarafça istinaf aşamasında yapılan yargılama giderlerinin üzerinde bırakılmasına,<br>4- İncelemenin duruşmasız olarak yapılması sebebiyle taraflar yararına vekalet ücreti tayinine yer olmadığına,<br>5- Taraflarca yatırılan gider avansından harcanmayan kısmın karar kesinleştiğinde iadesine,<br>6- Karar tebliği, harç tahsil müzekkeresi düzenlenmesi, harç ve avans iadesi işlemlerinin İlk derece Mahkemesince yerine getirilmesine, 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-b/1. maddesi gereğince, dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda ve 6100 Sayılı HMK'nın 362/1-a maddesi gereğince, miktar itibariyle kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. 02/04/2026</font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"b77769a89fb41b77","SID":"24bb7ff99fc9e15e"}}