{"data":"<html><head><meta http-equiv=\"Content-Type\" content=\"text/html; charset=UTF-8\"></head> <body leftmargin=\"25\" topmargin=\"20\" font face=\"Verdana\" size=\"2\"><p align=\"justify\"><font face=\"Verdana\" size=\"2\">T.C.<br>İSTANBUL<br>BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ<br>13. HUKUK DAİRESİ<br>DOSYA NO: 2023/1641 Esas<br>KARAR NO: 2026/625 Karar<br>T Ü R K  M İ L L E T İ  A D I N A<br>B Ö L G E  A D L İ Y E  M A H K E M E S İ   K A R A R I<br>İNCELENEN KARARIN<br>MAHKEMESİ\t: BAKIRKÖY 2. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ<br>NUMARASI: 2022/514 Esas-  2023/460 Karar<br>TARİH: 09/05/2023<br>DAVA: İtirazın İptali (Ticari Satımdan Kaynaklanan)<br>KARAR TARİHİ: 02/04/2026<br>İlk derece Mahkemesinde yapılan inceleme sonucunda verilen karara karşı istinaf kanun yoluna başvurulmuş olmakla dava dosyası incelendi:<br>TARAFLARIN İDDİA VE SAVUNMASININ ÖZETİ: <br>Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Davalı tarafından  ..... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası kapsamında tebliğ edilen ödeme emrine karşı süresi içerisinde yapılan itiraz üzerine İcra Müdürlüğü tarafından takibin durdurulmasına karar verilmiş, söz konusu karar üzerine taraflarınca zorunlu ticari arabuluculuk için başvuru yapılmış olduğunu, yapılan arabuluculuk toplantısında anlaşma sağlanamadığını, davalı tarafın İcra Müdürlüğü’ne yapmış olduğu itirazın haksız ve kötü niyetli olduğunu,  müvekkili ile davalı taraf arasında ... maske kutusu  satımı yapmış faturalarını kesmiş davalı tarafa göndermiş olduğunu, taraflar arasında toplamda 958.307,85 TL  cari hesap oluştuğunu, davalı tarafın  600.000 TL ödeme yapmış ancak geri kalan ödemeyi  defalaca talep etmelerine rağmen ödememiş olduğunu,  davalı tarafa kesip göndermiş oldukları faturaların içeriğine de itiraz yapılmamış  olduğu -nu, bu nedenle davalının temmerrüd ihtarı olmadığından bahisle  faize ilişkin itirazının da kanuna aykırı olduğunu, zira fatura üzerinde ödeme gününün açıkça belirtilmiş olduğunu, vadesi belli olan bir alacak için ayrıca temerrüd ihtarına gerek olmadığını, davalı taraf tüm ihtarlarına rağmen borcunu ödememiş olduğundan dolayı kendisi hakkında .... İcra Müdürlüğü'nün ...Esas sayılı dosyası kapsamında takibe geçilmiş olup; davalı tarafından ödeme emrine haksız ve kötü niyetli olarak itiraz edilmiş olduğunu, alacağın likit alacak olduğunu, davalının kaçma şüphesi şirketi üzerindeki aktif mal varlığını devretme şüphesi bulunmasından dolayı davalı hakkında ihtiyati haciz kararının verilmesini talep ettiklerini, davalının maske üretimi yapmakta olduğunu, pandemi döneminin sonuna gelinmesi ve maske takma zorunluluğunun kalkması nedeniyle davalının maske üretimini kapatması ve bu nedenle ticari faaliyetine son vermesi ihtimalinin çok yüksek olduğunu, bu nedenle telafisi mümkün olmayan zararların ortaya çıkması ve müvekkilinin alacağını elde edememe ihtimalinin çok yüksek olduğunu beyanla; davalı hakkında İhtiyati haciz kararı verilmesini, davanın kabulüne, itirazın iptaline ve takibin devamına, asıl alacağın %20 sinden aşağı olmamak üzere davalı aleyhine icra inkar tazminatına hükmedilerek davalıdan alınıp davacıya verilmesine, her türlü yargılama gideri, harç ve vekalet ücretinin davalı taraf üzerine bırakılmasına karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı şirkete usulüne uygun tebligat yapıldığı, ancak davaya cevap verilmediği görülmüştür. <br>İLK DERECE MAHKEMESİNİN KARARININ ÖZETİ:<br>İlk Derece Mahkemesi 09/05/2023 tarih ve 2022/514 Esas-  2023/460 Karar sayılı kararında;\"....Tüm dosya kapsamının birlikte değerlendirilmesinde;  davacı tarafın faturaya dayalı olarak takip talebinde bulunduğu, buna göre taraflar arasında ticari ilişki  bulunup bulunmadığı, bulunmakta ise davacının, davalıdan alacaklı olup olmadığı, alacaklı ise miktarının ne kadar olduğu, varsa yapılan ödemeler, ödeme konusundaki tarafların beyan ve itirazları nazara alındığında davacının alacağının kalıp kalmadığı  husus-larının tespiti için bilirkişi incelemesi yapılmasına karar verilmiş olduğu,  bilirkişi ücretinin yapılması için davacı vekiline kesin süre verilerek kesin sürenin sonuçları ihtar edilmiş olmasına rağmen süresinde ve hatta inceleme tarihine kadar bilirkişi ücreti  yatırılma-mış olduğu anlaşılmıştır. Gerekli ihtaratın yapılmasına rağmen süresinde ücretin yatırılmamış olması nedeni ile davacı bilirkişi deliline başvurmaktan vazgeçmiş sayılmıştır. Davacı dava dilekçesinde yemin deliline dayanmış olduğundan yemin teklifi için süre verilmiş ise de yemin teklifinde bulunulmayacağı beyan edilmiştir. Buna göre dosyaya sunulan bilgi ve belgelerden davacı alacaklı olduğunu ispatlayamadığından açılan davanın ispat edilememiş olması nedeni ile reddine karar verilerek aşağıdaki şekilde hüküm kurulmuştur...\"gerekçesi ile, ''Açılan davanın REDDİNE,'' karar verilmiş ve karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuştur.  <br>İLERİ SÜRÜLEN İSTİNAF SEBEPLERİ: <br>Davacı vekili istinaf dilekçesinde özetle; davacının davalı tarafa ... maske kutusu satımı yapmış faturalarını kestiğini ve davalı tarafa gönderdiğini, bu ticarete bağlı olarak taraflar arasında toplamda 958.307,85 TL cari hesap oluştuğunu, davalı tarafın 600.000 TL ödeme yaptığını ancak geri kalan ödemeyi  defalaca talep edilmesine rağmen ödemediğini, dosyadaki delillerden görüleceği üzere; müvekkil şirketin davalı tarafa kestiği fatura, faturaya istinaden yapılan ödemeler ve kalan bakiye alacak kolaylıkla anlaşılabilir ve tespit edilir nitelikte olduğunu, bilirkişi ücretinin geç yatırılmış olsa da; alacağın kesin olarak görüldüğü ve davacı vekilinin bilirkişi ücreti yatırıldıktan sonra dosyanın bilirkişiye gönderilmesi talepleri hiçe sayılarak davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı,  hakkaniyetli bir karar olmadığını( Yargıtay Hukuk Genel Kurulu Esas: 2017/3179 Karar: 2021/806 K.T.: 22.06.2021), davacı şirketin alacaklı olduğunun gözler önünde olduğunu, ve davacı vekili tarafından yargılamanın uzamasına mahal vermeden bilirkişi ücretinin ödendiği göz önüne alındığında yerel mahkemenin kararının hatalı olduğunu ileri sürerek kararın kaldırılmasını talep etmiştir.<br>İSTİNAF SEBEPLERİNİN DEĞERLENDİRİLMESİ: <br>HMK'nın 355. maddesine göre istinaf incelemesi; istinaf dilekçesinde belirtilen sebeplerle sınırlı olarak ve kamu düzenine aykırılık görüldüğü takdirde ise resen gözetilmek suretiyle yapılmıştır. Dava; dava konusu icra takibi dayanağı faturalara konu malların davalıya teslim edilmesine rağmen fatura bedellerinin ödenmediği iddiasıyla alacağın tahsili için başlatılan icra takibine itirazın iptaline ve davacı lehine icra inkar tazminatına hükmedilmesine karar verilmesi talebine ilişkindir. Mahkemece yapılan yargılama sonucunda ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiş, karara karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulmuş -tur.  HMK'nın ''Delil İkamesi İçin Avans'' başlıklı 324. Maddesinde, (1) Taraflardan her biri ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorundadır. Taraflar birlikte aynı delilin ikamesini talep etmişlerse, gereken gideri yarı yarıya avans olarak öderler. 2) Taraflardan birisi avans yükümlülüğünü yerine getirmezse, diğer taraf bu avansı yatırabilir. Aksi hâlde talep olunan delilin ikamesinden vazgeçilmiş sayılır. (3) Tarafların üzerinde serbestçe tasarruf edemeyeceği dava ve işler hakkındaki hükümler saklıdır.\" hükmünün düzenlendiği, buna göre taraflardan her birinin ikamesini talep ettiği delil için mahkemece belirlenen avansı, verilen kesin süre içinde yatırmak zorunda olduğu, delil avansının yatırılmaması halinde, tarafın o delilin  ikamesin den vazgeçmiş sayılacağı düzenlenmiş olup, bu durumda mahkemenin davayı dosyada mevcut delil durumuna göre  değerlendire -rek karar vermesi gerekmektedir.HMK'nın 94. Maddesi, \"(1) Kanunun belirlediği süreler kesindir. (2) (Değişik fıkra: 22.07.2020 - 7251 S.K./6. md) Hâkim, tayin ettiği sürenin kesin olduğuna karar verebilir. Bu takdirde hâkim, tayin ettiği kesin süreye konu olan işlemi hiçbir duraksamaya yer vermeyecek şekilde açıklar ve süreye uyulmamasının hukuki sonuçlarını açıkça tutanağa geçirerek ihtar eder. Kesin olduğu belirtilmeyen süreyi geçirmiş olan taraf yeniden süre isteyebilir; bu şekilde verilecek ikinci süre kesindir ve  yeni -den süre verilemez. (3) Kesin süre içinde yapılması gereken işlemi, süresinde yapmayan tarafın, o işlemi yapma hakkı ortadan kalkar.\" hükmünü içermektedir. Bu hükümde belirtilen sonucun gerçekleşmesi için kesin süreye ilişkin ara kararı her türlü yanlış anlaşılmayı önleyecek biçimde açık ve eksiksiz yazılmalı, yapılacak işler teker teker belirtilmelidir. Bunun yanında verilen süre yeterli, emredilen işler, gerekli ve yapılabilir nitelik taşımalı, ayrıca hakim süreye uyulmamanın sonuçlarını açıkça anlatmalı, tarafları uyarmalıdır. Mahkemece 22/11/2022 tarihli ön inceleme duruşmasında tarafların ticari defter ve kayıtlarının 09/01/2023 tarihinde incelenmesi için gün belirlendiği ve davacı vekiline 1.200,00 TL bilirkişi ücretini yatırması için iki haftalık kesin süre verildiği, kesin süre içerisinde yatırılmadığı takdirde bilirkişi deliline dayanmaktan vazgeçmiş sayılacağının ihtar edildiği, davacı vekili tarafından bilirkişi ücretinin iki haftalık yasal süreden sonra 18/01/2023 tarihinde yatırıldığı, Mahkemece davacı vekiline yemin delilinin hatırlatıldığı ve bu hususta beyanda bulunmaması üzerine ispatlanamayan davanın reddine karar verildiği anlaşılmıştır. Ancak Mahkemece bilirkişi ücretinin yatırılmasına ilişkin ara karar tarihinde dahi dosyada davacı avansı olarak 360,50 TL avansın bulunduğu, Mahkemece takdir edilen bilirkişi ücretinden bu avansın mahsubu ile bakiye bilirkişi ücreti ve zorunlu masrafların miktarları ile birlikte ayrı ayrı belirtilerek avasın tamamlanmasına karar verilmesi gerekirken doğrudan 1.200,00 TL bilirkişi ücreti takdiri ile bu ücretin mahkeme veznesine depo edilmesine karar verilmesi HMK'nın 94/2 maddesine uygun olmadığından aynı maddenin üçüncü fıkrasında öngörülen sonucun gerçekleşmesi yasal olarak olanaklı olmadığı gibi, mevcut delil durumu değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmemesi de usul ve yasaya uygun olmadığından davacı vekilinin bu yöndeki istinaf sebebi yerinde görülmüştür. Sonuç olarak, davacının istinaf başvurusunun yukarıda belirtilen gerekçe ile kabulüne, ilk derece mahkemesi kararının 6100 Sayılı HMK'nın 353/1-a-6 maddeleri uyarınca kaldırılmasına, yukarıda belirtildiği şekilde dosyanın yargılamaya kaldığı yerden devam edilerek karar verilmek üzere İlk Derece Mahkemesine iadesine, davacının sair istinaf sebeplerinin bu aşamada incelenmesine yer olmadığına karar verilmiştir.<br>HÜKÜM : Yukarıda açıklanan nedenlerle; <br>1-Davacının istinaf başvurusunun KABULÜ ile; <br>Bakırköy ... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin ..../05/2023 tarih ve  2022. Esas ve 2023/.Karar sayılı kararının HMK'nın 353/1-a6 maddesi uyarınca KALDIRILMASINA, dosyanın mahkemesine İADESİNE,<br>2-Harçlar Kanunu gereğince istinaf eden tarafından yatırılan istinaf kanun yoluna başvurma harcının hazineye gelir kaydına, <br>3-İstinaf talep eden tarafından yatırılan istinaf karar harcının talep halinde davacıya iadesine, <br>4-İstinaf başvurusu için yapılan yargılama giderlerinin esas hükümle birlikte ilk derece mahkemesince yargılama giderleri içinde değerlendirilmesine, <br>5-Artan gider avansı bulunması ve talep halinde yatıran tarafa iadesine, <br>6-Kararın ilk derece mahkemesince taraflara tebliğe gönderilmesine, <br>  Dosya üzerinde yapılan inceleme sonucunda 02/04/2026 tarihinde HMK'nın 362/1-g maddesi gereğince kesin olarak oy birliği ile karar verildi.   <br><br><br>  <br><br></font></p></body></html>","metadata":{"FMTY":"SUCCESS","FMC":"ADALET_SUCCESS","FMTE":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","FMU":"İşlem başarıyla gerçekleştirildi!","PTID":null,"TID":"4b8a6e2e0f55e580","SID":"0b9f9019c96f8fa1"}}