{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">    T.C. DİYARBAKIR BAM   11. HUKUK DAİRESİ                       Esas-Karar No   2024/967 - 2026/403<br>T.C.<br>DİYARBAKIR<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>  11. HUKUK DAİRESİ<br><br><br>DOSYA NO\t: 2024/967 <br>KARAR NO\t: 2026/403<br><br><br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A <br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ  K A R A R I<br><br><br><br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t:\tDİYARBAKIR ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>DAVANIN KONUSU\t:   Tazminat <br><br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>KARAR TARİHİ\t:\t02/04/2026<br>KARAR YAZIM TARİHİ\t:\t02/04/2026<br><br><br>Taraflar arasında görülen davada Mahkemece davanın kabulüne dair verilen kararın istinaf incelemesi davalı vekili tarafından istenmiş, 6100 sayılı HMK’nın 353. maddesi gereğince tetkikatın evrak üzerinde yapılmasına karar verildikten ve istinaf dilekçesinin süresi içinde verildiği anlaşılmış olmakla, dava dosyası için düzenlenen rapor ile istinaf sebepleri dinlendikten ve yine dosya içerisindeki dilekçe, layihalar, duruşma tutanakları, tüm belgeler okunup incelendikten sonra, gereği görüşülüp düşünüldü:  <br><br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMALARININ ÖZETİ:<br>Davacı vekili; uzun yıllardır ....... ilinde faaliyet gösteren müvekkili Şirketin davalı bankanın ... Şubesinde taciri bir hesap açtığını ve yaptığı işlere ilişkin ödeme işlemlerinin çoğunun bu hesap üzerinden gerçekleştirdiğini, söz konusu hesaptan 09/03/2018 tarihinde müvekkilinin bilgi ve rızası dışında dava dışı ........adına kayıtlı kredi kartına 12.000,00 TL ve dava dışı .........adına 50.000,00 TL EFT yapıldığını, durumun farkedilmesi üzerine müvekkili tarafından aynı gün davalı bankaya başvurularak işlemlerin iptalinin istenildiğini, ancak davalı bankanın hareketsiz kaldığını, yine aynı gün müvekkilince  savcılığa şikayette bulunulduğunu ve Diyarbakır Cumhuriyet Başsavcılığının yetkisizlik kararı ile dosyanın Antalya Cumhuriyet Başsavcılığına gönderildiğini, soruşturma aşamasında davalı banka tarafından yapılan işlemlerin mobil bankacılık üzerinden müşteri numarası, şifre ve hesaba kayıtlı cep telefonuna gönderilen SMS doğrulaması ile yapıldığının,  gerçekleştirilen EFT işlemlerinde kullanılan IP/Port bilgisinin yabancı uyruklu ......adına kayıtlı ......numaralı hatta ait olduğunun bildirildiğini, soruşturma neticesinde açılan ceza davasının Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/275 Esas sayılı dosyası ile görülmeye başlandığını, müvekkili şirketin hesabından aynı gün içerisinde ardı ardına 50.000,00 TL ve 12.000,00 TL çekilmiş olmasına rağmen davalı banka tarafından hiç bir güvenlik önlemi alınmadığını ve müvekkili ile iletişime geçilmediğini, davalı bankanın güvenlik açığı nedeniyle müvekkilinin hesabından para çekilmesinde davalı bankanın kusurlu olduğunu ileri sürerek ve fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla 1.000,00 TL maddi tazminatın 15/06/2021 tarihinde işleyecek avans faizi ile davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 17/10/2022 tarihli dilekçesi ile talebini 62.000,00 TL olarak ıslah etmiştir. <br>Davalı davaya cevap vermemiştir.  <br><br>İLK DERECE MAHKEMESİ KARARININ ÖZETİ:<br>Mahkemece yapılan yargılama neticesinde; somut olayda davacıya ait paranın, davacı hesabından dava dışı kimliği belirli kişi adına hesaptan bir başka hesaba bankaya karşı gerçekleştirilen sahtecilik işlemi ile havale edildiği, bu durumun davalı bankayı aldığı mevduatı iade etme yükümlülüğünden kurtarmayacağı, dosya kapsamından, işlemlerde davacının üçüncü kişilerle el ve işbirliği ile veya başka şekilde kusurlu davrandığının kanıtlanmadığı, davalı banka tarafından, hesapta bulunan paranın güvenliğinin tam olarak sağlanamadığı, kötüniyetli kişilerin işlemlerine karşı korunamadığı, bu kişilerin eylem ve işlemlerine karşı koruyacak etkili mekanizmayı, güvenlik önlemlerini geliştirmediği, bu önlemleri kullanmayı, müşterileri için zorunlu hale getirmediğinin anlaşıldığı, davalı bankanın hesaptan çekilen tüm paradan sorumlu olduğunun kabul edildiği, dava konusu olayın aynı zamanda suç teşkil etmekle uzamış ceza zamanaşımına tabi olduğu ve davalının zamanaşımı itirazına itibar edilmediği, davalı Bankanın davacıya vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiği kanıtlanamadığından meydana gelen olaydan davalı bankanın sorumlu olduğu ve bu nedenle müterafik kusur indirimi de yapılmadığı, taraflar tacir olmakla ticari faize karar verildiği gerekçesiyle davanın kabulüne, 1.000,00 TL'nin dava tarihi olan 23/09/2021 tarihinden, 61.000,00 TL'nin  ıslah tarihi olan 17/10/2022 tarihinden itibaren hesaplanacak ticari faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine karar verilmiştir. <br>Karara karşı, davalı vekili tarafından  istinaf kanun yoluna başvurulmuştur.<br><br><br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ:<br>İstinaf kanun yoluna başvuran davalı vekili;  dava konusu işlemlerin davacının kendisine ait müşteri numarası/kart numarası ve cep telefonuna gönderilen tek kullanımlık SMS şifre bilgilerinin doğru olarak girilmesi sonucunda internet bankacılığı şubesi aracılığı ile gerçekleştirildiğini, davacının kendi kusurlu eylemi gerçekleşen zararından müvekkili bankanın sorumlu tutulamayacağını, müvekkili bankanın Bankaların Bilgi Sistemleri Ve Elektronik Bankacılık Hizmetleri Hakkında Yönetmeliğin \"Kimlik Doğrulama ve İşlem Güvenliği\" başlıklı 34. maddesi uyarınca kendisine yüklenen tüm güvenlik kontrollerini gerçekleştirdiğini, Mahkemece müvekkil bankanın davacıya ait bilgileri davacının vermiş olduğu şifre ve parolanın davacının kusuru ile ele geçirildiğini kanıtlayamadığı kabul edilmiş ise de, müvekkil bankanın söz konusu işlemler esnasında davacıya gerekli SMS bildirimlerini yaptığını, ayrıca söz konusu hesaba, işlemin gerçekleştiği tarihte güvenlik amaçlı bloke işlemi uyguladığını, bu hususun ispatı amacıyla davacı şirket yetkilisi ......'e ait 09/03/2018 tarihli diyalog ses kayıtlarının dosyaya celp edilmesi talep edildiğini, ancak Mahkemece diyalog ses kayıtlarının dosya arasına alınmadığı, söz konusu kayıtların incelenmesi durumunda, davacının kendi kusuru ve rızasıyla kendisine ait müşteri numarası/kart numarası ve cep telefonuna gönderilen tek kullanımlık SMS şifre bilgilerini paylaştığının ve davacının kusurlu olduğu olduğunun anlaşılacağını, mahkemece hükme esas alınan bilirkişi heyet raporunda davacının yükümlülük ve sorumluluklarına değinilmediğini,  davacının internat bankacılığı yoluyla yapacağı işlemleri miktar ya da zaman bakımından kısıtlama imkanına sahip olduğu gibi işlemlerin, haftanın belirli gün veya saatlerinde belli bir miktarla sınırlı olmasını, yapacağı işlemlere bilgi ve onay verilmesini, cep telefonu gibi araçlarla kendisinden istenmesini müvekkili bankadan talep edebileceğini, ayrıca davacının IP kısıtlaması yapmak suretiyle internet şubesine bağlanılan IP ya da IP aralıklarını tanımlayıp, tanımsız IP ya da IP aralıklarından internet şubesine girişini engelleyebileceğini, ceza yargılaması sonunda tesis edilecek hüküm ile davacının diğer sanıkların eylemleri ile ilgili olarak bağlantısı bulunduğuna dair bir maddi vakıa tespiti yer aldığı takdirde bu maddi olgunun tespitinin hukuk hâkimini bağlayacağını ve ceza mahkemesi kararının bekletici mesele yapılması gerektiğini, dava konusu işlemlerde davacının korumakla yükümlü olduğu bilgileri üçüncü şahıslar ile paylaşmış olması nedeniyle müvekkil bankanın herhangi bir yükümlülüğü ve kusurunun bulunmadığını, müvekkil bankanın kusurlu olduğu varsayılsa dahi müterafik kusur değerlendirilmesi yapılamayarak kusurun tamamının müvekkil bankaya yükletilmesinin de haksız olduğunu beyan ederek kararın kaldırılması talebiyle istinaf isteminde bulunmuştur.<br><br>DELİLLERİN DEĞERLENDİRİLMESİ, HUKUKİ SEBEPLER VE GEREKÇE:<br>6100 sayılı HMK'nın 355. maddesi uyarınca, istinaf sebepleri ve kamu düzeni ile sınırlı olarak yapılan istinaf incelemesi sonunda;<br>Dava, bankacılık işlemlerinden kaynaklanan tazminat istemine ilişkindir. <br>Dosya kapsamından; davacı Şirketin davalı Banka ....... Şubesi nezdindeki hesabından 09/03/3018 tarihinde 10.44'de dava dışı ...adına kayıtlı kredi kartına 50.000,00 TL ve 10.46'da dava dışı ...adına kayıtlı kredi kartına 12.000,00 TL aktarıldığı, söz konusu işlemlerin mobil şube üzerinden yapıldığı, log kayıtlarına göre işlemlerin yapıldığı telefon numarasının yabancı uyruklu şahıs adına kayıtlı 0 537 943 23 54 olduğu, olay ile ilgili olarak yürütülen soruşturma neticesinde düzenlenen iddianame ile açılan ceza davasının yargılamasının Antalya 25. Asliye Ceza Mahkemesinin 2021/275 Esas sayılı dosyası ile devam ettiği, davacı tarafından rızası dışında gerçekleştirilen işlemler nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemi ile eldeki davanın açıldığı anlaşılmaktadır. <br>6098 sayılı TBK m. 115/3 hükmünde aynen \"Uzmanlığı gerektiren bir hizmet, meslek veya sanat, ancak kanun ya da yetkili makamlar tarafından verilen izinle yürütülebiliyorsa, borçlunun hafif kusurundan sorumlu olmayacağına ilişkin önceden yapılan anlaşma kesin olarak hükümsüzdür.\" düzenlemesi yer almaktadır. <br>5411 Sayılı Bankacılık Kanunu m. 61 hükmü \"4721 sayılı Türk Medeni Kanununun rehinlere ve hapis hakkına, 818 sayılı Borçlar Kanununun alacağın devir ve temlikine, takasa dair hükümleri ile diğer kanunların verdiği yetkiler ve koyduğu yükümlülükler saklı kalmak şartıyla mevduat ve katılım fonu sahiplerine ödenmesi gereken tutarları geri alma hakları hiçbir suretle sınırlandırılamaz. Mevduat veya katılma hesabı sahipleri ile kredi kuruluşları arasında vade ve ihbar süresi hakkında kararlaştırılan şartlar saklıdır.\" şeklindedir. (4491 sayılı Kanun ile değişik mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu m. 10/3 hükmü de aynı yöndedir.)<br>Yukarıdaki mevzuat hükümleri birlikte değerlendirildiğinde; bir güven kurumu olarak, basiretli tacir gibi davranması gereken bankalar, 6098 sayılı TBK m. 115/3 (mülga 818 sayılı  BK m. 99/2) hükmü uyarınca objektif özen yükümlülüğünün yerine getirilmemesinden kaynaklanan hafif kusurlarından dahi sorumlu olup, banka olmaları nedeniyle de diğer tacirlere nazaran daha yüksek özen borcu altındadırlar. <br>Yine yukarıda anılan 5411 sayılı Bankacılık Kanunu m. 61 (mülga 4389 sayılı Bankalar Kanunu m. 10/3) hükmü uyarınca bankalar kendilerine yatırılan paraları mudilere istendiğinde veya belli bir vadede ayni veya misli olarak iade etmekle yükümlüdür. <br>6098 sayılı TBK m. 386 ve m. 387 (mülga 818 sayılı BK m. 306  ve 307) hükümleri uyarınca ödünç alan, akdin sonunda ödünç verilen parayı eğer kararlaştırılmışsa faizi ile iadeye mecburdur. Yine 6098 Sayılı TBK m. 570 hükmü \"Misli şeylerin saklanması\" başlıklı olup, m. 570/1 uyarınca saklayanın kendisine bırakılan parayı aynen geri vermek zorunda olmaksızın mislen geri vermesi açıkça veya örtülü olarak kararlaştırılmışsa, o paranın yararı ve hasarı kendisine ait olur. Yine aynı nitelikteki mülga 818 sayılı BK'nın 472 hükmü \"Usulsüz Tevdi\" başlıklı olup, m. 472/1'e göre, usulsüz tevdide paranın nef’i ve hasarı mutlak şekilde saklayana geçtiği için, ayrıca açıklamaya gerek kalmadan saklayan bu parayı kendi yararına kullanabilir. <br>Buna göre, usulsüz işlemle çekilen paralar aslında doğrudan doğruya bankanın zararı niteliğinde olup, mevduat sahibinin bankaya karşı alacağı aynen devam etmektedir. Usulsüz işlemlerin gerçekleşmesinde ispatlandığı takdirde mevduat sahibinin müterafık kusurundan söz edilebilir ve banka bu kusur oranı üzerinden hesap sahibinin alacağından mahsup talebinde bulunabilir. (Bkz. Yargıtay 11. Hukuk Dairesinin 11/09/2019 tarihli ve 2017/4888 E., 2019/2015 K.;  22701/2015 tarihli ve 2014/44370 E., 2015/855 K. sayılı ilamları). Bu nedenlerle davacının davalıya husumet yöneltmesinde usul ve yasaya aykırılık bulunmadığı gibi davayı açmakta da hukuki yararı vardır. <br>Yukarıda da ifade edildiği üzere; bankalar, özel yasa ile kurulan ve kendilerine alanlarında çeşitli imtiyazlar tanınan, topladıkları mevduatı sahteciliklere karşı özenle korumak zorunda olan kuruluşlar olup, sahip oldukları bu vasıfları sebebiyle bankacılık işlemlerinin güvenilen tarafı konumundadırlar. Bu durum, bankaların bir güven kurumu olarak kabul edilmesini ve bankanın sorumluluğunun özel güven sebebiyle ağırlaştırılmasını gerektirir. Yine 6102 sayılı TTK'nın 18/2 maddesi gereğince, tacirin, ticaretine ait bütün faaliyetlerinde basiretli iş adamı gibi hareket etmesi lazımdır. Nitekim, bankaların, tacir olarak bütün işlemlerinde basiretli davranma yükümlülüğü herhangi bir tacirden farklıdır. Bu sebeple bankalardan beklenen basiret ölçüsü ve özen yükümlüğü şüphesiz daha ağırdır. Özellikle bankaların internet bankacılığı hizmeti vermeye başladıkları andan itibaren özen yükümlülüğünün daha da arttığının kabul edilmesi gerekmektedir.<br>Mahkemece talimat mahkemesi aracılığıyla alınan bilirkişi heyet raporunda; davacının güvenliğinden sorumlu olduğu bilgi, şifre ve parolaları kendi isteği ile kimse ile paylaşmadığı, şüpheli işlemlerden haberdar olur olmaz banka yetkililerine bildirdiği, dava konusu işlemler üçüncü kişilerce gerçekleştirilmişse davacının TCKN ve parolasını dolandırıcılar tarafından hazırlanan sahte bir siteye girdiği veya kendisini arayan dolandırıcılar ile paylaşarak onların eline geçmesine neden olduğu ve bu bilgiler kullanılarak internet bankacılığına giriş yapmak isteyen dolandırıcıların internet bankalığına girişlerini onayladığı, bu açıdan bilgilerinin gizliliğini sağlayamayan davacının zararından kusuru oranında sorumlu olması gerektiği, davalının ise dava konusu iki havale işlemi için onay süreci işletmemesi ve işlemler hakkında davacıya bilgi vermemesi, farklı telefon hattından giriş yapılmasına rağmen davalı bankanın herhangi bir aksiyon almaması nedeniyle güvenlik zaafiyetine neden olduğu ve kusuru oranında sorumlu tutulması gerektiği yönünde görüş bildirilmiştir. <br>Mahkemece söz konusu bilirkişi heyet raporu hükme esas alınmak suretiyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de, bilirkişi raporu içeriğinde davacnın bilgi, şifre ve parolaları kendi isteği ile kimse ile paylaşmadığının belirtildiği, sonuç kısminde ise bilgilerinin gizliliğini sağlayamayan davacının zararından kusuru oranında sorumlu olması gerektiğinin belirtildiği, bu hali ile raporun kendi içinde çelişkili olduğu, davacının bilgilerinin üçüncü kişilerce ne şekilde ele geçirildiğinin raporda irdelenmediği ve bu hali ile hüküm kurmaya elverişli olmadığı anlaşılmaktadır. <br>Güven kurumu olan ve basiretli davranma yükümlülüğü bulunan bankalar, topladıkları mevduatı sahtecilere karşı özenle korumak zorunda olduklarından ve objektif özen borcu altında olan bankaların hafif kusurlarından dahi sorumlu olacaklarına dikkat edilerek, davalı bankanın alabileceği önlemler ve ek koruma mekanizmaları, bunları müşterileri için zorunlu tutma konusundaki tavrı, müşterinin kayıtlı cep telefonunun kötüniyetli şahıslarca ele geçirilmesi ihtimalinde ek iletişim yolu tedbiri vs. hususlar irdelenip, mahkemece, konu ile ilgili ceza dava dosyalarının içerik ve sonuçları da incelenip, davacıya yapılan ceza dosyasındaki sanıklarca yapılan herhangi bir ödeme iadesi olup olmadığı ve ilgili tüm belgeler de dosya kapsamına alınarak, davacıya atfı kabil bir kusur bulunması halinde müterafik kusur değerlendirmesi de yapılarak, anılan ilkeler ışığında konusunda uzman  bir bilişim uzmanı ve bankacı bilirkişi heyetinden, somut verilere dayalı ve dayanak belgeleriyle açıklanmak suretiyle hüküm kurmaya ve denetime elverişli rapor alınarak sonucuna göre bir karar verilmesi için ilk derece mahkemesi  kararının  kaldırılması gerekmiştir.<br>Açıklanan nedenlerle; ceza yargılama dosyasının en son halinin dosyaya celbinin sağlanarak mahkemece, 3. kişinin davacının bilgilerini ne şekilde ele geçirdiği, sisteme nasıl girdiği, davacının bu hususta müterafık kusurunun bulunup bulunmadığı, Yargıtay HGK'nın 2017/11-2224 E., 2018/1753 K. sayılı kararında açıklandığı şekilde davalı bankanın olayın gerçekleştiği tarih itibariyle internet bankacılığı sisteminde, o dönem sektörde kullanılmakta olan tüm gerekli tedbirleri alıp almadığı, olay tarihinde yürürlükte bulunan Bankacılık Düzenleme ve Denetleme Kurumunun (BDDK) tebliğleri de gözetilerek o dönem sektörde kullanılmakta olan güvenlik tedbirlerinin neler olduğu, davalı bankanın gerekli güvenlik tedbirlerini alıp almadığı, davacının kusurunun zararın meydana gelmesinde ne derece etkili olduğunun araştırılıp tarafların kusur durumunun belirlenmesi ve bu doğrultuda dava konusu uyuşmazlıkta uzmanlığı bulunan ve 6754 sayılı Kanun uyarınca bölge bilirkişilik listesinde kayıtlı bankacı ve bilişim uzmanından oluşan bilirkişi heyetinden rapor alınmak suretiyle müşterinin internet dolandırıcılığı eyleminin işlenmesinde ve kişisel bilgilerinin kötü niyetli üçüncü kişilerin eline geçmesinde kusuru, bankanın mevzuat gereği almak yükümlü olduğu tedbirlerin ayrıntılı olarak açıklanmak suretiyle somut tespitler ile bu güvenlik önlemlerini alıp almadığı değerlendirilerek hâsıl olacak sonuca göre bir karar verilmesi gerekmektedir.<br>Yukarıda anılan gerekçelerle, 7251 sayılı Kanun'un 35. maddesi ile değişik 6100 sayılı HMK'nın 353 maddesi gereğince, mahkemece uyuşmazlığın çözümünde etkili olabilecek ölçüde önemli delillerin toplanmamış olması nedeniyle, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile; ilk derece mahkemesi kararının 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a-6 hükmü uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde araştırma ve inceleme yapılması sonucuna göre karar verilmek üzere dosyanın mahkemesine gönderilmesine dair aşağıdaki hüküm kurulmuştur.<br><br>H Ü K Ü M : Gerekçesi yukarıda açıklandığı üzere:<br>    1-)\tDavalı vekilinin istinaf isteminin KABULÜNE, İlk Derece Mahkemesinin yukarıda anılan kararının 6100 sayılı HMK m. 353(1)-a-6 uyarınca KALDIRILMASINA,<br>2-) Gerekçede belirtilen eksikliklerin giderilmesi amacıyla davanın yeniden görülmesi için dosyanın İlk Derece Mahkemesine GÖNDERİLMESİNE,<br>3-) 492 sayılı Harçlar Kanunu’na ekli (1) sayılı tarife gereğince, peşin alınan istinaf karar ve ilam harcının yatırana İADESİNE,<br>4-) İstinaf kanun yoluna başvuran davalı tarafından yapılan istinaf yargılama giderlerinin İlk Derece Mahkemesince hükümle birlikte DEĞERLENDİRİLMESİNE,<br>5-) İstinaf incelemesi duruşma açılmadan yapıldığından vekalet ücreti takdirine YER OLMADIĞINA,<br>6-)  Kararın niteliğine göre, 2004 sayılı İİK’nın 36/5. maddesi uyarınca, Diyarbakır 1.İcra Hukuk Mahkemesinin 2023/143 D.İş, sayılı icranın geri bırakılması kararı uyarınca teminat olarak  Diyarbakır İcra Dairesinin 2023/9734 E. sayılı icra dosyasına sunulan  TC Ziraat Bankası / Diyarbakır şubesine ait 02/02/2023 tarihli, 8500KRTM230000217 numaralı, 99.294,96 TL tutarlı teminat mektubunun icra dosyasına depo edene İADESİNE,<br>7-) 6100 sayılı HMK'nın 7035 sayılı Kanun ile değişik m. 359(4) maddesi uyarınca Dairemiz kararının İlk Derece Mahkemesince taraflara TEBLİĞİNE,<br>dosya üzerinden yapılan inceleme sonucunda, 6100 sayılı HMK'nın m. 353(1)-a ve 362(1)-g hükümleri gereğince KESİN olmak üzere oy birliği ile karar verildi. 02/04/2026<br>\t\t\t<br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"f00e0ba05aed32d9","SID":"22db6582596bbe4b"}}