{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C. BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ\t<br><br>ESAS NO: 2026/212<br>KARAR NO: 2026/322<br><br>DAVA\t: Sıra Cetveline İtiraz (İflas Tasfiyesinde Düzenlenen Sıra Cetveline Yönelik Kayıt Kabul Ve Terkin Talebi (İİK 235))<br>DAVA TARİHİ\t: 04/03/2023<br>KARAR TARİHİ\t: 06/04/2026<br>GEREKÇELİ KARARIN<br>YAZILDIĞI TARİH  \t : 13/04/2026<br><br>Davacı tarafından mahkememize açılan dava dosyasının incelenmesi sonunda;  <br>İSTEM:<br>Davacı vekilinin dava dilekçesinde özetle; dava konusu ... İli, ... İlçesi, ... Parsel,  .... Ada, .... paftada kain , ... Blok,  ...  Kat ,  ....  ve .... numaralı bağımsız bölüm nolu taşınmazın davalı ... Grup Enerji İnşaat San. Tic. Ltd Şti'den satın alındığını, davalı şirket tarafından ödeme alınmasına rağmen bahse konu taşınmazın tapusunun verilmediğini, taraflar arasında 2011 yılında dava konusu taşınmazlar ile ilgili adi sözleşme imzalanıp bu adi sözleşme kapsamında müvekkilinin tüm ödemeleri gerçekleştirdiğini, ancak bahse konu dairelerin kendisine teslim edilmediğini, sonrasında Bakırköy .. Noterliğinin 05/05/2014 tarihli ve ....-... yevmiye nolu Düzenleme Şeklinde Taşınmaz Satış Vaadi Sözleşmesi düzenlendiğini,  davacı ile davalı şirket arasında düzenlenen .... yevmiye numaralı noter satış sözleşmesi ile ... numaralı dairenin bedeli 45.000,00 TL, .... yevmiye numaralı noter sözleşmesi ile ...  numaralı dairenin de bedelinin 45.000,00 TL olarak belirlendiği, söz konusu ödemelerin müvekkili tarafından yerine getirildiğini ancak taşınmazın teslim tarihi en geç 10/01/2015 olmasına rağmen bu sürede taşınmazların teslim edilmediğini, aksi durum için cezai şart ödemenin kabul edildiğini belirterek dava konusu  .... İli, ... İlçesi, ...Parsel,  ... Ada, ... paftada kain , ... Blok,  ...  Kat ,  ....  ve .... numaralı bağımsız bölüm nolu taşınmaz  üzerindeki özel-kamu haczi, tedbir ve ipotekler ve diğer şerhlerin kaldırılarak davalı adına olan kaydının iptali ile davacı adına tesciline tapu tescili mümkün olmadığı takdirde bahsi geçen alım satım sözleşmesine karşılık dava konusu gayrimenkule dava tarihi itibariyle rayiç bedellerinin-davacının yapmış olduğu ödemelerden az olmamak üzere avans faiziyle tahsili ile davacıya verilmesini dava ve talep ettiği görülmüştür.<br>KANITLAR VE GEREKÇE:<br>-Dava, dava konusu .... İli, .... İlçesi, ... Parsel,  .... Ada, ... paftada kain , .. Blok, ... Kat ,  ....  ve .... numaralı bağımsız sayılı taşınmazın taraflar arasında imzalanan adi yazılı ve noterlik tarafınca düzenlenen gayrımenkul satış vaadi sözleşmesi gereğince tapu kaydının iptali davacı adına tescili, olmadığında ödenen semenin tazmini istemine ilişkindir.<br>-Bakırköy .... Tüketici Mahkemesi Asliye Hukuk Mahkemeleri'nin görevli olduğundan bahisle; \"... davacının aynı tarihte ve aynı şirketten 2 ayrı taşınmaz satın almak için sözleşme imzaladığı görülmüş, davacının aynı tarihte 2 adet taşınmaz almak istemesi nedeniyle tüketici sıfatıyla hareket etmediği, taraflar arasındaki ilişki de dikkate alındığında tarafların 6502 sayılı yasanın tanımını yaptığı tüketici tanımına uymadığı ve 6502 sayılı kanunun tüketicilere sunduğu ayrıcalıklardan faydalanamayacağı değerlendirilerek mahkemelerin görevinin kamu düzeninden olduğu ve yargılamanın her aşamasında bu hususun hâkim tarafından re'sen nazara alınmasının gerektiği cihetle, belirtilen gerekçelerle mahkememizin görevsizliğine...\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir.<br>-Bakırköy .... Asliye Hukuk Mahkemesince,\"... uyuşmazlığın taşınmazın aynıyla ilgili olup davanın 6100 sayılı HMK'nın 12. Maddesi gereğince  taşınmazın bulunduğu yer mahkemesinde görülmesi gerektiği, bu yetki kuralının emredici ve kesin yetki hallerinden bulunduğu, mahkememizin yetkisiz  Büyükçekmece Asliye Hukuk Mahkemesinin yetkili olduğu anlaşıldığından, mahkememizin yetkisizliği nedeniyle davanın usulden reddine...\" gerekçesiyle yetkisizlik  kararı verilmiştir.<br>-Büyükçekmece .... Asliye Hukuk  Mahkemesi tarafından Ticaret Mahkemeleri'nin görevli olduğundan bahisle; \"... davacının davasını 04/03/2023 tarihinde ikame ettiği, davalı şirket hakkında iflas kararı verildiği, kararın 19/12/2022 tarihinde kesinleştiği, 2. Alacaklılar Toplantısının ise 10/05/2023 tarihinde gerçekleştiği, dava konusu taşınmazın halen iflas eden şirket adına kayıtlı olduğu, iflastan sonra müflis aleyhine masaya giren mal ve haklar için doğrudan dava açılamayacağı, iflas masasından hak iddia eden alacaklının alacağının masaya kaydını talep etmesi gerektiği, bunun kabul edilmemesi halinde sıra cetveline itiraz davası açması gerektiği, eldeki dosyada 2. Alacaklılar Toplantısının yapıldığı, davacının iflas idaresine talepte bulunmadığı, buna göre açılan davanın iflas masasının olduğu yer Asliye Ticaret Mahkemesinde kayıt kabul davası olarak görülmesinin gerektiği anlaşılmakla mahkememizin görevsizliği nedeniyle davanın usulden reddine...\" gerekçesiyle görevsizlik  kararı verilmiştir.<br>-Büyükçekmece ... Asliye Hukuk Mahkemesi'nin görevsizlik gerekçesinin incelenmesinde kararın dayanağının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi tarafından son dönemde verilen göreve ilişkin kararlar olduğu görülmektedir.<br>-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; \"Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu sözleşme iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir.(İ.İ.K. M.198) İflâsın açılması ile henüz vadesi gelmemiş olan alacaklar da, iflâs kararı ile birlikte talep edilebilir hale gelir. İflâsın açılması gününe kadar işlemiş olan faiz ve takip masrafları ana paraya eklenerek iflâs masasına yazdırılır.Alacağı taliki bir şarta veya belirsiz bir vadeye bağlı bulunan alacaklılar da alacaklarını iflâs masasına kaydettirebilirler. Tasfiye sonunda bu alacaklar için ayrılan pay, ancak şartın gerçekleşmesi veya belirsiz olan vadenin gelmesi halinde ödenebilir.  Alacaklılar arası eşitlik ilkesi gereği, para alacağı dışındaki alacaklar, iflâsın açılması ile birlikte konusu olan şeyin iflâs kararı tarihindeki değeri kadar para alacağına dönüşür ve masaya para alacağı olarak yazılır. Ancak iflâs idaresi, masa menfaatine uygun görürse konusu para olmayan alacakları bir iflâs alacağı olarak ödemek yerine, aynen ifa etmeyi tercih edebilir.  Adi tasfiyede iflâs idaresi alacaklıların incelemesini yapıp bitirdikten sonra, düzenlediği sıra cetvelini iflâs dairesine verir. Bunun üzerine sıra cetveli ilân edilir ve bu ilânla ikinci alacaklılar toplantısı için davet yapılır.  İİK’nın 194. maddesinde, iflas açılması ile kural olarak müflisin taraf olduğu hukuk davalarının duracağı ve ancak ikinci alacaklılar toplantısından on gün sonra devam olunabileceği hususu düzenlenmiştir. İkinci alacaklılar toplantısında dava konusu alacağın masaya kabul edilmemesi halinde davaya kayıt kabul davası olarak devam edilerek bir karar verilmesi gerekir.  Somut olayda. davacı 13/05/2024 tarihli dilekçesi  ile aynen ifadan vazgeçerek müspet zararın para alacağı olarak hüküm altına alınması talebinde bulunduğuna göre iflas tarihinden sonra açılan davaya (hukuki yararın varlığı bakımından alacağın masaya yazılıp yazılmadığı da denetlenerek) kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerekmektedir.\" (..../.... Esas  ..../.... Karar, ..../.... Esas ..../.... Karar vs. diğer dosyalar)<br>İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  .... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; \"Ticaret Mahkemesinin iflasa karar vermesi anında borçlu hakkında iflas açılmış olur. Bundan sonra müflisin masaya giren mal ve hakları üzerindeki tasarruf yetkisi kısıntıya uğrar ve masaya geçer. Müflis masaya giren bir mal ve hak üzerinde tasarrufta bulunmuşsa bu işlem geçersizdir. İflas kararından önce müflisin temlik sözleşmelerinden doğan borçları taşınmazın tapu kaydı henüz müflis üzerinde bulunduğundan masaya geçmekle iflas nedeniyle asıl akit (satım akti) yapılamamaktadır. Kural olarak sözleşmeler taraflardan birinin iflas etmesiyle son bulmazlar. Bu halde iflas etmemiş olan taraf sözleşmenin ifasını isteyebilir. Ancak sözleşmenin ifasını talep hakkı bir iflas alacağıdır. Davaya konu temlik iki tarafa borç yükleyen sözleşmelerdendir. Bu bakımdan sözleşmenin alacaklısı olan taraf iflastan önce yapılan sözleşmedeki bütün borçlarını müflise karşı yerine getirmiş ise alacağı para borcundan başka bir şey olduğundan alacağını para alacağına çevirerek masaya yazdırabilir. (İ.İ.K. m. 198) Dava konusu taşınmazın taraflar arasında imzalanan sözleşmede dükkan olarak belirtildiği, sözleşmenin devamı maddelerinde de dükkan olarak nitelendirildiği, tapu kaydında da taşınmazın niteliğinin dükkan olarak yazılı olduğu ve dükkan niteliğindeki bağımsız bölümün satış sözleşmesinden kaynaklanan uyuşmazlığın dava edildiği anlaşılmaktadır. Somut olayda davacının öncelikli talebi tapu iptali ve tescile yönelik olup bedelin tahsili talebi terditli taleptir. Öncelikli talep alacağın masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkın masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkindir. Davacının talebi gayrimenkul satış sözleşmesi ile satın aldığını iddia ettiği  bağımsız bölümün davalı adına olan tapu kaydının iptali ile adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt kabul niteliğinde olmayan tapu iptali ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. Hal böyle olunca davacının adına tescilini talep ettiği dükkan niteliğindeki bağımsız bölüm  6502 Sayılı Kanunun 3/h maddesinde belirtilen mallar arasında sayılmamaktadır. Dava konusu taşınmaz dükkân niteliğinde olduğundan Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanunda tanımları yapılan satıcı ve tüketici arasındaki mal ve hizmet satışına ilişkin düzenlemeye uymadığı anlaşılmaktadır. Davacının adına tescilini talep ettiği bağımsız bölümün niteliği dükkan olup 6502 Sayılı Kanunun 73.maddesi uyarınca uyuşmazlık tüketici mahkemesinin görev alanına girmediğinden tüketici mahkemesince çözülemez. Başka bir anlatımla çekişmenin genel mahkeme olarak asliye hukuk  mahkemesinde görülmesi kanundan kaynaklanan bir zorunluluktur. Bu nedenle görevli mahkeme asliye hukuk mahkemesidir.  İDM davalı şirket hakkında iflas kararı verildiğini belirterek görevli mahkemenin Asliye Ticaret Mahkemesi olduğu gerekçesiyle verdiği görevsizlik kararı hatalıdır. \" (.../.... Esas ..../....Karar) \"Somut olayda davacının öncelikli talebi tapu iptal ve tescile yönelik olup davacının alacak yada tazminat talebi terditli taleptir. Öncelikli talep alacağının masaya kaydedilmesine yönelik olmayıp, müflis şirketin aktifinde yer alan bir hakkının masadan çıkartılarak, tapuda adına tescili istemine ilişkidir. Davacının talebi satın aldığını iddia ettiği  bağımsız bölümün adına tesciline ilişkin olduğundan davanın kayıt kabul davası olarak kabulü mümkün değildir. Kayıt Kabul niteliğinde olmayan tapu iptal ve tescil talepleri yönünden İİK'da özel düzenleme yer almadığından taraflar arasındaki işin niteliğine göre görevli mahkemenin belirlenmesi zorunludur. \" (..../.... Esas  ..../... Karar,  ..../.... Esas ..../.... Karar, ..../... Esas ..../.... Karar vs. diğer dosyalar)<br>-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi  ... Hukuk Dairesi'nin benzer nitelikte asıl talebin tapu iptali tescil, terditli talebin alacağın tahsili olduğu dosyalarda muhtelif kararlarında aşağıdaki hususlara yer verilmiştir; \"Eldeki davanın davacının aynen ifa ve aynen teslime ilişkin tapu iptal tescil içermeyen talebinin içeriği ve mahiyet itibariyle İcra İflas Kanunu 235 maddesi kapsamında kayıt kabul davasına konu olabileceğinin kabul edilmesi halinde; dava, iflastan sonra açılmış olmakla ticaret mahkemesinin görevli olduğu ve yargılamaya ticaret mahkemesince devam edilerek sonuçlandırılmasının gerektiği tartışmasızdır. Davanın kayıt kabul davasına konu olamayacağı değerlendirildiğinde ise; tüketici mahkemesi, kayıt kabul davası olarak göremez ve 6502 sayılı Tüketicinin Korunması Hakkındaki Kanun ve mevzuat ile hüküm bulunmayan hallerde genel hükümlere göre inceleyip sonuçlandırılması gerekmektedir. Ayrıca İcra İflas Kanunu, Madde 198'de \"Mevzuu para olmıyan alacak ona muadil bir kıymette para alacağına çevrilir. Şu kadar ki iflas idaresi taahhüdün aynen ifasına deruhte edebilir. Bu takdirde alacaklı talep ederse iflas idaresi teminat gösterir.\" şeklinde düzenlemeye yer verilmiştir. Anılı düzenlemenin ikinci cümlesi nazara alındığında, iflas idaresinin aynen ifayı deruhte etmesi mümkündür. Dolayısıyla, ancak para alacakları veya İİK 198. maddesi gereğince konusu para olmayan alacaklarda ona muadil bir kıymet kayıt kabul davasının konusunu teşkil edebilir. Eldeki dava açılmadan önce iflas idaresine başvuru yapılmadığından, iflas idaresinin aynen ifa talebini para alacağına tahvil edip etmediği, yada İİK.198. Maddesi 2. cümlesi gereğince aynen ifayı, yani inşaatı tamamlayarak teslim etme yönündeki tercih hakkını kullanıp kullanmayacağı bu aşamada bilinmemektedir. İflas idaresinin tercih hakkını  inşaatı bizzat tamamlama ve aynen ifa yönünde  kullanması halinde, iflas iadaresinin sözleşme ilişkisinin içine dahil olduğundan davanın 6502 sayılı TKHK hükümleri ile genel hükümleri göre çözümlenmesi gerekir ve eldeki dava kayıt kabul davası olarak nitelenemez. \" (..../.... Esas ..../.... Karar, ..../.... Esas  ..../.... Karar vs. diğer dosyalar )<br>- İlgili daire tarafından verilen ve görevsizlik kararına emsal teşkil kararlarda temel olarak; \"Bir hukuk davasının kayıt-kabul davasına dönüşmesi için davalının iflas etmesi, iflas idaresinin de dava konusu alacağı iflas masasına kabul etmemesi gerekir. Davalı tarafı dava sırasında iflas eden aleyhine iflastan önce açılan ve İİK'nın 194 üncü maddesi hükmünde sayılan istisnalardan olmayan bir davaya bakan mahkemenin asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise ve kayıt-kabul davası ayrıca açılmamışsa, davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek,  varılacak sonuç dairesinde  bir karar vermesi gerekir. Somut uyuşmazlıkta, davalı iflas idaresince taahhüdün aynen ifası yoluna gidilmediğinden artık tapu iptali ve tescil istemi İİK'nın 198. maddesi uyarınca para alacağına dönüşeceğinden davaya alacağın iflas masasına kayıt ve kabulü davası olarak devam edilerek, asıl dava konusu alacağın, ikinci alacaklılar toplantısında, iflas masasına kaydedilip, alacağın masaca kesin olarak kabul edilip edilmediğinin araştırması ve şayet kesin suretle kayıt ve kabul edilmiş ise konusu kalmayan davada hüküm tesisine yer olmadığına karar vermesi; masaya kayıt edilmesi istenip de alacak kısmen veya tamamen reddedilmiş ise,  sözleşmeye konu dava konusu taşınmazın tamamlanmış halinin emsal taşınmazlar gözetilerek iflas tarihi itibari ile belirlenecek kıymeti üzerinden usulü kazanılmış haklar gözetilerek kayıt kabule karar verilmesi gerektiği, bu hususun kamu düzenine ilişkin olduğu, kararın kaldırılması  ve mahkemesine gönderilmesi gerektiği kanaatine varılmıştır. \" gerekçelerine yer verildiği görülmektedir.<br>-Bu kapsamda öncelikli olarak görevsizlik kararına emsal teşkil eden İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'nin güncel kararlarının irdelenmesi gerekmiştir. .... Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlarda, ilk derece mahkemesi tarafından tapu iptali tescil talebinin yerinde olup olmadığına ilişkin tartışma yapılarak bir kısım davalarda asıl talebin kabul edilmesine, davacılar lehine tapu iptali tescili kararı verilmesine rağmen; bu hususta herhangi bir inceleme yapılmadan yalnızca davalı tarafın müflis olması nazara alınarak tapu iptali ve tescili talep edilemeyeceği ve davanın para alacağına dönüşeceği ve yine bu kapsamda kayıt kabul davası olarak devam edilmesi gerektiğinden bahsedilmektedir. Ancak bu durum benzer iflas dosyaları yönünden devam etmekte olan tüm davalarda bazı temel hukuki sorunlara sebebiyet vermektedir. ( bkz. ..., ..., ...., .... Yapı vb. devam etmekte olan iflas ve sıra cetveli davaları )<br>-Mevcut davaların davacılar yönünden incelenmesinde;<br>Müflis şirketler ile gerçek/tüzel kişiler arasında yapılan bir kısım sözleşmelerin adi yazılı olduğu, bir kısım sözleşmelerin noter huzurunda yapılan taşınmaz satış vaadi sözleşmesi niteliğinde olduğu görülmektedir.<br>Bir kısım dosyalarda ödemelerin döviz cinsinden kararlaştırıldığı ve davacılar tarafından sözleşme tarihinden iflas tarihine kadar döviz cinsinden çeşitli ödemeler yapıldığı, bir kısım davacılar tarafından TL cinsinden ödemelerin yapıldığı görülmektedir.<br>Bir kısım dosyalarda ise adi yazılı sözleşme yapılmasına rağmen yükleniciden satın alınan taşınmazlarda ödemelerin gerçekleştirildiği ve yine sözleşmenin tarafı olan müflis şirketlerce taşınmazların tesliminin gerçekleştirildiği ve bu kapsamda tescil şartlarının oluşup oluşmadığının değerlendirilebileceği görülmektedir.<br>Tüketici Mahkemesi'nde görülen bir kısım davalarda sözleşmede bedel yönünden eksik ifanın bulunduğu, ancak tapu iptal şartlarının oluştuğu kanaatine varıldığından eksik bedelin depo ettirilerek tescil kararlarının verildiği görülmektedir. <br>Yine benzer mahiyette ticari nitelikte dava olarak nitelendirilen dosyalarda <br>-Yine yukarıda ayrıntılarına yer verildiği şekliyle İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi tarafından güncel içtihatların tam aksi yönünde 2022-2023 yıllarında kararlar verildiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından aksi yönde kararlar verildiği, İstanbul ... Hukuk Dairesi tarafından da tescil şartlarının oluşup oluşmadığı yönünden davacının talebine göre alternatifli değerlendirme yapıldığı ve davacılar tarafından bu yönde istikrar kazanmış yargı içtihatlarına güvenerek işbu davaları ikame etmeye devam ettikleri görülmektedir. <br>-İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi tarafından verilen güncel kararlarda; davacıların tapu iptali tescil talepleri doğrudan reddedilmiş ve para alacağına dönüşeceği varsayılmıştır. Ancak Mahkememizce ve diğer mahkemelerce verilen, tüzel kişiller tarafından açılmış bir kısım davalarda tescil şartlarının oluştuğundan bahisle tescil kararlarının verildiği ve yine iflas masası tarafından bu işlemlerin uygulandığı görülmektedir. <br>-Sıra cetveline itiraz davalarını diğer alacak davalarından ayıran husus, bu davaların iflas sıra cetvelinin düzenlenmesinden sonra açılmasıdır. Davanın İcra ve İflas Kanunu'nda tanımlandığı sistematik konum da (m.235) bu saptamayı doğrulamaktadır. Burada kayıt sözcüğü \"kaydetmek\" bağlamında bir fiili değil, (tapu kaydı, trafik kaydı gibi)  sıra cetvelinin her bir satırını ifade etmekte ve alacaklı bu dava ile tahsilden ziyade belirli bir tutardaki alacağının o iflas tasfiyesinde bir kayıt numarası altında pay almasını sağlamak maksadıyla bu davayı açmaktadır (..../...: ..... .... ...., .... ...., m..., n....). (Ankara Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin ..../.... Esas .../.... Karar sayılı ilamı)<br>-Yine istikrar kazanmış içtihatlar ve yasal düzenlemelerle sabit olduğu üzere bir tüzel kişiliğin iflas etmesi kanunda düzenlenen istinai haller hariç olmak üzere ( vekalet sözleşmesi vs. ) şirketin sözleşmelerden doğan ifa borcunu sona erdirmeyeceği gibi, bilakis müflisin vadesi gelmemiş olanlar da dahil olmak üzere tüm borçları muaccel hale getirmektedir.<br>-Anayasa Mahkemesi tarafından verilen kararlarda açıkça belirtildiği üzere; \"Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi (AİHM) adil yargılanma hakkının hukukun üstünlüğünün Sözleşmeci devletlerin ortak mirası olduğunu belirten Sözleşme’nin ön sözüyle birlikte yorumlanması gerektiğini belirtmektedir. Hukukun üstünlüğünün temel unsurlarından biri, hukuki durumlarda belirli bir istikrarı garanti altına alan ve kamuoyunun mahkemelere olan güvenine katkıda bulunan hukuki güvenlik ilkesidir. Toplumun yargısal sisteme olan güveni hukuk devletinin esaslı unsurlarından biri olmasına rağmen birbirinden farklı yargı kararlarının devamlılık arz etmesi, bu güveni azaltacak nitelikte bir hukuki belirsizlik durumu yaratabilecektir (... ve ...../... [....], B. No: ....., 20/10/2011, § 57).\"<br>-Öte yandan Anayasa Mahkemesi, içtihat farklılığını değerlendirdiği bir kararında; Yargıtayın istikrarlı olarak uygulanan içtihattan ayrılarak yeni bir yaklaşımı benimsemesi hâlinde kamuoyu nezdinde yargıya olan güvenin muhafaza edilmesi bakımından yeni yaklaşımın istikrarlı bir şekilde uygulanması gerektiğine dikkat çekmiş ve içtihat değişikliği sonucunda benimsenen yaklaşımın uygulamada birliği sağlamakla görevli yüksek mahkemeler tarafından istikrarlı olarak uygulanmamasının adil yargılanma hakkını ihlal edebileceğine karar vermiştir (.... [...], B. No: .../...., 17/5/2018, § 48). ( Anayasa Mahkemesi .... Başvurusu, Başvuru Numarası: .../..., Tarih: 23/11/2021)<br>-Bu kapsamda Mahkememizce yapılan değerlendirmede; her ne kadar İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi tarafından verilen kararlar kapsamında iflas tarihi itibariyle rayiç değerin tespit edilerek kayıt kabul kararı verilmesi ivedi şekilde yargılamayı sona erdirecek olsa da, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi ... Hukuk Dairesi'nin tapu iptali isteminin doğrudan reddedilmesi ve iflas tarihi itibariyle rayiç değer hükmedilmesi gerektiği şeklinde kararların istikrar kazanması halinde;<br>Benzer iflas dosyalarında aynı sözleşmeye ve şartlara sahip davacılar arasında farklı sonuçların ortaya çıkacağı,<br>Benzer mahiyette dosyalarda tapu iptali ve tescil kararları verilmesine karşın, bir kısım davacıların enflasyon ortamı, sözleşme tarihleri vade tarihleri ve iflas tarihi nazara alındığında,  sözleşme geçerlilik ve aynen ifa hususunun tartışılmadan para alacağı şeklinde alacağı ödemelerin hakkaniyetsiz sonuçlar ortaya çıkaracağı,<br>Yukarıda belirtildiği şekilde bir kısım sözleşmelerin döviz cinsinden yapılmış olması, sözleşme kapsamındaki ödemelerin döviz olarak yapılması, verilen kararlarda geri ödemelerin iflas tarihinden efektif satış kuru üzerinden belirlenmesi ve yine taşınmazların iflas tarihi itibariyle rayiç değerleri nazara alındığında aynı sözleşme şartlarına sahip kişiler arasında kişiler arasında geri ödemelere dayanan farklı ve hakkaniyetsiz sonuçların ortaya çıkacağı, <br>Yine benzer dosyalarda yapılan ödemelerin iadesi kapsamında, verilen kararlarda denkleştirme alacağı talep edilmesine karşın, teslim tarihi ve iflas tarihi nazara alındığında denkleştirme yapılması halinde dahi döviz cinsinden ödemelerin ödeme tarihindeki bakiyelerin altında kaldığı, bu durumun da aynı sözleşme şartlarına sahip farklı davacılar arasında eşit olmayan sonuçlara yol açtığı,<br>Benzer iflas dosyalarında müflis şirketler üzerine kayıtlı taşınmazların bulunması, taşınmazların halen müflis şirketlerin adına kayıtlı olması nedeniyle aynen ifa ifa şartlarının değerlendirilebileceği, sözleşmelerin imza ve kararlaştırılan teslim tarihleri nazara alındığında; her iflas eden şirketin herhangi bir gerekçe olmaksızın sözleşme kapsamında doğrudan ifa yapamayacağının kabul edilmesi halinde; gayrimenkul satışı yapan şirketler yönünden iflas seçeneğinin avantajlı hale geleceği ve hileli iflasların artışına sebebiyet vereceği, <br>İstikrar kazanmış Bölge Adliye Mahkemesi kararlarına dayanarak dava açan davacıların somut bir gerekçe olmaksızın, ifa hususu tartışılmadan reddine karar verilen tapu iptali tescil taleplerinin  yukarıda belirtildiği şekliyle Anayasa Mahkemesi kararlarına açıkça aykırılık teşkil edeceği ve hukuki güvenilirliği zedeleyeceği görülmektedir. <br>-Açıklanan nedenlerle Mahkememizce içtihat farklılıklarının giderilmesi, tarafların sözleşme kapsamında talepleri olan doğrudan ifa ve tapu iptali tescil taleplerinin değerlendirilmesi, yukarıda yer verilen gerekçelerle hakkaniyetsiz sonuçların ortadan kalkması gerektiği açık olmakla, gerekli olması ve uygun görülmesi halinde temyiz mercii tarafından içtihat farklılıklarının giderilmesinin de sağlanması amacıyla,  davacıların asıl talepleri olan tapu iptali tescil talebi yönünden Mahkememizin görevli olmadığı anlaşılmakla, karşı görevsizlik kararı verilerek aşağıdaki şekilde hüküm tesis edilmesi gerekmiştir.<br>HÜKÜM: Ayrıntıları yukarıda açıklandığı üzere;<br>1-Davacı tarafından davalı aleyhine açılan davanın, davaya bakmaya mahkememiz görevli olmadığından HMK 114/1-c ve 115/2 maddeleri gereğince dava şartı noksanlığı nedeniyle Usulden Reddine,<br>2-Davaya bakmaya Büyükçekmece .... Asliye Hukuk  Mahkemesi'nin görevli ve yetkili olduğunun tespitine,<br>3-Mahkememizce verilen görevsizlik kararı karşı görevsizlik mahiyetinde olup, verilen kararın taraflarıca yasa yoluna başvurulmaksızın kesinleşmesi halinde dosyanın merci tayini için İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi .... Hukuk Dairesi'ne gönderilmesine,  masrafların davacı yanca karşılanmasına,<br>4-Yargılama giderlerinin görevli mahkemece değerlendirilmesine,<br>Dair;  tebliğden itibaren İKİ HAFTA içerisinde İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi tarafından incelenecek olan istinaf yolu açık olmak üzere karar verildi.07/04/2026<br><br><br>Katip ...<br>  e-imzalıdır<br> <br> <br>Hakim ...<br> e-imzalıdır <br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"0a5f570e5d402e36","SID":"eca4c1158ee9c06f"}}